İsimler ve eserlerin derlendiği çalışmalar ve antolojiler edebiyat çevrelerince hep tartışılan konudur. Bu eserleri hazırlayan kişiler “seçki”lerinde umumiyetle keyfi veya ideolojik yaklaşmakla suçlanmışlardır. Seçkilerin çoğunda seçen ile seçilen arasında karşılıklı menfaat ve ilişki hesabının olduğu da bilinmektedir.
Seçkinin kadim edebiyatımızdaki adı “güldeste”dir… Edebiyat ve kültür tarihimizdeki “tezkire” de özellikle şairler başta olmak üzere, dönemin önemli sanatçılarının veya mutasavvıflarının hayatlarını, edebî kişiliklerini ve eserlerinden örnekleri içeren biyografik eserlerdir. Osmanlı dönemindeki “tercüme-i hâl”leri de bu tür eserlerden sayabiliriz. Tercüme-i hâl, daha çok yazarın, şairin, sanatçının kendisinden bahsettiği eserlere denir, yani otobiyografiler…
“Kalemden Kelâma Yüz Elli Beş Sûret” alt başlığını verdiği “Sözde Kalmasın” isimli eseri, kıymetli Cafer Uzunkaya’nın bu isimlerle YouTube kanalında yaptığı canlı yayın sohbetlerini dikkate aldığımızda çok büyük bir emekle hazırlanan bu eserin hem seçki hem güldeste hem tezkire hem tercüme-i hâl hem de söyleşi türünden müteşekkil nev’i şahsına münhasır bir eser olduğunu söylemiş olsak yanlış olmaz. Eser hem sesli ve görüntülü hem yazılı haliyle ve yukarıda saydığım vasıflarıyla edebiyat tarihimizde yeni bir çığır açmıştır, diyebiliriz. Eserde her ismin bulunduğu sayfada o isimle yapılan söyleşiyi izlemek ve dinlemek için bir “QR kod” eklenmesi fevkalâde bir fikir ve okuyucuya yapılmış bir iyilik…
Kitabın ismi nazar-ı dikkati celbediyor: “Sözde Kalmasın”. “Sözde kalmasın” ifadesi söylenenlerin, planlananların veya vaat edilenlerin sadece lafta (konuşmada) kalmayıp kuvveden fiile dökülmesini, uygulanmasını ve hayata geçirilmesini ifade eden bir deyimdir. Kitabın “Takdim” yazısından anlaşılıyor ki Cafer Uzunkaya kervanı büyük oranda yola çıkmadan dizmiş yolda kervana ancak birkaç zengin yük yüklemiş. Takdim yazısında Sayın Uzunkaya çalışma başlamadan evvelki niyetinden ve gayesinden bahsediyor. Evet başlarken arzu edilen niyet, sözde kalmamıştır. Allah çıktığı yolda Uzunkaya’yı muvaffak eylemiştir.
Cafer Uzunkaya Takdim yazısında gayesini şöyle özetliyor: “Kararan gönüller, tarumar olan zihinler özelde şiir genelde edebiyat ve sanatla şifa bulsun; nesiller edebiyattan, sanattan, düşünceden nasiplensin; değerlerimiz ve değerlilerimiz yaşarken bilinsin ve onlardan istifade edilsin; insanları huzura erdirebilecek seslerle, nefeslerle tanıştırmak, değerler ölünce değil yaşarken bilinsin, ‘zirve’yi yaşarken görsün…”
YouTube kanalında altıncı yılına giren programın adı olan “Zirve Şairlerimizden Şiirler”den anlaşılacağı üzere eserin merkezinde şiir var. Yine Sayın Uzunkaya’nın ifadesiyle “Türk edebiyatı tarihinin (yakın dönemlere kadar) Türk şiiri tarihi olarak anlaşıldığı ve görüldüğü” için eser kültürümüzün, edebiyatımızın, toplumsal yapımızın en önemli “özetleme sanatı” kabul edilen şiirle verilen bir atlas olan eser bu haliyle çağın, insanın, zamanın ve bu toprakların geçirdiği dönüşümü, geldiği noktayı gösteren önemli bir beşeriyât ve bir antropoloji çalışması olmuştur. Eserde yer verilen isimlerin şiirleri ve hayat hikâyeleri yaşadığımız çağı yansıtan ve kuşatan birer ayna değil midir? Birbirinden farklı yüz elli beş ayna tek bir vakti sırlamış değil midir?
Eserle diyebiliriz ki “zamanın ruhu” sözde kalmamıştır.
Eserde yer verilen isimlerin ülkemizin farklı coğrafyalarından ve muhitlerinden olması göstermiştir ki bu eser, yer verdiği isimlerle birçok antolojide alıştığımız üzere “hatır işi” ve “arkadaş kayırması” değildir. Bunu kendimden biliyorum. Cafer Uzunkaya ismini ben Cafer Bey sosyal medya hesabından beni programa davet ettikten sonra tanıdım. Bilhassa Ankara’da ve İstanbul’da bazı mahfillerde kümeleşmiş, kendilerine muhit oluşturmuş “kültür iktidarları” pozisyonuna gelmiş isimler Anadolu’nun başka illerinde ve bölgelerindeki nitelikli isimleri ya fark etmede geç kalabiliyorlar ya bu isimleri hiç tanımıyorlar ya da bu isimlere kapıları kapalı. Edebiyat muhitlerinde, antolojilerde, dergilerde ahbap çavuş ilişkisi kuşkusuz belirleyici önemli unsurlardır. Bir kısım kendilerini edebiyat ikonu olarak görenler ancak kendilerine itaat edecek ve kendilerini yüceltecek isimlerin taşıyıcısı olabilmektedirler.
Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle “kendi mahkemesini kuramamış”, kendi muhasebesini yapamamış, kendi tenkidini oluşturamamış edebiyat dünyamızda kimin kaç kırat geldiğine kim ve nasıl karar verecek? Dijital çağın kullanıcılara sağladığı imkân mesafeleri yok ediyor gibi görünse de bu imkânlar edebiyat ve sanat çevrelerinde şiiri mi, sanatı mı, tenkidi mi geliştirdi yoksa hatırı gönlü mü? Kültür dünyamızda tüm bu huzursuz gerçekler içerisinde Cafer Uzunkaya, programlardaki üslubuyla ve programlara davet ettiği insan yelpazesiyle “huzur”un resmini çizmiş oldu. Bu resim 575 sayfalık bu eserdedir.
Ancak Cafer Uzunkaya’nın çabası herhangi bir muhitin propagandasını yapmak değil, bir hatır gösterisi değil tamamen dervişâne bir çabadır. Şiirle başlayan projede daha sonra roman, hikâye, deneme, tenkit sahasında isimlerin de eklenmesi kervana yolda yüklenen zenginliktir. Eserde “edebiyat tarihçisinden ilahiyatçıya; kültüre, sanata emek ve ömür vermiş akademisyenden hayatından kültür ve sanat çıkarıldığında büyük bir boşluğa düşeceğini söyleyen çeşitli meslek gruplarından birçok isme” rastlamak mümkün…
Cafer Uzunkaya’nın yıllardır eksilmeyen samimiyeti ve çabası (Türk milletinin sabırsızlığı, tez canlılığı dikkate alındığında) her türlü takdirin üzerindedir. Demem o ki, Uzunkaya Türk gibi başladığı işi alışmadığımız üzere yarım bırakmamıştır.
Cafer Uzunkaya, yaşayan insan değerimizin ruhundan süzdüğü kültür, sanat, edebiyat ve portre analizlerini kayıt altına alarak Türkiye tarihine ve Türk edebiyatına eşsiz bir eser kazandırdı.
Sayın Uzunkaya eserin “Takdim” yazısında çalışmayı benzerlerinden farklı kılan hususları şöyle sıralar:
- Her yaştan; kültür, sanat ve edebiyat alanından gelen isimlerle gerçekleşen bir sohbet olması,
- Her konuğun bütün eserlerinin okunarak soruların hazırlanması, program akışının belirlenmesi,
- Her isim için program öncesi alınan notlarla başlayan, program sonrasında şekillenen, ardından ilgili ismin onayına sunulan “özel” bir portrenin yazılması,
- Şairlerin kendi şiirlerini seçmelerine imkân verilmesi,
- Programa katılan isimlerden onay alınması, onayı bulunmayan isimlere yer verilmemesi,
- Her isimle yapılan sohbeti okuyucuya QR kod ile izleyebilme imkânı sunması,
- Edebiyat ve kültür tarihimiz için ortaya bir belge konulması,
- Kültür ve sanat dünyamızdan değerli birçok ismin ilk kez bu kitaptaki portresiyle görünür olması,
- Araştırmacılar ve edebiyat tarihçileri için bir yol haritasının hazırlanması,
- Ülkemiz için yaşayan bir kültür ve sanat atlasının oluşturulması.
