Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Yanlıştan dönme erdemliliği

Kimi insan ağzından çıkan sözün esiri olurken, kimi insan da tükürdüğünü yalar.

Kimi insan ağzından çıkan sözün esiri olurken, kimi insan da

Normalde, ağzından çıkan sözün esiri olanlara muteber insan gözüyle bakılır; onlara “sözünün eri” derler. Tükürdüğünü yalayanlar ise genellikle kötü insan muamelesi görür.

Peki, ağızdan çıkan sözün esiri olmak gerçekten her zaman makbul bir davranış mıdır? Bunu irdeleyelim:

-“Ben bu yoldan yürümem.” diyen bir insanın önündeki yol “yürünmesi gereken yol” ise, böyle bir dik başlılık yanlıştır.

-“Ben o insanın hiçbir fikrine değer vermem.” sözü de aynı şekilde hatalı olabilir. Beğenmediğimiz insanların dahi değer verilecek, örnek alınacak, yol gösterici fikirleri bulunabilir.

Burada, kişiliği sağlam, yapıp ettikleriyle göz dolduran, insanlar içinde belli bir yeri olan ancak arada sırada yanlış görüş beyan eden insanlara karşı takınılan toptancı bir bakış açısının yanlışlığından söz ediyorum. “Sözünden ayrı gidenlerden” bahsetmiyorum.

Örneğin, “Ben o işte çalışmam ya da o makam verilirse orada görev almam.” cümlesini ele alalım.

Zamanında gerçekten sıkıntı çekmiş olabilirsin, o makam sana zulüm gibi gelmiş de olabilir. Fakat sana o makamda ihtiyaç varsa… “Ben sözümden dönmem” demek belki sana kısa süreli bir itibar kazandırabilir, ancak orada duyulan ihtiyaca cevap vermemen, millete olan borcunu ödememen anlamına gelebilir. Bunu nereye koyacağız?

*

SÖZÜN ERİ OLMAK: SADECE SÖZDE KALMAMAK

Sözünün esiri olmak, aslında sözünün arkasından gitmek demektir; bu da sözünün eri olmak anlamına gelir.

Nedir sözünün eri olmak?

İyi sözler söyleyip, söylediğini hayatına yansıtmaktır.

-Sağlam karakterli olmanın inceliklerinden bahseden bir insan, sağlam karakterli değilse bile artık o yolda ilerlemelidir.

-Kötü davranışları eleştiren insanlar, zamanla iyi davranışların öncüsü olmalıdır.

Sözünün eri demek, öncelikle verdiği sözü tutan demektir. Ama aynı zamanda, ağzından çıkan iyi sözlerin de arkasından giden kişidir.

*

“TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMA”NIN İKİ YÜZÜ

Bir de “tükürdüğünü yalama” konusu var.

Bu deyimle anılan insanlar genelde kötü insanlar olarak nitelendirilir.

Öyledir de… Düşünsenize, heybetli bir tavırla bir karar alıyor, ardından dış etkenlerin etkisiyle ya da denge gözeterek bu kararından hemen dönüveriyorsun. Bu tür insanların kötü anılması normaldir.

Bu tür insanların bir başka olumsuz özelliği şudur: Önünü arkasını düşünmeden ciddi kararlar almak ve istişareye kapalı olmak. Bu bakış açısıyla, bıraktıkları intiba doğal olarak kötüdür.

*

Ancak bir de şu açıdan bakalım:

Hani o meşhur söz vardır: “Değişimin olmadığı tek yer mezarlıktır.”

Değişmek, her zaman “tükürdüğünü yalamak” anlamına gelmez. Bazen aldığı kararların, verdiği sözlerin tam tersini yapmak; çıktığı yoldan sapıp başka yola girmek, yolunu değiştirmek gerekebilir.

-Aldığın karar ilk başta mantıklı görünse de sonu kötüye gidecekse

-Çıktığın yol başlangıçta gayet yeşil ve düzdür, sonu iyi gibi görünür; ancak zamanla felakete doğru yol aldığını hissedersin.

İşte burada geri dönmek, “tükürdüğünü yalamak” değildir.

Kendinle ilgili kararlar alırsın. Başta güzel görünür ama sürekli zararda olduğunu fark edersin. Baktın olmuyor, vazgeçersin.

Bu durum, idare-i maslahatçılık, günü kurtarmak veya denge gözetmek değildir.

Sağlam karakterli insanlar doğru karar verirken denge gözetmez, günü kurtarmaya çalışmaz, idare-i maslahatçılık yapmaz. Bu, işin bambaşka bir boyutudur.

Sağlam karakterli insanlar, “etrafımdaki insanlar ne der?” vehmine kapılmadan, gittiği yol yanlışsa o yoldan dönmesini bilir. Zira yolun sonu uçurumsa, sen o uçuruma düşerken seni korkutan el, elinden tutmayacaktır. Tuttuğu takdirde belki kendisi de düşecektir.

*

DOĞRU KARAR VE ERDEM

Doğru kararlar alırken ne sözün esiri olacağız ne de sırf kötü addediliriz diye tükürdüğümüzü yalayacağız.

Doğru kararlar alırken, sözümüzden ayrı gitmeyeceğiz; ancak aldığımız yanlış kararlardan da dönmesini bileceğiz.