Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte edebiyat tarihinde iz bırakan Melih Cevdet Anday, hem şiirde hem düşüncede sürekli yeniliği arayan duruşuyla bugün hâlâ etkisini koruyor.
ÇANAKKALE’DE BAŞLAYAN BİR YOLCULUK
13 Mart 1915’te Çanakkale’de dünyaya gelen Melih Cevdet Anday’ın doğum kaydı İstanbul Fatih’e işlendiği için birçok kaynak onu İstanbullu olarak gösterse de, şair kendi beyanlarında Çanakkale’de doğduğunu vurgulamıştı. Babasının görevi nedeniyle doğumdan hemen sonra ailesi İstanbul’a taşındı.
Çocukluğu Kadıköy’de geniş bir aile çevresinde geçti. Aile içinde, II. Abdülhamid’in hususi hekimi Mukim Paşa ve İstanbul Üniversitesi Fizyoloji Kürsüsünün kurucusu Kadri Raşit Paşa gibi dikkat çeken isimlerin varlığı, Anday’ın Batı edebiyatına ve düşüncesine yönelişinde belirleyici oldu.

Soldan sağa: Orhan Veli Kanık, Şinasi isimli arkadaşları, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday.
ORHAN VELİ VE OKTAY RİFAT’LA BAŞLAYAN EDEBİYAT SERÜVENİ
İlköğrenimini Kadıköy’de tamamlayan Anday’ın edebiyata ilgisi ortaokul yıllarında hızla arttı. Babasının yönlendirmesiyle Ziya Paşa, Abdülhak Hamit, Reşat Nuri Güntekin ve Halit Ziya gibi isimlerle tanışması genç şairin ilk edebi birikimini oluşturdu.
Ankara Gazi Lisesi’nde eğitimine devam eden Anday’ın okul arkadaşları arasında Türk edebiyatının iki büyük ismi Orhan Veli ve Oktay Rifat vardı. Üç isim, okulun “Sesimiz” adlı dergisinde yazılar yazarak edebiyat dünyasına ilk adımlarını attı.
ŞİİRİN PEŞİNDE BİR GENÇ: İLK YAYINLAR VE ÜNİVERSİTE YILLARI
Anday’ın ilk şiiri “Ukde” 1936’da Varlık dergisinde yayımlandı. Üniversitede kısa süreli hukuk ve Dil, Tarih-Coğrafya eğitiminin ardından Devlet Demiryolları’nda memur olarak çalıştı. 1938’de sosyoloji eğitimi için gittiği Belçika’dan maddi imkânsızlıklar nedeniyle kısa sürede geri döndü.
Şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi ve Soyut gibi dönemin önde gelen dergilerinde yer aldı.
GARİP AKIMI’NI KURARAK TÜRK ŞİİRİNE YENİ BİR KAPI AÇTI
Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte 1941’de “Garip” kitabını yayımlayan Anday, Türk şiirinde alışılmış kalıpları sarsan yeni bir akımın öncülerinden oldu. Üç arkadaş aynı çizgide şiir yazsa da duygusal ve düşünsel tonlarda birbirlerinden ayrıldılar.
YAZI, TİYATRO VE DÜŞÜNCE: ÇOK YÖNLÜ BİR EDEBİYATÇI
İkinci Dünya Savaşı sırasında iki kez askere çağrılan Anday, savaş sonrası Hasan Âli Yücel’in tavsiyesiyle Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü’nde göreve başladı. Ankara ve İstanbul’da gazetecilik, memurluk, çevirmenlik ve öğretmenlik yaptı.
1950’lerden itibaren Akşam, Tercüman, Büyük Gazete ve Cumhuriyet’te yazdığı köşe yazılarıyla düşünce dünyasını geniş kitlelere ulaştırdı. 1954’ten 1977’ye kadar İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda fonetik ve diksiyon dersleri verdi.
1964-1969 arasında TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı; 1979’da UNESCO Türkiye temsilcisi olarak Paris’e gitti.

ŞİİRDE SÜREKLİ YENİLİK ARAYIŞI
Melih Cevdet Anday, şiiri statik bir tür olarak değil, sürekli yenilenmesi gereken bir düşünce alanı olarak görüyordu.
-“Rahatı Kaçan Ağaç” ile duygu merkezli şiirden düşünce şiirine yöneldi.
-“Yan Yana” ve “Telgrafhane” ile toplumcu şiirde yeni bir dil kurdu.
-“Kolları Bağlı Odysseus” ve “Ölümsüzlük Ardında Gılgamış” ile mitolojiye, evrensel temalara ve uygarlık tarihine açıldı.
ZENGİN BİR ESER DÜNYASI
Anday, yalnızca şiirle sınırlı kalmayarak roman, tiyatro ve çeviri alanlarında da önemli eserler verdi.
Kullandığı takma adlar arasında Yaşar Tellidede, A. Mecdi Velet, Gani Girgin ve Zater gibi birçok isim bulunuyordu.
ÖNE ÇIKAN ŞİİR KİTAPLARI:
Rahatı Kaçan Ağaç (1946)
Telgrafhane (1952)
Yanyana (1956)
Kolları Bağlı Odysseus (1962)
Göçebe Denizin Üstünde (1970)
Sözcükler (1978)
Güneşte (1989)
Romanları:
Aylaklar
Gizli Emir
İsa’nın Güncesi
Meryem Gibi
Birbirimizi Anlayamayız
Tiyatro Oyunları:
İçerdekiler
Mikado’nun Çöpleri
Ölüler Konuşmak İster
Ölümsüzler
ÖDÜLLER VE SON YILLARI
Türk edebiyatına katkıları nedeniyle pek çok ödülün sahibi olan Melih Cevdet Anday, TRT Roman Armağanı, TDK Çeviri Ödülü, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve TÜYAP Onur Ödülü gibi önemli ödüller kazandı.
Solunum ve böbrek yetmezliği nedeniyle 28 Kasım 2002’de hayatını kaybeden Melih Cevdet Anday, ömrünün son yıllarını geçirdiği Büyükada’da toprağa verildi.
