Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

“İblis’in Son Savunması”

Müslüm Işıklar, geçtiğimiz günlerde vefat eden şair ve yazar Murat Kapkıner’ ile tanışma hikayesini yazdı: “Ankara Ulus’ta Hacıbayram’a doğru giderken sağdaki bir kitapçının tahta merdivenle çıkılan üst kadının rafları arasında rastladım ilkin ona.”

Müslüm Işıklar, geçtiğimiz günlerde vefat eden şair ve yazar Murat

Geçtiğimiz hafta edebiyat dünyası olarak şair ve yazar Murat Kapkıner’i kaybettik. Dünyaya kaybettik, cennete kazandık desek de bu deyişimiz dua olarak kabul edilse…

Şiirlerine aşinalığım çok yok, onun üç romanıyla tanışığım sadece. Ankara Ulus’ta Hacıbayram’a doğru giderken sağdaki bir kitapçının (Yanlış hatırlamıyorsam Akçağ Kitabevi) tahta merdivenle çıkılan üst kadının rafları arasında rastladım ilkin ona. Hakkında ne bir yazı, makale okumuş ne de cümle duymuştum. Birçok kitap müdaviminin sevdiği bir ortamda tanıştık. Rafların arasında gezerken hiç kimsenin olmadığı, dükkân sahibinin bile alt katta bulunduğu ortamda, böyle bir yazarın varlığından haberdar oldum.

Beyan Yayınları’nca 2001’de neşredilen “İblis’in Son Savunması” adlı kitabını rast gele çektim rafların arasından. Alır almaz kitaplarıma aldığım tarihi yazarak imzalarım. 29 Kasım 2007’de almışım. Kitabın adı ilgi çekiciydi. İlgimi çeken bir başka nokta da arka kapağa düşülen nottu: “Geleneksel edebiyatın dünyayı birebir resmetmeye dayalı realist eğilimi günümüzde tarihe karışmak üzere. Edebiyatın konusu ne gerçekçilerin dış dünyası ne romantiklerin iç dünyaları artık. “İblis’in Son Savunması” bu yeni yaklaşımın çok özel bir örneği kabul edilebilir… Etten ve kemikten kahramanların yerine salt dilden oluşan kendi kurgul varoluşlarının bilincinde, postmodern literatürün deyimiyle ‘sözcükten adamlar’ (homologos) geçiriliyor.”[1]

Popüler bir yazar olmadığından muhtemelen kitapçının getirip rafların arasında unutulan kitaplarından biri olarak orada yalnızlaştırılmıştı. Talep olmayınca orada yalnızlaşan kitapları, en iyi kitapçılar bilir.

Kitabı okuduğumda kurgudan etkilendim. Ki şu ana kadar ki tek basılmış kitabım olan Yazara Darbe’de de romana giren yazar kurgusunu kullandım. Onun eseri düşünsel bir eserken ben mizah üzerine bir hikâyeye yöneldim. Eskilerin tabiriyle gülerken düşündüren bir öyküye eğilmeye çalıştım.

Kitabın bölüm sonları “Şimdi. Bugün. Hemen bir roman yazmalıyım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.” cümleleriyle bitiyor. Sürekli zikredildiğinde birkaç bölümden sonra okur, bu cümleye alışıyor. Hatta birkaç bölümü geçince okuyucu, bölüm sonu gelmeden zihninde cümleyi kendisi getirmeye başlıyor: “Şimdi. Bugün. Hemen bir roman yazmalıyım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.”

Yazar bu özdeyişle adeta, yalnızlığını roman yazmayla aşmaya çalışan bir karakterin bunu yapmayı başaramazsa yaşamın amacı olmayan rutinlerine kayabileceğini ifade eder. Onun için hemen bir eyleme girişilmelidir.

İblis’in Son Savunması ile tanıştığım Kapkıner’in o dönem ulaşabildiğim Seni Öldüğüm Gün, Wesirfinger Pastanesi gibi romanlarını da temin edip okumuştum. Roman dili olarak okuyucuya bazen zor gelse de onun eserleri bizi, yani özdeki yalnız insanı, bize öğretici niteliktedir. Cümleleri ve kapsadığı anlam, bir sürenin ardından okuru cezbeder.

Hakkında yazılanlara bakıldığında hayatı boyunca şöhretin peşinde gitmediği görülüyor. Şöhret, ulaşılmaya çalışılan olursa afete dönüşür. Kapkıner, bu şöhret denen afetin peşinden gitseydi onun net, tabiri caizse ‘Eyvallah etmeyen” yönü de eserlerinde ortaya çıkmazdı.

Bir mütefekkiri tam anlamak için her eseri okunup değerlendirilmelidir. Nasip olursa ilk fırsatta onun şiir kitaplarını da temin edip okuyacağım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.

muslumisiklar@gmail.com

[1] Değerlendirme, Efkan Bahri Eskin’e ait.