Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ali Fuat Başgil: Gençlerle başbaşa-2

Fuat Oskay yazdı: Ali Fuat Başgil, başarılı olmanın ilk şartını iradeli olmak olarak belirler. Kişi, zekâsı ve bilgisi ile değil; ancak iradesiyle insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat irade daha ziyade insana mahsus bir güç ve ayrıcalıktır.

Fuat Oskay yazdı: Ali Fuat Başgil, başarılı olmanın ilk şartını

Başgil’e göre başarıya giden yolda rastlanan en tehlikeli üç düşman olan tembellik, kötü arkadaş ve kötü örneğe karşı koymak için kullanılacak kuvvetli iki silah:  İradeli olmak ve çalışmaktır.

Ali Fuat Başgil, başarılı olmanın ilk şartını iradeli olmak olarak belirler. Kişi, zekâsı ve bilgisi ile değil; ancak iradesiyle insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat irade daha ziyade insana mahsus bir güç ve ayrıcalıktır. Tarihte şerefiyle yer almış ve ün kazanmış şahsiyetlerin hepsi bunu iradeleriyle başarmışlardır. Başarmak, yükselmek ve hatta saadete ermek sırf gayretin meyvesidir; gayret ise iradenin ifadesidir.

Başgil, iradeyi benliğimizin dış dünya ile temasını temin eden fiil ve hareketlerin tümü olarak tarif eder. Varlığımızı çevreleyen dış dünya içinde bilinçli olarak verdiğimiz her karar ve kararımızın gereği olarak yaptığımız her eylem ve hareket irademizi temsil eder. Kainat bir deniz. Bu denizde hepimiz dalgaların çarpıntısıyla sallanan bir gemideyiz. Dalgaların çarpmasıyla geminin içinde sallanıp ırgalanmamız tabiatın işi; lakin bunun karşısında boş durmamız, eli cebinde güvertede tur atmamız, kazan ağzında ocaklara kömür atmamız, kaptan köprüsünde pusula, dümen tutmamız ise bizim yapıcısı ve sahibi olduğumuz hareketler. İşte bu yapıcısı ve sahibi olduğumuz hareketler bizim irademiz.

Başgil’e göre iyiliğe götüren ve başarıya yarayan iyi alışkanlıklar elde etmemiz mümkündür. Okulun ve eğitimcilerin başta gelen vazifesi kaderini ve geleceklerinin inşasının sorumluluğunu ellerinde tuttukları gençlerde başarı ve mutluluğa ulaştırıcı iyi alışkanlıklar edindirmek ve onları kötü alışkanlıklardan korumaktır.

Karakter; tamamlanmış kişilik, terbiye görmüş irade, uyanık bir şuur, fikir ve hareketlerine sahiplik ve prensip adamlığı anlamına gelir. Bu manada karakterli insan, prensipli ve şahsiyet sahibi, düşünceli ve iradeli insan demektir.
Terbiye ve ahlâkın gayesi en kısa ifadeyle karakterli insan yetiştirmektir. Huylarımızın hepsi ne aynı cinstendir ne de aynı sebeplerin eseridir. Bir kısım huylarımız esasen doğuştan ve bünyevidir. Bu huyları ya daha dünyaya gelirken beraber getirmekteyiz, yahut da mizacımızın bir eseri ve neticesi olarak yüklenmekteyiz.

Nihayet, bir kısım huylar da tamamıyla kazanılmıştır. Bunları daha ana kucağından itibaren ailemizden, okul ve mahalle gibi sosyal çevreden ve meslek hayatımızın gereklerinden almakta; birer ikişer öteden beriden toplayıp ruhi benliğimize mal etmekteyiz.

Başgil’e göre ırsi(doğuştan getirilen) huyların kökten değiştirilebilmesi mümkün görünmemektedir. Mizaçtan getirilen(biyolojik, bünyevi) huylar güç olmakla beraber değiştirilebilir. Alışkanlıkla elde edilen ve tamamıyla kazanılmış olan huyları ise sıkı bir irade kontrolü ve nefis mücadelesiyle düzeltip değiştirmek daima elimizdedir. Benliğimizin kapısını, penceresini açıp da şuursuzca içeri aldığımız bu uğursuz misafirleri, aklımızın ışığı ve irademizin rehberliği ile kapı dışarı edebiliriz. Karakter terbiyesinin gayesi de budur. Bu terbiye, benliğimize musallat olan kötü huyları koparıp atma mücadelesidir. Şu kadar ki, en değişmez huyların bile terbiye ve nefis mücadelesi sayesinde, gerek kendi şahsımız ve gerek muhitimiz için zararlarını sınırlamak ve onları adeta hapse mahkûm olmuş birer asi kuvvet halinde zapt etmek mümkündür.

Başgil’e göre fiziki alışkanlıklar nasıl ki aynı hareketi tekrar etmekle bünyemize yerleşiyorsa ruhi alışkanlıklar da aynı suretle bünyemize yerleşir ve zamanla huy halini alır. İnsan farkında olmayabilir ancak fiziki ve ruhi bütün kötü alışkanlıkların esaretine ilk adım ile girer. Sigara ve alkol alışkanlıkları ilk sigaradan, ilk kadehten başlar. Ruhi alışkanlıklar için de bu böyledir. Yalancılık ilk yalandan, dalkavukluk ilk etek öpmekten, iradesizlik ilk zaaftan başlar. Tekrarlandıkça bu hareketler otomatikleşir ve zamanla karşı konulması güç ruhi bir eğilim ve özellik halini alır.

Bu hakikatler ışığında genç okuyucularına seslenen Başgil, alışkanlıklara doğru atacakları ilk adıma bilhassa çok dikkat etmesini, iyice düşünüp iradesine sahip çıkmasını, kötülük yolunun çamuruna basmamasını ki sonradan ayaklarını yıkamak zahmetine katlanmaya mecbur olmamasını tembihler. Kumar masasında, meyhane köşelerinde ömür geçiren nice bedbaht insan görülür ki bunlar ilk adımın kurbanıdırlar.

Başgil’e göre bu mevzuda ailenin ve bilhassa okulun vazifesi ve sorumluluğu büyüktür. Aile ile okul el ele vererek alışkanlıklar üzerinde hassasiyetle durmaya ve bir taraftan da henüz çok müsait bir çağda iken iyi ve temiz huy ve alışkanlıklar kazandırmaya, diğer taraftan da onları kötü huy ve alışkanlıklardan korumaya mecburdur.

Eserinin dördüncü kısmında “Başarı ve Verimli Çalışma” üzerinde duran Başgil, başarının ilk şartını iradeli olmak olarak belirtir. İrade terbiyesi ve nefis mücadelesinin en ahlaki ve insani vazifesi çalışmaktır. Tembellik ve parazitlik her türlü ahlaksızlığın anası; çalışkanlık da temiz bir başarının, yüksek ahlakın, ruh ve beden sağlığının temel şartı ve en verimli kaynağıdır. Genç insan bu yolda ilerlerken çirkin örneklere elbette rast gelecektir. Hem bunlar toplumda az da değildir. “Fakat ben sana temiz yüzlü ve namuslu insanlara yaraşan muvaffakiyetten bahsediyorum ve böyle bir muvaffakiyetin, diyorum, bir tek yolu vardır: Çalışmak, varlığını ve mevkiini emeğinin hakkı ve ehliyetinin mükâfatı olarak kazanmaktır. Temiz yürekli insan için saadet, ancak böyle bir saadettir.” diye belirtir. (Gençlerle Başbaşa s.72)

Başgil’e göre çalışmanın değeri, miktarı veya ölçüsünde değil; niteliğindedir. Başarıya götüren çalışma, faydalı bir sonuç ortaya çıkaran ve verimli olandır. En az emekle maddi, manevi veya ilmi bakımdan en büyük fayda ve sonucu elde etmek temel düstur olmalıdır.

Peki verimli çalışmanın şartları nelerdir? Başgil, verimli çalışabilmenin bedenî, hissî ve aklî olmak üzere üç esaslı şarta bağlı olduğunu bildirir. Başarmak isteyen insan sağlıklı bir bedene sahip olmalı, çalışmaya karşı arzulu ve istekli olmalı, çalışmayı sevmelidir. İnsan işini ve mesleğini kendi ruhi ve bedeni kabiliyet ve eğilimlerine göre seçmelidir. Severek çalışan yorulmaz. Bu noktada okul çağın şartlarına uygun rehberlik hizmetleriyle gençlerin imdadına yetişmelidir. Başarının sırrı, işinde severek çalışmaktır.

Aklî açıda ise verimli çalışmanın şartı çalışmanın usul, yöntem ve metotlarını bilmektir. Her iş için zaman ve kuvvet sarfı hesaplamalı, işler bir sıraya, tertibe ve düzene sokularak yürütülmeli, fizik ve fikri çalışma layık olduğu kadar verimlilendirilmeli, zaman ve kuvvet israf etmemelidir.