“Her eylem yeniden diriltir beni
Nehirler düşlerim göl kenarında.”
Her çağ, kendi kelimesini arar. Bazı insanlar o kelimeyi söyler, bazıları ise yaşar. Mehmet Akif İnan, kelimeyle yetinmeyip onu hayata tercüme eden ender şahsiyetlerdendir. Şairliği, düşüncesi ve aksiyonu birbirinden ayrı kulvarlar değildir, aynı istikamete yürüyen bir bütünün parçalarıdır. Bu yüzden onu anlamak, yalnızca şiirlerini okumakla değil, yürüyüşüne, duruşuna ve inşa etmek istediği insana bakmakla mümkündür.
Akif İnan’ın şiiri, içe kapanan bir duyarlılığın değil, hayata açık bir bilincin ürünüdür. Onun dizelerinde estetik, hakikatten kopmaz; duygu, sorumlulukla birlikte yürür.
“Bitirip şu kuru kara ekmeği
Göç etsem diyorum yar ellerine”
Mısralarında dile gelen arzu, dünyayı reddeden bir kaçış değil, dünyayı anlamlandıran bir yöneliştir. O, şiirinde de hayatında da menzili unutmaz. Vuslat fikri, onda pasif bir bekleyişe değil, diri bir hazırlığa dönüşür.
MÜTEFEKKİR KİMLİK VE EYLEM AHLAKI
Mehmet Akif İnan’ı çağdaşlarından ayıran temel vasıf, düşünceyi teoride bırakmamasıdır. Yazdığı her cümle, yaşadığı hayatta bir karşılık bulur. Geleneğe yaslanırken geleceği ihmal etmez, modernliği reddetmeden köksüzlüğe itiraz eder. Onun mütefekkirliği, masa başında üretilmiş soyut fikirlerden değil, toplumun içinden süzülmüş tecrübelerden beslenir.
Bu anlayış, onu doğal olarak aksiyona taşır. Edebiyat ve Mavera dergileriyle düşünce iklimine katkı sunarken, sendikal alanda da insan onurunu merkeze alan bir mücadele hattı kurar. Emek, onun dünyasında yalnızca ekonomik bir mesele değildir, ahlaki bir sınavdır. Hak arayışı, çatışmacı bir dil yerine adalet zemininde yürütülmelidir.
BİLGELİĞİN İSTİKAMETİ: İNŞA EDİLEN GENÇLİK
Mehmet Akif İnan’ın en çok emek verdiği alanlardan biri gençliktir. Çünkü ona göre yarın, bugünden ayrı bir zaman değil; bugünün doğru hazırlanmış devamıdır. O, gençliği bir kalabalık olarak değil, bir istikamet meselesi olarak görür. Gösterişli ama içi boş bir dinamizm yerine, derinlikli ve sorumluluk sahibi bir dirilişi önemser.
Akif İnan, salonlara sıkışmış, alkışla oyalanan bir gençlik hayal etmez. Onun istediği, duruşu olan, hesabını yalnızca kazanca göre yapmayan, bilginin ahlakla, düşüncenin hikmetle tamamlandığı bir gençliktir. Bilge bir nesil… Gürültüyle değil, anlamla yürüyen bir nesil.
BİR TANIKLIĞIN SORUMLULUĞU
Bu düşünce dünyasının şekillendirdiği teşkilatlarda uzun yıllar görev almak, benim için bir meslekten öte, fikrî bir sadakat alanı oldu. Genç Memur-Sen çatısı altında ve üniversitelerde kurulan Akademik Düşünce ve Medeniyet Topluluğu (ADEM) ile gençlere yalnızca etkinlik değil, bir düşünme disiplini kazandırmaya çalıştık. Bu sorumluluğu üstlenerek uzun bir süre başkanlığını yürüttüm. Akif İnan’ın fikirlerini, aksiyoner ruhunu ve ahlaki duruşunu genç zihinlerle buluşturmak için sahada ter döktük. Çünkü onun mirası, anılmakla değil, taşınmakla anlam kazanıyordu.
Bu yürüyüşün lise çağındaki gençlere uzanan önemli bir halkası olan “Bir Bilenle Bilge Nesil” çalışması ise bugün on binlerce gence ulaşarak, Akif İnan’ın hayalini kurduğu hikmet merkezli gençlik tasavvurunun canlı bir örneğine dönüştü.
KUDÜS DUYARLILIĞI VE EVRENSEL VİCDAN
Mehmet Akif İnan’ın kalemi, yalnızca bu coğrafyanın meselelerine değil, Kudüs’ün yarasına da dokunur. “Mescid-i Aksa” şiiri, onun vicdanının sınır tanımadığının açık göstergesidir. Bu şiirde Kudüs, yalnızca bir şehir değil, ümmetin sorumluluk alanıdır. Onun şiiri, coğrafyayı aşan bir bilinç çağrısıdır.
“Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu”
DEVAM EDEN BİR İZ
Mehmet Akif İnan, ardında tamamlanmış bir hikâye bırakmadı, sürdürülmesi gereken bir yürüyüş bıraktı. Şiiriyle düşündürdü, mücadelesiyle cesaretlendirdi, gençliğe olan inancıyla yarını işaret etti. Bugün onun adı anıldığında, yalnızca geçmiş hatırlanmıyor, geleceğe dair bir sorumluluk da yeniden yükleniyor.
O, şiirden şuura, düşünceden eyleme uzanan bir hayatın adıdır. Ve bu hayat, hâlâ konuşmaya, çağırmaya ve yol göstermeye devam ediyor.
Vefatının seneidevriyesinde, Rahmetle, şükranla ve sadakatle…
Mehmet Akif İnan, yürüyüşümüzün pusulası olarak yaşamaya devam ediyor.
