Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ramazan davulculuğu kaldırılmalı mı?

Ramazan davulculuğu asırlardır kültürümüze işlemiştir. Yine de davulculuk mesleği ile Ramazan davulculuğu ayrı değerlendirilmeli.

Ramazan davulculuğu asırlardır kültürümüze işlemiştir. Yine de davulculuk mesleği ile

Ramazan ayı geldiğinde sahur vakitleri ortaya çıkan bir meslektir Ramazan davulculuğu. Amacı herkesin bildiği üzere oruç tutmak isteyenleri sahur vaktindeki yemeğe kaldırmak. Bunun karşılığında davulcu, Ramazan’ın ortasında ve sonunda kapı kapı gezerek para toplar.

Evet geleneksel mesleklerin yavaş yavaş çekilmesi birçoğumuzu üzüyor. Eskilere ait olanı özlemeye meyilli olan insan, geçmişinin kaybolduğu hissiyle hüzne gark olabiliyor. Bunun nedeni, geçen zamanın kıymetli oluşu, içinde bulunan anın ise kıymetinin genel olarak bilinmeyişidir. Mutluluk ya geçmişte veya gelecekte algısı hakimdir. Bundan dolayı eskiyen mesleklerin sırayla yok olmaya yüz tutması ya da yok olması bizleri hüzünlendirir. Sanılır ki o mesleğin olduğu günler mutlu günlerdir.

Ramazan Davulculuğu ile Davulculuk

Ramazan davulculuğu asırlardır kültürümüze işlemiştir. Yine de davulculuk mesleği ile Ramazan davulculuğu ayrı değerlendirilmeli. Davulculuk, düğünlerde, eğlencelerde, asker uğurlamalarında, şarkı türkü icralarında, kısacası gündelik hayatımızda sık sık rastladığımız bir meslek. Kültüre bugün de renk katan bir unsur. Ramazan davulculuğu ise kültürün bir parçasıdır ama bugün için kültüre bir renk, değer katıyor mu üzerine düşünülebilir.

Kültürün birçok unsuru zorunluluktan doğar. Örneğin yemek alanında kışlık hazırlanan yiyeceklerin kurutulması, turşusunun ve salçasının yapılması bunlardan bazılarıdır. Kışın bulanamayan sebze ve meyvelerden kışın da istifade etmek için ortaya çıkmış bir durumdur. Ancak günümüzde kâh biz kışı yaşarken yazı yaşayan yerlerden ithal edilerek kâh sera ürünleri tercih edilerek bu ürünlere kışın da ulaşılabiliyor. Fakat artık kültüre dönüşen bu ürünlerden yine de vazgeçilmiyor. Zira turşu da salça da kurutulmuş ürünler de fermente olmanın etkisiyle ayrı bir tat değerine ulaşmıştır. Ayrıca bunları yapmak, almak gibi fiiller de kişinin tercihindedir. Yani insanlar turşu yemek isterlerse alır veya yaparlar. Bunun tercihi kendilerinin inisiyatifindedir.

Ramazan Davulculuğu Kişisel Bir Tercih Değildir

Ramazan davulculuğu her ne kadar geçmişte tıpkı salça, turşu, vd. gibi ihtiyaçtan doğmuş olsa da şahsi bir tercih meselesi değildir. Bir mesleğin senede sadece bir aylık dilimini kapsayan bir dal denmesi daha makul bir tanım gibi duruyor. Çalar saatin, telefonların olmadığı devirlerde sahura kalkanlar için geçmişte iş gören bir alt daldır.

Ancak bugün bu dalı kırmak, sürdürmekten daha mantıklı görünüyor. Sadece mantıkla iş yürümez ama kaldırılması daha adil de görünüyor. Zira insanlar artık çalar saatini, telefonunu kurabiliyor; TV ve sosyal medya izleyerek sahura kadar uyumayabiliyor. Bir kısmı da sahurunu gece yatmadan önce yapıp uyuyor. Herkes kendine göre bir plan kuruyor. Kaldı ki toplumun azımsanmayacak bir kısmı da oruç tutmuyor. Ramazan davulculuğu, tutmayanlar bir yana, tutanların dahi çoğunlukla uykusunu bölen bir uygulama. Haliyle sürekli değişen imsak vakti, ülkemizde bu mevsimlerde aşağı yukarı 04.30 ile 06.30 arasında oluyor. Şehrine göre kimi 05.30’a ayarlayıp sahurunu yapıyor, ardından namaz, dua, ibadet veyahut diğer özel işlerine bakıyor. Hatta özellikle büyükşehirlerde bazısı sahurunu yapıp işe gitmek için yola çıkıyor.

İnsanlar Vaktinden Önce Uyandırılıyor

Uyanmasını sabah 05.00 ve sonrasına göre ayarlayan milyonlarca insan, saat 03.30 veya 04.00’te, sokaklarından büyük bir gürültüyle geçen davul sesiyle uyanıyor. Milyonlarca insan planladığı uyku süresini tamamlamadan uyanmak zorunda kalıyor. Ondan sonra da yeniden uykuya dalamıyor. Günümüzde toplumun çoğunluğunun ihtiyacını karşılamayan Ramazan davulculuğunun kaldırılması bir ihtiyaçtır. Nasıl ki alarm sistemlerinin olmadığı dönemlerde varlığı bir ihtiyaç idiyse günümüzde de kaldırılması ihtiyaçtır. Umulur ki sonraki yıllarda birçok insanın mustarip olduğu için dillendirdiği bu talep dikkate alınır. Çünkü bu durum kul hakkına giriyor.

İntaç: Benzer bir durumu ezana uyarlamak doğru değildir. Belki camii dibindeki evler için sesinde ayarlama yapılabilir. Ancak ezan sesi ile Ramazan davulculuğu aynı kefeye dahi konarak tartılamaz, tartışılamaz. Zira biz istiklal harbimizin bizzat ismini marşımıza istiklal marşı adıyla vermiş, orada ülkemizin bekasına ezanımızı dua olarak işlemiş bir milletiz:

“Bu ezanlar ki şehâdetleri dînin temeli,

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli”

muslumisiklar@gmail.com