Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Babək: Tarih, sinema ve Sovyet ideolojisinin yeniden inşa ettiği kahraman

İsmail Nerimanoğlu yazdı: Türklerin bu coğrafyaya yoğun biçimde yerleşmesi ise Babək’ten yaklaşık iki asır sonra, özellikle Selçuklu göçleriyle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Babək’in etnik kimliğini doğrudan modern Türk kimliğiyle ilişkilendirmek tarihî açıdan oldukça problemli bir yaklaşımdır.

İsmail Nerimanoğlu yazdı: Türklerin bu coğrafyaya yoğun biçimde yerleşmesi ise

“Geçmiş, bize ait değildir; onu anlatanların elinde şekillenir.”
Johan Huizinga, Tarih ve Kültür Üzerine

 

Eldar Quliyev’in (Eldar Guliyev) yönetmenliğinde çekilen Babək (1979), Azerbaycan sinemasının tarihî epik geleneğinin en bilinen örneklerinden biridir. Film, 9. yüzyılda Abbasî yönetimine karşı çıkan Babək Xürrəmdin’in (Babek Hürremdin) hayatını ve mücadelesini konu alır. Ancak sinema eleştirmeni gözüyle bakıldığında, Babək yalnız bir tarih filmi değil, aynı zamanda Sovyet ideolojisinin etkisiyle yeniden inşa edilmiş bir kahraman öyküsüdür.

Filmde Babək neredeyse kusursuz ve hatasız bir lider olarak çizilir. Karakterin psikolojik derinliği ve içsel çatışmaları yok denecek kadar azdır. Abbasî yönetimi ise tek boyutlu bir baskıcı güç olarak sunulur. Bu üslûp, Sovyet sinemasının sıkça kullandığı “halk kahramanı” modeliyle uyumludur:

-Kahraman halkın içinden çıkar, adâleti savunur ve baskıcı bir rejime karşı mücadele eder.

-Kişisel kahramanlık değil, kolektif direniş vurgulanır.

-Din çoğunlukla halkı kontrol eden bir araç olarak resmedilir; Babək ise özgürlükçü bir figürdür.

Sovyet ideolojisi bağlamında Babək, erken dönem halk devrimcisi kalıbına uygun biçimde yeniden kurgulanmıştır. Böylece film, tarihî gerçekliği dramatize etmekten çok ideolojik bir epik hikâye ortaya koyar.

Film ve Sovyet dönemi üslûbu Babək’i Azerbaycan Türklerinin tarihî kahramanı olarak sunar. Oysa tarihî kaynaklar Babək’in etnik kökeninin kesin olmadığını ortaya koyar:

-Babək, Hürremî hareketinin lideri olarak yerel İran-Azerbaycan coğrafyasında doğmuş, etnik kökeni muhtemelen Fars veya yerel İran-Azerbaycan halklarından biridir.

-Modern Türk veya Azerbaycan kimliği, 9. yüzyılda henüz oluşmamıştı.

-Babək’in Türk kimliği, Sovyet dönemi Azerbaycan millî tarih söylemi ve sinemasında sonradan projeksiyon yoluyla yerleştirilmiştir.

Bu bağlamda film, tarihî bir figürü millî kahraman olarak yeniden inşa etme sürecinin mahsûlüdür. Yani Babək’in Türk kimliği tarihî hakikatiyle değil, ideolojik gerekliliklere dayalıdır.

Filmde Babək’in mücadelesi özgürlük ve bağımsızlık ekseninde sunulurken, tarihî kaynaklar daha karmaşık bir tablo çizer:

-Babək’in liderlik ettiği Xürrəmi (Hürremî) hareketi, dini heterodoks ve sosyal eşitlikçi bir ayaklanmaydı.

-İsyan, Abbasî yönetimi için 20 yıl boyunca ciddi bir stratejik ve ekonomik tehdit oluşturdu.

-Babək’in karakteri tarihî kaynaklarda zaman zaman sert ve acımasız olarak tasvir edilirken, filmde tamamen mitolojik bir kahraman haline getirilmiştir.

Bu fark, sinemanın kahramanlaştırma eğilimi ile Sovyet ideolojik çerçevesinin bir araya gelmesinden kaynaklanır.

Teknik açıdan Babək, Sovyet epik sinema geleneğini yansıtır:

-Geniş savaş sahneleri, dağ manzaraları ve kahramanı yücelten kamera açıları kullanılmıştır.

-Polad Bülbüloğlu’nun müzikleri, epik atmosferi güçlendirir.

Ancak savaş koreografisi ve kitle sahneleri sınırlı, kurgu ritmi yavaştır; bazı sahneler statik ve tiyatral bir his verir.

Sonuç olarak film, epik sinemanın bütün görsel gücüne ulaşamamakla birlikte, Sovyet dönemine özgü bir tarihî destan anlatısı olarak değer taşır.

Babək, tarihî olayları dramatize etmenin ötesinde, Sovyet ideolojisi ve Azerbaycan millî kimliği inşasının bir ürünü olarak okunmalıdır. Babək karakteri, tarihî Babək Xürrəmdin’in karmaşıklığını büyük ölçüde basitleştirir ve modern millî kimliklerle yeniden yorumlanır. Bu yönüyle film, hem bir tarih öyküsü hem de bir ideolojik araç olarak önemlidir.

Sinemaseverler için Babək, yalnız bir kahraman filmi değil; tarih, ideoloji ve sinema dili arasındaki etkileşimi gözlemlemek için önemli bir çalışmadır.

Tarih yalnızca geçmişte yaşananların kaydı değildir; aynı zamanda her dönemin kendi ihtiyaçlarına göre yeniden kurduğu bir hikâyedir. Devletler, ideolojiler ve kültürel projeler tarihî şahsiyetleri çoğu zaman oldukları gibi değil, ihtiyaç duydukları gibi anlatırlar. Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri de Azerbaycan’da çekilen Babək filmidir. Film, 9. yüzyılda Abbasî yönetimine karşı ayaklanan Babək Xürrəmdin karakterini epik bir kahraman olarak sunar. Ancak bu sinemasal öykü incelendiğinde, tarihî gerçeklik ile ideolojik kurgu arasında belirgin bir mesafe olduğu görülür.

Bu sebeple Babək filmi yalnızca bir tarih filmi değil; aynı zamanda Sovyet döneminin tarih yazma ve kahraman üretme yöntemlerinin bir örneği olarak okunmalıdır.

Babək, 9. yüzyılın ilk yarısında Abbasî halifeliğine karşı ayaklanan Hürremî hareketinin lideri olarak bilinir. Bu hareket, İslâm öncesi İran dinî geleneklerinden etkilenen bir yapıydı. İçinde:

*Zerdüştlük

*Mazdekçilik

*eski İran halk inançları

gibi inançları bulunuyordu.

Babək’in faaliyet gösterdiği bölge, bugünkü Azerbaycan ve İran sınırları içinde bulunan Güney Azerbaycan coğrafyasıdır. Ancak o dönemde bu bölgede Türk nüfusunun belirleyici bir varlığından söz etmek mümkün değildir. Bölgenin nüfusunun büyük kısmı İranî halklardan oluşuyordu.

Türklerin bu coğrafyaya yoğun biçimde yerleşmesi ise Babək’ten yaklaşık iki asır sonra, özellikle Selçuklu göçleriyle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Babək’in etnik kimliğini doğrudan modern Türk kimliğiyle ilişkilendirmek tarihî açıdan oldukça problemli bir yaklaşımdır.

Sovyet kültür politikası tarihî figürleri belirli bir ideolojik çerçeve içinde yeniden yorumlamayı hedefliyordu. Bu yaklaşımın temelinde Marksist tarih anlayışı vardı. Buna göre tarih:

-sınıf mücadelelerinin tarihiydi

-halk ayaklanmaları ilerici hareketlerdi

-merkezî imparatorluklar ise baskıcı güçlerdi.

Bu perspektiften bakıldığında Babək figürü Sovyet üslûbu için oldukça elverişliydi. Çünkü Babək:

merkezî bir devlete karşı ayaklanmıştı:

-yerel halkı etrafında toplamıştı,

-uzun süre direniş göstermişti.

Bu özellikler sayesinde Babək karakteri Sovyet sinemasında “halkın devrimci lideri” olarak yeniden yorumlandı.

Babək filminde tarihî gerçeklikten ziyade epik ve ideolojik bir hikâye hâkimdir. Filmde:

Babək
-özgürlük savaşçısı

Abbasî yönetimi
-zalim imparatorluk

olarak resmedilir.

Bu öykü klasik Sovyet tarih sinemasının tipik bir kalıbıdır. Hikâye yalnızca siyasî bir isyanı anlatmaz; aynı zamanda “halkın özgürlük mücadelesi” temasını işler.

Ancak bu anlatı biçimi bazı önemli tarihî gerçekleri geri plâna iter:

-Babək hareketinin dinî karakteri

-Hürremî inancının yapısı

-dönemin karmaşık siyasî ilişkileri

Bu özellikler filmde büyük ölçüde sadeleştirilmiş veya değiştirilmiştir.

Sovyetler Birliği (SSCB) farklı cumhuriyetlerde yerel kimlikler oluştururken aynı zamanda bu kimlikleri ideolojik çerçeveye uyarlıyordu. Bu sebeple her cumhuriyet için tarihî kahramanlar öne çıkarıldı. Azerbaycan için Babək bu rol için uygun bir figürdü.

Şunun da altını çizmek gerekir ki Sovyetler Birliği’nde çekilen bütün filmler, kısa adı Goskino olan Gosudarstvenny Komitet po Kinematografii (SSCB Devlet Sinematografi Komitesi) tarafından birkaç aşamalı ve kurumsal bir denetim sürecinden geçirilirdi. Bu sistem yalnızca teknik ve sanatsal değerlendirmelerle sınırlı değildi; aynı zamanda ideolojik uygunluk da titizlikle incelenirdi. Dolayısıyla sinema alanındaki nihai ideolojik denetim, büyük ölçüde devletin sinema bürokrasisi ile parti organlarının kontrolü altındaydı.

Bu çerçevede önemli bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Tarihî bağlamında Babək, Abbâsî yönetimine karşı ortaya çıkan ve İranî kökenlere sahip Hürremî hareketinin lideri olarak bilinmektedir. Ancak Sovyet tarih anlatısında bu figür farklı bir yorumla ele alınmıştır.

Ancak burada önemli bir dönüşüm gerçekleşti ve Sovyet anlatısında Babək:

tarihî bağlamında
– İranî bir dinî hareketin lideri

iken,

Sovyet anlatısında
-Azerbaycan Türk halkının millî kahramanı

olarak yeniden kurgulandı. Bu süreçte tarihî figür modern millet kategorileri içinde yeniden tanımlandı. Böylece geçmişte yaşamış bir karakter, modern bir milletin sembolü haline getirildi.

Sinema güçlü bir hafıza aracıdır. Özellikle devlet destekli filmler tarihî bilincin oluşmasında büyük rol oynar. Babək filmi de bu vazifeyi yerine getirmiştir. Film yalnızca bir sanat eseri olarak değil, aynı zamanda:

-tarih anlatısı

-kimlik inşası

-ideolojik eğitim

aracı olarak kullanılmıştır.

Bu sebeple filmdeki epik anlatı tarihî bir gerçekliğin doğrudan yansıması değil, belirli bir ideolojik çerçevenin sinemasal ifadesidir.

Babək filmi sinema tarihi açısından önemli bir yapım olsa da tarihî açıdan eleştirel bir okumayı gerektirir. Çünkü film, tarihî bir figürü olduğu gibi anlatmaktan ziyade, onu Sovyet ideolojisinin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirir.

Bu durum bize şu gerçeği hatırlatır:
Tarihî kahramanlar çoğu zaman geçmişin değil, onları anlatan dönemin ürünüdür. Babək’in sinemadaki portresi de büyük ölçüde böyle bir yeniden inşanın sonucudur.