Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Önder Karakartal
Önder Karakartal

15 Temmuz gecesi: Milletin iradesi, devletin bekâsı

15 Temmuz 2016, Türk siyasi tarihinin en karanlık gecelerinden biri olduğu kadar, milletimizin iradesini ve devletine olan sadakatini bütün dünyaya gösterdiği en büyük imtihanlardan biri olarak hafızalara kazındı. O gece hedef yalnızca seçilmiş hükümet değildi; hedef, Türkiye Büyük Millet Meclisi, millî irade, anayasal düzen ve binlerce yıllık Türk devlet geleneğiydi.

O gece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir milletvekili danışmanı olarak görev yapıyordum. Saatler ilerledikçe yaşananların sıradan bir kalkışma olmadığı, doğrudan devletin bekâsını hedef alan hain bir darbe teşebbüsü olduğu açıkça görülüyordu. Meclis koridorlarında yaşanan telaşın yerini kısa sürede kararlılık aldı. Siyasi görüşleri farklı olan milletvekilleri, ortak bir vicdanda ve ortak bir hedefte birleşti: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve milletin iradesini korumak.

O gece TBMM, yalnızca bir yasama organı değil; milletin hür iradesinin sembolü olarak dimdik ayakta kaldı. Bombalar Meclis’i hedef aldı, ancak o bombalar milletimizin iradesini yıkamadı. Her patlamayla birlikte bir kez daha anlaşıldı ki devlet binaları zarar görebilir; fakat milletin hürriyet aşkı asla yıkılamaz.

Parlamento koridorlarında yaşanan her an, aslında tarihin yeniden yazıldığı anlardı. Korkunun yerini cesaret, belirsizliğin yerini görev şuuru almıştı. Herkes biliyordu ki o gece gösterilecek en küçük bir tereddüt bile gelecek nesillerin kaderini etkileyebilirdi. Bu nedenle milletvekilleri, danışmanlar, Meclis personeli ve güvenlik görevlileri, görevlerinin başında kalarak demokrasiye sahip çıktılar.

15 Temmuz, sadece bir darbe girişiminin engellendiği tarih değildir. Aynı zamanda Türk milletinin devletine olan bağlılığını, demokrasiye olan inancını ve bağımsız yaşama iradesini bütün dünyaya ilan ettiği gecedir. Sokaklara çıkan milyonlarca vatandaşımız ile devlet kurumlarında görev yapan binlerce kamu görevlisi aynı ruh etrafında kenetlenmiştir. O gece verilen mücadele, siyasi farklılıkların üzerinde, ortak vatan ve ortak devlet anlayışının zaferidir.

Türk devleti, tarihi boyunca nice badireler atlatmış, nice ihanetlerle karşılaşmış köklü bir devlettir. Ancak her defasında millet-devlet bütünleşmesi sayesinde bu sınavlardan güçlenerek çıkmayı başarmıştır. 15 Temmuz da bu kadim geleneğin en önemli örneklerinden biri olmuştur. Çünkü Türk devletinin gerçek gücü yalnızca silahında veya kurumlarında değil; milletinin sarsılmaz iradesinde saklıdır.

Bugün bizlere düşen görev, 15 Temmuz’u yalnızca yıldönümlerinde hatırlamak değil; millî birlik ve beraberliğimizi daima canlı tutmaktır. Devletin kurumlarını güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü korumak, demokrasiyi yaşatmak ve gelecek nesillere güçlü bir Türkiye bırakmak, o gece canını ortaya koyan şehitlerimize ve gazilerimize karşı en büyük sorumluluğumuzdur.

15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. O gece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tanıklık ettiğim kararlılık, bana bir kez daha şu hakikati göstermiştir: Türk milleti, söz konusu vatanı ve devleti olduğunda her türlü tehdidin karşısında tek yürek olmayı bilir.

Çünkü devlet ebed müddettir. Millet ise o devletin sarsılmaz temelidir. Bu iki büyük değeri hedef alan her ihanet girişimi, dün olduğu gibi bugün de yarın da aziz milletimizin ortak iradesi karşısında başarısız olmaya mahkûmdur. 16 Temmuz 2026

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ
Masaüstü Reklam 2

SON İÇERİKLER

Gerçek Tarih Derneği