Onu buldum
Ruhun alacakaranlığında bir ad
Uzun bir ad, sarı bir ad, terli bir ad
Oturdum üzerine ilk ağzının açılışını koydum
Dinledim nefesini sızı gibi çıkıp gelecek puslu ismin ardından
Sonra bir geceden karakalem yağmurla belleğin uzayı arasında kalanı
Benim bir aynam vardı, eksilmezdi
İhtiyat beklerdi hayat memat saklı kıyılarımda
Karşısına onu koydum
Bekledim sancı gibi kendine gözlerini açacak
Tuz gibi kekik gibi serptim
Üstüne
Niye bir daha yoluma çıkmadın diye ağladığımı
Üstüne bir limanda rüzgâr
Üşümesin diye gül bebek sardığımı
Bekledim aynamdan yaylı bir düş gibi dışarı atlayacak
Sonra kıpırdayışına arzu, yönelişine istek
En son çıkardım yol üstüne içimde bekleyen sabîyi koydum
Ah sarı bir ad, yanan bir ad, sonsuz bir ad
Bir su gibi uyandı alacakaranlığımda
Akıp geldi bir su gibi alacakaranlık yurduma
