Ankaraedebiyat.com.tr söz konusu bu metinde, Ankara’nın Cumhuriyet’e devrettiği edebi mirasa odaklanarak, şehrin başkent olmadan önceki kültürel canlılığını ve edebi mahfillerini incelemeye girişmiştir.
ANKARA’NIN KÖKENLERİ: SELÇUKLU VE OSMANLI’DA EDEBÎ ORTAM
Ankara’nın edebiyatla tanışması, Türkleşme ve İslâmlaşma süreçleriyle birlikte başlar. Bu dönemde şehir, güçlü bir tasavvuf ve divan edebiyatı geleneğine ev sahipliği yapmıştır.
ERKEN DÖNEM EDEBİYATI VE ŞAİR SULTANLAR
12. yüzyılda Selçuklu Sultanı Muhyiddin Mesud, gaza faaliyetlerinin yanı sıra şair ve yazarları Ankara’ya davet ederek şehirdeki edebiyat hayatını canlandırmıştır. Bediî-i Engüriyevî ve Muhyevî-i Engüriyevî bu dönemde öne çıkan şairlerdir.
14. yüzyılda Hacı Bayram-ı Velî’nin etrafında oluşan güçlü edebi hareketlilik, tasavvufi hayatın ve Türkçenin ilk ses bayrağının Anadolu’da yayılmasında büyük rol oynamıştır.
ANKARA’DA YETİŞEN DİVAN VE TASAVVUF ŞAİRLERİ
Yapılan araştırmalar, 10. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar Ankara’nın toplam kırk altı divan şairi yetiştirdiğini göstermektedir. Bu sayı, Ankara’nın Osmanlı kültür coğrafyasında önemli bir kültürel merkez olduğunu kanıtlamaktadır.
Evliya Çelebi, 1648’de Ankara’ya geldiğinde, Seyahatnâme’sinde şehrin “ulemâ, sulehâ ve erbâb-ı ma‘ârif şâ’irân-ı yârân-ı bâ-safâlarının” (ilim erbabı, şair ve sohbet ehli dostlarının) sayısız olduğunu belirterek kültürel zenginliğe dikkat çekmiştir.
ANKARA’NIN GELENEKSEL EDEBİYAT MAHFİLLERİ
Eski Ankara’da şiirin ve edebiyatın beslendiği alanlar yalnızca resmi veya dini yapılarla sınırlı değildi.
DİNİ VE SOSYAL MERKEZLER
Türk-İslâm hakimiyetinde açılan cami, dergâh ve medreseler, hem divan hem de tasavvuf edebiyatını besleyen önemli mahfiller olmuştur:
Önemli Mahfiller: Saraç Sinan Medresesi, Melike Hatun Medresesi, Bayrâmî Dergâhı ve Taceddin Dergâhı gibi yapılar asırlarca kültürel faaliyetlerin merkezi olmuştur.
GÜNDELİK HAYATIN EDEBÎ DURAKLARI
Dini mahfillere ek olarak, günlük sosyal yaşamın içindeki mekânlar da edebiyat mahfili özelliği göstermiştir:
Bazı meyhaneler (Müneccim Tepesi’ndekiler), hanlar (Pilâvoğlu Hanı), kahvehaneler, konaklar, hatta bağ ve bahçeler bile zamanla şairlerin ve söz ustalarının buluşma noktası olmuştur.
ŞAİR HAMİSİ ALİŞAN BEY KONAĞI
19.yüzyıl Ankara’sının en önemli edebi merkezlerinden biri, geniş topraklara sahip Alişan Bey’in konağıdır.
Zengin ve kültürlü bir toprak ağası olan Alişan Bey, konağını halk şairlerinin sığınağı haline getirmiştir. Türk halk edebiyatının büyük temsilcilerinden Dertli ve Erzurumlu Emrah, son yıllarını bu himaye altında geçirmiştir.
Ankara Valisi Faik Memduh Paşa gibi yöneticiler de âşıkları hanlarda ve konaklarında ağırlayarak geleneğin devam etmesine destek olmuştur.
MİLLÎ MÜCADELE YILLARINDA EDEBİYATIN CANLANIŞI
1919-1922 yılları arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şehri Millî Mücadele’nin merkezi yapmasıyla Ankara’daki edebiyat hayatı olağanüstü bir canlılık kazanmıştır.
AYDINLARIN ANKARA’YA AKINI
Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Falih Rıfkı Atay gibi pek çok önemli edip, Millî Mücadele’ye destek vermek amacıyla Ankara’ya gelmiş ve matbuat cephesinde görev almıştır.
Bu dönemde Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nı burada yazmış; Halide Edip Ateşten Gömlek ve Yakup Kadri Yaban romanlarını Kalaba’daki bağ evinde kaleme almışlardır.
MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİ MAHFİLLERİ
Edebî sohbetler ve toplanmalar bu zorlu dönemde de devam etmiştir:
Tâceddin Dergâhı (Mehmet Âkif’in ikamet ettiği yer), Kuyulu Kahve, Merkez Kıraathanesi, Hakimiyet-i Milliye ve Yenigün gazetelerinin idarehaneleri bu dönemin en önemli edebiyat mahfilleri olmuştur.
Bekârlar Tekkesi: Sadri Ertem ve Faruk Nafiz Çamlıbel gibi genç ediplerin oluşturduğu, Kuva-yı Milliye taraftarlığını şart koşan “Bekârlar Tekkesi” adlı kısa süreli gençlik toplaşması da dönemin ruhunu yansıtan önemli bir örnektir.
MİLLÎ MÜCADELE YILLARI: ANKARA EDEBİYATININ ZİRVEYE ÇIKIŞI
1919-1922 yılları arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün şehri Millî Mücadele’nin merkezi yapmasıyla Ankara’daki edebiyat hayatı olağanüstü bir canlılık kazanmıştır. İstanbul’un işgalinden kaçan aydınlar, gazetelerini ve fikirlerini Anadolu’nun bu umut merkezine taşımıştır.
TÂCEDDİN DERGÂHI: İSTİKLÂL MARŞI’NIN YAZILDIĞI EDEBİYAT MAHFİLİ
Millî Mücadele döneminin en kutsal ve en özel edebiyat mahfili, şüphesiz Tâceddin Dergâhı’dır. Dergâhın bir edebi merkeze dönüşmesi, Şeyh Tâceddin Mustafa’nın davetiyle şair Mehmet Âkif Ersoy’un burada ikamet etmeye başlamasıyla gerçekleşmiştir.
İstanbul’da Sebilürreşad mecmuası ile Kuva-yı Milliye hareketine manevi destek veren Âkif, 1920’de Ankara’ya gelerek Milli Mücadele’nin propaganda cephesine güçlü bir destek vermiştir.
Tâceddin Dergâhı’nın selamlık binası, Millî Mücadele’nin en hararetli günlerinde, istiklâl arzusunu ve imana yaslanmış ruhu en güzel şekilde aksettiren İstiklâl Marşı’nın kaleme alındığı yerdir.
Dergâh, Mehmet Âkif’in etrafında toplanan Hikmet Bayur, Hasan Basri Çantay, Eşref Edib ve Samih Rifat gibi mebus, edip ve münevverlerin şiirlerin okunduğu, ilmi ve edebi sohbetlerin yapıldığı bir merkez haline gelmiştir. Sohbetlere neyzenler ve musiki de eşlik ederek burayı edebiyat ve musiki mahfili yapmıştır.
GAZETELER VE KAHVEHANELER: SİYASİ EDEBİYATIN BULUŞMA NOKTALARI
Tâceddin Dergâhı’nın manevi merkezliğine karşın, şehrin merkezindeki ticari ve sosyal alanlar da aydınların buluşma noktası olmuştur.
Kuyulu Kahve ve Merkez Kıraathanesi:
Ulus’ta yer alan bu iki kahvehane, ilk TBMM mebuslarının, şair, yazar ve gazetecilerin akın ettiği yerlerdir. Yahya Kemal Beyatlı, Nâzım Hikmet, Vâlâ Nureddin ve Aka Gündüz gibi isimler burada bir araya gelmiş, edebi sohbetler yapmışlardır. Vâlâ Nureddin, burada Âkif’ten “Mevzusuz modern şiirler yerine gaye şiirleri yazınız” ihtarıyla karşılaştığını kaydeder.
Gazete İdarehaneleri:
Hâkimiyet-i Milliye ve Anadolu’da Yeni Gün gazetelerinin idarehaneleri, İstanbul’dan kaçan aydınların toplandığı ve Milli Mücadele ruhu etrafında kenetlendiği önemli mahfillerden olmuştur.
Lokantalar ve Kulüpler:
Anadolu Lokantası (Ankara’nın ilk asri lokantası), Teceddüd Lokantası ve Abdullah Efendi Lokantası, “yalnız mideleri değil, ruhları da besleyen” toplanma yerleri olarak anılır. Muallimler Birliği ve mebusların hasbihal ettiği Millet Bahçesi (Şehir Bahçesi) de bu dönemde edebiyatın sosyal yaşamla iç içe geçtiği alanlardır.
GİZLİ BULUŞMA YERLERİ: MEN-İ MÜSKİRAT KANUNU SONRASI
Millî Mücadele döneminde uygulanan Men-i Müskirat Kanunu (İçki Yasağı) nedeniyle içkinin gizlice satıldığı Dayko’nun Tütüncü Dükkânı ve Efe Haydar’ın Meyhanesi gibi yerler de edip ve muharrirlerin devam ettiği gayri resmi mahfiller olmuştur. Yazar Aka Gündüz, bu mekanları romanlarında olay örgüsünün bir parçası olarak kullanmıştır.
ANKARA EDEBİYATI BİR SÜREKLİLİKTİR
Başkent Ankara’nın edebi hayatı, yoktan var edilmiş değil, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine uzanan, tasavvufi ve divan geleneğinden beslenen, halk şairlerini himaye eden köklü bir mirasın devamıdır.
Nitekim Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehirde kuvvetli bir tasavvuf ve divan edebiyatı geleneğinin oluştuğu görülür. Bu edebiyat geleneği, çoğu zaman medrese, tekke ve cami gibi mahfillerden beslenmiştir. Bu doğrultuda Ankara, Cumhuriyet döneminden önce pek çok şair yetiştiren kültürel bir muhit olarak karşımıza çıkar. 19. yüzyılın ortalarından itibaren medrese, tekke, cami gibi mahfillere ilave olarak bazı meyhane, han, kahvehane, konak, bağ ve bahçelerin de edebiyat mahfili özelliği kazandığı görülür. Halk şairlerine hami olan Alîşan Bey’in konağı, Müneccim Tepesi mevkiindeki meyhaneler ile Pilâvoğlu Hanı; kaynaklarda zikredilen bu edebiyat mahfillerinden bazılarıdır.
Şehrin Mustafa Kemal Paşa tarafından Millî Mücadele merkezi yapılmasına bağlı olarak Ankara’daki edebiyat hayatı da zenginleşmiştir. Bu dönemde pek çok edibin, Atatürk’ün davetiyle Ankara’ya geldiği görülür. Kafileler halinde Ankara’ya gelen şair ve yazarlar, şehirdeki edebiyat hayatının canlanmasını sağlamışlardır.
Şüphesiz ki Millî Mücadele döneminde Ankara’nın en önemli edebiyat mahfili, Tâceddin Dergâhı’dır. Mehmet Âkif’e uzunca bir süre ikametgâh olan Tâceddin Dergâhı, aynı zamanda İstiklâl Marşı’mızın yazıldığı mekân olması bakımından da mühimdir. Tâceddin Dergâhı, Millî şairimizin Ankara’da bulunduğu süre zarfında Âkif’in merkezi kişiliği etrafında toplaşan pek çok edibin edebî muhitine dönüşmüştür.
Kaynakça: Necati Tonga, “Cumhuriyet Ankarası’nın Devraldığı Edebî Miras: Cumhuriyet Dönemi’ne Kadar Ankara’daki Edebiyat Hayatı ve Edebiyat Mahfilleri”, Ankara Araştırmaları Dergisi, Aralık 2014.
