Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

İlham veren şairler-Sezai Karakoç

Ankaraedebiyat.com olarak Diriliş’in sembolü şair Sezai Karakoç’un hayat hikayesini hazırladık.

Ankaraedebiyat.com olarak  Diriliş'in sembolü şair Sezai Karakoç'un hayat hikayesini

Sezai KARAKOÇ

22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. İlkokulu Ergani’de (1944), Ortaokulu Maraş Ortaokulu’nda okudu (1947). Gaziantep Lisesi’nden 1950 yılında mezun oldu. Parasız yatılı imkânı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavını kazandı (1950). Bu okulun maliye bölümünden 1955 yılında mezun oldu.

1955 yılından itibaren Maliye Bakanlığında maliye müfettiş yardımcılığı, 1959’da İstanbul’da gelirler kontrolörü olarak çalıştı. 1965’te bu görevinden istifa etti.

1971 yılında bakanlıktaki görevine tekrar döndü. Gelirler Genel Müdürlüğü İdari Davalar Müşavirliği görevini yürüttü. 1973 yılında şiir ve edebiyat çalışmalarına daha çok vakit ayırmak için bir kez daha istifa etti ve memuriyete bir daha dönmedi.

Sezai Karakoç, 26 Mart 1990 tarihinde Diriliş Partisi’ni (DİRİP) kurdu. Yedi yıl sonra 19 Mart 1997’de partisi kapatıldı. 17 Nisan 2007’de Yüce Diriliş Partisi adıyla aynı partiyi bir kez daha kurdu (YÜCEDİRİ-P). Sezai Karakoç, adıyla özdeşleşen Diriliş dergisinden önce, Siyasal son sınıf öğrencisiyken iki sayı süren Şiir Sanatı dergisini (1955), Nisan 1960’da ise edebiyatımızın en uzun soluklu dergilerinden birisi olan Diriliş’i çıkardı.

Diriliş çıktıktan sonra, küçük istisnalar dışında, bütün şiir ve yazıları burada yayınlandı. Sezai Karakoç, modern şiirimizin başlangıcı kabul edilen İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerindendir. İslami bir duyarlıkla ördüğü Diriliş düşüncesi şairin şiir ve yazılarının özüne yerleşmiştir.

16 Kasım 2021’de 88 yaşındayken, İstanbul’daki evinde öldü. 17 Kasım 2021 tarihinde İstanbul Şehzadebaşı Camisi’nde kılınan namazın ardından  aynı caminin haziresine defnedildi.

Kitaplarından Bazıları:

Şiir: Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızırla Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha’nın Kitabı (1968), Gül Muştusu (1969), Şiirler I (Hızırla Kırk Saat) (1974), Şiirler II (Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu) (1974).

Hikâye: Hikâyeler I / Meydan Ortaya Çıktığında (1978), Hikâyeler II / Portreler (1982).

Eleştiri: Edebiyat Yazıları I-II-III,

Düşünce: İslâm’ın Dirilişi (1967), Dirilişin Çevresinde (1967), Yazılar (1967), İslâm (1967), Kıyamet Aşısı (1968), Düşünceler II-Kurumlar (1997), Samanyolunda Ziyafet (2004).

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
IV
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca’da Emirgan’da
Kandilli’nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili