Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ali Fuat Başgil: Gençlerle başbaşa-1

Fuat Oskay yazdı: Gençler için başarmak ile mutlu olmayı ayrı şeyler olarak değerlendirir A. Fuat Başgil. Ona göre muvaffak olmak mutlu olmak değildir. Servet, iktidar ve şöhretin zirvesinde olan nice insan var ki içi daima mutluluk hasretiyle yanıp tutuşur.

Fuat Oskay yazdı: Gençler için başarmak ile mutlu olmayı ayrı

“Çalış genç arkadaşım çalış. Namerde muhtaç olmak, ölmekten beterdir. Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.”

A. Fuat Başgil, 1943-1947 tarihleri arasında gençlere yönelik düzenlemiş olduğu konferanslarından hareketle kaleme aldığı “Gençlerle Başbaşa” adlı kitabını bir ihtisas eserinden daha ziyade fikrî çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için faydalı olabilecek bir rehber olarak neşrettiğini beyan eder.

Ali Fuat Başgil’e göre;

İlmin kaynağı zekâ; amelin kaynağı iradedir. İrade terbiyesinin hakkıyla mahsul verebilmesi için ona erken başlamak gerekir. Aksi halde alışkanlıklar kökleştikten ve huylar iyice yerleştikten sonra bu terbiye oldukça güçleşmekte ve mahsul vermek için Eyüp sabrı istemektedir.

Fikri çalışmanın çırakları olan öğrenciler, bedeni ile çalışan çıraklardan daha güç ve geri durumdadır. Zanaate giren bir çocuk, bir usta yanında ve onun daima gözü altında çalışır. Öğrenmiş ve yetişmiş bir adamın nasıl çalışıp iş gördüğünü, el maharetiyle kol kuvvetinin zekâ ve irade emrinde nasıl birleşip iş başardığını gözleri ile görür. İş çıkarmanın ve verimli çalışıp başarmanın zevkini tadar. Ustasından çalışmanın usulünü, güçlüklerini yenmenin kolaylığını öğrenir. Hatta genç yaşının icabı olarak geçirdiği ruhi bulanım anlarında ustasını daima yanı başında, manevi bir kuvvet ve destek olarak bulur.

Fikri çalışma çırakları olarak tanımladığı öğrenciler ise bu faydalardan ve manevi desteklerden mahrumdur. Bunlar zanaatte usta yerini tutması lazım gelen hocaları ile omuz omuza beraber çalışmazlar. Hocanın nasıl çalıştığını görmezler bile. Hoca ile yalnız yoklamalarda ve nihayet imtihan masasında baş başa kalırlar. Başarısızlıkları “çalışmamışsın!” yahut ” öğrenememişsin!” ile geçiştirilen bu tecrübesiz genç çıraklar, nasıl çalışılacağını ve öğrenmenin usulünün ne olduğunu kendileri düşünüp keşfetmeye ve muhtaç oldukları manevi desteği kendilerinde arayıp bulmaya mecburdurlar. Bulamazlar ise yanıp giderler. Bu yüzden heder olup giden gençlerin sayısı az buz değildir. Gençlerimizin birçoğunun usanıp bezmesinin, cesaretlerinin kırılıp perişanlığa düşmelerinin sebeplerinden biri ve belki de başlıcası budur. Yani ki bir taraftan çalışıp öğrenmenin yolunu bilmezlik, diğer taraftan da manevi manevi destekten mahrumluk gençlerimizin temel çıkmazları arasındadır.

İlkokuldan üniversite hayatının sonuna kadar okullarımız gençlere öğrenme ve başarmanın sırrını gösterebilecek şekilde kurgulanmalıdır. Okul yalnızca bilgi imal eden fabrikalar olarak çalışmamalı ve yalnızca öğrencinin zekâsı üzerinde durmamalı; onların iradeleri üzerinde de durup ruhi terbiyelerini de gerçekleştirmelidir. Çünkü insanın kıymet ve kuvveti, bilgisinin genişliğinden daha ziyade benliğine sahip ve iradesine hâkim olabilmesinde; iyi huylarında ve ruhi terbiyesindedir.

Gençler için başarmak ile mutlu olmayı ayrı şeyler olarak değerlendirir A. Fuat Başgil. Ona göre muvaffak olmak mutlu olmak değildir. Servet, iktidar ve şöhretin zirvesinde olan nice insan var ki içi daima mutluluk hasretiyle yanıp tutuşur. Çünkü mutluluk tamamıyla gönül işidir ve içimizdedir. Başka yerde aramamak gerekir. Bununla beraber mutluluğun yolu başarının yolundan ayrı değildir. Genç insan başarılı olmak için mutlaka gayret etmelidir, mutluluk bu yolun az ilerisindedir.

A.Fuat Başgil aşağıdaki başlıklar altında düşüncelerini beş ana bölüm hâlinde aktarıyor;

-Başarıya Giden Yolun Tehlikeleri ve Düşmanları

-Başarmanın Şartları

-Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerindeki Etkileri

-Başarı ve Verimli Çalışma

-Çalışma Hayatı ve Genel Olarak Başarılı Olmanın Kanunları

Başgil’e göre başarıya giden yolun ilk büyük düşmanı tembelliktir. Öyle ki bu düşman insan karşısına çıkıp mertçe savaşan bir düşman değildir. Şekilden şekle giren ve bin bir hile kullanarak insanı alt etmeye çalışan bir namerttir. Yerine, çağına ve adamına göre kalıp geliştirir, Herkesin mizacına göre tavır alır ve konuşur. Dili tatlı ama kandırıcıdır.

Tembellik; gevşeklik, uyuşukluk, havailik, hoppalık, züppelik, üşengeçlik, keyfine düşkünlüktür. Kişi, iradesini kullanarak bunları rahatlıkla yenebilir.

Başarıya giden yolda bir diğer tehlikeli düşman ise kötü arkadaştır. Kötü arkadaş bütün enerjini emer ve insanı kendi düştüğü çukura doğru çeker. Dolayısıyla arkadaş olunacak kişide aranacak meziyetler çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverlik olmalıdır.

Başarmanın bir diğer düşmanı ise kötü örneklerdir. Başarıya götüren her yolu mubah gören kötü ruhlar namuslulukla alay eder ve aldatmak suretiyle ulaşmayı başarı olarak sayar. Bu tipler asla rehber olarak alınmamalı. İnsan olan insana yaraşan yol doğruluk ve namusluluk yoludur. Hayatta başarılı olmak ve huzur içinde insanca yaşamak bu yolda yürümek suretiyle hedefe varmayı gerektirir.