Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

İlham veren şairler-Necip Fazıl Kısakürek

Ankaraedebiyat.com olarak Türk şiirinin sultanı necip Fazıl’ın hayat hikayesini hazırladık. İşte Sultanü’ş-şuara’nın özgeçmişi:

Ankaraedebiyat.com olarak Türk şiirinin sultanı necip Fazıl’ın hayat hikayesini hazırladık.

Necip Fazıl KISAKÜREK (1905-1983)

1905’te İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleriyle Bahriye Mektebi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden ayrılarak eğitimini yarıda bıraktı (1924). Bir müddet Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okudu (1924-25).

Çeşitli bankalarda müfettiş olarak çalıştı. Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde hocalık yaptı (1939-43). İlk iki kitabıyla edebiyat çevrelerinde büyük bir ün kazandı. Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928) ve Ben ve Ötesi (1932) ile hece veznini modern şiirde yeniden inşa etti.

1934 yılında büyük bir dönüşüm yaşadı. İçinde bulunduğu bohem hayatını terk ederek İslâmi bir dünya görüşünü ve yaşantısını seçti.

1936 yılında 17 sayı süren Ağaç dergisini ve 17 Eylül 1943’te Büyük Doğu dergisinin ilk sayısını çıkardı. Dergi yayınını 1978’e kadar sürdürdü.

Şiir hayatı boyunca Türk şiirinin zirvelerinden inmedi. 1975 yılında MTTB’de düzenlenen törenle 50. sanat yılı kutlandı. 1980’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’nü, İman ve İslâm Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı armağanını (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’nü (1982) aldı.

Türk Edebiyatı Vakfı tarafından 1980’de Sultanü’ş-Şuârâ ilân edildi. Necip Fazıl, şairler sultanı olmasının yanı sıra büyük bir mütefekkir olarak Türk düşünce ve fikir hayatındaki yerini aldı.

Kitapları: Şiir: Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932),

Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973). Tiyatro: Tohum (1935), Bir

Adam Yaratmak (1937), Reis Bey (1964). Düşünce: Maskenizi Yırtıyorum

(1953), At’a Senfoni (1958), İdeolocya Örgüsü (1959), Çöle İnen Nur (1950).

Anı: Cinnet Mustatili (1955).

TAM OTUZ YIL ŞİİRİ VE SAKARYA TÜRKÜSÜ 

Necip Fazıl, Türk edebiyatında hece şiirini yazan en önemli şairler arasındadır. Onun kendi ifadesiyle bir bohem hayatı vardır. Bir de saatinin işlemeye başladığı 1934 sonrası dönemi…

Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum?
gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.

Büyük Doğu dergisiyle özellikle gençlerin üstünde yoğun etkiler bıraktı. Manevi ve milli değerlere yaptığı atıflar muhafazakar ve milliyetçi çevrelerce tutulmasını sağladı. Sakarya şiiri, Sakarya Irmağı üzerinden hem manevi değerlere atıf yapar hem de bu ülkenin insanının içinde düşürüldüğü duruma bir eleştiri niteliğindedir:

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

Onun birçok şiiri aynı zamanda bestelenmiştir. Kaldırımlar, Beklenen, Bekleyen, Canım İstanbul, Çile, Gurbet, Köroğlu ve daha onlarca şiiri bestelenerek Türk müziğine de kazandırılmıştır. Funda Arar, Aykut Kuşkaya, Uğur Işılak, Grup Yeniçağ, Koro, Süleyman Şahintürk, Esma Başbuğ, Neşe Karaböcek, Ayna (Artık Her Şey Bitti), Samet Altıntaş, Osman Nuri Özpekel, Yücel Arzen, Azerin, İbrahim Suat Erbay, Ümit Yazıcı gibi birçok sanatçı, onun şiirlerinden bestelenen şarkıları kitlelerle buluşturdu. 

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…