Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Mehmet Akif Ersoy’un Mevlana algısı ve Mesnevi okumaları

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un edebi ve manevi dünyasını şekillendiren en güçlü kaynaklardan biri Mevlana Celaleddin Rumi ve Mesnevi oldu. Çocukluk yıllarında başlayan bu ilgi, Mısır döneminde derin bir okuma disiplinine dönüşürken, Akif’in İstanbul’a dönüşünde Galata Mevlevihanesi’ne uzanan anlamlı bir ziyaretle taçlandı.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un edebi ve manevi dünyasını şekillendiren

Türk edebiyatının en güçlü ahlak ve fikir temsilcilerinden Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, yalnızca şiirleriyle değil, beslendiği manevi kaynaklarla da dikkat çeker. Bu kaynakların başında ise Mevlana Celaleddin Rumi ve onun asırlardır irfan dünyasını besleyen eseri Mesnevi gelir.

Akif’in Mevlana ile tanışıklığı çocukluk yıllarına dayanır. Fatih Camii’nde Esed Dede’nin ders halkalarında Mesnevi, Gülistan ve Hafız Divanı okumalarıyla şekillenen bu ilgi, Mısır yıllarında sistemli ve derinlikli bir okuma sürecine dönüşür. Kur’an tercümesiyle meşgul olduğu bu dönemde Akif, Mesnevi’yi Türkçe ve Farsça şerhler üzerinden karşılaştırmalı biçimde inceler.

Bu okumalar sırasında Akif’in en çok benimsediği yorum, İsmail Rüsuhi Ankaravi’nin Mesnevi şerhi olur. Akif, Ankaravi ile aynı yoruma vardığını fark ettiğinde bunu “çocuk gibi sevinmek” şeklinde ifade eder. Bu sevinç, onun Mesnevi’ye olan bağlılığını daha da pekiştirir.

Vefatından kısa süre önce İstanbul’a dönen Akif’in Galata Mevlevihanesi’ne giderek Ankaravi’nin kabrini ziyaret etmesi, bu manevi yolculuğun en anlamlı duraklarından biri olarak kayda geçer.

MISIR DÖNÜŞÜ FİKİR DÜNYASI ŞEKİLLENDİ

Milli şair Mehmet Akif Ersoy’un düşünce dünyasında Mevlana Celaleddin Rumi’nin özel bir yeri olduğu, Mesnevi ile kurduğu derin bağ üzerinden bir kez daha gündeme geliyor. Akif’in çocukluk yıllarında başlayan Mesnevi yolculuğu, Mısır döneminde disiplinli bir okumaya dönüşerek edebi ve ruhî dünyasını derinden etkiledi.

Mehmet Akif Ersoy’un Mevlana sevgisi, küçük yaşlarda Mesnevi ile tanışmasına dayanıyor. Akif, çocukluk yıllarında Fatih Camii’nde Hafız Divanı, Gülistan ve Mesnevi okutan Esed Dede’nin derslerine devam ettiğini bir röportajında bizzat dile getirmişti. Bu erken dönem tanışıklık, ilerleyen yıllarda daha derin bir manevi bağa dönüşecekti.

MISIR YILLARINDA MESNEVİ İLE GÜÇLÜ BAĞ

Mehmet Akif’in Mesnevi okumaları özellikle Mısır yıllarında yoğunlaşır. Bu dönemde Mesnevi’yi yalnızca okumakla kalmayan Akif, farklı şerhleri karşılaştırmalı olarak inceleme imkânı da bulur. İncelemeleri sonucunda, Mevlana’nın düşüncesini en iyi yansıtan şerhin İsmail Rüsuhi Ankaravi’ye ait olduğu kanaatine varır.

Akif, Mesnevi’yi önce kendi başına anlamaya çalışır, ardından şerhlere başvurarak yorumları karşılaştırır. Ankaravi’nin yorumlarıyla aynı noktada buluştuğunu fark ettiğinde duyduğu sevinci, “çocuk gibi sevinirdim” sözleriyle ifade eder.

RÜYA İLE GELEN MESNEVİ ŞERHİ

Mısır’da bulunduğu sırada Mesnevi’yi baştan sona yeniden okumaya karar veren Akif’in elinde eserin tam bir takımı yoktur. Bu sırada gördüğü bir rüya dikkat çekici bir dönüm noktası olur. Ertesi gün Abbas Halim Paşa’nın eşi Prenses Hatice tarafından kendisine bir sandık kitap hediye edilir. Sandığın en üstünde ise İsmail Rüsuhi Ankaravi’nin Mesnevi şerhi yer almaktadır. Akif, bu vesileyle Mesnevi’yi yaklaşık bir buçuk yıl içinde baştan sona okur.

İSTANBUL’A DÖNÜŞTE İLK ZİYARET GALATA MEVLEVİHANESİ

Vefatından kısa bir süre önce İstanbul’a dönen Mehmet Akif, otomobille yaptığı kısa bir şehir gezisi sırasında Galata Mevlevihanesi’ne uğrar. Burada, Mesnevi şerhinden feyz aldığı İsmail Rüsuhi Ankaravi’nin kabrini ziyaret eder. Bu ziyaret, Akif’in Mevlana geleneğine duyduğu vefanın sembolik bir göstergesi olarak değerlendirilir.

MEVLANA ETKİSİ EDEBİ VE RUHÎ DÜNYASINDA BELİRGİN

Yunus Emre’nin şiirleri gibi Mevlana’nın Mesnevi’si de Türk edebiyatına yön veren eserler arasında yer alır. Mehmet Akif Ersoy da bu etkiden nasibini alan önemli isimlerden biridir. Mevlana, Akif’in yalnızca edebi kimliğinde değil, aynı zamanda ruh dünyasında da derin izler bırakmıştır.

Akif, Mevlana’nın Divan-ı Kebir’de daha çok şair kimliğiyle, Mesnevi’de ise mürşid yönüyle öne çıktığını ifade eder. Bu yaklaşım, Akif’in Mevlana’yı yalnızca bir edebiyatçı değil, aynı zamanda yol gösterici bir düşünce adamı olarak gördüğünü ortaya koyar.

AKİF’TEN ANKARAVİ’YE ÖZEL İLGİ

Büyüyenay Yayınları arasında yayımlanan “Tutuşmuş Bir Yürek Adanmış Bir Hayat: Mehmet Akif Ersoy” adlı çalışmasında yazar Alim Kahraman, Mehmet Akif’in Mevlana sevgisine özel bir yer ayırıyor. Kahraman, Akif’in Mesnevi’yi iki defa baştan sona okuduğunu ve özellikle İsmail Rüsuhi Ankaravi’nin şerhini merkeze aldığını vurguluyor.

İSMAİL RÜSUHİ ANKARAVİ KİMDİR?

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Ankara’da doğan İsmail Rüsuhi Ankaravi, tasavvuf ve ilim alanında önemli bir isimdir. Bayramiyye ve Halvetiyye tarikatlarında icazet aldıktan sonra Mevleviyye yoluna intisap etmiş, 1610 yılında Galata Mevlevihanesi şeyhi olmuştur. Özellikle Mesnevi şerhleriyle tanınan Ankaravi, Mevlevî geleneğinin en önemli şarihlerinden biri kabul edilir. Mezarı Galata Mevlevihanesi haziresindedir.

Kaynakça:

-Ayşe Olgun, Mehmet Akif’in Mevlana Sevgisi, Yeni Şafak.

-İslam Ansiklopedisi.