Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Önder Karakartal
Önder Karakartal

Tanburî Cemil Bey: Sesi asırları aşan büyük usta

Bazı insanlar yaşadıkları dönemin sanatçısıdır; bazıları ise çağları aşarak bir medeniyetin hafızasına dönüşür. İşte Tanburî Cemil Bey de böylesine müstesna bir isimdir. Vefat yıl dönümünde onu anarken yalnızca büyük bir musikişinası değil, aynı zamanda Türk-İslam medeniyetinin zarafetini seslere nakşeden eşsiz bir dehayı da yad ediyoruz.

1873 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Tanburî Cemil Bey, kısa ömrüne sığdırdığı büyük sanat mirasıyla Türk musikisinin seyrini değiştirmiştir. Henüz 43 yaşındayken, 1916 yılında aramızdan ayrılmış olmasına rağmen, geride bıraktığı eserler ve icra anlayışı bugün hâlâ ulaşılması güç bir zirve olarak kabul edilmektedir.

O sadece tanbur çalan bir sanatçı değildi. Kemençe, lavta, viyolonsel ve yaylı tanbur gibi birçok sazı ustalıkla icra eden gerçek bir musiki dâhisiydi. Ancak onu diğer sanatçılardan ayıran en önemli özellik, her sazdan adeta ayrı bir ruh çıkarmasıydı. Parmakları teller üzerinde dolaşırken dinleyenler yalnızca bir ezgi değil; İstanbul’un sokaklarını, Boğaz’ın serinliğini, eski konakların huzurunu ve medeniyetimizin derin ruhunu hissederdi.

Tanburî Cemil Bey’in icrasında teknik hiçbir zaman gösteriş amacı taşımamıştır. O, notaları ruhun dili hâline getirmiştir. Makamların inceliklerini yalnızca öğretmekle kalmamış, onları yeniden yorumlayarak musikimize yeni ufuklar açmıştır. Bugün pek çok icracının onun taksimlerini hâlâ örnek alması bunun en açık göstergesidir.

Onun yaşadığı dönem, Osmanlı Devleti’nin en sancılı yıllarıydı. Siyasi ve toplumsal çalkantılar yaşanırken Tanburî Cemil Bey, musikinin insan ruhunu ayakta tutan en güçlü değerlerden biri olduğunu eserleriyle göstermiştir. Çünkü gerçek sanat, zamanın gürültüsüne teslim olmaz; insanın kalbine hitap eder. Onun nağmeleri de tam bir asırdır aynı incelikle gönüllere dokunmaktadır.

Bugün teknolojinin hızına kapılmış bir dünyada yaşıyoruz. Ne yazık ki derinlikten çok hızın, estetikten çok tüketimin öne çıktığı bir çağın içindeyiz. Böyle bir dönemde Tanburî Cemil Bey’i yeniden dinlemek, sadece bir musiki ziyafeti değil; aynı zamanda bir kültür ve medeniyet muhasebesidir. Çünkü onun eserlerinde sabır vardır, edep vardır, incelik vardır. Her taksim, dinleyeni kendi iç yolculuğuna davet eder.

Milletler büyük sanatçılarını yaşattıkları ölçüde kültürel hafızalarını koruyabilirler. Tanburî Cemil Bey de bu milletin ortak hafızasında her zaman müstesna bir yere sahip olacaktır. Onun bıraktığı mirası genç nesillere tanıtmak; konservatuvarlarda, kültür merkezlerinde ve eğitim kurumlarında daha fazla anlatmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Vefatının yıl dönümünde büyük üstadı rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz. Aradan geçen yıllar gösteriyor ki bazı sesler susmaz. Bazı nağmeler zamanın ötesine geçer. Tanburî Cemil Bey’in tanburundan yükselen o eşsiz ezgiler de dün olduğu gibi bugün ve yarın da bu toprakların ruhunu anlatmaya devam edecektir.

Ruhu şâd, makamı âli olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ
Masaüstü Reklam 2

SON İÇERİKLER

Gerçek Tarih Derneği