<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 20:22:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yazar Murat Kapkıner Konya&#8217;da vefat etti</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-murat-kapkiner-konyada-vefat-etti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-murat-kapkiner-konyada-vefat-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 20:21:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat konya]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[konya edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner konya]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner malatya]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner nereye defnedilecek]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner öldü]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner vefat etti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9365</guid>

					<description><![CDATA[Yazar, Şair, müzisyen ve ressam Murat kapkıner 76 yaşında hayata veda etti. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Yazar, şair, müzisyen ve ressam Murat Kapkıner Konya&#8217;da vefat etti. Edebiyat dünyasına başarılı eserler kazandıran Kapkıner, Konya&#8217;da bir süredir rahatsızlığı sebebiyle tedavi gördüğü Necmettin Erbakan Üniversitesi Onkoloji Hastanesi&#8217;nde 76 yaşında yaşamını yitirdi.</div>
<h3>NEREYE DEFNEDİLECEK?</h3>
<div>Kapkıner&#8217;in cenazesi ikindi vakti Alavardı Çolakhoca Camisi&#8217;nde kılınacak namaz sonrası Konya Meram&#8217;daki Anasultan Mezarlığı&#8217;na defnedilecek.</div>
<h3>MURAT KAPKINER KİMDİR?</h3>
<div>Murat Kapkıner, 1950 yılında Malatya&#8217;da dünyaya geldi.  1967 senesinde Malatya Erkek Sanat Enstitüsünden mezun oldu. 1969 yılında ise Hava Astsubay Okulunu bitirdi.</div>
<div>1969 &#8211; 1974 arasında Hava Kuvvetlerinde teknisyen astsubay olarak çalıştı. Farklı kuruluşlarda elektrik teknisyeni, Malatya&#8217;da özel ve resmî kuruluşlarda yönetici olarak görev yaptı. 1980 yılında emekliye ayrıldı.</div>
<div>Konya&#8217;da <em>Çağımıza Selam </em>(1984), <em>Kelime</em> (1986-1987, 12 sayı) ve <em>Varide </em>(1987-1994, 37 sayı) dergilerini yayımladı. Kapkıner, evli ve beş çocuk babasıydı.</div>
<h3>ESERLERİ</h3>
<p><em>Güzİnsanları</em> (1982), <em>Karanlıktakiler</em> (1983), <em>Wesirfinger Pastanesi</em> (2001), <em>İblis’in Son Savunması</em> (2001)(ROMAN)</p>
<p><em>Yaşamayı Göze Almak</em> (1986).(DENEME)</p>
<p><em>Not Düştüm Besmeleye</em> (1990), <em>Bütün Eserleri 1-5</em> (1- <em>Şiirler / Anne Ben Artık İyiyim;</em> 2- <em>Denemeler;</em> 3- <em>Merhamet Muştusu,</em> dört risale bir arada; 4- <em>Elifbamdan Arta Kalan,</em> şiir; 5- <em>Nef Risalesi</em>), <em>Kimsenin Aklına Gelmeyen</em> (1999), <em>Ademin Müstesna Ölümü</em> (1998)(ŞİİR)</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-murat-kapkiner-konyada-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alfabe kimlik ve tarihin sessiz tanıkları: “1926” belgeseli ne anlatıyor?</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/alfabe-kimlik-ve-tarihin-sessiz-taniklari-1926-belgeseli-ne-anlatiyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/alfabe-kimlik-ve-tarihin-sessiz-taniklari-1926-belgeseli-ne-anlatiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şehla Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 06:30:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[1926 belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan belgeseli]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycan edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[elifba]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi Memmedoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[türkoloji kurultayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9355</guid>

					<description><![CDATA[Şehla Aslan yazdı: 26 Şubat - 6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de gerçekleştirilen I. Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen bilim insanlarını bir araya getirmişti. Kurultayın en önemli gündem maddesi, Türk halkları için Latin alfabesine dayalı ortak bir yazı sistemi oluşturma fikriydi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk dünyasının yakın tarihinde bazı olaylar vardır ki yalnızca bir dönemin değil, aynı zamanda bir kimlik mücadelesinin sembolü hâline gelir. Azerbaycanlı yazar ve senarist Orhan Fikretoğlu’nun kaleme aldığı, yönetmenliğini Nesimi Memmedoğlu’nun üstlendiği “1926” belgeseli de tam olarak böyle bir dönüm noktasını anlatıyor. Film, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen I. Türkoloji Kurultayı’nı merkezine alarak dil, kimlik ve siyasi baskı arasındaki karmaşık ilişkiyi yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p>Belgesel, ilk bakışta bir alfabe reformunun hikâyesini anlatıyor gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleye odaklanıyor: Dilin bir milletin kimliği ve tarihsel hafızası üzerindeki belirleyici rolü.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9357" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-01.jpg" alt="" width="1180" height="740" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-01.jpg 1180w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-01-540x339.jpg 540w" sizes="(max-width: 1180px) 100vw, 1180px" /></p>
<h3><strong>BİR KURULTAYIN ÖTESİNDE</strong></h3>
<p>26 Şubat &#8211; 6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de gerçekleştirilen I. Türkoloji Kurultayı, Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen bilim insanlarını bir araya getirmişti. Kurultayın en önemli gündem maddesi, Türk halkları için Latin alfabesine dayalı ortak bir yazı sistemi oluşturma fikriydi.</p>
<p>Bu girişim yalnızca teknik bir yazı reformu değildi. Dönemin aydınları için ortak alfabe, ortak bir kültürel alan yaratmanın ve ortak bir tarih bilinci kurmanın anahtarı olarak görülüyordu. Dil, sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda kolektif hafızanın taşıyıcısıydı.</p>
<p>Belgesel, kurultayın bu yönünü güçlü bir biçimde ortaya koyuyor. Filmde yer alan akademisyenler, Türk halklarının ilk kez kendi tarihlerini yazma iradesini ortaya koyduklarını vurguluyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9358" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-03.jpg" alt="" width="1226" height="755" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-03.jpg 1226w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-03-540x333.jpg 540w" sizes="(max-width: 1226px) 100vw, 1226px" /></p>
<h3><strong>UMUTTAN BASKIYA</strong></h3>
<p>Ancak belgeselin en çarpıcı yönlerinden biri, bu umut dolu başlangıcın kısa sürede nasıl trajik bir sürece dönüştüğünü göstermesi.</p>
<p>Kurultay sırasında Sovyet yönetimi, görünürde halkların kültürel gelişimini destekleyen bir politika izliyordu. Bu durum, Çarlık Rusyası’nın baskıcı mirasından yeni çıkan Türk toplumları için umut verici bir atmosfer yaratmıştı.</p>
<p>Fakat bu özgürlük söylemi uzun sürmedi.</p>
<p>Stalin döneminde Sovyet yönetimi, milli kimlikleri potansiyel bir siyasi tehdit olarak görmeye başladı. Dil, alfabe ve tarih gibi kimliği oluşturan unsurlar doğrudan siyasi denetim altına alındı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9359" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-04.jpg" alt="" width="1113" height="766" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-04.jpg 1113w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-04-540x372.jpg 540w" sizes="(max-width: 1113px) 100vw, 1113px" /></p>
<h3><strong>“ELİFBA KURBANLARI”</strong></h3>
<p>Belgeselin en sarsıcı bölümlerinden biri ise 1930’lu yıllarda yaşanan büyük tasfiyelerin anlatıldığı kısımlar. Kurultaya katılan birçok bilim insanı ve aydın, Stalin döneminin “Kırmızı Terör” sürecinde tutuklandı, sürgüne gönderildi veya idam edildi.</p>
<p>Film bu trajediyi çarpıcı bir kavramla ifade ediyor: “elifba kurbanları.”</p>
<p>Bir başka deyişle, ortak alfabe fikrini savunan aydınlar kısa süre sonra “milliyetçilik” suçlamasıyla cezalandırıldı. Bu durum, yalnızca bireysel trajediler değil; aynı zamanda bir kültürel kopuş anlamına geliyordu. Belgesel, bunu “bir milletin hafızasının susturulması” olarak yorumluyor.</p>
<h3><strong>SİNEMANIN HAFIZA KURMA GÜCÜ</strong></h3>
<p>“1926” belgeseli yalnızca tarih anlatan bir film değil. Arşiv görüntüleri, röportajlar ve dramatik anlatım dili sayesinde izleyicide güçlü bir tarihsel bilinç oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p>Filmde Azerbaycan, Türkiye, Özbekistan ve Kırgızistan’dan akademisyenlerin görüşlerine yer verilmesi de anlatıya çok sesli bir perspektif kazandırıyor. Konuşmacıların kendi ana dillerinde konuşmaları ise belgeselin en dikkat çekici tercihlerinden biri. Bu durum, Türk dünyasının kültürel çeşitliliğini görünür kılarken ortak köken fikrini de güçlendiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9360" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-05.jpg" alt="" width="1137" height="780" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-05.jpg 1137w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/1926-belgesel-azerbaycan-05-540x370.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 1137px) 100vw, 1137px" /></p>
<h3><strong>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BİR SORU</strong></h3>
<p>Belgesel yalnızca geçmişi anlatmakla yetinmiyor. Aynı zamanda günümüze de bir soru yöneltiyor:</p>
<p>1926’da ortaya konan ortak alfabe ve ortak tarih ideali neden hâlâ tam anlamıyla gerçekleşmedi?</p>
<p>Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk cumhuriyetleri arasında kültürel ilişkiler güçlenmiş olsa da, o dönemde tasarlanan bütüncül birlik vizyonunun hâlâ tamamlanmadığı görülüyor.</p>
<h3><strong>DİL VE KİMLİK ÜZERİNE BİR HATIRLATMA</strong></h3>
<p>“1926”, alfabe tartışmasını geçmişte kalmış bir reform meselesi olarak ele almıyor. Aksine dil ile kimlik arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor.</p>
<p>Belgeselin verdiği temel mesaj oldukça açık:<br />
Dil ve alfabe yalnızca teknik araçlar değildir. Onlar aynı zamanda bir milletin hafızasının, kültürünün ve geleceğinin temel taşıdır.</p>
<p>Bu yönüyle “1926”, yalnızca bir belgesel film değil; Türk dünyasının geçmişiyle yüzleşmesini ve ortak bir gelecek üzerine yeniden düşünmesini sağlayan güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Film burada:  <a href="https://www.youtube.com/watch?v=B5qrpfdsxN4" target="_blank" rel="noopener">https://www.youtube.com/watch?v=B5qrpfdsxN4</a></p>
<p><em><strong>Dr. Şehla Aslan</strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırmacı Yazar</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/alfabe-kimlik-ve-tarihin-sessiz-taniklari-1926-belgeseli-ne-anlatiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurt yalnızlığı: Mehmed Çavuş’un hikâyesi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kurt-yalnizligi-mehmed-cavusun-hikayesi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kurt-yalnizligi-mehmed-cavusun-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdurrahim Zararsız]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 05:57:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap analiz]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kurt Yalnızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kurt yalnızlığı kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Çavuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9349</guid>

					<description><![CDATA[Abdurrahim Zararsız yazdı: Soylu bir kavgada hissesine kurt yalnızlığı düşen Mehmed Çavuş’un hikâyesi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Umudun ve dirilişin merkezi olan Anadolu aynı zamanda yalnız bir milletin son adresidir. Orta Asya’dan beri sürdürülen soylu kavganın kaçınılmaz sonucudur bu yalnızlık. Her halükârda, haklıdan yana tavır almak, tanımasa bile mazlumu kayırıp gerekirse onun yanında zalime karşı savaşmak bu milletin genlerinde var. Bunun çarpıcı örnekleri ve Müslüman olmadan önce de Türklerin bu asil tavra sahip olduğu tarih okumalarında sık sık karşımıza çıkıyor. Ayrıca fetret dönemi denen yüzyılları kapsayan o meşum devrede, yeryüzündeki tüm topluluklarda yozlaşma ve azgınlaşma had safhaya çıkarken dahi Türk Milletinin bu süreci en az tahrifatla geçirdiği anlaşılıyor. Dönemin Türk topluluklarının kahır ekseriyetinin tek tanrı inancına sahip olması, tevhit çağrısına icabet hususunda her ne kadar bir avantaj olsa da kurt tabiatlı bu milletin ilk başlarda davetçilerin tahakkümüne boyun eğmediğine ve bir süre çatışmalar yaşandığına yine tarihi vesikalarda rastlıyoruz.</p>
<p>İnsan olmanın en temel hasletleri olan doğruluk ve merhameti, hak ve adaletten yana olmayı bayraklaştırarak binlerce yıldır nice burçlara dikmiş bir milletin ahfadı olmakla ne kadar onur duysak az. Bu çerçevede, ölüm kalım mücadelesinin son durağında, toprağı kana doyurarak yazılan destanlardan yansıyan müşahhas bir örneğin, Mehmed Çavuş’un hayatının anlatıldığı <strong>‘Kurt Yalnızlığı’</strong> adlı eseri ele alacağım.</p>
<p>Zafer Tekin, “İlgili olmak yetmez, bilgili de olmak lazım” düsturu ile bu konularda sayısız kaynakları incelemiş, özellikle yakın tarihimizle ilgili yoğun araştırmalar yapmış, yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda sempozyum, panel ve çalıştaya katılmış araştırmacı bir yazar. Yazarın, yine yakın tarihimizi konu alan <strong>‘İmparatorluğun Son Kurşunu Enver’</strong> ve Plevne mücadelesinin anlatıldığı <strong>‘Unutulmayanlar’</strong> adıyla yayınlanmış olan eserleri olduğunu da peşinen dikkatlerinize sunalım.</p>
<p><em>Soylu bir kavgada hissesine kurt yalnızlığı düşen</em> Mehmed Çavuş, resmî kayıtlara göre 1892 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Ayvalı Köyü’nde doğmuş ve yine aynı köyde 4 Eylül 1966 tarihinde vefat etmiş. Tarihçilerin “İmparatorluğun en uzun yüz yılı” dedikleri zaman diliminde yaşayan Mehmed Çavuş, resmi kayıtlara göre 2 Temmuz 1912’de mecburi askerlik görevini yapmak üzere askere alınmış ve ancak 1922’de biten İstiklal Harbinden sonra evine dönebilmiş. Balkan Savaşına, 1. Dünya Savaşına katılmak, bu kapsamda Sarıkamış Harekâtı ve Ermeni Tehcirinde bulunup bilahare Ruslara esir düşerek Sibirya’da esir hayatı yaşamak, maceralı bir kaçış yolculuğundan sonra esaret altındaki İstanbul’a dönüp ardından Anzavur Ayaklanması ve İstiklal Harbine katılmak gibi, bugün bakıldığında her birisi ayrı bir destan olan hadiseleri yaşamış olan Mehmed Çavuş, ortak bir kaderin yaşandığı o uzun yüzyılda milyonlarca vatan evladından sadece biridir.</p>
<p>Yazar, kitabına konu aldığı dönemin, farklı kesimlerce, karmaşa, çok başlılık ve vahim ihanetler olarak bugüne yansıtılan hadiselerini, üzerinde uzun uzadıya durmadan, özgün cümlelerle özetliyor. İttihat Terakki fırkası, İstanbul Hükümeti ve yeni kurulan Ankara hükümeti hususlarına değinirken her birinin içerisinde bulundukları şartlar ve ahvalin bilinciyle hareket ederek ustaca ve adilane bir denge gözetiyor. Bizler de bu satırları okurken o günün şartları altında ortaya konan tutumları ve neticelerini halen acımasızca bir eleştiri ve çatışma konusu yapmak yerine, çıkarmamız gereken derslere odaklanmamız gerektiği kanısına varıyoruz.</p>
<p><em>“<strong>İsmini bilen en son kişi öldükten sonra, hiç doğmamış olacaksın</strong> sözünün bana verdiği hüznün kattığı manaya göre, Mehmed Çavuş’un hayatı ve mücadelesi unutulmamalıydı. Bugün o ve onun gibi yüz binlercesinin, uğruna kanları ve canlarını verdikleri al bayrağımızın gölgesinde büyük bir huzur ve gururla yaşıyorsak, bu kahramanın adının da dünya var olduğu müddetçe yaşaması en büyük arzumdur,” </em>diyen Zafer Tekin’in kaleme aldığı bu ibret vesikasının mümkün olduğunca çok kişi tarafından okunmasını sağlamak da benim arzumdur. Ayrıca söz konusu eserin, özellikle de yukarıdaki cümlelerin, ‘Ateşin Düştüğü Yer’ isimli kitabımı yazarken bana da ilham kaynağı olduğunu belirteyim.</p>
<p>Rus ve Batı Klasiklerinden daha ziyade bu ve buna benzer çalışmalara, öncelik verilerek, İlk Öğretimden Yüksek Öğretime kadar tüm eğitim öğretim düzeylerinde müfredatta yer verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Okullarımızda kronoloji ezberlemeye indirgenerek monoton ve sıkıcı bir hale getirilmiş olan Yakın Tarih Derslerimiz bu minvaldeki eserlerle yeniden zenginleştirilmelidir. Batının ütopik, uçan kaçan hayali kahramanları ve gerçek yüzü gizlenmiş tarihi figürleri yerine kendi ceddimizin insanüstü kahramanlıklarını ve olağan üstü mücadelelerini okumalı ve okutmalıyız. Tarihe mal olmuş meşhur önderlerimizi konu edinenlerin yanı sıra, Mehmed Çavuş’un çileli hayatının anlatıldığı söz konusu kitap gibi özgün eserler ile de okuma yelpazemizi genişletmeliyiz. Sinemadan tiyatroya, gündelik kıyafetlerden okul gereçlerine kadar kendi değerlerimizi nakşedip geçmişimizle bağımızı diri tutalım ki, inşa etmeye çalıştığımız gelecek sağlam temeller üzerine otursun. Vesselam…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9350" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kurt-yalnizligi-kitap.jpg" alt="" width="539" height="828" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kurt-yalnizligi-kitap.jpg 539w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kurt-yalnizligi-kitap-312x480.jpg 312w" sizes="auto, (max-width: 539px) 100vw, 539px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kurt-yalnizligi-mehmed-cavusun-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’nın işgalinin Mehmet Akif’e hissettirdikleri: Bülbül şiiri</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bursanin-isgalinin-mehmet-akife-hissettirdikleri-bulbul-siiri/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bursanin-isgalinin-mehmet-akife-hissettirdikleri-bulbul-siiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müslüm Işıklar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 05:30:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Bülbül Şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa düşman işgali]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Yunan işgali]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9345</guid>

					<description><![CDATA[Müslüm Işıklar yazdı: Mehmet Akif Ersoy, bu şiiri yazarken bülbülü rast gele mi seçti yoksa özellikle mi bilmiyorum. Kanaatim, bu şiirdeki bülbülün, kuşlar içinden seçilmiş rast gele bir kuş olmadığı yönünde.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, 8 Temmuz 1920 tarihinde başlayan Bursa ve çevresinin işgaliyle ilgili duygularını Bülbül şiirine yansıtmıştır. Akif, makus tarihimizi ve talihimizi anlatan şiirlerinden biri olan Bülbül’ü 1921’de yazmış.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Şiir, 1933’te de Mısır’da Arap alfabesi ile Gölgeler kitabında yayımlanmış.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Şiirin sonunda <em>“Bu şiir yazılırken Yunan istilâsı altındaki topraklarımız hususiyle Bursa’ya dair elîm haberler geliyordu; tetkikine de imkân yoktu.”</em> notunu düşen Akif, bugün şaheser denecek bu manzumu <em>“Basri Bey oğlumuza”</em> ithafıyla Hasan Basri Çantay’a armağan etmiştir.</p>
<p>Balıkesirli olan Çantay, Milli Mücadele’den sonra öğretmenlik ve şehit çocukların eğitimine katkı sağlamak amacıyla kurulan esirgeme kurumunda da idarecilik yapmış; daha sonra, bestekarlıktan yazarlığa kadar farklı alanlarda yaşam mücadelesi vermiş bir alimdir. O, aynı zamanda Kur’an müfessiridir. Çantay, Mehmet Akif Ersoy’u milli marş yazmaya ikna eden kişi olarak da bilinir. İlk mecliste Balıkesir (Karesi) mebusluğunda bulunmuştur.</p>
<p>Akif’in Türk milletindeki değerini izaha lüzum yok. O, bu ülkede her kesim tarafından milli şairliği kabul edilen biri. Hem halkın gönlünde hem de İstiklal Marşı’mızı yazarak resmiyette milli şairliğini kabul ettirmiştir. <em>“Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.” </em>derken sadece yaşadığı günün değil, kendinden sonra kıyamete kadar ki Türk yurdunun da imanını dua etmektedir. Ki onun dilinde Türk yurdu, İslam’ın yurdudur, ümmetin yurdudur. Onun hem İstiklal Marşı hem de Çanakkale Şehitlerine şiirlerindeki bu derdi, kaygısı ve mücadelesi küçüğünden büyüğüne her ferdin bildiği, aşina olduğu bir durumdur.</p>
<p>Aslında en bilinenlerinin başında bu iki şiiri gelse de o, birçok şiirinde bağımsızlığı işlemiştir. İşlediği şiirlerden biri de Bülbül’dür. Başlıkta da belirtildiği üzere, Bursa ve çevresinin işgalinin Akif’e hissettirdikleri, bu şiirde tezahür etmiştir.</p>
<p><em>Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;</em></p>
<p><em>Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.</em></p>
<p><em>Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı,</em></p>
<p><em>Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.</em></p>
<p><em>Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl&#8230;</em></p>
<p><em>Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl</em></p>
<p><em>Muhîtin hâli ‘insâniyyet’in timsâlidir, sandım;</em></p>
<p><em>Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım!<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em></p>
<p>Şiire başlarken şehirden uzaklaşma arzusunu dile getirir. Şehir hem edebiyatta hem de gündelik hayatta birçok insanın olumsuz olarak değerlendirdiği bir yerdir. <em>“Şehirden uzaklaştığında sorunlardan da uzaklaşılır”</em> düşüncesi hakimdir. Ancak gerçekte burada da karanlık sarmıştır. Yurdun birçok yerinin istikbalinin müphem oluşudur onu böyle düşündüren. Bu noktada maziye yoğunlaşarak oluşan ayrılıkları hatırlar.</p>
<p><em>Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,</em></p>
<p><em>Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,</em></p>
<p><em>O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu</em></p>
<p><em>Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu.</em></p>
<p><em>Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi;</em></p>
<p><em>Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi!</em></p>
<p>Üstteki ikinci mısraya geçmişi yad ederek başlar. <em>“Müselsel yâd”</em> derken silsile halinde tarif ettiği anılara vurgu vardır. Belki de Türk’ün, İslam’ın sancaktarlığını yaptığı dönemlere özlem söz konusu. Adeta zincir gibi süren, aralıksız ilerleyen bahse konu dönemleri anar. Zihninde geçmişi hatırlar ve İslam topraklarının bu süreçteki beraberliği, belleğinde dolarak sanki bugünlere taşar. Bu mısrada içine girilen, gark olunan vakitsiz bir durumdan bahsedilir. Gezmek için çıktığı doğadan gelen mecazi bir sese yoğunlaşır. Vadiden gelen inilti seslerinin bir çağlayana benzetildiği görülür. Bunun neticesinde sanki mahşer yeri gibi tüm doğa ürpermiştir.</p>
<p><em>Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;</em></p>
<p><em>Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?</em></p>
<p><em>O zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun;</em></p>
<p><em>Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun,</em></p>
<p><em>Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,</em></p>
<p><em>Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen.</em></p>
<p><em>Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın,</em></p>
<p><em>Ufuklar, bu’d-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın.</em></p>
<p>Üçüncü ve en uzun mısrada ise artık muhatabımız, şiire adını veren bülbüldür. Genel anlamda coğrafyanın, özelde de Bursa ve çevresinin içine düştüğü durum, bülbül üzerinden dile getirilir. Bülbül, genellikle Doğu edebiyatında aşkın, sevginin sembolüdür. Gül, narin bir kadını sembolize ederken bülbül onun aşkından yanan erkeğin timsalidir. Hatta gülün aşkından deliren bülbüle edebiyatta ve türkülerde bülbül-ü şeyda denir. Ancak burada bülbül, olumsuzluğa meyletmiştir. Her şey var iken bu kızılca kıyametin sebebi bülbülün üzerinden sorgulanır. Oysa gül gibi eşin, bahçen, baharın varken hırsına yenik düşüp ihtirasla dolu makama ulaşma arzusuyla saltanat kurmak da neyin nesi? Burada yurdun düştüğü durumdan sorumlu olanlara bir gönderme söz konusu.</p>
<p><em>Değil bir kayda, sığmazsın &#8211; kanadlandım mı – eb’âda;</em></p>
<p><em>Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda,</em></p>
<p>Bir yandan insana gönderme söz konusuyken diğer yandan Türklüğün tarihine yapılan övgü vardır. Tıpkı Çanakkale Şehitlerine şiirindeki <em>“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.”</em> dizeleri gibi bir dizeyle devam eder. “Yazı, kâğıt bir yana, uzaklara bile sığmazsın” der.</p>
<p>Tarihin Osmanlı’ya, Türklüğe verdiği, söze sığmayacak büyüklükteki bir güçten bahseder. Esasında bu gücü tarihe kendi eklemiştir. Ki bugünden bakıldığında bu güç daha da anlaşılıyor. Akif’in bu duyguları naklettiği dönemlerden sonraki yakın tarihin akışına bakıldığında; Balkanlar, Kafkasya, Mezopotamya, Hicaz, Filistin, Kuzey Afrika, yani Doğu Akdeniz ve havzasının, kısaca Osmanlı’nın doğrudan toprağı olan veyahut etki sahasında bulunan tüm coğrafyaların durumu görüldüğünde bu kuvvet daha somut anlaşılıyor. Tarihe sığmayan tarih bahsinden sonra Akif, bugünün neden hal-i pürmelal oluşuyla bir nevi hesap sormaya başlıyor:</p>
<p><em>Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır?</em></p>
<p><em>Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır?</em></p>
<p><em>Hayır, mâtem senin hakkın değil&#8230; Mâtem benim hakkım:</em></p>
<p><em>Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!</em></p>
<p><em>Tesellîden nasîbim yok, hazân ağlar bahârımda;</em></p>
<p><em>Bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda!</em></p>
<p><em> “Bugün bir hânmansız serseriyim öz diyârımda”</em> dizesi, aslında içinde bulunulan ahvali o kadar başarılı anlatıyor ki sadece şiir bu dizeden ibaret olsaydı bile çok büyük anlamlar ifade ederdi. İnsan biraz kuvvetten düşünce dünyevi gözlerdeki itibarını umumiyetle yitirir. Sadece merhamet sahipleri, o hürmeti göstermeyi sürdürür. Devlet de insanın oluşturduğu topluluk ve toplumun meydana getirdiği bir kişilik olduğundan bir nevi insanın büyütülmüş şeklidir. Kuvveti yitirdiğin an, kendi yerinde başıboş duruma düşme ihtimali artar. Ki Akif de burada <em>“Yurdumda evsiz (hânmansız) bir serseriyim”</em> teşbihinde bulunur. Kim bilir Necip Fazıl, Sakarya şiirinde <em>“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” </em>derken belki de Akif’in bu duygusundan ilham almıştır.</p>
<p><em>Ne husrandır ki: Şark’ın ben vefâsız, kansız evlâdı,</em></p>
<p><em>Serâpâ Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!</em></p>
<p><em>Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,</em></p>
<p><em>SALÂHADDÎN-İ EYYÛBÎ’lerin, FATİH’lerin yurdu.</em></p>
<p><em>Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde OSMAN’ın;</em></p>
<p><em>Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ’nın!</em></p>
<p><em>Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;</em></p>
<p><em>O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!</em></p>
<p><em>Çökük bir kubbe kalsın ma’bedinden YILDIRIM Hân’ın;</em></p>
<p><em>Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri ORHAN’ın! </em></p>
<p>Milli Şairimiz, bu noktada içinde bulunulan durumdan sorumlu olan her unsurun bu sorumluluğunu adeta kendi üzerine alır. Yani bir anlamda toplum, devlet ve o günkü tüm etkenler ile şahsını özdeşleştirir. Bu özdeşlik üstünden tarihimizin mirasçılarından bahseder. Bugünün insanı olarak vebalde kendisinin katkısı olduğunu nakleder. Osman Gazi’nin Bursa’daki türbesi dağıtılmış, Orhan Gazi’nin, Yıldırım Han’ın sandukaları tekmelenmiş, oralarda Yunan askeri, fotoğraflar çekilmişti.</p>
<p>Şiirde adları Bursa ile özdeşleşen ecdattan ismen bahsediliyor. Bunun dışında Müslüman dünyada isimleri fetihle, yani açtıkları kapılarla özdeşleşen atalar da Akif’in, karşısında mahcup olduğu, daha doğrusu hepimizin mahcup olacağı isimler olarak zikrediliyor. Bilindiği üzere Selahaddin Eyyubi, Kudüs’ü Haçlıların elinden almış ve yeniden Müslümanlara kazandırmıştı. Keza Sultan 2. Mehmed de İstanbul’u fethederek yeni bir çağı açmış, bu vesileyle Fatih ünvanını kazanmıştı.</p>
<p>Çözüm üretememek, değişen dünyaya karşı koyacak seviyeye ulaşamamak tüm ümmeti çaresiz durumda bırakıyordu.  Ecdada karşı hissedilen mahcubiyet sonucu Müslümanlar olarak bunun hak edildiğini anlatır.</p>
<p><em>Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,</em></p>
<p><em>Sürünsün şimdi milyonlarca me’vâsız kalan dindaş!</em></p>
<p><em>Yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;</em></p>
<p><em>Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!</em></p>
<p><em>Dolaşsın, sonra, İslâm’ın harem-gâhında nâ-mahrem&#8230;</em></p>
<p><em>Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem! </em></p>
<p>Bülbül, her ne kadar Bursa işgali sırasında yazılsa da aslında yurdun genel durumunu anlatan bir şiirdir. Akif hem kendisine hem de İslam coğrafyasını bu durumda bırakan herkese kızgındır. Dizelerden dizelere atlarken <em>“Biz bunu hak ettik.”</em> der. Ne gavura söz söylemeye hak vardır ne bülbüle? Bu çaresizlik içerisinde kendi ile özdeşleştirdiği Müslümanlara kızar, perişan duruma düşen, düşmekten de çıkamayanlar olarak hepimiz bu durumu, yapamadıklarımızdan dolayı, hak ediyoruzdur.</p>
<h3><strong>BURSA VE BÜLBÜL </strong></h3>
<p>Mehmet Akif Ersoy, bu şiiri yazarken bülbülü rast gele mi seçti yoksa özellikle mi bilmiyorum. Kanaatim, bu şiirdeki bülbülün, kuşlar içinden seçilmiş rast gele bir kuş olmadığı yönünde. Bülbül, güzel ötüşü ile, bu ötüşünün verdiği huzurla bilinen bir kuştur. Yurdun bulunduğu bu durum, onun huzurunu kaçırmış ve bülbülü matem havasına bürümüştür. Bu anlamda güzel sesli bu kuş, vatanın geçmişindeki güzelliği ve huzuru, onun matemi ise bugünkü karanlığı tasvir eder.</p>
<p>Diğer taraftan, konuyla ilgili herhangi bir esere atıfta bulunamıyorum ama internet üzerinden yaptığım iptidai bir araştırmada, bülbül ile Bursa arasında özdeşleşmiş bir bağlantı bulunduğu intibaı oluştu. Bursa ile bülbülün arasında özel bir bağ olduğu söylenir. Bursalılar, bu güzel sesli kuşun sesine ayrı bir kıymet verir. Hatta &#8220;Bülbülün öttüğü yerde şenlik olur&#8221; sözünün (Kimine göreyse atasözü), Bursa’dan çıktığı bile rivayet edilir. 2023’te gösterime giren, Ata Demirer’in Bursa Bülbülü adlı bir filmi de bülbül ile Bursa bağlantısına dair bir başka unsur olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Sebebi ne olursa olsun Bülbül şiirindeki bülbül de kendisi de şehir de doğa da dün de bugün de özünü kaybetmiş olarak muazzam bir dille biçimlendirilmiştir. Şiirde bahsedilen değişimin aktörleri Müslümanlardır, doğanın dengesidir, hayattır, tarihtir, insanın yazgısıdır. Ancak hepsinin ortak noktası şudur ki hepsi de gördüğü günden geri kalmanın acısını yaşamaktadır.</p>
<h3><strong>BÜLBÜL ŞİİRİ SÖZLÜĞÜ </strong></h3>
<p>Hilkat: Yaratma, yaratılma, yaratılış, halk edilme hali.</p>
<p>İstiğrâk: Bir şeyin içine girmek, dalmak, boğulmak, gark olma durumu.</p>
<p>Nefha: Güzel koku.</p>
<p>Timsâl: Örnek, simge, sembol.</p>
<p>Hicrân: Ayrılık. Doğrusu hecrdir. (Defter-i Galatat.)</p>
<p>Haşrolmak: Toplanmak, bir araya gelip cem olmak.</p>
<p>Müselsel: Silsile halinde, zincir biçiminde eklenme.</p>
<p>Yâd: Anma, hatırlama durumu.</p>
<p>Zalâm: Karanlık.</p>
<p>Memdûd: Uzatılmış olan, uzatılan, uzatarak okunan, imdat edilen.</p>
<p>Müstağrak: Batmış, dalmış. İçine girmek, gark olunmak.</p>
<p>Vecd: Kendinden geçme durumu.</p>
<p>Nâgâh: Aniden, apansız, zamansız, nagihan.</p>
<p>Enîn: İnleme, inilti.</p>
<p>Muhrik: İhrak eden, yakan, yakıcı, sûzân.</p>
<p>Mevcâmevc: Aralıksız devam eden, sürekli dalgalanan, dalgalı, dalga ile.</p>
<p>Sûr-i Mahşer: Haşrolunacak günde, mahşer gününde İsrafil tarafından okunacak boru. Bu ses ile oluşacak korku ve kaygı durumu anlatılmak isteniyor. Buradaki sûr; sad, vav ve re <strong>(صور) </strong>harfleriyle yazıldığından boru anlamındadır.</p>
<p>Âşiyan: Kuş yuvası.</p>
<p>Semâvî: Gökle ilgili olan.</p>
<p>Gülşen: Çiçek bahçesi, gül bahçesi. Gül, Farsça’da gül ağacının çiçeği anlamına gelir.</p>
<p>Hânmân (Hânümân): Ev, hane, yuva.</p>
<p>Hazan: Sonbahar.</p>
<p>Rûh-i ser-bâzın: Korkusuz ruh.</p>
<p>Bu’d-i mutlak <em>(Bu’d-ı mücerret/mutlak):<strong> </strong></em>Belli ölçüyle kayıtlı olmayan ebat, uzay.</p>
<p>Mahkûm: Hüküm giyen, hükümlü.</p>
<p>Pervâz: Uçma, tayeran, uçuş anlamlarına gelir.</p>
<p>Eb’âd: Uzaklar, çok uzaklar.</p>
<p>Ahrâr: Köle olmayan kişiler, hürler, özgür şahıslar.</p>
<p>Eyyâm: Günü çoğulu, günler. Bu hali esasında galattır, aslı eyvâmdır. (Defter-i Galatât.)</p>
<p>Umman: Okyanus.</p>
<p>Hurûşan: Çağlayan, coşan. Bir diğer anlamı ise coşmaya paralel olarak bağırıp şamata eden, telaşlı.</p>
<p>Âfâk: Ufuklar.</p>
<p>Hâk-i ecdâd: Ataların hakkı.</p>
<p>Herc ü merc: Kargaşa durumu, karışıklık, altının üstüne gelmesi.</p>
<p>Nâkûs: Kilise çanı.</p>
<p>Yâd-ı Mevlâ: Allah’ı anmak.</p>
<p>Satvet: Karşıdakine boyun eğdiren güç; yenilmesi, sindirilmesi zor olan kuvvet.</p>
<p>Türâb: Toprak.</p>
<p>Ma’bed: İbadet edilen yer.</p>
<p>Şenâat: Fenalık, hainlik, kötülük, ayıplık, rezalet, maskaralık.</p>
<p>Vahdet-gâh: İnsanın yalnız kalacağı mekân, uzaklaşacağı yer.</p>
<p>Me’vâ: Sığınılacak nokta. Yurt, mesken, mahal, makam.</p>
<p>Harem-gâh: Haram olunan yer, herkesin giremeyeceği mahremiyet alanı.</p>
<h3><strong>Yararlanılan Sözlükler</strong></h3>
<ul>
<li>Ferit Devellioğlu – Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lugat, Aydın Kitabevi Yay., Ankara, 1997.</li>
<li>Şemseddin Sami, Kamus-ı Türkî, Haz. Paşa Yavuzarslan, Ankara, 2023</li>
<li>Zuhal Kültüral, Galatat Sözlükleri, Simurg Yay., İstanbul, 2008.</li>
<li>Kubbealtı Lugatı Web Sözlüğü: <a href="https://lugatim.com/" target="_blank" rel="noopener">https://lugatim.com/</a></li>
<li>Türk Dil Kurumu Web Sözlüğü: <a href="https://sozluk.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">https://sozluk.gov.tr/</a></li>
</ul>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Şiir, Ankara – Taceddin Dergâhı – 7 Mayıs 1337’de (1921) tamamlanmıştır. Kaynak: Mehmed Akif Ersoy, Safahat, Haz. M. Ertuğrul Düzdağ, Çağrı Yay., İstanbul, 2006, s. 457.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Yasin Yavuz, Mehmet Âkif Ersoy’un “Bülbül” Adlı Şiirini Özdeşleyimci Kurama Göre Okuma Denemesi, Türk Dili Mart 2021 Yıl: 70 Sayı: 831, s. 70.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Mehmed Akif Ersoy, age., s. 456-457.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bursanin-isgalinin-mehmet-akife-hissettirdikleri-bulbul-siiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstiklal Marşımızdaki matematik</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklal-marsimizdaki-matematik/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklal-marsimizdaki-matematik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Eryiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 04:49:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı Tahlil]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[şiir tahlil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9340</guid>

					<description><![CDATA[İbrahim Eryiğit yazdı: İstiklal Marşı’nı Dostoyevski’nin dünyasıyla yan yana koymak anlamlıdır. Dostoyevski’de mantık çoğu zaman insan özgürlüğünü tehdit eder. “2×2=4” kesinliği, insanın çelişkili doğasına karşı bir baskı olarak algılanır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstiklal Marşı çoğu zaman tarihsel bir belge, kolektif bir coşkunun sesi ya da törenlerde tekrarlanan ulusal bir metin olarak okunur. Bu okuma biçimi, şiirin taşıdığı duygusal ağırlığı görünür kılar; ancak onun iç yapısını, düşünsel sertliğini ve kurduğu mantık düzenini çoğu zaman geri plana iter. Oysa İstiklal Marşı yalnızca hissedilmek için yazılmış bir şiir değildir; olağanüstü bir varlık krizine verilmiş, son derece disiplinli bir düşünsel cevaptır. Bu cevap, sezgisel bir haykırıştan çok, dağılmak üzere olan bir bütünün kendini ayakta tutmak için kurduğu kapalı ve zorunlu bir sistem gibidir.</p>
<p>Mehmet Âkif Ersoy, İstiklal Marşı’nı yazarken bir şairden çok bir tanık gibidir. Kalemi estetik bir mesafeden değil, doğrudan doğruya yaşanan bir varlık tehlikesinin içinden hareket eder. Onun zihninde bu metin bir şiir yazma ânı değil, milletin dağılma olasılığı karşısında söylenecek son ve bağlayıcı sözdür. Bu yüzden Âkif, bireysel duygularını öne çıkarmaz; tereddütlerini ve iç çatışmalarını metnin dışında bırakır. Yazdığı şeyin beğenilmesini ya da edebî olarak tartışılmasını değil, toplumu coşkulandırmasını, ayakta tutmasını, toparlamasını hedefler. İstiklal Marşı’nın dilindeki sertlik, şairin mizacından değil; tanıklık ettiği tarihsel zorunluluktan doğar. Bu nedenle İstiklal Marşı’nı yalnızca edebiyatın duygusal alanında değil, düşüncenin daha bağlayıcı ve sert bir diliyle, yani matematiksel mantığın kavramlarıyla okumak mümkündür. Burada matematik, şiiri indirgemek için değil; aksine onun neden bu kadar keskin, neden bu kadar ödünsüz ve neden bu kadar geri dönülmez olduğunu anlamak için bir yorumlama aracına dönüşür. Çünkü bu metin, belirsizlikle yaşayabilecek bir dönemin şiiri değildir. Yazıldığı tarih, olasılıkların değil, sonuçların konuştuğu bir andır.</p>
<p>İstiklal Marşı’nın dili bu yüzden yumuşamaz, tereddüt etmez, okuru ikna etmeye çalışmaz. Metin, baştan itibaren okuru bir duygu hâline değil, bir varlık rejimine dâhil eder. Daha doğrusu davet etmez; içine alır. İlk sözcükten son dizeye kadar kurulan yapı, korkunun, şüphenin ve pazarlığın dışlandığı kapalı bir sistemdir. Bu sistemde vatan, bayrak, millet ve hürriyet birer metafor olarak değil; tanımlı, işlevsel değerler olarak yer alır.</p>
<p>Bu tahlil metni, İstiklal Marşı’nı matematiksel kesinlik diliyle kurulmuş şiirsel bir ispat olarak okumayı amaçlıyor. Ardından bu sert yapıyı Dostoyevski’nin çelişkili insan evreniyle, Behçet Necatigil’in küçük alanlara çekilen şiir etiğiyle ve modern şiirin belirsizliği estetize eden tavrıyla karşı karşıya getirerek, Akif’in neden bu kadar katı, bu kadar mutlak ve bu kadar uzlaşmaz bir sesle konuşmak zorunda kaldığını anlamaya çalışıyor. Çünkü bazen şiir, anlamı çoğaltmak için değil; dağılmayı durdurmak için yazılır. İstiklal Marşı, duygusal bir ikna diliyle değil, sonucu baştan belli bir sistemin diliyle konuşur. Bu yüzden ilk sözcüğü bir önerme değildir:</p>
<h3>“KORKMA!”</h3>
<p>Bu kelime tartışmaya açılmak için değil, sistemi başlatmak için söylenir. Matematikte aksiyomlar nasıl ispat edilmez, yalnızca kabul edilirse; burada da korkunun dışlanması, şiirin varlık şartıdır. “Korkma” denildiği anda, okur bir duygu hâline değil, bir mantık rejimine çağrılır. Bu çağrı reddedildiğinde metnin geri kalanının hükmü kalmaz. Çünkü İstiklal Marşı, korkunun var olabildiği bir evrende değil; korkunun tanım dışı bırakıldığı bir evrende kurulmuştur. Bu evrende varlık sürekli bir eşikte durur. Şiirin erken dizelerinden biri bu eşiği açıkça gösterir:</p>
<h3>“SÖNMEDEN YURDUMUN ÜSTÜNDE TÜTEN EN SON OCAK.”</h3>
<p>Burada mutlak bir bolluk ya da güven hâli yoktur. Aksine, her şey en alt sınıra dayanmıştır. “En son ocak”, matematiksel olarak sıfıra yaklaşmış ama henüz sıfır olmamış bir değeri çağrıştırır. Varlık yokluğa çok yakındır; fakat henüz düşmemiştir. Şiirin bütün mantığı bu küçük ama hayati fark üzerine kuruludur. Ocak sönmediği sürece umut bir temenni değil, zorunlu bir sonuçtur. Çünkü sıfır gerçekleşmemiştir. Bu zorunluluk zamanla da aşınmaz. Bayrağın şiirdeki konumu bunun en açık göstergesidir:</p>
<h3>“SÖNMEZ BU ŞAFAKLARDA YÜZEN AL SANCAK”</h3>
<p>Şafak, her gün değişen bir zamansal döngüyü temsil ederken “sönmez” ifadesi bu döngünün dışına çıkar. Bayrak, zamana bağlı bir değişken değildir; zamanın içinden geçen ama ona teslim olmayan sabit bir değerdir. Matematiksel olarak bu, zaman fonksiyonuna göre değişmeyen invaryant bir büyüklük gibidir.</p>
<p>Bu noktada İstiklal Marşı’nı Dostoyevski’nin dünyasıyla yan yana koymak anlamlıdır. Dostoyevski’de mantık çoğu zaman insan özgürlüğünü tehdit eder. “2×2=4” kesinliği, insanın çelişkili doğasına karşı bir baskı olarak algılanır. Oysa Akif’te mantık baskı kurmaz; yok olmaya karşı bir savunma hattı oluşturur. Bu nedenle şiir çelişkiye yer bırakmaz. Şüphe, insanı derinleştiren bir unsur değil, sistemi çökertebilecek bir risktir. Bu riskin farkında olan şair, özgürlüğü tartışmaya açmaz; onu ilan eder:</p>
<h3>“HÜR YAŞADIM, HÜR YAŞARIM”</h3>
<p>Bu dize bir olasılığı değil, bir sürekliliği ifade eder. Özgürlük kazanılmış geçici bir sonuç değil, geçmişten geleceğe uzanan kesintisiz bir değerdir. Bu nedenle hemen ardından gelen yemin, duygusal bir coşkudan çok mantıksal bir bağlayıcıdır:</p>
<h3>“HANGİ ÇILGIN BANA ZİNCİR VURACAKMIŞ? ŞAŞARIM!”</h3>
<p>Buradaki zincir yalnızca fiziksel bir esaret değil, sistem dışı bir müdahaledir. Şiir, bu müdahaleyi mümkün görmez. Çünkü tanımlanmış bir sistemde, tanım dışı bir sonuç üretilemez. Behçet Necatigil’le karşılaştırıldığında bu mutlaklık daha da belirginleşir. Necatigil şiiri büyük seslerden ve kesin hükümlerden bilinçli olarak kaçınır. Onun dünyasında hayat çoğu zaman yarım kalır; anlam alçak sesle söylenir. İstiklal Marşı ise yüksek sesle konuşmak zorundadır. Çünkü burada korunmaya çalışılan şey bir ev, bir oda ya da bireysel bir hayat değildir; vatandır:</p>
<h3>“VERME, DÜNYALARI ALSAN DA BU CENNET VATANI”</h3>
<p>Bu dizede matematiksel bir takas ihtimali açıkça reddedilir. “Dünyalar” gibi sınırsız bir büyüklük bile vatan karşısında yetersizdir. Vatan burada değişken değil, sabit bir değerdir. Çarpanlar artsa da sonuç değişmez. Necatigil’in kesirli matematiği bu yükü taşıyamazdı; Mehmet Akif Ersoy’un tam sayılarla çalışan sistemi ise bunu zorunlu kılar.</p>
<p>Modern şiirle karşılaştırıldığında İstiklal Marşı’nın etik sertliği daha da görünür hâle gelir. Modern şiir belirsizliği estetik bir alan olarak kabul eder; okura anlam üretme özgürlüğü tanır. Oysa İstiklal Marşı okura seçenek sunmaz. Çünkü belirsizlik bu şiirde estetik bir imkân değil, varoluşsal bir tehdittir. Şiir bu tehdidi açıkça adlandırır:</p>
<h3>“MEDENİYET DEDİĞİN TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR”</h3>
<p>Burada belirsizlik ortadan kalkar. Tanım yapılmıştır. Tehlike adlandırılmıştır. Okurun yorumu değil, tanının kesinliği önemlidir. Şiirin sonuna gelindiğinde matematiksel ispat tamamlanır. Başta konan aksiyom korunmuş, ara önermeler çelişkisiz biçimde ilerlemiş ve sonuç kaçınılmaz hâle gelmiştir:</p>
<h3>“HAKKIDIR, HAKK’A TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL”</h3>
<p>Bu dize bir temenni değil, sonuç cümlesidir. İstiklal verilmiş bir ödül değil; tanım gereği var olan bir haktır. Matematikte doğru bir ispatın sonunda sonuç nasıl tartışılmaz hâle gelirse, burada da istiklal artık sorgulanamaz bir değerdir.</p>
<p>Matematiksel ve karşılaştırmalı okuma, İstiklal Marşı’nı bir şiirden çok daha fazlası olarak gösterir. Metin, estetik bir beğeni üretme kaygısıyla değil; yokluk ihtimaliyle yüz yüze gelmiş bir milletin kendini ayakta tutmak için kurduğu kaçınılmaz bir düşünce düzeni olarak belirir. Sertliği buradan gelir. Bağırdığı için değil, geri adım atacak alan bırakmadığı için serttir. Bu sertlik yalnızca düşünsel düzeyde değildir; şiirin maddi yapısında da ölçü ve disiplin hâkimdir. İstiklal Marşı on kıtadan ve kırk bir dizeden oluşan kapalı bir formdur. Toplam 267 kelime, 724 hece ve 1455 harften meydana gelen bu yapı, dağınık bir coşkunun değil; bilinçli bir kurgu ve ölçü hâkimiyetinin ürünüdür. Aruz vezninin sağladığı ritmik dengeyle birlikte düşünüldüğünde, metnin düşünsel kesinliği biçimsel disiplinle desteklenir. Söylenen şey kadar, nasıl söylendiği de ölçülüdür. Böylece şiir yalnızca anlam düzeyinde değil, yapısal düzeyde de bir sistem kurar.</p>
<p>Dostoyevski’nin dünyasında insan çelişkiyle var olur; mantık çoğu zaman özgürlüğün karşısında bir güçtür. Necatigil’de hayat daralır, ses kısılır; büyük iddialar gündelik hayatın eşiğinde çözülür. Modern şiirde ise belirsizlik bir değer hâline gelir; anlam çoğalır, merkez kaybolur. İstiklal Marşı bu üç estetik dünyanın tam karşısında durur. Çünkü onun karşı karşıya olduğu tehlike ahlâkî bir kriz, bireysel bir sıkışmışlık ya da anlamsal bir dağılma değildir. Onun tehlikesi yok olmaktır.</p>
<p>Yokluk karşısında ise çoğul anlamlar, yarım sesler ya da ironik kaçışlar işe yaramaz. Bu yüzden Akif’in şiiri pazarlık yapmaz. Belki demez, olabilir demez, deneyelim demez. Baştan sona bir zorunluluk kipinde konuşur. Özgürlük bir olasılık değil, tanımdır. Vatan değiştirilebilir bir değer değil, sabittir. Millet, bireylerin toplamı değil; bireyleri aşan bir bütündür. Matematiksel olarak söylemek gerekirse, bu şiir bir sonuç kümesini değil, bir tanım kümesini kurar. İstiklal Marşı bu nedenle ikna edici olmaya çalışmaz; çünkü ikna, seçeneklerin varlığını kabul eder. Oysa bu metin, seçeneklerin tükendiği bir eşikte yazılmıştır. Ya sistem kurulacaktır ya da her şey sıfıra düşecektir. Şiirin okurdan istediği şey coşku değil, kabuldür. Bu kabul gerçekleştiğinde metin işlevini tamamlar; ispat sona erer. İstiklal Marşı’nı hâlâ güçlü kılan şey, anlamı zamanla çoğalmadığı hâlde etkisini kaybetmemesidir. Çünkü o, zamana karşı yazılmış bir şiir değildir. Zamanın dışına, hatta zamana rağmen kurulmuş bir mantık düzenidir. Ve bazen bir toplumu ayakta tutan şey, yeni anlamlar değil; çökmemek için kabul edilmiş son kesinliklerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklal-marsimizdaki-matematik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ çağında telif krizi derinleşiyor: Türkiye için milli hamle çağrısı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yapay-zeka-caginda-telif-krizi-derinlesiyor-turkiye-icin-milli-hamle-cagrisi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yapay-zeka-caginda-telif-krizi-derinlesiyor-turkiye-icin-milli-hamle-cagrisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:30:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Vayni]]></category>
		<category><![CDATA[dijital emperyalizm]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya telif]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat telif hakları]]></category>
		<category><![CDATA[erhan erken]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üretimi ve telif]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ticaret üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[ito]]></category>
		<category><![CDATA[milli telif hamlesi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat ve yapay zekâ]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakları Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka telif hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9329</guid>

					<description><![CDATA[Yapay zekâ çağında telif hakları krizi derinleşiyor. İstanbul’da düzenlenen sempozyumda uzmanlar, Türkiye’nin acilen milli telif hamlesi başlatması gerektiğini vurguladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Telif Hakları Derneği iş birliğiyle düzenlenen Ulusal Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu’nda, yapay zekânın sanat ve medya üzerindeki etkileri derinlemesine ele alındı. Uzmanlar, “O his kime ait?” sorusu etrafında birleşirken Türkiye’nin gecikmeden “milli telif hamlesi” başlatması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9333" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-2.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-2.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-2-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-2-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3>YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA MÜLKİYET KRİZİ DERİNLEŞİYOR</h3>
<p>Dijital çağ, sanat ve medya dünyasında köklü bir dönüşümü beraberinde getirirken yapay zekâ destekli üretim biçimleri telif hakları tartışmalarını da yeni bir boyuta taşıyor. Dünya genelinde mahkemeler, insan emeğinin sınırlarını yeniden tanımlamaya çalışırken Türkiye’de henüz bu alana yönelik kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmaması dikkat çekiyor.</p>
<p>Söz konusu bu boşluk, düzenlenen sempozyumla birlikte daha görünür hâle gelirken etkinlik, yalnızca akademik bir buluşma olmanın ötesinde stratejik bir uyarı niteliği taşıdı. İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıda, yapay zekânın oluşturduğu içeriklerin hukuki statüsü ve hak sahipliği meselesi çok yönlü biçimde tartışıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9331" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/erhan-erken-ito-01.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/erhan-erken-ito-01.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/erhan-erken-ito-01-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/erhan-erken-ito-01-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3> “O HİS KİME AİT?”: DİJİTAL ÇAĞIN ONTOLOJİK SORUSU</h3>
<p>İTO Sütlüce Kampüsü Sadabad Salonu’nda gerçekleşen sempozyumda İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken&#8217;in sempozyumun açılışında dile getirdiği “O his kime ait?” sorusu, çağımızın en temel tartışmalarından birine işaret ediyor. Bir eserin ortaya çıkışında algoritmayı yazan geliştirici mi, sistemi eğiten veri sağlayıcı mı yoksa komut veren kullanıcı mı gerçek hak sahibi?</p>
<p>Bu soru, yalnızca hukuki değil aynı zamanda felsefi ve estetik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin giderek yaygınlaşması, sanatın doğası ve özgünlük kavramı üzerine yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9332" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cafer-vayni-yapay-zeka-telif-haklari-01.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cafer-vayni-yapay-zeka-telif-haklari-01.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cafer-vayni-yapay-zeka-telif-haklari-01-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cafer-vayni-yapay-zeka-telif-haklari-01-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3>TELİF MESELESİ ARTIK BİR “MİLLİ GÜVENLİK” BAŞLIĞI MI?</h3>
<p>Telif Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Vayni, konuşmasında telif haklarının artık yalnızca kültürel bir mesele olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>Telifin korunması, günümüzde ekonomik ve kültürel bağımsızlığın temel unsurlarından biri hâline gelmiş durumda. Bu nedenle atılacak adımların bir “milli savunma hamlesi” kadar stratejik öneme sahip olduğu ifade ediliyor.</p>
<p>Vayni’ye göre yapay zekâ şirketleri, devasa veri havuzlarını kullanarak içerik üretirken sorumluluktan kaçınma eğiliminde. Ancak küresel ölçekte verilen bazı mahkeme kararları, bu yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını gösteriyor. Özellikle Avrupa’da görülen davalar, yapay zekâ üretimlerinin de telif kapsamında değerlendirilebileceğine işaret ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9334" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-1.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-1.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-1-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-1-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3>KÜRESEL DÜZEYDE TELİF MÜCADELESİ KIZIŞIYOR</h3>
<p>Dünya genelinde telif hakları, dijitalleşmenin etkisiyle yeniden tanımlanıyor. Yapay zekâ sistemlerinin milyarlarca veriyi kullanarak içerik üretmesi, “emeğin karşılığı” tartışmasını daha da gündeme getiriyor.</p>
<p>Uluslararası hukukta telif hakkının bir insan hakkı olduğu gerçeği, bu mücadelenin temel dayanağını oluşturuyor. Bu çerçevede, yaratıcı emeğin korunması yalnızca bireysel bir hak değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9336" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-5.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-5.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-5-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-5-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3>DİJİTAL EMPERYALİZM VE KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK</h3>
<p>Sempozyumda öne çıkan başlıklardan biri de “dijital emperyalizm” kavramı oldu. Kültür endüstrisinin küresel ölçekte yeniden şekillendiği günümüzde, özellikle Batı dışı toplumların ciddi ekonomik kayıplar yaşadığına dikkat çekiliyor.</p>
<p>Her yıl milyarlarca dolarlık lisans ödemesinin gelişmiş ülkelere aktarılması, yerli üretimin ve yaratıcı endüstrilerin güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin bu alanda kendi modelini oluşturması, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda kültürel bağımsızlık açısından da kritik görülüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9335" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-4.jpg" alt="" width="2048" height="1365" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-4.jpg 2048w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-4-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/telif-haklari-sempozyumu-4-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h3>İNSAN EMEĞİ HUKUKUN SON KALESİ OLMAYA DEVAM ETMELİ</h3>
<p>Prof. Dr. Muzaffer Şeker tarafından dile getirilen “Düşünmek dünya kadar kıymetlidir” yaklaşımı, sempozyumun temel felsefesini özetliyor. Teknolojik gelişmeler ne kadar hızlanırsa hızlansın, insan emeğinin korunması gerektiği konusunda güçlü bir mutabakat bulunuyor.</p>
<h3>TÜRKİYE İÇİN ACİL BİR YOL HARİTASI</h3>
<p>Ulusal Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu, Türkiye açısından kritik bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı: Yapay zekâ çağında telif hakları meselesi ertelenemez. Buna göre kültürel üretimin korunması, yaratıcı bireylerin desteklenmesi ve dijital ekonomide güçlü bir yer edinilmesi için “milli telif hamlesi”nin gecikmeden hayata geçirilmesi gerekiyor.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yapay-zeka-caginda-telif-krizi-derinlesiyor-turkiye-icin-milli-hamle-cagrisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayır, mesele çocukların oynadığı dijital oyun değil!</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hayir-mesele-cocuklarin-oynadigi-dijital-oyun-degil/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hayir-mesele-cocuklarin-oynadigi-dijital-oyun-degil/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Ertaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:39:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar sanal oyun]]></category>
		<category><![CDATA[dijital oyun]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[sanal oyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9326</guid>

					<description><![CDATA[Murat Ertaş yazdı: Bizim nesil (1970’ler-1980’ler) sokakta kovboyculuk oynadı, kılıç oynadı, okçuluk oynadı; kurban bayramlarında kesilen kurbanı izledi, akan kanını parmağıyla alnına yapıştırdı; ancak bizim nesilden kimse okul basmadı, çocukları masumları öldürmedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların ve gençlerin ailesi, sokağı, mahallesi, buluştukları mekânları &#8220;sosyal ağlar&#8221; oldu artık. Okullarda ve çevresinde alınacak somut güvenlik tedbirlerinin suçun caydırıcılığında çok az etkisi olacaktır. Organize işler artık sosyal medya sayfalarında ve gruplarda şekillenmekte…</p>
<p>Çocukların anneden ve babadan, kardeşten ve akrabadan, aile ortamından, yaşayışından, töresinden kaçıp kendilerine dijital mürebbiye teslim ettikleri özel odaları yok mu? Evlerdeki çocuk odaları her türlü suç örgütlerinin sanal alemden sızıp cirit attıkları örgüt hücresi gibi… Hayatı meraklarıyla keşfede keşfede öğrenen çocuklar, özel odalarında bu çağda savunmasız…</p>
<p>O halde, artık sosyal ağlar kontrol edilmeli, güvenlik güçleri artık sanal dünyada devriye atmalı, sosyal paylaşım sayfalarında denetim, çevirme ve uygulama yapılmalı, yasaklar sert ve net olmalı&#8230;</p>
<p>Ailedeki, sokaktaki ve okuldaki dinsiz, ahlâksız, erdemsiz, terbiyesiz ve töresiz eğitim vicdansız, duygusuz, aidiyetsiz, kayıtsız insan üretiyor. Mesele oyun değil; mesele sevgisizlik, bencillik, yalnızlık… İçe atılmış duygusuzluk, tatminsizlik…</p>
<p>Anne ve baba, öğretmen, okul idarecisi başta olmak üzere cemiyetin her ferdi sevgi ve şefkatle beraber evvelâ çocuğuna, sonra birbirine zaman ayıran ve saygı duyan bireyler olmalı. Toplumdaki “bencillik” kanseri artık karı-koca, ebeveyn-çocuk arasında metastaz yapmıştır.</p>
<p>Aileler sımsıcak &#8220;ocak&#8221; olmaktan ziyade faydacılıkla biçimlenen birer işletme ve pamuk ipliğine bağlı zayıf ortaklık haline geldi; soğuk, hissiz, arsız, duyarsız, ayıpsız, kuralsız, rekabetçi, öfkeli, sabırsız, gönülsüz, hatırsız, inançsız&#8230;</p>
<p>Dün kaygılandığımız gençler bugün karı koca oldular! Bugün kaygılandıklarımız &#8220;yuva&#8221; bile kuramıyorlar!</p>
<p>Aile aziz milletimizin kültür ve irfanıyla, ahlâk ve imanıyla tüten son ocaktır. Aileler parayla, maddi destekle değil ahlâk ve maneviyatla ayakta tutulur. Aileyi ayakta tutan en önemli aktör annedir. Kadın istihdamını düzenleyen yasalar yeniden gözden geçirilmeli ve anneler çocuklarını en azından çocuk yedi yaşına gelene kadar kreşlere bırakmak zorunda bırakılmamalı. Babalar evde cep telefonuyla değil çocuklarıyla sohbet etmeli, çocuklarının şahsiyet inşasını gözlemlemeli, çocuğa yardımcı olmalıdır.</p>
<p>Her zaman söylediğimi tekrar etmek istiyorum:</p>
<p>Muhterem anne ve babalar lütfen çocuklarınız için yaşamayınız, çocuklarınızla beraber yaşayınız! Çocuklarınız müstakbel anne ve babadır. O halde doğumundan ergenliğe kadar çocuklar kendisinin ve evin işlerine gücü ve kabiliyeti oranınca ortak edilmelidir. Sorumluluk sahibi bireylerin temeli çocukluğunda aldığı küçük sorumluluklar ve iş bölümüdür, vazife şuurudur. Çocukken kazanılan vazife ve sorumluluk duygusu bireyin ömrü boyunca ilkeli bir hayat sürmesini sağlar. Velhasıl sevgili anne ve babalar; doğumundan itibaren çocuklarınızı sadece sevmeyiniz, orantısız ilgi göstermeyiniz, sorumluluk paylaşınız; o çocukları geleceğe hazırlayınız ki bu çocuklar hep aynı yaşta ve sevimlilikte kalmayacaklar, ağrıyacaksa ilk önce sizin başınız ağrıyacak.</p>
<p>Bizim nesil (1970’ler-1980’ler) sokakta kovboyculuk oynadı, kılıç oynadı, okçuluk oynadı; kurban bayramlarında kesilen kurbanı izledi, akan kanını parmağıyla alnına yapıştırdı; ancak bizim nesilden kimse okul basmadı, çocukları masumları öldürmedi. Çünkü hayatın her alanında sokağı, mahalleyi, komşuluk ilişkilerini kuşatan bir maneviyat vardı. Ayıp vardı, günâh vardı, aile vardı, “Komşular ne der?” vardı, haya ve edep vardı, küçük büyük vardı, gönül vardı, radyoda türkülerimiz, bizim nezaketimiz, estetiğimiz ve şarkılarımız vardı.</p>
<p>İslamsızlık, inançsızlık, sevgisizlik, tatminsizlik ve kayıtsızlık hayatı hızla zehirliyor ve biz buna “sosyal çürüme” diyoruz!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hayir-mesele-cocuklarin-oynadigi-dijital-oyun-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatta istiklal: Akif, İkbal, Vahabzade</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-akif-ikbal-vahabzade/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-akif-ikbal-vahabzade/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burhanettin Saygılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:22:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Akif]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bahtiyar Vahabzade]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat istiklal]]></category>
		<category><![CDATA[İkbal]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İkbal]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahabzade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9323</guid>

					<description><![CDATA[Burhanettin Saygılı yazdı: İstiklal mücadelesi veya var olma kavgası yalnızca cephelerde verilen nizami bir harp değil, aynı zamanda fikir, inanç, kimlik ve şeref mücadelesidir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akıl, savaşın karargâhı olsa da her şey yumruk kadar bir et parçasında başlar. İstiklal&#8217;in nişanesi olan zafer önce yüreklerde, sonra bileklerle kazanılır. Yüreği ateşleyen edebiyattır. Yazarlar, şairler, ozanlar ilk önce istiklal ateşini yürekte yakarlar. &#8220;Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden/ Harfler harp düzeni almıştır mısralarda…/Öyleyse ey şair sen de davranmalısın/ Şiiri bir mızrak gibi kullanmalısın/ Mısralarını şarjör gibi sürmelisin damarlara.&#8221; (E.Bayazıt) Sulh için sefere çıkan kelimeler &#8221;Bazısı tüyden, bazısı demir.&#8221; (İ.Özel)</p>
<h3>İSLAM COĞRAFYASININ MÜCADELE AZMİ</h3>
<p>İstiklal mücadelesi veya var olma kavgası yalnızca cephelerde verilen nizami bir harp değil, aynı zamanda fikir, inanç, kimlik ve şeref mücadelesidir. Bu mücadelenin en mühim şahidi, hatta taşıyıcısı edebiyattır. İslam coğrafyasının, emperyalizme karşı müstemleke olmama direnişlerinde edebiyat, milletleri ayakta tutan şuur, hatırlatma ve çağrı vazifesi yapmıştır.</p>
<p>Türkiye, Azerbaycan, Pakistan gibi kardeş ülkelerde istiklal mücadelesi ile edebiyat eş zamanlı devam etmiştir. Yazar ve şairler; kalemlerini kılıçtan keskin tutarak bir nevi &#8221;kalemli süvariler&#8221; olmuşlardır.</p>
<h3>MİLLİ MÜCADELENİN VİCDANI OLARAK EDEBİYAT</h3>
<p>Türkiye’de istiklal mücadelesinde edebiyat, cephede kelimelerle siper kazmıştır.  Cephe gerisinde halkı tanzim etmiş, gençleri askere alma birimi gibi çalışmıştır. Bu uğurda emeği geçen insan sayısı çok fazla. Ancak en gür ses hiç şüphesiz Mehmet Akif Ersoy’dur. Akif, yalnızca İstiklal Marşı’nın şairi değil; milletin imanını, ahlakını ve direniş ruhunu mısralarla diri tutan bir fikir adamıdır. Safahat’ta Anadolu’nun yoksulluğunu, aynı zamanda sarsılmaz azmini dile getirir. &#8221;Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.&#8221; (Safahat) En son ocağın bile zafere giden bir umut olduğunu haykırır. Onun şiiri, cephedeki askerin maneviyatını artırmış, camideki cemaate umut, münevverlere ise mesuliyet yüklemiştir.</p>
<p>Milli Mücadele yıllarında edebiyat; vaazlar, şiirler, makaleler ve marşlarla halkın şuurlanmasına vesile olmuştur. Dergiler, gazeteler ve kürsüler birer edebiyat cephesine dönüşmüş; edebiyat, işgal karşısında teslimiyeti değil, direnişi telkin etmiştir. Bu dönemde edebiyatın ana muhtevası vatan, iman, fedakârlık ve istiklal olmuştur.</p>
<h3>İSTİKLALİN FİKRİ MİMARI OLARAK MUHAMMED İKBAL</h3>
<p>Pakistan’ın kuruluş sürecinde edebiyat, yalnızca bir sanat alanı değil, doğrudan siyasi ve fikrî bir rehber olmuştur. &#8221;Pakistan&#8217;ın Mehmet Akif Ersoy&#8217;u&#8221; Muhammed İkbal, istiklal düşüncesinin öncülerindendir. İkbal’in şiirleri, Müslümanların özgüvenini yeniden inşa etmeyi hedefler. Ona göre asıl esaret, zihinsel ve ruhsal esarettir.</p>
<p>İkbal, Doğu’nun Batı karşısındaki geri kalmışlığını eleştirirken çözümü taklitçilikte değil; köklere dönüşte, ahlakta ve dinamizmde görür. Onun şiirlerinde istiklal, yalnızca siyasi istiklal değil; öze dönüş küllerinden yeniden dirilme şuuruyla ayağa kalkan bir ümmet idealidir. &#8221;Akıl başıma put yağdırdı, İbrahim gelip kurtardı.&#8221; İkbal’in düşüncesinde akıl tek başına yeterli değildir; vahyin rehberliği olmadan hakikate ulaşılamayacağını savunur.</p>
<h3>KİMLİK VE İSTİKLALİN ŞİİRİ</h3>
<p>Azerbaycan’da istiklal mücadelesi, özellikle Rus/Sovyet baskısı altında uzun yıllar bir var olma savaşı olarak sürdürülmştür. Bu mücadelenin edebiyattaki en güçlü temsilcilerinden biri Bahtiyar Vahabzade’dir. Vahabzade’nin şiirlerinde istiklal; ana dil, milli kimlik ve tarih bilinciyle birlikte işlenir.</p>
<p>&#8221;Gülistan&#8221; şiiri başta olmak üzere eserlerinde bölünmüşlük, esaret ve hürriyet hasreti; yüreği yanmış bir milletin feryadı gibi hissettirilir.  Azerbaycan edebiyatında istiklal, çoğu zaman doğrudan söylenemeyen bir hakikat olarak semboller ve metaforlar aracılığıyla dile getirilmiştir. Bu da edebiyatı, baskı dönemlerinde bir “gizli direniş dili”ne dönüştürmüştür.</p>
<h3>ORTAK BİR RUH</h3>
<p>Türkiye, Pakistan ve Azerbaycan örnekleri birlikte incelendiğinde müşterek bir istiklal edebiyatı ruhu ortaya çıkar. Bu coğrafyalarda edebiyat; halkı gaflet uykusundan uyandıran, şuurlandıran; inancı ve ahlakı canlı tutan manevi destek; gelecek nesillere mücadele şuurunu aktaran miras olmuştur.</p>
<p>Şair ve edipler, sadece olup biteni anlatmanın yanı sıra olması gerekeni de izah etmişlerdir. Müslüman Doğu toplumları istiklal mücadelesinde edebiyat, tarihin tam merkezinde yer almıştır.</p>
<p>&#8221;Edebiyatta İstiklal&#8221;, milletlerin var olma iradesinin ete kemiğe bürünüp, kelimelerle görünmüş hâlidir. Mehmet Akif’te imanla yoğrulmuş bir direniş, İkbal&#8217;de vahye dayalı hürriyet, Vahabzade’de kimlik ve hafıza mücadelesi olarak zuhur eder. Bu isimler, farklı coğrafyalarda ama aynı ideal etrafında buluşmuşlardır: Hür ve şerefli bir millet olarak yaşamak.</p>
<p>Şairler milletleri adına istiklal arzularını haykırmışlardır. &#8221;Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, Sevenleri toprak olmuş öksüz bir çocuk gibidir.&#8221; (M.E. Yurdakul) İstiklal edebiyatı, geçmişin masalcısı değil; varislerine de mesuliyeti, kutlu bir miras bırakan muristir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-akif-ikbal-vahabzade/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatta istiklal diyen “söz büyükleri”nin yaşam iklimi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-diyen-soz-buyuklerinin-yasam-iklimi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-diyen-soz-buyuklerinin-yasam-iklimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Oral]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[Bahtiyar Vahabzade]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Şair]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9317</guid>

					<description><![CDATA[Serkan Oral yazdı: Yarışmaya 700’den fazla şiir gelmesine rağmen nitelikli bulunamayınca konulan maddî ödül sebebiyle yarışmaya katılmayan Akif’in de bir marş yazması ısrarla istendi. Ödül şartının kaldırılması üzerine Akif şiirini tamamlayarak teslim etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ya bağımsızlık ya ölüm…</p>
<p>Ya bir gonca gül ya da hazan…</p>
<p>Çocukluk döneminde yaşanılan tecrübeler, insan ömrünün temel taşıdır.</p>
<p>Büyüklükteki arzular, hayaller ve düşünceler bu taşa dayanarak ilerler.</p>
<p>İnsan aklı, düşünce yapısı, zevki, ruhu ve psikolojisi bu çağda şekillenir.</p>
<p>Tabiatın en zor şartlarında yetişen gonca güller’in dikenleri vardı, sert ve yıkıcı dikenler arasından güzel kokulu güller yükseldi, onu koklayanların ruhu mücerrete erdi, üstad seslendi:</p>
<p>&#8220;Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na&#8217;şım&#8221;…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9318" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mehmet-akif-ersoy-bahtiyar-vahabzade-01.jpg" alt="" width="850" height="496" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mehmet-akif-ersoy-bahtiyar-vahabzade-01.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mehmet-akif-ersoy-bahtiyar-vahabzade-01-540x315.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<h3>AKİF</h3>
<p>Daha okurken babası vefat etti, “hem hocam hem babam “ demişti onun için ve aynı yıl çıkan büyük Fatih yangınında evleri yandı.</p>
<p>Mehmet Akif dikenler arasındaydı.</p>
<p>Acı ve nice zorluk önadı oldu. Mehmed Âkif bu sıkıntılar arasında okulunu birincilikle bitirdi.</p>
<p>On yaşında zaman zaman ara verdiği hafızlığı da kendi kendine çalışarak bu sırada tamamladı.</p>
<p>Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın verdiği görevle 1914 yılı sonlarında Berlin’e gitti. Batı’yı yakından tanımasına imkân veren gezi sırasında Almanlar’a karşı savaşırken esir düşmüş İngiliz, Fransız ve Rus kökenli müslüman askerlerin kamplarını ziyaret etti.</p>
<p>Onlar, Bağımsızlık kokusunu Akif’te aldılar.</p>
<p>Akif daha sonra Arabistan’da başlayan isyana karşı devlete bağlı kabilelerin desteğinin devamını sağlamak amacıyla teşkilât başkanı Eşref Sencer’in (Kuşçubaşı) idaresindeki bir heyetle Necid bölgesine (Riyad) gitti.</p>
<p>Bu seyahatin devamında ikinci defa ziyaret ettiği Medine ve Ravza-i Mutahhara’nın uyandırdığı duygularla, Cenab Şahabeddin ve Süleyman Nazif gibi edebiyatçıların bir şaheser olarak nitelediği “Necid Çöllerinden Medine’ye” manzumesini kaleme aldı.</p>
<p>Sayfalardan Nübüvvet’in Gül kokuları yayıldı.</p>
<p>Yıllar yılları kovalarken, son deminde artık  Mehmet Akif Ersoy yoksulluk içinde hayatını kaybeden bir dava adamıydı.</p>
<p>Akif’in sırtında kışın giyeceği paltosu bile yoktu.</p>
<p>İstiklal Marşı için konulan 500TL ödülü bile</p>
<p>almayıp &#8220;Hayır Sevenler Derneği&#8221; ne bağışlayarak fakir/fukara ile garip/gurebaya dağıtılmasını istedi.</p>
<p>Ve…</p>
<p>1920 yılının son ayları… Maarif Vekâleti millî marş güftesi için bir yarışma açtı.</p>
<p>Yarışmaya 700’den fazla şiir gelmesine rağmen nitelikli bulunamayınca konulan maddî ödül sebebiyle yarışmaya katılmayan Akif’in de bir marş yazması ısrarla istendi. Ödül şartının kaldırılması üzerine Akif şiirini tamamlayarak teslim etti. Meclisin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda okunan şiir ittifakla İstiklâl Marşı güftesi olarak kabul edildi.</p>
<p>Ancak meclis kararı olduğu için kazanana verilmesi zaruri hale gelmiş bulunan para ödülü Akif tarafından alınıp Dârü’l-mesâî adlı bir hayır cemiyetine bağışlandı.</p>
<p>Ve,</p>
<p>Yıl 1936…</p>
<p>At arabası üzerinde kimsesiz bir</p>
<p>cenaze götürülüyor.</p>
<p>İstanbul üniversitesi ögrencileri, merak edip Belediye görevlisine soruyor,</p>
<p>-Sahibi kimsesi yok mu?</p>
<p>Arabacı; -bu kişi İstiklal Marşı&#8217;nın</p>
<p>yazarı, Ödül olarak verilen parayı kabul etmeyen Mehmet Akif Ersoy diyor…</p>
<p>Şimdi artık O Milli Şair diye anılır.</p>
<p>Gül kokusu da bu milletin payesidir, elden ele dolaşır ve Azerbaycan’da yükselir.</p>
<h3>BAHTİYAR</h3>
<p>Yıl 1925, Azerbaycan Şeki’de bir çocuk dünyaya gözlerini açar. Bahtı açık olsun diye adı Bahtiyar’dır.</p>
<p>Sovyet’e karşı destan yazan Şeki’ler arasındaki O çocuk, düşmanını bir kahramanın naaşını at arabasına bağlanıp gezdirmesine gözleriyle şahit olur.</p>
<p>Ölümler ve zulümlerin dikenleri arasında tadına doyulmaz bir taze gonca gül hayallere dalar:</p>
<p>İki hayali vardır, Birisi, Şeki’nin esrarengiz ormanlarının arkasında, Kafdağı kadar uzakta, arzularının bulunduğu masal âlemine has gizemli bir dünya; diğeri aynı kökten gelen, büyüklerinin bir masal olarak anlattıkları, çocuk dünyasında ulaşılmak istenen bir dünya: Türkiye.</p>
<p>Fidan artık serpilir.</p>
<p>O, Bahtiyar Vahabzade, vatan için dirilir.</p>
<p>Rusya ve İran’ın, Türkmençay Antlaşması ile Azerbaycan’ı kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölmesini, Gülüstan Poeması adlı manzum hikâyesinde korkusuzca eleştirir.</p>
<p>Hedef olur.</p>
<p>Sonrası açlık, yokluk ve mahkumiyet.</p>
<p>Hem kendisi hem de ailesi ezilir. Ama yılmaz.</p>
<p>Eserlerinde Azerbaycan Türkçesi&#8217;ni en temiz şekilde kullanmaya özen gösterdi.</p>
<p>Halkının duygularına tercüman olan Bahtiyar Vahabzade Azerbaycan&#8217;da Halk Şairi adıyla anılır.</p>
<p>Demem o ki; zorluklar ancak zaferleri doğurur.</p>
<p>İstiklal mücadelesi zülüm yapanlara karşı edebi sözün daha da yükseldiği zamanlardır.</p>
<p>Ve kimse, o kötü günleri unutmasın diye, İstiklal marşları yazılır ve bestelenir.</p>
<p>İstiklal mücadelesi de silahın kahramanlarıyla yan yana yürüyen edebiyatın kahramanlarını ortaya çıkartır.</p>
<p>Yani “söz büyüklerini.”</p>
<p>İşte Mehmet Akif Ersoy milli şair ve işte bahtiyar Vahabzade halk şairi.</p>
<p>Vatan sevgisi imandan gelen isimler. İstiklal mücadelelerinin, bağımsızlık sürecinin gerçek isimleri…</p>
<p>Onlar bilirler ki, bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!</p>
<p>Konfor alanında eser ortaya koymak isteyenlerse, müsveddelerde yer alan sahte edebiyatçıların oluşturduğu ansiklopedilere sığar.</p>
<p>İçleri boştur…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatta-istiklal-diyen-soz-buyuklerinin-yasam-iklimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da Yavuz Bülent Bakiler paneli düzenleniyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-yavuz-bulent-bakiler-paneli-duzenleniyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-yavuz-bulent-bakiler-paneli-duzenleniyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 17:37:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bülent bakiler]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bülent bakiler kim]]></category>
		<category><![CDATA[yavuz bülent bakiler panel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9313</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yavuz Bülent Bakiler anısına panel düzenleyecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yavuz Bülent Bakiler anısına panel düzenleyecek.</p>
<p>Panelde, edebiyat ve kültür dünyamıza değerli katkılar sunan Bakiler’in hayatı, eserleri ve düşünce dünyası ele alınacak.</p>
<p>Panelde Profesör Doktor Merdan Güven, Doçent Doktor Dinçer Atay ve Doktor öğretim üyesi Atilla Aktaş konuşacak.</p>
<p>22 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 13.30&#8217;da başlayacak olan panel, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörlük binası zemin katta gerçekleştirilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9315" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/HF9LUjDbkAAr9BX.jpeg" alt="" width="1448" height="2048" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/HF9LUjDbkAAr9BX.jpeg 1448w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/HF9LUjDbkAAr9BX-339x480.jpeg 339w" sizes="auto, (max-width: 1448px) 100vw, 1448px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-yavuz-bulent-bakiler-paneli-duzenleniyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-cocuk-edebiyati-calistayi-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-cocuk-edebiyati-calistayi-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kktc edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı nerede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9309</guid>

					<description><![CDATA[Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı; Türkiye, KKTC, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Makedonya ve Kosova’dan alanında uzman akademisyen, yazar, çizer ve yayımcıları bir araya getirecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk dünyasının ortak kültürel hafızasının oluşumunda ve dil bilincinin erken yaşlarda inşasında belirleyici bir rol üstlenen çocuk edebiyatı, nesiller arası aktarımın en güçlü araçlarından biridir.</p>
<p>Bu bağlamda düzenlenen Türk Dünyası Çocuk Edebiyatı Çalıştayı; çocuk edebiyatının mevcut durumunu çok yönlü olarak ele almak, nitelikli eser üretimini teşvik etmek ve Türk dünyasında ortak bir dil ve duygu dünyası oluşturmak amacıyla kapsamlı bir platform sunmaktadır.</p>
<h3>TÜRK DEVLETLERİ KATILIYOR</h3>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Kültür Dairesi, Millî Eğitim Bakanlığı ve Türk Dil Kurumunun iş birliği, Atatürk Öğretmen Akademisinin katkılarıyla gerçekleştirilecek olan çalıştay; Türkiye, KKTC, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Makedonya ve Kosova’dan alanında uzman akademisyen, yazar, çizer ve yayımcıları bir araya getirecek.</p>
<p>20-21 Nisan 2026 tarihlerinde Lefkoşa’da Atatürk Öğretmen Akademisi ev sahipliğinde düzenlenecek olan bu önemli etkinlik; Türk dünyasının Balkanlar’dan Orta Asya’ya uzanan geniş coğrafyasında kültürel bağları güçlendirmeyi ve ortak edebî üretim zeminini geliştirmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>Çalıştay kapsamında; Türk Dil Kurumunun çocuk edebiyatı vizyonu, dünyada çocuk edebiyatının gelişim yönelimleri, Türk dünyasında çocuk edebiyatının mevcut durumu, yazarlık pratikleri ve geleceğe yönelik ortak stratejiler çok boyutlu olarak ele alınacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-cocuk-edebiyati-calistayi-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital medyada telifin geleceği: Yapay zekâ çağında içerik sahipliği İstanbul’da tartışılacak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-medyada-telifin-gelecegi-yapay-zeka-caginda-icerik-sahipligi-istanbulda-tartisilacak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-medyada-telifin-gelecegi-yapay-zeka-caginda-icerik-sahipligi-istanbulda-tartisilacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 18:57:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dijital medya]]></category>
		<category><![CDATA[dijital telif]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat telif hakları]]></category>
		<category><![CDATA[içerik üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul ticaret üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[medya hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyum 2026]]></category>
		<category><![CDATA[telif hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zekâ]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka içerik]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka telif hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9304</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenecek Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu, yapay zekâ çağında içerik sahipliği ve telif haklarının geleceğini akademik ve sektörel boyutlarıyla ele alacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijitalleşmenin hız kazandığı çağımızda telif hakları ve içerik sahipliği yeniden tanımlanıyor. İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek sempozyum, yapay zekâ ekseninde bu dönüşümü akademik ve sektörel boyutlarıyla ele alacak.</p>
<h3>YAPAY ZEKÂ VE TELİF HAKLARI AYNI MASADA</h3>
<p>Dijital medya alanında yaşanan hızlı değişim, içerik üretiminin doğasını köklü biçimde dönüştürüyor. Özellikle yapay zekâ destekli üretim araçlarının yaygınlaşması, “içeriğin gerçek sahibi kimdir?” sorusunu daha görünür hâle getiriyor. Bu kritik soru, İstanbul Ticaret Üniversitesi tarafından düzenlenen Ulusal Dijital Medya ve Telif Hakları Sempozyumu’nun ana eksenini oluşturuyor.</p>
<p>Üniversitenin İletişim Fakültesi ve Hukuk Fakültesi ile Telif Hakları Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilecek etkinlik, 16 Nisan 2026 tarihinde Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce Konferans Salonu’nda katılımcılarını ağırlayacak. Sempozyumda, dijital çağın getirdiği hukuki ve etik sorunlar çok yönlü bir perspektifle ele alınacak.</p>
<h3>DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN HUKUKİ VE ETİK BOYUTLARI</h3>
<p>Yapay zekâ ile üretilen içeriklerin giderek artması, fikrî mülkiyet kavramının sınırlarını yeniden tartışmaya açıyor. Sempozyum kapsamında alanında uzman akademisyenler ve sektör temsilcileri, yaratıcı emeğin değeri, telif haklarının korunması ve içerik sahipliğinin dönüşümü üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunacak.</p>
<p>Bu çerçevede, dijitalleşmenin yalnızca teknik değil, aynı zamanda hukuki ve etik bir dönüşüm yarattığına dikkat çekilecek. Katılımcılar, mevcut mevzuatın bu yeni üretim biçimlerine ne ölçüde yanıt verebildiğini de tartışma fırsatı bulacak.</p>
<h3>DÖRT OTURUMDA KAPSAMLI DEĞERLENDİRME</h3>
<p>Sempozyum programı, gün boyunca sürecek dört ayrı oturumdan oluşuyor:</p>
<p>-İlk oturumda dijital medyada telif haklarının özel hukuk boyutu ele alınacak.</p>
<p>-İkinci oturumda medya sektörünün önde gelen temsilcileri, telif haklarının geleceğine dair öngörülerini paylaşacak.</p>
<p>-Üçüncü oturumda yeni medya ekosisteminde telifin dönüşümü ve yapay zekâ destekli üretim süreçlerinin etkileri tartışılacak.</p>
<p>-Son oturumda ise dijital telif ihlalleri ceza hukuku perspektifinden değerlendirilerek güncel uygulamalar ve sorumluluklar masaya yatırılacak.</p>
<h3>AKADEMİ VE SEKTÖR ARASINDA KÖPRÜ</h3>
<p>Sempozyum, akademik bilgi ile sektörel deneyimi bir araya getirerek disiplinler arası bir tartışma zemini oluşturmayı hedefliyor. Hukukçular, akademisyenler ve medya profesyonellerinin katkılarıyla şekillenecek etkinlik, dijital çağın en önemli meselelerinden biri olan telif haklarına derinlikli bir bakış sunacak.</p>
<h3>DİJİTAL ÇAĞDA TELİFİN YENİ YOL HARİTASI</h3>
<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek bu önemli buluşma, dijital içerik üretimi ile telif hakları arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesine katkı sağlayacak. Yapay zekâ çağında yaratıcı emeğin nasıl korunacağına dair sorulara ışık tutması beklenen sempozyum, hem akademik hem de sektörel açıdan dikkat çeken bir platform olma niteliği taşıyor.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-medyada-telifin-gelecegi-yapay-zeka-caginda-icerik-sahipligi-istanbulda-tartisilacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konuşma ve dinleme adâbı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/konusma-ve-dinleme-adabi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/konusma-ve-dinleme-adabi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Süs]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:23:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dinleme adabı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma adabı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9299</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Süs yazdı: Sen çok ciddi bir konu üzerine çene çalarken, ötekinin yaşadığı komik bir olayı ya da birilerine “ders verdiği” bir anısını anlatmaya çalışması gibi durumlar da cabası.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eskiler, <strong>“Söz gümüşse sükût altındır,”</strong> derlerdi. Bu sözü; olur olmaz yerde konuşmama, söz verilmeden söze girmeme ve dinlemenin konuşmaktan daha evlâ olduğu yönündeki nasihatlerle desteklerlerdi. <strong>“Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak sanattır,”</strong> diyen de vardı. Hatta <strong>“Konuşursan bildiğini tekrar eder, dinlersen bilmediğini öğrenirsin,”</strong> sözü de bu hakikati özetler niteliktedir.</p>
<p>Şu her kafadan bir sesin çıktığı ortamlarda konuşulanlara <strong>“kakofoni”</strong> mi diyorlar? Ne kadar ayıp. Ayıp olmasına ayıp da bu çok konuşma işine acil bir çözüm bulmamız gerekiyor.</p>
<p>Herkes konuşmak istiyor ama dinleyen yok.</p>
<p>Pazara malını çıkarıp da alıcı bulamazsan ya malı geri çeker ya yok pahasına satar ya da kalitede artırıma gidersin.</p>
<p>Ancak sosyal ortamlarda durum farklı; hangi ortama girerseniz girin, herkes bir şeyler anlatma derdinde.</p>
<p>Beş dakikalık oturma ortamında bir saatlik konuşmaya başlayanı mı ararsınız; ortada herhangi bir konu yokken kendiliğinden konu uydurup, o an kafasında taslak halinde belirlediğini ortamdakilere aktarma ihtiyacı hissedeni mi? Ne ararsanız var.</p>
<p>Hatta konuşan kişi daha sözünü bitirmeden, sanki kendi söyleyeceği söz tarihin en özgün sözüymüş gibi karşısındakini manipüle ederek sözünü kesmeye çalışanlar bile var; el kol hareketleriyle veya araya belirsiz sesler sokuşturarak&#8230;</p>
<p>Sen çok ciddi bir konu üzerine çene çalarken, ötekinin yaşadığı komik bir olayı ya da birilerine “ders verdiği” bir anısını anlatmaya çalışması gibi durumlar da cabası.</p>
<p>Hani insanlar cömert kişiye cömertlik yapmayı severler de cimriye cömertlik yapmaktan hoşlanmazlar ya; aslında bu durum, çok konuşan insanlar için de geçerli. Bir ortamda hiç konuşmayan veya az ve öz konuşan insanların kelâmına hasret kalıyoruz; <strong>“Keşke onlar da konuşsa”</strong> diyoruz.</p>
<p>Bir keresinde camide bir vaaz dinlemiştim; üstelik normal bir Cuma vaazı da değildi. Herkes bir an önce cenazeyi kaldırıp işine gücüne dönme derdindeyken hoca; az ve öz konuşmanın öneminden ayetlerle, hadislerle, atasözleri ve deyimlerle, hatta yaşanmış hikâyelerle yaklaşık bir saat bahsetti&#8230;</p>
<p>O an şöyle bir cümle not etmek zorunda kalmıştım: <strong>“Uzun uzun anlattı, kısa konuşmanın gerekliliğini.”</strong></p>
<p>Konumuza dâhil bir başka mesele daha var; onu da ekleyip iki konuyu birbirine bağlayalım. <strong>“Konuş ki göreyim seni”</strong> cümlesiyle başlayan ve hiç konuşmayan insanların &#8220;tekin&#8221; olmadığına dair düşünceler mevcuttur.</p>
<p>Uzun süre bir ortamda bulunup da karakteri hakkında kimsenin fikir sahibi olamadığı insanlar tehlikeli görülebilir; onlar tabiri caizse sinsi kabul edilir. Bu tür durumlara da ayrıca dikkat edilmelidir.</p>
<p>Konuşmayı da konuşmamayı da insanları rahatsız etmeyecek bir seviyede tutmak için herkes üzerine düşeni yapmalı. En güzeli de şunlara dikkat etmektir:</p>
<ul>
<li>Bir ortamda konuşacak kişiye makul bir <strong>zaman sınırlaması</strong> getirilmeli.</li>
<li>Kendiliğinden gelişen sohbetlerde <strong>zaman yönetimi</strong> sağlanmalı.</li>
<li>Alıcısı olmayan yerde <strong>fikir satışına</strong> onay verilmemeli.</li>
<li>Ortama davet edilen misafiri devre dışı bırakacak şekilde <strong>konuşma hiziplerine</strong> girilmemeli.</li>
<li>Gücü yeten, gücünün yettiğini azarlamamalı.</li>
<li>İnsanlar <strong>oldu bittiye</strong> getirilmemeli. Çay satmak için topladığın kalabalığa “Güzel patateslerimiz de var” diyerek insanlar patates almaya zorlanmamalı.</li>
<li>Konuşacak kişiye azami saygı gösterilmeli; kendi arasında konuşan öğrenciler gibi konuşanın <strong>insicamını bozacak</strong> davranışlardan kaçınılmalı.</li>
<li>Söz sürekli bölünmemeli; eklenecek bir şey varsa sohbetin bitimi beklenmeli.</li>
</ul>
<p>Kısaca; Allah bizi, <strong>“Keşke sohbeti hiç bitmese,”</strong> diyebileceğimiz insanlarla karşılaştırsın; <strong>“Çok uzattı, dükkânı bir kapatsa da gitsek”</strong> dedirtenlerle değil.</p>
<p>Ben de uzun uzun yazmış oldum kısa konuşmanın gerekliliğini&#8230; Ama bir fark var: Kimse benim yazılarımı okumak zorunda değil; oysa konuşanları dinlemek zorunda kalıyoruz, garabet orada.</p>
<p>Ayrıca kısa yazmanın okunurluğu artırdığı da şuraya not olarak düşmek isterim.</p>
<p><em>(Fotoğraf: Enes Yasin Bay)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/konusma-ve-dinleme-adabi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIBATEK&#8217;te Türk Rönesansı’nın şiiri konuşuldu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kibatekte-turk-ronesansinin-siiri-konusuldu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kibatekte-turk-ronesansinin-siiri-konusuldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara kıbatek]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[KIBATEK]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9291</guid>

					<description><![CDATA[11 Nisan Cumartesi günü KIBATEK Edebiyat Akademisi, şiirin tarihsel seyrini çoğulcu ve eleştirel bir perspektifle değerlendiren önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 Nisan Cumartesi günü KIBATEK Edebiyat Akademisi, şiirin tarihsel seyrini çoğulcu ve eleştirel bir perspektifle değerlendiren önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.</p>
<h3>ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ</h3>
<p>KIBATEK&#8217;ten yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Dr. Sibel Yılmaz’ın sunduğu <strong>“Türk Rönesansı’nın Şiiri”</strong> başlıklı konuşma, edebiyatın sadece estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda düşünsel, ideolojik ve kültürel dönüşümlerin yoğunlaştığı bir zemin olduğunu ortaya koyan kapsamlı bir çerçeve sundu. Etkinlik, özellikle erken Cumhuriyet dönemine dair sunduğu çok yönlü analizlerle dikkat çekti.</p>
<p>Dr. Yılmaz, konuşmasının başında “Rönesans” kavramının Türk edebiyatı bağlamında yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa merkezli tarihsel bir kırılma olarak tanımlanan bu kavramın, Türk şiirinde belirli dönemlerde gözlenen zihinsel açılımlar üzerinden yeniden yorumlanabileceğini ifade etti. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan süreçte şiirin geçirdiği dönüşümleri, bireyin ve dilin yeniden konumlandığı bir düşünsel sıçrama olarak değerlendirdi.</p>
<h3>BİR YANDA MODERNLEŞMECİLİK DİĞER YANDA TURANCILIK</h3>
<p>Konuşmanın merkezinde yer alan 1933-1941 yılları ise, farklı ideolojik ve estetik yönelimlerin eş zamanlı olarak varlık gösterdiği, bu nedenle de son derece zengin bir edebiyat ortamının oluştuğu bir dönem olarak ele alındı. Dr. Yılmaz, bir yanda <em>Varlık</em>, <em>Yücel</em>, <em>Oluş</em> gibi dergilerde inkılapçı ve modernleşmeci bir edebiyat anlayışının yaygınlaştığını; öte yanda <em>Bozkurt</em> ve <em>Kopuz</em> gibi Türkçü ve Turancı çizgide yayınların etkili olduğunu belirtti. Bununla birlikte <em>Ses</em> gibi sosyalist eğilimli dergilerin de aynı dönemde etkinlik gösterdiğini ifade ederek, bu çoğul yapının şiirde üretken bir gerilim yarattığını ve edebi dinamizmi beslediğini dile getirdi.</p>
<p>Bu bağlamda Oktay Rıfat’ın erken dönem şiirlerine de değinen Yılmaz, şairin başlangıçta toplumcu gerçekçi bir çizgide eserler verdiğini, özellikle <em>Ses</em> dergisinde yayımlanan şiirlerinin hem biçim hem de içerik açısından bu yönelimi açık biçimde yansıttığını belirtti. Dergiler arasındaki ideolojik ayrışmanın şiirin dolaşım alanını doğrudan etkilediğini vurgulayan Yılmaz, <em>Varlık</em> dergisinin toplumcu gerçekçi şairlere mesafeli durduğunu, buna karşılık <em>Servet-i Fünun</em> dergisinin daha esnek bir yayın politikası izlediğini söylemenin mümkün olduğunu ifade etti. Ayrıca 1933-1941 yılları arasında yaklaşık 490 şiir kitabının yayımlandığını belirterek, dönemin üretim yoğunluğuna dikkat çekti. Dergilerde yayımlanan şiir sayıları bakımından en yüksek yoğunluğun <em>Servet-i Fünun</em>’da, ardından <em>Varlık</em>’ta görüldüğünü aktardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9293" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Turk-Ronesansinin-Siiri-31-1536x691-1-e1776102018174.jpeg" alt="" width="650" height="292" /></p>
<h3>ŞİİR ÖLÜYOR MU?</h3>
<p>Konuşmanın dikkat çekici bölümlerinden biri de dönemin edebiyat tartışmalarına ayrıldı. Dr. Yılmaz, bugün de sıklıkla gündeme gelen “Şiir ölüyor mu?” ve “Bir eleştiri kültürümüz yok mu?” sorularının o yıllarda da yoğun biçimde tartışıldığını belirtti. Ancak bu tartışmaların o dönemde daha canlı ve üretken bir zemine sahip olduğunu, özellikle dergilerde yayımlanan “sormaca”ların edebiyat çevreleri arasında düşünsel bir dolaşım yarattığını ifade etti. Bu sormacalar aracılığıyla farklı görüşlerin sistemli biçimde karşı karşıya geldiğini, bunun da eleştirel düşünceyi beslediğini dile getirdi.</p>
<h3>DÖNEMİN EDEBİYAT ÇEVRELERİ OLDUKÇA NAZİKTİ</h3>
<p>Dr. Yılmaz, tüm bu tartışmalara rağmen dönemin edebiyat çevrelerinde dikkat çekici bir nezaket ve olgunluk kültürünün de var olduğunu vurguladı. Dergi sayfalarında sert biçimde tartışan isimlerin, Cağaloğlu’nda ya da Ankara Yenişehir’de karşılaştıklarında birbirlerini saygıyla selamlayacak bir kültürel inceliğe sahip olduklarını belirtti. Bu durumun, fikir ayrılıklarının kişisel husumetlere dönüşmediği bir entelektüel ortamın göstergesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Etkinlikte ayrıca karikatür sanatının da bu tartışmalar içerisindeki rolüne değinildi. Dr. Yılmaz, dönemin karikatürlerinin yalnızca mizahi bir unsur değil, aynı zamanda edebiyat tartışmalarını görünür kılan güçlü bir ifade biçimi olduğunu örneklerle aktardı. Özellikle Garip şiirini destekleyen Nurullah Ataç ile Orhan Veli’yi konu alan çok sayıda karikatürün yayımlandığını belirterek, bu çizimlerin hem eleştirel hem de kamusal bir tartışma alanı oluşturduğunu vurguladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9292" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Turk-Ronesansinin-Siiri-34-1536x691-1-e1776102038207.jpeg" alt="" width="650" height="292" /></p>
<h3>TÜRK RÖNESANSI UYGULANABİLİR Mİ?</h3>
<p>Soru-cevap bölümünde dinleyiciler, “Türk Rönesansı” kavramının sınırları ve uygulanabilirliği üzerine sorular yöneltti. Dr. Yılmaz ise bu kavramın katı bir tanım yerine, şiirin farklı dönemlerdeki dönüşümlerini anlamlandırmaya yarayan esnek bir yorumlama çerçevesi olarak değerlendirilmesinin daha işlevsel olacağını ifade etti.</p>
<p>KIBATEK Edebiyat Akademisi’nde gerçekleşen bu etkinlik, Türk şiirinin tarihsel gelişimini çoğulcu, eleştirel ve disiplinlerarası bir bakışla ele alması bakımından dikkat çekici bir buluşma olarak kayda geçti. Şiirin, farklı ideolojik ve estetik yönelimlerin kesişiminde şekillenen dinamik yapısı bir kez daha görünür hale geldi</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kibatekte-turk-ronesansinin-siiri-konusuldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hece dergisinin rap konulu çıkan Nisan 2026 sayısı hemen tükendi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinin-rap-konulu-cikan-nisan-2026-sayisi-hemen-tukendi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinin-rap-konulu-cikan-nisan-2026-sayisi-hemen-tukendi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:46:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>
		<category><![CDATA[dergi haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hece]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[hece son sayı]]></category>
		<category><![CDATA[hece söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[süreli yayınlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9284</guid>

					<description><![CDATA[Aylık edebiyat dergisi Hece, 352. sayısıyla okurun karşısına çıktı. Nisan ayı daha yarı olmadan söz konusu sayının tükendiği öğrenildi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hece dergisinin Nisan 2026 tarihli sayısı RAP konusuyla çıktı. Ancak söz konusu sıradışı sayının tükendiği bildirildi.</p>
<p>Dergi bu sayısında alışılandan farklı bir alanı kendisine dosya konusu olarak belirledi. Hece, bu sayıda rap konusunu ele aldı.</p>
<p>Son dönemlerde Türk müzik dünyasında ön plana çıkan rap müzik ve şiir, bu sayıda değerlendirildi.</p>
<h3>KOLERA, SANSAR SALVO VE CANFEZA DA BU SAYIDA</h3>
<p>Eyyüp Akyüz ve Güven Adıgüzel&#8217;in editörlüğünde hazırlanan şiir ve rap dosyasında ünlü rapçi Kolera&#8217;nın yazısı da yer aldı.</p>
<p>Kolera&#8217;nın dışında Sansar Salvo ve Canfeza ile birlikte birçok rapçi de soruşturma dosyasında kendilerine yer buldu.</p>
<p>Adam Bradley ile  yapılan röportajdada rap ve şiir konusu işlendi.</p>
<p><strong>Hece Dergisi&#8217;nin Nisan 2026 sayısının konu başlıkları şöyle:</strong></p>
<p>AVLUDA KARŞILAMA<br />
Hatice Bildirici<br />
İLLÜSTRASYON<br />
Zeynep Hilal Özder<br />
EŞİK<br />
İbrahim Demirci, Attar’ın ıtrı<br />
ŞİİR<br />
Hüseyin Atlansoy, İstemli İstemsiz Soluyan Köpek,<br />
Faruk Uysal, Savaştan Sonra,<br />
Ali K. Metin, Çöpü Alınmadık Haklar Koleksiyonu,<br />
Emre Öztürk, Enkazın Grameri,<br />
Ali Şimşek, Parkların Acil Çıkış Kapısı,<br />
Ali Tacar, Bir Rengin Şavkında,<br />
Mustafa Uçurum, Bir Pencere Bana,<br />
Yunus Emre Altuntaş, Ebû Ubeyde’nin Şarkısı,<br />
Furkan Sarıkaya, Yörük Göğü,<br />
Saltuk Buğra Karadağ, Modern Çağın Tutuklusu,<br />
Süleyman Karaca, Madde Kara,<br />
Ercan Aygün, Yunar mı Sandın Geceler,<br />
Fikret Yazıcıoğlu, Tek Kanatlı Çölkuş,<br />
Bilgehan Taha Solak, Anarşik,<br />
ÇEVİRİ ŞİİR<br />
Robert Frost, Hazır Ol-Hazırlıklı Ol, Türkçesi: Faruk Uysal<br />
HECE&#8217;DE İLKLER<br />
Ahmet Turan Pamuk, İlk Gönül Ağrım,<br />
Muhammet Emin Uzun, Eksilen Mizan<br />
DOSYA: ŞİİR VE RAP<br />
Eyyüp Akyüz – Güven Adıgüzel, Sunuş,<br />
Prof. Dr. Adam Bradley ile Rap ve Şiir Üzerine…, Söyleşi: Oktay Türkoğlu, Zeynep Arslan<br />
Çeviren: Gülnur Saraç,<br />
Ali Galip Yener, Kültür Endüstrisi Bağlamında Rap Müzik ve Şiir Üzerine,<br />
Selçuk Küpçük, Rap Müzik ve Türk Şiirinde Kimlik,<br />
Güven Adıgüzel, Söz’ün Sonsuz İntikamı Rap ile Şiir Arasında; Eleştiri İtiraz, İsyan<br />
Ethem Erdoğan, Rap: Kitsch ile Kalp Arasında,<br />
Ertuğrul Rast, İcra Şiir (Spoken Word) ve Rap: Şiirin Bedeni,<br />
Emre Demir, Rap Müzik, Modern Âşıklık Geleneği mi?,<br />
Ahmet Melih Karauğuz, Şiir ve Rap Müzikte Şehir/Kent İmgesi:<br />
Modern Türk Şiirinden Türkçe Rap’e “Ben” Anlatısına Mekânın Poetikası ve Politikası,<br />
Soruşturma: Rap Sanatçıları- Şairler<br />
BAŞKA BAKIŞ<br />
Mehmet Solak, Bir Olanak: Dönemsel Bakış Açısı<br />
YAZI<br />
Ejder Turan, Dikkatin Endüstriyel Yağması<br />
YAZI<br />
Alparslan Azapağası, Bir Yargıç Anlatısı<br />
TÜRK EPİK METİNLERİ<br />
Gönül Yonar, I: Kahramanın Olağanüstü Doğumu<br />
YAZI<br />
Bekir Sıddık Soysal, “Görkemli Türk Mütefekkiri”<br />
GÖRME DENEMELERİ<br />
Gülsen Kıraç, Yeryüzünün En Eski Tanıkları: Ağaçlar<br />
DENEME<br />
Şükriye Şen, Seyyahın Tesellisi<br />
HECE POSTASI<br />
Faruk Uysal<br />
PORTRE<br />
Mehmet Aycı, Haydi Dedim Yağmura<br />
ŞAİRİN ALFABESİ<br />
Yunus Emre Altuntaş, Modern Şiirde Dil ve Sözdizimi – I<br />
KİTAPLIK<br />
Melek Demirdöğen, Yankısız Direniş: Dijital Çağda Kendilik Cesareti</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9285" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Hece-dergisi-nisan-sayisi.jpg" alt="" width="500" height="751" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Hece-dergisi-nisan-sayisi.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Hece-dergisi-nisan-sayisi-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinin-rap-konulu-cikan-nisan-2026-sayisi-hemen-tukendi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sema Bayar’dan Ankara’da söyleşi ve imza: Edebiyatın derin sularına yolculuk</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/sema-bayardan-ankarada-soylesi-ve-imza-edebiyatin-derin-sularina-yolculuk/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/sema-bayardan-ankarada-soylesi-ve-imza-edebiyatin-derin-sularina-yolculuk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 07:10:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara kültür etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eylül Fuarcılık]]></category>
		<category><![CDATA[hece yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Kibar Serseri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Bayar]]></category>
		<category><![CDATA[Tofa’nın Tuhafiye Dükkânı]]></category>
		<category><![CDATA[Turkuvaz Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Turkuvaz Yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9275</guid>

					<description><![CDATA[23. Ankara Kitap Fuarı, yüzlerce yayınevi ve yazarın katılımıyla Başkent’te edebiyat rüzgârı estirirken, yazar Sema Bayar da imza günü vesilesiyle eserleriyle okurlarıyla buluşarak dikkat çekti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkent’in en köklü kültür etkinliklerinden biri olan Ankara Kitap Fuarı, 3-12 Nisan 2026 tarihleri arasında edebiyatseverleri bir araya getirdi. Eylül Fuarcılık’ın organizasyonu ve İşler Kitabevi’nin ana sponsorluğunda düzenlenen fuar, bu yıl 23. kez kapılarını açarak kültürel hayatın nabzını tutmayı sürdürdü.</p>
<p>ATO Congresium ev sahipliğinde gerçekleşen organizasyon; 500’ü aşkın yayınevi, 850 yazar ve 1000’den fazla etkinlikle Ankara’yı adeta bir edebiyat başkentine dönüştürdü. Paneller, söyleşiler ve imza günleriyle zenginleşen fuarın bu yılki ana teması ise Türk Dünyası oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9277" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-turkuaz.jpeg" alt="" width="900" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-turkuaz.jpeg 900w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-turkuaz-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h3>SEMA BAYAR OKURLARIYLA AYNI MASADA</h3>
<p>Çağdaş öykücülüğün dikkat çeken kalemlerinden Sema Bayar, fuar kapsamında okurlarıyla bir araya gelerek eserlerini imzaladı. İlk olarak Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) standında, Hece Yayınları’ndan çıkan kitaplarını imzalayan Bayar, ardından Turkuvaz standında Turkuvaz Çocuk’tan çıkan yeni eseri “Tofa’nın Tuhafiye Dükkânı” ile okuyucularıyla buluştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9281" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-mehmet-poyraz-01.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-mehmet-poyraz-01.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-mehmet-poyraz-01-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/sema-bayar-mehmet-poyraz-01-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>Yazarla fuar alanında bir araya gelen Ankara Edebiyat Sorumlu Yazıişleri Müdürü Mehmet Poyraz, imzanın yanı sıra okurlarına küçük anekdotlarda aktaran Sema Bayar’ın edebiyat anlayışı üzerine değerlendirmelerini dinleme fırsatı buldu. Bayar, anlatının gücüne ve insanın iç dünyasını keşfetme arzusuna vurgu yaparak, edebiyatın bir yüzleşme alanı olduğunu ifade etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9278" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-kuklalar-icin-iplerden-sonra-yasam-kapak-.jpg" alt="" width="1188" height="1920" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-kuklalar-icin-iplerden-sonra-yasam-kapak-.jpg 1188w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-kuklalar-icin-iplerden-sonra-yasam-kapak--297x480.jpg 297w" sizes="auto, (max-width: 1188px) 100vw, 1188px" /></p>
<h3>ÖYKÜ DÜNYASINDA DERİN BİR YOLCULUK</h3>
<p>Sema Bayar’ın öykü kitabı “Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam”, edebiyat dünyasına güçlü ve özgün bir giriş olarak öne çıkıyor. Yazar, bu eserinde kaderine sıkışmış karakterlerden geçmişiyle hesaplaşan bireylere kadar geniş bir yelpazede insan hikâyelerini ele alıyor.</p>
<p>Bayar’ın anlatımında; çocukluk yaraları, ölümün gölgesinde büyüyen kırgınlıklar ve varoluş sancıları iç içe geçerken, karakterler her şeye rağmen yaşam tutkusunu elden bırakmıyor. Şiirsel ve akıcı diliyle dikkat çeken yazar, gerçekle rüya arasında kurduğu ince çizgide okuru derin bir düşünsel yolculuğa davet ediyor.</p>
<p>Gotik unsurların ve gerçeküstü atmosferin yer yer hissedildiği öykülerde; saatler, istasyonlar, fotoğrafhaneler ve kuklalar gibi imgeler güçlü bir sembolizme dönüşüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9279" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-genc-kibar-serseri-on.jpg" alt="" width="1188" height="1920" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-genc-kibar-serseri-on.jpg 1188w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hece-genc-kibar-serseri-on-297x480.jpg 297w" sizes="auto, (max-width: 1188px) 100vw, 1188px" /></p>
<h3> “KİBAR SERSERİ” İLE GENÇLİĞE MİZAHİ BİR BAKIŞ</h3>
<p>Sema Bayar’ın dikkat çeken bir diğer eseri “Kibar Serseri”, okuru sürprizlerle dolu bir hikâyeye davet ediyor. Şehirde bir sabah aniden ortaya çıkan sıra dışı karakterler, okurun merak duygusunu diri tutarken, anlatı polisiye ve mizah unsurlarıyla zenginleşiyor.</p>
<p>Roman, seçkin bir lisede geçen olaylar üzerinden gençlik dünyasına eğilirken, ironik anlatımıyla dikkat çekiyor. Bayar, bu eserinde hem eğlenceli hem de düşündürücü bir kurgu kurarak farklı türleri bir araya getirmeyi başarıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9280" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tofanin-tuhafiye-dukkani-sema-bayar.jpg" alt="" width="866" height="1300" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tofanin-tuhafiye-dukkani-sema-bayar.jpg 866w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tofanin-tuhafiye-dukkani-sema-bayar-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 866px) 100vw, 866px" /></p>
<h3>MASALLARIN İZİNDE: “TOFA’NIN TUHAFİYE DÜKKÂNI”</h3>
<p>Yazarın çocuk ve genç okurlara hitap eden eseri “Tofa’nın Tuhafiye Dükkânı”, distopik bir evrende geçen etkileyici bir hikâye sunuyor. Büyük bir savaş sonrası kurulan yeni dünya düzeninde, hayallerin yasaklandığı bir atmosferde yaşayan Sedef’in yolculuğu, okuru masalların büyülü dünyasına götürüyor.</p>
<p>Tofa ve Gogo karakterleriyle kesişen bu serüven, geçmişle yüzleşme ve umut arayışı temaları etrafında şekilleniyor. Hikâyede öne çıkan “Kayra’nın Yitik Masalı”, karanlık düzeni değiştirebilecek tek umut olarak dikkat çekiyor. Cesaret, dostluk ve hayal gücünün gücünü vurgulayan eser, özellikle genç okurlar için ilham verici bir anlatı sunuyor.</p>
<h3>SEMA BAYAR KİMDİR?</h3>
<p>1983 yılında Ankara’da doğan Sema Bayar, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunudur. Edebiyat yolculuğuna dergilerde yayımlanan öyküleriyle başlayan yazarın metinleri; Hece, Heceöykü, Dergâh, Türk Edebiyatı, Muhit, Söğüt, Diyanet Çocuk, Cim, Kuşluk, Mahalle Mektebi, ve Kitap-lık gibi önemli yayınlarda yer aldı.</p>
<p>Edebiyat kariyerinde önemli ödüller kazanan Bayar’ın eserleri arasında şunlar yer alıyor:</p>
<p>-Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam (2020) – Ramazan Dikmen İlk Kitap Ödülü</p>
<p>-Vakitsiz Ölüler Yurdu (2023) – Necip Fazıl İlk Eserler Ödülü</p>
<p>-Rüya Kâşifi: Kanlı Ay (2024)</p>
<p>-Rüya Kâşifi: Altın Anahtar (2025)</p>
<p>-Kibar Serseri (2025)</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/sema-bayardan-ankarada-soylesi-ve-imza-edebiyatin-derin-sularina-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşenur Dürlü’den Ankara Kitap Fuarı’nda imza günü</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysenur-durluden-ankara-kitap-fuarinda-imza-gunu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysenur-durluden-ankara-kitap-fuarinda-imza-gunu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:50:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara kültür etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşenur Dürlü]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[Oleksa Yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9269</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Ayşenur Dürlü, 23. Ankara Kitap Fuarı’nda Oleksa standında düzenlenen imza gününde okurlarıyla buluştu. Edebiyat ve eğitim alanındaki üretimleriyle dikkat çeken Dürlü, fuarda yoğun ilgi gördü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kitap Fuarı, 23. yılında kapılarını bir kez daha edebiyat tutkunlarına açarak başkentin kültürel atmosferini zenginleştirmeyi sürdürüyor. ATO Congresium’da düzenlenen organizasyon; yüzlerce yayınevi, yazar ve etkinlikle Ankara’yı günler süren bir edebiyat şölenine dönüştürüyor. Bu yılın odağında yer alan Türk Dünyası teması ise fuara ayrı bir anlam katıyor.</p>
<p>Fuarın dikkat çeken isimlerinden biri olan yazar Ayşenur Dürlü, Oleksa standında gerçekleştirdiği imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Okurlarıyla kurduğu sıcak iletişim ve üretken kalemiyle Dürlü, fuarın ilgi gören yazarları arasında yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9271" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysenur-durlu-ankara-kitap-fuari-02.jpeg" alt="" width="1069" height="1901" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysenur-durlu-ankara-kitap-fuari-02.jpeg 1069w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysenur-durlu-ankara-kitap-fuari-02-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 1069px) 100vw, 1069px" /></p>
<p><em>Yazar Ayşenur Dürlü ve Ankara Edebiyat Sorumlu Yazıişleri Müdürü Mehmet Poyraz.</em></p>
<h3>EĞİTİMDEN EDEBİYATA UZANAN BİR YOL</h3>
<p>Erzurum doğumlu olan Ayşenur Dürlü, eğitim hayatının ilk yıllarını doğduğu şehirde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünden mezun olan yazar, eğitimine Atatürk Üniversitesi Sosyal Hizmetler alanında devam etmektedir. Küçük yaşlardan itibaren yazıya ilgi duyan Dürlü, henüz 12 yaşındayken günlük tutmaya ve şiirler kaleme almaya başladı.</p>
<p>Çalışma hayatında da aktif bir rol üstlenen Dürlü, kurumsal bir şirkette yöneticilik yaparak önemli deneyimler kazandı. Yoğun iş temposuna rağmen kendini geliştirmeyi sürdüren yazar, farklı alanlarda aldığı çok sayıda eğitimle donanımını artırdı.</p>
<h3>KALEMİNİ HAYATIN İÇİNDEN BESLEYEN BİR YAZAR</h3>
<p>Hayatında yaşadığı derin kayıplar, özellikle annesinin vefatı, Ayşenur Dürlü’nün yazı dünyasına daha güçlü bir yöneliş göstermesine vesile oldu. Şiir ve öykülerinde duygusal yoğunluğu ve içsel yolculukları öne çıkaran yazar, okurla güçlü bir bağ kurmayı başardı.</p>
<p>Üç çocuk annesi olan Dürlü, aynı zamanda okul öncesi öğretmeni olarak görev yapmakta ve eğitim ile edebiyatı bir arada sürdürmektedir.</p>
<h3>ÖDÜLLER VE ESERLER</h3>
<p>2023 yılında yayımlanan “Çitlembiğin Günlüğü” adlı çocuk kitabıyla geniş bir okur kitlesine ulaşan Ayşenur Dürlü, bu eseriyle “Değerler Eğitimi Çocuk Dalı”nda ödüle layık görüldü. Aynı yıl yayımladığı “Tefeül Tadında” adlı şiir kitabıyla ise “En İyi Çıkış Yapan Şair” ödülünü kazandı.</p>
<p>Bunun yanı sıra yazarın şiir ve öykülerinden oluşan eserleri çeşitli antoloji kitaplarda da yer almaktadır. “Rüzgâr Mektubu, “Akıp Giden Zaman” ve “Gözyaşının Esareti” bu çalışmalar arasında öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysenur-durluden-ankara-kitap-fuarinda-imza-gunu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatice Bildirici, Ankara Kitap Fuarı’nda kitaplarını imzaladı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuarinda-kitaplarini-imzaladi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuarinda-kitaplarini-imzaladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[hece yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü Risalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Perdedeki Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9264</guid>

					<description><![CDATA[Hece Dergisi Yayın Yönetmeni Hatice Bildirici, 23. Ankara Kitap Fuarı’nda düzenlenen imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Bildirici, fuarda yoğun ilgi gördü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kitap Fuarı, 23. yılında bir kez daha edebiyatın nabzını başkentte tutarken, yazarlar ve okurlar arasında güçlü bağlar kurmaya devam ediyor. ATO Congresium’da düzenlenen fuar, yüzlerce yayınevi, yazar ve etkinlikle Ankara’yı günler süren bir kültür ve sanat atmosferine dönüştürüyor.</p>
<p>Fuarın dikkat çeken isimlerinden biri olan Hece Dergisi Yayın Yönetmeni Hatice Bildirici, imza gününde okurlarıyla bir araya gelerek eserlerini imzaladı. Bildirici’nin Hece Yayınları’ndan çıkan “Öykü Risalesi” ve “Perdedeki Öykü” adlı kitapları gün boyunca yoğun ilgi gördü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9266" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuari-2.jpeg" alt="" width="900" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuari-2.jpeg 900w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuari-2-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h3>AKADEMİDEN EDEBİYATA UZANAN BİR YOLCULUK</h3>
<p>1973 yılında Çankırı’da dünyaya gelen Hatice Bildirici, eğitim hayatını Ankara’da sürdürdü. Ankara Merkez İmam-Hatip Lisesinin ardından Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisansını tamamlayan Bildirici, akademik birikimini eğitim ve yazın hayatıyla buluşturdu.</p>
<p>1996-2007 yılları arasında Ankara ve İzmir’de edebiyat öğretmenliği yapan Hatice Bildirici, sonraki süreçte kamu kurumlarında dil ve metin odaklı görevler üstlendi. Metin yazarlığı, editörlük ve dil uzmanlığı gibi alanlarda önemli çalışmalar gerçekleştirdi.</p>
<h3>EDEBİYATIN FARKLI ALANLARINDA ÜRETİM</h3>
<p>2007 yılından bu yana Ankara’da görevini sürdüren Hatice Bildirici, aynı zamanda edebiyat dünyasında aktif bir üretim süreci yürütüyor. Deneme, eleştiri ve kuramsal yazıların yanı sıra öykü ve roman alanında da eserler kaleme alan yazar, çok yönlü edebî kimliğiyle öne çıkıyor.</p>
<p>Yazıları Hece, Heceöykü, Kurgan, Türk Dili, YA DA, Kitap-lık ve Kayıp Kayıt gibi önemli dergilerde yayımlanan Bildirici, edebiyatın farklı damarlarına temas eden üretimleriyle geniş bir okur kitlesine ulaşıyor.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hatice-bildirici-ankara-kitap-fuarinda-kitaplarini-imzaladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatın ve müziğin kesişiminde: Kezban Eldemir Ankara Kitap Fuarı’nda</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-ve-muzigin-kesisiminde-kezban-eldemir-ankara-kitap-fuarinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-ve-muzigin-kesisiminde-kezban-eldemir-ankara-kitap-fuarinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 14:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara kültür etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kezban Eldemir]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9257</guid>

					<description><![CDATA[Yazar ve sanatçı Kezban Eldemir, 23. Ankara Kitap Fuarı’nda düzenlenen imza gününde okurlarıyla buluştu. Edebiyat ve müziği bir araya getiren üretimleriyle dikkat çeken Eldemir, fuarda yoğun ilgi gördü.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kitap Fuarı, 23. yılında kapılarını bir kez daha edebiyat tutkunlarına açarken, başkentin kültürel atmosferini zenginleştirmeye devam ediyor. ATO Congresium’da gerçekleştirilen organizasyon; yüzlerce yayınevi, yazar ve etkinlikle Ankara’yı günlerce süren bir edebiyat şölenine dönüştürüyor. Bu yıl odağına Türk Dünyası’nı alan fuar, farklı kültürlerin edebî birikimini aynı çatı altında buluşturuyor.</p>
<p>Fuarın dikkat çeken isimlerinden biri olan Kezban Eldemir, imza gününde okurlarıyla bir araya gelerek eserlerini imzaladı. Okurlarıyla kurduğu samimi diyalog ve üretken yazarlık serüveniyle Eldemir, fuarın öne çıkan isimleri arasında yer aldı.</p>
<h3>SANATIN İKİ KANADI: MÜZİK VE EDEBİYAT</h3>
<p>1973 yılında Ankara’da dünyaya gelen Kezban Eldemir, çocukluk ve gençlik yıllarını Çankırı’da geçirdi. Yıllar sonra yeniden Ankara’ya dönen sanatçı, hem müzik hem de edebiyat alanında üretimlerini sürdürdü.</p>
<p>Türk müziğine olan ilgisini çeşitli korolarda geliştiren Eldemir, nota ve solfej eğitimini usta isimlerden aldı. Kendi söz ve bestelerinden oluşan eserlerini bir araya getirerek müzik alanında da üretken bir kimlik ortaya koydu. 2016 yılında yayımladığı &#8220;Senin Gözün Yukarda&#8221; adlı albüm, sanatçının bu yönünü görünür kılan önemli çalışmalardan biri oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9259" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kezban-eldemir-02.jpeg" alt="" width="1125" height="2000" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kezban-eldemir-02.jpeg 1125w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/kezban-eldemir-02-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 1125px) 100vw, 1125px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>YAZININ İÇİNDE İNSAN, HAYATIN İÇİNDE HİKÂYE</h3>
<p>Kezban Eldemir, edebiyat yolculuğunda ise insanı merkeze alan bir anlatı dili benimsiyor. İlk kitabı “Kısık Ateşte Maymun Tadında/Biraz İnsan Biraz Dünya” ile okurla buluşan yazar, gündelik hayatın içinden süzülen duygu ve düşünceleri sade ama etkileyici bir dille aktarıyor.</p>
<p>Eserlerinde kimi zaman bireysel yolculuklara, kimi zaman toplumsal duyarlılıklara yer veren Eldemir, üretimlerini farklı türlerde sürdürerek geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.</p>
<h3>ESERLERİNDEN BAZILARI</h3>
<p>Kezban Eldemir’in kaleminden çıkan eserlerden bazıları şöyle:</p>
<p><em>Saraylı</em></p>
<p><em>Sihirli Kızlar Çetesi</em></p>
<p><em>Büyülü Küpeler</em></p>
<p><em>Kısık Ateşte Biraz İnsan Biraz Yaşam</em></p>
<p><em>Konuşan Rüzgârsa Fısıldayan Yağmur</em></p>
<p><em>Şehidim Halil</em></p>
<p><em>Bir Halil Geldi Geçti</em></p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-ve-muzigin-kesisiminde-kezban-eldemir-ankara-kitap-fuarinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vedat Güneş, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/vedat-gunes-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/vedat-gunes-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 14:05:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[vedat güneş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9252</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Vedat Güneş, 23. Ankara Kitap Fuarı’nda düzenlenen imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. ATO Congresium’da gerçekleşen fuar, yüzlerce yazar ve etkinlikle edebiyatseverleri buluşturdu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başkentin kültürel hayatında köklü bir yer edinen Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kapılarını açarak edebiyatın nabzını bir kez daha Ankara’da attırdı. ATO Congresium’da gerçekleştirilen fuar, yüzlerce yayınevi, yazar ve etkinliğiyle şehri adeta büyük bir edebiyat sahnesine dönüştürürken, bu yılın teması olarak belirlenen Türk Dünyası vurgusuyla da dikkat çekti.</p>
<p>Fuarın konukları arasında yer alan yazar Vedat Güneş, imza gününde okurlarıyla bir araya gelerek eserlerini okurlar için imzaladı. Samimi sohbetlerin ve edebiyat üzerine paylaşımların öne çıktığı buluşma, ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9254" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/vedat-gunes-ankara-kitap-fuari-2.jpeg" alt="" width="900" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/vedat-gunes-ankara-kitap-fuari-2.jpeg 900w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/vedat-gunes-ankara-kitap-fuari-2-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></p>
<h3>HAYATIN İÇİNDEN GELEN BİR KALEM</h3>
<p>1964 yılında Ankara’nın Beypazarı ilçesinde dünyaya gelen Vedat Güneş, eğitim hayatını yine başkentte tamamladı. Uzun yıllar kamu görevinde bulunan Güneş, meslek hayatı boyunca edindiği birikimi yalnızca idari alanda değil, kültürel ve edebî çalışmalarında da değerlendirdi.</p>
<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünde farklı görevlerde bulunan ve hâlen müşavir olarak çalışmalarını sürdüren Güneş, aynı zamanda kişisel gelişim alanında aldığı eğitimlerle birçok kurumda seminerler verdi. İletişimden zaman yönetimine, beden dilinden motivasyona uzanan geniş bir yelpazede gerçekleştirdiği bu eğitimler, onun insan odaklı yaklaşımını da ortaya koydu.</p>
<h3>EDEBİYAT VE DÜŞÜNCEYİ BULUŞTURAN ÇALIŞMALAR</h3>
<p>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) üyesi olan Vedat Güneş, üç dönem yönetim kurulu üyeliği yaparak edebiyat dünyasında aktif bir rol üstlendi. Yazı, şiir ve öyküleriyle çeşitli dergi ve gazetelerde yer alan Güneş, kalemini hayatın içinden besleyen isimlerden biri olarak öne çıktı.</p>
<p>Eserlerinde kimi zaman bireyin iç dünyasına, kimi zaman toplumsal gözlemlere yer veren yazar; şiir, inceleme ve kişisel gelişim alanlarını bir araya getiren üretken bir çizgi izledi.</p>
<h3>ESERLERİNDEN SEÇMELER</h3>
<p>Vedat Güneş’in edebiyat yolculuğunda öne çıkan bazı eserleri şöyle:</p>
<p>Şiirli Dakikalar (1998)</p>
<p>Gözlerim Orman Yangın (1999)</p>
<p>Şiirimizde Kırşehir (2009)</p>
<p>Müdür Müdür Müdür? (2019)</p>
<p>Cemre Düştü Yaz Göründü (2019)</p>
<p>Hoşça Bak Kendine ve Hoşça Bak Aşkına (Şiir ve Öykü Terapisi)</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/vedat-gunes-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadık Yalsızuçanlar, Server&#8217;in konuğu oluyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/sadik-yalsizucanlar-serverin-konugu-oluyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/sadik-yalsizucanlar-serverin-konugu-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 18:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[avukat mehmet ali bulut]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[server]]></category>
		<category><![CDATA[server sadık yalsızuçanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9243</guid>

					<description><![CDATA[Server Vakfı, “Bir Kitap Bir Yazar” etkinliğini Yazar Sadık Yalsızuçanlar ile sürdürüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Server Vakfı, kültürel programlarını sürdürüyor. 11 Nisan 2026 Cumartesi günü, edebiyat dünyasının tanınan isimlerinden Yazar Sadık Yalsızuçanlar’ı ağırlayacak.</p>
<p>“Bir Kitap Bir Yazar” programı kapsamında konuşacak olan Yalsızuçanlar, Çayır Kuşunun Feragatı kitabını anlatacak.</p>
<p>11 Nisan 2026 Cumartesi günkü etkinliğin başlama saati 15.00.</p>
<p>Server’in Kızılay Demirtepe’deki adresinde yapılacak konuşma aynı zamanda vakfın youtube sayfasından da yayınlanacak.</p>
<p>Etkinliği, Server Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Mehmet Ali Bulut yönetecek. Konuşma Sever’in youtube kanalından canlı olarak da verilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9245" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sadik-yalsizucanlar-kim.jpg" alt="" width="1280" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sadik-yalsizucanlar-kim.jpg 1280w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sadik-yalsizucanlar-kim-384x480.jpg 384w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<h3>SADIK YALSIZUÇANLAR KİMDİR?</h3>
<p>1962 yılında Malatya&#8217;da doğdu. İlk ve ortaokulu burada tamamladı. Hatay Dörtyol Deneme Lisesi&#8217;nden sonra, Hacettepe Türkoloji bölümünden mezun oldu. 1988&#8217;de TRT&#8217;ye Yardımcı Prodüktör olarak atandı. 2010&#8217;da buradan prodüktör olarak emekli oldu. TRT&#8217;de çalıştığı zaman içinde genellikle kültürel belgeseller çekti.</p>
<p>Bazı belgeselleri: Ozanın Kopuzu Aşığın sazı, Avşar Elleri, Kum Saati, Aşka Dair, Kırkambar, Her Yer Kerbela sayılabilir.</p>
<p>İlk öyküsü, bir gazetenin kültür-sanat sayfasında, 1980 yılında yayımlandı.Öykü, roman, masal, deneme, araştırma-inceleme kitapları yazdı.</p>
<h3>ESERLERİ</h3>
<p>BŞehirleri Süsleyen Yolcu, Güzeran, Fatıma&#8217;nın Gözyaşı, Aşk kağıda Yazılmıyor, Sırlı Tuğlalar, Gerçeği İnciten Papağan, Kuş Uykusu, Gezgin, Dem, Anka, Birdenbire, Vefa Apartmanı, Evden Eve Gezen Ölüm, Televizyon ve Kutsal, İletişim / Deveran mı Kesik Devre mi?, Tarafsızlık Masalı ve Düşkırığı, Hiç, Cam ve Elmas, Bir Yolcunun Halleri, Yakaza, Garip, Geçen Gün Ömürdendir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/sadik-yalsizucanlar-serverin-konugu-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinan Yağmur Ankara&#8217;da Tokat Evi&#8217;ne konuk olacak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/sinan-yagmur-ankarada-tokat-evine-konuk-olacak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/sinan-yagmur-ankarada-tokat-evine-konuk-olacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara tokat evi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[sinan yağmur kim]]></category>
		<category><![CDATA[sinan yağmur kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[tokat evi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9235</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Sinan Yağmur, bu hafta Ankara’da edebiyat severlerle buluşacak.
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü yazar Sinan Yağmur, bu hafta tasavvuf ve edebiyat  severlerle buluşacak.</p>
<p>Yazar Şahin Ali Şen’in koordinatörlüğündeki “Gönül Almak Hatır Saymak” başlıklı buluşma, Ankara Kızılay’daki Tokat Evi’nde gerçekleştirilecek.</p>
<p>11 Nisan 2026 Cumartesi günü yapılacak söyleşi saat 13.00’te başlayacak. Katılım, ücretsiz olup Menekşe 2 Sokak No. 18/3 Kızılay/Ankara adresinde yapılacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9236" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sinan-yagmur-tokatevi.jpg" alt="" width="1200" height="1200" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sinan-yagmur-tokatevi.jpg 1200w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sinan-yagmur-tokatevi-150x150.jpg 150w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Sinan-yagmur-tokatevi-480x480.jpg 480w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<h3>SİNAN YAĞMUR KİMDİR?</h3>
<p>Bilhassa tasavvufi aşk üstüne ele aldığı biyografik romanlarıyla tanınan yazar, aynı zamanda öğretmendir.<br />
1965&#8217;te Kırşehir&#8217;de doğdu. Kırşehir İmam Hatip Lisesi&#8217;ni bitirdikten sonra, 1990&#8217;da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&#8217;ni bitirdi.</p>
<p>Kelam ve İslam Felsefesi alanında master yapmış, uzun seneler öğretmenlik görevini sürdürmüştür.</p>
<p>Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Şems-i Tebrîzî&#8217;nin yaşamını, aralarındaki manevi iklimi konu alan kitaplarıyla kitlelere ulaştı.</p>
<h3>Kitapları:</h3>
<p>Aşkın Gözyaşları Serisi: Yazarın en bilinen eseridir; Şems-i Tebrizi, Mevlana, Hallac-ı Mansur ve Yunus Emre gibi kişileri konu alan kitaplardan oluşur.<br />
Tennure ve Ateş: Yazarın yayınlanan ilk eseridir.<br />
Hüzün Yanığı: İstanbul ve Kapadokya çemberinde olulan modern bir aşk hikayesini ele alır.</p>
<h3>Diğer Eserleri:</h3>
<p>Aşka Yolculuk, Aşkın Meali, Hz. Ali: Aşkın Kapısı ve İyilik Yanılmaz</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/sinan-yagmur-ankarada-tokat-evine-konuk-olacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşegül Kösa Sert, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 05:56:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Kösa Sert]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İLESAM]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[kitap imza günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9226</guid>

					<description><![CDATA[Başkentte düzenlenen Ankara Kitap Fuarı, imza günleri ve söyleşilerle edebiyatseverleri bir araya getirirken, Azerbaycan ve İran’da kitabı yayımlanan yazar Ayşegül Kösa Sert de okurlarıyla buluşarak kitaplarını imzaladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kapılarını açarak kitapseverleri ağırlamaya devam ediyor. ATO Congresium’da gerçekleştirilen organizasyon, yüzlerce yayınevi ve yazarın katılımıyla Başkent’i yeniden bir edebiyat merkezine dönüştürdü.</p>
<p>500’ün üzerinde yayınevi, 850’ye yakın yazar ve bini aşkın etkinlikle zengin bir program sunan fuarda bu yıl Türk Dünyası teması öne çıkıyor. İmza günleri, paneller ve söyleşilerle dolu etkinlik takvimi, 12 Nisan akşamına kadar ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9228" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-04.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-04.jpeg 1200w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-04-360x480.jpeg 360w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Fuar kapsamında yazar Ayşegül Kösa Sert de okurlarıyla bir araya geldi. Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) standında kitaplarını imzalayan Sert, okuyucularıyla birebir sohbet etme fırsatı buldu. Etkinlikte ayrıca Azerbaycan’dan gelen yazar ve gazetecilerin ziyareti dikkat çekti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9229" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizlar-senfonisi-kitap-2.jpeg" alt="" width="592" height="909" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizlar-senfonisi-kitap-2.jpeg 592w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizlar-senfonisi-kitap-2-313x480.jpeg 313w" sizes="auto, (max-width: 592px) 100vw, 592px" /></p>
<h3>YALNIZLAR SENFONİSİ</h3>
<p>Ayşegül Kösa Sert’in kaleme aldığı “Yalnızlar Senfonisi/Bu Çağın Melodisi” başlıklı kitap 192 sayfa deneme türünde Avis medya yayıncılık eliyle Mart 2025’te raflarda yerini aldı. Kitap dosya halinde iken önceki yayıncı tarafından İran’da Tahran Allame Tabatabai Üniversitesi Yabancı diller bölümünce düzenlenen çeviri eser yarışmasına gönderilmiş. Deneme dalında dereceye girince bir ödül töreni düzenlendi. Allame Tabatabai Üniversitesi Yabancı diller bölüm hocalarından  Doç. Dr. Behruz Bekbabayi yazarı da davet edelim şeklinde önceki yayıncı ile görüşünce durumdan haberdar olundu. Eser birbirinden bağımsız edebiyat, sanat, eğitim ve hayatın içinde pek çok konuya değinen deneme türünde yazılar barındırıyor. İlk olarak İran’da Tahran’da Doç. Dr. Behruz Bekbabayı’nin direktörlüğünü yaptığı Oğuzxan yayınevi tarafından yayınlandı. Daha sonra Türkiye’de basıldı. Arka kapak yazısını da Bekbabayi’nin yazdığı kitap insan hallerine, dostluğa, sevgiye, özlemeye, yalnızlığa, her anlamda paylaşıma, bizi biz yapan duygu ve düşüncelere değinen yazılardan oluşuyor. Bunların bazıları daha önceki zamanlarda çeşitli dergi ve gazetelerde de yayınlanmış. Hiç yayınlanmamış yazılar da mevcut. Kitabın dili düz yazı şeklinde olsa da ahenk unsuru oluşturmak ve okurda büyülü bir tını bırakmak gayesiyle lirik şiirsel bir üslup kullanılmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9230" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran-2.jpeg" alt="" width="540" height="960" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran-2.jpeg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran-2-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></p>
<p><em>Yalnızlar Senfonisi kitabının İran baskısı.</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9231" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran.jpeg" alt="" width="1080" height="1920" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran.jpeg 1080w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/yalnizligin-senfonisi-iran-270x480.jpeg 270w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<p><em>Yalnızlar Senfonisi kitabı Azerbaycan baskısı.</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9232" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-yazar.jpeg" alt="" width="1600" height="1276" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-yazar.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-yazar-540x431.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>AYŞEGÜL KÖSA SERT EĞİTİMCİ, YAZAR, SESLENDİRMEN</h3>
<p>Tayinci bir babanın evladı olarak çocukluğu Anadolu coğrafyasında geçti. Üniversite yılları ve eğitimci olarak göreve başlaması Karadeniz’de gerçekleşti. Eli kalem tuttuğu günden beri okumayı, gezmeyi ve yazmayı hayatın merkezine koyan yazar Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Radyo ve Televizyon alanında doktoraya başladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9233" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-02.jpeg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-02.jpeg 1200w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuari-02-360x480.jpeg 360w" sizes="auto, (max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>Masal üzerine akademik araştırmalarına üniversite yıllarında başlayan yazar, bu birikimlerini &#8216;Masal Anlatıcılığı Eğitici Eğitmenliği&#8217; kurs ve seminerlerinde katılımcılarla paylaşmaktadır. Bunun yanı sıra “Osmanlı Türkçesi (Temel düzey), Beden Dili, Etkili ve asıl alanı olan Güzel Konuşma, Diksiyon, Yaratıcı Yazarlık” başlıklarında seminerler vererek çalışmalarını sürdürmektedir. Halen bir kurumda seslendirme ve sunuculuk yapmakta, evli ve bir çocuk annesidir. Akademik ve edebi dergilerde çeşitli yazıları yayınlandı. Deneme türünde iki kitabı mevcut. Bunlar, Ya Kebikeç Şafakla Gelen (2021) ile Yalnızlar Senfonisi (2025).</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/aysegul-kosa-sert-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ütülü cümleler</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cümle]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9222</guid>

					<description><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu şiiri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Neresinden başlasam<br />
bir yerim sona değiyor.<br />
Yarım asır ve dört yıl<br />
omzumda asılı bir takvim<br />
yapraklarını sessizlikle çeviriyorum.</p>
<p>Anlatmadıkça çoğalan cümleler var,<br />
sustukça ağırlaşan.<br />
Dilime gelince kekeme,<br />
yüreğime inince çığlık.</p>
<p>“Dünya dışında hayat var mı?” diyorlar.<br />
Ben kapı komşuma varamadım daha.<br />
Selâmın yörüngesi dar,<br />
Mars uzak.<br />
İnsan, göğe medeniyet ararken<br />
avlusunda kayboluyor.</p>
<p>Muhammediye Camiî avlusunda<br />
çay buharına bırakıyorum aklımı.<br />
Zihnimin kırışık yerlerini<br />
parmak uçlarımla düzeltiyorum.<br />
Bazı satırların altını kalın çizdim,<br />
bazıları hâlâ buruşuk —<br />
ütü tutmuyor.</p>
<p>Basın kokan yıllardan<br />
soğan doğranan mutfağa uğradım.<br />
Vitrin değişti,<br />
insan değişmedi.<br />
Tencerede kaynayan yalnızlık<br />
her yerde aynı sesi çıkarıyor.</p>
<p>Elinin tarak kemiğine<br />
“Canım anam” yazmış bir çocuk gördüm.<br />
Mürekkep değil o,<br />
derinin içinden sızan bir sızı.<br />
Her yara bir cümle,<br />
her iz yarım kalmış bir hikâye.</p>
<p>Bir baltaya sap olamamışlar,<br />
sapa balta bile duramamışlar…<br />
Adıyla müsemma olamayan yüzler,<br />
oyun içinde oyun kuran gölgeler.<br />
Kalabalık çok,<br />
insan az.</p>
<p>Ben yalnızlığı kalabalıktan seçmedim;<br />
içimdeki meydandan seçtim.<br />
Konuşan ben,<br />
susan ben,<br />
itiraz eden yine ben.<br />
Fikrim sobe —<br />
saklanacak yerim kalmayınca yazıyorum.</p>
<p>Şiirlerimde kendini arayan kadınlar,<br />
kafiyeye tutunmak isteyen gölgeler…<br />
Oysa şiir,<br />
dokunulmayı sever<br />
ama sahiplenilmeyi değil.<br />
İlhamın cebine rüşvet koyulmaz,<br />
masumiyeti çabuk küser.</p>
<p>Daldan dala konuyor kelimelerim,<br />
anılarım içimde donuyor.<br />
Bir yerden başlayıp<br />
başka bir yerde duruyorum.</p>
<p>Belki de mesele başlangıç değil,<br />
son da değil.<br />
Mesele,<br />
insanın kendine denk düşen<br />
cümleyi bulması.</p>
<p>Ben hâlâ arıyorum.</p>
<p><em>(Fotoğraf: Mehmet Poyraz, 2025)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temmuz güneşi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/temmuz-gunesi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/temmuz-gunesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağmur Erdem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[temmuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9216</guid>

					<description><![CDATA[Yağmur Erdem yazdı: Martının çığlığıyla birlikte Temmuz güneşi batıyordu İstanbul’da. Ezan sesi yükselirken o, ruhu hapsolmuş bir mağara gibi, kalabalıkların ve ışıkların arasında kaybolup gitti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnşaat sesleri birbirine karışıyordu. Her yerde kentsel dönüşüm levhaları, billboardlar, yaşlanma karşıtı krem reklamları… Bu şehir ona çok karmaşık geliyordu; sanki onu anlamıyor, o da bu şehri çözemiyordu.</p>
<p>Yorgun ve sıcak bir Temmuz günüydü. Öğle molasında yanında biraz karpuz ve birkaç dilim peynir vardı. Yanına sokulan kediye peynirin yarısını verdi. Diğer arkadaşlarıyla birlikte molasına devam etti. Herkesin, onunki gibi, kendine göre dertleri vardı. Hepsi yorgundu. Güneşte ısınmış suyu boğazından zor geçti.</p>
<p>Bir an durdu. Garip bir şekilde geçmişini ve geleceğini düşündü. Bir bayram günü, pamuk şeker dağıtılırken oğlunu kaybetmişti. Göçmen kampında ayrılmışlardı. Cebindeki pamuk şeker paketine baktı. O gün oğlunun elini son kez tutmuştu. O paketi atamıyordu. “Bari bu kalsın,” diyordu kendi kendine.</p>
<p>Mesai bitiminde herkes bir yana dağıldı. O ise vapura bindi. Paslanmış, yorgun bir vapurdu bu. Siren ve düdük seslerini hiç sevmezdi. Ne zaman duysa, kamptaki günler gelirdi aklına. Düdük acı acı çalıyordu; sanki sadece onun için.</p>
<p>İnsanlar koşturuyor, herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Martıların çığlıkları, gülenler, ağlayanlar, gitar çalanlar, işportacılar… Hepsi o vapurun içindeydi. Kalabalığın ortasında donup kaldı. Dudaklarından sadece şu söz dökülebildi:</p>
<p>“Çok acı var bu dünyada.”</p>
<p>Vapurdan indiğinde kalabalığın içine karıştı. Çiçekçiler, simitçiler, konuşan, gülen, tartışan insanlar… Kutlamalar, ayrılıklar… Herkes bir şeylerin içindeydi. O ise yapayalnızdı.</p>
<p>Bir baloncu gördü. Yaşlı adam, babasına çok benziyordu. Sarılıp elini öpmek istedi. Adam kırışmış yüzü ve simsiyah gözleriyle ona bakarak, “Balon ister misin evlat?” diye sordu.</p>
<p>Bir an için hayatı gözlerinin önünden geçti. “Babam…” diyemedi. “Bana çok benziyorsunuz, size sarılabilir miyim?” diyemedi. İçinde kaldı.</p>
<p>Üç balon aldı. Biri geçmişe, biri geleceğe, biri de kaybettiği oğluna… Adaya vardığında balonları gökyüzüne bıraktı.</p>
<p>“Bu dünyada sadece hayal kurmaya ve dua etmeye karışılmıyor,” dedi.</p>
<p>Martının çığlığıyla birlikte Temmuz güneşi batıyordu İstanbul’da. Ezan sesi yükselirken o, ruhu hapsolmuş bir mağara gibi, kalabalıkların ve ışıkların arasında kaybolup gitti.</p>
<p><em>(Fotoğraf: Ayasofya 2023, Mehmet Poyraz)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/temmuz-gunesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ziya Gökalp doğumunun 150. yılında Ankara&#8217;da anıldı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalp-dogumunun-150-yilinda-ankarada-anildi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalp-dogumunun-150-yilinda-ankarada-anildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 18:17:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[haber edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9199</guid>

					<description><![CDATA[Ziya Gökalp’ın doğumunun 150. yılında Türk Dünyası Ankara’da Buluştu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk düşünce dünyasının ve sosyolojisinin kurucu isimlerinden Ziya Gökalp’ın doğumunun 150. yıl dönümü vesilesiyle, Türk Dil Kurumu ev sahipliğinde düzenlenen “Ziya Gökalp’tan Türk Dünyasına: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak Eser Tanıtım Toplantısı ve Paneli”, 8 Nisan 2026 tarihinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Türk Dil Kurumu&#8217;ndan yapılan açıklamaya göre;  eser tanıtımı, sergi ve panel olmak üzere üç bölümden oluşan programa; Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri ERSOY’un yanı sıra Yüksek Kurum Başkanı BE Prof. Dr. Derya ÖRS, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman MERT ve TÜRKSOY Genel Sekreter Vekili Sayın Sayit YUSUF ile Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Doç. Dr. Zeki ERASLAN, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet KILINÇ, Türkiye’de görev yapan Türk devletleri büyükelçileri ve diplomatik temsilciler, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris DEMİR ile çok sayıda davetli katıldı. Türk dünyasını temsil eden program, Gökalp’ın mirasının uluslararası düzeydeki gücünü bir kez daha teyit etti.</p>
<p>Programa teşrifleriyle onur veren Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri ERSOY hitaplarında, Ziya Gökalp’ın Cumhuriyet Dönemi Türk düşünce hayatının mihenk taşı olduğunu vurgulayarak “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ülküsünün modern Türkiye’nin fikrî temellerini attığını ifade etti. Gökalp’ın mirasını Türkçenin beş ayrı lehçesinde yayıma hazırlayarak tüm Türk dünyasına ulaştırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Sayın ERSOY, bu çalışmanın İstanbul’dan Astana’ya, Bakü’den Bişkek’e uzanan kadim Türkeli coğrafyasında fikir ve duygu birliğine hizmet eden sarsılmaz bir köprü kuracağını dile getirdi.</p>
<p>Türk devletleri arasındaki bağların sadece siyasi ve ekonomik düzeyde kalmaması gerektiğinin de altını çizen Sayın Mehmet Nuri ERSOY; dilin, kültürün ve ortak değerlerin korunmasının yarınlarımızın teminatı olduğunu hatırlattı. Bizi biz yapan özgün değerlere ve köklü mirasa sahip çıkmanın bir borç olduğunu ifade eden ERSOY ayrıca “Gökalp bir kez daha ve bu kez Türkçenin 5 ayrı lehçesinde Türk milletinin fikir ve duygu dünyasına rehberlik edecektir. Manas’ın torunlarıyla toy kuracak, büyük bozkırın evlatlarına yarenlik yapacaktır. Maveraünnehir’in ruhuna dokunacak, ateş ülkesinin alazını besleyecek ve ata yurdun kutlu rüzgârlarında taze bir nefes olacaktır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sayın Bakan ERSOY konuşmasında bu önemli mesajları verdikten sonra, Türk Dil Kurumunun bu projesiyle Türk kültür havzasına çok kıymetli bir tohum ekildiğini vurgulayarak emeği geçen tüm akademisyen ve bilim insanlarına şükranlarını sundu.</p>
<p>Programın açış bölümünde ayrıca Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı BE Prof. Dr. Derya ÖRS ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman MERT ile TÜRKSOY Genel Sekreter Vekili Sayit YUSUF da birer konuşma yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9200" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp-3.jpg" alt="" width="550" height="426" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp-3.jpg 550w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp-3-540x418.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /> Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı BE Prof. Dr. Derya ÖRS yaptığı konuşmada, Ziya Gökalp’ın sadece bir sosyolog değil, modern Türk kimliğinin sosyolojik ve felsefi zeminini inşa eden müstesna bir fikir adamı olduğunu vurguladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “fikirlerimin babası” olarak nitelediği Gökalp’ın mirasını yaşayan bir değer kılmayı asli görev addettiklerini belirten ÖRS; tanıtımı yapılan bu eserin, millî kimliği koruyarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın yol haritası olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türk Dil Kurumu tarafından hayata geçirilen projenin önemine de değinen ÖRS; “Bu proje ile Gökalp’ın büyük eseri Azerbaycan Türkçesi ile kardeşlerimizin kalbine, Kazak Türkçesi ile uçsuz bucaksız bozkırlara, Kırgız Türkçesi ile Tanrı Dağları’nın eteklerine, Özbek Türkçesi ile kadim medeniyet havzalarımıza, Türkmen Türkçesi ile ata yurdumuzun ruhuna nakşedilmiştir.” şeklinde konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığının himayelerinde yürütülen kültür diplomasisinin meyvelerini verdiğini kaydeden Yüksek Kurum Başkanı, Türk dünyasının birliğine hizmet eden bu kıymetli çalışmada emeği geçen Bilim Kuruluna ve akademisyenlere şükranlarını sundu.</p>
<p>Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman MERT konuşmasında, Ziya Gökalp’ın Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak adlı şaheserini beş bağımsız Türk cumhuriyetinin dillerine aktararak yayımlamanın eşsiz gururunu yaşadıklarını ifade etti. Bu çalışmanın sıradan bir çeviri faaliyeti olmadığını vurgulayan MERT; Bakü’den Aşkabat’a, Taşkent’ten Astana ve Bişkek’e uzanan devasa bir kültürel havzada ortak bir bilimsel dil ve fikir zemini inşa etmeyi hedeflediklerini belirtti. Gökalp’ın mirasını Türk dünyasının ortak geleceğini müjdeleyen bir vizyon olarak niteleyen Başkan MERT, dilin bir milletin kalesi ve istikbali olduğunun altını çizdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9203" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/08-1-1500x1000-1.jpg" alt="" width="1500" height="1000" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/08-1-1500x1000-1.jpg 1500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/08-1-1500x1000-1-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/08-1-1500x1000-1-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<p>Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Veli Savaş YELOK ve Dr. Öğr. Üyesi İbrahim ATABEY başta olmak üzere, titizlikle çalışan tüm akademisyen ve editörlere şükranlarını sunan MERT; Türk Dil Kurumunun Türk dünyasını “dil”, “fikir” ve “kültür” paydasında birleştirmek için özveriyle çalışmaya devam edeceğini vurguladı. Sayın Bakanın teşriflerinin kendilerine güç verdiğini belirten MERT, tanıtımı yapılan eserlerin Türk dünyasının sarsılmaz birliğine ve kardeşliğine hizmet etmesini dileyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p>Açış konuşmalarının ardından programın ilk bölümünde, Ziya Gökalp’ın Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak adlı eserinin Türk Dil Kurumu tarafından beş bağımsız Türk devletinin dillerine aktarılarak yayımlandığı projenin tanıtımı yapıldı. Projenin editörlüğünü üstlenen Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Veli Savaş YELOK ve Dr. Öğr. Üyesi İbrahim ATABEY, bu kıymetli çalışmanın hazırlık süreçlerini ve Türk lehçeleri arasındaki bilimsel köprü işlevini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Tanıtımın akabinde, eseri Özbek Türkçesine aktaran Prof. Dr. Zaynabidin ABDIRASHIDOV’a, Azerbaycan Türkçesine aktaran Dr. Öğr. Üyesi İlahə QURBANLI’ya, Kırgız Türkçesine aktaran Dr. Kaliya KULALİYEVA’ya ve Kazak Türkçesine aktaran Bekzat BEKBOLAT’a katkılarından dolayı teşekkür belgeleri takdim edildi.</p>
<p>Belge takdim töreninin ardından, TÜRKSOY ve Türk Tarih ve Kültür Vakfı iş birliğinde hazırlanan “Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Sergisi”nin açılışı Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri ERSOY’un öncülüğünde; Yüksek Kurum Başkanı BE Prof. Dr. Derya ÖRS, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman MERT, TÜRKSOY Genel Sekreter Vekili Sayit YUSUF ve TÜRKTAV Yönetim Kurulu Başkanı Nizamettin AYKURT tarafından gerçekleştirildi. Sayın Bakan ve beraberindeki protokol heyeti, Gökalp’ın hayatını, eserlerini ve fikrî mirasını yansıtan sergiyi inceleyerek yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı.</p>
<p>Etkinlik, “Ziya Gökalp’tan Türk Dünyasına: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak” başlıklı panelle devam etti. Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu Üyesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veli Savaş YELOK’un yönettiği panelde, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman GÜNDOĞAN ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat ŞAHİN panelist olarak yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9201" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp-2.jpg" alt="" width="458" height="337" /></p>
<p>Gökalp’ın fikir dünyasının akademik bir perspektifle değerlendirildiği oturum, panelistlere teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle tamamlandı.</p>
<p>Geniş katılımla gerçekleştirilen etkinlik, Ziya Gökalp’ın düşünce mirasının yeniden değerlendirilmesine ve Türk dünyasının ortak kültürel bağlarının güçlendirilmesine katkı sunan önemli bir buluşma olarak değerlendirildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalp-dogumunun-150-yilinda-ankarada-anildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLESAM, Ankara Kitap Fuarı’nda yazar ve şairleriyle okurlarla buluşuyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilesam-ankara-kitap-fuarinda-yazar-ve-sairleriyle-okurlarla-bulusuyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilesam-ankara-kitap-fuarinda-yazar-ve-sairleriyle-okurlarla-bulusuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:54:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara kültür etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İLESAM]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9194</guid>

					<description><![CDATA[23. Ankara Kitap Fuarı, edebiyat dünyasının önemli temsilcilerini bir araya getirirken, İLESAM da yazar ve şair kadrosuyla fuarda yerini alarak okurlarla güçlü bir bağ kuruyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin kültürel hayatında önemli bir yere sahip olan Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kapılarını açarak kitapseverleri aynı çatı altında buluşturdu. ATO Congresium’da gerçekleştirilen organizasyon, geniş katılımcı profili ve zengin etkinlik takvimiyle dikkat çekiyor.</p>
<p>500’ü aşkın yayınevi, 850 yazar ve 1000’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapan fuar, Ankara’yı yeniden edebiyatın merkezine dönüştürürken bu yılki teması olan Türk Dünyası ile kültürel etkileşimi de güçlendiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9196" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-kitap-fuari-ilesam.jpeg" alt="" width="800" height="914" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-kitap-fuari-ilesam.jpeg 800w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-kitap-fuari-ilesam-420x480.jpeg 420w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<h3>İLESAM FUARDA YERİNİ ALDI</h3>
<p>Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği da 23. Ankara Kitap Fuarı’nda yazar ve şairleriyle yer alarak edebiyatseverlerle buluşuyor.</p>
<p>Birlik bünyesindeki isimler, fuar boyunca düzenlenen imza günleri ve söyleşiler aracılığıyla okurlarla doğrudan iletişim kurma fırsatı yakalıyor.</p>
<h3>EDEBİYAT TUTKUNLARI İÇİN KAÇIRILMAYACAK FIRSAT</h3>
<p>Toplam 10 gün sürecek olan fuar, her yaştan okura hitap eden etkinlikleriyle dolu dolu bir program sunuyor. İmza günlerinden panellere, konferanslardan özel söyleşilere kadar uzanan içerik, ziyaretçilere zengin bir deneyim vadediyor.</p>
<p>12 Nisan akşamına kadar açık olacak Ankara Kitap Fuarı, başkentte edebiyatla iç içe vakit geçirmek isteyenler için önemli bir kültür durağı olmaya devam ediyor.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilesam-ankara-kitap-fuarinda-yazar-ve-sairleriyle-okurlarla-bulusuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Edebiyat’tan Mitosera’ya anlamlı ziyaret: Edebiyatın nabzı fuarda atıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-mitoseraya-anlamli-ziyaret-edebiyatin-nabzi-fuarda-atiyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-mitoseraya-anlamli-ziyaret-edebiyatin-nabzi-fuarda-atiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay]]></category>
		<category><![CDATA[mitosera yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[talip ışık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9191</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı’nın yoğun atmosferinde bir araya gelen edebiyat dünyasının önemli isimleri, Mitosera Yayınları standında geleceğe dair projeleri ve edebiyatın yönünü konuştu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>ANKARA KİTAP FUARI’NDA KÜLTÜR BULUŞMASI</h3>
<p>Türkiye’nin kültürel birikimine önemli katkılar sunan Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kapılarını açarak kitapseverleri bir araya getirdi. ATO Congresium’da düzenlenen fuar, yüzlerce yayınevi ve yazarın katılımıyla başkenti adeta bir edebiyat sahnesine dönüştürdü.</p>
<p>500’ün üzerinde yayınevi, 850 yazar ve bini aşkın etkinlikle zenginleşen organizasyon, özellikle Türk Dünyası temasıyla dikkat çekiyor. Okurlar, imza günlerinden panellere uzanan geniş bir programla edebiyatın farklı yönlerini keşfetme fırsatı buluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9161" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>MİTOSERA YAYINLARI’NDA DİKKAT ÇEKEN BULUŞMA</h3>
<p>Fuarın öne çıkan duraklarından biri de şair ve yazar Mehmet Sait Uluçay’ın yöneticiliğini üstlendiği Mitosera Yayınları oldu. Ankara Edebiyat Genel Yayın Yönetmeni Talip Işık ile Sorumlu Yazıişleri Müdürü Mehmet Poyraz, yayınevini ziyaret ederek Uluçay ile bir araya geldi.</p>
<p>Gerçekleşen buluşmada, edebiyat dünyasının güncel dinamikleri üzerine samimi bir sohbet yapıldı. Uluçay, hem yürüttükleri yayıncılık faaliyetlerini hem de ilerleyen döneme dair projelerini paylaşarak edebiyat alanındaki hedeflerine ışık tuttu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9160" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-01.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-01.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-01-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-01-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>EDEBİYATIN GELECEĞİ KONUŞULDU</h3>
<p>Ziyaret sırasında yalnızca mevcut çalışmalar değil, aynı zamanda edebiyatın geleceğine dair fikir alışverişi de yapıldı. Yayıncılıkta yeni yaklaşımlar, genç yazarların desteklenmesi ve kültürel üretimin sürdürülebilirliği gibi başlıklar ön plana çıktı. Bu tür buluşmaların, edebiyat dünyasında ortak bir vizyon oluşturma açısından önemli olduğu vurgulandı.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-mitoseraya-anlamli-ziyaret-edebiyatin-nabzi-fuarda-atiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazar Tarık Tufan edebiyat ve hayat üzerine konuştu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-tarik-tufan-edebiyat-ve-hayat-uzerine-konustu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-tarik-tufan-edebiyat-ve-hayat-uzerine-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 11:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[esenyurt belediyesi edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarık tufan]]></category>
		<category><![CDATA[tarık tufan esenyurt]]></category>
		<category><![CDATA[tarık tufan kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9208</guid>

					<description><![CDATA[Esenyurt Belediyesi’nin Nisan ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında, yazar Tarık Tufan’ın katılımıyla “Edebiyat, Hayat Memat” başlıklı söyleşi düzenlendi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 500;">Esenyurt Belediyesi’nin Nisan ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında, yazar Tarık Tufan’ın katılımıyla “Edebiyat, Hayat Memat” başlıklı söyleşi düzenlendi.</p>
<p style="font-weight: 500;">Esenyurt Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre; Nazım Hikmet Kültür Merkezi Davet Salonu’nda gerçekleşen programda edebiyat ve hayat üzerine keyifli bir buluşma gerçekleştirildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9209" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-esenyurt.jpg" alt="" width="750" height="450" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-esenyurt.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-esenyurt-540x324.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p style="font-weight: 500;">Programın sonunda katılımcılar, yazar Tarık Tufan’a kitaplarını imzalatma fırsatı buldu.</p>
<p><strong style="font-weight: 800 !important;">KİTABI, EDEBİYATI VE HAYATI KONUŞTUK</strong></p>
<p>Katılımın yoğun olduğu söyleşide Tarık Tufan, okurlarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, “Esenyurt&#8217;ta Kütüphaneler Haftası münasebetiyle hem kütüphanelere devam eden hem de okuma gruplarında bir araya gelen okur dostlarla buluştuk. Kitabı, edebiyatı ve hayatı konuştuk. Hayatın içinde kendi hikayemizin peşinde olmanın ne kadar değerli olduğunu konuştuk. Katılımcıların gözlerindeki heyecan, ‘iyi ki yazıyorum’ duygusunu daha da güçlendiriyor” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9212" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-Tufan-kimdir.jpg" alt="" width="750" height="464" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-Tufan-kimdir.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-Tufan-kimdir-540x334.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<h3><b>GENÇLERE VERDİĞİ MESAJLAR ÇOK KIYMETLİYDİ</b></h3>
<p>Söyleşiye katılan Dilek Tugay ise etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Esenyurt’ta ikamet ediyorum. Kalemini sevdiğim bir yazardı. Gençlere verdiği güzel mesajlar çok kıymetliydi. Özellikle çocukların teknolojiyle olan ilişkisi üzerine konuşmalar oldukça etkileyiciydi” diyerek programı düzenleyen Esenyurt Belediyesine teşekkür etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9210" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdir-2.jpg" alt="" width="750" height="428" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdir-2.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdir-2-540x308.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9211" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdirr.jpg" alt="" width="750" height="552" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdirr.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Tarik-tufan-kimdirr-540x397.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/yazar-tarik-tufan-edebiyat-ve-hayat-uzerine-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Emre Doğan Ankara Kitap Fuarı’nda: Yazmak tutkudur</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-emre-dogan-ankara-kitap-fuarinda-yazmak-tutkudur/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-emre-dogan-ankara-kitap-fuarinda-yazmak-tutkudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 04:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Emre Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9184</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı, 12 Nisan’a kadar imza günleri, söyleşiler ve panellerle edebiyatseverleri Başkent’te buluşturmaya devam ediyor. Fuarda yer alan isimlerden biri olan Ahmet Emre Doğan, yazarlık serüvenine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>BAŞKENT’TE EDEBİYAT ŞÖLENİ</h3>
<p>Bu yıl 23. kez kapılarını açan Ankara Kitap Fuarı, kültür ve edebiyat dünyasının önemli buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. ATO Congresium’da gerçekleştirilen fuar, yüzlerce yayınevi ve yazarın katılımıyla adeta bir edebiyat şölenine dönüştü.</p>
<p>500’ü aşkın yayınevi, 850 yazar ve 1000’den fazla etkinliğe ev sahipliği yapan organizasyon, bu yıl özellikle Türk Dünyası temasıyla dikkat çekiyor. Okurlar; söyleşiler, imza günleri ve konferanslarla edebiyatın farklı yönlerini keşfetme imkânı buluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9188" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-talip-isik-mehmet-poyraz.jpeg" alt="" width="1125" height="1736" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-talip-isik-mehmet-poyraz.jpeg 1125w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-talip-isik-mehmet-poyraz-311x480.jpeg 311w" sizes="auto, (max-width: 1125px) 100vw, 1125px" /></p>
<h3>AHMET EMRE DOĞAN’DAN YAZARLIK ÜZERİNE</h3>
<p>Ankara Edebiyat Genel Yayın Yönetmeni Talip Işık ile Sorumlu Yazıişleri Müdürü Mehmet Poyraz’ın fuar kapsamında ziyaret ettiği yazar Ahmet Emre Doğan, yazmaya dair düşüncelerini paylaştı.</p>
<p>Doğan, yazarlığın kendisi için yalnızca bir uğraş değil, aynı zamanda bir tutku olduğunu vurguladı. Fuara gelen okurlarla buluşmanın kendisi için büyük bir anlam taşıdığını ifade eden yazar, etkinlik süresince Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) standında yer alacağını belirtti.</p>
<h3>AHMET EMRE DOĞAN KİMDİR?</h3>
<p>Ankara’da dünyaya gelen Ahmet Emre Doğan, Türkiye Yazarlar Birliği Kurucu Başkanı merhum D. Mehmet Doğan’ın ilk çocuğudur. Yazı hayatına henüz ilkokul yıllarında başlayan Doğan, “Kanadı Kırık Kuşlar” adlı şiiriyle ilk kalem tecrübesini yaşadı.</p>
<p>Edebiyat yolculuğunu bilim kurgu türünde eserlerle sürdüren yazarın öne çıkan kitapları arasında Üç Kılıç, Threes Words San Ken ve Mezarcı Kzagan yer alıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9186" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-002.jpeg" alt="" width="1778" height="1065" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-002.jpeg 1778w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ahmet-emre-dogan-002-540x323.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1778px) 100vw, 1778px" /></p>
<h3>10 GÜN SÜRECEK KÜLTÜR BULUŞMASI</h3>
<p>3-12 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Ankara Kitap Fuarı, zengin programıyla her yaştan ziyaretçiye hitap ediyor. Edebiyat tutkunları için kaçırılmayacak bir fırsat sunan fuar, 12 Nisan akşamına kadar kapılarını açık tutacak.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ahmet-emre-dogan-ankara-kitap-fuarinda-yazmak-tutkudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dili,  890. sayısıyla raflarda</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-890-sayisiyla-raflarda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-890-sayisiyla-raflarda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 04:09:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[dergi haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili dergisi yeni sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9177</guid>

					<description><![CDATA[890. sayısıyla raflardaki yerini alan derginin bu sayısında Cemil Meriç farklı yönleri ile ele alındı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dili dergisinin Mart sayısı okurla buluştu.</p>
<p>890. sayısıyla raflardaki yerini alan dergi, bu ay Cemil Meriç özel sayısı ile çıktı.</p>
<h3>CEMİL MERİÇ</h3>
<p>Bu sayıda Türk yazın ve edebiyat dünyasının en önemli kalemleri arasında yer alan Cemil Meriç değerlendirildi.</p>
<p>890, sayıya Abdullah Uçman, Sadık Yalsızuçanlar, Dursun Ali Tökel, Caner Solak, Hakan Soydaş gibi birçok kalem katkı sundu.</p>
<h3>DERGİNİN TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p>İÇİNDEKİLER<br />
Harun Şahin &#8211; Bir Aydının Zihin ve Gönül Coğrafyası: Bir Dünyanın Eşiğinde</p>
<p>Abdullah Uçman &#8211; Hatıralar Arasında Cemil Meriç’e Dair Birkaç Söz</p>
<p>Tacettin Şimşek- Şair Cemil Meriç’in Mektupları</p>
<p>Sadık Yalsızuçanlar &#8211; Gelenekle Gelecek Arasında Cemil Meriç</p>
<p>Mehmet Törenek &#8211; “Aydın”, “Müstağrip”, “Entelektüel” ve Cemil Meriç</p>
<p>Mehmet A. Akıncı &#8211; Cemil Meriç ve Eseri: Büyü Bozucunun İşleri</p>
<p>Şaban Sağlık  &#8211; Cemil Meriç Fikriyatının Anahtar Kavramı: İrfan</p>
<p>Dursun Ali Tökel  &#8211; Mısralar Arasında Bir Millet Mütefekkiri: Cemil Meriç</p>
<p>Selçuk Atay  &#8211; Cemil Meriç Metinlerine Dijital Bir Bakışın Yöntemsel Çerçevesi</p>
<p>Mümin Hakkıoğlu  &#8211; Cemil Meriç’in Mağarası ya da Türk Aydınının Hakikat-Sonrası</p>
<p>Caner Solak  &#8211; Cemil Meriç’in Kaleminden Kadın Yazarlar</p>
<p>Erdoğan Erbay &#8211; Cemil Meriç Tarzı Yazı</p>
<p>Ersin Özarslan &#8211; Cemil Meriç ve Neslimize Verdiklerine Dair</p>
<p>İlhan Sivri  &#8211; Cemil Meriç Karakterin Şekillenmesinde Aile Üzerine Bir Deneme: Cemil Meriç</p>
<p>Selami Şimşek  &#8211; Cemil Meriç’in Düşünce Dünyasında Sufiler ve Sufi Şairler</p>
<p>Abdullah Arslan &#8211; Cemil Meriç’in Lügatçesi: “Kanaviçe” Üzerine</p>
<p>Durmuş Beyazıt  &#8211; Cemil Meriç Şiirden Anlar mı?</p>
<p>Hakan Soydaş  &#8211; Cemil Meriç’in Günlüklerinde Psikolojik Yabancılaşma ve Entelektüel Hesaplaşma</p>
<p>Hünkar Karaca Yalçın  &#8211; Cemil Meriç’e Göre Doğu-Batı ve Orta Doğu Kavramları</p>
<p>Muhammet Sani Adıgüzel  &#8211; Cemil Meriç’in Soruları</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-890-sayisiyla-raflarda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ziya Gökalp’ın eserleri ve düşünce dünyası</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalpin-eserleri-ve-dusunce-dunyasi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalpin-eserleri-ve-dusunce-dunyasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 19:30:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[tdk 2026]]></category>
		<category><![CDATA[tdk ankara]]></category>
		<category><![CDATA[tdk haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu haber]]></category>
		<category><![CDATA[ziya gökalp tdk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9173</guid>

					<description><![CDATA[“Ziya Gökalp’tan Türk Dünyasına: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak Eser Tanıtım Toplantısı ve Paneli”, Türk Dil Kurumu ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı iş birliğinde 8 Nisan 2026 tarihinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk düşünce hayatının ve sosyolojisinin temel taşlarından biri olan Ziya Gökalp; Türk tarihi, dili ve edebiyatının yanı sıra sosyoloji ve felsefe ekseninde şekillenen görüşleri sayesinde Türk dünyasını bütüncül bir perspektifle ele almıştır.</p>
<p>Gökalp’ın Türk düşünce sisteminin köşe taşlarından biri kabul edilen <em>Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak</em> adlı eseri, Türk Dil Kurumu tarafından yürütülen proje neticesinde beş bağımsız Türk devletinin (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) dillerine aktarılarak yayımlanmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9174" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp.jpg" alt="" width="890" height="333" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp.jpg 890w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Ziya-gokalp-540x202.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 890px) 100vw, 890px" /></p>
<p>Yürütülen bu çalışma ile Türk dünyasının ortak bilimsel ve kültürel birikiminin karşılıklı anlaşılırlığının artırılması, akademik literatürün zenginleştirilmesi ve Türk devletleri arasındaki bilimsel iş birliğinin kalıcı temellere oturtulması hedeflenmiştir.</p>
<h3>8 NİSAN&#8217;DA PANEL</h3>
<p>Bu amaç doğrultusunda, hazırlanan eserlerin tanıtımıyla Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendirecek olan “Ziya Gökalp’tan Türk Dünyasına: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak Eser Tanıtım Toplantısı ve Paneli”, Türk Dil Kurumu ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı iş birliğinde 8 Nisan 2026 tarihinde Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek. Etkinlik kapsamında ayrıca, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı ve Türk Tarih ve Kültür Vakfı ortaklığında hazırlanan “Doğumunun 150. Yılında Ziya Gökalp Sergisi” de ilgililerin dikkatine sunulacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ziya-gokalpin-eserleri-ve-dusunce-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Satrancın karanlıkla yarışı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/satrancin-karanlikla-yarisi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/satrancin-karanlikla-yarisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Taştan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 08:45:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Belhet]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kasparov]]></category>
		<category><![CDATA[Satranç]]></category>
		<category><![CDATA[Sissa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9164</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Taştan yazdı: Zindanla satrancın yüzleştirilmesi ise Stefan Zweig’e kaldı. 1942’de yayınlanan Satranç’ın roman kahramanı, genlerini Sissa’dan almış gibiydi. Gestapo tarafından hücreye kapatılan Dr. B, ele geçirdiği satranç kitabındaki bütün oyunları zihninden oynayarak kendisini çıldırmaktan kurtarıyordu.  ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 asır önce, Hint topraklarında hüküm süren genç mihrace <strong>Belhet</strong>, birbiri ardınca savaşlar kazanıyor, şanına şan katıp, iktidar tacını parlatıyordu. Öylesine hızlı büyüyordu ki, zaferleri yalnız rakiplerinin değil, genç mihracenin de başını döndürüyordu.</p>
<p>Tecessüsün doruk çağında olmanın verdiği tecrübesizlikle, zaferlerinden söz ederken yalnızca “ben” diyor; savaşlarda hayatlarını kaybeden ya da yaralanan binlerce askere karşı göstermesi gereken vefa borcunu unutuyordu. Bu durum askerde derin bir hoşnutsuzluğa, halkta infiale yol açıyordu.</p>
<p>Brahman<strong> Sissa</strong>, “eşref saati” olduğunu sandığı bir vakitte huzura çıktı:</p>
<p>— Mihracem, siz büyük bir lidersiniz ama hiçbir savaş askersiz kazanılamaz. Zaferlerinizden söz ederken, onları da hatırlayın. Hatırlayın ki, yalnız ülkelerin değil, gönüllerin de mihracesi olasınız, dedi.</p>
<p>Belhet’in cevabı müstebitçe oldu:</p>
<p>— Atın bunu zindana!”</p>
<p>Ve atıldı.</p>
<p>Beyin, kafatası hapsinde düşünür. Sissa’da öyle yaptı. Belhet’in karanlığında düşündü. Hayatta mat olmamak için aklını şaha kaldırdı ve <strong><em>satrancı</em></strong> buldu.</p>
<p>Zindanın kalın duvarlarını aşarak ülkeye yayılan satranç, yıllar sonra saraya girdi. Belhet’i de tesirine aldı. Karşılıklı birinci hamleden sonra 400, karşılıklı beşinci hamleden sonra 288 milyar kombinezon oluşturulabilen satranç, Mihrace’de vazgeçilmez bir tutkuya dönüştü. Satrancı icat edenin bulunarak huzuruna getirilmesini istedi.</p>
<p>Brahman Sissa’yı karşısında gördüğünde şaşkınlığını gizleyemedi:</p>
<p>— Seni unutmuştum. Dile benden ne dilersen.</p>
<p>Artık iyice yaşlanmış ve dünyadan elini eteğini çekmiş olan Sissa, Mihrace’ye son bir ders vermek istedi:</p>
<p>— Efendim, satranç tahtamın birinci karesine bir pirinç koyun, sonrakilere sırasıyla 2, 4, 8, 16 şeklinde, bir öncekinin iki katını koyarak satranç tahtamın 64 karesini pirinçle doldurun dedi.</p>
<p>Belhet isteneni küçümsedi:</p>
<p>— İstediğin, yaptığını ifsat etti.</p>
<p>Neyse ki mihracenin imdadına maliyeden sorumlu vezir yetişti:</p>
<p>— Aman yapmayın Mihracem, dünyanın bütün pirinç depoları bir araya gelse, bu isteği karşılayamaz.</p>
<p>Mihrace sayılara göz attığında Sissa’nın zekâsı karşısında dehşetle irkildi:</p>
<p>— İstediğin, yaptığından daha acayip” dedi ve Sissa’yı serbest bıraktı.</p>
<p>Sissa, bir akıl oyunuyla kurtulsa da ilk örneğine M.Ö. 17. yüzyılda Mısır’da, <strong>Hz</strong>. <strong>Yusuf</strong>’un bir iftira yüzünden on iki yıl kaldığı yer olarak rastlanan <strong>zindan</strong>ın karanlığı üç bin yıldan fazla sürdü.</p>
<p>Güzelliğinin perdesinde tüm sırları saklayan ve dışarıya ışıklar saçan <strong>Themis</strong>’in, gözleri bağlı biçimde, elinde kılıcı ve terazisi ile insanlara mutlu ve mutsuz yaşama paylarını dağıttığına inanılan Antik Yunan’da da karanlığın tonu piramitler ülkesinden pek farklı değildi.</p>
<p>Ortaçağ Avrupa&#8217;sında ise, suçlulara, ölüm, işkence ve sürgün cezaları uygulanıyordu. Kilisenin, kapısından kovulup bacasından giren satranca izin verilmesiyle eş zamanlı olarak, bu yaptırımlara bir de zindan cezası eklendi. Kişinin sosyal statüsüne göre, şato ya da manastır mahzenlerinde çekilen bu ceza, bireyin toplumdan tamamen tecrit edilmesi ve akıbetinin belirsizleşmesi demekti.</p>
<p>Doğudan yükselen güneşle Reform ve Rönesans yüzyılına uyanan batı, kilisenin etkisinden uzaklaşabildiği ölçüde mahkumların da insan olduğu gerçeğini hatırlayacaktı.</p>
<p>Birey için, <strong>golf</strong> sahasındaki küçük top gibi, otoritenin elindeki sopadan yediği darbeyle yuvarlandığı ve genellikle çürümeye terk edildiği çukur olan zindanın, süresi ve şartları belirlenmiş bir cezaevine dönüşmesi için, <strong>Kalvinizm </strong>mezhebinin doğması gerekecekti.</p>
<p>Çürüme ya da nihai kararı bekleme yeri olan zindan konusundaki ezber, bu mezhebin etkisiyle, 16.yüzyılda deniz seviyesi altındaki topraklar ülkesi olan Hollanda&#8217;da bozuldu. Kadın cezaevi, <strong>Amsterdam Spinnhaus</strong>’da yazılı “Korkma! Kötülüğe karşılık vermeyeceğim, aksine iyiye zorlayacağım. Ellerim serttir. Hissiyatım sevgi doludur” anlayışı, modern cezaevi sürecinde, taşın suda oluşturduğu ilk halka oldu.</p>
<p>Kuvvet mıknatıstır çeker, akıl da öyle&#8230; Hollanda’da zuhur eden bu rasyonel yaklaşım, satrancı “<strong>bilgeliğin ölçüsü</strong>” diye tanımlayan <strong>Goethe</strong>’nin ülkesinde hemen yankısını buldu. Almanya’da birbiri ardınca yeni cezaevleri kuruldu.</p>
<p>Bu olumlu hava dalgası yayılma eğilimi göstermişken, kum saati tersine döndü. Ardı arkası kesilmeyen savaşlar, yaygın fakirlik, harpler sebebiyle başıboş kalan insanların işlediği suçlar, kıtalar arası göçler, ülkelerde meydana gelen sosyal ve siyasal çalkantılar, <strong>merkantilistler</strong>in -ucuz iş gücü olarak gördükleri- mahkûmlar karşısında kabaran iştahı, Hollanda dışındaki Avrupa ülkelerinde cezaevi şartlarını 19. asrın başlarına kadar olumsuz şekilde ve ağır biçimde etkiledi.</p>
<p>Bütün bu yaşananlar, zindan sözündeki o süngersi emicilikle, romancıların kaleminden bengisu içti.</p>
<p>Çok zaman sonra, aynı adla sinemaya da aktarılan, <strong>Alexandre Dumas</strong>’ın 1845’te yazdığı, <strong>Monte Kristo Kontu </strong>romanında, aklın sembolü satrançla, çürümenin sembolü If şatosu bir araya geldi. Sadece bilge kişinin adı Sissa yerine, Faria olmuştu bu kez… Tabii golfun ustası, aristokratlar da unutulmamıştı o romanda…</p>
<p>Ekmek hırsızlığı suçundan on dokuz yıl hapis yatan Jan Valjan’ın hayatının anlatıldığı <strong>Sefiller</strong> romanı yayınlandığında, <strong>Sen Nehri</strong> bir vaftiz havuzuna dönüşmüştü Fransa&#8217;da.</p>
<p>Zindanla satrancın yüzleştirilmesi ise <strong>Stefan Zweig</strong>’e kaldı. 1942’de yayınlanan <strong>Satranç</strong>’ın roman kahramanı, genlerini Sissa’dan almış gibiydi. Gestapo<strong> </strong>tarafından hücreye kapatılan<strong> </strong>Dr. B, ele geçirdiği satranç kitabındaki bütün oyunları zihninden oynayarak kendisini çıldırmaktan kurtarıyordu.</p>
<p>Bu romanları,<strong> Michel Foucault</strong>’ın, cezalandırmada tasfiyeden terbiyeye geçiş sürecini anlattığı <strong>Hapishanenin Doğuşu</strong> adlı kitabı takip etti. Eser, idam mahkûmu Damiens&#8217;ın, halkın gözü önünde paramparça edilmesiyle başlıyordu. 1757 Paris’inde yaşanan bu vahşet, Fransız devrimiyle gelen giyotinin niçin modern bir infaz yöntemi olarak görüldüğünü ve insan merkezli infaz sistemine varabilmek için ne kadar ağır bedeller ödendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu.</p>
<p><strong>Osmanlı Devleti </strong>de batılılaşma hareketlerinin yoğun şekilde yaşandığı 19. yüzyılda makas değiştirdi ve Islahat Fermanıyla birlikte kurumsal anlamda hürriyeti bağlayıcı cezayla tanıştı. Tersane Zindanının yerini “<strong>Bekir Ağa Bölüğü</strong>” namıyla maruf Beyazıt Tevkifhanesi aldı. Ancak, sistemin, modernleşmesi ve yerleşik hale gelmesi, Cumhuriyet döneminde süreklilik arz eden çalışmalarla sağlanabildi.</p>
<p>Mahkûmu, ıslah ve iyileştirilmede ilk adım, onun bir <strong>nesne</strong> değil <strong>özne</strong> olduğunun idrakiyle atıldı. Cezaevi algısı değişti. Mahkûmun kaderine terk edildiği “kodes” olmaktan çıkarıldı. Onun güvenli ve vasıflı bir şekilde barınacağı, sağlıklı yaşayacağı, hastalandığında tedavi olabileceği, eğitimini sürdürebileceği, meslek edinebileceği ve yeniden sosyal hayata hazırlanacağı ceza infaz kurumlarına dönüştü. Islah ve iyileştirmeyi temin için çeşitli iş kolları yanında, uzman kişilerin istihdam edildiği psiko-sosyal servisler kuruldu. Meslek edindirme kursları, eğlence programları, yarışmalar cezaevlerinin rutini haline geldi.</p>
<p>Kalite hareketi, koğuş sisteminden, oda sistemine geçişle başladı. Terör ve çete batağına saplanmış kenar kültürün çocuklarını, merkezin tahammül edilebilir bir eksenine oturtabilme çabasının ürünü olan, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarıyla ivme kazandı.</p>
<p>Satrancın okullara ders olarak girdiği iki binli yılların başında, cezaevlerinde tekli yönetim anlayışından vazgeçildi. İdari kararları mutat şekilde yargı denetimden geçen, uluslararası gözlem heyetlerinin ve izleme kurullarının ziyaretlerine açık, basının ve sivil toplum örgütlerinin sürekli gündemde tuttuğu kurumlar olarak taşındı günümüze.</p>
<p>Rafine bir tercihle cezaevi bütün unsurlarıyla yenilenirken, şiirlerin, türkülerin dilinde eski günlerine takılı kaldı. Karanlık, zindan, pranga, kelepçe, zincir, demir parmaklık, gardiyan, bu mekânın beylik sözleri oldu daima.</p>
<p>Kimi içerden, “<strong>beni uzaklarda arama anne</strong>” diye seslendi; kimi dışarıda, sevgiliyi cezaevine benzeterek “<strong>ben sende tutuklu kaldım</strong>” dedi.</p>
<p>“İşin asıl kötüsü, bilerek bilmeyerek, hapishaneyi insanın kendi içine taşımasıdır” diyen <strong>Nazım Hikmet</strong> de geçti hapisten; “Elimde kelepçe, boynumda zincir / Zincir sallandıkça her yanım incir” diyen Kerkük Türküsü de…</p>
<p>Yafta, malta, maruzat gibi cezaevi jargonunu kullanarak yazdığı şiirde; “Yeryüzü boşaldı, kalan biz miyiz? / Güneşe göç var da habersiz miyiz?” diye üst üste sorular soran <strong>Necip Fazıl</strong>, kaldığı koğuşu tarif ederken “Garip pencerecik, küçük, daracık; / Dünyaya kapalı, Allah’a açık” beytiyle farklı bir yorumun da penceresini açtı hapisten&#8230;</p>
<p>Simdi, anıları kekremsi bir tat veren o hüzünlü geçmişin kıyısında gezerken, cezaevi olmayan bir toplum düşüyle bitirmek isterdim bu yazıyı. Ama bu imkânsız&#8230;</p>
<p>Bari <strong>Sissa</strong>’nın gözde öğrencisi <strong>Kasparov</strong>’u, bilgisayar başında pes ettiren <strong>kolektif aklın, </strong>suçu ve suçluyu en aza indirmesini dileyelim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/satrancin-karanlikla-yarisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Kitap Fuarı’nda Mitosera Yayınları dikkat çekiyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-kitap-fuarinda-mitosera-yayinlari-dikkat-cekiyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-kitap-fuarinda-mitosera-yayinlari-dikkat-cekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 08:03:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara edebiyat etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara fuar etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı 2026]]></category>
		<category><![CDATA[ATO Congresium]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet sait uluçay]]></category>
		<category><![CDATA[mitosera yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9159</guid>

					<description><![CDATA[Başkent’te edebiyat rüzgârı esmeye devam ediyor. 23. Ankara Kitap Fuarı kapsamında yüzlerce yayınevi ve yazar okurlarla buluşurken, Mitosera Yayınları da fuardaki yerini alarak edebiyatseverlerin ilgisini topluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>BAŞKENT’TE EDEBİYAT ŞÖLENİ SÜRÜYOR</h3>
<p>Türkiye’nin en köklü kültür etkinliklerinden biri olan Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kapılarını açarak kitapseverleri aynı çatı altında buluşturdu. ATO Congresium ev sahipliğinde gerçekleşen fuar, geniş katılımıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>500’ü aşkın yayınevi, 850 yazar ve 1000’den fazla etkinliğin yer aldığı organizasyon, Ankara’yı günler boyunca edebiyatın merkezi haline getiriyor. Bu yıl fuarın ana teması ise Türk Dünyası olarak belirlendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9161" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/mitosera-yayinlari-ankara-kitap-fuari-02-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>MİTOSERA YAYINLARI OKURLARIYLA BULUŞUYOR</h3>
<p>Yazar ve şair Mehmet Sait Uluçay öncülüğünde faaliyetlerini sürdüren Mitosera Yayınları, fuarda eserlerini okurlarla buluşturuyor. Yayınevi, farklı türlerdeki kitaplarıyla dikkat çekerken, edebiyat dünyasına yeni sesler kazandırmayı hedefliyor.</p>
<h3>FUAR 12 NİSAN’A KADAR AÇIK</h3>
<p>Yoğun ilgi gören 23. Ankara Kitap Fuarı, 12 Nisan akşamına kadar imza günleri, söyleşiler ve panellerle ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-kitap-fuarinda-mitosera-yayinlari-dikkat-cekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eyüp Beyhan Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/eyup-beyhan-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/eyup-beyhan-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 07:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara edebiyat etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[ATO Congresium kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[eyüp beyhan]]></category>
		<category><![CDATA[kadim yayınları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9154</guid>

					<description><![CDATA[23. Ankara Kitap Fuarı, imza günleri, söyleşiler ve kültürel etkinliklerle Başkent’te edebiyatın nabzını tutmayı sürdürüyor. Yazar Eyüp Beyhan, fuarın ikinci gününde okurlarıyla bir araya gelerek kitabını imzaladı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>ANKARA KİTAP FUARI KAPILARINI 23. KEZ AÇTI</h3>
<p>Kültürel birikimiyle Türkiye’nin önemli etkinlikleri arasında yer alan Ankara Kitap Fuarı, bu yıl 23. kez kitapseverleri ağırlıyor. ATO Congresium ev sahipliğinde düzenlenen fuar, geniş katılımıyla dikkat çekiyor.</p>
<p>500’ü aşkın yayınevi, 850 yazar ve 1000’den fazla etkinliğe sahne olan organizasyon, Ankara’yı yeniden bir edebiyat merkezine dönüştürüyor. Bu yılın teması ise Türk Dünyası olarak öne çıkıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9156" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/dogu-bati-bilgeliginden-hikayelerin-hikayesi-kitap-rotated.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/dogu-bati-bilgeliginden-hikayelerin-hikayesi-kitap-rotated.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/dogu-bati-bilgeliginden-hikayelerin-hikayesi-kitap-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/dogu-bati-bilgeliginden-hikayelerin-hikayesi-kitap-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>EYÜP BEYHAN OKURLARIYLA İMZA GÜNÜNDE BULUŞTU</h3>
<p>Ankaraedebiyat.com.tr yazarlarından Eyüp Beyhan, fuarın ikinci gününde okurlarıyla bir araya geldi. Kadim Yayınları etiketiyle yayımlanan “Doğu Batı Bilgeliğinden Hikâyelerin Hikâyesi” adlı eserini imzalayan Beyhan, yoğun ilgi gördü.</p>
<p>Yazar, imza günü boyunca okurlarıyla sohbet ederek kitabının ortaya çıkış sürecine dair düşüncelerini de paylaştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9157" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/eyup-beyhan-yazar-imza-ankara-kitap-fuari-02.jpeg" alt="" width="1600" height="900" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/eyup-beyhan-yazar-imza-ankara-kitap-fuari-02.jpeg 1600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/eyup-beyhan-yazar-imza-ankara-kitap-fuari-02-400x225.jpeg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/eyup-beyhan-yazar-imza-ankara-kitap-fuari-02-540x304.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h3>FUAR 12 NİSAN’A KADAR SÜRECEK</h3>
<p>Edebiyat tutkunlarını buluşturmaya devam eden 23. Ankara Kitap Fuarı, 12 Nisan akşamına kadar imza günleri, paneller ve konferanslarla ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p>
<h4>Ankaraedebiyat.com.tr</h4>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/eyup-beyhan-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>23. Ankara Kitap Fuarı başladı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/23-ankara-kitap-fuari-basladi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/23-ankara-kitap-fuari-basladi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[23. Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[ato kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[ato kitap fuarı 2026]]></category>
		<category><![CDATA[ato kitap fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ato kitap fuarı nerede]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9146</guid>

					<description><![CDATA[23. Ankara Kitap Fuarı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla açıldı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyattan tarihe, kişisel gelişimden psikolojiye birçok farklı türden kitabı okurla ve edebiyat severlerle buluşturan Ankara Kitap Fuarı başladı.</p>
<p>23. Ankara Kitap Fuarı, 3 Nisan 2026 Cuma günü, Eskişehir yolu üzerindeki ATO Congresium’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla açıldı. 10 gün sürecek fuarda birçok yayınevi ve kurum, ziyaretçileri ağırlayacak.</p>
<p>Açılış töreni öğleden sonra saat 14.30’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un iştiraki ile gerçekleştirildi.</p>
<p>Ayrıca açılışa Kırgızistan Ankara Büyükelçisi Ruslan Kazakbaev ile birçok  sivil toplum temsilcisi ile davetli de katıldı.</p>
<h3>ZİYARET GÜNLERİ VE SAATLERİ</h3>
<p>Eylül Fuarcılık organizasyonu ile gerçekleştirilen 23. Ankara Kitap Fuarı, 3–12 Nisan 2026 tarihleri arasında  konuklarını ağırlayacak.</p>
<p>Her gün 10.00–20.00 saatleri arasında açık olacak fuarda, birçok yayınevi, yayınlarını ve yazarlarını kitapseverlerle buluşturacak.</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/23-ankara-kitap-fuari-basladi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhit dergisi, Kemal Sayar dosyasıyla raflarda</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhit-dergisi-kemal-sayar-dosyasiyla-raflarda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhit-dergisi-kemal-sayar-dosyasiyla-raflarda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[muhit]]></category>
		<category><![CDATA[muhit dergisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9140</guid>

					<description><![CDATA[Mart sayısında Mustafa Kutlu özel sayısıyla sunulan Muhit, Nisan sayısında Kemal Sayar dosyasıyla raflardaki yerini alıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan <em>Muhit </em>dergisi, edebiyat yürüyüşüne devam ediyor. Mart sayısında <strong>Mustafa Kutlu</strong> özel sayısıyla sunulan dergi, Nisan sayısında <strong>Kemal Sayar</strong> dosyasıyla raflardaki yerini alıyor.</p>
<h3>TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p><strong>Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda</strong><br />
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan <em>Muhit </em>dergisi, edebiyat yürüyüşüne devam ediyor. Mart sayısında <strong>Mustafa Kutlu</strong> özel sayısıyla sunulan dergi, Nisan sayısında <strong>Kemal Sayar</strong> dosyasıyla raflardaki yerini alıyor.</p>
<p><strong>Daima Şiir</strong></p>
<p>Usta çizer <strong>Hasan Aycın</strong>’ın bir çizgisiyle açılan dergi, her kuşaktan pek çok kıymetli ismin şiirlerine yer veriyor. <strong>Yusuf Mahir</strong>’in “Bir Daha” isimli şiirini <strong>İlker Nuri Öztürk</strong>’ün “Yürek Meridyeni”, <strong>Yunus Karadağ</strong>’ın “Askerler Masallarda” isimli şiiri takip ediyor. <strong>Liya Zerya</strong>, <strong>Rıdvan Kadir Yeşil</strong>, <strong>Emel Özkan</strong>, <strong>Mehmet Tepe</strong>, <strong>Mehmet Aycı</strong>, <strong>Nurullah Genç</strong>, <strong>Mehmet Fatih Öz</strong>, <strong>Ünsal Ünlü</strong>, <strong>Mehmet Narlı</strong>, <strong>Süleyman Unutmaz</strong>, <strong>Mustafa Muharrem</strong>, <strong>Mustafa Özçelik</strong>, <strong>Fatih Şahin</strong>, Hasan Nalçacı ve Dilara Ayşe Akdeniz bu sayının diğer şairleri.<br />
“Sevgilim Bir Kelebek” isimli şiiriyle <strong>Kemal Sayar</strong>, bu sayının arka kapağını süslüyor: “beni bir dağla değiştireceğini bilseydim / kelebek sevgilim / uçurum olmayı yeğlerdim.”</p>
<p><strong>Kemal Sayar Dosyası</strong></p>
<p>Dosya çerçevesinde <strong>Prof. Dr. Kemal Sayar</strong>’ın yazarlık ve şairlik serüveni mercek altına alınıyor. <strong>Erol Göka</strong>, “Kemal Sayar’a Dair” başlıklı yazısında Sayar ile yıllara meydan okuyan yol arkadaşlığını anlatıyor. <strong>İbrahim Tenekeci</strong>, “Bahardan Bakmak” başlıklı yazısında Sayar’ın külliyatını “hiç bitmeyen bir şiir” olarak tanımlıyor. <strong>Mehmet Dinç</strong>, “Kemal Sayar Hocamı Böyle Bilirim” başlıklı yazısında bir ruh hekiminin reçetelerden öte, kelimelerle nasıl şifa dağıttığını kendi hocalık serüveni üzerinden anlatıyor. <strong>Ahmet Edip Başaran</strong>, “Ruh ve Aşk Ülkesinden Neşideler” başlıklı yazısında <em>Hızır ve Roza&#8217;</em>dan <em>Ricat</em>’a uzanan yolculukta, yazarın hekim kimliği ile şair muhayyilesinin modern dünyanın gürültüsüne karşı nasıl bir sahicilik kalkanı oluşturduğunu inceliyor.<br />
<strong>Gökhan Ergür</strong>, “Kemal Sayar’ı Niçin Severiz?” başlıklı yazısında Sayar’ın sadece bir hekim değil, çağın dağınıklığına sükûnet getiren bir iklim olduğunu vurguluyor. <strong>Harun Yakarer</strong>, “Gönül Sadası’na Aks-i Sadadır” başlıklı yazısında Kemal Sayar ve Sadettin Ökten’in kültleşen “Gönül Sadası” sohbetlerini onarıcı bir merhem olarak tanımlıyor. <strong>Seyyid Ensar</strong>, “Dönecek Bir Yer” başlıklı yazısında Kemal Sayar’ın ölümsüz karakteri Rüknettin üzerinden insanın en kadim arayışını sorguluyor: Eve dönmek mümkün mü? <strong>Esma Kesriklioğlu</strong>, “Kemal Sayar ve Kamusal Bibliyoterapi” başlıklı yazısında Kemal Sayar metinlerinin okura sunduğunu tanınma ve anlaşılma hissinin altını çiziyor. Dosya kapsamında <strong>Gökhan Ergür</strong>’ün sorularını yanıtlayan <strong>Kemal Sayar</strong>, “Kötülük, başkasının acısına kayıtsızlıkla başlar” diyor.</p>
<p><strong>Öykü, Deneme</strong></p>
<p>Nisan sayısının öykü sayfalarını “Dedemin Şekeri” isimli öyküsüyle <strong>Kâmil Yeşil</strong>, “Ayfer Kuşu” isimli öyküsüyle <strong>Sıddık Yurtsever</strong> ve “Babamın Öldüğü Günlerden Biri” isimli öyküsüyle <strong>M. Fatih Kutlubay</strong> zenginleştiriyor.</p>
<p><strong>Hasan Kaçan</strong>, “Tövbekâr Kaleci Şişman Engin Abi” başlıklı yazısında 80’li yılların Dolapdere’sindeki bir at arabacısının tövbe ile serserilik, öfke ile merhamet arasındaki sarsıcı ve sahici hikâyesini anlatıyor. <strong>Dursun Çiçek</strong>, “Yalnız Ağaçlar, Yalnız İnsanlar” başlıklı yazısında saksılara hapsedilen ağaçlar ile kalabalıklar içinde kendine yabancılaşan bireyin ortak yazgısını sorguluyor. <strong>Zeynep Merdan</strong>, “Kılıç Kraliçesi ve Şövalye Ruh” başlıklı yazısında modern çağın haz ve hız sarmalına karşı soylu bir direniş başlatıyor.<strong> Selim Cerrah</strong>, “Gelecek Ufku” başlıklı yazısında küresel kaosun ve teknolojik tahakkümün ortasındaki insanlık için bir çıkış yolu haritası çiziyor. <strong>Said Yavuz</strong>, “Hâller Lügati” başlıklı yazısında insan ilişkilerinin en hassas terazisini kuruyor: Allah korkusu. <strong>Abdullah Harmancı</strong>, “Şefik Can Caddesi’nde Mevlânâ Böreği” başlıklı yazısında günümüz insanının manevi değerleri ve büyük şahsiyetleri nasıl birer tüketim nesnesine dönüştürdüğünü acı bir tebessümle anlatıyor.</p>
<p><strong>Muhammet Enes Kala</strong>, “Faciadan Erdeme Çağı Yorumlamak” başlıklı yazısında modern dünyayı kuşatan beş parçalı zehir haritasını -hız, yapaylık, kaos, malumatfuruşluk, yabancılaşma- deşifre ediyor. <strong>Halil İbrahim İzgi</strong>, “Neden Yazıyoruz?” sorusunun peşine düşerek yazmanın bir rahatlama biçiminden öte, insanın yeryüzündeki yerini arama macerası olduğunu ifade ediyor. <strong>Mustafa Uçurum</strong>, “Bir Yastıkta Kocanır mı?” başlıklı yazısında bir yastıkta kocama duasından küstüm yastığına geçişin, toplumun birliktelikten bireyselliğe doğru kayan değer yargılarının bir yansıması olduğunu vurguluyor. <strong>Müslim Coşkun</strong>, “Dilimiz Ne Söyler?” başlıklı yazısında dilin insanın dünyadaki yol haritası ve kimliği olduğunu vurguluyor.<strong> Âdem İnce</strong>, “Uzun Soluklu Hikâyemiz” başlıklı yazısında Osmanlı’nın altı asırlık birikiminden bugünün eğitim modellerine uzanan çizgide, yerli ve millî kültürel iktidarın nasıl kurulabileceğini analiz ediyor.<br />
<strong>Yağız Gönüler</strong>, “Bir Şeyi Bir Şeye Bağlamak Unutmayı Engeller” başlıklı yazısında, Ayşegül Genç’in yeni kitabı <em>Anlam Çiçek Açtığında</em>’yı inceliyor. <strong>Özcan Ünlü</strong>, “Dirilişten Şahitliğe” başlıklı yazısında Sezai Karakoç’un diriliş muştusu ile İbrahim Kalın’ın felsefi şahitlik kavramı arasındaki köprüleri kuruyor. <strong>Ali Emre</strong>, Abdullah Harmancı’nın yeni kitabı <em>Sevgi Borcu</em> üzerinden Türk edebiyatında az rastlanan bir duruşu, eleştirel vefayı inceliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9143" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Muhit-Dergi-Sayi76-Nisan-2026.jpg" alt="" width="365" height="517" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Muhit-Dergi-Sayi76-Nisan-2026.jpg 365w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Muhit-Dergi-Sayi76-Nisan-2026-339x480.jpg 339w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhit-dergisi-kemal-sayar-dosyasiyla-raflarda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Hüsrev Hatemi vefat etti</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/prof-dr-husrev-hatemi-vefat-etti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/prof-dr-husrev-hatemi-vefat-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi kim]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi mezarı]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9132</guid>

					<description><![CDATA[Tıp ve edebiyat dünyamızın tanınan isimlerden Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi, 88 yaşında vefat etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp ve edebiyat dünyamızın tanınan isimlerden Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi, 88 yaşında vefat etti. Hatemi&#8217;nin vefatını Dergah Yayınları, sosyal medya hesabından şu ifadelerle duyurdu:</p>
<p>&#8220;Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi bu fani dünyaya veda etti. Ağabeyimiz, dostumuz, doktorumuz, dert ortağımız, yazarımızdı. Yüce Allah onu rahmet deryalarında ağırlasın, ailesine, meslektaşlarına, dostlarına, talebelerine sabırlar ihsan eylesin. Nice hastaya şifa, nice talebeye ilim, nice insana tebessüm, nice çiçeğe göz oldu. Yol gösterdikleri, elinden tuttukları, sohbetine mahrem ettikleri daha fazladır. Şimdi bunların hepsi onun ahiret yolculuğunda heybesinden taşıyor. “İyi biliriz” Hatemi ağabey. Yolun açık, mekânın cennet olsun.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9136" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/husrev-hatemi-dergah.jpg" alt="" width="589" height="252" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/husrev-hatemi-dergah.jpg 589w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/husrev-hatemi-dergah-540x231.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 589px) 100vw, 589px" /></p>
<p>Ankaraedebiyat.com.tr olarak merhum Hatemi&#8217;ye Allah&#8217;tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.</p>
<h3>Hasan Hüsrev Hatemi kimdir?</h3>
<p>12 Aralık 1938’de İstanbul’da dünyaya gelen Hasan Hüsrev Hatemi, İstanbul Atatürk Erkek Lisesi (1956) ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni (1962) bitirdi. 1966 yılında İç Hastalıkları Uzmanı, 1971’de ise İç Hastalıkları Doçenti, 1972’de de Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı oldu. Hatemi 1978 yılında İç Hastalıkları Profesörü ünvanını aldı.</p>
<p>Tıp alanı dışında edebiyat alanında üretken biri olan Hatemi&#8217;nin ; Milliyet, Tarih ve Toplum, Hareket, Türk Edebiyatı, Zaman, Cumhuriyet, Mavera, Halka ve Olaylara Tercüman gibi yayınlarda şiir ve yazıları yayımlandı.</p>
<h3><strong>Kitapları</strong></h3>
<p>Eski Kentte Bir Gece<br />
Akşam Gümrükçüleri<br />
Şiirler<br />
Lodosçu<br />
Yozlaşmadan Uzlaşmak<br />
Grili Çocuk<br />
Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan Yeni Nizamların Cedreli<br />
Hoşça Bak Zatına<br />
Çelebi, Bizi Unutma<br />
Bir Bilim Dili Mücadelesi ve Tanzimat<br />
Bütün Şiirler<br />
Türk Aydını : Dünü-Bugünü<br />
Gün Akşamlıdır<br />
İstibdat-Meşrutiyet-Cumhuriyet Devirlerinde 80 Yıllık Hatıralarım<br />
Çengelköy&#8217;de Bir Çeng<br />
Baba Ben Druid miyem?<br />
Kimlik Kuyusu<br />
Darülfünun ve Darüşşifa<br />
Aydın, Toplum ve Tarih<br />
Eriyen Mumlar<br />
Şiirler (1968-1990)<br />
Şiirler (1990-2000)<br />
Anıcak Ol Meclisi : Hatıralar<br />
Karton Kutudan Güfteler<br />
Kopuz ile Çeşte<br />
N&#8217;etti Bu Yunus N&#8217;etti<br />
Karakavak Şiirleri ve On Yıl Öncekiler<br />
Göğe Giden Kervanlar : Mevlânâ&#8217;dan Deyişler<br />
Anılar : Ömür Süvarisi<br />
Dekorlar Kaldı Geride<br />
Hüsrev Hatemi&#8217;den Duyduklarımız<br />
Hüsrev Hatemi Kitabı: Hekim-İlim Adamı-Şair<br />
İl, Dil, Din Üzerine<br />
Hz. Mevlana&#8217;dan Rubailer : Vuslat Denizi<br />
Nasıl Okudum<br />
Kişver : Son Şiirler, İlk şiirler<br />
Özge Temaşa : Gerçek Hayat Dergisi Yazıları 2009-2011<br />
Rubâiler / Ömer Hayyam<br />
Şiirler<br />
Bilim Tarihi ve Kültür Yazıları<br />
Görüntüler ve Görüşler<br />
Tapu Sicil Muhafızının Anıları : Zerrât-ı Tahattur</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/prof-dr-husrev-hatemi-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Yorum’ un 6. sayısı çıktı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/cagdas-yorum-un-6-sayisi-cikti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/cagdas-yorum-un-6-sayisi-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:08:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yorum]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yorum dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş Yorum içerik]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9123</guid>

					<description><![CDATA[Aylık olarak yayınlanan Çağdaş Yorum dergisinin yeni sayısında ‘Günah Keçisi Gitti Günah Sığırı Geldi’ ana başlığı altında küresel ısınma konusu ele alındı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>E-Dergi <strong>Çağdaş Yorum</strong>’ un 6. Sayısı çıktı. Derginin Yayın Kurulu Başkanı Mehmet Yüksel. Genel Yayın Yönetmenliğini ise Muhammed Burak Tunay yürütüyor. Derginin grafik ve tasarım işlerini de yine bu ikili üstlenmiş durumda.</p>
<p>Aylık olarak yayınlanan derginin yeni sayısında <strong>‘Günah Keçisi Gitti Günah Sığırı Geldi’</strong> ana başlığı altında <strong>küresel ısınma</strong> konusu ele alınmış. Konuyla ilgili analiz ve istatistiki bilgilerin yanı sıra birtakım çözüm önerileri sunulmuş. Sonuç olarak ana tema, “Küresel Isınmayı Çözmek İçin: Hayvanları katletmeyin, her canlının ihtiyacı olduğu gibi organik besleyin yeter…” cümleleri ile özetlenmiş. Bunun dışında Yayın Kurulu Üyemiz Abdurrahim Zararsız’ın bir şiirine ve kendisi ile yapılan röportaja da hacimli ve özenli bir yer ayrılmış.</p>
<p>Toplam 66 sayfayı bulan dergide, çok sayıda şiir, deneme, öykü, portre, düşünce ve kitap inceleme yazıları var.</p>
<p>Grafik ve görselleri ile de ilgi çeken dergi şimdilik <a href="https://cagdasyorum.com/books/ggge/#p=47" target="_blank" rel="noopener">https://cagdasyorum.com/books/ggge/#p=47</a> linkinde ücretsiz olarak okurlarının istifadesine sunuluyor. Çağdaş Yorum Dergisine bundan sonraki yayın hayatında da başarılarının daim olmasını diliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9124" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum.jpeg" alt="" width="589" height="831" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum.jpeg 589w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-340x480.jpeg 340w" sizes="auto, (max-width: 589px) 100vw, 589px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9127" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-3.jpeg" alt="" width="587" height="830" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-3.jpeg 587w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-3-339x480.jpeg 339w" sizes="auto, (max-width: 587px) 100vw, 587px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9126" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-2.jpeg" alt="" width="1176" height="831" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-2.jpeg 1176w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-2-540x382.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1176px) 100vw, 1176px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9125" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz.jpeg" alt="" width="1176" height="828" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz.jpeg 1176w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/cagdas-yorum-zararsiz-540x380.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1176px) 100vw, 1176px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/cagdas-yorum-un-6-sayisi-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Server&#8217;in bu haftaki konuğu Tarık Sezai Karatepe</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tarik-sezai-karatepe/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tarik-sezai-karatepe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 08:13:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[server]]></category>
		<category><![CDATA[server bir kitap bir yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[server vakfı kitap okuma]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Sezai Karatepe]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Sezai Karatepe kim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarık Sezai Karatepe kitapları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9119</guid>

					<description><![CDATA[Gelenek haline gelen Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri, bu hafta da yeni konusu ve konuğuyla devam ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelenek haline gelen Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri, bu hafta da yeni konusu ve konuğuyla devam ediyor.</p>
<p>Vakıf bu çarşamba Araştırmacı Yazar Tarık Sezai Karatepe&#8217;yi ağırlayacak.</p>
<p>Çarşamba Sohbetleri’nin bu haftaki konusu ise “Abdüllaziz&#8217;den Günümüze Haberler” olacak.</p>
<p>Söyleşi, 1 Nisan 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilecek. Program, vakfın Demirtepe’deki merkezinde saat 19.00’da başlayacak.</p>
<p>Etkinliği, Server Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Mehmet Ali Bulut yönetecek. Konuşma Sever’in youtube kanalından canlı olarak da verilecek.</p>
<h3>TARIK SEZAİ KARATEPE KİMDİR?</h3>
<p>1967 Sivas Yıldızeli doğumlu olan Karatepe, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği’nden mezun oldu. 1992-2013 yılları arasında sırasıyla Ardahan, Tunceli, Bartın, Sincan, Çubuk ve Sivas&#8217;ta görev aldı. 2013 yılında Bir Aydın Çığlığı, 2015 yılında Yüreğimde Bir Sızı, Sen Yoksun Diye ve Henüz On Dördündeydi isimli 4 basılı eseri bulunmaktadır.</p>
<p>Tarık Sezai Karatepe halen köşe yazarlığı, sivil toplum kuruluşları üyelikleri ve uzmanlık alanlarında konferans ve seminerler ile tarihe ışık tutan bir eğitim aşığı olarak yoluna devam etmekte.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9121" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tarik-sezai-karatepe-server.jpg" alt="" width="600" height="746" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tarik-sezai-karatepe-server.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/tarik-sezai-karatepe-server-386x480.jpg 386w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-tarik-sezai-karatepe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
