Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Yapay zekâ beşerî bilimleri ortadan kaldırır mı?

Müslüm Işıklar yazdı: Beşerî bilimlerin içine edebiyat da giriyor. Son dönemlerde birçok alanda artan yapay zekâ kullanımına paralel, edebiyat dünyasında da bu alana kayış başladı.

Müslüm Işıklar yazdı: Beşerî bilimlerin içine edebiyat da giriyor. Son

Dünyanın şu andaki en büyük ekonomisine sahip ülkesi Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmi devlet ajansı Xinhua, 2021-2025 yılları arasındaki Eğitim Bakanlığı verilerini aktardı.  Habere göre Çin, 2021 yılından itibaren birçok lisans bölümünü kapattı.
21. asrın dünyadaki en önemli belirleyicilerinden olan bu Uzak Doğu ülkesi, öğrencilerinin istikbalde ne okuyabileceğine dair bazı değişiklikler yaparak yeni bir döneme girdi. Bu doğrultuda ülkedeki üniversitelerde 12.200 lisans programı iptal edildi. Bunun yerine 10.200 yeni program açıldı.

Ülkenin genel politikası, ekonomiye doğrudan getirisi olmayan bölümlerin kapatılıp getirisi olan bölümlerin açılması şeklinde değişti. Yani bir anlamda toplumsal ve beşerî bilimler[1], mesleki anlamda yavaş yavaş azaldı. Bu durum, sonraki nesillerde ekonomik olmayan, sadece hobi olan yönelimi de olumsuz etkileyebilir.

Haberin içeriğinde Çin’de dokuz üniversitenin, yeni nesil yapay zekayı gerçek ekonomiye entegre etme yönündeki ulusal çabaya paralel olarak programına yeni dallar eklediği de ifade ediliyor.

Buna paralel biçimde Şanghay Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, bu yıl ürün tasarımı programına öğrenci alımını durdurdu. Çin, bu hamlelerle yapay zekâ ve robotik kodlamaya yöneliyor. Bu durumun işsizliği azaltacağına inanılıyor.

Haberin içeriğinde işe alım platformu olarak bahsedilen Zhilian Zhaopin’in yapay zekâ ürün yöneticisi ilanlarının yıllık bazda %81 arttığını ifade ettiği, Maimai platformunun ise aynı rolde %369’luk bir artış kaydettiği bilgisinden bahsediliyor.

YAPAY ZEKÂ-EDEBİYAT İLİŞKİSİ

Yukarıda bahsedilen beşerî bilimlerin içine edebiyat da giriyor. Son dönemlerde birçok alanda artan yapay zekâ kullanımına paralel, edebiyat dünyasında da bu alana kayış başladı. Kimi, araştırması için teknolojinin bu yönünü işi kolaylaştırıcı olarak görürken kimisi de hiçbir yönüyle bu alana başvurmayarak klasik usulle yoluna devam edilmesi gerektiğini savunuyor. Klasikçilere göre; yazılan şiir, deneme, öykü, roman insanın içine doğduğu gibi kaleme alınmalı; bilimsel makaleler de geleneksel araştırma metotlarınca hazırlanmalıdır.

Bir güruh daha var ki onlar da neredeyse şiirim, yazım, öyküm diye sundukları şeyleri (Eserleri diyemeyeceğim) tamamen yapay zekaya yaptırarak sunuyorlar. Sözünü, hatta bestesini bile yapay zekaya yaptırıp duyuranlar da mevcut. Eldeki teknolojiyi ipliğinin gittiği yere kadar kullanmak gerekli mi? Öyle olması halinde nükleer, kimyasal vd. türlerdeki silahları da ‘madem üretildi, dünyadaki herkese tehdit olarak kullanalım’ demek usulen aynı kapsama girer mi?

Hayatımıza birkaç yıldan beri giren yapay zekâ, bu kısa sürede bile belki de binlerce kere tartışıldı. Daha da tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Edebiyat üstüne söylenecek olursa elbette insan üretiminin derlemesini bir çırpıda önümüze getiren bir mekanizma. Bu açıdan merak edilen hususla ilgili neredeyse tüm başlıklar derlenerek getiriliyor.

YAPAY ZEKALARA GÖRE YAPAY ZEKÂ-EDEBİYAT İLİŞKİSİ

Yerli veya yabancı birçok farklı yapay zekâ markaları söz konusu. Bunlardan bazılarına ‘yapay zekâ ve edebiyat ilişkisi nasıl olmalı?” sorusunu yönelterek bir de bu konunun esas kahramanlarının yorumunu öğrenmek istedim. İnanın bazı noktalarda kanlı canlı insanlardan daha adaletli yanıtlar verildi. Daha mantıklı demek istemiyorum, zira yazılımları zaten mantık üzerine inşa edilmiştir. Ancak adalet farklı bir durum.

Google’ın yapay zekâ markası Gemini bu soruya, yapay zekâ ve edebiyat ilişkisinin birbirinin yerine geçme şeklinde (İkame) olmaması gerektiğini, esas olması gerekenin simbiyotik bir ilişki olduğunu belirtti. Bir yapay zekâ olarak duruşunun, insan ruhunun ve deneyiminin biricikliğini taklit etmek değil; yazarın hayal gücünü besleyen, dilsel sınırları esneten ve edebi üretimi demokratikleştiren güçlü bir enstrüman olması gerektiğini söylüyor.  Gemini, anlam ve yaşantının insana ait olduğunu, kendisinin bir şeye etki etmeyen, değiştirmeyen katalizör olarak bulunduğunu, rolünün yazar tıkandığında ona kurgu yolları önermek ve tarihsel arka plan sunmak olduğunu belirtiyor.

ChatGPT’ye aynı soru sorulduğunda yapay zekânın edebiyatın yerine geçmemesi, onun edebiyatı zenginleştiren, ona yeni imkânlar sunan bir araç olması gerektiğini ileri sürüyor. Ona göre edebiyat, yalnızca metin üretmek değildir. İnsan deneyimi, hafıza, duygu, çelişki, tarih, kültür ve bireysel bakış açısının ifadesidir. Kendisinin yani yapay zekânın ise büyük miktarda metni analiz ederek dil kalıplarını öğrendiğini söylüyor.

Türk işi Kumru ise tam da Türk işi yanıt verdi. Olaya yaklaşımı bile edebiyatın merdiven altı üretimi gibiydi adeta. Ona göre bir yapay zekânın yazdığı romanlar belki daha şiirsel olabilir. Bir makinanın yazdığı ne kadar şiirsel olabilir ki? Gerçi çok iddialı olmamak da gerekiyor. Zira bugün için bizi ikna edemeyen yapay zekanın şiirselliği durumu, yarın ikna edici seviyeye de gelebilir mi? Büyük konuşmamakta yarar var ama umarım gelmez.

YAPAY ZEKANIN HAYATIMIZI YÖNETTİĞİ GERÇEĞİ

Yapay zekanın hayatı kolaylaştıracağı noktalar teknolojik alanlarla ilgili olursa hem ülkeye hem de dünyaya doğrudan katkılar sunabilir. Tabii ki tıpkı İran’a ABD ve İsrail tarafından uygulanan nükleer silah üretmeme baskısı gibi, kendisi savaş teknolojisinde kullanıp karşıdakine tahakküm uygularsa bu yöntemin de doğruluğu ve ahlakiliği tartışılır. Ancak tıp teknolojisinin ilerlemesine katkı sunacaksa ve insanlığın, hatta diğer canlıların hayatına olumlu dokunacaksa bu müspet gelişmeye kimse ‘yok’ demez.

Fakat insanın içinden gelen duyguların aktarım alanı olan edebiyat, felsefe gibi alanlarda deneme, şiir, roman, makale türü eserler üretmek için suya sabuna dokunmadan doğruca kullanmak, kandırmacadan başka bir şey değildir. Yapay zekaya hissi konularda üretim yaptırmak, doğal zekayı ve saf duyguları devre dışı bırakmaktır.

Gerçi biz ne konuşursak konuşalım kontrol mekanizmasının işlemediği düzenlerde bu kandırmaca da var olacaktır. Bu tartışma da hem ülkemizde hem de dünyada sürecektir. Ta ki yeni bir teknoloji gelip yapay zekayı gölgesinde bırakana kadar. O zaman da o teknoloji tartışmanın gündemine alınacaktır. Tıpkı geçmişte radyo, televizyon, tuşlu cep telefonu, akıllı cep telefonu, tablet kullanımında olduğu gibi insanlık aynı dilemmayı yaşıyor.

Bu devr-i daim, her yeni teknolojik ürünün ortaya çıkmasında olagelmiş ve süregitmiştir. Her ne olursa olsun şunu unutmamalı ki duygular tarih boyunca insanda aynıdır. Bundan 5 bin sene önce de günümüzde de hisler farklı değildir. Değişen sadece teknolojinin kendisi ve kullanımıdır. Dolayısıyla yürekten gelen duygulara her zaman ihtiyaç vardır.

muslumisiklar@gmail.com

[1] Beşerî Bilimler: Edebiyat, tarih, felsefe, din, dil, görsel sanatlar, performans sanatları, antropoloji, iletişim ve genel olarak kültürel çalışmaları kapsamına alan dallardır.