Gök’çe şafaklar sökülürdü baktığın yerden
Ay’ca düşlere gebe kalırdı yıldız kızları
Gün/eşi umursamazdı dünya
kıskanç denizler
eteklerini toplardı kıyıdan hırçınca
hükmederlerdi rüzgâra
“parçala kayaları parçala !”
Aldırmazdım
önüm sıra akıp giden toprak seline
düşecekmişim,sürüklenecekmişim inanmazdım.
Ne bir liman ne de sakin bir koy
yalnızca gönlüm korurdu beni senden…
İflâhım mümkün olsaydı
kaçardı yangınım
koparak kaçardı iliklerimden.
Yeniden kurulsaydı zembereğim
olağan akardı nehirlerim.
Utancından ağlayan göklerin
seyrine dalmazdım rahmet diye.
Hükmü geçer olsaydı gönlümün
kanat çırpmazdım esrik bir maviye
tüylerim uçuşmazdı
kaf dağının tepesinde.
Ve sen!
bakmayı bilseydin gönlümün kıyısına
lacivertler ürkütemezdi
şavka hazır nârin ufkumu…
(Fotoğraf: Enes Yasin Bay)
