kör bir zamanın anlağından
savuşup geldim
eşlik etme suskunluğuma
takvimlerin şakası yok, be gülüm!
bir hurdalık ışıltısı gibi kamaştır,
varlığınla gözlerimi
ve gönlümü umuda
ılıştırılmış bir tas su dök
tutuşan bedenime
bir tas su,
sesinin yağmurundan
içimde Yusuf’lar boğuluyor
bana gündelik rüzgarlar bağışla,
dağıt kervanını şu yalnızlığımın
gülüşünün sabahından
akça düşler devşireyim,
akça düşlerde gülüm
kerem et göklerinin mavisine
bir tutam minnet süreyim.
