Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

İlham veren şairler – Şeyh Galip

3 Ocak Şeyh Galip’in ölüm yıl dönümü. Türk divan edebiyatının büyük şairi ve mutasavvıf Şeyh Galip’i ölüm yıl dönümünde ankaraedebiyat.com.tr olarak rahmetle anıyoruz.

3 Ocak Şeyh Galip'in ölüm yıl dönümü. Türk divan edebiyatının

3 Ocak 1799 tarihinde İstanbul’da vefat eden Şeyh Galip, Esed ve Galip mahlaslarını kullandı. Asıl adı Galib Mehmed Esad Dede’dir. 1757’de İstanbul’da doğan Şeyh Galip, yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında divanını oluşturdu.

Babasının adı Mustafa Seyyid, annesinin adıysa Emine Hanım’dır. Galata Mevlevihanesi Şeyhi Hüseyin Dede ile Hoca Neşet Efendi’den dil ve edebiyat üzerine dersler aldı.

KLASİK TÜRK EDEBİYATININ SON TEMSİLCİSİ

24 yaşındayken divan yazan Şeyh Galip, 34 yaşındayken, 9 Haziran 1791 tarihinde, eğitim aldığı Galata Mevlevihanesi Şeyhliği’ne atandı.

İfade etmek istediği mesajı sembol ve teşbihlerle anlatmıştır. Sebk-i Hindi adı verilen edebiyat akımının edebiyatımızdaki en büyük temsilcilerindendir. Şeyh Galip, klasik Türk edebiyatının son büyük şairi olarak gösterilir. Şerife Âişe Hanım’la evlenen Galip’in bu evlilikten Mehmed Mecdi ve Şerife Zübeyde isimli iki çocuğu oldu.

ESERLERİ 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Türk edebiyatçısı listesinde bulunan Şeyh Galip’in Divan (Şiirler), Hüsn-ü Aşk, Şerh-i Cezîre-i Mesnevî, Es-Sohbetü’s-Sâfiyye ve Zübde-i alem adlı eserleri bulunuyor.

Şeyh Galip’in Resulullah’ı yazdığı Naat adlı eseri en bilinenlerdendir. Arif Nihat Asya kendi Naat’ında “Na’atını Galip yazsın, Mevlid’ini Süleyman’lar!” dizeleriyle bu esere atıfta bulunur.
3 Ocak 1799’da vefat eden Şeyh Galip’in kabri Galata Mevlevihanesi haziresinde bulunuyor. Kendisi gibi edip olan Mesnevi şârihi İsmail Rüsuhî-i Ankaravî’nin mezarının yanında metfundur.

MÜSEDDES NA’T-I ŞERİF-İ NEBEVÎ-ŞEYH GALİP

Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim
Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim
Menşur-ı “le-amrük”le müeyyedsin efendim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda
Gülbank-i kudümün çekilir arş-ı Hudâ’da
Esmâ-i şerifin anılır arz ü semâda

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

Ol dem ki velilerle nebîler kala hayrân
“Nefsi” deyü dehşetle kopa cümleden efgân
Ye’s ile usâtın ola ahvâli perişân
Destur-ı şefaâtla senindir yine meydân

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

Bir gün ki dalup bahr-ı gama fikrete gittim
İlden yitürüp kendümi bî-hodlıga yitdim
İşyânım anıp âkıbetimden hazer etdim
Bu matlaı yâd eyledi bir seyyîd işittim

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim

Ümmideyiz ye’s ile âh eylemeyiz biz
Sermaye-i imanı tebâh eylemeyiz biz
Babın koyup agyâre penâh eylemeyiz biz
Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim
Hak’dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim

Bîçâredir ümmetlerin isyânına bakma
Dest-i red urup hasret ile dûzaha yakma
Rahm eyle aman âteş-i hicrânına yakma
Ez-cümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim
Hak’dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim

ankaraedebiyat.com.tr