Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Taş sokaklarda sabah

Aşevi kapısından çıktılar. Arkada sucuların ve şerbetçilerin çıngırak sesleri kaldı. Taş surların arasındaki sokakta, sabah kendi yoluna, padişah kendi yoluna yürüdü.

Aşevi kapısından çıktılar. Arkada sucuların ve şerbetçilerin çıngırak sesleri kaldı.

(Fotoğraf: Yusuf Seki)

Topkapı, sonbahar rüzgârlarına teslimdi. Padişah sabah namazını kılmış, sessizce kıyafetini kontrol etmişti. Çuhadar’la birlikte Bab-ı Hümâyun kapısından çıktılar. Sabahın serinliğiyle Topkapı’da yapraklar uçuşuyordu.

Padişah önde, çuhadar arkada yürümeye başladılar. Üzerinde toprak renginde, gösterişsiz bir aba vardı; başında ise siyah bir sarık. Sokakların arasına karıştılar. Taş döşeli bir yoldan geçerken bir çarık tamircisi çocuğu gördü; henüz on sekizinde ya vardı ya yoktu.

“Adın ne?” diye sordu.
“Hasan,” dedi çocuk.
“Bu işi nereden öğrendin?”
“Babamdan.”
“Kaç akçe kazanırsın?”
“Üç akçe.”

“Hayırlı işler ola,” dedi padişah ve taşlarla surların iç içe geçtiği dar bir sokağa saptı. Fırıncıdan, kasaptan, helvacıdan ayrı ayrı kokular yükseliyordu. Sabah vaktiydi; ocaklar yanıyor, kaplar kaynıyordu. Gün, şehrin üzerine ağır ağır iniyordu.

Ardından şerbetçinin sesi duyuldu; çıngıraklarıyla birlikte:
“Şerbet var, şifa niyetine! Buyuran alsın!”

Padişah aşevinin kapısından içeri girdi. Yaşlılar, çocuklar, yetimler, dullar… Hepsi kazanın başında toplanmış, yemeklerini yiyordu.

“Günde kaç kazan kaynar?” diye sordu.
“Dört kazan, efendim.”
“Yetiyor mu?”
“Yetiyor, efendim. Gelen gidene.”
“Hepsi bitiyor mu?”
“Biter.”
“En çok ne vakit kalabalık olur?”
“Sabah namazından sonra çocuklar gelir, efendim.”

Kazana baktı padişah; buhardan yükselen dumanına. Başını yavaşça salladı. Sorması gereken her şeyi sormuştu.

Kapıdan çıkarken elinde sıcak bir kase tutan, sırma saçlı, mavi gözlü bir kız çocuğu gördü. Kız, padişahın gözlerine bakıyordu; onun kim olduğunu bilmeden.

“Adın ne?” diye sordu.
“Ayşe,” dedi çocuk.

Padişah başını okşadı. “Allah’a emanet ol,” dedi.

Aşevi kapısından çıktılar. Arkada sucuların ve şerbetçilerin çıngırak sesleri kaldı. Taş surların arasındaki sokakta, sabah kendi yoluna, padişah kendi yoluna yürüdü.