Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

İstiklâl Marşı’nı anlamak: Bir milletin ruhunu okumak

Eyüp Beyhan yazdı: İstiklâl Marşı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri de Batı medeniyetine yönelik eleştiridir. Şair, emperyalist işgal hareketlerini sert bir dille eleştirir.

Eyüp Beyhan yazdı: İstiklâl Marşı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri

Bir milletin hafızasında bazı metinler vardır ki yalnızca bir edebî eser olmanın ötesine geçer, bir çağın ruhunu, bir toplumun karakterini ve bir mücadelenin anlamını içinde taşır. Mehmet Âkif Ersoy’un kaleme aldığı İstiklâl Marşı da bu tür metinlerden biridir. Bu marş, yalnızca bir şiir değil, Aziz milletimizin bağımsızlık iradesini, inancını ve tarihsel kimliğini ifade eden güçlü bir düşünce metnidir.

İstiklâl Marşı’nı anlamak, sadece mısraları okumak değildir. Onu anlamak için yazıldığı dönemin şartlarını, Mehmet Âkif’in fikir dünyasını ve milletin içinde bulunduğu tarihsel atmosferi birlikte değerlendirmek gerekir. İstiklâl Marşı, “Türk milletinin tarihî hafızasını, bağımsızlık iradesini ve değerler dünyasını yansıtan bir metindir.” Bu nedenle marşı anlamak, aslında bir milletin ruhunu anlamaya çalışmak demektir.

İstiklâl Marşı’nın yazıldığı dönem, Müslüman Türk milletinin varlık yokluk mücadelesi verdiği Millî Mücadele yıllarıdır. Anadolu’nun büyük bölümü işgal altındadır ve milletin moral gücünü canlı tutacak bir sembole ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir atmosferde ortaya çıkan bu şiir, yalnızca bir sanat eseri değil, aynı zamanda bir direniş manifestosu hâline gelmiştir.

İstiklâl Marşı’nın Yazıldığı Tarihsel Atmosfer

İstiklâl Marşı’nın ortaya çıktığı tarihsel ortam, şiirin anlamını derinleştiren en önemli unsurlardan biridir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti büyük ölçüde dağılmış, Anadolu’nun birçok bölgesi yabancı güçler tarafından işgal edilmiştir. Bu şartlar altında Türk milleti bağımsızlığını korumak için büyük bir mücadeleye girişmiştir.

Bu mücadele yalnızca cephede verilen bir savaş değildir. Aynı zamanda bir fikir, moral ve inanç mücadelesidir. İşte İstiklâl Marşı bu atmosferde doğmuştur.

1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni kurulacak devletin millî marşını belirlemek için bir yarışma düzenlemiştir. Yarışmaya yüzlerce şiir gönderilmiş, ancak Mehmet Âkif başlangıçta yarışmaya katılmamıştır. Bunun sebebi yarışmada para ödülü bulunmasıdır. Âkif’in bu konudaki hassasiyeti, onun şiiri maddî bir karşılık için değil, milletine karşı bir sorumluluk duygusuyla yazdığını göstermektedir.

İstiklâl Marşı, “bir milletin ortak duygularının şiir hâline gelmiş ifadesidir.” Bu nedenle marş yalnızca Mehmet Âkif’in kaleminden çıkan bir şiir değil, milletin ruhunu dile getiren bir metin olarak görülmelidir.

İstiklâl Marşı’nın yazılış süreci, Mehmet Âkif’in milletine duyduğu sorumluluğun ve dönemin ağır şartlarının bir sonucudur. Marşın yazılmasına vesile olan önemli hatıralardan biri, Âkif’in yakın dostu Hasan Basri Çantay tarafından aktarılmaktadır. Çantay, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Âkif ile aralarında geçen konuşmayı şu şekilde anlatır:

“Meclis’te Âkif’le yan yana oturuyoruz. Çantamdan bir kâğıt parçası çıkardım.

Ciddi ve düşünceli bir tavır ile sıranın üstüne kapandım, güya bir şey yazmaya hazırlanmıştım. Üstat ile konuşuyoruz:

Neye düşünüyorsun, Basri?

Mani olma, işim var!

Peki. Bir şey mi yazacaksın?

Evet.

     Ben mani olacaksam kalkayım.

Hayır, hiç olmazsa ilhamından ruhuma bir şey sıçrar!

Anlamadım.

Şiir yazacağım da.

Ne şiiri?

Ne şiiri olacak? İstiklâl şiiri! Artık onu yazmak bize düştü!

Gelen şiirler ne olmuş?

Beğenilmemiş.

Ya!

Üstat, bu marşı biz yazacağız!

Yazalım, amma şartları berbat!

Hayır, şartlar filan yok. Siz yazarsanız müsabaka (yarışma) şekli kalkacak.

Olmaz, kaldırılmaz, ilân edildi.

Canım, vekâlet (Bakanlık) buna bir şekil bulacak. Sizin marşınız yine resmen Meclis’te kabul edilecek, güneş varken yıldızı kim arar!

Peki bir de ikramiye vardı?

Tabii alacaksınız!

Vallahi almam!

Yahu lâtife ediyorum, onu da bir hayır müessesesine (kurumuna) veririz. Siz bunları düşünmeyin.

Vekâlet kabul edecek mi ya?

Ben Hamdullah Suphi Bey’le konuştum. Mutabık kaldık. (anlaştık) Hatta sizin namınıza söz bile verdim!

Söz mü verdiniz, söz mü verdiniz?

Evet!

Peki ne yapacağız?

Yazacağız!”

Bu konuşmanın ardından Mehmet Âkif marşı yazmaya başlamış ve yoğun bir ilham hâli içinde çalışmıştır. Nitekim Konya mebusu Hafız Bekir Efendi’nin aktardığı hatıraya göre:

“Âkif, bir gece birden uyanır, kâğıt arar, bulamayınca kurşun kalemiyle yer yatağının sağındaki duvara marşın ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım’ mısrasıyla başlayan kıtasını yazar.”

Mehmet Âkif, marşın bazı bölümlerini Ankara’daki Tacettin Dergâhı’nda, bazılarını ise Meclis çalışmalarının arasında kaleme almıştır. 7 Şubat 1921’de tamamlanan İstiklâl Marşı, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Marşın yazıldığı günlerde Anadolu işgal altındadır ve Türk milleti bağımsızlık mücadelesinin en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

Marşın Temel Kavramları: Hürriyet, İman ve Vatan

İstiklâl Marşı’nın düşünce dünyasında üç temel kavram öne çıkar: hürriyet, iman ve vatan.

Hürriyet

Marşın merkezinde yer alan en güçlü düşünce bağımsızlıktır. Şiirin ilk mısraları bu düşüncenin güçlü bir ifadesidir:

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak”

Bu mısra yalnızca bir umut cümlesi değildir; aynı zamanda milletin bağımsızlık iradesine duyulan sarsılmaz güvenin ifadesidir.

İstiklâl Marşı’nın en dikkat çekici dizelerinden biri ise şudur:

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.”

Bu ifade, Türk milletinin tarih boyunca bağımsız yaşamış bir millet olduğunu vurgular. Bu düşünce, marşın temel felsefesini oluşturan özgürlük anlayışının en açık ifadesidir.

İman

Mehmet Âkif’in düşünce dünyasında iman, bir milletin en büyük gücüdür. Marşta askeri gücün ötesinde bir moral kaynağı olarak iman vurgulanır.

Şair şu mısralarla bu düşünceyi dile getirir:

“Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”

Bu ifade, milletin en güçlü savunmasının silahlar değil, inanç ve kararlılık olduğunu göstermektedir.

Vatan ve Şehitlik

İstiklâl Marşı’nda vatan kavramı sıradan bir coğrafya parçası olarak görülmez. Vatan, şehitlerin kanıyla kutsallaşmış bir emanettir.

Bu düşünce şu dizelerde açıkça görülür:

“Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı;

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.”

Bu mısralar, vatanın yalnızca fiziksel bir mekân değil, tarih, fedakârlık ve hatıralarla örülmüş bir değer olduğunu anlatır.

Medeniyet Eleştirisi

İstiklâl Marşı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri de Batı medeniyetine yönelik eleştiridir. Şair, emperyalist işgal hareketlerini sert bir dille eleştirir.

“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” dizesi bu eleştirinin en güçlü ifadesidir.

Burada eleştirilen şey Batı’nın bilimi veya kültürü değildir; sömürgeci ve saldırgan anlayıştır.

Mehmet Âkif, insanlığı tehdit eden bu anlayışa karşı milletin inanç ve değerlerini savunmaktadır.

İstiklâl Marşı Bir Değerler Manifestosu

İstiklâl Marşı’nı sadece bir savaş şiiri olarak görmek eksik bir değerlendirme olur. Bu marş aynı zamanda bir değerler manifestosudur. Şiirde vatan sevgisi, cesaret, fedakârlık, iman ve bağımsızlık gibi birçok temel değer güçlü bir şekilde dile getirilir.

Marşın son mısrası ise bu değerler dünyasını özetler:

“Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl.”

Bu mısra, bağımsızlığın yalnızca siyasi bir hak değil, aynı zamanda ahlaki ve manevi bir hak olduğunu ifade eder.

Sonuç olarak şöyle özetlemek mümkündür,

İstiklâl Marşı, Milletimizin tarihindeki en önemli metinlerden biridir. Bu marş, yalnızca bir millî sembol değil, aynı zamanda bir milletin karakterini, inancını ve bağımsızlık iradesini yansıtan güçlü bir düşünce metnidir.

Mehmet Âkif Ersoy, İstiklâl Marşı ile milletin yaşadığı büyük mücadelenin ruhunu edebî bir dille ifade etmiştir. Bu eser, bir bakıma Türk milletinin bağımsızlık manifestosu niteliğindedir.

İstiklâl Marşı’nı anlamak, aslında bir milletin tarihini, değerlerini ve ideallerini anlamaktır. Çünkü bu marş, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda geleceğe bırakılmış bir sorumluluk çağrısıdır.

 

Kaynakça;

Nurullah Çetin, İstiklâl Marşı’mızı Anlamak. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Dergisi.

Yaşar Çağbayır, Bayrak Mücadelemiz ve İstiklal Marşı, Ötüken Yayınları, İstanbul 2009,

Mehmet Kaplan, Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Orhan Okay, Mehmet Âkif: Bir Karakter Heykelinin Anatomisi. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Mehmet Âkif Ersoy, Safahat.