‘Kalk Düğüne Gidelim’, İsmet Özel’in 1969 yılında yayımlanan ‘Evet, İsyan’ isimli kitabında neşredilmiştir. Daha sonra kırk yaşına kadar yazdığı şiirleri, 1987’de Erbain adıyla yayınlandığında, Kalk Düğüne Gidelim de bu mecmuada yer aldı. Şiir, Özel’in en sevilen şiirleri arasında yer alır. Zira daha 25 yaşında genç bir dava adamının duygularını başarılı biçimde yansıtır. Bu anlamda İsmet Özel hem içerik hem de metot anlamında ‘Bu İsmet Özel şiiridir’ dedirtecek bir tarz oluşturmayı başarmıştır.
Şair, şiirin adının hikayesine bir cümleyle başlar: ‘Anamın uyuşmuş ayağını harekete geçirmek için söylediği söz.’ Bu, Anadolu’nun bazı coğrafyalarında halkça söylenegelen bir yaklaşımdır.
Şiirin adı ile içeriği hakkında bağlantı kurmak, kimilerince zor gibi görünüyor. Bu başlığı, sözün etkileyiciliğinden dolayı tercih ettiğini ifade edenler olduğu gibi annesinin sık zikrettiği bir ifadeyi ölümsüzleştirmek için koymuş olabileceği, görüşler arasında yer alıyor.
Üçüncü bir ihtimalde ise şiirin adını koyduktan sonra içeriğinde bu başlıktan koptuğu düşünülebilir. Ancak başlıkla içerik hakkında uyumsuzluk varmış gibi ileri sürülen bu görüşlerin haricinde, bir uyum olduğu da ihtimal dahilinde değerlendirilebilir. Zaten önce şiirin adını koyduğunu belirttiği geçmişteki bir açıklamasında ‘Şiirlerimin adıyla sanki yoğunlaşacağım bölgeyi tespit ederim’ beyanında bulunmuştu. Yani, önce şiirin adını koyduğu, ardından temayı başlığa paralel ilerlettiği bir metodu söz konusu.
Şiir, İsmet Özel’in sosyalist dünya görüşünün zirvesinde olduğu dönemlerde yazıldığından içeriğinde partizanlığı çağrıştıran birçok unsuru da barındırıyor. Buradan mülhem, annesinin uyuşmuş ayaklarını açmak için söylediği ‘Kalk Düğüne Gidelim’, toplumun uyuşmuş zihnini harekete geçirmek amacıyla bilhassa atılmış bir başlık olarak da düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında şiirin adında başarılı bir imge söz konusudur.
SARARDIN ÜZÜNTÜDEN, ÜÇ GÜN AĞLADIN
Şiir, ‘Sarardın üzüntüden, üç gün ağladın’ dizesiyle başlıyor. Bir hüznün olduğu ve bunun göz yaşıyla devam ettiği anlatılıyor. Burada şairin birini muhatap aldığı bariz. Bu muhatap, sevgiliden başkası değildir. Bu sevgili, aynı zamanda aynı yola çıktığı ve baş koyduğu yoldaşıdır.
“Sarardın üzüntüden, üç gün ağladın’
baktım gözlerine sıçramış halkın gözleri”
İkinci dizede, sevgilinin gözyaşlarının sebebi ifade ediliyor. Onun gözlerinin içindeki yaşlar, halkın gözlerinden kaynaklanıyor. Halkın dertleri, sorunları onun için artık çözüme kavuşturması gereken bir derttir. Burada ahlaki bir duruş söz konusudur.
incesin
bardakta bir karanfile benzemiyor inceliğin
serçeler sekmiyor hayır, dudaklarında
…
…
sazlar
kanımda Çiçek Dağı’nı vurur
doldurur öylece göz yerlerimi inceliğin
Burada sevgilinin halk için diğerkamlığa bürünmesi, insanların meselelerini kendi meselesi duyarlılığıyla karşılaması onun inceliğine, zarafetine yapılan bir vurguyla izah ediliyor. Bahse konu niteleme, karanfil gibi çiçek benzetmesiyle örneklendirilirken inceliğinin, gözlerini doldurarak duygulandıran bir gözyaşına dönüştüğüne temas ediliyor.
…
…
harman edilmiş tenim
sevinçler artırmışım çiçekli
ve çiçeksiz bütün dağlardan.
Doğanın insana verdiği iştihayı, bu dizelerde karşımızda buluyoruz. Dağların insana verdiği umudun sevince dönüşmesi ve o sevincin artması, sonraki dizelerde bilhassa kadınların örnek mücadelesine bağlanıyor.
…
…
Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya
Valentina Tereşkova
ve çekik gözlü kadın komandolar
çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla.
Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin’ dizesi, yukarıda bahsedilen ‘Baktım gözlerine sıçramış halkın gözleri’ dizesinin uzantısı olarak değerlendirilebilir. Bakışlarına toplumun mesellerini dahil ettiğinin, alt tabakada ezilen emekçinin onun hüzünlü bakışlarına sebep olduğunun yansıması görülüyor. Devamında geçen kadın vurgusu, bu mücadelede kadınların da önemli olduğuna göndermelerde bulunuyor. Valentino Tereşkova; Sovyet Rusya’nın uzaya gönderdiği kozmonot olup uzaya gidip dönebilen ilk kadın ve sivil olarak biliniyor. 1937 doğumlu olan Tereşkova, bu yazının yazıldığı Eylül 2025 başı itibariyle halen sağdır.
Sonraki dizedeki ‘Çekik gözlü kadın komandolar’ da 1955-1975 arasındaki Vietnam Savaşı (Çinhindi Savaşı) döneminde kurulan Vietnam Bağımsızlık Birliği Viet Minh’in bünyesindeki kadın kollarını ifade ediyor. Vietnam bu tarihler arasında Kuzey-Güney olarak bölünmüş ve iç savaşa girmişti. 1963-1973 arasında ABD desteğini alan Güney Vietnam başarıya ulaşamamış, ABD bu savaşta yaklaşık 60 bin kayıp vermişti.
Sen ağlarken azığımız çoğaldı
elledik halkın ağrılarını cesurca
ağlamasan
kök inatla kavramıyor toprağı
boş umutlar içinde pervasız büyüyor kir
ağlıyorsun ihanete karşı şavkıyor pıçak
bir pıçak ki sevgilim, Sürmene işidir.
Ağlamanın isyan ve eyleme geçme olarak sembolize edildiği dizelerde bu duyarlılığın halkın acılarına çözüm yolları açtığını, eyleme geçilmezse çözüme kalıcı olarak ulaşılamayacağını, karşısındakinin ağlamasıyla davaya ihanet edene keskin bir aydınlıkla üstünlük sağlanacağını belirtiyor.
Bir şehrin uzak semtleri gibi gözlerin
üzgün, kara, ayaklanmaya hazır’
ben yaralar kuşanıp katılırım onlara
onlara katılırım yedek mermi ve şarkılar alarak
seni alırım sonra her bir yanım çağıldar
bir oyuna kalkarız sıkılmış yumruklarla
yazarız duvarlara fırtınalı yazılar.
İsmet Özel, şiirin son kıtasını sevgiliye seslenişle sona erdiriyor. Burada yine onun gözleriyle sosyoekonomik olarak alt sınıf arasında benzetmede bulunuyor. Gözyaşlarının kaynağı olan gözleriyle eyleme geçmeye hazırlanan alt tabaka arasında paralellik kuruyor. Devamında ‘Ben yaralar kuşanıp katılırım onlara’ diyerek acılarına kendisi de ortak oluyor.
Bir gün burda, bu kalktığımız yerde
kendini yaşamakla taşıran bir güneş kabarcığı
zonklayan bir atardamar olduğu anlaşılır
el tutuşmuş çocuklar ki o zaman
senin gözyaşlarını heyecanla kapışır.
Şair, halkın derdiyle dertlenmenin yola başladıkları noktada haklı oldukları sonucunu doğuracağına, çektikleri çilenin başarıyla sonuçlanacağına, umudun sembolü olan çocukların bu dertlerin üstüne yürüyerek ve onları paylaşarak zaferi getireceğine inanıyor. ‘Kalk Düğüne Gidelim’deki arzudan ve heyecandan ‘El tutuşmuş çocuklar ki o zaman senin gözyaşlarını heyecanla kapışır.’ dizelerindeki ideale uzanan bir bağlantı söz konusu. Bu anlamda başlığın ulaşılmak istenen zafere dair bir arzuyu çağrıştırdığı düşünülebilir.
Şiir, dil anlamında anlaşılır bir üslupta yazılmış. Tema olarak İsmet Özel’in o dönemki davası olarak savunduğu komünizmin idealizmini tüm ruhuyla yansıtıyor. Kadından çocuğa, heyecandan gözyaşına kadar uhdesinde birçok kavramı barındırıyor. Bu anlamda bir genelliğe sahiptir. Tüm ideolojilerden bağımsız olarak düşünüldüğünde içinde istikbale dair utkuyu, dizelerin arasından sızdıran bir eser niteliğindedir.
