Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Farklı bir Emîr Timur tasviri

Dr. Muhammed Emin Koçak yazdı: Emîr Timur’un seferleri dışında öne çıkan bir diğer özelliği ise zikredilen hükümdar döneminde yaşanan ilmi, mimari ve sanatsal alandaki gelişmelerdir. Emîr Timur, alimleri himaye ederek nasihatlerini dinler, hatta onlar ile münazara meclislerinde bir araya gelirdi.

Dr. Muhammed Emin Koçak yazdı: Emîr Timur’un seferleri dışında öne

Dr. Muhammed Emin Koçak*

Dünya iki hükümdarın sahip olabileceği kadar büyük ve değerli değildir. Allah nasıl bir ise Sultan da bir tane olmalıdır.[1]

Emîr Timur

Tarihte pek çok hükümdar siyasî ve askerî faaliyetleri ile ölümünden sonra da adından sıkça söz ettirmiştir. Mezkûr hükümdarlar arasında yer alan Timurlu Devleti’nin (1370-1507) kurucusu Emîr Timur, 1336 yılında Keş şehrinde doğmuş ve 1370 yılında Semerkant merkezli Mâverâünnehir’de iktidarı ele geçirmiştir. 1405 yılında Otrar’da vefatına kadar geçen 35 yıllık süre içerisinde Emîr Timur, Çin sınırından Anadolu’ya, Avrasya bozkırlardan Hindistan ve Yakın Doğu’ya kadar geniş bir alanda askerî faaliyetlerde[2] bulunmuştur ki, bu durum onun adının, ölümünden yüz yıllar sonra bile akılda kalmasına neden olan en önemli faktörlerden birisidir. Batı Türk-İslâm dünyası açısından Emîr Timur, daha çok Türk ve dünya tarihinde derin izler bırakan 1402 tarihinde Osmanlı hükümdarı Sultan Yıldırım Bayezid Han’a karşı Ankara’da kazandığı zafer ile anılmaktadır. Bunun dışında iktidara geldiği 1370 yılından itibaren katıldığı hiçbir savaşta yenilgi yüzü görmemesi ve karşılaştığı tüm rakiplerini alt etmesi, onun şöhretini arttıran bir diğer önemli etkendir.

Emîr Timur’un seferleri dışında öne çıkan bir diğer özelliği ise zikredilen hükümdar döneminde yaşanan ilmi, mimari ve sanatsal alandaki gelişmelerdir. Emîr Timur, alimleri himaye ederek nasihatlerini dinler, hatta onlar ile münazara meclislerinde bir araya gelirdi. Mesela dönemin önde gelen iki alimi Abdullah et Taftazani ve Seyyid Şerif el-Cürcani’nin hükümdarın huzurundaki ilmi tartışmaları mühimdir. Bahsi geçen iki alimin münazara konuları içerisinde, “İntikam iradesi mi gazaba sebep olur, yoksa gazap mı intikam iradesine sebep olur?” gibi mühim konular tartışılırdı.

Hükümdar ilmî tartışmalara o kadar çok merak duyuyordu ki, seferlerinde yahut ele geçirdiği yerlerdeki ulema ile dahi ilim meclisleri oluştururdu.[3] Bu durum daha çok askerî faaliyetleri ve komutanlık vasfı ile bilinen bir hükümdarın entelektüel yönünü ve ilmî faaliyetlere duyduğu merakı ortaya koyar. Hükümdarın himaye ettiği gruplar arasında sanatkârlar da vardı ki, mesela dönemin meşhur musikişinası Abdülkadir Meragi, Timurlu sarayından himaye görmüştür. Emîr Timur, tarih ilmine de meraklı olup peygamberlerin kıssalarını ve hükümdarların hayatlarını hizmetlilerine okutarak dinlerdi. Hükümdar tarih bilimiyle o kadar çok ilgiliydi ki, 1401 yılında Dımaşk’ta görüştüğü meşhur İslam alimi İbn Haldun’u tarih bilgisiyle şaşırtmıştı.[4]

Emîr Timur, din adamlarına da ayrı bir önem vermiş, tasavvuf ehli ile yakın ilişkilere sahip olmuştur. Bunlar arasında Buharalı Şemseddin Külal, Emîr Külal, Şeyh Zeyneddin Ebu Bekir ve Seyyid Bereke, Emîr Timur’un hayatında büyük öneme sahipti. Hatta Emîr Timur’un, “Ne memleketler ele geçirdim ne kaleler fethettim ise hepsi Şeyh Şemseddin Külal’ın tavassutu ve Şeyh Şeyh Zeyneddin Ebu Bekir’in hamiyeti sayesindedir. Seyyid Bereke’nin yardımı olmaksızın da hiçbir işi başaramazdım”[5] sözleri, onun din adamlarıyla ne kadar yakın bir ilişki içerisinde olduğunu ve onların desteğini almaya büyük bir önem verdiğinin göstergesidir.

Emîr Timur’un, askerî yönünün haricinde dikkat çeken bir diğer özelliği başta payitaht Semerkant olmak üzere Timurlu İmparatorluğu’nun her yerinde imar faaliyetlerine verdiği önemdir. Onun şehircilik ve inşa faaliyetlerine duyduğu ilgi kendi sözleriyle şu şekilde ifade edilir: “Büyük padişahların iktidar ve kuvvetlerinden edecekleri istifade hayrat ve müberrat vücuda getirmektir, biz bugün nasıl geçmiş padişahların eserlerini temaşa ediyorsak, herhalde bizden de bir eser kalmalıdır, ta ki bizden sonra da bizim ismimiz baki kalsın”.[6]

Emîr Timur, 1370 yılında iktidara geldiğinde yaptığı ilk işler arasında Semerkant’taki imar faaliyetleri yer alır. O, ölümüne kadar geçen süre içerisinde payitahtında pek çok eser inşa ettirmiştir ki, bunlar arasında yer alan Bîbî Hanım Cami, Gök Saray, Gûr-ı Emîr Türbesi ve Semerkant’ın hemen dışında yer alan Bağ-ı Behişt, Bağ-ı Dilkuşa, Bağ-ı Şimal ve Bağ-ı Nev gibi birçok bahçe öne çıkar.[7]

Dönemin ünlü seyyahı ve hükümdar ile Semerkant’ta görüşen Castilya elçisi Clavijo’ya göre “Emîr Timur başkentini dünyanın en asil, en mükemmel şehri yapmak ve Semerkant’ın, diğer şehirlerin hepsine üstün gelecek bir şekilde imar etmek”[8] amacında olduğunu vurgular. Ayrıca hükümdar, ele geçirdiği şehirlerdeki alim, din adamı ve sanatkâr gibi çeşitli meslek gruplarını payitaht Semerkant’a zorunlu göç ettirerek şehrin kültürel ve sanatsal çehresini değiştirmiştir. Bu doğrultuda Emîr Timur döneminden başlayarak minyatür ve hat sanatı, kitap süslemeleri, astronomi, matematik, müzik ve edebî çalışmalar onun halefleri döneminde zirveye ulaşmıştır. Anlaşılacağı üzere Emîr Timur, payitahtını aynı Endülüs Emevî Halifesi III. Abdurrahman’ın Kurtuba’sı (Cordaba), Abbasî Halifesi Hârûnürreşîd’in Bağdat’ı gibi bir dünya başkenti haline getirmeye çalışmış ve bu çabasında da şüphesiz başarılı olmuştur.

KAYNAKÇA

Aka, İsmail, Timur ve Devleti, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 2014.

İbn Arabşah, Acâibu’l Makdûr fi Nevâib-i Tîmûr, çev. D. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları, 2012.

Koçak, Muhammed Emin, “Timurlu Medeniyetine Örnek Bir Şehir: Semerkant (1370-1405)”, Ankara Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi 2/4, Aralık 2020,  ss. 67-76.

Musa Şamil Yüksel, Timurlularda Din-Devlet İlişkisi, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 2009.

Nizamüddin Şami, Zafernâme, çev. Necati Lugal, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 1987.

Ruy Gonzâles de Clavijo, Anadolu Orta Asya ve Timur, çev. Ömer Rıza Doğrul, İstanbul: Ses Yayınları, 1993.

Şerefeddin Ali-i Yezdî, Zafernâme, yay. Muhammed Abbasî, Tahran: Çap-ı Rengin, 1336 h.ş., C. I.

DİPNOTLAR

* Bağımsız Araştırmacı, emin.kocak0@gmail.com, Ankara/TÜRKİYE, https://orcid.org/0000-0001-7536-7956.

[1] Şerefeddin Ali-i Yezdî, Zafernâme, yay. Muhammed Abbasî, Tahran: Çap-ı Rengin, 1336 h.ş., C. I, s. 225.

[2] Emîr Timur ve seferleri hakkında geniş bilgi için bkz. İsmail Aka, Timur ve Devleti, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 2014.

[3] Musa Şamil Yüksel, Timurlularda Din-Devlet İlişkisi, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 2009, s. 89-90.

[4] İbn Arabşah, Acâibu’l Makdûr fi Nevâib-i Tîmûr, çev. D. Ahsen Batur, İstanbul: Selenge Yayınları, 2012, s. 430-431.

[5] Yüksel, Timurlularda Din-Devlet, s. 96-99.

[6] Nizamüddin Şami, Zafernâme, çev. Necati Lugal, Ankara: Türk Tarihi Kurumu Yayınları, 1987, s. 292.

[7] Hükümdarın Semerkant’taki imar faaliyetleri hakkında bkz. Muhammed Emin Koçak, “Timurlu Medeniyetine Örnek Bir Şehir: Semerkant (1370-1405)”, Ankara Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi 2/4, Aralık 2020,  s. 67-76.

[8] Ruy Gonzâles de Clavijo, Anadolu Orta Asya ve Timur, çev. Ömer Rıza Doğrul, İstanbul: Ses Yayınları, 1993, s. 176.