<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Oct 2026 18:37:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsrail edebiyatı: Siyonizmin kan mürekkebi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/israil-edebiyati-siyonizmin-kan-murekkebi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/israil-edebiyati-siyonizmin-kan-murekkebi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 18:36:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Glock]]></category>
		<category><![CDATA[almanca]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[David Ben-Gurion]]></category>
		<category><![CDATA[dost kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[exodus]]></category>
		<category><![CDATA[filistin edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ibranice]]></category>
		<category><![CDATA[ibranice edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[israil edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Twain]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[siyonist edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Tel Aviv]]></category>
		<category><![CDATA[tel aviv roman]]></category>
		<category><![CDATA[Theodor Herzl]]></category>
		<category><![CDATA[Yafa]]></category>
		<category><![CDATA[yahudi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11615</guid>

					<description><![CDATA[Dr. Yasin Koç yazdı: Tel Aviv'in adı bir romandan gelir. Siyasete gazetecilik ve tiyatrodan gelen Theodor Herzl, 1902'de Filistin'de kurulmuş ütopik bir Yahudi toplumunu anlatan Altneuland (Eski-Yeni Ülke) romanını Almanca kaleme aldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kitaplıklar, sadece kitapları koyduğunuz yer değildir. Hangi yazar veya eserin kendiliğinden görüneceğini, hangisinin ancak aranırsa bulunacağını da söyler.</p>
<p>Kitaplıklarımız bizim zihin haritamızı da ortaya koyar.</p>
<p>Bana göre bir entellektüelin gerçek kimliğini kitaplığındaki nizam ortaya koyar.</p>
<p>Şiiri seven birinin kitaplığında şiir kitapları ve poetic kitaplar en üstte en görünür yerdedir.</p>
<p>Marksist birinin kitaplığında ise sosyalizmle ilgili kitaplar..</p>
<p>Bu böyle sürüp gider.</p>
<p>Neyse.</p>
<p>Dost, Kızılay&#8217;ın ortasında, başkentin ayakta kalmış en eski kitabevlerinden biri. Böyle bir kitapçıda etiket masum değildir. &#8220;İsrail edebiyatı&#8221; yazan bir bölme, edebiyatı tasnif etmez sadece; katliam ve gözyaşıyla özdeşleşmiş bir devletin adını göz hizasına çıkarır aynı zamanda.</p>
<p>Kitabevinin hakkını teslim etmek lazım, internet sitesinde hem İsrail hem Filistin edebiyatı için ayrı sayfalar var. Ancak Kızılay&#8217;daki mağazada Filistin edebiyatına ayrılmış bir raf görmedim. Belki benim gözümden kaçtı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11581" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/israil-edebiyati-dost-kitabevi-ankara.jpg" alt="" width="850" height="634" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/israil-edebiyati-dost-kitabevi-ankara.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/israil-edebiyati-dost-kitabevi-ankara-540x403.jpg 540w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p><em><strong>Dost Kitabevi, Kızılay Ankara.</strong></em></p>
<p>Biri duruyor. Öteki, varsa bile, bulunmayı bekliyor.</p>
<p>Kitabevinin “İsrail Edebiyatı” rafı, özellikle sosyal medyada çok tepki çekti. Cevaplar da tanıdıktı: İsrail edebiyatı vardır, İbranice köklü bir dildir, o rafta duran yazarların çoğu savaşın savunucusu değildir. Bunlar doğru olabilir. Ama itirazın konusu edebiyat değil; BM raporlarına geçen ölüm ve yıkım sürerken bir devletin adının göz hizasına çıkması.  &#8220;İsrail edebiyatı&#8221; etiketinin bir devlete kültürel meşruiyet kazandırması ve bu edebiyatın o devletin haritasıyla kurduğu ilişkinin sorulmaması. Rafta olanla olmayan arasındaki fark, bu yazının anlattığı haritadaki farka benziyor.</p>
<p>Bir halkın adı nerede kendiliğinden görünür, nerede onu bulmak için aramak gerekir? Raflar bu soruya sessizce bir cevap veriyor. Cevap, kitapların arasında değil; etiketlerin duruşunda. Onun katliamını, binlerce çocuğu, sivili katletmesine rağmen edebiyat denilerek gözümüze sokulmasında.</p>
<p>Bir toprağın adını değiştirmek için iki şeye ihtiyaç vardır: yeni adları yazan bir harita ve o haritayı sorgusuz okuyacak bir halk. Filistin&#8217;de haritayı siyonistler çizdi.</p>
<p>Edebiyat adları silmedi; silmeyi mümkün kılan boşluğu, yeni adları ve bu adları doğal karşılayan okuru üretti. Bu edebiyat tek bir dilde yazılmadı. İskoç din adamları, İngiliz romancılar, Viyanalı bir gazeteci, Amerikalı bir mizahçı ve bir Amerikan çok satarı, İbranice yazarlarla aynı haritanın farklı katmanlarını hazırladı.</p>
<h3>BOŞALTILAN TOPRAK: AVRUPA VE AMERİKA&#8217;NIN METİNLERI</h3>
<p>Haritadan önce boşluk geldi. Ünlü &#8220;halksız toprak&#8221; formülü siyonist bir slogan olarak doğmadı. Bilinen en erken basılı kullanım, İskoç Kilisesi din adamı Alexander Keith&#8217;in 1843 tarihli kitabıdır; Lord Shaftesbury ifadeyi 1850&#8217;lerde siyasi yazışmalara taşıdı. Bir siyonistin ilk kullanımı ise 1901&#8217;de geldi: Israel Zangwill, Filistin&#8217;i halksız bir ülke, Yahudileri ülkesiz bir halk olarak tanımladı. Formül, Protestan restorasyon teolojisinden siyonizme miras kaldı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11616" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/mark-twain-002.jpg" alt="" width="850" height="850" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/mark-twain-002.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/mark-twain-002-150x150.jpg 150w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/mark-twain-002-480x480.jpg 480w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p><em><strong>Mark Twain</strong></em></p>
<p>Bu boşluğu edebiyatın en geniş okur kitlesine Mark Twain taşıdı. Twain 1867&#8217;de bölgeyi gezdi ve izlenimlerini 1869&#8217;da The Innocents Abroad&#8217;da yayımladı; kitap, yaşamı boyunca en çok satan eseri oldu. Twain&#8217;in Filistin bölümlerinde ülke ıssız ve kasvetlidir; orada yaşayan Araplar ise ya görünmez ya da aşağılanan figürlerdir. Yani Twain insansız bir ülke değil, insanları önemsizleştirilmiş bir ülke anlatır. Twain&#8217;in metni bir mizah yazarının abartılarıyla doludur, ama sonradan bir belge gibi okundu: Shmuel Katz 1973&#8217;te Battleground&#8217;da, Binyamin Netanyahu da A Place Among the Nations&#8217;da Twain&#8217;den alıntıları, Filistin&#8217;in siyonist göçten önce çorak olduğunu kanıtlamak için kullandı. Bir gezi kitabının hicvi, bir toprak iddiasının tanıklığına dönüştü.</p>
<p>Bu boşluğa en açık cevabı, aynı tepelerde yürüyen bir Filistinli verdi. Ramallahlı avukat ve yazar Raja Shehadeh, Palestinian Walks kitabında Twain&#8217;in ıssız ve çorak diye betimlediği manzaraya döner ve Twain&#8217;in bu toprağın güzelliğini nasıl göremediğini sorar. Shehadeh&#8217;in yürüdüğü tepeler boş değildir; kuşaklar boyunca örülmüş taş teraslar, tarım emeği ve atalardan kalan izlerle doludur. Twain&#8217;in boşluk gördüğü yerde Shehadeh adları, sahipleri ve emeği görür.</p>
<p>Bu katmana kurgu da eklendi. Benjamin Disraeli&#8217;nin Alroy&#8217;u (1833) ve George Eliot&#8217;un Daniel Deronda&#8217;sı (1876), Yahudilerin Doğu&#8217;da ulusal bir merkeze dönüşünü İngiliz okurun gözünde düşünülebilir kıldı. Bu romanlarda Filistin bir varış noktasıdır; orada yaşayanlar anlatının konusu değildir.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11617" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/theodor-herzl-002.jpg" alt="" width="850" height="582" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/theodor-herzl-002.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/theodor-herzl-002-540x370.jpg 540w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p><em><strong> Theodor Herzl</strong></em></p>
<h3>ROMANDAN KENTE: TEL AVİV</h3>
<p>Edebiyatın haritaya doğrudan ad verdiği bir örnek de var. Theodor Herzl 1902&#8217;de Altneuland (Eski-Yeni Ülke) romanını Almanca yayımladı. Nahum Sokolow romanı İbraniceye çevirirken başlık olarak Hezekiel&#8217;den aldığı &#8220;Tel Aviv&#8221;i seçti; &#8220;tel&#8221; eski harabe yığınını, &#8220;aviv&#8221; ise ilkbaharı ve yeniden doğuşu karşılıyordu. 21 Mayıs 1910&#8217;da Yafa&#8217;nın kuzeyindeki Ahuzat Bayit mahallesinin sakinleri yerleşimlerinin adını bu başlıkla değiştirdi.</p>
<p>Romandan gelen ad da boş bir yere yazılmadı. Kurucuların satın aldığı arazinin adı Kerem Cebali&#8217;ydi; kum tepeleri, bağlar ve söğütlerden oluşan bir alandı. 1950&#8217;de Tel Aviv ile Yafa birleştirildi ve kentin resmî adı Tel Aviv–Yafa oldu. Bir romanın başlığından doğan mahalle, yüzyıllık bir Arap kentini kendi adının ikinci yarısına dönüştürdü.</p>
<p>Tel Aviv&#8217;in adı bir romandan gelir. Siyasete gazetecilik ve tiyatrodan gelen Theodor Herzl, 1902&#8217;de Filistin&#8217;de kurulmuş ütopik bir Yahudi toplumunu anlatan Altneuland (Eski-Yeni Ülke) romanını Almanca kaleme aldı. Kapağındaki &#8220;İsterseniz, masal değildir&#8221; sözü kısa sürede siyonist hareketin sloganlarından biri oldu. Romanı İbraniceye çeviren Nahum Sokolow, başlık olarak Hezekiel kitabından aldığı &#8220;Tel Aviv&#8221;i seçti: &#8220;Tel&#8221; eski bir harabe yığınını, &#8220;aviv&#8221; ilkbaharı karşılıyordu; Herzl&#8217;in &#8220;eski&#8221; ve &#8220;yeni&#8221;si böylece İbraniceye taşındı. 21 Mayıs 1910&#8217;da Yafa&#8217;nın kuzeyindeki Ahuzat Bayit mahallesinin sakinleri, yerleşimlerinin adını bu başlıkla değiştirdi. Bir romanın çevirisine konan başlık, bir kentin adı oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11618" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/yafa-filistin-1900.jpg" alt="" width="850" height="537" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/yafa-filistin-1900.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/yafa-filistin-1900-540x341.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p><em><strong>Yafa-1900.</strong></em></p>
<p>Yazarın kendisi de haritaya yazıldı. Herzl 1904&#8217;te Viyana yakınlarında öldüğünde, Polonya&#8217;da bir köyde yaşayan 17 yaşındaki David Ben-Gurion onun ardından güneşin battığını ama ışığının yeniden parlayacağını yazmıştı. Kırk dört yıl sonra Ben-Gurion, İsrail&#8217;in bağımsızlık bildirgesini Herzl&#8217;in portresinin altında okudu; başbakan olduktan kısa süre sonra da Herzl&#8217;in naaşını Kudüs&#8217;te bir tepeye yeniden gömdürdü. O tepe bugün Herzl&#8217;in adını taşıyor. Altneuland&#8217;ın başlığı bir kente, yazarının adı bir tepeye verildi.</p>
<h3>HARİTANIN SAYILARI</h3>
<p>Devletle birlikte adlandırma sistemli bir politikaya dönüştü. Yahudi Ulusal Fonu 1925&#8217;te yeni yerleşimlere İbranice ad veren bir komite kurmuştu; 1948&#8217;den sonra Negev için özel bir komisyon oluşturuldu ve 1951&#8217;de ikisi, 1948 öncesindeki Arapça adları İbranice adlarla değiştirmekle yetkili Hükümet İsimler Komitesi&#8217;nde birleştirildi.</p>
<p>Negev komitesi 1949 ile Mayıs 1950 arasında yaklaşık 533 yere İbranice ad verdi. Komite eski İbranice adları aradı, ama İncil&#8217;den çıkarılabilecek ad Negev için yalnızca 40 kadardı. Dereler için eski kaynaklardan toplam 35 ad miras kalmıştı; haritalar ise yaklaşık 900 ad gerektiriyordu. Ülke ölçeğinde Meron Benvenisti, Arapça adı İbranice adla değiştirilen doğal unsur, köy ve harabe sayısını 9.000&#8217;in üzerinde hesaplar. Filistin Araştırmaları Enstitüsü&#8217;nün 2004 tarihli rehberi son 125 yılda yaklaşık 7.000 adın İbranileştirildiğini, bunların 5.000&#8217;den fazlasının coğrafi unsur, 1.000&#8217;den fazlasının yerleşim olduğunu belirtir. Walid Khalidi&#8217;nin ekibi 1948&#8217;de yıkılan ya da boşaltılan 418 köyü belgeledi; bu, Manda Filistini&#8217;ndeki köylerin neredeyse yarısıydı.</p>
<p>Khalidi&#8217;nin ekibi bu köyleri yalnızca saymadı. Khalidi&#8217;nin önsözde belirttiği amaç, 1948&#8217;de silinen köyleri tek tek, kendi başına değer taşıyan yerler olarak sunmaktı. Kitap, bu köyleri yurt bilenlere ve onların torunlarına adanmıştır. Komitenin İbranice haritasına karşı bu, adları geri yazan bir Filistin haritasıdır.</p>
<p>Komitenin &#8220;geri yükleme&#8221; dediği işlem, pratikte çoğu zaman Arapça adın sesini koruyup sahibini değiştirmek oldu: Eski eser alanlarının adları çoğunlukla metinlere değil, mevcut Arapça adlara dayanılarak belirlendi.</p>
<h3>İBRANİCE EDEBİYAT: OKURU YETİŞTİRMEK</h3>
<p>Avrupa ve Amerika&#8217;nın metinleri toprağı boşalttıysa, İbranice edebiyat o toprağın yerli okurunu yetiştirdi. Maoz Azaryahu ve Arnon Golan, İbranice haritanın oluşumunu kurumsallaşmış bir kültür mühendisliği ve İbranice diriliş ideolojisinin coğrafi boyutu olarak tanımlar; yeni adlar, siyonist bakış açısından yabancılaştırılmış Arapça adların yerini en azından İbranice konuşanlar için aldı. Bu kayıt belirleyicidir. Değişiklik, onu doğal karşılayacak bir okur olduğu ölçüde başarılı oldu.</p>
<p>Bu okuru moledet (anayurt) eğitimi biçimlendirdi: toprağın Yahudi geçmişini bilmek, doğayla yakınlık kurmak ve öncü yerleşim ahlakına bağlanmak. Meron Benvenisti&#8217;nin coğrafyacı babası 1930&#8217;lar ve 40&#8217;larda oğlunu Arapların yaşadığı ve adlandırdığı köylere götürür, ona İbranice yurdu sevdirmeye çalışırdı. Bu eğitimden geçen bir okur için yeni ad geri verilmiş, eski ad ise yabancı görünür.</p>
<p>Eleştirel İbranice edebiyat bile bu çerçevenin sınırında durdu. S. Yizhar&#8217;ın 1949 tarihli &#8220;Hirbet Hiza&#8221; öyküsünün adı bir Arap köyünün adıdır, ama köy yalnızca boşaltıldığı gün anılır; köylüler konuşmaz, ad anlatıcının vicdan azabının başlığı olur. A. B. Yehoşua&#8217;nın 1963 tarihli &#8220;Ormanların Karşısında&#8221; öyküsünde Yahudi Ulusal Fonu&#8217;nun ormanı bir Arap köyünün kalıntılarını örter ve köyün tek tanığı dili kesilmiş bir adamdır. Bu imge bir metafordan fazlasıdır: Noga Kadman&#8217;ın çalışmasına göre 418 köyün 182&#8217;si bugün turistik alanların ve dinlenme yerlerinin içinde kalıyor. İbranice edebiyat kaybı gösterdi, ama kaybı İbranice yazdı ve haritadaki adı geri istemedi.</p>
<h3>DÜNYAYA ANLATMAK: EXODUS</h3>
<p>Haritanın son katmanı yine İbranice değildi. Leon Uris&#8217;in 1958 tarihli Exodus&#8217;u, İsrail&#8217;in kuruluşunu romantize ederek anlatan ve milyonlarca satan bir romandı; filmi milyonlarca kişiye daha ulaştı. Yayımlanmasından bir yıl sonra 399.384 ciltli ve 1,6 milyon karton kapaklı nüsha satılmıştı. Edward Said 2001&#8217;de bile Amerikalıların İsrail&#8217;i düşünürken başvurduğu temel anlatı modelinin hâlâ Exodus olduğundan yakınıyordu. İsrailli tarihçi Tom Segev ise Uris&#8217;i siyonizmin baş mitolojisti olarak niteledi ve onun çizdiği İsrail resminin gerçeğin çok ötesinde yüceltildiğini söyledi. Uris&#8217;in eserleri Araplara karşı önyargılı oldukları gerekçesiyle de eleştirildi.</p>
<p>Exodus, Twain&#8217;in başlattığı işi tamamladı. Twain toprağı boş gösterdi, Uris o toprağa sözde kahramanlar yerleştirdi. Arada silinen adlar, katledilen araplar iki kitabın da konusu değildi.</p>
<p>Yok edilen sadece yer adları değildir; adların taşıyıcısı olan kentler de yıkılıyor. BM&#8217;nin barınma hakkı özel raportörü Balakrishnan Rajagopal&#8217;ın 26 Şubat 2026 tarihli raporuna göre Gazze&#8217;de konut birimlerinin en az yüzde 92&#8217;si yıkıldı. Nüfusun yüzde 90&#8217;ından fazlası yerinden edildi, hastanelerin yüzde 94&#8217;ü ve okul binalarının yaklaşık yüzde 97&#8217;si hasar gördü. Raporun aktardığı Dünya Bankası hesabına göre yeniden yapım ihtiyacı Şubat 2025 itibarıyla 53,2 milyar dolardı.</p>
<p>Siyonist edebiyatın haritayla ilişkisi tek bir dilde ya da tek bir kuşakta aranırsa gözden kaçar. Keith ve Twain toprağı boşalttı, Sokolow bir romanın başlığını bir kente verdi, Yizhar ve Yehoşua kaybı İbranice okura bir yas olarak sundu, Uris sonucu dünyaya anlattı. Hiçbiri bir köyün adını değiştirmedi. Adları komiteler değiştirdi; edebiyat ise komitelerin kararlarını okurun sorgulama ihtiyacı duymayacağı bir şeye dönüştürdü. Haritadan silinen adları geri yazanlar ise Khalidi&#8217;nin ekibinden Shehadeh&#8217;e, Filistinliler oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11620" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/albert-glock-001.jpg" alt="" width="567" height="814" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/albert-glock-001.jpg 567w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/albert-glock-001-334x480.jpg 334w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></p>
<p><em><strong>Albert Glock (1925-1992).</strong></em></p>
<h3>GLOCK’UN ARADIĞI HAKİKAT</h3>
<p>Bu işe Filistinli olmayanlar da katıldı. Eski Ahit teolojisi okutmuş Amerikalı bir arkeolog olan Albert Glock, Birzeit Üniversitesi&#8217;ne geldi ve bir Filistin üniversitesindeki ilk arkeoloji programını kurdu. İsim komitelerinin aradığı İncil&#8217;deki geçmişi değil, Ta&#8217;annek gibi bir Filistin köyünün yakın tarihini kazdı; mülteci kamplarındaki gündelik hayatı inceledi. Meslektaşları onu, arkeolojik kaydın siyasi amaçlara göre eşitsiz ele alındığı bir ülkede kalıntıların ardındaki insanlarla ilgilenen biri olarak andı. Glock, 19 Ocak 1992&#8217;de Kudüs yakınlarında faili bulunamayan bir saldırıda öldürüldü. Öldüğünde Ta&#8217;annek kazısının raporlarını tamamlamaya çalışıyordu.</p>
<p>Glock, adları romanlardan ve komitelerden gelen, binlerce Filistinlinin kan ve gözyaşıyla çizilmiş bir haritaya karşı hakikati ortaya çıkarmaya çalışırken öldürüldü. Kızılay&#8217;daki rafta o haritanın adı “İsrail Edebiyatı” etiketiyle gözlerimizin önünde duruyor. Glock&#8217;un aradığı hakikat  ise bulunmayı bekliyor.</p>
<p>Ruhun şad olsun Glock.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/israil-edebiyati-siyonizmin-kan-murekkebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet İnam: Ankara’da solcu öğrencilerin müdahalesi hayatımı kurtardı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-inam-ankarada-solcu-ogrencilerin-mudahalesi-hayatimi-kurtardi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-inam-ankarada-solcu-ogrencilerin-mudahalesi-hayatimi-kurtardi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 07:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet inam]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek tarih]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[muhammet enes kala]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Kazım Arıcan]]></category>
		<category><![CDATA[odtü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet İnam]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye yazarlar birliği]]></category>
		<category><![CDATA[tyb]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11603</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) “Kırklar Meclisi” kapsamında düzenlediği Edebiyat ve Hayat Söyleşileri’nin konuğu Prof. Dr. Ahmet İnam oldu. İnam, Ankara’da öğrencilik yıllarında yaşadığı ve hayatının seyrini değiştiren bir anısını ilk kez ayrıntılarıyla paylaştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Merkezi’nde düzenlenen “Edebiyat ve Hayat Söyleşileri” programında akademisyen ve yazar Prof. Dr. Ahmet İnam konuk edildi. Düşünce, felsefe ve edebiyatın insan hayatındaki yeri üzerine gerçekleştirilen söyleşide İnam, akademik çalışmalarının yanı sıra hayatından çeşitli hatıraları da dinleyicilerle paylaştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11609" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-mehmet-poyraz-musa-kazim-arican.jpeg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-mehmet-poyraz-musa-kazim-arican.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-mehmet-poyraz-musa-kazim-arican-540x360.jpeg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-mehmet-poyraz-musa-kazim-arican-272x182.jpeg 272w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>TYB’nin kültür ve edebiyat dünyasında geleneksel hale getirdiği “Kırklar Meclisi” söyleşileri kapsamında gerçekleştirilen programı, Hece Dergisi yazarlarından ve TYB Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Bildirici yönetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11610" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-kala-01.jpeg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-kala-01.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-kala-01-540x360.jpeg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/tyb-kala-01-272x182.jpeg 272w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>AHMET İNAM ÖĞRENCİLİK YILLARINDAKİ ANISINI ANLATTI</h3>
<p>Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri, Prof. Dr. Ahmet İnam’ın 1960’lı yıllarda Ankara’daki öğrencilik dönemine ilişkin anlattığı hatıra oldu.</p>
<p>Cebeci’de bir arkadaşıyla birlikte bulunduğu sırada alkol aldığını ve daha sonra arkadaşının kaldığı öğrenci yurduna gittiğini anlatan İnam, o dönemde ruhsal açıdan zor bir süreçten geçtiğini belirtti.</p>
<p>İnam, annesinin ağır bir ruhsal rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğünü ve bu durumun kendisini de derinden etkilediğini ifade etti. Öğrenci yurdunun çatısına çıktığını ve burada hayatına son vermeyi düşündüğünü anlatan İnam, o sırada yurtta arama yapan bir grup öğrencinin kendisine müdahale ettiğini söyledi.</p>
<p>İnam, söz konusu öğrencilerin kendisini tanımadığını belirterek yaşananları şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“O dönem hızlı bir devrimci ve solcuyum. Arkadaşımla Cebeci’de ucuz bir meyhanede içtik. Sarhoş oldum, ağladım. Sonrasında onun kaldığı öğrenci yurduna gittik.”</p>
<p>Çatıda bulunduğu sırada öğrencilerin yanına geldiğini belirten İnam, kendisine yönelik müdahalenin hayatını kurtardığını ifade etti.</p>
<p>“İntihar edeceğim tam o sırada bir grup öğrenci çatıya yanıma gelip, beni de tanımıyorlar, ‘Burada faşist var’ diyerek saldırdılar. Onların sayesinde intihar edememiştim. Sonra kendime geldim.”</p>
<p>İnam’ın anlattığı hatıra, söyleşide edebiyatın ve düşüncenin yalnızca akademik ya da teorik alanlarla sınırlı olmadığına ilişkin değerlendirmelerle birlikte ele alındı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11605" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-hatice-bildirici-tyb-ankara-02.jpg" alt="" width="850" height="478" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-hatice-bildirici-tyb-ankara-02.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-hatice-bildirici-tyb-ankara-02-400x225.jpg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-hatice-bildirici-tyb-ankara-02-540x304.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<h3>EDEBİYAT VE HAYAT ARASINDAKİ BAĞ KONUŞULDU</h3>
<p>Program boyunca felsefe, edebiyat ve insan hayatı arasındaki ilişki farklı yönleriyle değerlendirildi. Prof. Dr. Ahmet İnam, düşüncenin insanın yaşam tecrübesinden bağımsız ele alınamayacağını belirterek kendi hayatından örneklerle bu ilişkinin nasıl şekillendiğini anlattı.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan İnam, düşünce hayatı, felsefe, edebiyat ve insanın kendisini anlamlandırma çabası üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Etkinliğe Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala, TYB Şeref Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan ile Gerçek Tarih Kültür Sanat ve Medeniyet Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ankara Edebiyat İmtiyaz Sahibi Mehmet Poyraz da katıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11612" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-arican.jpeg" alt="" width="2560" height="1706" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-arican.jpeg 2560w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-arican-540x360.jpeg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-arican-272x182.jpeg 272w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<h3>PROF. DR. AHMET İNAM KİMDİR?</h3>
<p>1947 yılında Sandıklı’da doğan Prof. Dr. Ahmet İnam, 1971 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde doktora eğitimine başlayan İnam, bu süreçte Latince ve Eski Yunanca dersleri de takip etti.</p>
<p>1980 yılında yardımcı dalı Eski Yunan Edebiyatı, ana dalı Sistematik Felsefe ve Mantık olmak üzere doktora eğitimini tamamladı. Doktora çalışmasını “Edmund Husserl’de Mantığın Yeri” başlığıyla hazırladı.</p>
<p>Akademik kariyerine ODTÜ Beşeri Bilimler Bölümü’nde asistan olarak başlayan İnam, daha sonra öğretim görevlisi, yardımcı doçent ve doçent olarak görev yaptı. 1989 yılında profesörlüğe atandı.</p>
<p>Felsefe alanındaki çalışmalarında özellikle mantık, bilim felsefesi, bilgi teorisi, felsefe tarihi, kültür felsefesi ve ahlak felsefesi konularına yoğunlaşan İnam, insanı bilim, sanat, din ve kültür faaliyetleri içerisinde anlamaya yönelik çalışmalar yürüttü.</p>
<p>İngilizcenin yanı sıra Almanca, Fransızca, Latince ve Eski Yunanca kaynaklardan yararlanabilen İnam, farklı üniversitelerde de dersler verdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11613" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb.jpeg" alt="" width="1600" height="1066" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-540x360.jpeg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-tyb-272x182.jpeg 272w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>AHMET İNAM’IN AKADEMİK ÇALIŞMALARI</h3>
<p>İnam, akademik hayatı boyunca çok sayıda üniversite ve bilimsel yayının çalışmalarında yer aldı. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakülültesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler alanı ve Gazi Üniversitesi’nde dersler verdi.</p>
<p>Çeşitli akademik dergilerde yayın danışmanlığı ve hakemlik görevleri üstlenen İnam, bilimsel toplantı ve sempozyumların düzenlenmesine de katkı sağladı. Felsefe Dünyası Dergisi’nde yazı işleri müdürlüğü görevinde bulunan İnam, farklı akademik ve kültürel kuruluşların çalışmalarında da görev aldı.</p>
<p>Prof. Dr. Ahmet İnam’ın çalışmaları eğitim ve akademi alanındaki başarıları nedeniyle çeşitli ödüllere de layık görüldü. Bunlar arasında Prof. Dr. Mustafa Parlar Vakfı 1995-1996 Yılı En İyi Eğitimci Ödülü, ODTÜ 2000 yılı Üstün Akademik Başarı Ödülü ve Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) 2003 Yılı Fikir Adamı ve Sanatçıları Edebi Tenkit Ödülü bulunuyor.</p>
<p>İnam ayrıca Uluslararası Schopenhauer Derneği, Michael Polanyi Derneği ve Türkiye Felsefe Kurumu üyeliklerinde bulunurken Türk Felsefe Derneği Başkan Yardımcılığı görevini de üstlendi.</p>
<p><strong>MEHMET POYRAZ/Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-inam-ankarada-solcu-ogrencilerin-mudahalesi-hayatimi-kurtardi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasaklı’nın patisi ve bahçemizdeki demokrasi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/pasaklinin-patisi-ve-bahcemizdeki-demokrasi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/pasaklinin-patisi-ve-bahcemizdeki-demokrasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşegül Kösa Sert]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 05:57:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[pasaklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11596</guid>

					<description><![CDATA[Ayşegül Kösa Sert yazdı: Pasaklı yerken ben konuşuyordum. O da dinliyordu. Belki anlamıyordu. Ama zaten insanlık tarihinde insanların birbirini anlamadan konuştuğu o kadar çok örnek vardır ki bizim Pasaklı ile sohbetimizin esamesi okunmaz onlar yanında.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurumumuzun bahçesi, küçük çaplı bir Birleşmiş Milletler toplantısını andırır. Papağandan kaplumbağaya, serçeden kediye kadar her milletten, mezhepten, renkten, karakterden hayvan yaşar burada. Ben de hayvanseverim. Ama uzaktan.</p>
<p>Öyle “Hayvan benim çocuğumdur.” seviyesinde değilim. Benim hayvan sevgim biraz diplomatik. Severim ama mesafemi korurum. Kedi gelir, “Ay ne tatlı!” derim.</p>
<p>Biraz daha yaklaşırsa, “O yumuşacık tüy yumağı olan esnek derisinden kamaşırım. Ha ! Aman tırmalamasın.” diye de tırsarım açık konuşayım. Daha da yaklaşırsa, zaten aramızda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi mesafesi kalır. Ta ki bu hallerimiz Pasaklı ile tanışana kadardı Pasaklı diyorum ama bu isim hâlâ içime sinmiyor. Şimdi bu kedimizi tanıyanlar “Yalan mı pasaklı olduğu?” diyecektir. Duyuyorum.</p>
<p>Yoo.!  Doğru.Hem de dibine kadar doğru.</p>
<p>Siyah kürkü kirden, çamurdan yer yer keçe tutmuş; diğer kedilerle giriştiği muharebelerden sonra tüylerinin bazı bölümleri savaş ganimeti olarak karşı tarafta kalmış. Bir gözü hafif kısık, bakışları “Ben bu hayatı gördüm, siz daha yeni başlıyorsunuz.” der gibi bakar.</p>
<p>Sesi deseniz&#8230; Kediden çok, gecenin bir yarısı belediye hoparlörüne yanlışlıkla bağlanmış eski bir anons cihazındaki cızırtı kadar ürpertici. Ama gelin görün ki&#8230; İçimde bu kirloşun çok derin bir sevgisi var. Çünkü Pasaklı, dış görünüşünün aksine çok derin bir karakter. ŞAhsiyet sahibi ,  prensipli&#8230; Öyle her önüne gelene sokulmaz. Sırnaşmaz. İltifat beklemez.</p>
<p>Kurum kapısında kart basıp içeride statü değiştiren memurlar gibi, kimin makamı var kimin yok diye bakmaz.</p>
<p>Bir gün bahçede oturuyordum. Pasaklı geldi. Hiçbir şey söylemeden yanıma yaklaştı.Ve&#8230; Totosunu bankın kenarına dayayıp yanıma tünedi. Önce şaşırdım. Sonra hoşuma gitti.Elimde kahve fincanı vardı.Kıpırdamadım. Hafif kıpırtıdan rahatsız olup gitmesin diye fincanı masadaki tabağa bile koymadım. Çünkü insanın hayatında bazı anlar vardır; dünyanın bütün gürültüsünü susturup o anı bozmamak istersiniz. Ben de öyle yaptım. “Şimdi hareket edersem kaçar.” cümlesi içimde çınlarken Pasaklı kaçmadı. Bir süre öylece oturdu. Sonra kalktı gitti. Ertesi gün yine geldi. Sonra yine&#8230; Sonra yine&#8230;Sonraki günlerde aynı hal tekrar etti. Ben otururken yanıma yanaşıp bazan totosonu bazan yanını bana yaslayıp bir süre oturuyor ben de o  kalkana kadar keyfini bozmadan onu bekliyordum. Sonraki günlerde sakin bir ses tonu ile onunla ara ara konuşurken de buldum kendimi. Öyle havadan sudan şeylerdi. Konu yoktu ama hoşuma gidiyordu bu muhabbet. Derken fark ettim ki ben artık her sabah kuruma girerken gözüm önce Pasaklı’yı arıyor.</p>
<p>İşte insanın hayatındaki küçük anlar, sessiz farkındalıklar ‘an’ları  ‘anı’ yapıp yaşamı derinleştiriyor.  Bir de baktım ki kendime her geçen gün aramızdaki bağ sessizce daha kuvvetleniyordu.</p>
<p>Şu nâçiz kulunuz ve fakîr kerîmeniz Ayşegül,ne hâller içre ve ne garâbetler peşinde nelerle iştigâl eder durur yâhu! Bir gün  kedinin nerede olduğunu merak ediyorsunuz. Ertesi gün onun için tavuklu yaş mama alıyorsunuz. Bir sonraki gün onu yerken seyredip konuşuyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz, kedi sizin gündelik hayatınızın küçük ama vazgeçilmez bir arkadaşı olmuş.</p>
<p>Pasaklı yerken ben konuşuyordum. O da dinliyordu. Belki anlamıyordu. Ama zaten insanlık tarihinde insanların birbirini anlamadan konuştuğu o kadar çok örnek vardır ki bizim Pasaklı ile sohbetimizin esamesi okunmaz onlar yanında.</p>
<p>Efendimmmm, kurumun tek kedisi bu hırpani değil elbette. Kurumumuzda Eda adında başka bir kedi daha vardı. Eda evlat edinilmiş, bakılmış, kollanmış, kurumun mama ve su düzeninden faydalanan bahtlı bir kediydi. Saf. Zararsız. Sessiz. Adeta herkes tarafından el üstünde tutuluyordu.  Eda’nın karnı doyuyor, temiz kaplardan mama su ihtiyacını çalışanların bir kısmı tarafından da sevgi takviyeleri karşılanıyordu . Diğer kediler ise ekmek kavgasındaydı.</p>
<p>Bir de Eda’yı sahiplenen bir hanımefendi vardı. Kendisi memuriyetinin sonlarına yaklaşmış, kalbi de, nedense, mesleki kıdemiyle birlikte biraz taşlaşmıştı. Eda sanki  onun kedisiydi. Diğer kediler ise diğer kedilerdi. İşte insanlık tarihinin bu en kadim ayrımı  kedi toplumunda bile aynıydı. <strong>Bizimkiler ve ötekiler.</strong> Bizim kedi. Bizim mahalle. Bizim millet. Bizim takım. Bizim şirket. Bizim masa. Bizim makam. Ötekiler? Onlar zaten hep kalabalıktır.</p>
<p>Kedi Eda’ya dönelim o bunca bakım arasında  besili ve semizleşmişti.  Vücudunu zor kaldırıp totişkosunu  iki yana devire devire koridorlarda gezerken Pasaklı ve diğerleri  hiçbir zaman Eda gibi içeride rahat rahat dolaşamadı. Halbuki kavgalarda tüy yumağı derisi yolunmuş diğer kediler de  sadece karın tokluğu derdindeydi. Mesela Pasaklı kuruma girdiğinde iki mama yer, kuyruğunu sıkıştırır ve çıkar giderdi. Bir çeşit sokak kedisi proletaryası&#8230;</p>
<p>Ne zaman Eda ile diğer kedilerin mama mücadelesini görsem Orhan Veli’nin o meşhur şiiri gelirdi aklıma:</p>
<p>Uyuşamayız, yollarımız ayrı;<br />
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;<br />
Senin yiyeceğin, kalayli kapta;<br />
Benimki aslan ağzında;<br />
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.</p>
<p>Ama seninki de kolay değil, kardeşim;<br />
Kolay değil hani,<br />
Böyle kuyruk sallamak Tanrının günü.</p>
<p>Neyse konuyu çok dağıtmamayım kedilerin dünyası küçüktü. Ama insanlık tarihinden hiç de farklı değildi.</p>
<p>Sonraki günlerde  birkaç kere gece sıcak korunaklı oluyor diye  diye radyo stüdyolarımıza giren bu yaramaz kedi Eda koltukları ve yeri üst üste boyayınca  şikâyetler ayyuka  yükseldi.</p>
<p>Önce bahçeden koridorlara.</p>
<p>Koridorlardan odalara.</p>
<p>Odalardan yönetime.</p>
<p>Ve nihayet mesele Genel Müdürlük makamına kadar ulaştı.Ve bir gün&#8230;</p>
<p>Kedi Genelgesi yayımlandı. Evet. Yanlış okumadınız. Kedi Genelgesi. Kurumun giriş çıkışındaki tüm kapılarına asıldı.Eğer bu evrak-ı şerifeyi <strong>lâyıkıyla ifade ve beyan etmekte acze düşersem</strong>, maruz kaldığımız <strong>hâl-i pür-melâlin vehamet ve nezaketini</strong> hakkıyla tasvir edememiş, hakikati eksik bırakmış olurum. Konu kısaca şöyle buyurunuz efendim;</p>
<p>“Bilindiği üzere; kurumumuz bahçesinde barınmakta olan sahipsiz kedilerimiz bulunmaktadır. Elbette bu hayvanların korunmasında, beslenmesinde ve gözetiminde kurum olarak hepimizin sorumluluğu bulunmakta olup yürürlükteki mevzuat hükümleri, yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler, insan ve çevre sağlığına yönelik tedbirler doğrultusunda, kurum bahçesinin farklı noktalarında kulübeler, beslenme ve bakım ihtiyaçlarının giderilmesine uygun alanlar oluşturulmuştur.</p>
<p>Bu kapsamda, alerji, astım ve benzeri rahatsızlıkları olan personel ve çalışanlarımızın da herhangi bir olumsuzluk yaşamaması için, hayvanlarımızın kurum bahçesinde oluşturulmuş bu alanlarda beslenmesi ve bakımlarının yapılması hususunda gerekli hassasiyetin, özenin gösterilmesi hususunu dikkatlerinize rica ederim.” Tarih sayı dağıtım listesi vs bakmadım gerisine.</p>
<p>Sanırım insanlık tarihinde ilk kez bir kedinin mama kabı, bürokrasinin konusu olmuştu. Kedinin yaş mama yiyip yememesi, kurumsal düzen meselesine dönüşmüştü. Baktım, Pasaklı bahçede yine oturuyor.</p>
<p>Dedim:</p>
<p>“Pasaklı! kardeşim siz ne yaptınız da kedi kardeşlerin hakkında  söylentiler ayyuka çıkmış genelge yayınlanmış yahu ?”</p>
<p>Pasaklı yüzüme baktı. Tek gözünü kıstı. Sonra diğer patisini yaladı.</p>
<p>Sanki: “Ben hiçbir şey yapmadım. Bana talihimin bir oyunudur bu.” der gibi damardan giriyordu. Birkaç arkadaş ile kendi aramızda derin felsefi sohbete döndü bu konu.</p>
<p>“Bütün kedilere eşitlik!”</p>
<p>“Yaş mama yeme hakkı engellenemez!”</p>
<p>“Kediyiz, yaş mamayı severiz; veren olursa yeriz!”</p>
<p>“Birleşin sokak kedileri!”</p>
<p>“Patilerimize dokunmayın!”</p>
<p>Kedilerin hiçbir şeyden haberi yoktu üstelik hiç birşeye de itirazları olamazdı. Bir iki miyavlar dururdu en fazla. Hatta tavuklu yaş mamayı görünce  miyavlamayı da  bırakıp mama kabına dört nala giderdi tabiri caizse. Kantinci Mustafa Efendi de ara sıra gelip Pasaklı’ya takılıyordu. “Bu kirloşa iyi bakın.  Hep  patisini kaldırıyor.” deyince kahkahalar kopuyordu.</p>
<p>Pasaklı gerçekten nedendir bilinmez ara sıra patisini  havaya kaldırıyordu. Mustafa Efendi’nin teorisine göre bu açık bir ideolojik tercihti. Ve kantindeki kalabalık bu takılmalara esprilere ağız dolusu kahkahalarla gülüyordu.Burada lafı uzatmak olacak ama söylemeden geçmeyeceğim. Pasaklı’nın bir başka özelliği daha vardı. O, kimseden yardım istemeyi pek bilmezdi. Sokak kedilerinin bir kısmı insanlara yanaşır. Miyavlar. Bacağınıza sürtünür. Gözünüzün içine bakar. Pasaklı öyle değildi. Biraz gururluydu. Belki de hayat ona gururdan başka pek bir şey vermemişti. Yaklaşırdı ama kendini ezdirmezdi. Sevilmek isterdi ama dilenmezdi. Acıkırdı ama onurundan taviz vermezdi. Ve ben bazen insanlardan çok kedilerde gördüğüm bu asil tavra şaşırıyordum.</p>
<p>Evet Pasaklı adı gibi hayatın kötülüğünden kirliydi. Yoluktu. Çamurluydu. Ama kimsenin kedisi değildi. Belki de onu bu yüzden seviyordum. Kedi Genelgesi hâlâ aklıma geldikçe gülüyorum. Çünkü insanlığın bütün büyük meselelerini küçücük bir bahçeye sığdırmıştık.</p>
<p>Düşündüm de&#8230;İnsanlık binlerce yıldır eşitlik üzerine konuşuyor. Platon’dan Marx’a, Rousseau’dan Locke’a, sosyalizmden liberalizme, komünizmden sosyal demokrasiye kadar herkes insanın nasıl daha adil yaşayacağını tartıştı. Kimi mülkiyet dedi.Kimi özgürlük. Kimi eşitlik. Kimi sınıf.Kimi birey. Kimi devlet. Kimi toplum. Kimi piyasa. Kimi adalet&#8230;</p>
<p>Boş verin onu bunu  siz mamadan haber verin. Asıl mesele mama kabı kimin?</p>
<p>Herkes eşit. Ama bazı kediler biraz daha eşit.</p>
<p>Bazıları içeride, bazıları dışarıda. Bazıları sahipli, bazıları sahipsiz.</p>
<p>Bazıları temiz, pazıları pasaklı. Bazıları seviliyor bazıları kovuluyor.</p>
<p>Bazılarının su kabı hep dolu.Bazıları ise susuzluğu kader diye öğreniyor.</p>
<p>Kim bekliyor? Kim kovuluyor? Kim “bizim kedi”? Kim “sokak kedisi”? Kim dokunulmaz?</p>
<p>Kim her an kapının önüne konulabilir?</p>
<p>Pasaklı bugün hâlâ bahçede bir yerlerdeyse, muhtemelen yine o kısık gözleriyle etrafı seyrediyordur. Belki de bizim bütün konuşmalarımızı dinleyip, içinden: “Bunlar da çok konuşuyor, mama var mı mama mıırrrr ?.” diyordur. Haklı. Biz insanlar gerçekten bazan sadece konuşuyoruz.</p>
<p>Pasaklı  felsefe bilmez. Marx okumadı. Rousseau’yu tanımaz. Platon’dan haberi yok.Demokrasinin ne olduğunu bilmiyor. Ama bir şeyi biliyor: <strong>Açsan mama istersin. Susadıysan su. Sevildiysen yanaşırsın. Kovulursan gidersin. Haksızlığa uğrarsan da bir gün  patini kaldırırsın.</strong> İşte bizim Pasaklı böyle bir kedi. Kirli. Yoluk. Çamurlu. Biraz şapşal. Biraz yırtıcı. Ama tertemiz bir karakteri var. Ve belki de bütün mesele burada.</p>
<p>İnsanı da kediyi de kürküyle, kıyafetiyle, makamıyla, unvanıyla, ait olduğu grupla değil; <strong>başkasının hakkı karşısında nasıl davrandığıyla</strong> tanımak gerekiyor.</p>
<p>Ve bahçede bir kedi kalıyor. Kirli kürküyle. Kısık gözüyle. Yoluk tüyleriyle. Ve havaya kaldırdığı patisiyle&#8230; Sonra kahvemi alıyorum. Pasaklı yanıma gelip totosunu bankın kenarına dayıyor. Ben yine kıpırdamıyorum.  Mavi berrak gökyüzünde pırıl pırıl bir eylül güneşi..</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/pasaklinin-patisi-ve-bahcemizdeki-demokrasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşar Kemal’in âşıklık ve okul yılları</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yasar-kemalin-asiklik-ve-okul-yillari/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yasar-kemalin-asiklik-ve-okul-yillari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 04:07:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[Abdale Zeyniki]]></category>
		<category><![CDATA[ağıt]]></category>
		<category><![CDATA[ağıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşıklık]]></category>
		<category><![CDATA[âşıklık geleneği]]></category>
		<category><![CDATA[burhanlı]]></category>
		<category><![CDATA[ceyhan]]></category>
		<category><![CDATA[dadaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[halk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[hemite köyü]]></category>
		<category><![CDATA[karacaoğlan]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[osmaniye]]></category>
		<category><![CDATA[osmaniye hemite]]></category>
		<category><![CDATA[sözlü edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Kemal kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11590</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Poyraz yazdı: Yaşar Kemal’in ilham kaynağı ağıtlar nesilden nesle aktarılmaktaydı. Günümüzde ağıtların hiç olmadığını da diyebiliriz. Çukurova’da bilinen ağıtların çoğu savaş yıllarına aittir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gökçedam ve Gökçeli olarak da bilinen Osmaniye’nin Hemite Köyü’nde dünyaya gelen Yaşar Kemal (6 Ekim 1923-28 Şubat 2015) çocukluğundan itibaren bir Anadolu geleneği olan ve âşıklık olarak bilinen mesleğe ilgi duyuyordu. Evlerine ve köye gelen âşıklara imreniyor, onlar gibi olmak istiyordu. Anadolu’nun genelinde âşıklık geleneği vardır. Çukurova, âşıklık konusunda, diğer bölgelere göre daha zengin. Karacaoğlan ile Dadaloğlu bu toprakların âşıklarıdır. Böyle olunca da âşıklığa duyulan ilgi, diğer bölgelere göre Çukurova’da daha çok oluyordu.</p>
<p>Günümüzde bu yörede hâlâ âşıklık geleneği sürmekte, etkinlikler düzenlenmektedir. Geçmişi çok eski olan bu gelenekte sazlı, sazsız, doğaçlama, yazdığı veya ezberinde tuttuğu şiirleri söyleyenlere âşık, söyleme biçimine âşıklık-âşıklama denilmekte.</p>
<p>Yaşar Kemal’in hayatında önemli bir yer edinen âşıklık geleneğin kendine has kuralları da var. Geçmiş yıllarda yaşayan âşıkların çoğu söylediklerini yazmıyordu, ezberinde tutuyordu. Nadiren de olsa bu türün örnekleri yaşamaya devam ediyor. Âşıklar, özel günlerde veya kendilerinin belirlediği bir günde atışmada yaparlar.</p>
<p>Geleneğin getirdiği kurallar esas alınarak, sazlar eşliğinde mizahi bir üslupla, soru-cevap şeklinde iğneleyici, ancak incitmeden karşılıklı ve birbirlerine göndermelerde ve deyişlerde bulunurlar. Bunların çoğu nasihat ve bilgi doludur. En az iki âşığın yer aldığı bu karşılaşmalara atışma denir. Âşıklık, yeteneğin yanı sıra usta çırak ilişkisiyle öğrenilebilen meslektir. Geçimlerini ise, köy köy, kasaba kasaba gezerek sağlamaktaydılar.</p>
<p>Destanları ve bunların anlatıcılarını da severdi usta yazar, çocukluğunda birçok anlatıcıdan destanlar dinlemiştir. Hiç görmediği, fakat çok iyi bildiği bir destancı da vardır. Bu, evlerinde devamlı olarak anlatılan, kendisinin de sık sık bahsettiği Abdale Zeyniki’dir. Van ve yöresinin ünlü destan anlatıcısı sık sık evde bahsedilirdi. Abdale Zeyniki, ailenin Ernis’teki evlerine gelmiş, diz çökmüş, destanlar anlatmıştır. Annesi Nigâr Hanım yıllarca bundan bahsetmiş ve övünmüştür.</p>
<p>Destanlar, gerçek hayatta yaşanmış olayları anlatır. Bunlar savaşlar, aşklar, kahramanlıklar, doğal afetler, garibanlıklar, zenginlikler ve daha birçok konu içerir. Anlatıcıları, yaşanmış olayları hayal güçleriyle daha zenginleştirerek dile getirirler. Bu tür dünyanın her yerinde bulunur. Sözlü ve yazılı edebiyatta örnekleri çoktur. Yazı dünyasına ağıtlar derlemesiyle giriş yapan Yaşar Kemal, en çok bu türün Çukurova’daki haline ilgi duyar. Anadolu’nun her yerinde ağıt geleneği vardır. Çukurova’da ise bir başkadır. Ağıt ölen kişilerin ardından, acıyı ve üzüntüyü dile getiren şiirdir. Öyle bilinen şiirler gibi söylenmez, usulü vardır. Özellikle Çukurova’da en çok kadınlar tarafından söylenir. Erkeklerin söylemesine nadiren rastlanır. Ağıtı söyleme şekline ağıt yakma, ağıtı yakanlara ise ağıtçı denir.</p>
<p>Ölen kişilerin arkasından ağıt yakanlar kadınlar genellikle anneleri, eşleri, kız kardeşleridir. Büyük anneleri de olabilir, komşu veya akraba bir başka kadın. Ağıtçı kadınların, bazen hiç akrabası da olmayabilir ölen kişiler. Çok uzaklarda bir köyden de olabilir yahut kasabadan da. Hayatı boyunca bir kere bile görmemiştir kimi zaman.</p>
<p>Yaşar Kemal’in ilham kaynağı ağıtlar nesilden nesle aktarılmaktaydı. Günümüzde ağıtların hiç olmadığını da diyebiliriz. Çukurova’da bilinen ağıtların çoğu savaş yıllarına aittir. Yemen’de, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin ardından bu bölgede yüzlerce ağıt yakılmıştır. Ağıtlarda, ölenin kişiliği, yaptığı iş, idealleri, nasıl öldüğü ve geride kalan yakınları dile getirilir.</p>
<p>Düğünlerde de ağıt geleneği mevcuttur. Gelin için kına gecelerinde ağıt söylenir. Ağıtın bu türü, az da olsa yörede hâlâ vardır. Kına esnasında yakılan bu ağıtlarda, gelin olan kızın gitmesiyle beraber evde duyulan hüzün belirtilir. Kurduğu yeni yuvasında mutlu olması temenni edilir. Âşıklar, destanların yanı sıra ağıt da söyler. Âşıklık geleneğinin en çok bilinen ismi, Yaşar Kemal’in de büyük ilham aldığı ve her zaman övgüyle bahsettiği Çukurova bölgesinde yaşamış olan Karacaoğlan’dır.</p>
<p>*</p>
<p>Yaşar Kemal 8 yaşına gelmiş fakat okuma yazma bilmiyordu. Buna rağmen çok sayıda şiir, destan ve ağıtları ezberlemişti. Bir gün köye gelen bir çerçi veresiye olarak köylülere bir şeyler satmaktaydı. Parasını daha sonra alacağı için çerçi sattıklarını not ediyordu. Çerçinin borç defterine bir şeyler yazdığını gören Yaşar Kemal,  merak eder ve hemen yanına gider. Çerçiye ne yaptığını sorar. Aldığı cevap ise hayatını değiştirecek kararı almasına neden olacaktır. Çerçi, Yaşar Kemal’e kimin ne kadar borcu olduğunu unutmamak için deftere yazdığını söyler. O an okumanın ve yazmanın ne kadar önemli olduğunu anlayan ve ezbere öğrendiği ağıtları, şiirleri, destanları ve doğaçlama söylediklerini bazen de unutan Yaşar Kemal okula gitmeye karar verir.</p>
<p>Hemite köyünde okul yoktur. Komşu köye okula giden Mehmet adında bir arkadaşı vardır. Okulu olan köy ise Ceyhan ilçesine bağlı Burhanlıdır. Kendi köyü ile Burhanlı arasında Ceyhan Irmağı akmaktadır. O yıllarda iki köy arasında ulaşım ırmak üzerinden sal ile sağlanmakta ve sonrasında ise yaya olarak devam edilmektedir.</p>
<p>1933-34 eğitim öğretim yılı başlarında, okuma ve yazma öğrenme isteği ağır şekilde bastırınca, arkadaşı Mehmet’le okula yalınayak ve eski giysilerle gider. Öğretmen Yaşar Kemal’i bu halde görünce acır, ayakkabısız ve nüfus kâğıdı olmadan okula gelemeyeceğini söyler. Öğretmene yalvararak okuma yazma öğrenmek istediğini ısrarla ifade eder. Okuma yazmayı sökünce bir daha okula gelmeyeceğine dair sözler verir. Öğretmen o halinden dolayı okula gelemezsin demişti. Yaşar Kemal bunu yıllar sonra anlar. Öğretmenin verdiği parayla defter ve kalem alan Yaşar Kemal, gün boyu okulda ve sonrasında eve gelince deftere bir sürü karalama yapar. O’nun bu istekli halini gören amcası Kadirli’ye götürür ayakkabı, giysi, okul kasketi, defter ve kalem alır. Okula başladığı yıl tüm yurtta Cumhuriyet’in 10.yılı etkinlikleri düzenlenir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11591" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/hemite-kalesi-2.jpg" alt="" width="1536" height="2040" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/hemite-kalesi-2.jpg 1536w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/hemite-kalesi-2-361x480.jpg 361w" sizes="auto, (max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /></p>
<p><em><strong>Hemite Kalesi-Osmaniye.</strong></em></p>
<p>Yaşar Kemal çocukluk arkadaşı, beraber okula gittikleri, Hemite’den çıkmayan Sarı Veli (Veli Kılıç)’nin de okuma-yazmasına yardımcı olur. Hatıralarında okula nasıl başladığını usta yazar şöyle anlatıyor:</p>
<p><em>“Beni de bir sınıfa soktu. Bir de Alfabe verdi. Alfabede nar resimleri vardı. Ömrümde, daha öyle şiirli bir büyüye rastlamadım. O gün bütün defteri karaladım. Ne kadar harf varsa hepsini durmadan yazdım. Bir de sanki alfabede nardan başka resim yokmuş gibi hep nar resmi çizdim. Akşama defterde karalanmadık </em><em>hiçbir yer kalmamıştı. Defterimi koltuğuma alarak eve döndüm. Bu, büyük bir utkunun coşkulu sevinciydi. O gece sabaha kadar, evde, öteki evlerde, ne kadar kâğıt bulmuşsam, doldurdum. Dünyanın en iyi insanlarından birisi olan amcam o gün beni okula göndermedi, birlikte kasabaya gittik. Orada bana beş tane defter, kalemi de bitirmiştim, bir düzine de kalem aldı. Ayakkabıcıdan çok güzel bir ayakkabı seçti. Bir de şalvar, gömlek, bir de okul kasketi… Üç ay sonra artık gazete bile okuyor, dağlara taşlara, bulduğum kâğıtlara, duvarlara yazılar yazıyordum. Benimle birlikte köy de bir yazma çılgınlığı yaşıyordu. Bir sabah öğretmenin karşısındaydım. Ona çok çok teşekkür ediyordum.”</em></p>
<p>Hiç aklından çıkmayan babasını ilkokul yıllarında çok arar. Baba oğul birbirine çok düşkündüler. Babası gözlerinin önünde can vermişti. Girdiği şokla ölümü anlayamamıştı. Babasının nerede olduğunu ilk sorduğunda, öldüğünü söylemişlerdi. Çok kızmıştı babasına, neden ölmüştü? Kendi isteğiyle okula gitmişti, babası hayatta olsaydı okumayı yazmayı erken öğrenecekti. Yıllarca babasının mezarına gitmedi, o civardan bile geçmedi. İnanmak istemiyordu babasının öldüğüne, yıllarca kendi kendine sorar:</p>
<p><em>“Baba neden öldün?”</em></p>
<p>Ölümüne sitem etmesinin nedeni bebeklikten çocukluğa geçiş döneminde babasını kaybetmesidir. Öldürüldüğü için babasına küsmüştür:</p>
<p><em>“Çok çabuk kırılıp küsüyorum. Sonra kendime kızıyorum, ne diye küsüyorum diye ve küsmekten vazgeçiyorum&#8230; Babama, öldürüldü diye küstüm. Üç yıl mezarına uğramadım. Mecbur olunca yolumu değiştirirdim, orada geçmemek için.”</em></p>
<p>4.5 yaşındaki bir çocuğun bilinçaltına yerleşen duygular kolay kolay silinmez. Olumlu veya olumsuz olsun, o duygular insanın hayatında önemli etkilere neden olabilir. Kendisi dünyaya geldiğinde babası Sadık Efendi kurbanlar kestirmiş, aklı erdikten sonra ise ne istediyse yapmıştı. Köy halkı da Yaşar Kemal’e büyük sevgi duyuyor, bütün yaramazlıklarını görmezlikten geliyordu. Kendisinin ısrar etmesiyle ailece Kadirli’ye taşınırlar. Burada akrabaları vardır. Çocukken evden ara ara kaçmasıyla da bilinen Yaşar Kemal, Kadirli’deki akrabalarının yanına da sık sık geliyordu. Daha sonra, kendisi gibi evden kaçan çocuklara buralarda, “Bu çocuk Yaşar Kemal gibi olacak,” denilecektir. Cumhuriyet İlkokulu’na kaydı yaptırılır. İlkokulu 10 Haziran 1938 tarihinde başarıyla bitirir. Nüfus kâğıdını da bu esnada alır.  Yaşar Kemal, ilkokulu bitirir bitirmesine de bu seferde babasının ölüm acısından sonra ikinci ölüm acısını daha yaşar. Okul arkadaşı, ileride beraber âşıklık yapmayı hayal ettiği çok sevdiği arkadaşı Âşık Macit beşinci sınıftayken hayatını kaybeder. Bir yıl bunun acısını yaşar, hayatı boyunca da unutamaz.</p>
<p>Okuma yazma öğrenmeden, âşıklık mesleğine ilgi duyan Yaşar Kemal, küçücük yaştayken bu gelenekle Kadirli civarında ünlü olmuştur.  Fakat annesi Nigâr Hanım, “âşıklık” mesleğine sıcak bakmamaktadır. Oğlunun halk ozanı olunca diyar diyar gezeceğini düşünen Nigâr Hanım, bağlama çalmasına da izin vermez.</p>
<p>Yaşar Kemal okuma yazma öğrenmesiyle beraber, yörede söylenen ağıtları ve destanları da genç yaşında not almaya başlar. Onun ağıtlara ve destanlara olan merakı, çocukluk yaşlarından itibaren bunları devamlı olarak dinlemesinden ileri gelmektedir.</p>
<p>İlkokuldan sonra Âşık Rahmi’nin yanına gidip beraber çalışmayı düşleyen Yaşar Kemal’in bu arzusu yerine gelmez. Ailesi de zaten buna sıcak bakmıyordu. Yaşar Kemal Çukurova’da bir ara ünlü destan anlatıcısıdır. Destan anlatıcıları köy köy dolaşır. Aynı destanı anlatıcının her biri ayrı anlatır. Yaşar Kemal de Köroğlu destanını anlatır:</p>
<p><em>“Ayağıma kara bir şalvar giyerim, elimde bastonum, belim bükük dolaşırım. Öyle dik dursan inandırıcı olmaz. Destanı anlattıktan sonra, cebimdeki sarı defteri çıkarırım. Ağıt topluyorum derim. Analar, bacılar, başıma üşüşür bana ağıt yazdırırlar. Herkes yarışırdı bana ağıt vermek için.”</em></p>
<p>Okumak istiyordu ama paraları yoktur. Kadirli’den Adana’ya ortaokula gitmesi için öğretmeni Abdullah Zeki kasabanın zenginlerinden para toplar. Toplanan para o kadar fazladır ki liseyi de rahatlıkla bitirebilir. Fakat Yaşar Kemal gururludur, bu parayı kabul etmez. Toplanan parayı almamak için çok çaba gösterir, hatta evden bile kaçar bir süre köyün birinde saklanır. Parayı Yaşar Kemal’e vermek için onu her yerde arayan ilkokulu öğretmeni Abdullah Zeki, kendisinin tosunu satıp Adana’ya otobüs bileti aldığını duymuştur. Gideceğini, öğretmeninin duyduğunu haber alan Yaşar Kemal, otobüse binmez ve Kadirli’den Adana’ya kadar olan yüz beş kilometrelik yolu yürüyerek gider. Otobüste öğretmen kendisini yakalasaydı onu kıramayacak ve toplanan parayı almak zorunda kalacaktı:</p>
<p><em>“Oysa ben Abdale Zeyniki’nin diz çöküp destanlar söylediği </em><em>bir evdendim. Böyle bir parayı nasıl kabul edebilirim!”</em></p>
<p><strong>Kaynakça: </strong>Mehmet Poyraz, Değişimin Destancısı Yaşar Kemal, KDY Yayınları 2021.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yasar-kemalin-asiklik-ve-okul-yillari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dost Kitabevi’nin “İsrail Edebiyatı” rafı tepkilere neden oldu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/dost-kitabevinin-israil-edebiyati-rafi-tepkilere-neden-oldu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/dost-kitabevinin-israil-edebiyati-rafi-tepkilere-neden-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2026 06:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara dost kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dost kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[israil edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11580</guid>

					<description><![CDATA[Ankara’da faaliyet gösteren Dost Kitabevi’nin raflarında “İsrail Edebiyatı” başlığıyla ayrı bir bölüm oluşturulması sosyal medyada tartışma konusu oldu. Raf düzenlemesine dair paylaşımlarda kitabevinin uygulamasına yönelik çeşitli eleştiriler dile getirildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>“İSRAİL EDEBİYATI” BAŞLIĞIYLA AYRI RAF</h3>
<p>Ankara’nın uzun yıllardır faaliyet gösteren kitabevlerinden Dost Kitabevi’nin raflarında “İsrail Edebiyatı” başlığıyla ayrı bir bölüm oluşturulduğu görüldü.</p>
<p>Söz konusu rafın görüntülerinin sosyal medya platformlarında paylaşılmasıyla birlikte kitabevinin uygulaması gündeme geldi. Bazı kullanıcılar rafın bu şekilde düzenlenmesine tepki gösterirken konu üzerinden sosyal medyada çeşitli değerlendirmeler yapıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11582" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-raf.jpg" alt="" width="671" height="481" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-raf.jpg 671w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-raf-540x387.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<h3>SOSYAL MEDYADA FİLİSTİN TEPKİSİ</h3>
<p>X platformunda “Enis Kc” adlı kullanıcı da Dost Kitabevi’ndeki raf düzenlemesine dair bir paylaşım yaptı. Kullanıcı paylaşımında “İsrail Edebiyatı” başlığıyla bölüm oluşturulmasını eleştirirken Filistin edebiyatına ilişkin ayrı bir bölüm bulunup bulunmadığını gündeme getirdi. Söz konusu paylaşımda şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>“Ankara&#8217;da Dostkitapevi adlı bir kitapçı raflarında &#8220;İsrail Edebiyatı&#8221; diye bir alan açmış. Hem de böyle bir dönemde, hergün Filistinliler soykırıma uğrarken! Bunu gören kişi &#8220;Filistin Edebiyatı bölümünüz nerede&#8221; deyince dalga geçerek &#8220;Filistinli edebiyatçı vardı da biz mi rafa koymadık&#8221; demişler. Evet, Filistin&#8217;de edebiyatçı olacak herkesi daha bebekken İsrail katlediyor, ondan olmayabilir. Ama elbet bir gün o topraklar zafere kavuştuğunda sizin gibi edebiyat üzerinden savaç suçlarını güzelleyecek kadar ruhları kararmışlar kokuşmuş zihinliler, tarihin en karanlık yüzleri olarak hatırlanacak!”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11583" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-INTERNET-sitesi.jpg" alt="" width="1614" height="770" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-INTERNET-sitesi.jpg 1614w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/dost-kitabevi-ankara-israil-edebiyat-INTERNET-sitesi-540x258.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 1614px) 100vw, 1614px" /></p>
<h3>KİTABEVİNİN İNTERNET SİTESİNDE DİKKAT ÇEKEN İFADE</h3>
<p>Öte yandan Dost Kitabevi’nin internet sitesine erişildiğinde sitenin bakımda olduğu görüldü. Ana sayfada yer alan “Raflarımızı yeniden düzenliyoruz” ifadesi de dikkat çekti.</p>
<p>Kitabevinin “İsrail Edebiyatı” başlığıyla oluşturulan raf düzenlemesine dair ayrıca bir açıklama yapıp yapmayacağı da merak ediliyor.</p>
<p><strong>MEHMET POYRAZ/Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/yasar-kemalin-asiklik-ve-okul-yillari/" target="_blank" class="eii-theme1" title="11590">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/yasar-kemal-hemite-kalesi-osmaniye-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Yaşar Kemal’in âşıklık ve okul yılları</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-inam-ankarada-solcu-ogrencilerin-mudahalesi-hayatimi-kurtardi/" target="_blank" class="eii-theme1" title="11603">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ahmet-inam-hatice-bildirici-tyb-ankara-01-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Ahmet İnam: Ankara’da solcu öğrencilerin müdahalesi hayatımı kurtardı</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/israil-edebiyati-siyonizmin-kan-murekkebi/" target="_blank" class="eii-theme1" title="11615">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/israil-edebiyat-filistin-yafa-theodor-herzl-mark-twain-001-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">İsrail edebiyatı: Siyonizmin kan mürekkebi</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/dost-kitabevinin-israil-edebiyati-rafi-tepkilere-neden-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evini pislik götürenlerin ahlâktan söz etmesi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/evini-pislik-goturenlerin-ahlaktan-soz-etmesi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/evini-pislik-goturenlerin-ahlaktan-soz-etmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Süs]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2026 05:55:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[keçi]]></category>
		<category><![CDATA[keçi yemini]]></category>
		<category><![CDATA[koyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11524</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Süs yazdı: Sürekli hırsızlık yapanların, sürekli kötü yolda olanların, iyilik nedir bilmeyenlerin tövbe etmesine de “keçi yemini” derler Anadolu’da.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar genelde kendi yapıp ettiklerinin kimse tarafından bilinmediğini düşünür.</p>
<p>Kimisi hoşgörüyle yaklaştığı için bilinmediğini düşünürüz günâhlarımızın, kimisi “günâhları örtmede gece gibi ol” sözünü şiar edindiği için bilinmediğini düşünürüz.</p>
<p>Bir de hiç kimsenin bilmediği günâhlarımız var ki, onları nasılsa kimse bilmiyor diye <strong>dört başı mamur bir insan gibi rahatça caka satarız etrafımıza.</strong></p>
<p>Bilen biri çıkacak diye de ödümüz kopar.</p>
<p>Bir kitapta okumuştum aşağı yukarı şöyle bir cümleydi:</p>
<p><strong>“Bir insanın en büyük düşmanı kendisidir. Çünkü insanın sırrının tamamını sadece kendisi bilir.”</strong></p>
<p>İnsan, sırlarına vâkıf olan bir insanın yaşamasını istemez. O yüzden sırlarının tamamına vâkıf olan bir insanı öldürmek istese önce kendisini öldürür.</p>
<p>Kimi cinayetlerde önce kötülüğe şâhit olanı öldürüyor caniler.</p>
<p>Mafya da bunun en bâriz örneği yaşanır.</p>
<p>Kiralık katil işini bitirince genelde öldürülür.</p>
<p>Bir de kamuoyunun da bildiği günâhlar, kötülükler vardır, yazımızın başında belirttiğimiz.</p>
<p>Bu kötülüklerin kimisine cezayı toplum verir, kimisine devlet yargı eliyle verir.</p>
<p><strong>Bu kötülükleri işleyen insanlar bir zaman sonra hayatında hiç kötülük işlememiş gibi davranırlar.</strong></p>
<p>Bunlara tahammül edildikçe bir başka kötülüğün kapısı aralanır.</p>
<p><strong>Bir başkasını işlemekte de beis görmez bu insanlar.</strong></p>
<p>Tahammül edilmeyip de en şiddetlisinden cezâsı verilse bile bünye kötülük yapmaya öyle alışmıştır ki, bu insanlar kötülük yapmaktan geri durmazlar. <strong>Hele ki ortalık durulunca…</strong></p>
<p>Bununla ilgili bir hikâye anlatırdı rahmetli babam…</p>
<p>Adamın biri gidip bir başkasının bahçesinden elma çalarmış. Her seferinde yakalanır, dayak yer, dönermiş ve sürekli yemin edermiş <strong>“bir daha yapmayacağım”</strong> diye.</p>
<p>Yine dayanamamış, alışmış kudurmuştan beter ya…</p>
<p>Bu sefer daha büyüğünü, daha fazlasını çalmış.</p>
<p>Elmanın sahipleri yakalayıp öyle böyle değil, buna bir dayak atmışlar, ağzını burnuyla yer değiştirecek kadar.</p>
<p>Eve dönmüş, aynanın karşısına geçmiş, <strong>tövbe edip pişman olacağı yerde…</strong></p>
<p>“Öff be bi daha böyle olduydu” demiş.</p>
<p><strong>Sürekli hırsızlık yapanların, sürekli kötü yolda olanların, iyilik nedir bilmeyenlerin tövbe etmesine de “keçi yemini” derler Anadolu’da.</strong></p>
<p>Keçi yemin eder yine aynı dala çıkarmış çobandan dayak yese de.</p>
<p>Şimdi gelelim asıl mevzuya.</p>
<p>Bakmayın daldan dala konduğumuza keçi gibi…</p>
<p><strong>Hayatında iyilik barındırmayan insanlar ister herkesçe bilinen kötülükleri yaşasınlar isterse sadece kendilerinin bildiği kötülüğü yaşasınlar, bu insanların en temel özelliği, kimsenin nasılsa bundan haberi yok haberi olanlar da nasılsa bize alıştı düşüncesiyle hem kötülük yapmaya devam ederler hem de hiç kötülük yapmamış gibi arada sırada kötülük yapanlara çullanırlar.</strong></p>
<p>Bunların evi pislikten geçilmez, komşunun camındaki kir bunlara dert olur.</p>
<p><strong>Bunların çocukları kumar oynar, içki içer, etrafındaki insanlara şiddet uygular ama komşunun çocuğunun elinde sigara görseler bunu ayyuka çıkarırlar.</strong></p>
<p>Ülkemizde özellikle siyasetçilerde de bu hastalık fazlasıyla vardır.</p>
<p>Anlatmamıza gerek yok kimlerden söz edildiğini az çok biliyorsunuz.</p>
<p><strong>Kendileri yüzlerine bir maske takarlar, o maskeyle yemedikleri halt kalmaz, ötekilerden birisi bir hata yapsa hemen saldırıya geçerler.</strong></p>
<p>Biraz ayıp olacak ama bununla ilgili de bir fıkra var…</p>
<p>Keçi ile koyun otlarken koyun taştan atlamış, atlarken koyunun kıçı görünmüş. Keçi başlamış koyunla dalga geçmeye…</p>
<p>Koyun da dönüp sert bir şekilde:</p>
<p><strong>“Çiçik miçik, senin kıçın her gün açık.”</strong> demiş.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/evini-pislik-goturenlerin-ahlaktan-soz-etmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hece 358. sayısıyla raflardaki yerini aldı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-358-sayisiyla-raflardaki-yerini-aldi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-358-sayisiyla-raflardaki-yerini-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 09:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ali K. Metin]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bağ Bozumunun Eşiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Annemin Sesini Unuttum Burhan Tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkır Canan Örs]]></category>
		<category><![CDATA[Çekiler Dolusunca Sinan Davulcu]]></category>
		<category><![CDATA[dergi haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dümdüz Handan Deniz Tinik]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[Fena Bilgehan Taha Solak]]></category>
		<category><![CDATA[hece]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergi]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi 2025]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi 2026]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi 358]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi son sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Hırka]]></category>
		<category><![CDATA[İçkin İlknur Mustafa Muharrem]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul Mehmet Uysal]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçak Kazı Gizemcileri Umut Boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Kasandra’nın Labirenti ya da Şiirin Siyasetle İmtihanı Emin Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıt Dışı Tolgay Hiçyılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Levant’ta Bir Klarnet Ahmet Karpınar]]></category>
		<category><![CDATA[Likyalı Ay. Alpaslan Azapağası]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Türk Şiirinde “Siyasal”ın Etkileri ve Göstergeleri Süleyman Karaca]]></category>
		<category><![CDATA[Ödevli Yurttaştan Parçalı Özneye: Türk Şiirinde Siyasetin ve Öznenin İzini Sürmek]]></category>
		<category><![CDATA[Rozet Gökhan Oskay]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir ile Siyasetin Kurucu Çatışması Turan Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir-Politika İlişkisinde İktidar ve İdeoloji Tartışması Üzerine Ahmet Edip Başaran]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirin Bıçak Sırtı Ahmet Bozkurt]]></category>
		<category><![CDATA[Sözün Suları ve Geyikler Mehmet Aycı]]></category>
		<category><![CDATA[Sunuş]]></category>
		<category><![CDATA[süreli dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tapu Furkan Sarıkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Siyaseti Olarak Şiir Ali Galip Yener]]></category>
		<category><![CDATA[Yük Bilal Can]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11570</guid>

					<description><![CDATA[Bu sene 30. yılını dolduran Hece Dergisi Ekim ayında 358. sayısıyla okurun karşısına çıktı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Manşet Fotoğraf: Yusuf Seki</em></p>
<p>Türk edebiyatının önde gelen yayınları arasında yer alan Hece Dergisi, Ekim ayında 358. sayısıyla okurun karşısına çıktı. Dergi bu sayıda &#8220;Siyasetin Şiiri ile Şiirin Siyaseti Arasında: Toplumsalın Tahayyülü-1&#8221; dosya konusuyla raflardaki yerini aldı.</p>
<p>Dosya konusunun editörlüğünü usta kalem Ali K. Metin üstlendi. Şiirin Bıçak Sırtı sunuşuyla dosyaya giriş yapan Ali K. Metin&#8217;e ek olarak bu sayıda &#8220;Ahmet Bozkurt, Şiir ile Siyasetin Kurucu Çatışması; Turan Koç, Yaşama Siyaseti Olarak Şiir; Ali Galip Yener, Şiir-Politika İlişkisinde İktidar ve İdeoloji Tartışması Üzerine; Ahmet Edip Başaran, Modern Türk Şiirinde “Siyasal”ın Etkileri ve Göstergeleri; Süleyman Karaca, Kasandra’nın Labirenti ya da Şiirin Siyasetle İmtihanı ve Emin Metin, Ödevli Yurttaştan Parçalı Özneye: Türk Şiirinde Siyasetin ve Öznenin İzini Sürmek&#8221; başlıklı yazılarıyla eşlik etti.</p>
<h3>TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p><strong>AVLUDA KARŞILAMA</strong><br />
Hatice Bildirici<br />
<strong>EŞİK</strong><br />
İbrahim Demirci, Güle Güle Ağaç Çobanı!<br />
<strong>ŞİİR</strong><br />
Faruk Uysal, İçkin İlknur<br />
Mustafa Muharrem, Fena<br />
Bilgehan Taha Solak, Dümdüz<br />
Handan Deniz Tinik, Likyalı Ay.<br />
Alpaslan Azapağası, Ben Annemin Sesini Unuttum<br />
Burhan Tuz, Sözün Suları ve Geyikler<br />
Mehmet Aycı, Çekiler Dolusunca<br />
Sinan Davulcu, Yük<br />
Bilal Can, Kaçak Kazı Gizemcileri<br />
Umut Boyun, Kabul<br />
Mehmet Uysal, Hırka, Tapu<br />
Furkan Sarıkaya, Levant’ta Bir Klarnet<br />
Ahmet Karpınar, Rozet<br />
Gökhan Oskay, Kayıt Dışı<br />
Tolgay Hiçyılmaz, Bozkır<br />
Canan Örs, Bağ Bozumunun Eşiğinde<br />
<strong>ÇEVİRİ ŞİİR</strong><br />
Robert Frost, Mutluluk, Uzunluğundaki Eksikliğini Yükseklikle Telafi Eder, Türkçesi: Faruk Uysal<br />
Halid Cebur, Beni Tutan Bir Şey Yok, Türkçesi: İbrahim Demirci<br />
<strong>DOSYA: SIYASETIN ŞII RI ILE ŞII RIN SIYASETI ARASINDA: TOPLUMSALIN TAHAYYÜLÜ-1</strong><br />
Editör: Ali K. Metin<br />
Ali K. Metin, Sunuş, Şiirin Bıçak Sırtı<br />
Ahmet Bozkurt, Şiir ile Siyasetin Kurucu Çatışması<br />
Turan Koç, Yaşama Siyaseti Olarak Şiir<br />
Ali Galip Yener, Şiir-Politika İlişkisinde İktidar ve İdeoloji Tartışması Üzerine<br />
Ahmet Edip Başaran, Modern Türk Şiirinde “Siyasal”ın Etkileri ve Göstergeleri<br />
Süleyman Karaca, Kasandra’nın Labirenti ya da Şiirin Siyasetle İmtihanı<br />
Emin Metin, Ödevli Yurttaştan Parçalı Özneye: Türk Şiirinde Siyasetin ve Öznenin İzini Sürmek<br />
<strong>BİR YARGICIN ANLATISI</strong><br />
Alpaslan Azapağası, Bir Yargıcın Gözüyle Bir Zamanlar Anadolu’da<br />
<strong>HECE POSTASI</strong><br />
Faruk Uysal, Yazı Masası Pratiği ve Ritüelleri<br />
Şiir Değerlendirmeleri<br />
<strong>MÜZİĞİN İZİNDE</strong><br />
Mahir Nakip, Dâhi Virtüöz: Tanburi Cemil<br />
<strong>DENEME</strong><br />
Şükriye Şen, Gerçeği Yeniden Yapmak<br />
Ejder Turan, Uykusuzluğun Filozofu: Cioran<br />
<strong>KELİMELER VE SURLAR</strong><br />
Dilek Göktaşoğlu,Bir Marcel Meselesi<br />
<strong>DENEME</strong><br />
Halil Ziya Doğruöz, Muhayyel: Hayalin Anatomisi<br />
Dr. Mehmet Kahraman, Romanımız Diyebilmeliydik<br />
<strong>KURMACADA ZAMAN GÖRÜNÜMLERİ</strong><br />
Aytaç Ören, Şimdiden Düne Bakış: Kazuo Ishiguro’nun Günden Kalanlar Romanında Geçmişin İnşası<br />
<strong>PORTRE</strong><br />
Mehmet Aycı, Sahneye ‘Paşa’ Geldi<br />
<strong>BAŞKA BAKIŞ</strong><br />
Mehmet Solak, Ne, Ne Zaman Mümkün?<br />
<strong>YAZI</strong><br />
Mustafa Gülali, Entelektüel Bır Senaristin Hakikat Yolculuğu: Bir Ruh Macerası<br />
Burcu Uşaklı Sandal, Yitirilenin Ardından: Hâmid ve Fournier’nin Yası<br />
Mustafa Kara, Üsküplü ve Bandırmalı Ali Öztaylan<br />
<strong>BİR ROMAN HAKKINDA</strong><br />
G. Senem Kıcıman, Umuda Uzanan Yol<br />
<strong>KİTAPLIK</strong><br />
İlke Hicran Aydoğan, Zamanda Bir Yolculuk: Demir Atlar Ülkesi, 139<br />
Rıdvan Kadir Yeşil, “Sistem Gitti”: Kafkaesk Bir Labirentte Josef K. ve Zimon Bavyer</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11571" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/HECE-DERGISI.jpg" alt="" width="484" height="721" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/HECE-DERGISI.jpg 484w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/HECE-DERGISI-322x480.jpg 322w" sizes="auto, (max-width: 484px) 100vw, 484px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-358-sayisiyla-raflardaki-yerini-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazarlar Akademisi Ebubekir Aytekin&#8217;i konuk ediyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-ebubekir-aytekini-konuk-ediyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-ebubekir-aytekini-konuk-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:47:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ebubekir aytekin]]></category>
		<category><![CDATA[ebubekir aytekin kim]]></category>
		<category><![CDATA[ebubekir aytekin kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[şahin ali şen]]></category>
		<category><![CDATA[şahin ali şen biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[şahin ali şen kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi ankara]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi hangi şehirde]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi nerede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11560</guid>

					<description><![CDATA[Yazarlar Akademisi, Akademi Konferansları kapsamındaki faaliyetlerini sürdürüyor. Akademi bu hafta, eğitimci-yazar Ebubekir Aytekin'i ağırlıyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header class="entry-header est-header-full-width-beyazbg">Genel Başkanlığını Mehmet Sait Uluçay’ın, Başkan Vekilliğini Şahin Ali Şen’in üstlendiği Yazarlar Akademisi, Akademi Konferansları kapsamındaki faaliyetlerini sürdürüyor. Akademi bu hafta, yazar Ebubekir Aytekin&#8217;i ağırlıyor.</header>
<div class="content-left-right-container-custom">
<article id="post-11350" class="haber-post post-11350 post type-post status-publish format-standard has-post-thumbnail hentry category-guncel tag-mehmet-tastan tag-mehmet-tastan-kim tag-mehmet-tastan-kimdir tag-mehmet-tastan-kitap tag-mehmet-tastan-yazarlar-akademisi tag-savci-mehmet-tastan-kim tag-yazarlar-akademisi tag-yazarlar-akademisi-ankara tag-yazarlar-akademisi-nerede">
<div class="entry-content est-content-1 pid-11350" data-postid="11350">
<h3>TARİH VE EDEBİYAT</h3>
<p>Aytekin, geçtiğimiz haftalarda kutlanılan Ahilik Haftası münasebetiyle ahilik konusuna değinecek.</p>
<p>&#8220;Tarihten Günümüze Fütüvvet ve Ahilik&#8221; başlıklı konferansta Aytekin, bu iki önemli kavramı, aynı isimli kitabı çerçevesinde ele alacak.</p>
<p>Akademi Konferansları, halka açık ve ücretsizdir.</p>
<p><strong>Konuşmacı:</strong> Ebubekir Aytekin</p>
<p><strong>Konu:</strong>Tarihten Günümüze Fütüvvet ve Ahilik</p>
<p><strong>Tarih:</strong> 3 Ekim 2026 Cumartesi</p>
<p><strong>Saat:</strong> 13.00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Yazarlar Akademisi</p>
<p><strong>Adres:</strong> Korkutreis Mahallesi, Hanımeli Sokak, No: 21/8, Sıhhiye</p>
</div>
</article>
</div>
<h3>EBUBEKİR AYTEKİN KİMDİR?</h3>
<p>1951&#8217;de Adıyaman&#8217;da doğdu. İlköğrenimini Adıyaman&#8217;da, ortaöğrenimini ise 1969 yılında Gaziantep Öğretmen Okulu&#8217;nda tamamladı. Lisans öğrenimini Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe ve Eskişehir’de Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde gerçekleştirdi. Uzun seneler eğitim alanında öğretmen ve yönetici olarak çalıştıktan sonra Maarif Müfettişliğine geçti. Birçok ilde müfettişlik görevinde bulundu. 2001 yılında emekli oldu.</p>
<p>Emekliliğinden sonra <em class="zhvwWe" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Yeni Devir<!--TgQPHd|||[]--></em>, <em class="zhvwWe" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Milli Gazete<!--TgQPHd|||[]--></em> ve <em class="zhvwWe" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Akit<!--TgQPHd|||[]--></em> gibi ulusal gazetelerde yazılar yazdı. Birçok dergide eğitim, tarih, kültür üzerine makaleleri, denemeleri, hikâye ve şiirleri yayımlandı. Eğitim Bilimleri ve Sosyal Araştırmalar Derneği&#8217;nin (EBSAD) Adıyaman İl Temsilciliği ve bu derneğe bağlı Bilgi ve Kültür Evleri&#8217;nin yöneticiliğini üstlendi. Tarih ve eğitim konulu farklı seminerler vermektedir.</p>
<p><strong>Eserleri </strong></p>
<p>Yazarını Sürgün Ettiren Yazılar</p>
<p>Irkçılık, Milliyetçilik ve İslamofobi</p>
<p>Ailede Çocuk Eğitimi</p>
<p>Adıyaman&#8217;da Bir Sahabi: Safvan b. Muattal</p>
<p>Kemalist Devrimlerin Analizi &#8211; Anatomisi</p>
<p>Tarihten Günümüze Fütüvvet ve Ahilik</p>
<p>Tasavvuf Tarihi</p>
<p>Ebu Zer El Gıffari – Yalnız Sahabi</p>
<p>Bilgin Divane Behlül Dana</p>
<p>Artanlı Mehmet Said Hoca &amp; Yaşadığı Devir, Hayatı ve Hizmetleri</p>
<p>Ahmet Doğan Hoca</p>
<p>Latifeler &amp; Letaif</p>
<p>Nükte Çarşısı</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11561" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ebubekir-aytekin-kim.jpg" alt="" width="750" height="556" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ebubekir-aytekin-kim.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/ebubekir-aytekin-kim-540x400.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-ebubekir-aytekini-konuk-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Server&#8217;in bu haftaki konuğu Tayfun Atay</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tayfun-atay/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tayfun-atay/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:34:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Görünüyorum O Halde Varım Meşhuriyet Çağı'nda Kültür ve İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meşhuriyet Çağı'nda Kültür ve İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[server]]></category>
		<category><![CDATA[server bir kitap bir yazar]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun atay]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun atay kim]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun atay kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun atay kitapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11548</guid>

					<description><![CDATA[Server Vakfı bu hafta, Sosyal Antropolog-Yazar Prof. Dr. Tayfun Atay’ı ağırlayacak. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Server Vakfı, kültürel programlarını sürdürüyor. Vakıf, 3 Ekim 2026 Cumartesi günü, Sosyal Antropolog-Yazar Prof. Dr. Tayfun Atay’ı ağırlayacak.</p>
<p>“Bir Kitap Bir Yazar” programı kapsamında konuşacak olan Atay, &#8220;Görünüyorum O Halde Varım-Meşhuriyet Çağı&#8217;nda Kültür ve İnsan&#8221; kitabını anlatacak.</p>
<p>3 Ekim 2026 Cumartesi günkü etkinliğin başlama saati 15.00.</p>
<p>Program, Server’in Kızılay Demirtepe’deki adresinde yapılacak.</p>
<p>Etkinliği, Server Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Mehmet Ali Bulut yönetecek. Konuşma Server’in youtube kanalından canlı olarak da verilecek.</p>
<h3>TAYFUN ATAY KİMDİR?</h3>
<p>Tayfun Atay, A.Ü. DTCF’de antropoloji alanında lisans (1983) ve yüksek lisans yaptı (1986). Sonrasında Londra Üniversitesi Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu’nda (SOAS) Yakın ve Orta Doğu Çalışmaları (Area Studies: Near and Middle East) programında ikinci yüksek lisans derecesini aldı (1990).</p>
<p>Ardından aynı okulun Antropoloji ve Sosyoloji bölümünde din antropolojisi alanında doktorasını tamamladı (1994). 1984 yılında H.Ü. Antropoloji Bölümü’nde başlayan akademik yaşamında 1988-1994 yılları arasında lisansüstü çalışma amacıyla Londra’da bulunduktan sonra Hacettepe’ye geri dönerek 2000 yılında doçent, ardından A.Ü. DTCF Halkbilim ve Etnoloji Bölümü’nde profesör oldu (2006). 2007-2014 yılları arasında ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nde ek-görevli öğretim üyesi olarak çalıştı, dersler verdi.</p>
<p>2003-2004 yılları arasında Milliyet “Popüler Kültür” ekinin yayın koordinatörlüğünü üstlendi. BirGün (2006-2008), T24 (2009-2011), Radikal (2011-2015) ve Cumhuriyet (2015-2018) gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı; aynı gazetede 2018 yılı başında yayıma giren “Cumhuriyet PAZAR” ekinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Ardından T24’te yazdı ve “T24 HAFTALIK” ekini yayına hazırladı.</p>
<p>Gazete Pencere’de “Pencere Pazar” ekinin yayın yönetmenliğini yaptı ve YouTube üzerinden yayın yapan Bidebunuizle kanalında Yavuz Oğhan’la “Büyük Resim” adlı programı izleyiciyle buluşturuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-11549" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/TAYFUN-ATAY-KIM.jpg" alt="" width="479" height="599" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/TAYFUN-ATAY-KIM.jpg 1280w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/TAYFUN-ATAY-KIM-384x480.jpg 384w" sizes="auto, (max-width: 479px) 100vw, 479px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tayfun-atay/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus Emre Edebiyat Şenliği Eskişehir&#8217;de başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yunus-emre-edebiyat-senligi-eskisehirde-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yunus-emre-edebiyat-senligi-eskisehirde-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:28:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir yunus emre edebiyat şenliği]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre]]></category>
		<category><![CDATA[yunus emre şenlikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11542</guid>

					<description><![CDATA[1-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası Eskişehir Yunus Emre Edebiyat Şenliği kapsamında Türkiye’den ve farklı ülkelerden yazarlar, şairler, sanatçılar ve müzisyenler Eskişehirlilerle bir araya gelecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir, 2026 Eskişehir Yılı kapsamında kültür ve sanat dolu özel bir buluşmaya daha ev sahipliği yapıyor.</p>
<h3>EDEBİYATIN KALBİ ESKİŞEHİR’DE ATACAK</h3>
<p>1-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası Eskişehir Yunus Emre Edebiyat Şenliği kapsamında Türkiye’den ve farklı ülkelerden yazarlar, şairler, sanatçılar ve müzisyenler Eskişehirlilerle bir araya gelecek. Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen şenlik, “Neşe” teması etrafında şekillenecek. Dört gün boyunca söyleşilerden şiir dinletilerine, tiyatro gösterilerinden sergilere, atölyelerden müzik buluşmalarına uzanan zengin programla kentte adeta bir edebiyat ve sanat şöleni yaşanacak.</p>
<h3>PERDE BUGÜN AÇILIYOR</h3>
<p>Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Şenliğin açılış programı, 1 Ekim Perşembe günü saat 18.00’de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Opera’da gerçekleştirilecek. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin açılış konuşmasıyla başlayacak programda, “Neşe” temalı Gençlik Ödül Töreni gerçekleştirilecek.</p>
<p>Gecenin en özel anlarından birinde ise 2026 Kent Edebiyat Ödülü, usta yazar Latife Tekin’e takdim edilecek. Ödül töreninin ardından Tekin, Haydar Ergülen’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek söyleşide Eskişehirli edebiyatseverlerle buluşacak.</p>
<p>Açılış gecesi edebiyatla sınırlı kalmayacak. Muammer Ketencoğlu ve Balkan Orkestrası müzikseverlerle buluşurken, Tuna Kiremitçi de “Şarkılar ve Sohbet” etkinliğiyle şenliğe eşlik edecek.</p>
<h3>DÖRT GÜN BOYUNCA EDEBİYAT, SANAT VE MÜZİK</h3>
<p>Şenlik boyunca Eskişehir’in farklı noktalarında birbirinden renkli etkinlikler düzenlenecek. Yazar ve şair buluşmaları, söyleşiler, şiir ve müzik dinletileri, tiyatro, sergi ve atölyelerle Eskişehirliler dört gün boyunca edebiyatın farklı dünyalarıyla buluşacak.</p>
<p>3 Ekim Cumartesi, Haller Gençlik Merkezi Frigya Salonu’nda yazar Ali Lidar edebiyatseverlerle buluşurken, çocuklar Çiğdem Sezer’in “Şen Çiftlik Orkestrası” kitabı üzerinden yaratıcı okuma atölyesine katılacak. Aydan Çelik eşliğinde gerçekleştirilecek bisiklet turu ve ardından yapılacak bisiklet kültürü söyleşisinin yanı sıra, oyuncu Cengiz Bozkurt ve sanatçı Can Bonomo da söyleşileriyle şenlik programında yer alacak. Günün önemli buluşmalarından biri de Türkiye’den ve farklı ülkelerden şairlerin katılımıyla gerçekleştirilecek “Şiir Neşesi” olacak. Akşam ise Tuna Kiremitçi, “Şarkılar ve Sohbet” etkinliğiyle katılımcılarla buluşacak.</p>
<p>Şenliğin 4 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek final programında ise “Roman Neşesi: Edebiyat Üzerine Diyaloglar” başlıklı buluşmada yazarlar Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy edebiyatseverlerle bir araya gelecek. Finalde ayrıca Başkan Ayşe Ünlüce ile ilçe belediye başkanlarının katılımıyla “Eskişehir Neşesi” buluşması gerçekleştirilecek. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Yunus Emre’nin sevgi, hoşgörü ve insanı merkeze alan anlayışından ilhamla düzenlenen şenlikle Eskişehir’i dört gün boyunca edebiyatın, sanatın ve müziğin buluşma noktası haline getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Şenlik ile ilgili tüm detaylar yunusemre.eskisehir.bel.tr adresinden ulaşılabiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11543" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/Eskisehir-Yunus-Emre-Edebiyat-Senligi-ic.jpg" alt="" width="977" height="643" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/Eskisehir-Yunus-Emre-Edebiyat-Senligi-ic.jpg 977w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/10/Eskisehir-Yunus-Emre-Edebiyat-Senligi-ic-540x355.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 977px) 100vw, 977px" /></p>
<h3>ŞENLİK PROGRAMI</h3>
<h3>1 EKİM 2026 PERŞEMBE</h3>
<h3>AÇILIŞ GÜNÜ</h3>
<p>17.30- Açılış kokteyli</p>
<p>18.00 – Açılış Konuşması<br />
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı<br />
Ayşe ÜNLÜCE</p>
<p>18.15-19.00 – Gençlik Ödül Töreni<br />
Kent Edebiyat Ödülü ile “Neşe” temalı gençlik ve lise ödüllerinin takdimi</p>
<p>19.00–20.00 – Kent Edebiyat Ödülü Töreni</p>
<p>Onur Konuğu Latife Tekin Söyleşisi</p>
<p>Moderatör: Haydar Ergülen</p>
<p>20.00 – Müzik Neşesi<br />
Muammer Ketencoğlu ve Balkan Orkestrası</p>
<p>Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Opera</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<h3>2 EKİM 2026 CUMA</h3>
<p>14.00–15.00 – Gençlik Neşesi<br />
Devrim Horlu, Vuslat Çamkerten, Özgür Çırak</p>
<p>Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genco Erkal Sahnesi</p>
<p>15.30–16.30 – Cumhuriyet Neşesi / Okuma Tiyatrosu</p>
<p>Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genco Erkal Sahnesi</p>
<p>18.00-19.00 – Odysseia’da “Neşe”nin Kokusu</p>
<p>Nihat Özdal</p>
<p>Dönüş Olafaktif Sergi</p>
<p>Yer: Sanat Sokağı sergi salonu</p>
<p>Sergi 12 Ekim tarihine kadar ziyaret edilebilir.</p>
<p>19.00–20.00 – Tiyatro Neşesi/ Şiirin Suç Ortakları<br />
Etos Performans</p>
<p>Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genco Erkal Sahnesi</p>
<p>20.00–21.00 – Dünya Neşesi<br />
Tuna Kiremitçi, Atina Abiltar – Romanya, Zeliha İbrahim – Bulgaristan, Altay Suroy – Kosova , Zeynep Hüseyin – Kuzey Makedonya , Lulzim Haziri – Arnavutluk , Mario Tiago De Sa Matos Paixao –Sylvain Cavailles French</p>
<p>Yönetenler: Kadriye Cesur, Erol Tufan</p>
<p>Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genco Erkal Sahnesi</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<h3>3 EKİM 2026 CUMARTESİ</h3>
<p>11.00–12.00 – Deneme Neşesi<br />
Ali Lidar</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>12.00–13.00 | Çocuk Neşesi<br />
“Şen Çiftlik Orkestrası” ile Çiğdem Sezer<br />
Kitap Üzerine Yaratıcı Okuma Atölyesi</p>
<p>Yer: Sanat Sokağı Sanatçı Atölyesi</p>
<p>12.30–14.00 | Bisiklet Neşesi<br />
Aydan Çelik ile Bisiklet Turu ve Sunum</p>
<p>12.30 – Bisiklet Turu<br />
Başlangıç: EBB Velespit Parkı<br />
Bitiş: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>13.00 – Aydan Çelik ile Sunum<br />
Yer: Haller Gençlik Merkezi – Frigya Salonu</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>15.00–16.00 – Cengiz Genciz Neşesi<br />
Cengiz Bozkurt</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>16.30–17.30 – Şiir Neşesi</p>
<p>Konuk Şairler: Atina Abiltar, Zeliha İbrahim, Altay Suroy, Lulzim Haziri, Mario Tiago De Sa Matos Paixao,Zeynep Hüseyin, Sylvaın Cavaılles, Tuğrul Keskin, Rahmi Emeç, Emel İrtem, Nilüfer Altunkaya, Gürcan Banger, Ali Lidar, Nihat Özdal, Çiğdem Sezer, Haydar Ergülen, Hasan Erkek, Can Bonomo, Erol Tufan, Kadriye Cesur</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>18.30–19.30 – Can Neşesi<br />
Can Bonomo ile Söyleşi</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>20.00–21.00 – Müzik Neşesi/ Şarkılar ve Sohbet<br />
Tuna Kiremitçi<br />
Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<h3>4 Ekim</h3>
<p>13.00–14.00 | Şiirden Şarkıya Neşe<br />
Gülçin Elif Yücel (Anlatıcı)<br />
Ertan Bilgi (Ses Sanatçısı)</p>
<p>Şiir ve müziği buluşturan dinleti</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>14.30–15.30 – Roman Neşesi/ Edebiyat Üzerine Diyaloglar</p>
<p>Ayfer Tunç, Murat Gülsoy</p>
<p>Yer: Haller Gençlik Merkezi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>16.00 – Eskişehir Neşesi</p>
<p>Ayşe Ünlüce – Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı<br />
Kazım Kurt – Odunpazarı Belediye Başkanı<br />
Habil Dökmeci – Sivrihisar Belediye Başkanı<br />
Zehra Konakcı – Çifteler Belediye Başkanı<br />
Uğur Tepe – Seyitgazi Belediye Başkanı<br />
Gürbüz Güller – Alpu Belediye Başkanı<br />
Haydar Çorum – Mihalıççık Belediye Başkanı<br />
İshak Gündoğan – Mahmudiye Belediye Başkanı<br />
Hakan Karabacak – Beylikova Belediye Başkanı</p>
<p>Moderatör: Haydar Ergülen</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yunus-emre-edebiyat-senligi-eskisehirde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2. Servet Yayınevi Öykü Ödülü Yarışması</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/2-servet-yayinevi-oyku-odulu-yarismasi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/2-servet-yayinevi-oyku-odulu-yarismasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:19:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[servet yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[servet yayınları yarışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11536</guid>

					<description><![CDATA[Servet Yayınevi, özgün öykü üretimini teşvik etmek, yeni kalemleri keşfetmek ve nitelikli edebiyatı desteklemek amacıyla öykü yarışması düzenliyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Servet Yayınevi, özgün öykü üretimini teşvik etmek, yeni kalemleri keşfetmek ve nitelikli edebiyatı desteklemek amacıyla öykü yarışması düzenliyor.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Katılım Koşulları</h3>
<p>Katılım, seçici kurul üyelerinin birinci derece yakınları dışında 18 yaşını dolduran herkese açıktır.</p>
<p>Konu sınırlaması yoktur.</p>
<p>Sadece öykü türündeki başvurular kabul edilecektir.</p>
<p>Her katılımcı yalnızca bir öyküyle başvurabilir.</p>
<p>Öyküler en fazla 2000 kelime olmalıdır.</p>
<p>Daha önce herhangi bir basılı, dijital veya sosyal mecrada yayımlanmış ya da ödül almış öyküler kabul edilmeyecektir.</p>
<p>Değerlendirme süreci devam ederken eserin yayımlandığı tespit edilirse, yarışma dışı bırakılır.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Eser Biçimlendirme Kuralları</h3>
<p><strong>Yazı tipi:</strong> Times New Roman yazı karakteri</p>
<p><strong>Punto:</strong> 12</p>
<p><strong>Satır aralığı:</strong> 1,5</p>
<p><strong>Sayfa kenar boşlukları:</strong> Üst 2,5 cm, alt 2 cm, sağ 2 cm, sol 2 cm</p>
<p><strong>Dosya formatı:</strong> Word (.doc/.docx)</p>
<h3 class="wp-block-heading">Başvuru Şekli</h3>
<p>Eserler, <a href="mailto:servetyayinevi@gmail.com">servetyayinevi@gmail.com</a> adresine e-posta yoluyla gönderilmelidir.</p>
<p>Posta, kargo veya elden yapılan başvurular kabul edilmez.</p>
<p>E-postanın konusu şu biçimde yazılmalıdır: <strong>“Servet Yayınevi Öykü Ödülü – [Rumuz] – [Öykü Adı]”</strong></p>
<h4 class="wp-block-heading">Gönderilecek iki ayrı Word dosyası:</h4>
<p><strong>Öykü dosyası:</strong> Sadece öykü metni yer almalı; yazarın kimliğine dair hiçbir bilgi bulunmamalıdır. Sağ üst köşeye rumuz eklenmelidir.</p>
<p><strong>Kimlik dosyası:</strong> Yazarın adı-soyadı, doğum tarihi, iletişim bilgileri, kısa özgeçmişi ve kullandığı rumuz yer almalıdır.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Değerlendirme Süreci</h3>
<p>Ön elemeden geçen eserler seçici kurula rumuzlarıyla sunulacaktır.</p>
<p>Katılım koşullarına uymayan eserler değerlendirmeye alınmaz.</p>
<p>Katılımı onaylanan yazarlar e-posta yoluyla bilgilendirilecektir.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Telif ve Yayın İzni</h3>
<p class="wp-block-paragraph">Yarışmaya katılan yazarlar, ödül alan veya yayımlanmaya değer görülen öykülerinin Servet Yayınevi tarafından basılı ve dijital ortamda yayımlanmasına, yayınevinin web sitesi ve sosyal medya hesaplarında tanıtım amaçlı kullanılmasına telif ücreti talep etmeksizin izin vermiş sayılırlar.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Yayımlanmayan eserlerin tüm hakları yazarlarına aittir.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Ödüller</h3>
<p><strong>Birincilik Ödülü:</strong> Servet Yayınevi Öykü Ödülü Plaketi + Anı Kitapta Yayımlanma + 5 Kitap</p>
<p><strong>Diğer Seçilen Eserler:</strong> Anı Kitapta Yayımlanma + 1 Kitap</p>
<p>Ödül alan ve yayımlanmaya değer görülen öyküler, “Servet Yayınevi Öykü Ödülü 2026” adlı anı kitapta yer alacaktır.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Takvim</h3>
<p><strong>Son Başvuru Tarihi:</strong> 31 Aralık 2026</p>
<p><strong>Sonuçların Açıklanması:</strong> 15 Şubat 2027</p>
<p><strong>Sonuç Duyurusu:</strong> <a href="https://servetyayinevi.com/" target="_blank" rel="noopener">https://servetyayinevi.com</a> ve @servetyayinevi sosyal medya hesapları üzerinden yapılacaktır.</p>
<h3 class="wp-block-heading">Seçici Kurul</h3>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Başkan:</strong> Şadan Köse<br />
<strong>Üyeler:</strong> Daha sonra açıklanacaktır.</p>
<h3 class="wp-block-heading">İletişim</h3>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>E-posta:</strong> <a href="mailto:servetyayinevi@gmail.com">servetyayinevi@gmail.com</a><br />
<strong>Web:</strong> <a href="https://servetyayinevi.com/" target="_blank" rel="noopener">https://servetyayinevi.com</a><br />
<strong>Sosyal Medya:</strong> @servetyayinevi</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11538" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/2.-Servet-Yayinevi-Oyku-Odulu-Yarismasiii.jpg" alt="" width="620" height="870" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/2.-Servet-Yayinevi-Oyku-Odulu-Yarismasiii.jpg 620w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/2.-Servet-Yayinevi-Oyku-Odulu-Yarismasiii-342x480.jpg 342w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/2-servet-yayinevi-oyku-odulu-yarismasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nazan Bekiroğlu Dicle&#8217;nin Sandalı ile geliyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/nazan-bekiroglu-diclenin-sandali-ile-geliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/nazan-bekiroglu-diclenin-sandali-ile-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:45:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[diclenin sandalı konusu]]></category>
		<category><![CDATA[diclenin sandalı ne]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat trabzon]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu diclenin sandalı]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu kim]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu kitap]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu yeni kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[nazan bekiroğlu yeni romanı]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11530</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatının önemli isimlerinden Nazan Bekiroğlu'nun yeni kitabı Dicle'nin Sandalı, 7 Ekim 2026 tarihinde okurla buluşacak. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk edebiyatının önemli isimlerinden Nazan Bekiroğlu&#8217;nun yeni kitabı Dicle&#8217;nin Sandalı, 7 Ekim 2026 tarihinde okurla buluşacak. Bekiroğlu, 10. yüzyıldaki Abbasilerin başkenti Bağdat&#8217;ta geçen olayları ele aldığı Dicle&#8217;nin Sandalı&#8217;nda Endülüs&#8217;e de uzanıyor.</p>
<p>Timaş Yayınları tarafından neşredilen kitap 416 sayfadan oluşuyor.</p>
<h3>DİCLE&#8217;NİN SANDALI TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p>Onuncu yüzyılın Bağdat’ı. Abbasilerin kalbinin attığı; ilimlerin, inançların, kültürlerin, gerilimlerin, çatışmaların, savaşların ve iktidarların gölgesinin iç içe geçtiği bir dünya. Dicle gibi sürekli akan bir şehir. Mahiyeti sürekli olarak değişen bir sandal.</p>
<p>Dünyanın dört bir yanında konuşulan dillerin birbirine karıştığı Beytü’l Hikme’nin yetenekli ama asi talebesi, Süryani çevirmen Yuhanna.</p>
<p>Yuhanna kelimelerin arasında büyüyüp dillerin arasında dolaşmayı öğrenmiştir. Ta ki bir gün, bildiği bütün dillerin yetmediğini anlayana kadar.</p>
<p>Eğer anlam başka bir dile bütünüyle taşınamıyorsa çevirmenin yaptığı nedir?</p>
<p>Kelimeler gerçekten insanlar arasında bir köprü kurabilir mi?</p>
<p>İnsanları birbirine bağlayacak, mutlak anlaşmayı kuracak ortak bir dili bulmak mümkün müdür?</p>
<p><em>Dicle’nin Sandalı</em>, Bağdat’ın renkli, zengin ve kaotik atmosferinden Babil Kulesi’nin gölgesine, oradan Endülüs medeniyetine kadar uzanan; aşkı, inancı, dili, insanın kusursuz anlaşma arzusunu ama birbirini anlayamama lânetini aynı hikâyede buluşturan görkemli bir roman.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11531" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diclenin-Sandali-nazan-bekiroglu-manset.jpg" alt="" width="496" height="788" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diclenin-Sandali-nazan-bekiroglu-manset.jpg 496w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diclenin-Sandali-nazan-bekiroglu-manset-302x480.jpg 302w" sizes="auto, (max-width: 496px) 100vw, 496px" /></p>
<h3>NAZAN BEKİROĞLU KİMDİR?</h3>
<p>3 Mayıs 1957 tarihinde Trabzon&#8217;da doğdu. İlk ve orta tahsilini aynı kentte yaptıktan sonra Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nü bitirdi (1979). Dört yıl lise öğretmenliği yaptı. KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü&#8217;ne öğretim görevlisi olarak girdi. (1985).</p>
<p>Orhan Okay yönetiminde sürdürdüğü &#8220;Halide Edib Adıvar&#8217;ın Romanlarının Teknik Açıdan Tahlili&#8221; konulu doktorasını tamamladı (1987). Aynı bölümde öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. &#8220;Şair Nigâr Hanım&#8221; konulu çalışmasıyla doçent oldu (1995).</p>
<p>1998&#8217;den itibaren aynı fakültede açılan Türkçe eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Nazan Bekiroğlu 4 mayıs 2001&#8217;de profesör olmuştur.</p>
<p>Evli ve Leyla Didar ile Nilbeste adında iki kızı vardır.</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/nazan-bekiroglu-diclenin-sandali-ile-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethiye Üzümlü&#8217;de sanat ve edebiyat buluşması başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/fethiye-uzumlude-sanat-ve-edebiyat-bulusmasi-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/fethiye-uzumlude-sanat-ve-edebiyat-bulusmasi-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:29:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[fethiye edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fethiye Üzümlü sanat ve edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[muğla edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[üzümlü edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Üzümlü sanat ve edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11527</guid>

					<description><![CDATA[Fethiye’nin Üzümlü Mahallesi, 2-4 Ekim 2026 tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Fethiye Üzümlü Sanat ve Edebiyat Festivali’ne ev sahipliği yapacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fethiye’nin Üzümlü Mahallesi, 2-4 Ekim 2026 tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Fethiye Üzümlü Sanat ve Edebiyat Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Yalınayak Kolektifi tarafından gönüllülük esasıyla düzenlenen festivalde sanatçılar, yazarlar ve akademisyenler sanatseverlerle buluşacak. Üç gün sürecek etkinliklerin tamamı halka açık ve ücretsiz olacak.</p>
<p>2017’den bu yana Üzümlü’de kültür ve sanat çalışmaları yürüten Yalınayak Kolektifi, festivalle farklı sanat disiplinlerini bir araya getirmeyi ve bölgenin kültürel belleğini görünür kılmayı amaçlıyor. Programda şiir okumaları, müzik dinletileri, sahne gösterileri, söyleşiler ve atölyeler yer alacak.</p>
<h3>
Sanat ve kültür herkes için</h3>
<p>Festivalin çıkış noktasını sanata erişim hakkı, özgür üretim ve dayanışma olarak açıklayan kolektif, şiirden tiyatroya, resimden heykele, pantomimden dans ve müziğe kadar farklı disiplinleri buluşturacak.</p>
<p>Katılımcılar sanatçılarla birlikte üretme fırsatı bulurken, şair ve yazarlarla imza ve söyleşilerde bir araya gelecek. Programda Can Yücel, Ahmet Telli, Gülten Akın, Didem Madak, Adnan Yücel ve Cemal Süreya’nın şiirlerine özel bölümler düzenlenecek.</p>
<p>Çocuklar ve yetişkinlere yönelik atölyelerde linolyum baskı, doğaçlama oyunculuk, oyun yazarlığı, ekoloji, şiir ve masal, pantomim ve jonglörlük gibi çalışmalar yapılacak.</p>
<h3>Üç gün sürecek</h3>
<p>Festivalin ilk günü atölyeler, festival yürüyüşü ve açılış konuşmalarıyla başlayacak. Gün boyunca şiir okumaları, Can Yücel ve Ahmet Telli şiirleri, şiirli şarkılar, müzik dinletileri, mim gösterisi ve ateş dansı gerçekleştirilecek.</p>
<p>Cumartesi günü atölyelerin yanı sıra şair ve yazarların imza ve söyleşileri yapılacak. Programda Gülten Akın ve Didem Madak’ın şiirlerine ayrılan bölümlerin yanı sıra şiirli müzik yolculuğu ve ateş dansı yer alacak.</p>
<p>Festivalin son günü olan pazar günü şiir ve masal, pantomim ve jonglörlük atölyeleri düzenlenecek. Şair ve yazarların imza ve söyleşilerinin ardından Adnan Yücel ve Cemal Süreya’nın şiirlerine ayrılan bölümler gerçekleştirilecek.</p>
<p>Program, şiirli müzik yolculuğu ve ateş dansıyla sona erecek. Festival boyunca tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/fethiye-uzumlude-sanat-ve-edebiyat-bulusmasi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>16. Antalya Kitap Fuarı başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-antalya-kitap-fuari-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-antalya-kitap-fuari-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 07:11:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[antalya edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[antalya kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[antalya kitap fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[antalya kitap fuarı yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat antalya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11517</guid>

					<description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 16’ncısı düzenlenecek olan Antalya Kitap Fuarı 2-11 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl 16’ncısı düzenlenecek olan Antalya Kitap Fuarı 2-11 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleşecek. Bu yıl “Bugünü oku, geleceği yaz” temasıyla düzenlenecek fuarın onur konuğu ise geniş bir okur kitlesine ulaşan Osman Balcıgil olacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, tüm kitapseverleri bu büyük kültür buluşmasına davet etti.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Antalya Kitap Fuarı; çocukları, gençleri, aileleri, öğrencileri, öğretmenleri ve tüm kitap tutkunlarını 2-11 Ekim 2026 tarihleri arasında Antalya’da bu büyük kültür buluşmasının parçası olmaya davet ediyor. Antalya’nın kültür ve sanat yaşamının gelenekselleşen buluşmalarından Antalya Kitap Fuarı, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde 2–11 Ekim 2026 tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek 16. Antalya Kitap Fuarı, 10 gün boyunca yayın dünyasını, yazarları ve okurları Antalya’da bir araya getirecek.</p>
<h3>ANTALYA 10 GÜN BOYUNCA KİTAPLARIN BAŞKENTİ OLACAK</h3>
<p>Bu yıl “Bugünü Oku, Geleceği Yaz” temasıyla düzenlenecek fuar; kitabın yalnızca bugünü anlamanın değil, geleceği şekillendirmenin de en güçlü yollarından biri olduğu düşüncesini öne çıkarıyor. Fuar boyunca Türkiye’nin farklı yayınevleri ve değerli yazarları okurlarıyla buluşurken, imza günleri, söyleşiler ve kültür-sanat etkinlikleri gerçekleştirilecek.</p>
<p>16. Antalya Kitap Fuarı’nın resmi açılış töreni, 2 Ekim 2026 Cuma günü saat 15.00’te Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapılacak. Her yaştan ziyaretçiye açık olacak 16. Antalya Kitap Fuarı, 2-11 Ekim tarihleri arasında her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.</p>
<h3>“BUGÜNÜ OKU, GELECEĞİ YAZ”</h3>
<p>Türkiye’nin önemli kültür buluşmalarından 16. Antalya Kitap Fuarı bu yıl 250 yayınevi, 300’ü aşkın ulusal, uluslararası ve yerel yazar, binlerce kitap ve milyonlarca okuru buluşturacak. Fuar on gün boyunca Antalya’yı kitabın, edebiyatın ve düşüncenin buluşma noktası haline getirecek. Eserleriyle yakın tarihin izlerini edebiyatla buluşturan, gerçek yaşam öykülerinden ve tarihin güçlü karakterlerinden beslenen romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşan Osman Balcıgil, 16. Antalya Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu olarak kitapseverlerle buluşacak.</p>
<h3>300’Ü AŞKIN YAZAR ANTALYA’DA</h3>
<p>Fuar; usta kalemlerden genç kuşağın sevilen yazarlarına, gazetecilerden araştırmacılara, şairlerden düşünce insanlarına kadar farklı kuşakları ve farklı sesleri aynı çatı altında buluşturacak. Antalya Kitap Fuarı bu yıl da güçlü yazar kadrosuyla dikkat çekecek. Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Sinan Akyüz, Saygı Öztürk, Murat Kaplan, Burcu Bahar, Hidayet Karakuş, Fatma Şamata, Mustafa Balbay, Ümit Özdağ, Beyza Alkoç, N. G. Kabal, Işık Öğütçü, Mavisel Yener, Adil Yıldırım, İnci Aral, Maral Atmaca ve Loresima gibi birbirinden değerli isimler; imza günleri, söyleşiler ve okur buluşmalarıyla fuarda yer alacak.</p>
<h3>16 YILDIR KİTAPLA BÜYÜYEN BİR KÜLTÜR BULUŞMASI</h3>
<p>16 yıldır büyüyerek yoluna devam eden Antalya Kitap Fuarı, yalnızca kitapların sergilendiği bir organizasyon olmanın ötesinde; yazarla okurun buluştuğu, düşüncelerin paylaşıldığı, çocukların kitaplarla tanıştığı, gençlerin yeni dünyalar keşfettiği büyük bir kültür buluşmasına dönüştü. Bir fuarı 16 yıl boyunca yaşatmanın; yalnızca bir organizasyonu sürdürmek değil, bir şehrin kültür hayatına kalıcı bir iz bırakmak olduğunu söyleyen Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, “Kitap, insana yapılan en kıymetli yatırımdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin kitapla kurduğu her bağ, geleceğimize atılmış güçlü bir imzadır. Bu yıl ‘Bugünü Oku, Geleceği Yaz’ diyerek herkesi kitabın etrafında yeniden buluşmaya davet ediyoruz. Antalya’nın bu büyük kültür buluşmasına emek veren, destek olan ve 16 yıldır bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11519" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/antalya-kitap-fuari.jpg" alt="" width="1333" height="731" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/antalya-kitap-fuari.jpg 1333w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/antalya-kitap-fuari-540x296.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 1333px) 100vw, 1333px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-antalya-kitap-fuari-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vahap Akbaş’la birlikte*</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/vahap-akbasla-birlikte/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/vahap-akbasla-birlikte/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Noyan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 05:57:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet rasim]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[inziva notları]]></category>
		<category><![CDATA[romanya mektupları]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Akbaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11513</guid>

					<description><![CDATA[Erdal Noyan yazdı: Ahmet Rasim, onca şehirde göremediği ayçiçeğini İbrail’de görmüş, üstelik de Türkiye’de insanlarca tüketilmediğini söylüyor..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okumak ve elbette ki yazmak; hayatı kavramaya, değerlendirmeye, anlamlandırmaya ve iyi yaşamaya katkı sağlıyor.</p>
<p>A.Vahap Akbaş, okuyan ve yazan bir insan.</p>
<p>Göğe Çizilmiş Resimler adlı kitabında, “Okumak, definenin şifresini çözmektir.” diyen ve eline geçen her kitabı okumak çabası güttüğü denemelerinden anlaşılan Akbaş’ın defineden kastı sanıyorum ki hayattır.</p>
<p>Biraz İhanet adını taşıyan kitabındaki Kitaplar Ve Çiçekler isimli yazısında, “Çünkü okuyucusu olmayan kitaplar bir kıymet taşımazlar.” diyor ya, sanki her kitaba okumak suretiyle bir değer sağlamak çabasındadır. Üstelik iyi bir okuyucu tarafından okunmuş olacaktır o kitaplar.</p>
<p>Bana İstanbul’da kar yağarken yürümenin zevkini hatırlatan ve Vezneciler’e çıkılan caddede yeşil mercimek çorbası içmenin, Süleymaniye’de ise kuru fasulye yemenin tadını özlettiren bir romanı var: Alevler Ve Güller. Akbaş, yazmak ihtiyacını, belki daha yerinde bir söyleyişle yazmak zorunluluğunu bu romanında şöyle vurguluyor: “Bir defter, bir kalem edindim. Yazmasam ölebilirdim.”</p>
<p>Akbaş&#8217;ın kalemi okuyucuyu meraklandırmak ve yormak özelliği barındırıyor</p>
<p>İnziva Notları’nda yer alan Romanya Mektupları başlıklı yazısı beni meraklandırdı ve biraz zahmete soktu. Bu yazısında; Ahmet Rasim’in, Romanya’da yemiş olarak tüketilen ayçiçeğinin Türkiye’de o zamanlar yenilmediğini, papağan yemi olarak kullanıldığını yazdığını aktarıyor.</p>
<p>Üşenmedim, Ahmet Rasim’in Romanya Mektupları’nı daha geniş bilgi verdiği umuduyla taradım; Akbaş’ın aktardığından fazlası yoktu.</p>
<p>Ahmet Rasim, onca şehirde göremediği ayçiçeğini İbrail’de görmüş, üstelik de Türkiye’de insanlarca tüketilmediğini söylüyor..</p>
<p>Benim görgüye de dayalı bilgim ise çok değişik.</p>
<p>Gündöndü, günebakan, çekirdek gibi isimlerle de anılan ayçiçeği tohumu Trakya’da tam bir eğlenceliktir.</p>
<p>Kapı önlerine oturan hanımlar hem muhabbet ederler hem de çekirdek çitlerler. Parklarda ve dahası caddelerde aynı manzara söz konusudur. Ayçiçeği çıtlatmaya bir başlayınca bırakamazsın zaten.</p>
<p>Bu konuda ansiklopedi karıştırmak ihtiyacı da duydum. Rehber Ansiklopedisi’nde, özellikle Marmara ve Ege bölgelerinde çok ekilen ayçiçeği tohumlarının ülkemizde yaygın bir şekilde çerez olarak tüketildiği bilgisi veriliyor.</p>
<p>Ortaya şöyle bir netice çıkıyor: Ahmet Rasim’in devrinde ayçiçeği tohumu Türkiye’de yalnızca papağanlara yediriliyordu, sonradan çerez olarak yenilmeye başlandı veya Ahmet Rasim’in tespiti yerinde değil.</p>
<p>İnziva Notları&#8217;nda sözü edilen Raşit’e ne olduğunu merak etmekten de uzak duramadım.</p>
<p>Raşit bir meczupmuş. Müzik âleti çalabilen, kitap okuyan, Karagöz taklidi yapan, düşüncelerini insanlara açıklayabilen bir meczup. Meczupluğu nerede derseniz, eski giysilerle dolaşmasında ve mantıklı konuşurken birden dağıtmasında.</p>
<p>Raşit’i meczup olarak tanımlamak doğru mu diye Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı Türkçe Sözlük’teki karşılığına bakıyorum. İki karşılık verilmiş. Biri: Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse. Diğeri: Aklını yitirmiş, deli, sapık.</p>
<p>Türk Dil Kurumu’nun tanımları beni kesmeyince Şemseddin Sâmi’nin Kâmûs-ı Türkî’sine de bakmak gerekti. Burada meczubun üç karşılığı var. İlki: Cezbedilmiş, bir yöne doğru çekilmiş. Diğeri: Cezbeli, gönlü Allah sevgisiyle dolu ve bu sevgi ile kendinden geçmiş. Sonuncusu: Deli, çıldırmış, abdal.</p>
<p>Raşit’in sapık olmadığı açık. Ancak meczupluğunun kaynağını açıklamamış Akbaş, yine de meczubun boş adam olmadığı anlaşılıyor.</p>
<p>Çorlu Hükûmet Konağı’nın gediklisiyken birden görülmezleşen meczuptan yeni bir haber alıp almadığını bir fırsatını bulup öğrenmek gerekiyor. Okuyucuya bu kişiyi tanıtan ve meraklandıran Akbaş’ın görevidir son durumu araştırıp bilgimize sunmak. O&#8217;na düşüyor yorulmak.</p>
<p>Belki yakın gelecekte, Çorlu yakınındaki bahçesinde bir kez daha ağırlar. Bu konuyu o zaman yüz yüze irdeleriz.</p>
<p>Vahap Akbaş’la ilgili sözü şair tarafıyla bağlamak yerinde olur sanırım.</p>
<p>Şu mısralar Mavi Sesli Şiirler adlı kitabındaki Bir Özge Sevda başlıklı dörtlüğünden: “Gelin, gelin benim kelimelerim;/ Gelişiniz düğün dernektir bize.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Erdal Noyan, Zaman Irmağı, İstanbul, 2017</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/vahap-akbasla-birlikte/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan ihtiyarladığının nasıl farkına varır?</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/insan-ihtiyarladiginin-nasil-farkina-varir/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/insan-ihtiyarladiginin-nasil-farkina-varir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müslüm Işıklar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat müslüm ışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Louis Fournier]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Louis Fournier kim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı müslüm ışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar kim]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar makale]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Son Siyah Saçım]]></category>
		<category><![CDATA[Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11501</guid>

					<description><![CDATA[Müslüm Işıklar, Fransız komedyen ve yazar Jean Louis Fournier’in yaşlılığı anlattığı Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler adlı kitabını değerlendirdi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jean Louis Fournier’in yaşlılığı anlattığı Son Siyah Saçım ve İhtiyar Delikanlılara Bazı Öğütler adlı kitabı, Türkçe’ye Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından çevrilen anlatı türünde bir eser. Kitabı Türkçe’ye Billur Köker çevirmiş. Kitap halen yaşayan, 2026 itibariyle 88 yaşında olan Fournier’in yaşlılıkla ilgili görüş, söz ve özdeyişlerinden oluşuyor.</p>
<p>1938 doğumlu Jean Louis Fournier, Fransız bir yazar ve komedyen. Bahse konu kitap, 2006 yılında yani Fournier 68 yaşındayken yayınlanmış. 2012’de de Türk okurla buluşmuş.</p>
<p><strong>Kitabın Baskısına Eleştiri</strong></p>
<p>Kitabın okurda oluşturacağı bir hayal kırıklığıyla başlamak istiyorum. Daha doğrusu yayıncıyla ilgili bir hayal kırıklığı bu. Aşağı yukarı 40-50 sayfaya sığdırılacak kitap, 220 sayfa olarak basılmış. Bunun YKY’den kaynaklanmadığını, Fransızca baskısının böyle olduğunu tahmin ederek araştırmaya koyuldum. Gerçekten de Fransızca temel baskısında bu şekilde olduğunu öğrendim. Orijinal yayıncısı Éditions Anne Carrière de yazarın bu tercihine karışmamış, ülkemizde ise YKY de özgün baskıya sadık kalmış.</p>
<p><strong>Fragmanter Anlatı/Aforizmik Üslup</strong></p>
<p>Yapay zekaya, daha az sayfa sayısıyla basılabilecekken 4-5 katı sayfayla basılmasını sordum. Edebi bir tarz anlamında böyle bir tarzın olduğunu, dünya edebiyatında buna fragmanter (parçalı) anlatı veya aforizmik üslup dendiğini ifade etti. Boş sayfalar ve tek cümlelik sayfalardaki boşluklar da yazarının vermek istediği mesajlar arasında yer alıyormuş. O boşluklar; ihtiyarlıktan kaynaklanan yavaşlığı, durup düşünme anlarını, &#8220;Ben diyeceğimi dedim, artık bu görüşün üstüne sen düşün&#8221; görüşünü ve yaşama karşı takındığı alaycı ve minimalist tavrın görsel yansımasını anlatıyormuş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11502" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kim.jpg" alt="" width="488" height="748" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kim.jpg 488w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kim-313x480.jpg 313w" sizes="auto, (max-width: 488px) 100vw, 488px" /></p>
<p><strong>Mizah ve Yaşlılığın Gerçekliği</strong></p>
<p>Kitap, hayatın kaçınılmaz gerçeği olan yaşlılık üzerine görüşleri içeriyor. Yazar bunu yaparken mizahın acımasızlığından da faydalanıyor. Mizahta başarılı olduğunu düşünüyorum. Onun ironiye vurarak anlattığı yaşlılık, gerçekten de kapıya konacak bir şey değil sanki.</p>
<p>Kitabı okurken Hz. Resulullah’ın şu hadisi aklıma geldi: <em>“Ey Allah’ın kulları! Tedavi olun, çünkü Allah, yarattığı her hastalık için mutlaka bir şifa veya deva yaratmıştır. Ancak bir dert müstesna; o da ihtiyarlıktır.” </em>(Tirmizî, Tıb 2; Ebû Dâvud, Tıb 1; İbn Mâce, Tıb 1; Ahmed bin Hanbel, III/156) <em> </em></p>
<p>Yine yazarın “Asla ‘Ben elli yaşındayım’ demeyin, hep ‘49,99’ deyin önerisi de geçmişte teşrik-i mesaimin olduğu İbrahim abinin tavsiyesini hatırlattı. “Ne yapın edin, sakın 40 yaşını geçmeyin gençler.” derdi. Dinlemedik İbrahim abinin nasihatini. Allah’ın verdiği izinle 40’ın üstüne birer birer koyarak gidiyoruz.</p>
<p><strong>İnsan İhtiyarladığının Nasıl Farkına Varır? </strong></p>
<p>Fournier, kitabın aralarında insanın yaşlandığının farkına nasıl varacağına dair yine mizahla karışık gerçekleri şu sözlerle ifade ediyor:</p>
<p>İnsan ihtiyarladığının nasıl farkına varır biliyor musunuz?</p>
<p>-Bronzlaştığında bile güzelleşmez</p>
<p>-“Artık gazeteler daha küçük harflerle basılıyor” demeye başladığında</p>
<p>-“Polis memurları gittikçe gençleşiyor” demeye başladığı zaman</p>
<p>-“Tiyatroda oyuncular artık gittikçe daha kısık sesle konuşuyorlar” demeye başladığı zaman</p>
<p>-“Toprak gittikçe daha yakında görünüyor” demeye başladığı zaman</p>
<p>-“Merdiven basamaklarını daha mı yüksek yapıyorlar acaba” diye kendisine sormaya başladığı zaman</p>
<p>-“Kendimi hiç bu kadar genç hissetmemiştim” dediği zaman</p>
<p><a href="mailto:muslumisiklar@gmail.com">muslumisiklar@gmail.com</a></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11503" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kimdir-2.jpg" alt="" width="679" height="417" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kimdir-2.jpg 679w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Jean-Louis-Fournier-kimdir-2-540x332.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/insan-ihtiyarladiginin-nasil-farkina-varir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avucumdaki gül</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/avucumdaki-gul/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/avucumdaki-gul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Erdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:10:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[gül]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11497</guid>

					<description><![CDATA[Yağmur Erdem yazdı: Yeraltında dirilmeyi bekliyormuş gibi duran iskeletler… Durmaksızın savaşan, canını feda eden babalar, analar, çocuklar… Mübarek şehitler…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Yek katre-i hûnest, saf hezârân endîşe.</em></strong></p>
<p><em>“İnsan bir damla kan, yüz binlerce endişedir.”</em></p>
<p><strong>— Sadi Şirazi</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben küçük çocuklar yetiştirmek istiyordum. Her gün onlarla uyanmak, her gün onlara bir şey öğretmek, her gün edebiyattan konuşmak, her gün yeniden başlamayı öğretmek istiyordum. Ben kendi elim kanadığında bile dokunamıyordum; kendi yarama nasıl doktor olabilirdim?</p>
<p>Derin bir oh çekmiştim kendi kendime. Bavulumu hazırladım, Antalya’ya biletimi almıştım. Yarın sabah yolculuk vardı. Rehber öğretmenim Serpil Hanım’la vedalaştım. Arkadaşlarımla da vedalaştım.</p>
<p>“Güzel İstanbul, bir daha görüşebilmek dileğiyle…”</p>
<p>Sanki peşimi hiç bırakmayacaktı bu şehir. Hissediyordum.</p>
<p>Bu gece yurttaki son gecemdi. Okulumuzun bahçesinde kocaman bir çınar ağacı vardı. Bir ses beni o ağacın içine çekti ve birdenbire yerin altına inmişim gibi oldu.</p>
<p>Martı sesleri, baykuşların sesleri, vapurların durmaksızın çalan düdükleri… Alabora olan güzelim İstanbul Boğazı… Elinde kandil tutan, karanlıkta bekleyen insanlar… Cadılar, develer, cüceler… Bomba sesleri, barut kokusu, koşturan askerler, siperler…</p>
<p>Mevlana’nın beyti kulaklarımda yankılanıyordu. Bir şeylerin acısını derinden derinden hissediyordum. Kirpiklerimin önünden, gözlerimin önünden bir dünya yükseliyordu; hiç bilmediğim, hiç tanımadığım bir dünya.</p>
<p>Yurttaki demir ranzalar yıkıldı, hepsi birbirine girdi. Her şey bir alabora içinde parça parça olmuştu. Barut kokularının arasında simsiyah bir perdenin içinden yerde sürüklenen solucanlar, köstebekler, baykuşların durmaksızın öten  çığlıkları…</p>
<p>Son yaptığımız edebiyat sınavından aklımda bir şeyler gidip geliyordu:</p>
<p>“Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün… Aruz vezninin temel mantığı nedir? Şiirde aruz vezni nedir?”</p>
<p>Bir sesle beraber etrafındaki cüceler, develer ve aydınlanmaya başlayan bir ışık belirdi. Hem korkunç hem de tarif edilemeyecek kadar güzeldi bu hayal dünyası.</p>
<p>Sanki kışın kar yağar da her şey iptal olur, hiç evden çıkamazsın ve çok güzel bir roman okursun ya… İşte öyle bir duygu hissettirmişti bu ses bana.</p>
<p>Yeraltında dirilmeyi bekliyormuş gibi duran iskeletler… Durmaksızın savaşan, canını feda eden babalar, analar, çocuklar… Mübarek şehitler…</p>
<p>Bir yandan da çok acıklı bir barut kokusu burnumun dibinden gitmiyordu. Yarasalar bile korkmuştu. Köstebeklerin hayvanların bakışları.</p>
<p>“Biz bugün buralardaysak, buraları bize verenler tarihin sesini nasıl duyabilir?”</p>
<p>Sanki biri ta uzaklardan soruyordu:</p>
<p>“İnsan başka ruhların sesini nasıl duyabilir?”</p>
<p>Şanlı zaferler… Ve onları durmaksızın yazmak isteyen ben…</p>
<p>“Piraye, uyan! Gidiyoruz, sabah oldu.”</p>
<p>Sapsarı bir şekilde uyanmıştım. Bavullarımızı alıp otogara doğru gittik. Rüya mıydı, gerçeklik miydi bilmiyordum dün gece yaşadığım şeyi. Sanki hâlâ üzerimdeydi. Her tarafım toprak kokuyor, ellerimin barut koktuğunu hissediyordum.</p>
<p>İnsanları seyrettim. Otogarda kimse başını telefonlardan kaldırmıyordu. Herkes birbirine karşı sabırsızdı. Herkesin kendince bir koşturması vardı.</p>
<p>“Hayal dünyamızdan hiçbirimizin haberi bile yok bu akıllı telefonlar yüzünden,” diye düşündüm hayal dünyası elinden alınmış 21 yüzyıl insanları ve bizler.</p>
<p>Artık yaza girerken mutlu olmalıydım. Mutlu olduğum şeyleri yapmalıydım. “Başkaları mutlu olsun diye niye ben başka bir hayat yaşayayım?” diye sordum kendi kendime.</p>
<p>Annem, romatizmayı iyileştirebileceğimi düşünüyor. Ama ben onları iyileştiremem. Defalarca savaştım içimdeki o duyguyla. İstesem doktor olurdum. Puanım gayet güzel yetiyordu. Ama istemiyorum.</p>
<p>Mola yerinde durdu otobüs. Bir gözleme ve bir ayran yedim. Annem beni çok güzel bir sofrayla karşıladı herkes.</p>
<p>Eve gittiğimde “Doktor hanım!” diye seslendi herkes. Kocaman bir aile masasının etrafında oturuyorduk. Ben, “Sayısaldan vazgeçtim, sözele geçtim,” diyerek masaya demir bir yumruk indirmiştim sanki.</p>
<p>Buz gibi oldu her şey.</p>
<p>O haziran günü, her yer kavrulurken bizim bahçede buz gibi rüzgârlar esti. Annem düşüp bayılacaktı ama bayılmadı.</p>
<p>Hiçbir zaman istemedim tıp fakültesini kazanmayı ve bunun için savaşmayı. Ben öğretmen olmak istiyorum. Çocuklar okutmak, hikâyeler yazmak, kitaplar okumak, sayfaların içinde kaybolmak, hayallerimin peşinden koşmak istiyorum.</p>
<p>“Bak, zaten teknoloji çok gelişti. Artık doktorlar romatizma için bir şeyler bulacaktır.”</p>
<p>“Ben hiçbir zaman voleybol oynamayı da sevmedim anne. Ben hamakta hayallerimin içinde kaybolmayı çok sevdim ama bunu hiç anlamadınız. Voleybol kursuna da isteyerek gitmedim. Kitaplarımla hep çok mutluydum. Masa tenisni daha çok seviyordum. Keşke anlasaydın anne.”</p>
<p>Kendi hayallerini bir başkası yaşayamaz, diyemedim anneme. Boğazımın ortasına oturdu o bütün cümleler. Ben öğretmen olacağım, dedim. Bunları gözlerimle söyledim.</p>
<p>Rehber öğretmenimle görüştüm. Derslerim gayet iyi, hiçbir sıkıntı yok. Duruma göre ilkokul öğretmeni, edebiyat öğretmeni olacağım ya da belki ana sınıfı öğretmeni… Hiç bilmiyorum.</p>
<p>Dayımlar da zaten, “Piraye, sende hep bir öğretmen havası var,” diye gülüştüler sofrada. Bana hak verdiler, tebrik ettiler. Ama böyle bir şey beklemiyorlardı benden.</p>
<p>Herkes gitti. Bahçede annemle baş başa kaldık. Koca bir tabak kiraz getirdi bana.</p>
<p>“Emin misin yavrum, öğretmen olmaktan?”</p>
<p>“Eminim anne,” dedim. “Sevdiğim mesleği yapmak istiyorum. Ne olursun, sen de bana destek ol.”</p>
<p>“Ben hep seninleyim evladım. Sen onu da en güzel şekilde başarırsın, onu biliyorum.”</p>
<p>Yine bir ses, bu sefer yıldırım sesleriyle, büyücülerin sesleriyle gelmeye başladı. Dua edenler, evlerde çığlık atanlar, antik mezarların sesleri… Uzaklardan gelen huzurlu bir musiki… Dağların başında tefler çalan, ruhları uyutmayan, toprağı dipdiri tutan binlerce ses… Hepsi birbirine karışmıştı.</p>
<p>Üzerimdeki kırmızı battaniye birdenbire kan oluvermişti. Kanlar içinde kalmıştım. Durmaksızın etrafımda çalan sesleri, baykuşların seslerini bu sefer bülbüller bırakmıştı.</p>
<p>Sesler kesildi.</p>
<p>Kimseler yoktu. Tektim. Yanımda beni koruyup kollayan birisi vardı sanki. Hissediyordum.</p>
<p>Bir bayram sabahıydı sanki. Birden oradaki sakinlik yerini kalabalığa bıraktı. Tatlı kokuları sarmaya başladı etrafımı.</p>
<p>Büyük şair ve filozof Sadi Şirazi’ye ait şu sözler yankılandı:</p>
<p>“Yek katre-i hûnest, saf hezârân endîşe.”</p>
<p>“İnsan bir damla kan, yüz binlerce endişedir.”</p>
<p>Simsiyah perdelerin içinden zeytin yeşili bir kaftanıyla, üstünde kahverengi bir sarığıyla biri çıkageldi. Bu sözleri söyledi, gül çizdi avucuma bu sözleri söylerken.</p>
<p>Sonra uçuşan siyah perdeler yerini bembeyaz güvercinlere ve serinliğe bıraktı.</p>
<p>Ayasofya’da sabah ezanı sesi geldi kulağıma. Bütün ruhumda hissettim.</p>
<p>Evet, bulmuştum artık ne olacağımı. Artık bundan emindim.</p>
<p>Ruhum rahatlamıştı.</p>
<p>Artık mutluydum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/avucumdaki-gul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>16. Kocaeli Kitap Fuarı&#8217;nda geri sayım başladı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-kocaeli-kitap-fuarinda-geri-sayim-basladi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-kocaeli-kitap-fuarinda-geri-sayim-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli kitap fuarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11491</guid>

					<description><![CDATA[Kocaeli’nin en önemli kültür buluşmalarından Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez kitapseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin en önemli kültür buluşmalarından Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez kitapseverleri ağırlamaya hazırlanıyor. Çocukları kitapların büyülü dünyasıyla, gençleri yeni fikirlerle, okurları ise sevdiği yazarlarla buluşturan fuarın bu yılki yolculuğuna ilişkin tüm merak edilenler, 29 Eylül Salı günü düzenlenecek lansmanda açıklanacak.</p>
<h3>FUARIN DETAYLARI 29 EYLÜL’DE AÇIKLANACAK</h3>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Türkiye’nin etkinlik ve ziyaretçi sayısı bakımında en büyük kitap fuarı olan Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez kapılarını kitapseverlere açmaya hazırlanıyor. Kentin marka değeri haline gelen fuar bu yıl 03-11 Ekim tarihleri arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek ve 10.30-21.30 arasında ziyarete açık olacak. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın lansmanı ise 29 Eylül Salı günü saat 10.30’da Maide Restoran’da gerçekleştirilecek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı’nın katılımıyla düzenlenecek programda bu yılki fuarın detayları kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<h3>16. KİTAP FUARI İÇİN GERİ SAYIM</h3>
<p>Yıllar içinde Kocaeli’nin kültür takviminde önemli bir yer edinen Kitap Fuarı, her yıl farklı yaş gruplarından binlerce kitapseveri aynı çatı altında buluşturuyor. Kitap stantlarından söyleşilere, imza programlarından yazar buluşmalarına uzanan fuar heyecanı bu yıl da tüm kenti saracak. Fuarın bu yılki teması, etkinlik takvimi, konukları ve kitapseverleri bekleyen yenilikler 29 Eylül Salı günü düzenlenecek lansmanda açıklanacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/16-kocaeli-kitap-fuarinda-geri-sayim-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmed Cevad: Azerbaycan’ın istiklal şairi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmed-cevad-azerbaycanin-istiklal-sairi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmed-cevad-azerbaycanin-istiklal-sairi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gulnara İsmailova]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 07:50:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[ahmed cevad]]></category>
		<category><![CDATA[ahmed cevad kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan milli marşı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet emin resulzade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11485</guid>

					<description><![CDATA[Gulnara İsmailova yazdı: Türkiye’de daha çok “Çırpınırdı Karadeniz” adlı şiiriyle bilinen Ahmed Cevad, şiire ilk olarak Gence’de okul yıllarında ilgi duymaya başladı ve 1910'dan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde lirik şiirler ve eleştirel makaleler yayınladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmed Cevad (Tam adı: Cevad Mahammadali oğlu Ahundzade; 5 Mayıs 1892, Aşağı Seyfali, Yelizavetopol Valiliği – 12 Ekim 1937, Bakü) – Azerbaycanlı şair, çevirmen, Azerbaycan Yazarlar Birliği üyesi (1934), profesör (1933),</p>
<p>Guba Halk Eğitim Müdürlüğü Başkanı, öğretmen, doçent, Gence&#8217;deki Azerbaycan Tarım Enstitüsü Azerbaycan ve Rus dilleri bölüm başkanı (1930 – 1933), Azerbaycan Devlet Yayınevi çeviri bölümü editörü (1934), &#8220;Azerbaijanfilm&#8221; stüdyosu belgesel film bölümü başkanı (1935 – 1936).</p>
<p>Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu&#8217;nun 7 Mayıs 2019 tarihli 211 numaralı kararıyla Ahmed Cevad, Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nde devlet mirası ilan edilen eserlere sahip yazarlar listesine dahil edilmiştir. Kendisi Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nin milli marşının sözlerinin yazarıdır.</p>
<p>Türkiye’de daha çok “Çırpınırdı Karadeniz” adlı şiiriyle bilinen Ahmed Cevad, 5 Mayıs 1892&#8217;de Gence bölgesinin Şamkir ilçesine bağlı Seyfali köyünün Mehrili bölgesinde, din adamı bir ailede dünyaya geldi. Ahmed Cevad&#8217;ın aile bağları bir yandan İran, Güney Azerbaycan, diğer yandan Gürcistan ile ilişkilidir. Babası, Şamkir ilçesinde okuryazarlığıyla seçilmiş olan Akhund Mahammadali, kendisi de Gencebaşar bölgesinde din adamı bir ailede büyüdü. Annesi Yahşi Hanım, halk edebiyatı konusunda yetenekli bir uzmandı. İlk eğitimini üç yıl boyunca köyde aldı. Babası öldükten sonra annesi Yahşi Hanım, ilk ailesinin yanına, Gence&#8217;ye taşındı. Yahşi Hanım, Gence&#8217;de bir halı dükkanında çalışmaya başladı ve Zarrabi Caddesi&#8217;nde, eski Ali Rzayev&#8217;in mülkü olarak bilinen bir binada bir daire kiralayarak oğlu Cevad ile birlikte orada yaşamaya başladı.</p>
<p>1906 yılında Ahmed Cevad, kardeşleri Masim ve Gulu tarafından Şah Abbas Camii&#8217;nin altındaki Gence&#8217;deki Yelizavetpol Medresesi&#8217;ne kaydoldu. Medresede üstün notlarla eğitim gördüğü için, &#8220;Kheyriyye&#8221; topluluğu tarafından kendisine aylık yedi dinar altın sikke bursu verildi. Orada, Abdullah Sur, Hüseyin Cevad ve İdris Ahundzade (Mikail Muşfuk&#8217;un karısının amcası) gibi tanınmış entelektüellerden ders aldı. Türkiye&#8217;den Gence&#8217;ye gelen Cevad adlı bir öğretmen, Ahmed Cevad&#8217;ın gelişiminde büyük rol oynadı. Ona şiir kurallarını öğrettiği söylenebilir.  İkili ilerleyen dönemlerde kardeş gibi oldular.</p>
<p>1913 yılında şair, Kafkas Şeyslam Muhammed Pişnamazadeh&#8217;in yanında Gence&#8217;de bir sınava girdi, &#8220;Türkçe ve Farsça dillerinin şerefli öğretmeni&#8221; unvanını aldı ve bazı görevlerde çalışmaya başladı.</p>
<p>Şükriye Hanım ile evlilik yapan Ahmed Cevad’ın 5 çocuğu dünyaya geldi. Oğulları Niyazi, Aydın, Tukay ile Yılmaz ve kızı Almaz&#8217;dı. Kızı Almaz, 1936 yılında 6 yaşında sarkomdan öldü. Ahmed Cevad&#8217;ın suikastından ve Şükriye Hanım’ın sürgüne gönderilmesinin ardından 2 yaşındaki Yılmaz bir yetimhaneye, 14 yaşındaki Tukay zor şartlarda büyüyen çocuklar için bir yetimhaneye, 16 yaşındaki Aydın ve Keshla ise hapse gönderildi.</p>
<p>Ahmed Cevad, şiire ilk olarak Gence’de okul yıllarında ilgi duymaya başladı ve 1910&#8217;dan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde lirik şiirler ve eleştirel makaleler yayınladı. Bu dönemde yazdığı örnekler, Arapça-Farsça kelimelerle zengin kıtalardan oluşmaktadır. Şair, aruz veznini yalnızca yaratıcılığının ilk aşamalarında kullandı. Ayrıca klasik rubai ve gazel biçimlerinde de yazmıştır. Bunlar arasında, nispeten halk diline özgü aşug yaratıcılığına dayanan örnekler de bulunmaktadır.</p>
<p>Dili yapay olarak yabancı unsurlarla ve yabancı kelimelerle dolduranlara karşı çıkmıştır:</p>
<p><strong><em>Dilimizin ne gösterdiğine bakalım.</em></strong></p>
<p><strong><em>Okumak ve anlamak yazmaktan daha zordur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yazar düşünmeden yazsa bile,</em></strong></p>
<p><strong><em>Okuyucunun Arapça mı yoksa Farsça mı olduğunu anlamak için beş ila on gün düşünmesi gerekir.</em></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11486" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahmed-cevad-azerbaycan.jpg" alt="" width="850" height="623" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahmed-cevad-azerbaycan.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahmed-cevad-azerbaycan-540x396.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p>Şair, diğer tüm ölçü ve şiir biçimlerinden daha çok beyit ve beyiti tercih etmiştir. Cevad&#8217;ın romantik ve gerçekçi beyit ve benzetme üslubuyla yazdığı &#8220;Yazım gəl&#8221;, &#8220;Sevgi candan yərəlmaz&#8221;, &#8220;Yukhuma meşmihdin&#8221;, &#8220;Sahar sehar&#8221;, &#8220;Olmaz&#8221; adlı eserleri daha çok dikkat çekmektedir.</p>
<p>Şair, yaratıcı çalışmalarının ilk yıllarından itibaren genç ve okul çağındaki çocuklar için güzel eserler yazmıştır. &#8220;Balalərıma&#8221; şiiri özellikle çocuklar için yazılmış ve &#8220;Beyit&#8221; şiir kitabında yayımlanmıştır.</p>
<p>Ahmed Cevad&#8217;ın yaşam ve çalışmalarındaki en verimli dönem, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti&#8217;nin kuruluş ve gelişme yıllarına denk gelmiştir. Pedagojik faaliyetin geliştirilmesine özel önem vermiş, ağırlıklı olarak öğretmenlik yapmış ve siyasi faaliyetlerde bulunmuştur.</p>
<p>Ahmed Cevad&#8217;ın 1918-1920 yılları arasındaki yaratıcı çalışmaları, özgürlük ve Azerbaycan Cumhuriyeti&#8217;nin kazanımları temasına adanmıştır. Şiirleri &#8220;Ey asker&#8221; (1918 Bakü), &#8220;İngiliz&#8221; (1918 Bakü), &#8220;Rüyamı gördüm&#8221; (1919 Hacikend), &#8220;Yüksel&#8221;, &#8220;Şehitlere&#8221; (1919 Gence), &#8220;Ben kimim&#8221; (1919 Gence), &#8220;Bir sevgilinin acısı&#8221;, &#8220;Sen neyden yapılmıştın&#8221;, &#8220;Gel&#8221;, &#8220;Dağlar&#8221;, &#8220;Yürüyüş&#8221; (14 Ağustos 1918), &#8220;Türk ordusuna&#8221; (1918 Gence) o dönemin ürünleridir.</p>
<p>Şair, Azerbaycan savaşlarında şehit düşen Türk askerleri için Bakü&#8217;deki şehitler anıtının temel atma töreninde &#8220;Yüksel&#8221; şiirini okumuştur.</p>
<p>Ahmed Cevad&#8217;ın ayrıca bayrak temasına adanmış birçok şiiri de vardır.</p>
<p><strong>“Türkistan toprakları alnınızı öpüyor.</strong></p>
<p><strong>Bayrağım size acısını anlatıyor.</strong></p>
<p><strong>Kar</strong><strong>adeniz’in üç renkli yansıması</strong></p>
<p><strong>Armagan size bayrağımı göndersin.</strong><strong>”</strong></p>
<p>Şiirlerinde çeşitli noktalarda “Bir kere yükselen bayrak asla düşmez” dizesini defalarca kullandı. Ahmed Cevad&#8217;ın ikinci şiir kitabı olan “Dalga” 1919 yılında yayımlandı. Ahmed Cevad, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti (ADR) döneminde aktif olan ve yeni fikirli yazarlar ile göçmenler tarafından kurulan ve 100&#8217;den fazla yazar ve şairi bir araya getiren Yeşil Kalemler Derneği&#8217;nin üyesiydi. Bu dernek, İstanbul&#8217;daki Türk Ocağı’nın Bakü şubesi temelinde kurulmuştu.</p>
<p>İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Âkif Ersoy’un aynı zamanda çağdaşı da olan Ahmed Cevad, ADR&#8217;nin Gürcistan ve Dağıstan&#8217;daki olağanüstü ve tam yetkili temsilcisi olarak diplomatik çalışmalar yürüttü. Ahmed Cevad, 26-28 yaşlarında, 1918-1920 yılları arasında Azerbaycan Milli Bağımsızlığı&#8217;nın propagandacısıydı. Mehmet Emin Resulzade, faaliyetlerini ve yaratıcılığını çok takdir etti.</p>
<p><strong><em>-Gulnara İsmailova,</em></strong><em> Gence Devlet Tarihi ve Kültürel Rezervi Nizami Gencevi Türbe Kompleksi Şubesi Başkanı.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmed-cevad-azerbaycanin-istiklal-sairi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazarlar Akademisi Zeki Marakoğlu&#8217;nu konuk ediyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-zeki-marakoglunu-konuk-ediyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-zeki-marakoglunu-konuk-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2026 04:44:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar akademisi ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar Akademisi Zeki Marakoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[zeki marakoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[zeki marakoğlu kim]]></category>
		<category><![CDATA[zeki marakoğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[zeki marakoğlu kitap]]></category>
		<category><![CDATA[zeki marakoğlu kitapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11473</guid>

					<description><![CDATA[Yazarlar Akademisi, Akademi Konferansları kapsamındaki faaliyetlerini sürdürüyor. Akademi bu hafta, eğitimci-yazar Zeki Marakoğlu'nu ağırlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<header id="masthead" class="site-header f-nav-mobile">
<div class="header">
<div class="mobile-header mobile-display f-nav"></div>
</div>
</header>
<div id="content" class="site-content">
<div id="primary" class="content-area esen-container">
<div class="content-left-right-container clrc-block active">
<header class="entry-header est-header-full-width-beyazbg">Genel Başkanlığını Mehmet Sait Uluçay’ın, Başkan Vekilliğini Şahin Ali Şen’in üstlendiği Yazarlar Akademisi, Akademi Konferansları kapsamındaki faaliyetlerini sürdürüyor. Akademi bu hafta, eğitimci-yazar Zeki Marakoğlu&#8217;nu ağırlıyor.</header>
<div class="content-left-right-container-custom">
<article id="post-11350" class="haber-post post-11350 post type-post status-publish format-standard has-post-thumbnail hentry category-guncel tag-mehmet-tastan tag-mehmet-tastan-kim tag-mehmet-tastan-kimdir tag-mehmet-tastan-kitap tag-mehmet-tastan-yazarlar-akademisi tag-savci-mehmet-tastan-kim tag-yazarlar-akademisi tag-yazarlar-akademisi-ankara tag-yazarlar-akademisi-nerede">
<div class="entry-content est-content-1 pid-11350" data-postid="11350">
<h3>TARİH VE EDEBİYAT</h3>
<p>Marakoğlu, “Tarih ve Edebiyat ” başlıklı konferansında; bu iki önemli kavramı ele alacak.</p>
<p>Akademi Konferansları, halka açık ve ücretsizdir.</p>
<p><strong>Konuşmacı:</strong> Zeki Marakoğlu</p>
<p><strong>Konu: </strong>Tarih ve Edebiyat</p>
<p><strong>Tarih:</strong> 26 Eylül 2026 Cumartesi</p>
<p><strong>Saat:</strong> 13.00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Yazarlar Akademisi</p>
<p><strong>Adres:</strong> Korkutreis Mahallesi, Hanımeli Sokak, No: 21/8, Sıhhiye</p>
</div>
<h3>ZEKİ MARAKOĞLU KİMDİR?</h3>
<p>1976 senesinde Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu.</p>
<p>Türkiye’nin farklı yörelerinde öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.</p>
<p>Öykü, roman, şiir, tiyatro, senaryo türleri çerçevesinde redaktörlük ve editörlük yaptı.</p>
<p>İlk kitabı 2018 yılında neşredilen Marakoğlu’nun kitapları arasında en fazla dikkat çekenleri tarihi romanları olmuştur.</p>
<h3>MARAKOĞLU&#8217;NUN KİTAPLARI</h3>
<p>Tarih Yolcuları “Piramitleri Biz Yaptık” (2025)</p>
<p>Tarih Yolcuları “Anadolu&#8217;nun Kapılarını Biz Açtık” (2025)</p>
<p>Tarih Yolcuları “Meclisi Biz Açtık” (2025)</p>
<p>Tarih Yolcuları “İstanbul&#8217;u Biz Fethettik” (2025)</p>
<p>Ölüme Sürgün (2025)</p>
<p>Gülcemal (2023)</p>
<p>Heimei-Maru (2022)</p>
<p>Kırık Camlar Gecesi (2021)</p>
<p>Heyula (2020)</p>
<p>Çöldeki Hilal (2019)</p>
<p>Geçmişten Kaçış (2019)</p>
<p>Aşkın Peşinde (2018)</p>
<div class="entry-content est-content-1 pid-11350" data-postid="11350">
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11474" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Yazarlar-Akademisi.jpg" alt="" width="800" height="1000" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Yazarlar-Akademisi.jpg 800w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Yazarlar-Akademisi-384x480.jpg 384w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
</div>
</article>
<p>&nbsp;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazarlar-akademisi-zeki-marakoglunu-konuk-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşyanın ruhuna fatiha!</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/esyanin-ruhuna-fatiha/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/esyanin-ruhuna-fatiha/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Süs]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:44:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eşya]]></category>
		<category><![CDATA[hediye]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11467</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Süs yazdı: Her iki hediye de şu an gözlerimin önünde ama ruhsuz ruhsuz duruyorlar, onlara ruhu üfleyenler nefeslerini geri çekti falan derken bir de ne göreyim?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç unutmam, seksen 4 sene önce arkadaşımın biri “hediye almayı sevmediğimi” bildiğinden kelli bana bir saatli takvim göndermiş kargoynan…</p>
<p>Geçenlerde baktım pili bitmiş, saatin mi bitti pili, arkadaşın mı bitti bilemiyorum. Arkadaş olmayınca saat de durmuş ellâm.</p>
<p>Paraya kıyıp bir pil alayım dedim.</p>
<p>Saatin biten pilini cebime koyayım da markete gidince hatırlayayım derken eve varınca evde de pil olduğunu gördüm.</p>
<p>Aldım geldim pili.</p>
<p>Toplantı yapacağız odada, toplantıya başlamadan şu pili takayım dedim.</p>
<p>Taktım, saat çalışmıyor.</p>
<p>Gönderen arkadaş ortadan kaybolduğuna göre, kesin dedim, hediyesi de durdu, çalışmayacak. Çip mi taktın mübarek, ben yoksam saat de olmasın mı diyorsun?</p>
<p>Oksitlenme falan olmuştur düşüncesiyle kolonya falan döktüm pil yatağındaki metallere, tık yok.</p>
<p>Saat çalışmıyor.</p>
<p>Eşyaların da ruhu vardır, derler.</p>
<p>Mesela köyde kimi kimsesi olmayan evler çöker, gözlerimle gördüm.</p>
<p>Kullandığın eşyalara kötü davranırsan çabuk bozulur falan. Bunları hem bilirim hem de duyarım.</p>
<p>Bu hediyeye ruh üfleyen arkadaşım kayıplara karıştığına göre hediyesi de durdu, iş görmez hale geldi.</p>
<p>Masamda başka bir isimlik var, onun da saati vardı, onun da pili akmış saatin yüzü bana dönük olmadığından fark etmemişim pilinin aktığını. Yeni pil de alsak işe yaramadı, çalışmıyor; sadece isimlik çalışıyor, o da kırılmadığı sürece çalışmak zorunda çünkü duruyor durduğu yerde.</p>
<p>O isimliği de kurbanda danaya girer gibi birkaç arkadaş birlikte almışlardı ama onlar o zaman çalışmıyordu. Onlar da hediye işini sevmediğim için emrivaki etmişler, getirip masaya koymuşlardı. Geri çevirsen yazılan ismi kime verecekler? Hem geri çevirmek de olmazdı. Emek verilmişti, özveride bulunulmuştu, değer veriyorlardı…</p>
<p>Sonra onlar da kaybolup gitti, onlar gitti diye saatleri de çalışmaz oldu.</p>
<p>Eşyanın ruhu gerçekten vardı.</p>
<p>Seksen dört sene önce arkadaşımın biri de bana taaa Van’dan telefon göndermişti, telefonunu beğendiğimi söyleyince&#8230;</p>
<p>O zamanlar hediye olayına bu kadar mesafeli değildim. Henüz dokunmatik akıllı telefonlar piyasada yokken. Fotoğraf çeken türdendi.</p>
<p>Denizden çıkıp telefonu elime alıp kontrol ettikten sonra şortun cebine koyup arabaya binip gitmiştim. Sonra bir de ne göreyim? Telefon bozuldu.</p>
<p>Dedim, arkadaş bana gönülsüz verdi ellam. Eşyanın ruhu var ya hani? Ben olsam gönülsüz verirdim, ne o öyle beğendiğini söyler söylemez telefon mu gönderilir taaa Van’dan?</p>
<p>Garantisi de duruyor, hemen gönderdik servise, servisten gelen cevap: “Sorun bizde değil, kullanıcı hatası, içine tuzlu su kaçmış, bu da garanti kapsamına girmiyor.”</p>
<p>Teknoloji o kadar gelişmemiş, deniz suyu diyemiyorlar da tuzlu su diyorlar.</p>
<p>Arkadaşa mesaj gönderdim yeni aldığım bir başka telefonla:</p>
<p>“Gönülsüz mü gönderdin telefonu da işime yaramadı, bozuldu hemen?”</p>
<p>Gelen cevap:</p>
<p>“Telefonu ıslak şortun cebine koyan suçlu değil, ben suçluyum, öyle mi?”</p>
<p>Aynı arkadaşım bana çok kaliteli bir kazak hediye etmişti üniversitede okurken…</p>
<p>Çamaşır makinesinde oldukça yüksek ısıda yıkandığı için benim ilkokuldaki halime anca giydirilir hâle gelmişti kazak. Tabii o zamanlar bizde çamaşır makinesi yoktu, kesin o arkadaş eve göndermişti, onların evinde yıkanıp çekmişti kazak.</p>
<p>Bir de demezler mi bana: “Neden hediye sevmiyorsun?”</p>
<p>Konumuza dönecek olursak…</p>
<p>Her iki hediye de şu an gözlerimin önünde ama ruhsuz ruhsuz duruyorlar, onlara ruhu üfleyenler nefeslerini geri çekti falan derken bir de ne göreyim?</p>
<p>Elimi hırkanın cebine atınca bir pil daha buldum.</p>
<p>Evet, tam da tahmin ettiğiniz gibi…</p>
<p>Evden getirdiğim pili değil de saatten çıkardığım pili tekrar takmışım saate.</p>
<p>O yüzden çalışmazmış saat.</p>
<p>Hırkanın cebinden çıkardığım pili takınca çalışmaya başladı.</p>
<p>Meğer bozulan saat değil, benim kafaymış.</p>
<p>Eşyanın ruhu konusunda yine durduğum yerde duruyorum da ama bu saate taktığım eski pil olayı beni hayli düşündürdü.</p>
<p>Eşyaların değil de gidenlerin ardından bir Fatiha okusak yeridir.</p>
<p>Allah hepimize rahmet eylesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/esyanin-ruhuna-fatiha/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10. Diyarbakır Kitap Fuarı dolu dolu geçecek</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-diyarbakir-kitap-fuari-dolu-dolu-gececek/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-diyarbakir-kitap-fuari-dolu-dolu-gececek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 05:49:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı gün]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı imza günü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11459</guid>

					<description><![CDATA[Diyarbakır Kitap Fuarı, çeşitli kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Kitap Fuarı, çeşitli kültür etkinliklerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>
<h3>DİYARBAKIR KİTAP FUARI BAŞLIYOR</h3>
<p>Türkiye’nin kültürel zenginlikleriyle bezeli şehirlerinden biri olan Diyarbakır, sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil aynı zamanda kitaplarla kurduğu benzersiz ilişkisiyle de modern bir şehir kimliği oluşturmakta. Bu bağlamda Diyarbakır Kitap Fuarı, şehirde yaşayan binlerce kişi için önemli bir etkinlik ve buluşma noktasıdır.</p>
<p>Sektörün önde gelen yayınevlerinin katılımıyla gerçekleşecek fuar, geniş bir yelpazede gerçekleşecek kültürel etkinlikleri ile kitap tutkunları için unutulmaz bir kültür şöleni olacak.</p>
<p>Kitapseverler, sevdikleri yazarlarla bir araya gelirken aynı zamanda yeni kitaplar keşfetme fırsatı bulacak. Kitaplarla dolu bir dünyada kültürün ve bilginin izini sürmek için, Diyarbakır Kitap Fuarı&#8217;na adım atın ve bu eşsiz buluşmaya tanıklık edin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleşen Diyarbakır Kitap Fuarı, Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ile düzenlenmektedir. Bu birliktelikten alınan güçle birçok yayınevi, yüzlerce yazarı ve binlerce kitabı okurlarla bir araya getiriyor.</p>
<p><strong>Diyarbakır Kitap Fuarı:</strong></p>
<p>Tarih: 26 Eylül &#8211; 4 Ekim 2026<br />
Konum: Diyarbakır<br />
Yer: Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi</p>
<h3>BAZI BİLGİLER</h3>
<div class="accordion active">Diyarbakır 10. Kitap Fuarı 10:00 &#8211; 19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Diyarbakır 10. Kitap Fuarı’na girişler tüm ziyaretçileri için ücretsizdir.</div>
<div class="accordion active">
<p>Diyarbakır 10. Kitap Fuarı hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki kanallar aracılığıyla iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p><strong>E-Mail:</strong> <a href="mailto:kitapfuari@tuyap.com.tr">kitapfuari@tuyap.com.tr</a><br />
<strong>Telefon:</strong> 0(212) 867 11 00</p>
</div>
<h3 class="page-title">ULAŞIM</h3>
<div class="page-sub-content">
<article class="page-sub-text"><strong>Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi</strong><br />
Üçkuyu Mah. Elazığ Bulvarı 10.Km No: 272 Yenişehir/Diyarbakır<strong>ÖZEL ARAÇ İLE ULAŞIM</strong><br />
Diyarbakır-Elazığ yolu (D885) üzerinde 10. kilometrede yer almaktadır. Tabelaları takip ederek fuar merkezine kolayca ulaşabilirsiniz.<strong>Otobüs İle Ulaşım</strong></p>
</article>
<article class="page-sub-text"><em>CE2-E1-E10-E7-E9 ve O1</em> hatlarını kullanarak, <em>D0561 numaralı &#8220;Mezopotamya Fuar ve Kongre Merkezi&#8221; durağında</em> inerek fuar merkezine ulaşabilirsiniz. Ya da A4-CE2-<em>CE3-E1-E10-E7-E8-E9-FE1-O2 ve Z7</em> hatlarını kullanarak, <em>D0342 numaralı &#8220;Araştırma Hastanesi Giriş&#8221; durağında</em> inip kısa bir yürüyüşün ardından fuar merkezine ulaşabilirsiniz.</article>
</div>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11461" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diyarbakir-kitap-Fuari-2.jpg" alt="" width="750" height="928" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diyarbakir-kitap-Fuari-2.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Diyarbakir-kitap-Fuari-2-388x480.jpg 388w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-diyarbakir-kitap-fuari-dolu-dolu-gececek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10. Sultanbeyli Kitap Fuarı ziyaretçilerini ağırlayacak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-sultanbeyli-kitap-fuari-ziyaretcilerini-agirlayacak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-sultanbeyli-kitap-fuari-ziyaretcilerini-agirlayacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 04:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[sultanbeyli]]></category>
		<category><![CDATA[sultanbeyli edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Kitap Fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Kitap Fuarı programı]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanbeyli Kitap Fuarı yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11452</guid>

					<description><![CDATA[Sultanbeyli Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Sultanbeyli Kitap Fuarı, 26 Eylül–4 Ekim tarihleri arasında Kent Meydanı’nda kitapseverleri ağırlayacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultanbeyli Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Sultanbeyli Kitap Fuarı, 26 Eylül–4 Ekim tarihleri arasında Kent Meydanı’nda kitapseverleri ağırlayacak. “Bir Dünya Kitap, Bir Kitap Dünya” temasıyla düzenlenen fuarın onur konuğu, tarihçi ve yazar Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma olacak. Fuarın açılışı, 26 Eylül Cumartesi günü saat 15.00’te gerçekleştirilecek.</p>
<p>Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, “Kitapların dünyasında yeni ufuklar açacağımız, kıymetli yazarlarımızı okurlarıyla bir araya getireceğimiz fuarımızı bu yıl 10’uncu kez düzenliyoruz. Söyleşileri, imza günleri ve özel etkinlikleriyle dokuz gün boyunca kültürün ve düşüncenin merkezi Kent Meydanı olacak. Tüm hemşehrilerimizi açılışımıza ve fuarımıza davet ediyorum.” dedi.</p>
<p><strong>102 YAYINEVİ, 70 YAZAR</strong></p>
<p>Sultanbeyli Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre; Türkiye’nin farklı yayınevlerini, alanında değerli yazarları ve okurları aynı çatı altında buluşturacak fuarda 102 yayınevi ile 70 yazar yer alacak. Ziyaretçiler, her gün 10.00–20.00 saatleri arasında fuarı gezebilecek; söyleşilere, imza programlarına ve çeşitli etkinliklere katılabilecek.</p>
<p>Başkan Tombaş, “Sultanbeyli Kitap Fuarı, on yıldır ilçemizin kültür hayatına değer katan önemli bir buluşma noktası oldu. Bu yıl da düşünce, tarih, edebiyat ve kişisel gelişim başta olmak üzere farklı alanlardan kıymetli isimleri ağırlayacağız. Çocuklarımızın ve gençlerimizin kitapla bağını güçlendirmeyi, her yaştan hemşehrimizi nitelikli eserlerle buluşturmayı önemsiyoruz. Dokuz gün sürecek bu büyük kültür buluşmasına bütün kitapseverleri bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11457" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Sultanbeyli-kitap-Fuari-programi.jpg" alt="" width="1000" height="666" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Sultanbeyli-kitap-Fuari-programi.jpg 1000w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Sultanbeyli-kitap-Fuari-programi-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Sultanbeyli-kitap-Fuari-programi-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<h3><strong>FUAR PROGRAMI</strong></h3>
<p><strong>26 EYLÜL CUMARTESİ</strong></p>
<p>15.00 – Fuar açılışı</p>
<p>16.00 – Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma</p>
<p>18.00 – Prof. Dr. Cengiz Tomar</p>
<p><strong>27 EYLÜL PAZAR</strong></p>
<p>14.00 – Zekeriya Efiloğlu</p>
<p>16.00 – Altay Cem Meriç</p>
<p><strong>28 EYLÜL PAZARTESİ</strong></p>
<p>18.00 – Hayati İnanç</p>
<p><strong>29 EYLÜL SALI</strong></p>
<p>16.00 – Kevser Şenel Yılmaz</p>
<p>18.00 – Dr. Ramazan Kurtoğlu</p>
<p><strong>30 EYLÜL ÇARŞAMBA</strong></p>
<p>18.00 – Coşkun Başbuğ ve Cihat Yaycı</p>
<p><strong>1 EKİM PERŞEMBE</strong></p>
<p>16.00 – Tuğba Coşkuner</p>
<p><strong>2 EKİM CUMA</strong></p>
<p>18.00 – Beyhan Budak</p>
<p><strong>3 EKİM CUMARTESİ</strong></p>
<p>14.00 – Saliha Erdim</p>
<p>17.00 – Pelin Çift ve Tufan Gündüz</p>
<p><strong>4 EKİM PAZAR</strong></p>
<p>14.00 – Hulki Cevizoğlu</p>
<p>16.00 – Sertaç Güngör</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/10-sultanbeyli-kitap-fuari-ziyaretcilerini-agirlayacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trabzon Film Festivali’ne 589 film başvurusu yapıldı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/trabzon-film-festivaline-589-film-basvurusu-yapildi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/trabzon-film-festivaline-589-film-basvurusu-yapildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:33:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[trabzon edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon Film Festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11446</guid>

					<description><![CDATA[Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Trabzon Film Festivali’ne 67 belgesel ve 522 kısa film olmak üzere toplam 589 film başvurusu yapıldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Trabzon Film Festivali’ne başvuru süreci tamamlandı. Festivale 67 belgesel ve 522 kısa film olmak üzere toplam 589 film başvurusu yapıldı.</p>
<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü&#8217;nün katkılarıyla bu yıl ikincisi yapılacak Trabzon Film Festivali, sinemacıların yoğun ilgisiyle karşılandı.</p>
<p>Trabzon Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre; Festival için film başvuruları sona ererken, toplam 589 film festival seçkisinde yer almak üzere başvurdu. Başvuruların 67’sini belgesel filmler, 522’sini ise kısa filmler oluşturdu. Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından festivalin değerlendirme ve seçki sürecine geçildi.</p>
<h3>BAŞKAN GENÇ: SİNEMACILARIMIZIN İLGİSİ BİZİ MUTLU ETTİ</h3>
<p>Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, 2. Trabzon Film Festivali’ne gösterilen yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, başvuru yapan tüm sinemacılara teşekkür etti. Başkan Genç, Trabzon’un kültür, sanat ve sinema alanındaki potansiyelini daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, festivalin farklı şehirlerden ve ülkelerden sinemacıları Trabzon’da buluşturmasının önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Festival kapsamında başvurusu alınan 589 filmin değerlendirme sürecinin ardından seçkiye giren eserler belirlenecek. Festival programı ve seçkiye ilişkin detaylar ilerleyen süreçte kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/trabzon-film-festivaline-589-film-basvurusu-yapildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2026 Booker Ödülü kısa listesi belli oldu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-booker-odulu-kisa-listesi-belli-oldu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-booker-odulu-kisa-listesi-belli-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 09:58:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 Booker kim aldı]]></category>
		<category><![CDATA[Booker]]></category>
		<category><![CDATA[booker ödülü kimin]]></category>
		<category><![CDATA[Douglas Stuart]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat habeleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[Elizabeth Strout]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Luke Kennard]]></category>
		<category><![CDATA[M. John Harrison]]></category>
		<category><![CDATA[Marlon James]]></category>
		<category><![CDATA[Rebecca Perry]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11439</guid>

					<description><![CDATA[İngiliz Milletler Topluluğu vatandaşı olan yazarların, İngilizce olarak kaleme aldıkları eserlere verilen Booker Prize'ın 2026 kısa listesi belli oldu. Bu sene; M. John Harrison, Marlon James, Luke Kennard, Rebecca Perry, Elizabeth Strout ve Douglas Stuart ödülün finale kalan altı yazarı oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Distopik kurgudan çağdaş gerçekçiliğe, kampüs hicivinden tarihi kurguya kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan kısa listeye kalan kitaplar, sürekli değişen bir dünyada insan olmanın ne anlama geldiğini ve bizi şekillendiren toplulukları ve olayları inceliyor.</p>
<p>Hem samimi hem de destansı, hem kişisel hem de politik olan bu kitaplar, aile bağları, kimlik, utanç, aşk, yalnızlık, hayatta kalma ve başkalarının nihai bilinmezliği üzerine düşünceler sunuyor. Dokunaklı, tempolu, komik, şiddet dolu, ilgi çekici, korkunç ve umut dolu eserler.</p>
<p><strong>Seçilen kitaplar şunlar:</strong></p>
<p>M. John Harrison&#8217;ın &#8221;  Her  Şeyin Sonu&#8221; adlı eseri</p>
<p>Marlon James&#8217;in Kaybolanlar  adlı  eseri</p>
<p>Luke Kennard  imzalı  Siyah Çanta  adlı eseri</p>
<p>Rebecca Perry&#8217;nin  &#8221;  Kralı Besleyebilir miyiz?&#8221; adlı eseri.</p>
<p>Elizabeth Strout&#8217;un &#8221;  Asla  Söylemediğimiz Şeyler&#8221; adlı eseri</p>
<p>Douglas Stuart&#8217;ın John of John adlı eseri</p>
<p>Kazanan kitap, 9 Kasım 2026 Pazartesi günü Londra&#8217;daki Old Billingsgate&#8217;te düzenlenecek bir törenle açıklanacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11443" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/the-booker-2026-1.jpg" alt="" width="801" height="385" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/the-booker-2026-1.jpg 801w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/the-booker-2026-1-540x260.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 801px) 100vw, 801px" /></p>
<h3><strong><span dir="auto">Finalist listeye kalan kitapların konuları?</span></strong></h3>
<p><span dir="auto">Bu kitaplar okuyucuları Dış Hebridlerin çorak tepelerinden ( </span><em><span dir="auto">John of John</span></em><span dir="auto"> ) kıyamet sonrası Britanya&#8217;nın Kent kıyılarına ( </span><em><span dir="auto">Her Şeyin Sonu</span></em><span dir="auto"> ), adı belirtilmeyen bir ortaçağ sarayından ( </span><em><span dir="auto">Kralı Besleyebilir miyiz?</span></em><span dir="auto"> ) üniversite psikoloji derslerindeki bir deneyde kullanılan siyah bir çantanın içine ( </span><em><span dir="auto">Siyah Çanta</span></em><span dir="auto"> ), 1980&#8217;lerin sonlarında Jamaika&#8217;nın Kingston şehrinden ( </span><em><span dir="auto">Kaybolanlar</span></em><span dir="auto"> ) 2024 ABD seçimlerine giden süreçte Massachusetts kıyılarına ( </span><em><span dir="auto">Söylemediğimiz Şeyler</span></em><span dir="auto"> ) götürüyor.  </span></p>
<p><span dir="auto">M. John Harrison&#8217;ın kasvetli, hicivli ve distopik  </span><em><span dir="auto">romanı Her Şeyin Sonu,</span></em><span dir="auto"> kıyamet sonrası Kent kıyısında teyzesiyle birlikte hayatta kalmaya çalışan bir hurdacı olan Phillip Tennant&#8217;ın, toplumsal çöküş ve gizemli bir uzaylı istilası fonunda yaşadığı olayları konu alıyor. Jüri üyelerimiz romanı &#8216;bir gerilim, bir gizem, bir hiciv, bir distopya, bir yol romanı, bir gerçekçilik eseri&#8217; olarak tanımladı. &#8216;Manzara kasvetli, felaket sürükleyici olabilir, yine de kendimizi kahkaha atarken bulduğumuz anlar oldu.&#8217;  </span></p>
<p><span dir="auto">Marlon James, </span><em><span dir="auto">Kaybolanlar (The Disappearers)</span></em><span dir="auto"> adlı eserinde  , Booker ödüllü  <em>Yedi Cinayetin Kısa Tarihi (A Brief History of Seven Killings) adlı romanına zemin oluşturan 20. </em></span><sup><span dir="auto">yüzyıl</span></sup><span dir="auto"> sonu Jamaikasına geri dönerek  , bir eşcinsel erkeğin – bir tiyatro oyunu için prova yapan bir aktörün – cinayetini ve bunun trajik sonuçlarını inceliyor. Jüri üyelerimiz kitabı &#8216;Günümüzün en etkili Karayip romancılarından birinden bir Jamaika destanı&#8217; olarak nitelendirdi ve &#8216;okuyucular, diyalogların değişen üslubunu ve sık sık keskin, iki ucu keskin bir mizahla delinmiş şiirsel ifadeleri sevecekler&#8217; dedi.   </span></p>
<p><em><span dir="auto">Luke Kennard&#8217;ın &#8221; Kara Çanta&#8221; </span></em><span dir="auto"> adlı romanı, 1960&#8217;larda gerçek hayatta yaşanan bir psikoloji deneyinden esinlenerek yazılmış olup, zor durumda olan bir aktörün, bir üniversite psikoloji deneyinin parçası olarak bir rolü kabul etmesini konu alıyor: Bir dönem boyunca büyük siyah bir çantanın içinde kilitli olarak derslere katılarak diğer öğrencilerin nasıl tepki vereceğini gözlemlemek. Çarpık bir kampüs hicvi ve bir tür aşk hikayesi olan kitap, jüri üyelerimiz tarafından &#8220;harika derecede tuhaf bir kampüs romanı&#8221; olarak tanımlandı ve Kennard&#8217;ın &#8220;absürt bir deneyi, insan zaafı, tutku, kafa karışıklığı ve kimlik hakkında dokunaklı bir hikayeyle birleştirdiği&#8221; belirtildi. &#8220;Burada herkes için bir şeyler var.&#8221; </span></p>
<p><span dir="auto">Rebecca Perry&#8217;nin ilk romanı  </span><em><span dir="auto">May We Feed the King,</span></em><span dir="auto">  isimsiz bir ortaçağ sarayında isteksiz bir hükümdarın sıkıntılarını, isimsiz bir modern zaman küratörünün tarihi bir saraydaki halka açık sergileri düzenleme çalışmalarıyla karşılaştırıyor. Jüri üyelerimiz romanı, &#8216;günümüz dünyasından ortaçağ sarayına uzanan ve tek bir evrensel tarihsel gerçek olduğu fikrini sarsan, etkileyici ve zengin bir roman mücevheri&#8217; olarak tanımladı.  </span></p>
<p><span dir="auto">Elizabeth Strout&#8217;un &#8220;  </span><em><span dir="auto">Söylemediğimiz Şeyler&#8221; adlı romanı, </span></em><span dir="auto"> bizi Massachusetts&#8217;te sıradan, görünüşte rahat bir hayat süren ancak içten içe yalnızlık ve umutsuzluk duygularıyla boğuşan bir öğretmen olan Artie Dam ile tanıştırıyor. Jüri üyelerimiz, roman için &#8220;günümüz Amerika&#8217;sının son derece bölücü siyasetiyle ilgilenen, ancak kendisi bölücü olmayan bir roman. Bu, şu anda ihtiyacımız olan türden bir kitap: çağdaş olaylara sakin bir panzehir&#8221; yorumunu yaptı.   </span></p>
<p><span dir="auto">Douglas Stuart&#8217;ın </span><em><span dir="auto"> &#8221;John of John&#8221;</span></em><span dir="auto">  adlı romanı, adını taşıyan genç sanat mezunu John-Calum MacLeod&#8217;un, eski hayatına geri dönmek ve onunla yüzleşmek için isteksizce rüzgarlı, baskıcı ve son derece dindar Harris Adası&#8217;ndaki evine dönüşünü konu alıyor. Jüri üyelerimiz, romanı &#8220;1990&#8217;larda İskoçya&#8217;nın ücra bir adasında yaşayan bir baba ve oğul hakkında, küçük kasaba sırlarının ve gömülü utançların şaşırtıcı, yıkıcı ve hatta neşeli bir etkiyle yankılandığı zengin ve dokunaklı bir roman&#8221; olarak tanımladı. </span></p>
<p><span dir="auto">Özünde, kısa listeye kalan kitaplar hem bireysel hem de kolektif kimlik üzerine düşünceler içeriyor ve bizi şekillendiren güçleri gösteriyor. Aile bağlarının yanı sıra topluluk duygusunu da buluyoruz ( </span><em><span dir="auto">John of John, Her Şeyin Sonu, Asla Söylemediğimiz Şeyler</span></em><span dir="auto"> ). Kendimizden ve başkalarından gelen beklentilerin ağırlığı, iktidarın yüküyle birlikte yer alıyor ( </span><em><span dir="auto">Kralı Besleyelim mi</span></em><span dir="auto"> ?, </span><em><span dir="auto">Kara Çanta, John of John</span></em><span dir="auto"> ). Romanlar, çevremizdekilerden sakladığımız sırları ( </span><em><span dir="auto">Kaybolanlar</span></em><span dir="auto"> , </span><em><span dir="auto">John of John, Asla Söylemediğimiz Şeyler</span></em><span dir="auto"> ) ve bunun ardından gelen yalnızlığı, utancı ve travmayı ( </span><em><span dir="auto">Kara Çanta</span></em><span dir="auto"> , </span><em><span dir="auto">Kaybolanlar</span></em><span dir="auto"> ) ele alıyor.  </span></p>
<p><span dir="auto">Tarihi kurgudan çağdaş gerçekçiliğe ve yakın geleceğe dair manzaralara uzanan bu altı kitap, sürekli değişen bir dünyada insan olmanın ne anlama geldiğini sorguluyor. Hem destansı hem de samimi, hem kişisel hem de politik olan bu eserler, duygu, zekâ ve canlılıkla yazılmıştır.  </span></p>
<h3><strong><span dir="auto">Son başvuru tarihine kalan yazarlar </span></strong></h3>
<p><span dir="auto"> Kısa listede dört ülkeyi temsil eden yazarlar yer alıyor: Marlon James Jamaika&#8217;dan; M. John Harrison, Luke Kennard ve Rebecca Perry İngiltere&#8217;den; Douglas Stuart İskoçya&#8217;dan; ve Elizabeth Strout ise ABD&#8217;den. </span></p>
<p><span dir="auto">Liste, yeni yetenekler ve kendini kanıtlamış isimlerin bir karışımını içeriyor; yükselen yazarlar ve kariyerlerinin derinliklerinde olanlar. Kısa listede daha önce ödül kazanmış iki isim yer alıyor:   2020&#8217;de  </span><em><span dir="auto">Shuggie Bain ile ödül kazanan İskoç-Amerikalı yazar Douglas Stuart ve 2015&#8217;te </span></em><em><span dir="auto">A Brief History of Seven Killings</span></em><span dir="auto"> ile ödül kazanan Jamaikalı yazar Marlon James.  Booker Ödülü&#8217;nü iki kez kazanan sadece dört yazar var: JM Coetzee (1983 ve 1999), Peter Carey (1988 ve 2001), Hilary Mantel (2009 ve 2012) ve Margaret Atwood (2000 ve 2019). Listede daha önce aday gösterilen tek yazar Elizabeth Strout. 2022&#8217;de  </span><em><span dir="auto">Oh William! </span></em><span dir="auto"> ile kısa listeye , 2016&#8217;da ise  </span><em><span dir="auto">My Name is Lucy Barton</span></em><span dir="auto"> ile uzun listeye girmişti .  </span></p>
<p><span dir="auto">İlk roman ödülüne aday gösterilen tek eser Rebecca Perry&#8217;nin  </span><em><span dir="auto">&#8220;May We Feed the King&#8221; adlı romanı.</span></em><span dir="auto"> Perry&#8217;nin romanı Temmuz ayında Waterstones İlk Roman Ödülü&#8217;nü kazandı. 57 yıllık tarihinde altı ilk roman Booker Ödülü&#8217;nü kazandı; en sonuncusu Douglas Stuart&#8217;ın &#8220;  </span><em><span dir="auto">Shuggie Bain&#8221;</span></em><span dir="auto"> adlı romanı oldu .   </span></p>
<p><span dir="auto">Öte yandan, M. John Harrison 13 roman, beş öykü derlemesi ve bir &#8220;anti-anı&#8221;nın yazarıdır. 2022&#8217;de Booker Ödülü jüri üyeliği yapmıştı. Ödülü kazanması durumunda, 81 yaşında ödülü kazanan en yaşlı kişi olacak. Bu unvan şu anda 2019&#8217;da ödülü ortaklaşa kazanan 79 yaşındaki Margaret Atwood&#8217;a aittir.  </span></p>
<p><em><span dir="auto">&#8220;The Things We Never Say </span></em><span dir="auto"> &#8221; Elizabeth Strout&#8217;un 11. romanı, Luke Kennard ise yedi uzun şiir kitabı yayınladı; &#8220;  </span><em><span dir="auto">Black Bag&#8221;</span></em><span dir="auto">  ise üçüncü romanı.  </span></p>
<p><span dir="auto">Aday gösterilen yazarlardan üçü daha önce Booker Ödülü&#8217;ne layık görülmüş olsa da, hepsi de etkileyici edebi geçmişe ve çok sayıda ödüle sahip.   </span></p>
<p><span dir="auto">New York&#8217;ta yaşayan Jamaikalı yazar Marlon James, Booker Ödülü&#8217;nün yanı sıra Amerikan Kitap Ödülü,  </span><em><span dir="auto">Los Angeles Times&#8217;ın</span></em><span dir="auto"> Ray Bradbury Bilim Kurgu Ödülü, Anisfield-Wolf Kitap Ödülü ve Dayton Edebiyat Barış Ödülü&#8217;nü de kazanmıştır. </span></p>
<p><span dir="auto">Booker Ödülü&#8217;nü kazanan bir diğer yazar Douglas Stuart &#8211; Glasgow&#8217;da doğdu ve New York&#8217;ta yaşıyor &#8211; ayrıca Britanya Kitap Ödülleri&#8217;nde Yılın İlk Romanı ve Yılın Kitabı ödüllerini kazandı ve Ulusal Kitap Ödülü&#8217;ne aday gösterildi.  </span></p>
<p><span dir="auto">Maine&#8217;de yaşayan Elizabeth Strout, bu yıldan önce iki kez Booker Ödülü&#8217;ne aday gösterilmesinin yanı sıra Pulitzer Ödülü sahibi ve PEN/Faulkner Ödülü ile Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü&#8217;ne de aday gösterilmiştir.  </span></p>
<p><span dir="auto">Shropshire&#8217;da yaşayan M. John Harrison, Boardman Tasker Ödülü, Arthur C. Clarke Ödülü ve Goldsmiths Ödülü&#8217;nü kazanmıştır. Ödüllü bir şair ve Birmingham Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Profesörü olan Luke Kennard, 2014 yılında Şiir Kitapları Derneği&#8217;nin on yılda bir yayınladığı listede &#8216;Yeni Nesil Şairler&#8217;den biri olarak gösterilmiştir. En İyi Şiir Koleksiyonu dalında Forward Ödülü&#8217;nü kazanmış ve Desmond Elliott Ödülü için uzun listeye girmiştir.  </span></p>
<p><span dir="auto">Rebecca Perry, iki uzun şiir kitabı kaleme almış İngiliz bir yazardır; TS Eliot Ödülü&#8217;ne aday gösterilmiş ve Michael Murphy Anma Ödülü&#8217;nü kazanmıştır.  </span></p>
<p>Not: Haber, thebookerprizes.com sitesi üzerinden otomatik tercüme edilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-booker-odulu-kisa-listesi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Talât Sait Halman Çeviri Ödülü başvuruları başladı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/talat-sait-halman-ceviri-odulu-basvurulari-basladi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/talat-sait-halman-ceviri-odulu-basvurulari-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2026 08:05:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[çeviri haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman Çeviri Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman Çeviri Ödülü ödül]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman iskv]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman kim]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Talât Sait Halman yarışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11434</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Türkçeye William Faulkner'in eserlerini, Shakespeare'in sonelerini; İngilizceye Dağlarca, Orhan Veli gibi şairlerin şiirlerini kazandıran Talât Sait Halman çeviri ödülü düzenliyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Türkçeye William Faulkner&#8217;in eserlerini, Shakespeare&#8217;in sonelerini; İngilizceye Dağlarca, Orhan Veli gibi şairlerin şiirlerini kazandırmış ilk Kültür Bakanımız Talât Sait Halman (13 Temmuz 1971 &#8211; 13 Aralık 1971) adına Talât Sait Halman Çeviri Ödülü düzenliyor.</p>
<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, nitelikli edebiyat çevirilerini desteklemek amacıyla her yıl veriliyor.</p>
<p>Kazanan çevirmene 100.000 TL nakit destek verilecek.</p>
<h3>Katılım Koşulları:</h3>
<p>Özgün dilinden Türkçeye çevrilmiş, ISBN almış öykü ve roman çevirileri başvurabilir.</p>
<p>Başvurular yayınevleri (en fazla 3 çeviriyle) veya çevirmenler tarafından yapılabilir.<br />
Ödülü daha önce kazanmış bir çevirmen tekrar aday olamaz; jüri de kendi belirlediği adayları önerebilir.</p>
<p>Başvuru formu iksv.org üzerinden temin edilir; dosyalar elden veya kargo/posta ile Nilay Kartal, Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Caddesi No: 5, 34433 Şişhane, Beyoğlu/İstanbul adresine ulaştırılır.</p>
<p>Son başvuru tarihi 2 Ekim 2026, saat 17.00’dir.</p>
<p>Kazanan, yıl sonunda seçici kurul tarafından açıklanacak.</p>
<h3>Çeviri Ödülü Heyeti</h3>
<p>Ayşe Sarısayın (yazar, çevirmen) — Jüri Başkanı</p>
<p>Emrah İmre (editör, çevirmen)</p>
<p>Begüm Kovulmaz (çevirmen)</p>
<p>Lale Özcan (akademisyen, çevirmen)</p>
<p>Ayşe Ece (akademisyen, çevirmen)</p>
<h3>Talât Sait Halman Çeviri Ödülü Kazananları</h3>
<p>Talât Sait Halman Çeviri Ödülü, anısına ilk yarışma 2015 yılında başladı. O yıl Siren İdemen&#8217;in kazandığı ödülü son olarak 2025 yılında da Elif Ersavcı kazandı.</p>
<p>Yıllara göre Talât Sait Halman Çeviri Ödülü&#8217;nü kazanan isimler:</p>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2025-Elif Ersavcı</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2024-Ali Volkan Erdemir</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2023-Regaip Minareci</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2022-Zafer Ceylan</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2021-Süleyman Doğru</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2020-Erdem Kurtuldu</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2019-Ebru Erbaş</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2019-Kamil Kayhan Yükseler</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2018-Ülker İnce</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2018-Gökhan Sarı (Jüri Özel Ödülü)</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2017-Fuat Sevimay</div>
</div>
<div class="col-md-3 col-sm-6 col-xs-12 activitie">
<div class="texts">2016-Ahmet Arpad</div>
</div>
<div class="texts">2015-Siren İdemen</div>
<div class="texts"><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/talat-sait-halman-ceviri-odulu-basvurulari-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Kitap Arkadaşım” programı 21 Ekim’de başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kitap-arkadasim-programi-21-ekimde-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kitap-arkadasim-programi-21-ekimde-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:04:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Arkadaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Arkadaşım İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11430</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) Alt Kat’ın Hisar Okulları işbirliğiyle hayata geçirdiği “Kitap Arkadaşım” programı, çocukların edebiyatla bağ kurmalarını ve okuma alışkanlıklarını desteklemeyi amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Hisar Lisesi’nden gönüllü öğrenciler, program kapsamında devlet okullarında okuyan ve genel başvuruyla programa dahil olacak 7-10 yaş grubundaki çocuklara mentor olarak eşlik edecek. Lise ve ilköğretim öğrencileri, Ekim 2026 – Haziran 2027 tarihleri arasında İKSV Alt Kat’ta gerçekleştirilecek on sekiz ücretsiz atölyede dokuz kitap etrafında şekillenen yaratıcı etkinliklerde buluşacak.</p>
<p class="wp-block-paragraph">“Kitap Arkadaşım”, liseli gençlerle çocukları edebiyat etrafında bir araya getiren bir mentorluk modeli üzerine kurulu. Programda kolaylaştırıcılık rolünü üstlenen gönüllü Hisar Lisesi öğrencileri, çocuklara seçilen kitaplar etrafında gerçekleştirilecek okuma, tartışma ve yaratıcı çalışmalarda rehberlik edecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Çocukların ve gençlerin kültür-sanat yaşamına katılımını artırmayı hedefleyen İKSV Alt Kat ile “Derin Düşünme ve Araştırma” yaklaşımını odağına alan Hisar Okulları’nın, okulun 30. akademik yılında hayata geçirdiği “Kitap Arkadaşım” programı, sorgulama, ilişkilendirme ve öğrenme sorumluluğu gibi kavramları, okul dışında yeni bir öğrenme ortamına taşıyor. Program, lise öğrencilerinin mentorluk deneyimini çocukların okuma ve yaratıcı düşünme süreçleriyle buluşturarak farklı yaş grupları arasında karşılıklı öğrenmeye dayalı bir alan oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Mentorluk modeli, çocukların edebiyatla kurdukları bağı desteklerken lise öğrencilerine de sorumluluk alma, iletişim ve liderlik becerilerini geliştirebilecekleri bir deneyim alanı sunuyor. Böylece liseli gençler ve çocuklar, edebiyat ve yaratıcı çalışmalar aracılığıyla birlikte öğrenebilecekleri bir ortamda buluşuyor.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Sezon boyunca “farkındalık” ana teması altında seçilen dokuz kitap etrafında şekillenecek on sekiz atölyede çocuklar, okumanın yanı sıra sorgulama, tartışma ve yaratıcı üretim çalışmaları gerçekleştirecek. Ayrıca her ay programa konuk olacak farklı yazarlar, atölye çalışmalarına eşlik edecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Program kapsamındaki tüm atölyeler ücretsiz olarak İKSV Alt Kat’ta gerçekleştirilecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong><u>Atölye programı ve katılım bilgisi</u></strong></p>
<p class="wp-block-paragraph">“Kitap Arkadaşım” programı, çocukların okuma alışkanlıklarını desteklemek amacıyla iki farklı katılım modeliyle yürütülecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hafta içi atölye grupları (Devlet okulları): </strong>Hafta içi seanslarında devlet okulu öğrencileri İKSV Alt Kat’ta ağırlanacak. Atölyelerde çocuklar, liseli mentorlarla bir araya gelerek seçilen kitapları okuyacak, tartışmalar ve yaratıcı çalışmalar yürütecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atölye Alanı:</strong> İKSV Alt Kat</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Katılım Türü:</strong> Okul gruplarına yönelik rezervasyon formu 30 Eylül’den itibaren İKSV web sitesi üzerinden doldurulabilir.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Okul Grupları İçin 2026 Güz Dönemi Tarihleri:</strong> 21 Ekim Çarşamba, 25 Kasım Çarşamba, 2 Aralık Çarşamba</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Hafta </strong><strong>sonu atölye grupları (Genel katılıma açık)</strong>: Ayda bir kez cumartesi günleri düzenlenecek atölyeler, 7-10 yaş grubundaki tüm çocukların katılımına açık olacak. Çocuklar, liseli mentorlar ve her ay programa konuk olacak sanatçılarla birlikte yaratıcı okuma pratikleri geliştirecek.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Atölye Alanı:</strong> İKSV Alt Kat</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Katılım Türü:</strong> Genel katılıma yönelik rezervasyon formu 30 Eylül’den itibaren İKSV web sitesi üzerinden doldurulabilir.</p>
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Genel Katılım için 2026 Güz Dönemi Tarihleri:</strong> 24 Ekim Cumartesi, 28 Kasım Cumartesi, 5 Aralık Cumartesi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kitap-arkadasim-programi-21-ekimde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8. Alanya Kitap Fuarı 25 Eylül&#8217;de başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/8-alanya-kitap-fuari-25-eylulde-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/8-alanya-kitap-fuari-25-eylulde-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:53:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[8. Alanya Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[alanya edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[alanya kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[alanya kitap fuarı 2026]]></category>
		<category><![CDATA[alanya kitap fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[alanya kitap fuarı nerede]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[antalya edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11423</guid>

					<description><![CDATA[8. Alanya Kitap Fuarı, 25 Eylül'de başlıyor. 4 Ekim 2026'ya kadar sürecek olan fuarda birçok yazar, kitapseverlerle buluşacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="xdj266r x14z9mp xat24cr x1lziwak x1vvkbs x126k92a">
<div dir="auto">8. Alanya Kitap Fuarı, 25 Eylül&#8217;de başlıyor. 4 Ekim 2026&#8217;ya kadar sürecek olan fuarda birçok yazar, kitapseverlerle buluşacak.</div>
<div dir="auto"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">8. Alanya Kitap Fuarı, 25 Eylül – 4 Ekim tarihleri arasında kitapseverlere kapılarını açıyor. </span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> Birbirinden değerli yazarlar, ilham veren söyleşiler, keyifli imza etkinlikleri  ve binlerce kitap ve dopdolu bir program, kitap severleri bekliyor. </span></div>
<div dir="auto">25 Eylül – 4 Ekim tarihleri arasında Alanya’da kitap, edebiyat ve sanat dolu günler başlıyor. Fuar, eski belediye binası arkasında kurulacak stantlarda gerçekleştirilecek.</div>
<div dir="auto">Söyleşiler, imza günleri ve renkli etkinliklerle gerçekleşecek fuara tüm halkımıza davetlidir.</div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11427" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/alanya-kitap-fuari-ic.jpeg" alt="" width="890" height="490" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/alanya-kitap-fuari-ic.jpeg 890w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/alanya-kitap-fuari-ic-540x297.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 890px) 100vw, 890px" /></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/8-alanya-kitap-fuari-25-eylulde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Sait Uluçay “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları&#8221; ile okur karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/mehmet-sait-ulucay-bir-gonul-dilinin-imkani-ve-sinirlari-ile-okur-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/mehmet-sait-ulucay-bir-gonul-dilinin-imkani-ve-sinirlari-ile-okur-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 08:59:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat habeleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay cemal nur sargut]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11417</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Sait Uluçay'ın “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları” adlı kitabı yayımlandı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>azar Mehmet Sait Uluçay&#8217;ın, Cemâlnur Sargut&#8217;un tasavvufî ve felsefî düşüncelerini ele aldığı “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları” adlı eseri, Mitosera Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu.</p>
<p>“Cemâlnur Sargut&#8217;un Tasavvufî ve Felsefî Düşüncesi” alt başlığını içeren kitap, Sargut&#8217;un hayatları, yetiştiği manevi çevreyi ve tüketildiğin günün toplumundaki karşılıklarını inceliyor. Biyografik deneme niteliğindeki eser, bir hayat hikayesinden hareketle gelenek, modernlik, manevi rehberlik ve eleştirel düşünceler arası ilişkiler tartışmaya açılabilir.</p>
<p>Mehmet Sait Uluçay, = Ken&#8217;an Rifâî&#8217;den Sâmiha Ayverdi&#8217;ye uzanan irfan geleneği içerisinde Cemâlnur Sargut&#8217;un yerini değerlendiriyor. Hiçlik, aşk, tevhid, hizmet ve insan-ı kâmil kavramlarını ele alan yazar, tasavvufî yaşayabilecek insanın ahlâkında, davranışlarında ve toplumsal sorumluluklarında nasıl karşılık bulduğunu sorguluyor.</p>
<h3>KADINLARIN MANEVİ OTORİTESİ</h3>
<p>Eserde kadınların manevi otoritesi, tasavvufun kamusal görünümleri ve modern insanın anlam arayışı da, durulan konular arasında yer alıyor. Sargut&#8217;un ilgisini çekenlerin yaklaşımlarıyla kendisine yöneltilen eleştirileri birlikte değerlendiren Uluçay, okuru farklı gösterilen bağlamları inceledikçe davet ediyor.</p>
<p>Dosyanın bloğu ise günümüzün manevi araştırmalarına uzanan sorular bulunuyor: Gelenek, özünü koruyarak çağın diliyle konuşulabilir mi? Manevî mülkiyeti ile eleştirel düşünceler nasıl bir arada var olabilir? Sevgi ve teslimiyet, insanın dışı aklını ve vicdanını devretmekten nasıl yaşanabilir? İç huzur arayışı, adalet ve toplumsal sorumluluk bilinciyle nasıl bütünleşebilir?</p>
<p>Şiir, roman, deneme ve biyografi alanlarında eserler veren Mehmet Sait Uluçay, bu çalışmasıyla insan, inanç ve kültür hayatındaki düşünce yolculuğunu sürdürüyor. Yazar, Cemâlnur Sargut&#8217;un şahsında çağdaş tasavvufun sunduğu imkânlar ve tartışmaya açık kaydedilen ölçülü bir yaklaşımla ele alınıyor.</p>
<h3>TÜM İNTERNET KİTAP SATIŞ MAĞAZALARINDA</h3>
<p>Mitosera Yayınları arasında çıkan “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları — Cemâlnur Sargut&#8217;un Tasavvufî ve Felsefî Düşüncesi” , tüm internet kitap satış mağazalarından temin edilebiliyor.</p>
<p>Yazar Mehmet Sait Uluçay&#8217;ın, Cemâlnur Sargut&#8217;un tasavvufî ve felsefî düşüncelerini ele aldığı “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları” adlı eseri, Mitosera Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu.</p>
<p>“Cemâlnur Sargut&#8217;un Tasavvufî ve Felsefî Düşüncesi” alt başlığını içeren kitap, Sargut&#8217;un hayatları, yetiştiği manevi çevreyi ve tüketildiğin günün toplumundaki karşılıklarını inceliyor. Biyografik deneme niteliğindeki eser, bir hayat hikayesinden hareketle gelenek, modernlik, manevi rehberlik ve eleştirel düşünceler arası ilişkiler tartışmaya açılabilir.</p>
<p>Mehmet Sait Uluçay, = Ken&#8217;an Rifâî&#8217;den Sâmiha Ayverdi&#8217;ye uzanan irfan geleneği içerisinde Cemâlnur Sargut&#8217;un yerini değerlendiriyor. Hiçlik, aşk, tevhid, hizmet ve insan-ı kâmil kavramlarını ele alan yazar, tasavvufî yaşayabilecek insanın ahlâkında, davranışlarında ve toplumsal sorumluluklarında nasıl karşılık bulduğunu sorguluyor.</p>
<p>Eserde kadınların manevi otoritesi, tasavvufun kamusal görünümleri ve modern insanın anlam arayışı da, durulan konular arasında yer alıyor. Sargut&#8217;un ilgisini çekenlerin yaklaşımlarıyla kendisine yöneltilen eleştirileri birlikte değerlendiren Uluçay, okuru farklı gösterilen bağlamları inceledikçe davet ediyor.</p>
<p>Dosyanın bloğu ise günümüzün manevi araştırmalarına uzanan sorular bulunuyor: Gelenek, özünü koruyarak çağın diliyle konuşulabilir mi? Manevî mülkiyeti ile eleştirel düşünceler nasıl bir arada var olabilir? Sevgi ve teslimiyet, insanın dışı aklını ve vicdanını devretmekten nasıl yaşanabilir? İç huzur arayışı, adalet ve toplumsal sorumluluk bilinciyle nasıl bütünleşebilir?</p>
<p>Şiir, roman, deneme ve biyografi alanlarında eserler veren Mehmet Sait Uluçay, bu çalışmasıyla insan, inanç ve kültür hayatındaki düşünce yolculuğunu sürdürüyor. Yazar, Cemâlnur Sargut&#8217;un şahsında çağdaş tasavvufun sunduğu imkânlar ve tartışmaya açık kaydedilen ölçülü bir yaklaşımla ele alınıyor.</p>
<p>Mitosera Yayınları arasında çıkan “Bir Gönül Dilinin İmkânı ve Sınırları — Cemâlnur Sargut&#8217;un Tasavvufî ve Felsefî Düşüncesi” , tüm internet kitap satış mağazalarından temin edilebiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11419" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Bir-Gonul-Dilinin-Imkani-ve-Sinirlari-ulucay.jpeg" alt="" width="750" height="625" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Bir-Gonul-Dilinin-Imkani-ve-Sinirlari-ulucay.jpeg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/Bir-Gonul-Dilinin-Imkani-ve-Sinirlari-ulucay-540x450.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<h3>MEHMET  SAİT ULUÇAY KİMDİR?</h3>
<p>1955 yılında Adıyaman ili, Kahta İlçesi’nin Salkımbağı (ALUT) Köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde, ortaokulu Kahta İlçesi’nde lise öğrenimini ise Amasya İmam-Hatip Lisesi’ne tamamladı. 1999 yılında Anadolu Üniversitesi İş İdaresi Bölümünü bitirdi. 1977 yılından itibaren muhtelif tarihlerde Hergün ve Türk Edebiyatı Dergisinde çalıştı. İki yıl süre ile öğretmenlik yaptı.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Taşra teşkilatında memurluk, müftülük şefi görevlerinde bulundu. On yıl süre ile Şanlıurfa İl Kültür Müdürlüğü’nde şube müdürü ve il müdürü olarak çalıştı. 2000- 2012 yılları arasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Adıyaman Sanayi ve Ticaret İl Müdürü olarak çalıştı. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda bakanlık müşaviri olarak görev aldı.</p>
<p>Yazı hayatına lise yıllarında başladı. Yazı ve şiirleri Yeşilırmak, Hür Fikir, Millet Örnek Yazılar, Yedi İklim Dergilerinde, Hizmet, GAP Gündemi, Adıyaman Söz, Olay, Kalem gazetelerinde yayınlandı. Yayınlanmış iki şiir kitabı bulunmaktadır. Evli ve 4 çocuk babası olan Uluçay, Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi&#8217;nde uzun yıllar Başkanlık görevini yürüttü.</p>
<p>Mehmet Sait Uluçay, kendisinin kurucu Genel Başkanı olduğu Yazarlar Akademisi&#8217;nin Başkanlığı görevini sürdürmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-6635" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-sait-ulucay-siir-soleni.jpg" alt="" width="535" height="301" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-sait-ulucay-siir-soleni.jpg 1560w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-sait-ulucay-siir-soleni-400x225.jpg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-sait-ulucay-siir-soleni-540x304.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 535px) 100vw, 535px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/mehmet-sait-ulucay-bir-gonul-dilinin-imkani-ve-sinirlari-ile-okur-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet Özel 82 yaşında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-82-yasinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-82-yasinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 16:12:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11413</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatının önemli isimleri arasında yer alan İsmet Özel 82 yaşında.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyatımızın önemli isimleri arasında yer alan İsmet Özel 82 yaşında. 19 Eylül 1944 doğumlu olan Özel&#8217;in bugün doğum günü.</p>
<p>Ankara Edebiyat olarak  Türk edebiyatının önde gelen ustalarından Özel&#8217;in doğum gününü kutlar, sağlıklı bir yaşam dileriz.</p>
<p><strong>İsmet Özel (1944-)</strong><br />
1944’te Kayseri’de doğdu. 1955’te Abdülhak Hâmit Tarhan İlkokulu’nu (Kastamonu) bitirdi. Ortaokulu Çankırı’da okudu. Ankara Gazi Lisesi’nden mezun oldu. 1962’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Birinci ve ikinci sınıfları ikişer yıl okudu. Dört yıl sonra Siyasal’dan ayrıldı.</p>
<p>1972’de Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Buradan 1977 yılında mezun oldu. İlk şiiri 1963 yılında Yelken dergisinde çıktı. 1969’da edebiyat dünyasında büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet, İsyan, modern şiirimizin İkinci Yeniyle kazandığı ivmeye yeni bir açılım getirdi. Birey toplumsal yaşantıyla buluşturuldu.</p>
<p>Şiirlerinde imge yoğunluğu ve kelime seçimine önem veren Özel, yazdığı her şiirle mükemmel şiirin örneklerini verdi. 1970’te Halkın Dostları’nı çıkaran Özel, Yeni Devir, Millî Gazete ve Yeni Şafak gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Sosyalist bir dünya görüşüne bağlıyken 1970’li yılların başlarında Müslümanlığı seçti.</p>
<p>1974 yılında Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş dergisinde yayınlanan “Amentü” şiiriyle Müslümanlığını herkese ilân etti. Ocak 1976’da Necla Hanım’la evlendi. İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca bilen Özel, 1970’lerden günümüze edebiyat ve düşünce hayatımızın merkezinde duran yazarlardan biri oldu.</p>
<p>Şiirleri Yelken, Türk Dili, Dönem, Papirüs, Yeni Dergi, Diriliş, Sanat Olayı, Dergâh, Adam Sanat, Gerçek Hayat, Merdiven Şiir, Karagöz ve Aşkar gibi birçok gazete ve dergide şiir ve yazıları yer aldı.</p>
<p><strong>Kitaplarından Bazıları:</strong> Şiir: Geceleyin Bir Koşu (1966), Evet, İsyan (1969), Cinayetler Kitabı (1975), Şiirler 1962-1974 (1980), Şiir Kitabı (1982), Cellâdıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar (1984), Erbain / Kırk Yılın Şiirleri (1987), Bir Yusuf Masalı (1999).</p>
<p><strong>Düşünce:</strong> Üç Mesele (1978), Zor Zamanda Konuşmak (1984), Taşları Yemek Yasak (1985), Bakanlar ve Görenler (1985), Faydasız Yazılar (1986).</p>
<p><strong>Poetika:</strong> Şiir Okuma Kılavuzu (1980).</p>
<p><strong>Söyleşi:</strong> Sorulunca Söylenen (1988), Toparlanın Gitmiyoruz I-II-III</p>
<p><strong>İsmet ÖZEL-AMENTÜ</strong><br />
İnsan<br />
eşref-i mahlûkattır derdi babam<br />
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı<br />
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman<br />
bu söz asıl anlamını kavradı<br />
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından<br />
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı<br />
kararmış rakamların yarıklarından sızarak<br />
bu söz yüreğime kadar alçaldı<br />
damar kesildi, kandır akacak<br />
ama kan kesilince damardan sıcak<br />
sımsıcak kelimeler boşandı<br />
aşk için karnıma ve göğsüme<br />
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden<br />
aşk ve ölüm bana yeniden<br />
su ve ateş ve toprak<br />
yeniden yorumlandı.<br />
Dilce susup<br />
bedence konuşulan bir çağda<br />
biliyorum kolay anlaşılmayacak<br />
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın<br />
yanık yağda boğulan yapıların arasında<br />
delirmek hakkını elde bulundurmak<br />
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için<br />
bana deha değil<br />
belgeler gerekli<br />
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza<br />
gençken<br />
peşpeşe kaç gece yıllarca<br />
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım<br />
bilmezdim neden bazı saatler<br />
alaturka vakitlere ayarlı<br />
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar<br />
yazgı desem<br />
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma<br />
Tokat aklıma bile gelmezdi<br />
babam onbeşli olmasa.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Talip IŞIK/Ankaraedebiyat</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-82-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akşehir Belediyesi Tarık Buğra adına öykü yarışması düzenliyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/aksehir-belediyesi-tarik-bugra-adina-oyku-yarismasi-duzenliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/aksehir-belediyesi-tarik-bugra-adina-oyku-yarismasi-duzenliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:32:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[akşehir edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[akşehir tarık buğra öykü yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat akşehir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat konya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[konya edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[tarık buğra öykü]]></category>
		<category><![CDATA[tarık buğra öykü yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[tarık buğra yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11408</guid>

					<description><![CDATA[Akşehir Belediyesi tarafından Türk edebiyatına yeni eserler kazandırmak, öykü yazarlarını teşvik etmek ve Akşehir’in bir değeri olan Tarık Buğra’nın edebi mirasını yaşatmak amacıyla öykü yarışması düzenleniyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akşehir Belediyesi tarafından Türk edebiyatına yeni eserler kazandırmak, öykü yazarlarını teşvik etmek ve Akşehir’in bir değeri olan Tarık Buğra’nın edebi mirasını yaşatmak amacıyla öykü yarışması düzenleniyor.</p>
<p>Yarışma, Tarık Buğra anma etkinlikleri kapsamında ikinci kez yapılıyor.</p>
<h3>ŞARTNAME</h3>
<p><strong>1. AMAÇ</strong>:</p>
<p>Akşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Tarık Buğra Ulusal Öykü Yarışması, Türk edebiyatına yeni eserler kazandırmak, öykü yazarlarını teşvik etmek ve Akşehir’in bir değeri olan Tarık Buğra’nın edebi mirasını yaşatmak amacıyla düzenlenmektedir.</p>
<h3>2. KATILIM KURALLARI:</h3>
<p>Yarışmaya, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkes katılabilir. (Tüzel kişilerin başvuruları<br />
kabul edilmeyecektir.)</p>
<p>Eserler daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış ve basılı veya dijital ortamda yayımlanmamış özgün eserler olmalıdır.</p>
<p>Katılımcılar en fazla bir (1) öykü ile yarışmaya başvurabilirler.</p>
<p>Eserler Türkçe yazılmalıdır.<br />
Yarışmaya sunulan eserlerin edebî nitelik taşıması ve öykü türünün özelliklerine uygun olması<br />
gerekmektedir.</p>
<p>Konu kısıtlaması bulunmamaktadır.<br />
Yarışma 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve 20/06/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununa uygun olarak yürütülecektir.</p>
<p>Başvuru yapılan hikâye yazımında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türk Milli Eğitimin genel ve özel amaçlarına, uluslararası sözleşmelere, politika belgelerine aykırı, siyasi amaçlara<br />
hizmet eden, genel ahlak kurallarına uymayan, hakaret ve reklam unsuru içeren herhangi bir söylem ve/veya eyleme müsaade edilmeyecektir. Bu şekilde hazırlanan hikayeler<br />
değerlendirmeye alınmayacaktır.</p>
<p>Yarışmaya katılımlar gönüllülük esasına uygun olarak gerçekleştirilecektir.<br />
Engelli katılımcılar için başvuru kolaylığı sağlanacaktır.</p>
<p>Akşehir Belediyesi, 2. Tarık Buğra Ulusal Öykü Yarışmasında ticari kazanç hedeflememektedir.</p>
<h3>3. BAŞVURU ŞEKLİ:</h3>
<p>Eserler, A4 formatında, Times New Roman yazı tipi ile 12 punto büyüklüğünde, 1,5 satır aralığıyla yazılmalı, en az 2, en fazla 5 sayfa olacak şekilde Word formatında ve ayrı Word dosyası içinde kişisel bilgiler tarikbugraoykuyarismasi@aksehir.bel.tr mail adresine iletilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/aksehir-belediyesi-tarik-bugra-adina-oyku-yarismasi-duzenliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir sesi hatırlamak: Bekir Sıtkı Sezgin’in ardından otuz yıl</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-sesi-hatirlamak-bekir-sitki-sezginin-ardindan-otuz-yil/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-sesi-hatirlamak-bekir-sitki-sezginin-ardindan-otuz-yil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Önder Karakartal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:08:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Sıtkı Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[musıki]]></category>
		<category><![CDATA[Türk mûsikîsi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11600</guid>

					<description><![CDATA[Önder Karakartal yazdı: Bekir Sıtkı Sezgin’in geride bıraktığı şey bana göre yalnızca kayıtlar değildir. Bir okuma biçimi, bir musiki anlayışı, bir zevk ölçüsü ve en önemlisi de dinleyene “biraz daha dikkatli dinle” diyen bir mirastır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar vardır; aramızdan ayrıldıkları gün değil, onları dinlemeyi bıraktığımız gün eksilirler. Bazı sesler ise zamana yenilmez. Aradan yıllar geçer, hayat değişir, zevkler değişir, hatta insanın kendisi bile değişir ama o ses bir yerden yeniden duyulduğunda insan olduğu yerde kalır.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’in sesi benim için biraz böyle bir sestir.</p>
<p>Aramızdan ayrılalı otuz yıl oldu. Otuz yıl… Bir insan ömründe azımsanmayacak kadar uzun, fakat Bekir Sıtkı Sezgin gibi bir sanatçının bıraktığı iz için oldukça kısa bir zaman. Çünkü onun kayıtlarını dinledikçe, aslında otuz yıl önce vefat etmiş bir sanatçıyı değil, bugün hâlâ bizimle konuşan bir musiki insanını dinlediğimizi hissediyoruz.</p>
<p>Onu dinlemek yalnızca bir eser dinlemek değildir.</p>
<p>Bazen bir makamın içine girersiniz. Bazen bir güftenin yıllardır fark etmediğiniz bir kelimesini yeniden keşfedersiniz. Bazen de daha önce defalarca dinlediğiniz bir eserde, bu defa başka bir şey duyarsınız. İşte Bekir Sıtkı Sezgin’in asıl büyüsü biraz da buradadır.</p>
<p>Her dinleyişte kendisinden yeni bir şey öğrenirsiniz.</p>
<p>Bir eseri söylemekten fazlası</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’i farklı kılan şeylerden biri, okuduğu eserin yalnızca notasını ve güftesini değil, ruhunu da taşımasıydı.</p>
<p>Türk musikisinde bir eseri doğru okumak elbette önemlidir. Makamını bilmek, usulünü bilmek, güftenin anlamına hâkim olmak, bestecinin dünyasını tanımak gerekir. Fakat bütün bunların ötesinde, eserin kalbine dokunabilmek vardır.</p>
<p>Sezgin’in okuyuşunda bunu hissedersiniz.</p>
<p>Sanki eser onun karşısında duran bir metin değil de yıllardır içinde taşıdığı bir hatıradır.</p>
<p>Bu nedenle onun icrasında gösterişten çok derinlik vardır. Sesi kendisini göstermek için değil, eseri göstermek için kullanır. Dinleyiciye “Bakın, ne güzel söylüyorum” demez. Daha ziyade, “Bu eserin içinde böyle bir dünya var” der.</p>
<p>Belki de onu yıllar sonra bile dinleten en önemli özelliklerden biri budur.</p>
<p>Her gün başka bir Bekir Sıtkı Sezgin</p>
<p>Onu dinlemeye devam ettikçe insanın karşısına farklı Bekir Sıtkı Sezginler çıkar.</p>
<p>Bir gün bir ilahiye takılırsınız, başka bir gün bir klasik eserine. Bir başka gün eski bir şarkının nasıl söyleneceğini ondan öğrenirsiniz. Sonra fark edersiniz ki daha önce dinlediğiniz bir eser, bu kez bambaşka bir anlam kazanmıştır.</p>
<p>Benim için onun sanatının en kıymetli taraflarından biri de budur: Dinleyicisini yerinde bırakmaz.</p>
<p>İnsan her dinleyişinde biraz daha ilerler.</p>
<p>Musikimizin ne kadar büyük bir hazine olduğunu onun kayıtları üzerinden yeniden fark eder. Bir makamın inceliğini, bir güftenin anlamını, bir bestekârın hassasiyetini daha iyi kavramaya başlar.</p>
<p>Bazen yalnızca birkaç dakikalık bir kayıt, insana saatlerce musiki düşündürür.</p>
<p>Bu yüzden Bekir Sıtkı Sezgin’i dinlemek, bir bakıma musiki üzerine yeniden düşünmektir.</p>
<p>Bir geleneğin sesi</p>
<p>Onun sanatını yalnızca güzel bir sese indirgemek haksızlık olur.</p>
<p>Çünkü Sezgin, büyük bir musiki geleneğinin içinden geliyordu. O geleneğin terbiyesini, dikkatini, ölçüsünü ve inceliğini taşıyordu.</p>
<p>Bugün hızlı tüketilen bir dünyada yaşıyoruz. Bir şarkıyı birkaç saniye dinleyip değiştirmeye, bir eseri ilk dinleyişte tüketmeye alıştık. Oysa Türk musikisinin bazı eserleri insandan zaman ister.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’in icraları da böyle.</p>
<p>Dinlemek için biraz sabır, biraz dikkat, biraz da gönül gerekiyor.</p>
<p>Fakat karşılığında insana çok şey veriyor.</p>
<p>Çünkü bu musikinin asıl zenginliği ilk anda ortaya çıkmıyor. Zamanla açılıyor. Bir kapı gibi… Her dinleyişte başka bir odasına giriyorsunuz.</p>
<p>Sezgin’in kayıtları da o kapıları açan anahtarlardan biri.</p>
<p>Otuz yıl sonra</p>
<p>Otuzuncu ölüm yıl dönümü vesilesiyle Bekir Sıtkı Sezgin’i anarken yalnızca geçmişten söz etmek istemiyorum.</p>
<p>Çünkü onu sadece “rahmetle andığımız büyük bir sanatçı” olarak geçmişte bırakmak, bence onun sanatına yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olur.</p>
<p>Onu bugün de dinlemek gerekiyor.</p>
<p>Gençlere dinletmek gerekiyor.</p>
<p>Bir eseri onun okuyuşundan dinleyip ardından başka icralarla karşılaştırmak, aynı güftenin ve aynı makamın farklı yorumlarda nasıl başka dünyalara dönüştüğünü görmek gerekiyor.</p>
<p>Çünkü musiki, yalnızca geçmişten bize kalan bir hatıra değildir. Dinlendiği, öğrenildiği ve aktarıldığı sürece yaşamaya devam eder.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin de bu anlamda hâlâ yaşıyor.</p>
<p>Bir kayıtta…</p>
<p>Bir meşk sırasında…</p>
<p>Bir genç musikişinasın okuyuşunda…</p>
<p>Bir makamı anlamaya çalışan meraklı bir dinleyicide…</p>
<p>Ve belki de hiç beklemediğimiz bir anda açtığımız eski bir kayıtta yeniden karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Sesin bıraktığı iz</p>
<p>Bazı sanatçıların eserleri vardır, bazı sanatçıların ise izleri.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’in geride bıraktığı şey bana göre yalnızca kayıtlar değildir. Bir okuma biçimi, bir musiki anlayışı, bir zevk ölçüsü ve en önemlisi de dinleyene “biraz daha dikkatli dinle” diyen bir mirastır.</p>
<p>İnsanın onu dinledikçe musikiye bakışı değişiyor.</p>
<p>Daha önce güzel dediği bir şeyin neden güzel olduğunu düşünmeye başlıyor. Bir kelimenin nasıl söylendiğine, bir nağmenin nereye yaslandığına, bir makamın nasıl hissettirdiğine kulak kesiliyor.</p>
<p>İşte büyük sanatın ölçüsü biraz da burada saklı.</p>
<p>Size yalnızca güzel bir şey dinletmez.</p>
<p>Sizi değiştirmeye başlar.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’in sanatında benim hissettiğim en büyük taraflardan biri budur.</p>
<p>Son söz yerine</p>
<p>Otuz yıl önce bir ses sustu.</p>
<p>Fakat bazı sesler sustuğunda bile bitmez.</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’in sesi de bitmedi.</p>
<p>Bugün bir kaydını açtığımızda, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ aynı incelikle bize ulaşabiliyor. Bazen bir akşamın sessizliğinde, bazen uzun bir yolculukta, bazen de yalnızca geçmişi hatırlamak için…</p>
<p>Ve her defasında bize başka bir şey söylüyor.</p>
<p>Belki de onun sanatının büyüklüğü tam olarak burada.</p>
<p>Her gün onu yeniden dinleyebiliyor, her gün sanatının başka bir tarafıyla tanışabiliyoruz.</p>
<p>Musikimizin ne kadar derin, ne kadar zarif ve ne kadar büyük bir dünya olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.</p>
<p>Otuz yıl geçmiş olmasına rağmen…</p>
<p>Hâlâ öğretiyor.</p>
<p>Hâlâ düşündürüyor.</p>
<p>Hâlâ hayran bırakıyor.</p>
<p>Ve en güzeli, hâlâ dinleniyor.</p>
<p>Bir sanatçı için bundan daha güzel bir ömür olabilir mi?</p>
<p>Bekir Sıtkı Sezgin’i vefatının otuzuncu yılında rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.</p>
<p>Sesine kulak veren herkesin gönlünde bıraktığı iz hiç silinmesin.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-sesi-hatirlamak-bekir-sitki-sezginin-ardindan-otuz-yil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni statü sembolü edebiyat: Kitap kulüplerinden moda dünyasına uzanan kültürel dönüşüm</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yeni-statu-sembolu-edebiyat-kitap-kuluplerinden-moda-dunyasina-uzanan-kulturel-donusum/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yeni-statu-sembolu-edebiyat-kitap-kuluplerinden-moda-dunyasina-uzanan-kulturel-donusum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 04:47:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap kulüpleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11406</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal medyanın hızlı ve yüzeysel içeriklerinden yorulan yeni kuşak, yeniden kitaplara yöneliyor. Çevrimiçi kitap kulüpleri, kafelerde düzenlenen okuma etkinlikleri ve moda dünyasının edebiyata ilgisi, kitapları yeni dönemin kültürel ve sosyal statü sembollerinden biri haline getiriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital çağın hızla tüketilen içerikleri arasında yorulan insanlar için edebiyat yeniden güçlü bir sığınak haline geldi. Bir dönem yalnızca akademik çevrelerin ya da “sessiz insanların” uğraşı gibi görülen kitap okuma alışkanlığı artık yeni bir sosyal statü göstergesi olarak kabul ediliyor. Özellikle genç kuşakların öncülük ettiği bu dönüşüm, yalnızca yayıncılık dünyasını değil modadan tasarıma, kafelerden kültür sanat etkinliklerine kadar birçok alanı etkisi altına almış durumda.</p>
<p>Son yıllarda çevrimiçi kitap kulüplerinin büyük ilgi görmesi, kitap temalı sosyal etkinliklerin çoğalması ve ünlü isimlerin edebiyat dünyasına yönelmesi bu kültürel değişimin en dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Özellikle sosyal medyada sürekli tekrar eden yüzeysel içeriklerden bunalan insanlar için kitaplar daha derinlikli bir deneyim sunuyor. Okuma eylemi artık yalnızca bireysel bir alışkanlık değil aynı zamanda bir sosyalleşme biçimi olarak da dikkat çekiyor.</p>
<h3>DUA LİPA’NIN KİTAP KULÜBÜ DÜNYA ÇAPINDA ETKİ YARATTI</h3>
<p>Bu dönüşümün en görünür temsilcilerinden biri İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Dua Lipa oldu. Sanatçının kurduğu çevrimiçi kitap kulübü Service95, kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşarak küresel ölçekte dikkat çekti. Lipa’nın edebiyat dünyasındaki etkisi öylesine büyüdü ki ünlü sanatçı, geçtiğimiz günlerde Uluslararası Booker Ödülü’nün 10’uncu yıl etkinliğinde konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Konuşmasında kitapların genç insanların hayatındaki dönüştürücü gücüne dikkat çeken Dua Lipa, kitap kulübünü kurma sürecine dair dikkat çekici bir anısını paylaştı. İngiltere’deki Downview Kadınlar Hapishanesi’nde bir okuma grubuna katıldığını anlatan sanatçı, burada yapılan derinlikli kitap tartışmalarının kendisini çok etkilediğini söyledi. Özellikle bir mahkûmun “Gençken daha fazla kitap okusaydım bugün burada olmayabilirdim” sözleri, edebiyatın insan hayatındaki etkisini güçlü biçimde ortaya koydu.</p>
<h3>TİKTOK VE YOUTUBE’DA YENİ NESİL KİTAP TOPLULUKLARI DOĞDU</h3>
<p>Dua Lipa’nın başarısında zamanlamanın da önemli bir rolü bulunuyor. Çünkü sosyal medya kullanıcıları artık yalnızca hızlı tüketilen videolarla yetinmek istemiyor. İnsanlar daha anlamlı ve zihinsel olarak besleyici içeriklere yöneliyor. İşte tam da bu noktada kitap kulüpleri yeni kuşağın dikkatini çekmeyi başardı.</p>
<p>Özellikle TikTok’ta “BookTok” ve YouTube’da “BookTube” adıyla oluşan topluluklar milyonlarca takipçiye ulaştı. Genç kullanıcılar burada kitap önerileri yapıyor, roman analizleri paylaşıyor ve okuma deneyimlerini anlatıyor. Bu dijital topluluklar zamanla fiziksel buluşmalara da dönüştü.</p>
<p>Türkiye’de de benzer etkinlikler giderek yaygınlaşıyor. Kafelerde düzenlenen toplu okuma etkinlikleri ve kitabevlerinde gerçekleştirilen kitap kulüpleri özellikle gençlerin yoğun ilgisini görüyor. İnsanlar artık yalnızca kahve içmek için değil birlikte kitap okumak ve edebiyat üzerine konuşmak için de bir araya geliyor.</p>
<h3>KİTAP OKUMAK ARTIK “HAVALI” KABUL EDİLİYOR</h3>
<p>Uzun yıllar boyunca kitap okumak toplumun belirli kesimleri tarafından içine kapanık ya da sosyal yönü zayıf insanlarla ilişkilendiriliyordu. Ancak günümüzde bu algı tamamen değişmeye başladı. Artık kitap okuyan insanlar entelektüel, kültürlü ve hatta çekici bulunuyor.</p>
<p>Bu değişim moda dünyasına da doğrudan yansıdı. Ünlü tasarımcı Jonathan Anderson, 2026 İlkbahar-Yaz koleksiyonunda klasik edebiyat eserlerinden ilham alan tasarımlara yer verdi. Dior’un ikonik çantaları Bram Stoker’ın “Dracula” ve James Joyce’un “Ulysses” gibi eserlerinden esinlenen baskılarla yeniden yorumlandı.</p>
<p>Moda markaları yalnızca kitaplardan ilham almakla da yetinmiyor. Bazı markalar doğrudan kitap temalı aksesuarlar üretmeye başladı. Penguin Random House iş birliğiyle hazırlanan minik kitap görünümlü çanta süsleri bunun en dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Jane Austen ve Maya Angelou gibi önemli yazarların eserleri artık moda aksesuarı olarak da karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Öte yandan oyuncu Ryan Gosling ve rap sanatçısı ASAP Rocky gibi ünlü isimlerin kullandığı okuma gözlüğünü andıran çerçeveler de bu kültürel dönüşümün simgelerinden biri haline geldi.</p>
<h3>MODA VE EDEBİYAT BİRBİRİNE DAHA FAZLA YAKLAŞIYOR</h3>
<p>Lüks moda dünyası artık edebiyatı yalnızca estetik bir unsur olarak değerlendirmiyor. Birçok marka kültürel etkinliklerle edebiyat dünyasına doğrudan dahil olmaya çalışıyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri İtalyan moda markası Miu Miu oldu.</p>
<p>Marka, Milano’da kadın yazarların ve akademisyenlerin katıldığı edebiyat buluşmaları düzenlemeye başladı. Tarihi kültür merkezi Circolo Filologico Milanese’de gerçekleştirilen etkinlikte Nobel ödüllü yazar Annie Ernaux’nun “A Girl’s Story” adlı romanı tartışıldı. Böylece moda markaları yalnızca kıyafet değil aynı zamanda kültürel bir yaşam tarzı da sunmaya başladı.</p>
<p>Benzer şekilde bazı mağazalar müşterilerine mini kütüphane deneyimi sunuyor. İnsanlar alışveriş yaparken aynı zamanda kitap okuyabiliyor, kahve içebiliyor ve uzun süre vakit geçirebiliyor. Bu yaklaşım, tüketim kültürünün bile daha “yavaş” ve düşünsel bir yapıya evrilmeye başladığını gösteriyor.</p>
<h3>EDEBİYAT YENİDEN HAYATIN MERKEZİNE YERLEŞİYOR</h3>
<p>Tüm bu gelişmeler, kitapların yeniden gündelik yaşamın merkezine yerleştiğini ortaya koyuyor. Dijital dünyanın hızına karşı daha sakin, daha derin ve daha anlamlı bir deneyim arayan insanlar için edebiyat güçlü bir alternatif sunuyor.</p>
<p>Bugün kitap kulüplerinin popülerleşmesi, modanın edebiyatla iç içe geçmesi ve gençlerin yeniden okuma alışkanlığı kazanması kültürel bir dönüşümün işareti olarak değerlendiriliyor. Görünen o ki artık yalnızca lüks tüketim ürünleri değil, okunan kitaplar da yeni dönemin önemli statü göstergeleri arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yeni-statu-sembolu-edebiyat-kitap-kuluplerinden-moda-dunyasina-uzanan-kulturel-donusum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15. Beyoğlu Sahaf Festivali 19 Eylül&#8217;de başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/15-beyoglu-sahaf-festivali-19-eylulde-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/15-beyoglu-sahaf-festivali-19-eylulde-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[15. Beyoğlu Sahaf Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu festival]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu festival ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu Sahaf Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlar Fidan]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Bayrak]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Oral]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Uncu]]></category>
		<category><![CDATA[Soulbrother Aykut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11401</guid>

					<description><![CDATA[Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenen 15. Beyoğlu Sahaf Festivali, 19–27 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransız Yetimhanesi avlusunda kitapseverleri ve sahafları bir araya getirecek olan Festival kapsamında beş söyleşi yapılacak. Beyoğlu Belediyesi, Beyoğlu’nun köklü sahaflık geleneğini, kitapların dünyasını ve edebiyatın zenginliğini bir kez daha aynı çatı altında buluşturuyor.</p>
<div class="container gutter-left">
<div class="fw postContent">
<p>15. Beyoğlu Sahaf Festivali, 19–27 Eylül tarihleri arasında Eski Fransız Yetimhanesi’nde kitapseverleri ağırlayacak.</p>
<p>Dokuz gün boyunca sahaf ve kitap stantlarının yanı sıra; imza günleri, söyleşiler, dinletiler ve mezatlarla dolu zengin bir program ziyaretçilerle buluşacak. Yazarlar, yayıncılar, sahaflar ve okurlar, Beyoğlu’nun kültür ve edebiyat atmosferinde bir araya gelecek.</p>
<p>Nadir kitaplardan eski baskılara, edebiyat sohbetlerinden koleksiyonluk eserlere uzanan festivalde, kitapların izini sürmek ve sahaf kültürünü yakından keşfetmek isteyen herkesi 15. Beyoğlu Sahaf Festivali’ne davet ediyoruz.</p>
<p>Kitabın, edebiyatın ve sahaf kültürünün kalbinde buluşmak üzere…</p>
<h3>Etkinlik Takvimi</h3>
<h3>19 Eylül 2026 Cumartesi</h3>
<p><strong>17.00 – Söyleşi | “Cadde-i Kebir”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Sahaflar Birliği Derneği Başkanı Emin Nedret İşli</p>
<p><strong>18.00 – Müzik Dinletisi | “Beyoğlu’nda Santur Sesi”</strong><br />
<strong>Sanatçılar:</strong> Sedat Anar, Damla Anar, Selahattin Anar</p>
<p><strong>18.45 – Açılış Konuşmaları</strong><br />
<strong>Sunucu:</strong> Başak İkiz</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>20 Eylül 2026 Pazar</h3>
<p><strong>17.00 – Söyleşi | “Eski Galata”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Mimar, Galata Derneği Kurucusu Mete Göktuğ<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cem Sorguç</p>
<p><strong>18.00 – Söyleşi | “19. Yüzyıl Beyoğlu Yangınları: Kaybolan, Kurtulan, Yenilenen Miras”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Prof. Dr. Paolo Girardelli</p>
<p><strong>19.00 – Müzik Dinletisi | “Analog Kaset”</strong><br />
<strong>Sanatçılar:</strong> Deniz Bayrak, Soulbrother Aykut</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>22 Eylül 2026 Salı</h3>
<p><strong>17.30 – Söyleşi | “Almak mı? Okumak mı?”</strong><br />
<strong>Konuşmacılar:</strong> Görgün Taner, Yazar Yekta Kopan</p>
<p><strong>18.30 – Söyleşi | Beyoğlu Olmasaydı: “Edebiyatçılar”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Yazar Fırat Şenol<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cengiz Özdemir</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>23 Eylül 2026 Çarşamba</h3>
<p><strong>17.30 – Söyleşi | “Bir Kitap Arkeoloğu”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Yazar Haluk Oral<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cengiz Özdemir</p>
<p><strong>18.30 – Söyleşi | “Polisiye Beyoğlu’nda Yazıldı”</strong><br />
<strong>Konuşmacılar:</strong> Yazar Armağan Tunaboylu, Yazar Ercan Akbay</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>24 Eylül 2026 Perşembe</h3>
<p><strong>18.00 – Söyleşi | “Beyoğlu’nun Koku Kültürü”</strong><br />
<strong>Konuşmacılar:</strong> Uluslararası Koku Uzmanı Zühal Vildan Takır, Ümit Gezen</p>
<p><strong>19.00 – Müzik Dinletisi | “Hep Beraber Çalalım Bir İstanbul Havası”</strong><br />
<strong>Sanatçı:</strong> Çağlar Fidan<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cengiz Özdemir</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>25 Eylül 2026 Cuma</h3>
<p><strong>18.00 – Söyleşi | “Beyoğlu ve Apartman Hikayeleri”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Yazar Turan Farajova<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cengiz Özdemir</p>
<p><strong>19.00 – Müzik Dinletisi | “Analog Kaset”</strong><br />
<strong>Sanatçılar:</strong> Deniz Bayrak, Soulbrother Aykut</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>26 Eylül 2026 Cumartesi</h3>
<p><strong>17.00 – Söyleşi | “Beyoğlu’nda Kim Var İmiş Biz Burada Yoğuken”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Doç. Dr. Pınar Erkan</p>
<p><strong>18.00 – Mezat</strong><br />
<strong>Münadi:</strong> Murat Uncu</p>
<div contenteditable="false">
<hr />
</div>
<h3>27 Eylül 2026 Pazar</h3>
<p><strong>17.00 – Söyleşi | “Narmanlı Han’da Bir Tanpınar”</strong><br />
<strong>Konuşmacı:</strong> Editör Sakine Korkmaz<br />
<strong>Moderatör:</strong> Cengiz Özdemir</p>
<p><strong>18.00 – Müzik Dinletisi | “45’lik – Nostaljik Tınılar”</strong><br />
<strong>Sanatçı:</strong> Murat Meriç</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11402" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/15.-Beyoglu-Sahaf-Festivali.jpg" alt="" width="1000" height="546" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/15.-Beyoglu-Sahaf-Festivali.jpg 1000w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/15.-Beyoglu-Sahaf-Festivali-540x295.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/15-beyoglu-sahaf-festivali-19-eylulde-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Ahi Evran Yarışması başvuruları başladı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-ahilik-ve-ahi-evran-yarismasi-basvurulari-basladi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-ahilik-ve-ahi-evran-yarismasi-basvurulari-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:33:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ahi evran]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Evran Ahilik ve Meslek Ahlakı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Evran Ahilik ve Meslek Ahlakı Ahmet Gökbel]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Evran Ahilik ve Meslek Ahlakı kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ahi evran yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[kırşehir edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11396</guid>

					<description><![CDATA[Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı’nın (TDPV) düzenlediği Uluslararası Ahilik ve Ahi Evran Yarışması‘nın 6.’sına başvurular başladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı’nın (TDPV) düzenlediği Uluslararası Ahilik ve Ahi Evran Yarışması‘nın 6.’sına başvurular başladı. Yarışmanın amacı, Ahilik ve kurucusu Ahi Evran’ın tanıtılmasına, yaşattığı evrensel değerlerin hatırlatılmasına katkı sağlamak; eserlerin teması, konusu ve içeriği Ahilik ve Ahi Evran olmalıdır. Resim, Masal/Öykü, Deneme, Reels Video ve Video Röportaj olmak üzere 5 kategoride düzenleniyor.</p>
<h3>Genel Katılım Koşulları:</h3>
<p>Türkiye’nin yanı sıra dünyanın her ülkesinde öğrenim gören öğrenciler, kategoriye göre belirlenen okul kademesi şartıyla katılabilir.</p>
<p>Eser kesinlikle yardım alınmadan, kişiye ait ve özgün olarak hazırlanmalı; yapay zekâ (AI) programlarının kullanılması kabul edilmemektedir.</p>
<p>Katılımcı bir kategoriye en fazla bir eserle başvurabilir; farklı kategorilere ayrı ayrı başvurmak isteyenlerin her biri için ayrı üyelik açması gerekir.</p>
<p>Üyelik ve başvurular ahievran.org üzerinden yapılır; elden veya posta yoluyla başvuru kabul edilmez.</p>
<p>Son başvuru tarihi 15 Haziran 2027’dir. Sonuçların Eylül 2027 içinde açıklanması planlanıyor.</p>
<p>Katılım ücretsizdir.</p>
<h3>Masal/Öykü Yarışması Özel Şartları</h3>
<p>Ortaokul düzeyinde öğrenim gören tüm öğrencilerin katılımına açıktır.</p>
<p>Eser Türkiye Türkçesiyle, masal veya öykü türüne uygun yazılmalıdır.</p>
<p>Katılımcı en fazla bir masal veya bir öykü ile başvurabilir.</p>
<p>Eser bilgisayarda 12 punto Times New Roman yazı karakteriyle, 1,5 satır aralığıyla, en az 2 en fazla 6 A4 sayfa uzunluğunda, DOC veya PDF formatında hazırlanmalı ve sisteme yüklenmelidir.</p>
<p>Dosya adında, eser adında, açıklamasında ve içeriğinde yarışmacının kimliğini belli edecek hiçbir ibare bulunmamalıdır.</p>
<h3>Deneme Özel Şartları</h3>
<p>Lise düzeyinde öğrenim gören tüm öğrencilerin katılımına açıktır.</p>
<p>Katılımcı, Ahi Evran’ın kim olduğunu veya Ahiliğin tarihini anlatmak yerine, Ahilik’e dair kendi şahsi duygu/düşüncelerine, günümüz toplumundaki karşılığına ve uygulanabilirliğine dair görüş ve önerilerine yer vermelidir.</p>
<p>Katılımcı en fazla bir deneme ile başvurabilir.</p>
<p>Eser bilgisayarda 12 punto Times New Roman yazı karakteriyle, 1,5 satır aralığıyla, en az 2 en fazla 10 A4 sayfa uzunluğunda, DOC veya PDF formatında hazırlanmalı ve sisteme yüklenmelidir.<br />
Dosya adında, eser adında, açıklamasında ve içeriğinde yarışmacının kimliğini belli edecek hiçbir ibare bulunmamalıdır.</p>
<h3>Diğer Alanlar</h3>
<p>Yarışma ayrıca Resim (ilkokul/ortaokul/lise), Reels Video ve Video Röportaj (ortaokul/lise) kategorilerini de kapsıyor; bu kategorilerin kendi özel katılım şartları ahievran.org/tr/katilimsartlari sayfasında yer alıyor.</p>
<h3>Yarışmanın Ödülleri</h3>
<p>Tüm kategorilerde dereceye giren öğrencilere Lenovo marka dizüstü bilgisayar hediye edilecektir.<br />
Ödüller kargoyla gönderilir; isteyen katılımcılar ödül ve sertifikalarını vakıf merkezinden elden de teslim alabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11399" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahi-evran-yarismasi-manset-1.jpg" alt="" width="498" height="592" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahi-evran-yarismasi-manset-1.jpg 498w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/ahi-evran-yarismasi-manset-1-404x480.jpg 404w" sizes="auto, (max-width: 498px) 100vw, 498px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-ahilik-ve-ahi-evran-yarismasi-basvurulari-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Süs Dağda Dağ’lananlar ile okur karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/mustafa-sus-dagda-daglananlar-ile-okur-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/mustafa-sus-dagda-daglananlar-ile-okur-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[bolu edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dağda dağlananlar]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[gülhane yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[gülhane yayınları kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs dağda dağlananlar]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mustafa süs kitapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11385</guid>

					<description><![CDATA[Eğitimci-Yazar Mustafa Süs, Dağda Dağ’lananlar adlı kitabıyla okurun karşısında. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Yazarlar Birliği Bolu Şubesi Başkanı ve Ankara Edebiyat yazarlarından Mustafa Süs&#8217;ün Dağda Dağ’lananlar adlı kitabı raflardaki yerini aldı.</p>
<p>Gülhane Yayınları tarafından neşredilen eser, 254 sayfadan oluşuyor, Kitap, deneme türünde yayımlandı.</p>
<h3>DAĞDA DAĞ&#8217;LANANLAR TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p>“Dağ, yeryüzü talebeleri için bir evdir. O evin koyağından, zirvesinden, yokuşundan; dimağdan dile, dilden kaleme, kalemden kâğıda düşenlerle çıkmalı.” dedi ustam okuyucunun karşısına…</p>
<p>Yürekteki sancıların kamufle edilerek yüzde oluşturduğu tebessümleri bulacaksınız bu kitapta.</p>
<p>Bazen şiir tadında hikâyeler, bazen yokuş yukarı koşmak zorunda kalan bir seyyahın birbirine dolaşan ayakları ve bazen meydana çıkıp da bağıramayışları…</p>
<p>Şehirdeki sükûtun dağdaki çığlıkları.</p>
<p>“Her kelime toprağa düşen bir tohum olsun.” duasıyla</p>
<h3>MUSTAFA SÜS KİMDİR?</h3>
<p>Türkiye Yazarlar Birliği Bolu temsilcisi Mustafa Süs 1974 yılında Kayseri Yahyalı’da doğdu.</p>
<p>İlkokulu Derebağ İlkokulunda okuduktan sonra Yahyalı İmam Hatip Lisesinde liseyi bitirip 1994 yılında Şehit Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesine başlayıp 1998 yılında Öğretmen olarak atandı.</p>
<p>2012 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesinde Eğitim Yöneticiliği ve Teftiş dalında Yüksek Lisans yaptı.</p>
<p>2007 yılından itibaren yerel gazetelerde, internet haber sitelerinde eğitim ve toplumsal içerikli köşe yazıları yazmaya başladı.</p>
<p>2016 yılında “Yitik Kadınlar” adlı hikâye kitabını çıkardı.</p>
<p>Diriliş Postası adlı ulusal gazetede köşe yazarlığı yapan Süs, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Basın Yayın Müdürlüğünde görev yapmaktadır.</p>
<p>Mustafa Süs, Türkiye Yazarlar Birliği Bolu Şubesi Başkanlığı görevini yürütmektedir.</p>
<h3><strong><a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/author/mustafasus/" target="_blank" rel="noopener">MUSTAFA SÜS&#8217;ÜN ANKARA EDEBİYAT&#8217;TAKİ YAZILARINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11386" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/mustafa-sus-dagda-daglananlar.jpg" alt="" width="319" height="523" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/mustafa-sus-dagda-daglananlar.jpg 319w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/mustafa-sus-dagda-daglananlar-293x480.jpg 293w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/mustafa-sus-dagda-daglananlar-ile-okur-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arjantinli yazar Alberto Manguel İstanbul ve İzmir&#8217;e geliyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/arjantinli-yazar-alberto-manguel-istanbul-ve-izmire-geliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/arjantinli-yazar-alberto-manguel-istanbul-ve-izmire-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 04:51:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel kim]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Alberto Manguel Zülfü Livaneli]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir edebiyat festivali]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11377</guid>

					<description><![CDATA[Dünyaca ünlü Arjantinli yazar Alberto Manguel, YKY’den yayımlanan kitabı Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı – Bir Biyografi ile Yapı Kredi Kültür Sanat’ın konuğu oluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="wp-block-paragraph">Dünyaca ünlü Arjantinli yazar Alberto Manguel, Yapı Kredi Yayınları&#8217;ndan yayımlanan kitabı Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı – Bir Biyografi ile Yapı Kredi Kültür Sanat’ın misafiri oluyor.</p>
<p class="wp-block-paragraph">Birçok eseri Yapı Kredi Yayınları’ndan neşredilen ünlü yazar ve çevirmen, 23 Eylül Çarşamba saata 17:00’de Beyoğlu Kitabevi’nde kitaplarını imzalayacak, Manguel, saat  19:00’da da Yapı Kredi Kültür Sanat – Loca’da söyleşi yapacak.  Söyleşide çevirmen ve sinema yazarı Kutlukhan Kutlu ile “Alberto Manguel İlyada ve Odyyseia’yı Anlatıyor” başlıklı bir söyleşi yapacak.</p>
<h3>24 EYLÜL&#8217;DE DE İZMİR&#8217;DE</h3>
<p>İzmir BüyükşehirBelediyesi&#8217;nce 24-27 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 10. İzmir Uluslararası Edebiyat Festivali, bu sene “Edebiyat İyileştirir” temasıyla gerçekleştirilecek.</p>
<p>Festivalin onur konukları arasında  Alberto Manguel ve Zülfü Livaneli de yer alıyor.</p>
<p>Festivalin açılış programı 24 Eylül Perşembe günü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Açılışın ardından saat 19.30’da Alberto Manguel ile Zülfü Livaneli, “Edebiyat İyileştirir mi?” başlıklı söyleşide bir araya gelecek. Söyleşi 21.00’e kadar sürecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/arjantinli-yazar-alberto-manguel-istanbul-ve-izmire-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Ümit Roma&#8217;nın Beş Günü romanıyla okur karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-umit-romanin-bes-gunu-romaniyla-okur-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-umit-romanin-bes-gunu-romaniyla-okur-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 12:11:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 ahmet ümit]]></category>
		<category><![CDATA[Afrodisias Karacasu Ahmet ümit]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit 2026 afrodisias]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit afrodisias roman]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit aydın roma]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit aydın roman]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit imza günü ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit karacasu]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit karacasu afrodisias]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit karacasu aydın]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit roma roman]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet ümit yeni romanı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[aydın roma]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[roma aydın]]></category>
		<category><![CDATA[roman haber]]></category>
		<category><![CDATA[roman haberler]]></category>
		<category><![CDATA[roman haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[romanın beş günü]]></category>
		<category><![CDATA[romanın beş günü içerik]]></category>
		<category><![CDATA[romanın beş günü konu]]></category>
		<category><![CDATA[romanın beş günü konusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11371</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de polisiye roman türünün en bilinen yazarlarından Ahmet Ümit’in yeni romanı okurla buluşuyor. Kitap, Ahmet Ümit’in doğum günü olan 30 Eylül’de  satışa çıkartılacak. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de polisiye roman türünün en bilinen yazarlarından Ahmet Ümit’in yeni romanı okurla buluşuyor. Kitap, Ahmet Ümit’in doğum günü olan 30 Eylül’de satışa çıkartılacak.</p>
<p>Kitaptaki gelişmeler, İtalya ve Türkiye’de geçiyor. Ahmet Ümit, hem Roma İmparatorluğu hem de Anadolu’nun köklerini ele alıyor. Aydın’ın Karacasu ilçesindeki Afrodisias antik kentinden Roma’ya uzanan gizemli bir entrikayı anlatıyor.</p>
<p>512 sayfadan oluşan roman, Yapı Kredi Yayınları tarafından neşrediliyor.</p>
<div class="pr_header">
<h3 class="pr_header__heading">ROMA&#8217;NIN BEŞ GÜNÜ KONUSU TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
</div>
<p><em>“Oysa adına dünya denilen bu vahşi gezegende ayakta kalmaya çalışan sıradan canlılarız sadece…”</em></p>
<p>Ahmet Ümit’ten toplumsal çürümüşlüğün beslediği suç ve onun felsefi doğasına edebi bir bakış: <em>Roma’nın Beş Günü</em></p>
<p><strong>Roma ölülerin omuzlarında yükselir&#8230;</strong><br />
Müziğin, ışığın, kültürün başkenti Roma peş peşe işlenen sıra dışı ve teatral cinayetlerle sarsılır. INTERPOL adına özel bir görev için şehirde bulunan Berlin Emniyeti Cinayet Masası&#8217;ndan Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker bir anda kendilerini Afrodisias&#8217;tan Roma&#8217;ya uzanan bir suç öyküsünün tam ortasında buluverir.</p>
<p>İlk kez <em>Kayıp Tanrılar Ülkesi</em> romanıyla okurların karşısına çıkan Yıldız Karasu ve Tobias Becker bu kez felsefi bir suç çetesinin izinde Roma sokaklarını arşınlarken, bir yandan da Afrodisias’ın kadim ve gizemli tarihiyle karşı karşıya kalıyor.</p>
<p>Ahmet Ümit <em>Roma’nın</em> <em>Beş Günü</em>&#8216;nde okuyucuyu klasik müzik ile arkeolojinin iç içe geçtiği bir şehrin sokaklarında heyecanın hiç eksilmediği cinai bir maratona davet ediyor.</p>
<p><em>&#8220;İnsanlığın aptallaşma seviyesini küçümseme Carlo. O kadar da akıllı bir mahluk değiliz biz. Yazıyı bulmamızın üzerinden sadece beş bin yıl geçti. Daha uygarlığın şafağında bile değiliz.&#8221;</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11372" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/romanin-bes-gunu-konusu-ahmet-umit.jpg" alt="" width="309" height="524" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/romanin-bes-gunu-konusu-ahmet-umit.jpg 309w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/romanin-bes-gunu-konusu-ahmet-umit-283x480.jpg 283w" sizes="auto, (max-width: 309px) 100vw, 309px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-umit-romanin-bes-gunu-romaniyla-okur-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana Altın Koza’da edebiyat uyarlaması finalistleri açıklandı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/adana-altin-kozada-edebiyat-uyarlamasi-finalistleri-aciklandi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/adana-altin-kozada-edebiyat-uyarlamasi-finalistleri-aciklandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 08:03:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[adana altın koza edebiyat uyarlama]]></category>
		<category><![CDATA[adana edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[adana haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema Haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11364</guid>

					<description><![CDATA[26 Eylül’de başlayacak 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda finalistler belli oldu. Bu yıl 54 projenin başvurduğu yarışmada, 6 senaryo Altın Koza Ödülü için yarışacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Gvde"><span class="Yok">Adana Büyükşehir Belediyesi </span>tarafından<span class="Yok"> 26 Eylül – 4 Ekim 2026 </span>tarihlerinde düzenlenecek <span class="Yok">33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nin <span class="Yok">Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarış</span><span class="Yok"><span lang="PT">mas</span></span><span class="Yok">ı</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nda finalistler belli oldu. <span class="Yok"> </span></p>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Adana Büyükşehir Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre;</span></p>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Yaşar Kemal</span>, <span class="Yok">Orhan Kemal</span>,<span class="Yok"><span lang="IT"> Muzaffer </span></span><span class="Yok">İzgü</span>, <span class="Yok">Demirtaş Ceyhun</span> gibi usta yazarları yetiştiren Adana&#8217;nın zengin edebiyat mirasını sinemayla buluşturan yarışmada bu yıl <span class="Yok">6 senaryo</span>; yazar <span class="Yok">Murat Gü</span><span class="Yok"><span lang="ES-TRAD">lsoy</span></span>, yapımcı <span class="Yok">Zeynep Atakan </span>ve y<span lang="SV">ö</span>netmen <span class="Yok">Vuslat Saraçoğlu</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>ndan oluşan jürinin karşısına çıkacak.</p>
<h3 class="Gvde"><b>54 projeden 6 finalist</b><b></b></h3>
<p class="Gvde">Sinemamızın edebiyatla bağını güçlendirmeyi ve yeni kuşak senaristleri teşvik etmeyi amaçlayan yarışmanı<span lang="NL">n koordinat</span><span lang="SV">ö</span>rlüğünü senarist, senaryo danışmanı <span lang="DA">ve film ele</span>ştirmeni <span class="Yok">Burak G</span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok">ral</span> üstlendi. Bu yıl <span class="Yok">54 proje</span>nin başvurduğu yarışmada; yazar ve senarist<span class="Yok"> Doğu Yücel</span> ile yazar <span class="Yok">Hakan Bıçakcı</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>dan oluşan Seçici Kurul<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>un belirlediği <span class="Yok">6 finalist </span>proje ise şöyle:</p>
<p class="Gvde">Eyüp Tan ve Eylem Ata<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nın, Eylem Ata<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nın <span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>Uzak Değil” adlı öyküsünden uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>Kaçak Elektrik”</span>; Gonca Gülbey<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>in &#8220;Karadutun Ölümü&#8221; adlı kendi <span lang="SV">ö</span>yküsünden uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>Dünyanın Öbür Ucunda”</span>; Onur Doğan’ın Ömer Seyfettin<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>in aynı adlı öyküsünden uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span></span><span class="Yok"><span lang="PT">Bomba</span>”</span>; Salihcan Sezer<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span><span lang="DE">in H</span>üseyin Rahmi Gürpınar’ın <span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç” adlı <span lang="IT">roman</span>ından uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span></span><span class="Yok"><span lang="EN-US">Halley</span>”</span>; Ramazan Kılıç’ın Eyüp Tosun<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>un aynı adlı <span lang="IT">roman</span>ından uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>K</span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok"><span lang="NL">r Isl</span>ık”</span> ve Raşel Meseri<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nin kendi romanından uyarladığı <span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">“</span>Küt Oynayan Kadınlar”</span>.</p>
<p class="Gvde"><span class="Yok">26 Eylül</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span><span lang="NL">de ba</span>şlayacak <span class="Yok">33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nin kazananları, <span class="Yok">3 Ekim</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>de düzenlenecek <span class="Yok">Kapanış ve Büyük Ödü</span><span class="Yok"><span lang="IT">l T</span></span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok">reni</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nde belli olacak.</p>
<h3 class="Gvde"><b><span lang="IT">Festival </span></b><b>coşkusu 01 Burda AVM’de yaşanacak</b><b></b></h3>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>nin film g<span lang="SV">ö</span>sterimleri, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yı<span lang="PT">l da<span class="Yok"> 01 Burda AVM</span></span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>de gerçekleştirilecek. Festivalle kurduğ<span lang="FR">u g</span>üçlü bağla geleneksel bir sinema deneyimi sunan <span class="Yok">01 Burda AVM</span><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>de filmler, <span class="Yok"><span lang="EN-US">CinemaPink by Maximum</span></span> salonlarında izleyiciyle buluşacak.<b> </b></p>
<p class="Gvde" align="center">
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">33. Adana Alt</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ı</span></span><span class="Yok">n Koza Film Festivali</span><b></b></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok"><i>26 Eyl</i></span><span class="Yok"><i><span lang="EN-US">ü</span></i></span><span class="Yok"><i>l-4 Ekim 2026</i></span></p>
<h3 class="Gvde" align="center"><strong><span class="Yok"><span lang="EN-US">FESTİ</span></span><span class="Yok">VAL TAKV</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">İ</span></span><span class="Yok">M</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">İ</span></span> </strong></h3>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">26 Eyl</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ü</span></span><span class="Yok">l 2026, Cumartesi</span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">Orhan Kemal Emek Ödülleri T</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ö</span></span><span class="Yok">reni &amp; </span><span class="Yok"><span lang="IT">A</span></span><span class="Yok"><span lang="EN-US">çı</span></span><span class="Yok">l</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ış Gecesi</span></span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">1 Ekim 2026, Perşembe</span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">Onur Ödülü Töreni</span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">3 Ekim 2026, Cumartesi</span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">B</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ü</span></span><span class="Yok">y</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ü</span></span><span class="Yok">k </span><span class="Yok"><span lang="EN-US">Ö</span></span><span class="Yok">d</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ü</span></span><span class="Yok"><span lang="IT">l T</span></span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ö</span></span><span class="Yok">reni &amp; Kapan</span><span class="Yok"><span lang="EN-US">ış Gecesi</span></span></p>
<h3 class="Gvde" align="center"><b><span lang="DE">EDEB</span></b><b>İYAT UYARLAMASI UZUN METRAJ SENARYO YARIŞMASI</b><b></b></h3>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok"><i>FİNALİSTLER</i></span><b> </b></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok"><span lang="PT">Bomba</span></span> | Onur Doğan<span class="Yok"><i> (Ömer Seyfettin</i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></i></span><span class="Yok"><i>in aynı adlı öyküsünden)</i></span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">Dünyanın Öbür Ucunda</span> | Gonca Gülbey<span class="Yok"><i> (</i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">‘</span></i></span><span class="Yok"><i>Karadutun Ölümü’ adlı öyküsünden)</i></span><i></i></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok"><span lang="EN-US">Halley</span></span> | Salihcan Sezer <span class="Yok"><i>(Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın </i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">‘</span></i></span><span class="Yok"><i>Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’ adlı </i></span><span class="Yok"><i><span lang="IT">roman</span></i></span><span class="Yok"><i>ından)</i></span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">Kaçak Elektrik</span> | Eyüp Tan, Eylem Ata<span class="Yok"><i> (Eylem Ata</i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></i></span><span class="Yok"><i>nın </i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">‘</span></i></span><span class="Yok"><i>Uzak Değil</i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">’ </span></i></span><span class="Yok"><i>adlı öyküsünden)</i></span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">K</span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok"><span lang="NL">r Isl</span></span><span class="Yok">ık</span> | Ramazan Kılıç<span class="Yok"><i> (Eyüp Tosun</i></span><span class="Yok"><i><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></i></span><span class="Yok"><i>un aynı adlı </i></span><span class="Yok"><i><span lang="IT">roman</span></i></span><span class="Yok"><i>ından)</i></span></p>
<p class="Gvde" align="center"><span class="Yok">Küt Oynayan Kadınlar</span> | Raşel Meseri <span class="Yok"><i>(Kendi aynı adlı </i></span><span class="Yok"><i><span lang="IT">roman</span></i></span><span class="Yok"><i>ından)</i></span></p>
<p style="text-align: left;" align="center"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11367" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo.jpg" alt="" width="750" height="483" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-540x348.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p align="center"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11365 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-2.jpg" alt="" width="750" height="582" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-2.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-2-540x419.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-11366 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-3.jpg" alt="" width="750" height="480" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-3.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/adana-altin-koza-uyarlama-senaryo-3-540x346.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/adana-altin-kozada-edebiyat-uyarlamasi-finalistleri-aciklandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet Özel Sondan Beş ile okurun karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-sondan-bes-ile-okurun-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-sondan-bes-ile-okurun-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2026 12:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel kim]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel son kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel sondan beş]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=11360</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden İsmet Özel, yeni kitabıyla okurun karşısına çıktı. Son dönem makale serilerinden oluşan "Sondan" serisinin beşincisi olan Sondan Beş adlı kitap, raflardaki yerini aldı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden İsmet Özel, yeni kitabıyla okurun karşısına çıktı. Son dönem makale serilerinden oluşan &#8220;Sondan&#8221; serisinin beşincisi olan Sondan Beş adlı kitap, raflardaki yerini aldı.</p>
<h3>TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p>İsmet Özel&#8217;in yeni kitabı &#8220;Sondan Beş&#8221; neşrolundu. Serinin beşinci kitabı olan &#8220;Sondan Beş&#8221; İsmet Özel&#8217;in hem Türk yazısıyla hem de Latin yazısıyla neşrolunan ondördüncü kitabıdır.</p>
<p>Yalnız aşk değil, haysiyetli yaşamak da esrarlı bir şeydir. Kendimizi bir saçak altında hissetmeden ne özgürlüğün, ne de güvenliğin tadını alabiliriz. O halde insan için bir saçağa tekabül eden şey nedir? Bağlandığımız, uğruna ölümü göze aldığımız her şeydir. İnsan ancak ihtiyaç içinde olduğu halde başkasının ihtiyacını giderdiğinde kendine gelebilir. Kendimize gelmeğe beşeriyetin bir ferdi olarak hangi sebeple yaratıldığımızı kavrayarak başlarız. Kişi bulunduğu yerde kalmaması kastıyla yaratılmıştır. Bedenimizin yaratılışı öne doğru ilerleme gayesine müteveccihtir. Savaşacağız. Ne için savaşacağız? Müslümana saçaklık eden şeye Kelime-i Tevhid diyoruz. Müslümanlaşmağa duhul etmek insanlaşmağa başladığımızın ilk belirtisidir.</p>
<h3>ÖZEL&#8217;İN ŞİİR KİTAPLARI</h3>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Geceleyin Bir Koşu<!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Evet İsyan<!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Cinayetler Kitabı<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Celladıma Gülümserken<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Erbain: Önceki kitaplarını tümü bu kitapta birleştirilmiştir. 1987 yılında çıkan kitap, 40 yaşına kadar yazdığı kitapların derlenmiş halidir. Erbain, Arapça&#8217;da kırk demektir. </span></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Bir Yusuf Masalı:<!--TgQPHd|||[]--> Modern formda ele aldığı kıssa şeklindeki şiirlerinden oluşur. </span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Of Not Being A Jew</span></p>
<h3>DENEME KİTAPLARI</h3>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Üç Mesele (Teknik, Medeniyet, Yabancılaşma)</span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Waldo Sen Neden Burada Değilsin?</span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Taşları Yemek Yasak<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Zor Zamanda Konuşmak<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Surat Asmak Hakkımızdır<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Tehdit Değil Teklif<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">İrtica Elden Gidiyor<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Bakanlar ve Görenler<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Faydasız Yazılar<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Sorulunca Söylenen<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Tahrir Vazifeleri<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Dil ile İkrar<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Kırk Hadis<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Ve&#8217;l-Asr<!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Toparlanın Gitmiyoruz<!--TgQPHd|||[]--> </span><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--></p>
<p><span class="iNqyIf" data-sfc-cp="" data-sfc-root="ep" data-complete="true" aria-owns="action-menu-parent-container" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif, &quot;Noto Color Emoji&quot;; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Sondan Bir / Sondan İki / Sondan Üç / Sondan Dört<!--TgQPHd|||[]--> /Sondan Beş</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11361" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/sondan-bes-ismet-ozel.jpg" alt="" width="318" height="523" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/sondan-bes-ismet-ozel.jpg 318w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/09/sondan-bes-ismet-ozel-292x480.jpg 292w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ismet-ozel-sondan-bes-ile-okurun-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
