Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Eyüp Beyhan
Eyüp Beyhan

Eleştiri üzerine-1

Eleştiri, çoğu zaman yanlış anlaşılmış bir kelimedir. Günlük dilde “yerme”, “kusur bulma” ya da “hücum etme” ile eş anlamlı kullanılır. Oysa eleştiri, özünde yıkmak için değil, ayıklamak, ayırt etmek ve değerlendirmek için vardır. Kelimenin kökenine baktığımızda açıkça görülür: Yunanca krinein; ayırmak, hüküm vermek, seçmek demektir. Eleştiri, bir bakıma zihnin terazisidir. Tartıyı şaşırdığında adalet duygusu da kaybolur.

BİR KAVRAM OLARAK ELEŞTİRİ

Eleştiri; bir eseri, düşünceyi ya da tutumu kendi bağlamı içinde, ölçütleri belirli bir bakışla değerlendirme çabasıdır. Bu çaba, öznel sezgilerle başlar ama keyfîlikte bitmez. Eleştirinin özü, hüküm vermek değil; hükme giden yolu açık etmektir. Bu yönüyle eleştiri, kanaatten çok muhakemeye dayanır.

Eleştirinin asıl muhatabı eserdir; yazar değil. Ne var ki tarih boyunca eleştiri, sık sık şahsiyetle karıştırılmış; eser üzerinden düşünmek yerine, eser sahibine yönelmiştir. Bu da eleştiriyi bir düşünce faaliyeti olmaktan çıkarıp bir hesaplaşma alanına dönüştürmüştür.

Batı düşüncesinde eleştiri, Antik Yunan’dan itibaren felsefenin ayrılmaz bir parçasıdır. Aristo’nun poetikası, yalnızca sanatın ne olduğunu anlatmaz; aynı zamanda nasıl değerlendirileceğini de öğretir. Orta Çağ’da eleştiri daha çok metin şerhi şeklinde gelişirken, modern anlamda eleştiri Aydınlanma ile birlikte sistematik bir hüviyet kazanır. Kant’ın “eleştiri” kavramını aklın sınırlarını belirlemek için kullanması tesadüf değildir. Eleştiri, burada bir yıkım değil, sınır çizme faaliyetidir.

Türk edebiyatında ise eleştiri, Tanzimat’la birlikte belirginleşir. Bu gecikmenin temel nedeni, eleştirinin tarih fikriyle olan yakın ilişkisidir. Eleştiri, bugünden konuşur; geçmişi kutsamaz, bugünü mutlaklaştırmaz. Oysa geleneksel düşünce yapımızda metinler çoğu zaman sorgulanmaz, şerh edilir. Bu durum, eleştirinin bir tür olarak yerleşmesini zorlaştırmıştır.

ELEŞTİRİ SANATI VE ÜSLUP

Eleştiri bir ilim olduğu kadar bir sanattır da. Çünkü eleştiri, yalnızca ne söylendiğiyle değil, nasıl söylendiğiyle anlam kazanır. Üslup, eleştirinin ahlakıdır. Sert ama adil, mesafeli ama samimi bir dil; eleştiriyi kalıcı kılar. Hakaret ise sesi yükseltir ama sözü küçültür.

Eleştiri sanatının temel ilkesi şudur: Anlamaya çalışmadan hüküm verilmez. Eleştirmen, önce metne yaklaşır, sonra kendine döner. Kendi önyargılarını, ideolojik konumunu ve estetik tercihlerini fark etmeyen bir eleştirmen, farkında olmadan metni değil, kendini anlatır.

ELEŞTİRİ TÜRLERİ

Eleştiri, amaç ve yöntemlerine göre farklı türlere ayrılır:

Yapıcı eleştiri: Eseri geliştirmeyi hedefler, kusuru gösterirken imkânı da işaret eder.

Yıkıcı eleştiri: Kusuru merkeze alır, çözüm önermez; çoğu zaman şahsileşir.

Biçimsel eleştiri: Dil, yapı ve teknik unsurlara odaklanır.

İçerik eleştirisi: Tema, düşünce ve anlam katmanlarını inceler.

Toplumsal eleştiri: Eseri, dönemi ve toplumsal bağlamı içinde değerlendirir.

Her eleştiri türü meşrudur; yeter ki yöntem açık, dil sahici ve amaç berrak olsun.

ELEŞTİRİNİN ÖNEMİNİ İDRAK ETMEK…

Eleştirinin olmadığı yerde gelişme olmaz. Eleştiri, sanatın ve düşüncenin kendini yenileme mekanizmasıdır. Aynaya bakmayan bir edebiyat, zamanla kendi tekrarına hapsolur. Eleştiri; yazarı diri tutar, okuru bilinçlendirir, edebiyatı derinleştirir.

Ancak eleştirinin bir sorumluluğu vardır. Eleştiri, güç kullanmaz; ikna eder. Bağırmaz; gerekçelendirir. Yargılamaz; anlamaya çalışır. Bu sorumluluk unutulduğunda eleştiri, amacını kaybeder ve polemiğe dönüşür.

Eleştiri, bir hesaplaşma değil, bir hesap verme kültürüdür. Eseri merkeze alan, şahsiyeti dışarıda bırakan, adaleti ölçü edinen bir eleştiri anlayışı; edebiyatın da düşüncenin de nefes almasını sağlar. Bugün ihtiyacımız olan şey, daha az öfke, daha çok muhakeme; daha az yargı, daha çok anlayıştır.

Çünkü eleştiri, doğru yapıldığında bir yarayı derinleştirmez; iyileştirir.

Bu yazımızı mütefekkir Sait Çekmegil’in bir sözü ile noktalayalım; “Tenkit ibadettir”.

Not-1: Eleştiri üzerine yazmaya devam edeceğiz.

Not-2: “ankaraedebiyat.com.tr” hayırlı olsun. Yayın hayatında başarılar dilerim.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON İÇERİKLER

Gerçek Tarih Derneği