6 Şubat 2023…
Takvimler bir günü gösterdi ama o gün, bir tarihten ibaret kalmadı. Anadolu’nun bağrına düşen ateş, şehirleri susturdu; sabah vaktinde yükselen feryatlar, yüreklerde kapanmayan bir yara bıraktı. “Asrın felaketi” olarak anılan bu büyük zelzele, yalnızca yerle göğü değil, insanın iç dünyasını da sarstı.
Eyüp Beyhan’ın kaleminden çıkan “Zelzele” adlı bu şiir, işte o büyük acının içinden yükselen bir ağıt olarak karşımızda duruyor. Şair, Maraş’tan Hatay’a, Antep’ten Adıyaman’a, Malatya’dan Diyarbakır’a kadar uzanan coğrafyada yaşanan yıkımı; yalnız betonun çöküşüyle değil, insan ruhunun sarsılışıyla anlatıyor. Dizelerde yankılanan her ses, bir enkaz başında bekleyen umut, bir kar tanesi altında donan acı, bir annenin, bir bacının, bir kardeşin sessiz çığlığıdır.
“Zelzele”, sadece bir felaketi anlatmıyor, aynı zamanda bu toprakların kaderle, imtihanla ve sabırla kurduğu derin ilişkiyi de hatırlatıyor. Şiirde geçen her şehir adı, bir haritadan çok bir kalp atışı gibi okunuyor. İlahi göndermelerle, Kur’anî hatırlatmalarla ve ağıt geleneğinin güçlü diliyle örülen bu metin, depremde hayatını kaybedenleri “şehit” bilinciyle anıyor; geride kalanlara ise ortak bir yas ve dua dili sunuyor.
Bu şiir, unutmanın karşısında duran bir hafıza metnidir.
Bu şiir, suskunluğun içinden yükselen bir sestir.
Bu şiir, yıkılan şehirlerin ardından yakılmış bir insanlık ağıtıdır.
“Zelzele”, okurunu sadece okumaya değil, hatırlamaya, hissetmeye ve sorumluluk almaya davet ediyor. Çünkü bazı dizeler vardır ki yalnızca kağıda değil, tarihe yazılır.
ZELZELE
Hele bakın bu yükselen ne dumandır,
Fecr-i sâdık vaktidir bu ne figandır.
Bu ses ne salâ, ne ezandır;
Yer ve gök, her ne varsa ürpermiş,
Sanki bu Sûr-i Mahşer’dir!
Burası Sütçü İmam, Maraş’tır;
Her tarafı yıkılmış beton, taştır.
Feryâdı figân, âhû ile zardır,
Allah’ım, bu ne ağır imtihandır!
**
İnce ince bir kar yağıyor,
Beyaz gerdanlık içinde.
Sıra sıra dağlar ağlıyor,
Bacı, kardaş ağıt yakıyor;
Bugün millet-i İbrahim ağlıyor.
Burası Gazi’dir, Şanlı’dır;
Burası Antep, Urfa’dır.
Yanı başı Adıyaman, Adana, Osmaniye, Kilis’tir.
Her taraf yıkılmış, toz dumandır.
Feryâdı figân, âhû ile zardır,
Allah’ım, bu ne ağır imtihandır!
**
Mihrapta gelen bu ilahî bir kelâmdır,
Haber vermişti: Bu bir zilzâldir.
Yer açılmış; ne sel, ne heyelandır.
Kıyamet değilse, provası mahşerdir.
Burası diyâr-ı candır, canandır;
Burası Sahâbe-i Kirâm’dır, Habîb-i Neccâr’dır.
Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Hatay’dır.
Her tarafı yıkılmış beton, taştır.
Feryâdı figân, âhû ile zardır,
Allah’ım, bu ne ağır imtihandır!
**
Sîneme düştüğü kor ateştir,
Yıkılmış bu şehirde can veren,
Mezarı başında bekleyen,
Hepsi bize kardeştir.
Ağıtlar yükseliyor, burası perişandır;
Burası Anadolu, her şehri yârdır.
Her tarafı yıkılmış beton, taştır.
Feryâdı figân, âhû ile zardır,
Allah’ım, bu ne ağır imtihandır!
Bugün yastır; gökteki nazlı hilâlimiz ağlar.
Bugün eyyâm-ı matemdir; al bayrağımız ağlar.
Bugün arş-ı âleme hazan esti, deryâ-yı umman ağlar.
Bugün “İzâ zulziletil ardu zilzâlehâ”,
“Vel yevmil âhir” cümle ehl-i iman ağlar.
Burası atadır, vatandır; her karışı cennet-i a‘lâdır.
Bize lutf-u Hüdâ’dır, şehr-i sultandır.
Her tarafı yıkılmış toz dumandır.
Feryâdı figân, âhû ile zardır,
Allah’ım, bu ne ağır imtihandır!
(Şubat 2023-Eyüp Beyhan)
