Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan Muhit dergisi, edebiyat yürüyüşüne devam ediyor. Mart sayısında Mustafa Kutlu özel sayısıyla sunulan dergi, Nisan sayısında Kemal Sayar dosyasıyla raflardaki yerini alıyor.
TANITIM BÜLTENİNDEN
Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda
Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde yayımlanan Muhit dergisi, edebiyat yürüyüşüne devam ediyor. Mart sayısında Mustafa Kutlu özel sayısıyla sunulan dergi, Nisan sayısında Kemal Sayar dosyasıyla raflardaki yerini alıyor.
Daima Şiir
Usta çizer Hasan Aycın’ın bir çizgisiyle açılan dergi, her kuşaktan pek çok kıymetli ismin şiirlerine yer veriyor. Yusuf Mahir’in “Bir Daha” isimli şiirini İlker Nuri Öztürk’ün “Yürek Meridyeni”, Yunus Karadağ’ın “Askerler Masallarda” isimli şiiri takip ediyor. Liya Zerya, Rıdvan Kadir Yeşil, Emel Özkan, Mehmet Tepe, Mehmet Aycı, Nurullah Genç, Mehmet Fatih Öz, Ünsal Ünlü, Mehmet Narlı, Süleyman Unutmaz, Mustafa Muharrem, Mustafa Özçelik, Fatih Şahin, Hasan Nalçacı ve Dilara Ayşe Akdeniz bu sayının diğer şairleri.
“Sevgilim Bir Kelebek” isimli şiiriyle Kemal Sayar, bu sayının arka kapağını süslüyor: “beni bir dağla değiştireceğini bilseydim / kelebek sevgilim / uçurum olmayı yeğlerdim.”
Kemal Sayar Dosyası
Dosya çerçevesinde Prof. Dr. Kemal Sayar’ın yazarlık ve şairlik serüveni mercek altına alınıyor. Erol Göka, “Kemal Sayar’a Dair” başlıklı yazısında Sayar ile yıllara meydan okuyan yol arkadaşlığını anlatıyor. İbrahim Tenekeci, “Bahardan Bakmak” başlıklı yazısında Sayar’ın külliyatını “hiç bitmeyen bir şiir” olarak tanımlıyor. Mehmet Dinç, “Kemal Sayar Hocamı Böyle Bilirim” başlıklı yazısında bir ruh hekiminin reçetelerden öte, kelimelerle nasıl şifa dağıttığını kendi hocalık serüveni üzerinden anlatıyor. Ahmet Edip Başaran, “Ruh ve Aşk Ülkesinden Neşideler” başlıklı yazısında Hızır ve Roza’dan Ricat’a uzanan yolculukta, yazarın hekim kimliği ile şair muhayyilesinin modern dünyanın gürültüsüne karşı nasıl bir sahicilik kalkanı oluşturduğunu inceliyor.
Gökhan Ergür, “Kemal Sayar’ı Niçin Severiz?” başlıklı yazısında Sayar’ın sadece bir hekim değil, çağın dağınıklığına sükûnet getiren bir iklim olduğunu vurguluyor. Harun Yakarer, “Gönül Sadası’na Aks-i Sadadır” başlıklı yazısında Kemal Sayar ve Sadettin Ökten’in kültleşen “Gönül Sadası” sohbetlerini onarıcı bir merhem olarak tanımlıyor. Seyyid Ensar, “Dönecek Bir Yer” başlıklı yazısında Kemal Sayar’ın ölümsüz karakteri Rüknettin üzerinden insanın en kadim arayışını sorguluyor: Eve dönmek mümkün mü? Esma Kesriklioğlu, “Kemal Sayar ve Kamusal Bibliyoterapi” başlıklı yazısında Kemal Sayar metinlerinin okura sunduğunu tanınma ve anlaşılma hissinin altını çiziyor. Dosya kapsamında Gökhan Ergür’ün sorularını yanıtlayan Kemal Sayar, “Kötülük, başkasının acısına kayıtsızlıkla başlar” diyor.
Öykü, Deneme
Nisan sayısının öykü sayfalarını “Dedemin Şekeri” isimli öyküsüyle Kâmil Yeşil, “Ayfer Kuşu” isimli öyküsüyle Sıddık Yurtsever ve “Babamın Öldüğü Günlerden Biri” isimli öyküsüyle M. Fatih Kutlubay zenginleştiriyor.
Hasan Kaçan, “Tövbekâr Kaleci Şişman Engin Abi” başlıklı yazısında 80’li yılların Dolapdere’sindeki bir at arabacısının tövbe ile serserilik, öfke ile merhamet arasındaki sarsıcı ve sahici hikâyesini anlatıyor. Dursun Çiçek, “Yalnız Ağaçlar, Yalnız İnsanlar” başlıklı yazısında saksılara hapsedilen ağaçlar ile kalabalıklar içinde kendine yabancılaşan bireyin ortak yazgısını sorguluyor. Zeynep Merdan, “Kılıç Kraliçesi ve Şövalye Ruh” başlıklı yazısında modern çağın haz ve hız sarmalına karşı soylu bir direniş başlatıyor. Selim Cerrah, “Gelecek Ufku” başlıklı yazısında küresel kaosun ve teknolojik tahakkümün ortasındaki insanlık için bir çıkış yolu haritası çiziyor. Said Yavuz, “Hâller Lügati” başlıklı yazısında insan ilişkilerinin en hassas terazisini kuruyor: Allah korkusu. Abdullah Harmancı, “Şefik Can Caddesi’nde Mevlânâ Böreği” başlıklı yazısında günümüz insanının manevi değerleri ve büyük şahsiyetleri nasıl birer tüketim nesnesine dönüştürdüğünü acı bir tebessümle anlatıyor.
Muhammet Enes Kala, “Faciadan Erdeme Çağı Yorumlamak” başlıklı yazısında modern dünyayı kuşatan beş parçalı zehir haritasını -hız, yapaylık, kaos, malumatfuruşluk, yabancılaşma- deşifre ediyor. Halil İbrahim İzgi, “Neden Yazıyoruz?” sorusunun peşine düşerek yazmanın bir rahatlama biçiminden öte, insanın yeryüzündeki yerini arama macerası olduğunu ifade ediyor. Mustafa Uçurum, “Bir Yastıkta Kocanır mı?” başlıklı yazısında bir yastıkta kocama duasından küstüm yastığına geçişin, toplumun birliktelikten bireyselliğe doğru kayan değer yargılarının bir yansıması olduğunu vurguluyor. Müslim Coşkun, “Dilimiz Ne Söyler?” başlıklı yazısında dilin insanın dünyadaki yol haritası ve kimliği olduğunu vurguluyor. Âdem İnce, “Uzun Soluklu Hikâyemiz” başlıklı yazısında Osmanlı’nın altı asırlık birikiminden bugünün eğitim modellerine uzanan çizgide, yerli ve millî kültürel iktidarın nasıl kurulabileceğini analiz ediyor.
Yağız Gönüler, “Bir Şeyi Bir Şeye Bağlamak Unutmayı Engeller” başlıklı yazısında, Ayşegül Genç’in yeni kitabı Anlam Çiçek Açtığında’yı inceliyor. Özcan Ünlü, “Dirilişten Şahitliğe” başlıklı yazısında Sezai Karakoç’un diriliş muştusu ile İbrahim Kalın’ın felsefi şahitlik kavramı arasındaki köprüleri kuruyor. Ali Emre, Abdullah Harmancı’nın yeni kitabı Sevgi Borcu üzerinden Türk edebiyatında az rastlanan bir duruşu, eleştirel vefayı inceliyor.

