EDEBİYAT TARİHİ NASIL YANSITIR?
Her edebî metin, ait olduğu dönemin sosyal, kültürel ve siyasi atmosferinin izlerini taşır.
Tarih, yaşanan olayların nedenlerini ve sonuçlarını objektif biçimde aktarırken; edebiyat aynı olayın toplumda yarattığı duyguyu, zihinsel dönüşümü ve bireylerin hissediş biçimini görünür kılar.
Örneğin:
Milli Mücadele’nin belge ve kronolojisini ortaya koyan tarih bilimidir. Ancak savaşın toplumda oluşturduğu psikolojiyi, kayıpları, umutları ve direniş ruhunu anlatan romanlar, şiirler ve hatıralar edebiyata aittir.
Bu açıdan bakıldığında edebi eserler, zamanla tarihî belge işlevi görmeye başlar.
EDEBİ ESER NEDEN TARİH İÇİN KAYNAKTIR?
Bir roman, destan, günlük ya da şiir; hangi türde olursa olsun dönemin düşünce yapısını ve yaşam biçimini yansıtır.
Bu nedenle bir eseri anlamak için onu doğuran dönemin koşullarını bilmek gerekir.
Örnek:
Göktürk Yazıtları yalnızca siyasi bir metin değildir; aynı zamanda dönemin dünya görüşünü, savaş anlayışını, toplumsal düzenini ve ahlaki değerlerini de yansıtır.
Bu yüzden edebiyat tarihçileri, eserleri incelerken mutlaka tarih biliminden yararlanır:
-Dönemin siyasi yapısı.
-Ekonomik şartlar.
-İnanç sistemi.
-Toplumsal düzen.
-Sanat anlayışı.
Bu unsurlar bilinmeden bir eser tam anlamıyla çözümlenemez.

TARİH VE EDEBİYATIN BİRBİRİNİ BESLEYEN YÖNLERİ
Tarih edebiyata malzeme verir
Savaşlar, göçler, sosyal değişimler, siyasi dönüşümler; edebi eserlerde yeniden kurulur, kimi zaman yorumlanır hatta yeniden anlamlandırılır.
Edebiyat tarihe duygu ve anlam kazandırır
Tarihi metinler olayların dış yüzünü aktarırken; edebiyat o olayların insan üzerinde bıraktığı izleri görünür kılar.
Her edebî eser bir dönemi yansıtır
Bu nedenle romanlar, şiirler, tiyatrolar; zamanla tarih araştırmaları için önemli veri haline gelir.
EDEBİ METİN – TARİHİ METİN KARŞILAŞTIRMASI
Tarihi Metinlerin Özellikleri:
Nesnel bilgi içerir,
Bilimsel metin niteliğindedir,
Gerçeklik olduğu gibi aktarılır,
Dilin göndergesel işlevi kullanılır,
Kelimeler gerçek anlamıyla yazılır.
Edebi Metinlerin Özellikleri:
Sanatsal yaratım ürünüdür,
Öznel bakış içerir,
Sezdirmek ve duygulandırmak ön plandadır,
Kurmaca gerçeklik bulunur,
Dilin sanatsal işlevi ağır basar,
Mecaz ve yan anlamlar sıkça kullanılır.
BENZERLİKLER
Her ikisi de dili temel araç olarak kullanır,
Yaşanmış olaylar veya gerçeklik üzerine kuruludur,
İnsan, merkezde yer alan ortak temadır.
EDEBİYAT BİR MİLLETİN RUHUNU YANSITIR
Edebiyat bir toplumun:
Nasıl düşündüğünü,
Nasıl hissettiğini,
Hayata nasıl baktığını,
Geçmiş ve gelecek algısını,
en iyi gösteren aynalardan biridir.
Bu nedenle bir milleti anlamak için onun edebiyatını incelemek en doğru yollardan biridir.

EDEBİYAT TARİHİNİN BİLİMSEL TEMELİ: FİLOLOJİ VE TARİH
Geçmiş dönemlere ait eserlerin gerçek anlamını kavramak için sadece metni okumak yetmez; o toplumu var eden tüm unsurları bilmek gerekir:
-Coğrafya
-Din
-Hukuk
-Ekonomi
-Ahlak
-Sanat
-Siyasi yapı
Bu yüzden edebiyat tarihi, “medeniyet tarihi”nin çerçevesi içinde incelenmelidir. Filoloji (dil bilimi) ve tarih olmadan edebiyat tarihi yazılamaz.
EDEBİYAT VE TARİH BİRBİRİNİN PARÇASIDIR
Edebiyat tarihten yararlanır; tarih de edebiyattan beslenir.
Tarih, olayın dış yüzünü gösterirken; edebiyat olayın insan yüzünü anlatır.
Her edebî metin bir dönem ürünüdür ve tarihsel etki taşır.
Tarihî metinlerde de anlatının gücü edebiyattan gelir.
Bu nedenle iki alanı birbirinden ayırmak mümkün değildir; birlikte incelendiğinde bir toplumun kültürel belleği tam anlamıyla ortaya çıkar.
