1990’ların başı fakültede öğrenciyiz. Hocalarımızın ve bilhassa Prof.Dr. Orhan Okay hocamızın dilinde bir “Seyfettin Özege” adı…
Orhan Okay hocamızı ısrarla bizim Atatürk Üniversitesi’ndeki Seyfettin Özege Yazma Eserler Bölümünü görmemizi isterdi. Nihayetinde bitirme tezimi rahmetli hocam Prof.Dr. Avni Gözütok’un yönlendirmesiyle Seyfettin Özege Kütüphanesinde dilbilimle ilgili eserlerin kataloğunu yaparak lisans öğrenimimi tamamlamış ve “Türkolog” ünvanını almıştım.
Yıllar sonra 9 Kasım Aziziye Zaferi öncesi II. Abdülhamd’in Erzurum ahalisine irad ettiği fermanını Seyfettin Özege yazma eserler bölümünden temin ettiğim, Ahmet Mithat Efendi’nin 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı (93 Harbi) ele alan, büyük oranda belgelere dayalı, savaşın hemen ardından 1878’de yayımlanan önemli bir tarihî ve siyasi çalışma olan Zübdetü’l-Hakayık (Hakikatlerin Özü) adlı eserinde bulmuş ve bu önemli fermanı Erzurum kültür tarihine kazandırmıştım.
Ardından Seyfettin Özege ile daha çok bilgiye ulaşmaya çalışmıştım ama Prof.Dr. Ali Utku’nun bir makalesi dışında pek bir şey bulamamıştım.
Özege merakımı şehrin kültür mahfillerinde dillendirince 2012 yılının 19 Kasım günü, Erzurum araştırmacılarından Naci Elmalı, beni Mustafa Koca ile tanıştırdı. Kimdi Mustafa Koca?
Mustafa Koca 1342 (1926) doğumluydu. Kendisi Sinop Gerzeli; lâkin 1952’den sonra Erzurum’da yaşamış. Erzurum’un yerli ailelerinden Aşıroğluların eniştesi. Palandöken ilçemizde Yenişehir semtinde, hemen Solakzâde Camii’nin gölgesindeki evinde tek başına yaşıyordu, o da göçe eyledi öte âleme. Allah rahmet eylesin.
Mustafa hoca, 1952’de Erzurum’a Türk Dili ve Edebiyatı muallimi olarak gelmiş, değişik okullarda muallimlik yaptıktan sonra 1972’de Atatürk Üniversitesi Kütüphane Dokümantasyon Başkanlığı’nda göreve başlamış. Emekli olduğu 1992’ye kadar bu görevde kalmış. Kendisine Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki yazma eserlerden oluşan Seyfettin Özege Bağış Kitaplığı’nı sormuştum. Özege kimdi ve bu kitapları neden Erzurum’ a bağışlamıştı? Öyle ya, 1728-1928 yıları arasında eski harflerle basılmış Türkçe eserler, Osmanlı coğrafyasının kültürünü, geleneğini, bilim anlayışını, sanat zevkini, diplomasisini bugünlere taşıyordu. Bu eşsiz koleksiyonu (52 bin ciltten çok kitap) Erzurum’a kazandıranı Erzurum’da kaç kişi tanıyordu?

Seyfettin Özege (1901-1981), aslen Artvinli olmasına rağmen İstanbul dışına pek çıkmamıştır. Hele Erzurum’a hiç gelmemiştir. Kendisi 1921’de Mekteb-i Mülkiye’yi, 1924’te Hukuk Mektebi’ni bitirdi. 1950’ye kadar değişik bankalarda çalıştı. 1957’de kurulan genç üniversitenin oldukça fakir olan kütüphanesinin durumunu, o sıralar Atatürk Üniversitesi’nde Edebiyat Doçenti olan Niyazi Akı Hoca İstanbul’da karşılaştığı Mehmet Seyfettin Özege’ye anlatmış ve kitaplarını Atatürk Üniversitesi’ne bağışlamasını rica etmiş. Hikâyenin başlangıcı böyle…. 1961’de Seyfettin Özege bir ömür biriktirdiği kıymet biçilemeyecek değerdeki bu kitaplarını kitaplarının fişlenmesi ve kataloğunun hazırlanması şartıyla Erzurum’a göndermiştir. Oldukça takva bir zat olan ve hayatı boyunca hiç evlenmeyen Seyfettin Özege İsmail Kara’nın “Tarih ve Toplum”daki bir yazısında belirttiğine göre ömrünün büyük bir kısmını gün aşırı oruç tutarak (Savm-ı Davud) geçirmiş, bu nedenle sahaflarda kendisine edilen ikramları genellikle kabul etmemiştir. Bağışladığı eserlerin üniversitedeki bazı hocaların yarar-yaramaz diye tasnif etmesine ve kütüphanesinin kataloğunun hazırlanmasının geciktirilmesine çok üzülmüş ve kitaplarını Erzurum’a bağışladığı için pişman olmuş, zaman zaman bu pişmanlığını mektuplarında ve sohbetlerinde dile getirmiştir.
Özege kitap kataloğunun hazırlanması gecikince kitaplarını geri istemiş yaklaşık 10 yıl sonra Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Kemal Bıyıkoğlu, Özege’nin şartının yerine getirilmesi için üniversite bünyesine, Osmanlıca metinleri okuyabilen ve Arapça bilen Ali Bayram’ı almıştır. Seyfettin Özege, kataloğun çıkarılacağına ve titiz bir şekilde korunacağına kanaat getirince kütüphanesini Atatürk Üniversitesi’nden geri almaktan vazgeçmiştir. Merhum Kemal Bıyıkoğlu, çalışmaların her sürecini yakından takip etmiştir. Konuyla ilgili o dönem Ali Bayram’ın oluşturduğu heyette bulunan emekli öğretim üyesi Prof.Dr. Ali Şafak Aralık 2024’te Atatürk Üniversitesi’nde yapılan “Kemal Bıyıkoğlu Bilgi Şöleni”nde şunları anlatmıştır:
“Kitapların kataloglarının hazırlanması için oluşturulan ekipte; Orhan Okay, Tuncer Baykara,
Âmil Çelebioğlu ve ben bulunuyorduk. O kısımla görevli olarak eski yazı ve kısmen Osmanlıca bilen Erzurumlu Ali Bayram ve Şadi Çöğenli ve bir de Ganime Ablamız vardı. Daha önceden üniversite memurları, görevlileri içerisinden birkaç kişi Tasnif Heyeti olarak görevlendirilmiş ama kitapların konuları hakkında ve hatta bazılarının isimleri, hiç işitmediği isimlerden olunca yakıştırarak okuyanları vardı. Mesela askeri arşivler komutanlığından emekli, üniversitenin kütüphane uzman kadrosuna tayin olmuş Osmanlıca (eski alfabemizi) bilen bir Emekli Binbaşı
(Cahit Bey) vardı. Çalışırken de biraz sesli çalışır ve çevredekilerin dikkatini çekerdi. Elinde bir eser adını “Muğannit-Tullâb” şeklinde okudu ve “Görüyor musunuz eski öğrencilerin şarkıcıları da varmış…” diye konuşurken hatırladığım kadarıyla biraz da medrese tahsili görmüş ve Kütüphane Uzman kadrosundan Ali Bayram “Binbaşım o kitabın adını doğru okumadınız o kitabın doğru adı ‘Muğnî’t-Tullâb’dır ve musiki ile de ilgili değil. Eser bildiğim kadarıyla Osmanlı medreselerinde okutulan mantıkla ilgili bir eserdi…”
Atatürk Üniversitesi’nin dünya bilim sahasındaki prestijlerinden olan bu büyük hazineyi Erzurum’a kazandıran Niyazi Akı Hoca bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Kayalar (Cuma) doğumlu, Mehmet Seyfettin Özege de İstanbullu… Kitapları canı ciğeri gibi muhafaza edip insanlığa ve bilim dünyasının hizmetine sunan Mustafa Koca da Sinoplu… Seyfettin Özege Yazma eserler koleksiyonunun Erzurum’dan geri gitmesini önleyen de Ankara, Polatlılı dönemin rektörü Prof.Dr. Kemal Bıyıkoğlu olmuştur. Ebediyete intikal etmiş hocalarımıza yüce Mevlâ’dan rahmet diliyorum.
2012’de Mustafa Koca Hocamız ile görüşmemizi bir köşe yazısında okurlarımla paylaşmış ve son cümleyi şöyle kurmuşum: “Bizlere düşen, Erzurum’a ve üniversitemize katma değer olan bu şahsiyetleri lâyıkıyla anmak, yeni nesillere iyi anlatmaktır.”
İşte bu temennim 2 Nisan Perşembe günü Atatürk Üniversitesi’nde “Vefatının 45. Yılında Seyfettin Özege Sempozyumu” ile gerçekleşecek. Program T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı ve Atatürk Üniversitesi’nin paydaşlığında Atatürk Üniversitesi Merkezi Kütüphanesinde, Seyfettin Özege Nadir Eserler Salonunda 09.30’da başlayacak.
Kalem erbabı bir Erzurumlu olarak, Seyfettin Özege’nin anılması fikrinin sahibi Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi Konyalı Prof.Dr. Ali Utku ile Kayserili Prof.Dr. Erdoğan Erbay hocalarımıza ve tabii ki vazifeye ilk başladığı birkaç ay içerisinde Kemal Bıyıkoğlu sempozyumu ile başlattığı vefa programlarını tüm samimiyetiyle destekleyen ve devam ettiren Rektörümüz Prof.Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’na şükranlarımızı sunuyoruz.



YORUMLAR