Bugün edebiyatımızın önemli isimlerinden Ziya Osman Saba’nın vefatının 69. yıl dönümü.
ZİYA OSMAN SABA KİMDİR?
Ziya Osman Saba 30 Mart 1910 tarihinde İstanbul’da doğdu. Cumhuriyet devrinin önemli isimleri arasında yer alan bir şair ve yazardır. Galatasaray Lisesi mezunudur. Ardından Hukuk Fakültesi’ne başlayan Ziya Osman Saba, 1931’de Cumhuriyet gazetesinin muhasebe servisinde işe başladı. Sonrasında beş yıl boyunca Emlak Bankası’nda çalıştı.
1945’te Ankara’ya tayin oldu ancak İstanbul’a geri dönmek için işinden istifa etti. Millî Eğitim Basımevi Tashih Bürosu Şefliği için İstanbul’a döndü. 1953 ve 1954’te toplamda iki kalp krizi geçirdi. Malulen emekli oldu ve sonrasıda Varlık Dergisi’nde çalıştı.
Kendi dönemindeki birçok edebi akımlar oluşmuştu. Saba da bu akımlardan biri olan Yedi Meşaleciler’in kurucularındandır. Ziya Osman Saba, 47 yaşındayken 29 Ocak 1957’de doğup yaşadığı İstanbul’da vefat etti. Rezzan Hanım ile olan evliliğinden Osman ve Orhan isminde iki çocuğu dünyaya geldi.
Vefatı üzerine Cemal Süreya şunları yazmıştır:
“Hep beyazı söyledi Ziya Osman Saba.
Hiç terlemedi şiirinde.
Daha doğrusu yalnız alnı terledi. O da utangaçlığından belki. Alnını silmek için beyaz bir mendil taşıdı elinde.
Şiiri küçük dayının şiiridir. Günün birinde trafik kazasına kurban gidecek bir dayının.
vazgeçişten serinlikler çıkardı. Yetinmeyi bir mutluluğa dönüştürmek istedi. Sofanın şairidir.
Sonra da öldü.
Şimdi cesedi bozulmamış duruyor. Alnında o mendil”
ESERLERİ
Yedi Meşale
Sebil ve Güvercinler
Geçen Zaman
Değişen İstanbul
Nefes Almak
Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi,
Cümlemiz

NEFES ALMAK ŞİİRİ
nefes almak, içten içe, derin derin,
taze, ılık, serin,
duymak havayı bağrında.
nefes almak, her sabah uyanık.
ağaran güne penceren açık.
bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.
üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
senin her yer: caddeler, meydan, çarşı…
kardeşim, nefes alıyorsun ya!
…
…
nefes almak, kolunda bir sevgili,
kırlarda, bütün bir pazar tatili.
bahar, yaz, kış.
nefes almak, akşam, iş bitince,
çoluk çocuğunla artık bütün gece,
nefesin nefeslere karışmış.
yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
yanında karına uzatıp bir kolu,
nefes almak.
…
…
sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.
ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes…
anlıyorum, birbirinden mukaddes,
alıp verdiğim her nefes.”

ONSUZ ŞİİRİ
ah işte duyuyorum mesut günler içinden
sana “sevimli yüzün asla solmasın” diyen
bütün adınla dolu sevinç şarkıları…
– sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı!
ah işte görüyorum seni gördüğüm günü
altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak’ın
o gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.
…
meğer görecekmişim bir sabah gidişini
istanbul’un önünden son defa geçişini…
bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik
bizler ki az sıkılsak “o başımızda” derdik
…
…
tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı
öğret bize yarabbi, ah o’nsuz yaşamayı…
ankaraedebiyat.com.tr
