Öykücülüğün dikkat çeken isimlerinden Ceyda Akcan ve Merve Uygun, farklı anlatım dünyalarıyla okurlarını yeni yolculuklara davet ediyor. Ceyda Akcan, “Ben Meydana Koşarken” adlı eserinde insan ruhunun kırılganlığını ve hayatın görünmeyen yüklerini incelikli bir dille ele alırken Merve Uygun ise “Taşıyacak Bizi Rüzgâr” ile masal, mit ve büyülü gerçekçiliği harmanlayan öyküleriyle okuru düş ile gerçek arasında etkileyici bir atmosferin içine çekiyor. Şule Yayınları ve Ketebe Yayınları etiketiyle yayımlanan iki eser, öykü tutkunları için dikkat çeken yeni kitaplar arasında yer alıyor.

Ceyda Akcan, “Ben Meydana Koşarken” adlı eseriyle, kelimeleriyle insan ruhunun ne kadar naif ve ne kadar hassas olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bir Kavanoza Sığmayan Hayat; acıları, kırgınlıkları ve yaşamın görünmeyen yüklerini ince bir duyarlılıkla okurun yüreğine taşıyor. Kalemiyle bizi insan ruhunun esrarlı dünyasına davet eden Akcan, okurlarını ruhun gizemli kapılarından içeri buyur ediyor. Eseri, Şule Yayınları’nda okurlarını bekliyor.
Kitabın tanıtım metninde şu ifadeler kullanılmış:
“Annemi durmadan bir şeyleri onarırken hatırlıyorum. Bozulan şeyler korkuturdu onu. Sızdıran musluk başlığı, akıtan lavabo gideri, ilmeği kaçmış kazak, ucu delinmiş çorap… Evet, delinmiş çorap görmeye dayanamazdı annem. “Çıkar da dikivereyim,” sözü sıkça duyulurdu evimizde. Başka evleri bilmem ama bizimkinde sürekli bozulan, sökülen, delinen, kopan şeyler olurdu. Bazen annemin sırf onarmak için biz uyurken makasla bir yerleri kestiğini, bıçağın ucuyla kıyafetlerimize küçük çentikler attığını düşünürdüm.
Ceyda Akcan’ın meydana koşarken yanında getirdiği öykülerinde boşluklar var. Konuşmayan eşler arasında, sokakla ev arasında, yazarın sakladıklarında, sökülen, kopan yerleri dikmeye çalışan annede eksik kalan bir şey. Akcan uzun uzun anlatmıyor, bir böcek gibi sessizce kabuğuna çekilen kahramanları ve atmosferi gösteriyor sadece. Öykülerin sonunda perdeyi kapatmayı okurlara bırakıyor.”
**

Bir diğer kıymetli öykücü Merve Uygun ise “Taşıyacak Bizi Rüzgâr” adlı eseriyle masalların ve kuşların kanatlarında okurunu büyülü gerçekliğin bilinmez denizine bırakıyor. Onun öykülerini okumak, berrak bir kumsalda Anka Kuşu’nun kanatlarında gökyüzüne süzülmek gibi… Masal ile gerçeğin iç içe geçtiği bu etkileyici dünyaya adım atmak isteyen okurlar için eserleri Ketebe Yayınları’nda.
Kitap tanıtım bülteninde şöyle tanıtılmış:
“Her şey gölge ve uçan tozdur; duyulan tek ses rüzgârın havalandırıp sürüklediği şeylerden gelir, rüzgârın ardında bıraktığından başka sessizlik de yoktur.”
Fernando Pessoa
Belleğin hileli oyunları, zamanın yıkıcı etkileri ve insan ilişkilerinin karmaşıklığına dair derin ve ilginç bir görü sunan Taşıyacak Bizi Rüzgâr’da gerçeklik her an değişip başka bir çehresiyle görünür oluyor. Öyküler, kimi zaman şehrin gri duvarları arasında dolaşıp günlük yaşamın en basit anlarına odaklanıyor kimi zaman da fantastik ve masalsı bir kurgunun içinde, düşsel coğrafyalarda dolaşıyor. Rüyalar, mitler, eski masallar, dilden dile anlatılagelen o sırlı hikâyeler sanki yeni bir dil aracılığı ile kendi gerçekliğimizin içinden bizimle konuşuyor. Bazen distopik bir atmosfer, bir rüyanın parçasıymış gibi etrafımızı sararken, bizi gerçeğe çağıran hamleler, zamanın ipliğini nazikçe çözüyor. Bu kontrastla; anılarımızın, duygularımızın ve bizi inşa eden köklerimizin birbirine nasıl dolandığını keşfediyoruz.
Bu kitapta; arada kalmışlık, merak ve tekinsizlik kol geziyor. Böylelikle kurgu, okurun ilgisini her öyküde diri tutuyor.
