Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Erol Erdoğan’dan hızlı okuma eleştirisi: Anlam geride kalıyor

Ankara Hamamönü’ndeki Kabakçı Konağı’nda İnsaniyet Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği tarafından düzenlenen “Başkent İnsaniyet Buluşmaları”, “Okuma ve Yazma Dengesi” konulu sunumuyla yazar Erol Erdoğan’ı konuk etti.

Ankara Hamamönü’ndeki Kabakçı Konağı’nda İnsaniyet Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği

Ankara Hamamönü’nde Mustafa Yıldız’ın yönlendiriciliğinde gerçekleştirilen program, Siteler Önder Hacı Musa Camii İmam Hatibi Halil İbrahim Ergül’ün Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

 “Okuma ve yazma birbirinden ayrılamaz”

Yazar Erol Erdoğan sunumunu, okuma ve yazma eyleminin insanın varoluşu, kültürü ve medeniyet tasavvurundaki yeri itibarıyla ele aldığı konuşmasında, “okuma ve yazma bir bütün olup ayrılmaması gereken bir dengede götürülmelidir” diyerek okuma ve yazmanın birbirinden bağımsız teknik beceriler olarak ele alınmasının büyük bir yanılgı olduğunu belirtti. Alak Suresi 1-5. âyetlerde okumanın yanı sıra yazmadan da bahsettiğini belirten Erdoğan “yazmadan okumak tamamlanmıyor, mutlaka ikisi birlikte olmalı. Eskiler bunu bildikleri için “okuryazar mısın?” diye sorarlardı. Okuma yazma çift kanat gibidir. İki eylemin tarih boyunca bir bütün olarak yaşandı” diyerek “klasik ilim geleneğinde okurlar, metinlerin kenarlarına yazı yazarlar, notlar eklerdi: derkenar, hamiş, haşiye, dipçe… Günümüzde neredeyiz? Ayrışık durumdayız.” şeklinde konuştu.

“Okur pasif değil, metnin ortağıdır!”

Konuşmada, geçmişte okurun sadece tüketen değil, metinle konuşan, itiraz eden ve katkı sunan bir özne olduğuna dikkat çekti. Derkenar veya haşiye kültürünün, okuma ile yazmanın iç içe geçtiği bir zihniyetin ürünü olduğunu vurgulayan Erdoğan, “okuma”nın “yazma”yı, “yazma”nın da “okuma”yı beslediğini belirterek, bu döngünün kopmasının kültürel sığlaşmaya yol açtığını belirtti.

“Yazan-çizen insanları dikkate almalı, cesaretlendirmeliyiz”

“80 milyon nüfusumuz, 90 milyon şair-yazarımız var” diyoruz. Yazan-çizen insanları yaptıklarından soğutuyoruz. Hâlbuki yazan-çizen insanları dikkate almalı, cesaretlendirmeliyiz. Allah bizden bir şey istiyorsa onun kabiliyetini vermiştir, bunu hesaba katmalıyız.” şeklinde konuşan Erdoğan asl olanın yazmak olduğunu vurguladı.

“Yazar olmak değil, yazmak esastır”

Söyleşide, günümüzde yaygınlaşan “yazar olma” anlayışını eleştiren Erdoğan, yazarlığın bir ünvan değil, uzun soluklu bir emek süreci olduğunu vurgulayarak, yazmanın dergilerde, duvar gazetelerinde ve eleştiri ortamlarında olgunlaşması gerektiğini ifade etti. Yazarlığın, inanç dünyasındaki iman-amel ilişkisine benzer şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, “olmak”tan önce “yapmak” gerektiğine dikkat çekti.

“Hızlı okuma eleştirisi: “Anlam geride kalıyor”

Programda, hızlı okuma tekniklerine yönelik eleştirilerde bulunan Erdoğan edebî ve düşünsel metinlerin hızla değil, “tadil-i erkân”la yani özenle okunması gerektiğini belirterek kitapla bağ kurmanın, yazarını tanımanın ve metni sindirerek okumanın önemine değindi.

“Okuma ve yazma, kuşun iki kanadı gibi”

Erdoğan, okuma ve yazma ilişkisinin bir kuşun iki kanadına benzediğini belirterek, yalnızca okumanın zamanla insanı yorduğunu, yazmanın ise okumayı derinleştiren ve canlı tutan bir eylem olduğunu söyledi. Uzun yıllar okuyup hiç yazmayan bireylerin okuma biçimlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı.

Soru-cevap bölümüyle devam eden program, katılımcıların ilgisiyle zenginleşti. Programın sonunda, İnsaniyet Derneği Başkanı Yardımcısı Mehmet Nezir Gül, Erol Erdoğan’a teşekkür plaketi takdim etti.