Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Okullarda disiplin konusu

Ortaokulda ve lisede örgün eğitim zorunlu olmamalıdır. Zorunlu eğitimin liselerde kısıtlı, aşamalı olması tartışılmamalıdır bile. Örgün eğitimin müfredatını ve disiplinini kaldıramayacak öğrencileri zorla okulda tutmak, diğer öğrencilerin sağlıklı bir ortamda eğitim alma haklarını yok etmektir. Ayrıca akran zorbalığının ağır örneklerinin ve kötü alışkanlıkların öğrenciler arasında hızla artmasının en önemli nedenlerinden biri de eskilerin ifadesiyle “okumada gözü olmayan” öğrencileri sınıfta zorla tutmaktır. Okumada gözü olmayan gençler okul idaresinin ve öğretmenin otoritesini sarsmakta, arkadaşlarına ve öğretmenlerine kolayca psikolojik veya fiziksel şiddet uygulayabilmektedir.

Okullardaki rehber hocaları okulda olan veya okul çevresinde olup okula sirayet eden asayiş olayları karşısında çaresiz kalabilmekteler. Rehberlik hocalarının vazifesi asayiş olaylarına dahil olmak, öğrenciyi terbiye etmek değil (Zaten buna gücü yetmez), terbiyeli gençleri hayata ve akademik başarıya doğru yönlendirmek olmalıdır.

Terbiye edemeyen ve sadece bilgi aktarmacılığı yapan örgün eğitim, zorunlu olmamalıdır. Şimdi dijital çağdayız, bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bilgiye ulaşmak için öğrencinin kütüphanelerde ansiklopedi karıştırmasına, raflarda kitap aramasına gerek yok. Dijital çağda dershane ve kurs gibi kurumlara da ihtiyaç azalmıştır.

Başarısız öğrenci bir üst sınıfa geçememelidir. İki yıl sınıfta kalan öğrenciye “tasdikname” verilmelidir. Tasdikname alan ortaokul veya lise öğrencisi ister açık liseden/ortaokuldan eğitimini tamamlasın ister iş hayatına atılsın. Okulda öğretmenin ailede ebeveynin terbiye edemediği gençleri yanında çırak oldukları bir meslek erbabı, bir usta pek âlâ terbiye edebilir.

Zorunlu eğitimin kalkmasıyla sınıflardaki öğrenci sayısı azalacak, bu durum eğitim kalitesinin artmasını da etkileyecektir. Her zaman söylediğimi tekrarlıyorum: Eğitim süreleri eskisi gibi ilkokul(zorunlu) 5 yıl, ortaokul 3 yıl, lise 3 yıl olmalıdır. Ayrıca İmam Hatip Ortaokulu olduğu gibi diğer meslekî ve teknik liselerin de orta kısmı olmalıdır.

Diğer bir konu:

Meslek liseleri dahil, her okulun tabelasında “Anadolu” yazmasının mantığını bana biri izah etsin lütfen. Anadolu ve Fen Liseleri özel müfredata sahip ve sınavla öğrenci alan okullar olmalı. Anadolu ve Fen Lisesi sayısı il ve ilçelerde nüfusa göre belirlenmeli, sınırlı olmalıdır. Mesela nüfusu 20 bin olan ilçede bir Anadolu Lisesi, nüfusu 50 bin olan ilçede bir Fen Lisesi olmalı. Şehir merkezlerinde, merkez ilçelerde farklı olabilir. Anadolu’da orta ölçekli bir şehirde bir Fen Lisesi belki üç Anadolu Lisesi olmalı. Diğer liseler (şu an sınavsız öğrenci kabul eden liseler) eski tabirle “düz lise” olmalı. Meslek liseler ise eskisi gibi meslek lise ve teknik lise diye ikiye ayrılabilir. Bu konu Milli Eğitim Bakanlığınca “silbaştan” çalışılmalı, en doğru sistem uygulanmalıdır. Şu kesin ki şu anki sistem doğru değil.

İlkokulda ve ortaokulda her öğrenciye yaşadığı şehrin en az beşer türküsü muhakkak ezberletilmelidir. Türk müziği eğitimi Türk kültürü ve milli kimlik için çok önemlidir. Bilhassa metalik ve protest müzikler çocukların ahlâkının bozulmasında tesirlidir.

Eskisi gibi öğrenciler gibi öğretmenlere de kılık kıyafet standartı getirilmelidir. Öğrenciler için öğretmenleri ahlâk ve erdem, dil ve üslup, kılık ve kıyafet konusunda rol modeldir.

Özel gereksinimli çocuğu olan nüfuzlu ailelerin bazısı çocuklarının standart sınıflarda diğer öğrencilerle eğitim görmesi için okul idaresine baskı yapabilmekteler. Buna asla müsaade edilmemelidir. Özel gereksinimli (kaynaştırma) öğrenciler sınıfta ders disiplinini bozuyor, diğer öğrencilerin derse ilgisini dağıtıyor ve öğretmeni sınıfta meşgul ediyorsa engel durumuna göre sadece özel eğitim merkezlerinde veya evde eğitim almalıdır. Ailelere bu konuda taviz/ayrıcalık tanınmamalıdır. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı çıkardığı mevzuatla her türlü kolaylığı zaten sağlamaktadır.

Okullarda öğrenciler için cep telefonu kesinlikle yasaklanmalıdır. Öğretmenler derslere cep telefonu ile girmemelidir. Öğrenci veya öğretmen tarafından sınıflarda gizli veya açık yapılan video çekimlerinin önüne geçilmelidir.

Okullardaki disiplin kurullarında öğretmen sayısı kadar veli bulundurulmalıdır. Okul-Aile Birliği gibi “Okul-Aile Disiplin Birliği/Kurulu” oluşturulmalıdır. Böylelikle, çıkması muhtemel problemlerde öğretmenler kadar okul velilerinin de sorumluluk alması öğretmeni ve okul idaresini problemli öğrencinin ve velinin hedefi olmaktan belki çıkaracaktır.

Okullarda vazife tanımı eğitim-öğretim kurumlarına göre özelleşmiş güvenlik görevlisi bulunmalıdır. Veliler sınıfların ve öğretmenler odasının olduğu koridorlara asla girememeli, ancak idareci bölümünde tahsis edilen “veli görüşme odası”nda ilgili hocalarla görüşebilmelidir. Okul mimarileri bu ve benzer yeni ihtiyaçlara göre yeniden yapılandırılmalıdır.

Nesillerin yetişmesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın çok büyük sorumluluğu vardır lâkin bir kompleks yapıya sahip insanın eğitimi, hele ki milli şuura sahip vatan evladı yetiştirmek sadece okulların, Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğu olamaz. Yeni nesillerin millî kültür şuuruyla yetişmesi çok boyutları ve bileşeni olan bir milli güvenlik meselesidir.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ
Masaüstü Reklam 2

SON İÇERİKLER

Gerçek Tarih Derneği