Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ütülü cümleler

İsmail Nerimanoğlu şiiri…

İsmail Nerimanoğlu şiiri...

Neresinden başlasam
bir yerim sona değiyor.
Yarım asır ve dört yıl
omzumda asılı bir takvim
yapraklarını sessizlikle çeviriyorum.

Anlatmadıkça çoğalan cümleler var,
sustukça ağırlaşan.
Dilime gelince kekeme,
yüreğime inince çığlık.

“Dünya dışında hayat var mı?” diyorlar.
Ben kapı komşuma varamadım daha.
Selâmın yörüngesi dar,
Mars uzak.
İnsan, göğe medeniyet ararken
avlusunda kayboluyor.

Muhammediye Camiî avlusunda
çay buharına bırakıyorum aklımı.
Zihnimin kırışık yerlerini
parmak uçlarımla düzeltiyorum.
Bazı satırların altını kalın çizdim,
bazıları hâlâ buruşuk —
ütü tutmuyor.

Basın kokan yıllardan
soğan doğranan mutfağa uğradım.
Vitrin değişti,
insan değişmedi.
Tencerede kaynayan yalnızlık
her yerde aynı sesi çıkarıyor.

Elinin tarak kemiğine
“Canım anam” yazmış bir çocuk gördüm.
Mürekkep değil o,
derinin içinden sızan bir sızı.
Her yara bir cümle,
her iz yarım kalmış bir hikâye.

Bir baltaya sap olamamışlar,
sapa balta bile duramamışlar…
Adıyla müsemma olamayan yüzler,
oyun içinde oyun kuran gölgeler.
Kalabalık çok,
insan az.

Ben yalnızlığı kalabalıktan seçmedim;
içimdeki meydandan seçtim.
Konuşan ben,
susan ben,
itiraz eden yine ben.
Fikrim sobe —
saklanacak yerim kalmayınca yazıyorum.

Şiirlerimde kendini arayan kadınlar,
kafiyeye tutunmak isteyen gölgeler…
Oysa şiir,
dokunulmayı sever
ama sahiplenilmeyi değil.
İlhamın cebine rüşvet koyulmaz,
masumiyeti çabuk küser.

Daldan dala konuyor kelimelerim,
anılarım içimde donuyor.
Bir yerden başlayıp
başka bir yerde duruyorum.

Belki de mesele başlangıç değil,
son da değil.
Mesele,
insanın kendine denk düşen
cümleyi bulması.

Ben hâlâ arıyorum.

(Fotoğraf: Mehmet Poyraz, 2025)