<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edebiyat haberleri &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/tag/edebiyat-haberleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 04:52:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>edebiyat haberleri &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TDK Türk İşaret Dili Öğretimi Çalıştayı” düzenliyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/tdk-turk-isaret-dili-ogretimi-calistayi-duzenliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/tdk-turk-isaret-dili-ogretimi-calistayi-duzenliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 04:52:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[tdk 2025]]></category>
		<category><![CDATA[tdk 2026]]></category>
		<category><![CDATA[tdk ankara]]></category>
		<category><![CDATA[tdk çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[tdk haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=10003</guid>

					<description><![CDATA[Türk Dil Kurumu, Türk işaret dilinin öğretimi alanında yürütülen çalışmalara katkı sunmak amacıyla “Türk İşaret Dili Öğretimi Çalıştayı”na ev sahipliği yapacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu, Türk işaret dilinin öğretimi alanında yürütülen çalışmalara katkı sunmak amacıyla “Türk İşaret Dili Öğretimi Çalıştayı”na ev sahipliği yapacak.</p>
<p>8 Haziran 2026 Pazartesi günü Ankara’da Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesi’nde düzenlenecek olan çalıştayda; Türk işaret dili öğretiminde ortak başvuru metni oluşturulması, işaret dili öğreticisi yetiştirme programları, erken dönem işaret dili eğitimi, yabancı dil olarak Türk işaret dili öğretimi, işitme engelli okullarında yürütülen eğitim uygulamaları ve sağır öğreticilerin eğitim süreçlerindeki rolleri gibi konular ele alınacak.</p>
<h3>UZMAN AKADEMİSYENLER YER ALACAK</h3>
<p>Türk Dil Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre; Alanında uzman akademisyenler, eğitimciler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek çalıştayın açış konuşmalarında; Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman MERT ile Türkiye Sağırlar Millî Federasyonu Başkanı Bülent TEKİN, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Daire Başkanı Dr. Deniz ÇAĞLAYAN GÜMÜŞ yer alacak.</p>
<p>Türk Dil Kurumu, Türkçenin bütün iletişim alanlarında erişilebilirliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalara destek vermeyi sürdürürken Türk işaret dilinin öğretimi ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacak bu önemli etkinlikle alandaki bilimsel ve eğitsel çalışmalara destek sunmayı amaçlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/tdk-turk-isaret-dili-ogretimi-calistayi-duzenliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>F. Scott Fitzgerald’in Muhteşem Gatsby romanı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/f-scott-fitzgeraldin-muhtesem-gatsby-romani/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/f-scott-fitzgeraldin-muhtesem-gatsby-romani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:02:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[caz çağı ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[caz çağı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[F. Scott Fitzgerald caz çağı]]></category>
		<category><![CDATA[F. Scott Fitzgerald eserler]]></category>
		<category><![CDATA[F. Scott Fitzgerald kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[F. Scott Fitzgerald kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[F. Scott Fitzgerald’in Muhteşem Gatsby romanı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem gatsby caz çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Gatsby karakterler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Gatsby romanı konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Muhteşem Gatsby teması]]></category>
		<category><![CDATA[roman haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=10000</guid>

					<description><![CDATA[F. Scott Fitzgerald’in Muhteşem Gatsby romanının konusu ve ana teması nedir? ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald tarafında 1925’de yazılan ve Amerikan Rüyası&#8217;nı ele alan bir romandır. Eser, telif kapsamı dışında olduğundan Türkiye’de ve dünyada birçok yayınevi tarafından neşredilmektedir. Romandaki temel karakterler Jay Gatsby, Daisy Buchanan, Nick Carraway ve Tom Buchanan’dır.</p>
<p><strong>Jay Gatsby:</strong> Fakir bir aileden gelen, kaçakçılık ve yasa dışı işlerle zengin olan fakat ruhu tamamen Daisy&#8217;ye ait olan romantik ve takıntılı ana karakter.</p>
<p><strong>Daisy Buchanan:</strong> &#8220;Eski zengin&#8221; sınıfına ait, güzel ancak yüzeysel ve korunaklı dünyasından çıkmaya cesaret edemeyen kadın.</p>
<p><strong>Tom Buchanan:</strong> Daisy&#8217;nin zengin, zorba, karısını aleni şekilde aldatan acımasız kocası.</p>
<p><strong>Nick Carraway:</strong> Gelişmeleri tarafsız şekilde gözlemlemeye çalışan dürüst anlatıcı.</p>
<p>Eser, dünya edebiyatında &#8220;Caz Çağı&#8221;nın başyapıtı olarak kabul edilir ve sinemaya da (en bilineni Leonardo DiCaprio&#8217;nun başrolde olduğu 2013 yapımı film) birçok kere uyarlanmıştır.</p>
<h3>MUHTEŞEM GATSBY KONUSU</h3>
<p>F. Scott Fitzgerald&#8217;ın Muhteşem Gatsby&#8217;si, öğrencileri edebiyatı eleştirel bir şekilde okuma sanatına tanıtmak için en önemli metinlerden biri olarak kabul edilir (bu da okulda okumuş olabileceğiniz anlamına gelir). Roman, yakın zamanda New York&#8217;a taşınmış ve gizemli kökenlere sahip eksantrik yeni zengin komşusu Jay Gatsby ile arkadaş olan Nick Carraway adlı genç bir adamın bakış açısından ele alınır.</p>
<p>Muhteşem Gatsby, Amerika Birleşik Devletleri tarihinde 1920&#8217;lerin Caz Çağı&#8217;na içeriden bir bakış sunarken aynı zamanda &#8220;Amerikan Rüyası&#8221; fikrini de eleştirir. Romanın belki de en ünlü yönü, koyu mavi bir gece gökyüzüne ve şehir manzarasının ışıklarına yansıtılan delici bir yüzü gösteren kapak resmidir; bu görüntü, biraz farklı bir biçimde, metnin içinde de önemli bir sembol olarak bulunur.</p>
<p>Muhteşem Gatsby romanındaki &#8220;yeşil ışık&#8221; (green light), dünya edebiyatının en ünlü ve en çok katmanlı sembollerinden biridir. Daisy’nin iskelesinin ucunda yanan ve Gatsby’nin kendi evinin bahçesinden geceleri hayranlıkla izlediği bu küçük ışık, Ulaşılamayan Gelecek ve Umut, Geçmişi Geri Getirme Arzusu, Amerikan Rüyası ve Sınıf Uçurumu, Hayalin Gerçeğe Dönüşmesindeki Büyü Bozulması gibi temel anlamları taşır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/f-scott-fitzgeraldin-muhtesem-gatsby-romani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karayip edebiyatı nedir, önemli edebiyatçıları kimler?</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/karayip-edebiyati-nedir-onemli-edebiyatcilari-kimler/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/karayip-edebiyati-nedir-onemli-edebiyatcilari-kimler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 14:12:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Aimé Césaire kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[curaçao edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[curaçao edebiyatı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Damas kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız Guyanası edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Haiti edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[haiti edebiyati nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Roumain kim]]></category>
		<category><![CDATA[karayip edebiyatçıları]]></category>
		<category><![CDATA[karayip edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Küba edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Luis Palés Matos kim]]></category>
		<category><![CDATA[Martinik edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[nicolás Guillén kim]]></category>
		<category><![CDATA[Porto Riko edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9984</guid>

					<description><![CDATA[Karayip edebiyatı , Karayip bölgesinde İspanyolca, Fransızca veya İngilizce yazılmış edebi eserlerdir. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karayip edebiyatı , Karayip bölgesinde İspanyolca, Fransızca veya İngilizce yazılmış edebi eserlerdir. Karayip edebiyatının yerel bir geleneği yoktur. Britanicca&#8217;dan alınan bilgiye göre; Kolomb öncesi Amerikan yerlileri çok az kaya oyması veya yazıt (petroglif) bırakmışlardır ve sözlü gelenekleri 16. yüzyıldaki İspanyol sömürgeleştirmesinden sonra yok olmuştur. Onların yerini alan Batı Afrikalılar da yazılı bir geleneğe sahip değildi, bu nedenle yaklaşık 400 yıl boyunca Karayip edebiyatı, sömürgeci güçlerin (İspanya, Fransa , Büyük Britanya ve Hollanda) modellerinin bir uzantısı ve taklidi olmuştur.</p>
<p>Bununla birlikte, Karayip yazarları çevrelerinin farkındaydılar . Haitili general ve kurtarıcı Toussaint-Louverture&#8217;un mektupları ve konuşmaları, en azından 18. yüzyılın sonlarından itibaren Karayip&#8217;in kültürel kimliğinin bilincinde olduğunu göstermektedir. Ancak, kendine özgü bir edebi biçim oluşturma zorluğu ancak 1920&#8217;lerde kabul edilmiştir. Daha sonra, İspanyol-Amerikan Modernizminin bir parçası olarak, İspanyol ve Fransız Karayip yazarları Avrupa ideallerinden uzaklaşmaya ve çoğunluğu siyah olan Batı Hint Adaları&#8217;ndaki hemşerileriyle özdeşleşmeye başladılar.</p>
<h3>KARAYİP EDEBİYATI HAREKETİNİN LİDERLERİ</h3>
<p>Bu hareketin önderleri, çoğunlukla şairlerdi. Luis Palés Matos (Porto Riko), Jacques Roumain (Haiti), Nicolás Guillén (Küba),Léon Damas (Fransız Guyanası) ve Aimé Césaire (Martinik).Haitili etnolog Jean Price-Mars , Ainsi parla l&#8217;oncle (1928; “Amca Böyle Konuştu”) adlı eserinde amacının “Haiti halkına folklorunun saygınlığını geri kazandırmak” olduğunu belirtmiştir. Bu zenci kültürünün başarısı , ince bir şekilde ifade edilmiştir.Césaire&#8217;in Cahier d&#8217;un retour au pays natal (1939; Anavatanıma Dönüş ) adlı şiiri , sembolist ve sürrealist teknikler kullanılarak adaların ritüellerinin ve konuşma biçimlerinin ritmik ve tonal unsurlarının şiirsel biçimlere dönüştürülmesidir .</p>
<p><strong>Önemli Kişiler:</strong> Derek Walcott Louise Bennett-Coverley Claude McKay René Marqués Aimé Césaire<br />
<strong>İlgili Konular:</strong> edebiyat Negritude Küba edebiyatı Karayip kültürü</p>
<p>1945&#8217;ten sonra ulusal edebiyatını geliştiren Britanya Karayipleri, halk lehçesi romanlarında kendi katkısını yaptı : Vic Reid&#8217;in Yeni Gün (1949), Samuel Selvon&#8217;un Daha Parlak Bir Güneş (1952) ve Yalnız Londralılar (1956), George Lamming&#8217;in Derimin Şatosunda (1953) ve V.S. Naipaul&#8217;un Gizemli Masör (1957) ve Bay Biswas İçin Bir Ev (1961) gibi eserler bunlardan bazılarıdır; ve şiir alanında da katkıları bulunmaktadır.Louise Bennett ( Jamaica Labrish, 1966).</p>
<h3>MUHAFAZAKAR BİR EDEBİYAT</h3>
<p>Paradoksal olarak, İngilizce konuşulan Karayip gelişimi biçimsel olarak muhafazakardı ve CLR James&#8217;in (Trinidad) çalışmalarında ve şiirlerinde görülen yerel veya otokton bir ifade yerine &#8220;açık&#8221; bir ifadeye doğru ilerliyordu. Derek Walcott (St. Lucia). Romanlarında Wilson Harris (Guyana), Modernistlerin Sembolist ve Sürrealist tekniklerihareket yeniden ortaya çıkıyor; ve şiirin Edward Brathwaite ( Rights of Passage [1967], Masks [1968], Islands [1969]), Afrika&#8217;nın Karayipler&#8217;deki yerini yeniden ortaya koymaya çalışıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/karayip-edebiyati-nedir-onemli-edebiyatcilari-kimler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Server’in bu haftaki konuğu Dr. Muhammed Emin Koçak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-dr-muhammed-emin-kocak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-dr-muhammed-emin-kocak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 12:48:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[avukat mehmet ali bulut]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali bulut]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali bulut kim]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali bulut server]]></category>
		<category><![CDATA[server]]></category>
		<category><![CDATA[server muhammed emin koçak]]></category>
		<category><![CDATA[server vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9980</guid>

					<description><![CDATA[Gelenek haline gelen Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri, bu hafta da yeni konusu ve konuğuyla devam ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelenek haline gelen Server Vakfı Çarşamba Sohbetleri, bu hafta da yeni konusu ve konuğuyla devam ediyor.</p>
<p>Vakıf, bu çarşamba Tarihçi Dr. Muhammed Emin Koçak&#8217;ı ağırlayacak.</p>
<p>Çarşamba Sohbetleri’nin bu haftaki konusu ise “Türk-İslam Tarihinde Bir Cihangir: Emir Timur” olacak.</p>
<p>Söyleşi, 3 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleştirilecek. Program, vakfın Demirtepe’deki merkezinde saat 19.00’da başlayacak.</p>
<p>Etkinliği, Server Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Mehmet Ali Bulut yönetecek. Konuşma Server’in youtube kanalından canlı olarak da verilecek.</p>
<h3>DR. MUHAMMED EMİN KOÇAK KİMDİR?</h3>
<p>1994 yılında Ankara&#8217;da doğdu. Lisans eğitimini Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Tarih Bölümünde 2018 yılında tamamladı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı’nda 2020 yılında Yüksek Lisans diplomasını Siyasi ve Sosyal Hayatta Etkin Bir Güç: Timurlu Hanedan Kadınları başlıklı teziyle aldı.</p>
<p>2024 yılında hazırlamış olduğu Timurlularda Ordu ve Askerî Organizasyon (1370-1447) başlıklı tezi ile Doktora diplomasını aldı. Timurlular ile ilgili askerî, siyasi, sosyal ve kültürel konularda akademik çalışmalarına devam etmektedir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9981" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/server-muhammed-emin-kocak-e1780404075247.jpeg" alt="" width="800" height="1000" /></p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-bu-haftaki-konugu-dr-muhammed-emin-kocak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;2026 Turgut Özakman İlk Roman Yarışması&#8221; başvuruları sürüyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-turgut-ozakman-ilk-roman-yarismasi-basvurulari-suruyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-turgut-ozakman-ilk-roman-yarismasi-basvurulari-suruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:16:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 Turgut Özakman İlk Roman Yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Ataşçı]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Ataşçı kim]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebi yarışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat habeleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ethem Baran]]></category>
		<category><![CDATA[Ethem Baran kim]]></category>
		<category><![CDATA[Jale Özata Dirlikyapan]]></category>
		<category><![CDATA[Jale Özata Dirlikyapan kim]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Örs]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Örs kim]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Uygur]]></category>
		<category><![CDATA[Selda Uygur kim]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Özakman İlk Roman Yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9973</guid>

					<description><![CDATA[Bilgi Yayınevi tarafından iki yılda bir düzenlenen "Turgut Özakman İlk Roman Yarışması" için başvurular devam ediyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilgi Yayınevi tarafından iki yılda bir düzenlenen &#8220;Turgut Özakman İlk Roman Yarışması&#8221; için başvurular devam ediyor. Yarışmaya katılım için son tarih 15 Haziran 2026.</p>
<h3><strong>Katılım Şartları</strong></h3>
<p>&#8211; Yarışmaya katılacak yazarların daha önce roman türünde herhangi bir eseri yayımlanmamış olmalıdır.</p>
<p>-Yarışmaya gönderilecek dosyalar daha önce basılı veya dijital ortamda hiçbir şekilde yayımlanmamış olmalıdır.</p>
<p>-Gönderilecek dosyalar Word formatında 12 punto büyüklüğünde ve Times New Roman yazı karakteriyle yazılmalıdır.</p>
<p>-Roman dosyası yarisma@bilgiyayinevi.com.tr adresine e-posta ile gönderilmelidir. Ayrıca e-postaya ekli ayrı bir dosyada yazarın açık adı, kısa özgeçmişi, açık adresi ve telefon numarası bulunmalıdır. Yazarlar yarışmaya gerçek ad ve soyadlarıyla katılmalıdır.</p>
<p>-Birinci seçilecek dosyanın yayın hakkı Bilgi Yayınevi’ne aittir.</p>
<h3><strong>Ödül</strong></h3>
<p>-Seçici Kurul, birinciliğe değer bir eser bulamadığı takdirde ödül verilmez.</p>
<p>-Ödül, 25.000,00 TL olacaktır.</p>
<p><strong>Teslim ve sonuçların açıklanması</strong></p>
<p><strong>Dosyaların gönderileceği e-posta adresi: yarisma@bilgiyayinevi.com.tr </strong></p>
<p><strong>Son gönderme tarihi:</strong> 15 Haziran 2026</p>
<p><strong>Sonuçların açıklanacağı tarih:</strong> 28 Eylül 2026</p>
<p><strong>Seçici Kurul</strong></p>
<div>Jale Özata Dirlikyapan</div>
<div>Ethem Baran</div>
<div>Abdullah Ataşçı</div>
<div>Selda Uygur</div>
<div>Mesut Örs</div>
<h3>İLKİ 2020&#8217;DE YAPILMIŞTI</h3>
<div>Edebiyatımıza yeni yazarlar kazandırmayı amaçlayan Turgut Özakman İlk Roman Yarışması’nı ilk kez 2020 yılında düzenlenmişti. Bu yarışma, Muzaffer İzgü Çocuk Romanı Yarışması’yla dönüşümlü yapıldığından iki yılda bir düzenleniyor.</div>
<div>2020’de Babalar ve Kızları adlı romanıyla Selda Uygur’un, 2022’de Devridaim adlı romanıyla Ezgi Tanergeç’in ve son olarak 2024’te Nergis Zamanı adlı romanıyla Zeynep Paftalı’nın kazandığı Turgut Özakman İlk Roman Yarışması’nın bu yıl dördüncüsü düzenleniyor.</div>
<div><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9975" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/2026-Turgut-Ozakman-Ilk-Roman-Yarismasi-ic.png" alt="" width="600" height="496" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/2026-Turgut-Ozakman-Ilk-Roman-Yarismasi-ic.png 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/2026-Turgut-Ozakman-Ilk-Roman-Yarismasi-ic-540x446.png 540w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-turgut-ozakman-ilk-roman-yarismasi-basvurulari-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nisan Mayıs 2026&#8217;da en çok satan kitaplar</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/nisan-mayis-2026da-en-cok-satan-kitaplar/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/nisan-mayis-2026da-en-cok-satan-kitaplar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 08:23:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cinnet Mustatili]]></category>
		<category><![CDATA[Dag Solstad]]></category>
		<category><![CDATA[Dag Solstad kim]]></category>
		<category><![CDATA[Dag Solstad kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Dag Solstad Nihayet! Mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat habeleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[En çok okunan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitaplar hangileri]]></category>
		<category><![CDATA[en çok satan kitaplar ne]]></category>
		<category><![CDATA[En çok satan yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[en fazla satan kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[en fazla satış yapan kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ketebe]]></category>
		<category><![CDATA[ketebe kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[ketebe yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mustatil ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl Cinnet Mustatili]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl ketebe]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl ketebe kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kısakürek ketebe]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl o ve ben]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9963</guid>

					<description><![CDATA[2026 yılı Nisan-Mayıs aylarında satılan kitaplara Necip Fazıl Kısakürek damga vurdu. Kısakürek, ilk 20'ye 7 eseriyle girmeyi başardı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2026 yılı Nisan-Mayıs aylarında satılan kitaplara Necip Fazıl Kısakürek damga vurdu. Ketebe Yayınları’nın Necip Fazıl’ın eserlerini yayımlaması sonucu Kısakürek kitapları satış oranlarını değiştirdi.</p>
<p><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong> olarak Kitapyurdu sitesinden, edebiyat türündeki eserlerden derlediğimiz bilgilere göre Nisan-Mayıs aylarının en fazla satış yapan kitabı Dag Solstad’ın “Nihayet! Mutluluk.Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam” oldu.</p>
<p>İkinci sırada ise İsmail Kara’nın Kitapların Araladığı Kapılar kitabı kendine yer buldu. Necip Fazıl Kısakürek’ün O ve Ben isimli biyografi türü kitabı üçüncü sırada bulundu.</p>
<p><strong>2026 yılının Nisan ve Mayıs aylarının en fazla satışı gerçekleşen on kitabının listesi şu şekilde:</strong></p>
<p>1- Nihayet! Mutluluk.Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam-Dag Solstad- Yapı Kredi Yayınları<br />
2- Kitapların Araladığı Kapılar-İsmail Kara-Dergah Yayınları<br />
3- O ve Ben-Necip Fazıl Kısakürek-Ketebe Yayınevi<br />
4- Can&#8217;ımın İçi-Müge Artuk-Nar Sahne Yayınları<br />
5- İki Bıçağı Birbirine-Çilem Dilber-Budala Kitap<br />
6- Rağmen-Kolektif-Banliyö Kitap<br />
7- Yazı Hane Üstiçbükeyler-Enis Batur-Oblomov Yayınevi<br />
8- Türkiye&#8217;nin Manzarası-Necip Fazıl Kısakürek-Ketebe Yayınevi<br />
9- Invincible 8 &#8211; En Sevdiğim Marslı-Robert Kirkman-Athica Yayınları<br />
10- Yazma Arzusu Yaratıcı Yazarlık ve Metin Yazarlığı-Mustafa Kurt-Çolpan Kitap</p>
<h3>NECİP FAZIL İLK 20&#8217;YE 7 ESERİYLE GİRDİ</h3>
<p>Bu döneme edebiyat dünyamızın önemli isimlerinden üstad merhum Necip Fazıl Kısakürek damgasını vurdu. Ketebe Yayınları tarafından kitapları yeniden neşredilen Sultanu&#8217;ş-Şuara (Şairlerin Sultanı) Necip Fazıl Kısakürek, ilk 20&#8217;nin içerisine toplamda 7 tane eseriyle girdi.</p>
<p>İlk 10&#8217;daki O ve Ben ile Türkiye&#8217;nin Manzarası kitaplarına ilaveten Babıali 12., At&#8217;a Senfoni 13., Cinnet Mustatili 14.,Çile (Hatıra Basım) 19., Hikayelerim ise 20. sırada yer aldı.</p>
<h3>NİHAYET! MUTLULUK.YIL 2022. ZAMANIN YARATTIĞI TAHRİBATIN ACISINA DAYANMA ÇABAM.(TANITIM BÜLTENİNDEN)</h3>
<p>“Zor olacak, anlıyorum, hatta belki de imkânsız, ama bunu, edebi metinler üzerinde hafızama dayanarak çalıştığım son bir yıldır yaptığım gibi yapmam gerekecek.”</p>
<p>Dag Solstad 2022 yılında yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği son kitabına bu cümleyle başlıyor ve hayat hikâyesinin ancak ömrünün son yıllarında su yüzüne çıkan dönüm noktalarına yakından bakıyor. Nihayet! Mutluluk. Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam. zamana, hafızaya, çocukluğa ve aileye dair otobiyografik bir roman, Solstad’ca bir veda kitabı.</p>
<p>“Solstad’ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar.”<br />
Karl Ove Knausgaard</p>
<p>“Varoluşun absürtlüklerini betimlemenin ustası.”<br />
Sunday Times</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9965" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Nihayet-Mutluluk.jpg" alt="" width="332" height="517" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Nihayet-Mutluluk.jpg 332w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Nihayet-Mutluluk-308x480.jpg 308w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" /></p>
<h3>KİTAPLARIN ARALADIĞI KAPILAR (TANITIM BÜLTENİNDEN)</h3>
<p>Modern okuma ve anlama biçimleri hocadan ziyade kitaba ve kitapla “doğrudan” muhatap olan “bir kişi”ye dayanır. Problemleriyle bazı imkânları içiçe olan yeni bir durumdur bu. Dinî düşünce zaviyesinden bu yeni problem alanı müminlerin peygamber ve kutsal kitapla münasebetlerine, bu münasebetlerin yaslandığı inançlara ve anlayışlara, bunların zaman içinde değişmesine intikal edecektir. Bu kadar da değil; düşünce ve ahlâk olarak bireycilik, din, otorite ve gelenek karşıtlığı, nihayet bir ahlâkı-âdâbı olmaksızın her yerde ve her tarzda okunabilecek bir metinden istediğini istediği şekilde anlamak-almak, metin karşısında özgürlük/bir tür sorumsuzluk! arayışları da var.</p>
<p>Fakat değişmelerin getirdiği anlam ve statü kayıplarına rağmen bugün için kitapları da hoca edinmenin önünde bunlar mutlak birer engel değil. Büyük kitap her zaman ve her yerde bilgi, anlayış ve kavrayış vadilerinde hocalık ve yol göstericilik yapabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9966" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Kitaplarin-Araladigi-Kapilar.jpg" alt="" width="332" height="517" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Kitaplarin-Araladigi-Kapilar.jpg 332w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Kitaplarin-Araladigi-Kapilar-308x480.jpg 308w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /></p>
<h3>O VE BEN (TANITIM BÜLTENİNDEN)</h3>
<p>Hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri&#8217;ni &#8220;Tanıyıncaya Kadar&#8221; ve &#8220;Tanıdıktan Sonra&#8221; diye iki ana bölüme ayıran Necip Fazıl, Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri de mânâlandırdığı otobiyografik eseri &#8220;O Ve Ben&#8221;i 1975&#8217;de şöyle takdim etmiştir:</p>
<p>&#8220;Bu eser, dünyaya gelişimden bugüne kadar en hususî renkleri, çizgileri ve sesleriyle hayatımın hikâyesi ve asıl O&#8217;nu tanıdıktan sonra mânasını anlamaya başladığım vücut hikmetinin bende tecelli eden yakıcı ifadesidir. Bu bakımdan, kendilerini görünceye kadar malik olabildiğim birbuçuk esere nisbetle bugün 60 cildi aşan ve hepsini birden o nura borçlu bildiğim eserler arasında, şimdikini, baş köşeye oturtulması lâzım ve en mahrem iç ve dış iklimlere doğru bir belirtiş olarak takdim ederim.&#8221;</p>
<p>Kitap, 1965 senesinde &#8220;Büyük Kapı&#8221; ismiyle yayınlanmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9967" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/O-ve-Ben.jpg" alt="" width="332" height="517" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/O-ve-Ben.jpg 332w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/O-ve-Ben-308x480.jpg 308w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /></p>
<h3>CANIMIN İÇİ (TANITIM BÜLTENİNDEN)</h3>
<p>Kısa bir ömür, büyük bir iz 28 yıla sığan sevgi, neşe ve umut Bu kitap, kısa bir ömrün hikâyesi değil. Birlikte geçirilen 28 yılın, içi dolu dolu yaşanmış bir hayatın hikâyesi. Bir annenin oğluna yazdığı bu satırlarda; çocukluk anıları, küçük mutluluklar, zorluklar, emek ve sevgi var. Hayatın içinden, olduğu gibi… Abartmadan, saklamadan. Can’ın hikâyesi, bir hastalığın değil; kendine özgü bir çocuğun, bir gencin ve onunla birlikte büyüyen bir ailenin hikâyesi. Okurken bazen gülümseyecek, bazen durup düşüneceksiniz. Belki de en çok, hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hissedeceksiniz. Bu kitap, bir veda değil. Bir hatırlama ve yaşatma çabası.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9968" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Canimin-Ici.jpg" alt="" width="332" height="517" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Canimin-Ici.jpg 332w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/Canimin-Ici-308x480.jpg 308w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" /></p>
<h3>ankaraedebiyat.com.tr</h3>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/nisan-mayis-2026da-en-cok-satan-kitaplar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Behzat Ç. 20 yıl özel baskısı İletişim&#8217;den çıktı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/behzat-c-20-yil-ozel-baskisi-iletisimden-cikti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/behzat-c-20-yil-ozel-baskisi-iletisimden-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 10:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[behzat ç 20. yıl baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[behzat ç iletişim yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[behzat ç özel baskı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[emrah serbes kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[emrah serbes kitap]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim yayınları kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9939</guid>

					<description><![CDATA[Ankara'da geçen polisiye olayları anlatan ve televizyon dizisi olarak ekranlarda da izleyici ile buluşan Behzat Ç. 'nin 20.yıl özel baskısı çıktı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara&#8217;da geçen polisiye olayları anlatan ve televizyon dizisi olarak ekranlarda da izleyici ile buluşan Behzat Ç. &#8216;nin 20.yıl özel baskısı çıktı.</p>
<p>Kendini anlatmaya ihtiyaç duymadığı gibi artık “anlatılmaya” da ihtiyacı olmayan bir karakter Behzat Ç. yıllar önce bir telsiz cızırtısıyla başlayan macerası ise artık 20 yaşında. Ve bizi bu macerayla tanıştıran Her Temas İz Bırakır, Son Hafriyat, Çekiç ve Gül şimdi bir arada.</p>
<p>İletişim Yayınları&#8217;nca neşredilen kitap, 755 sayfadan oluşuyor.</p>
<h3 class="spot mt-3">BEHZAT Ç. HAKKINDA</h3>
<div class="spot mt-3">
<p>“Behzat Ç. çevresindeki insanlara baktı. Gördüğü sadece yorgun, umutsuz ve hüzünlü yüzlerdi. Çöp konteynırlarının kenarında yerleri koklayan, bir gözü şaşı ve kulağı kesik bir köpek vardı, onun duruşundan bile keder akıyordu. ‘Belki de burası bizim mutsuzluğumuzun başkentidir,’ diye düşünüyordu Behzat Ç.. ‘Ve belki de, hâlâ yaşamaya devam ediyorsak artık buna alıştığımız içindir, elimizden başka bir şey gelmediği içindir.’”</p>
<p>Kendini anlatmaya ihtiyaç duymadığı gibi artık “anlatılmaya” da ihtiyacı olmayan bir karakter Behzat Ç. Yıllar önce bir telsiz cızırtısıyla başlayan macerası ise artık 20 yaşında. Ve bizi bu macerayla tanıştıran Her Temas İz Bırakır, Son Hafriyat, Çekiç ve Gül şimdi bir arada.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9944" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C.-20.Yil-ozel-baskusi.jpg" alt="" width="353" height="525" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C.-20.Yil-ozel-baskusi.jpg 353w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C.-20.Yil-ozel-baskusi-323x480.jpg 323w" sizes="auto, (max-width: 353px) 100vw, 353px" /></p>
</div>
<h3>EMRAH SERBES KİMDİR?</h3>
<div>1981 Yalova doğumlu. Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu’yla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü yarım bıraktı, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında BirGün gazetesi için söyleşiler kaleme aldı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı, Hayvan dergisinin Ankara muhabirliğini yaptı. Kitapları: Her Temas İz Bırakır (roman, 2006), Son Hafriyat (roman, 2008), Erken Kaybedenler (hikâye, 2009), Hikâyem Paramparça (seçki, 2012), Deliduman (roman,2014), Müptezeller (roman, 2016), Çekiç ve Gül (hikâye, 2022), Memnun Kalırsın (hikâye, 2023).</div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9942" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C-icindekiler.jpg" alt="" width="600" height="784" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C-icindekiler.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Behzat-C-icindekiler-367x480.jpg 367w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/behzat-c-20-yil-ozel-baskisi-iletisimden-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-2</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-2/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Ertaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 May 2026 03:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9928</guid>

					<description><![CDATA[Murat Ertaş yazdı: Necip Fazıl iki şeyle çok uğraşır: Bir cemiyetle, cemiyetin yok edilen ruhuyla ve yok eden güruhuyla bir de kendi nefsiyle… Davası, ideolojisi, imanı, inancı ne ise onun gereğini yapmaya gayret etmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk şiir geleneğindeki “ben” tüm cemiyeti, bir milleti temsil ederken Tanzimatla beraber büyük ruhçuluğun bezediği ben’in yerini somut, müşahhas, nefsin kendisi almaya başlamıştır. Meselâ Fuzûlî’nin <strong>“Dest-bûsi ârzusiyle ger ölsem dostlar / Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su”</strong> mısrasındaki “ben” sadece şairin kendisi değil, tüm ümmettir, İslam milletidir. Sanayi Devrimi, Fransız İhtilâli, Aydınlanma, Pozitivizm, Avrupa’nın zenginleşmesi, Doğu’nun yoksullaşması ve art arda aldığı mağlubiyetler ve Batı düşüncesine yeni bir din gibi sarılan Doğu’nun çocukları… Toplumsal ahlâktan bireysel duyguya ve arzuya dönüşüm… Baba katiliyle babanın bir safta olduğu karanlık bir çağ…</p>
<p>Modern dönemde Mehmet Âkif, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet gibi isimler cemiyet elbisesi giymiş şairlerdi. Onlardaki ben topyekün cemiyetti. Cenap Şehabettin, Yahya Kemal gibi isimler daha çok kendi duygu dünyalarıyla öne çıkmaktadır. Toplumsal bağlayıcılıktan, millet değerlerinden bağımsız, kendi nefsinden ibaret ben’e teslim olan ruh için kendisini bağlayan hiçbir inanç sistemi kalmamaktadır. Batı’dan aldığımız “nefsî, dünyevî, maddeci, hayvanî ben” günümüzde her platformda yüceltilen “birey” kavramıyla maalesef hegemonyasını sürdürmektedir. Tanzimatla beraber ruh dünyası Doğu-Batı arasında gelgitler yaşayan Türk aydını tam anlamıyla bir kriz içerisindedir. Türk edebiyatçıları için yeni kızıl elma bilhassa Fransa ve İngiltere’nin maddeci sanat ve estetik anlayışı olmuştur. Onlar hem kendi toplumlarına yabancılaşmış hem Batılı olamamışlardır. Bu krizden Necip Fazıl da etkilenmiş olacak ki çocukluğunda ruhuna işlenmiş inanç kodları olduğu halde Paris’te bohem hayatına düşmüş, fakat bu düşkünlükten asla mesut olmamış, kendisiyle cebelleşip durmuştur. Kaldırımlar şairinin 1924’te yazdığı “<strong>Serseri”</strong> şiiri onun içinde bulunduğu buhranı, iki ben arasındaki çatışmayı göstermesi açısından dikkate değer:</p>
<p><em>Yeryüzünde yalnız benim serseri</em></p>
<p><em>Yeryüzünde yalnız ben derbederim</em></p>
<p><em>Herkesin varsa dünyada yeri</em></p>
<p><em>Ben de bütün dünya benimdir derim.</em></p>
<p>Necip Fazıl, ilk gençlik yıllarında nefsinin esareti altında yaşadığını, nefsine en bayağı yakıştırmalar yaparak ifade etmiştir. Gençlik yıllarına ait şiirlerin birçoğunu Çile’ye almamış, 1950’den evvel kaleme aldığı birçok yazıyı “yok” hükmünde saymış, eski şiirlerini, yazılarını, ilişkilerini gündeme getirenlere “<strong>çöp karıştırıcıları</strong>” olarak kabul etmiştir. Aslında Necip Fazıl kendi çöplüğünü kendisi ifşa eden biridir, evveliyatının tahammül edilemez biri olduğunu belirtmiştir:</p>
<p>“<em>Ancak Mürşid kapısından üflenen, havanın yüzüme çarpmasıyladır ki, çözebildiğim bu sırra, o zamanlar alabildiğine başıboş, genç, pek genç sanatkâr&#8230; Sanatı sanat için bildiği gibi, toprak üstü sürüngen yaşayışım da gerçek hayat sanan ve başını göğe kaldıramayan mağrur cüce&#8230;</em></p>
<p><em>Olamamanın ve tam bulamamanın içine yerleştirdiği huzursuzluğu da hiçbir şey dağıtmıyordu. Geceleri beni topuklarımdan çekip:</em></p>
<p><em>—Hani ya, ne vakit?</em></p>
<p><em>diye yalvaran sesi duymamak için de, zaman zaman, kendimi kaba nefsaniyetime büsbütün bırakıyor, en sert nefs esareti altında yaşıyordum</em>.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Necip Fazıl, adına “<strong>metafizik buhran</strong>” dediği bir ruh atmosferindedir. Bu metafizik buhran sonraki yıllarında buhranlıktan çıkıp mesuliyet duygusu ve aşkla sık sık nükseden metafizik sancıya dönüşmüştür. Necip Fazıl bu tarihten itibaren nefsinde yaşadığı iniş çıkışlarla, içine düştüğü tezatlarla beraber ağır ağır cemiyet adamı, çile adamı olmaya başlayacaktır ki 1934’ten sonra yaklaşık on sene sürecek olan sert iniş çıkışlardan sonra coşkun akan ruhu yatağını ancak bulmuştur. Ruh ve beden bütünlüğü… O, bu durumunu şöyle anlatmıştır:</p>
<p>“<em>Genç şair ‘nokta nokta’yı, kabzasına kadar ciğerine girmiş bir bıçak gibi öz eliyle sökerek çöplüğe atmış, fakat şimdi o yaranın yerinde bambaşka bir iltihap peydahlanmıştır. Avrupalının ‘kriz entelektüel’ veya ‘kriz metafizik’ dediği, korkunç üstü korkunç bir buhran, madde ötesini kurcalama buhranı… Her şeyin künhünü, dibini, dayanağını, aslını, zâtını arama belâsı… Zaman nedir, mekân nedir, aydınlık nedir, karanlık nedir, var nedir, yok nedir, ‘ne’ nedir?</em></p>
<p><em>Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,</em></p>
<p><em>Benliğim bir kazan ve aklım kepçe,</em></p>
<p><em>Deliller köyünden bir menzil aşkın,</em></p>
<p><em>Her fikir içimde bir çift kelepçe.</em></p>
<p><em>Ve işte Genç Şair’in ‘<strong>Senfoni’</strong> diye başlayıp ‘<strong>Çile’</strong> adında karar kıldığı şiirine kaynak:</em></p>
<p><em>Evet, her şey bende bir gizli düğüm:</em></p>
<p><em>Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!</em></p>
<p><em>Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,</em></p>
<p><em>Yetişir çektiğim, mesafelerden!<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></em></p>
<p>Necip Fazıl iki şeyle çok uğraşır: Bir cemiyetle, cemiyetin yok edilen ruhuyla ve yok eden güruhuyla bir de kendi nefsiyle… Davası, ideolojisi, imanı, inancı ne ise onun gereğini yapmaya gayret etmiştir. İdeolocyasını örerken duruşuyla kendisinin ve davasının izzetini muhafaza etmeyi önemsemiştir. Bir yanda tek partinin dinî hayata ve Türk milletinin binlerce yıllık ruh dünyasına yaptığı uygulamaları karşısında iyice sinmiş, Batı ve ülkedeki Batılılaşma cereyanları karşısında mağlubiyet psikolojisine düşmüş, mücadele gücünü yitirmiş Hakk’a tapan milletin evlatları; diğer yanda sufilerin, dağ başındaki dervişlerin, içe dönük tasavvufî terbiyenin, menkıbelerin yontup ortaya çıkardığı pasif Müslüman tipi…  <strong>Müslüman şahsiyeti pasif ben’i mütevazılıkla karıştırmış; Hz. Ebubekir şahsiyetine sığınırken Hz. Hamza gücü ve cesaretini ve Hz. Ömer öfkesini kaybetmiştir. Oysa ki “Ebubekir-Hamza-Ömer” bir bütündür. </strong>Müslüman şahsiyeti adı altında şuuraltında pasifliği ve mağlubiyeti kanıksamış çağ ve kitleler; zalime, sahteliğe, ham ve kabalığa tahammülsüz, izzetine düşkün ve aksiyoner bir dava adamı olan Necip Fazıl’ın ortaya koyduğu şahsiyeti tabii ki yadırgayacaktır. Şükrü Karatepe’nin tarifi durumu özetler: <em>“(Necip Fazıl) Fikir ve dava mücadelesine başladığı yıllarda ise, devletin baskısıyla şehirleri terk eden İslamiyet&#8221;in cahillerin, köylülerin, hamalların, ihtiyar ninelerin ve emeklilerin dini olduğu görüşü yayılıyordu.”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a></em> Başını içe çekmiş bir cemiyette Necip Fazıl duruşuyla cemiyete “<em>Ayağa kalk Sakarya!”</em> diye haykıran şairdir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9930" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/necip-fazil-kisakurek-003.jpeg" alt="" width="848" height="967" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/necip-fazil-kisakurek-003.jpeg 848w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/necip-fazil-kisakurek-003-421x480.jpeg 421w" sizes="auto, (max-width: 848px) 100vw, 848px" /></p>
<p>Konforlu bir hayatı terk edip davası uğruna mahkeme koridorlarını aşındıran, yaşadığı dönemin çetin şartlarına rağmen şehir şehir gezip verdiği konferanslarla cemiyeti bilinçlendirmeye çalışan, türlü hücumlara maruz kalan tek başına bir nesildir o. İçindeki cemiyet ben’ini inşa ederken nefsî (hayvanî) ben’iyle mütemadiyen çatışması süren Necip Fazıl hiçbir zaman “davasının izzeti” uğruna kendisini mağdur, mazlum, mağlup göstermemiş, alttan almamış; bilakis bozuk düzen karşısında mağrur duruş göstermiştir. Kan tükürse kızılcık şerbeti içtiğinin resmini vermiştir o. Şiirlerinde sıkça kendisi için kullandığı “<strong>sürüngen, alçak, pire, hiç, müflis, âdi, sıfır, uyuz, keçi, cüce, beygir, köpek, serseri, çamur, sefil, şaşkın, hayvan…</strong>” kelimeleri onun nefsîne verdiği sıfatlardır. O, Allah, Peygamber ve mürşidi karşısında kendisini en adî mertebede görür. Bu, ulvi bir muhasebenin neticesidir. “<strong>Rütbe</strong>” şiirinde şöyle der:</p>
<p><em>Düşünün, ben ne büyük rütbeye tutkuluyum!</em></p>
<p><em>Çünkü O’nun kulunun kölesinin kuluyum!</em></p>
<p>Ruhen mağlup olmuş bir cemiyetin sesi, nefesi olmuş; kalemini bir kılıç gibi kullanarak Hakk’ı tutup kaldırmanın mücadelesini vermiştir.</p>
<p>Necip Fazıl’ın ruhçu ben’i şiirlerinde kendisini oldukça güçlü gösterir: Türk milleti ve tarihi olarak <strong>Sakarya Türküsü</strong>’nde; ezilmiş, hor görülmüş, hapsedilmiş halk olarak <strong>Zindan’dan Mehmed’e Mektup</strong>’ta; yozlaşan ve bozulan cemiyet olarak <strong>Muhasebe</strong>’de ve <strong>Destan</strong>’da; maddî ben’iyle toplumsal ahlakçı ben’inin çatışmasıyla da <strong>Çile</strong> şiirinde en güçlü şekilde karşımıza çıkar. Cemiyetin Necip Fazıl’ın en çok bu şiirlerini ezberlemesi, bir manifesto gibi okuması bu şiirlerde kendisini bulmasındandır. Yani Necip Fazıl’ın toplumsal ben’i tastamam toplumun da kendi ben’ini, benliğini bulduğu ben’dir. Türk milleti Mehmet Âkif’te de, Sezai Karakoç’ta da, İsmet Özel’de de kendi ben’ini, öfkesini bulmuştur; bu ben’in zirvesi kuşkusuz Necip Fazıl’dır.</p>
<p>Necip Fazıl’ın millet adına sahiplendiği dava hor, öksüz, yetim ve büyüktür. Ondaki bu öfke, bu duruş olmasa, <em>“Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?”</em> Kendisini öz vatanında garip öz vatanında parya hisseden bir milleti uyandırmak, ona vatanın aslî unsurunun kendisi olduğunu haykırmak ve bunu hiçbir menfaat, makam beklentisi olmadan yapmak… <em>“Sonunda ne rütbe var ne mal”</em> olan bir davanın gönüllüsü, fedaisi, önderi olmak maddeci ruhla, nefisle açıklanabilir mi? Böyle olsa bu hamallıktan başka nedir ki? O <em>“Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!”</em> mısrasıyla Türk milletine sesleniyor. Bu sesin, bu davanın sahibi elbette hep ayakta kalmak, hep izzetini korumak zorundadır. Mütevazılık adı altında dağ başına çekilmiş, içe kapanmış, gelene ağam gidene paşam diyen, inanç ve değerlerini kendine kurduğu küçük dünyasında yaşayan bir şahsiyetten bu ses çıkabilir mi? Onun sesinde büyük Türk milletinin sindirilmiş iç sesi, onun dik duruşunda milletinin izzeti vardır.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> O ve Ben, s.73,74.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bâbıâli, s.206, 207.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Şükrü Karatepe, Necip Fazıl Kısakürek’in Kişiliği ve Tesiri, Yeni Şafak gazetesi, 24 Mayıs 1999</p>

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-1/" target="_blank" class="eii-theme1" title="9833">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/necip-fazil-kisa-kurek-tutuklama-400x225.jpeg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-1</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-3/" target="_blank" class="eii-theme1" title="9950">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/necip-fazil-kisakurek-004-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-3</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç başı mamur bir Ankara romanı: Ankara, mon amour!</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/uc-basi-mamur-bir-ankara-romani-ankara-mon-amour/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/uc-basi-mamur-bir-ankara-romani-ankara-mon-amour/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdurrahim Zararsız]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 18:39:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tahlil]]></category>
		<category><![CDATA[mon amour!]]></category>
		<category><![CDATA[Şükran Yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9892</guid>

					<description><![CDATA[Abdurrahim Zararsız yazdı: Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum.</p>
<p>Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor.</p>
<p>Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi.</p>
<p>Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım.</p>
<p>Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum; <strong>‘Ankara, Mon Amour’</strong>. Üstelik yazarı her ne kadar İstanbul’da doğmuş olsa da Ankara’da büyümüştü. Yani O’da en azından yarı <em>Angara’lıydı</em>.</p>
<p>Yeri gelmişken yazarın kısa öz geçmişini, kitaptan aynen aktarayım: <strong>Şükran Yiğit</strong> 1961’de İstanbul’da doğdu. Ankara’da büyüdü. ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu. 2003’de <em>Ankara Mon Amour</em>, 2004’te <em>Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları</em>, 2008’de <em>Çatıkatı Âşıkları</em>, 2020’de <em>Burası Radyo Şarampol</em> (2021 Attila İlhan Roman Ödülü) ve 2022’de <em>Bir Kış Yolculuğu</em> adlı kitapları yayımlandı. Şükran Yiğit, halen Frankfurt’ta yaşıyor.</p>
<p>İletişim Yayınlarından çıkan 168 sayfalık bu dönem romanının hikâyesi, Ankara’da, ‘60’lı yılların sonlarında başlayıp ‘90’lı yılların sonlarına kadar uzanıyor. Yazarın yaşı ile ilk anlatıcı Suna’nın yaşları aşağı yukarı aynı. Künyesinden, 2003’ten 2025’e kadar kitabın 15 baskı yaptığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Şimdi biraz da spoiler yani sürprizbozan vermeden içerik hakkında birkaç noktaya değineyim.</strong> (Türkçe karşılığının da <em>sürpriz</em>’i Türkçe değil. Ne yapsak ki? <em>Tatkaçıran</em> daha iyi sanki.)</p>
<p><strong>Önce olumlu bir eleştiri ile başlayayım:</strong></p>
<p>*Özellikle küçük bir çocuğu gözünden anlatılan ilk bölümde, yazarın gözlem yeteneği ve anlatıcı ağıza uyumlu yazma becerisi açıkça hissediliyor.</p>
<p>*Romanda 12 Eylül darbesinin yıkıcı etkileri solcu yazarların ekseriyetinin yaptığı gibi tek yönlü ajite edilmemiş. Yani kışkırtmaya gidilmeden, tek cepheli duygu sömürüsü yapılmadan aktarılmış.</p>
<p><strong>Olumsuz eleştirim ise şöyle:</strong></p>
<p>*Ömer Dayı’nın tam olarak neden yurt dışına gittiğini ya da kaçtığını anlayamıyoruz.</p>
<p>*Ömer Dayı Fransız aktris Catherine Deneuve’e benzettiği Gülay Hanım’a ne ara abayı yakıyor ve karşılık alıyor bilemiyoruz.</p>
<p>*Elden yollanan zarfların içindeki mektuplarda neler yazdığını da açıkçası merak ediyoruz.</p>
<p>Taşıyıcı sistemi, fiziksel örtüsü ve mekânsal kurgusu fena olmayan bir yapının kullanım amacı ile doğrudan alakalı tefrişatının da eksiksiz olmasını beklemek hakkımızdır diye düşünüyorum. Yazar, kitapta kullandığı “aşkın dili sessizliktir” tabirinin kapsamına sadece Ömer ve Gülay’ı değil kendini de dahil etmiş görünüyor. Ezcümle, romanın adındaki <strong>aşk</strong> vurgusunun hikâyede yeterince desteklenmediğini söyleyebilirim.</p>
<h3><strong>Hikâyenin diğer anlatıcıları: Emel, Ömer</strong> <strong>ve</strong> <strong>Madam Litvak </strong></h3>
<p>Hikâyenin ilk anlatıcı <strong>Suna</strong>’nın çocukluk yıllarına denk düşen kısımlar, iki kişinin daha kendi penceresinden ve kısmen yansıtılıyor. <strong>Emel </strong>ve<strong> Ömer</strong>’in ağzından aktarılanlar, birinci kısımda karanlık kalan birkaç noktaya ışık tutuyor ancak az önce değindiğim gibi bu durum ana hattın aydınlanması için yeterli olmuyor.</p>
<p><strong>Romanda adı geçen belli başlı Ankara mekânları:</strong></p>
<p>Gençlik Parkı, Ulus, Kızılay, Yenimahalle, Küçükesat, ODTÜ, Kuğulu Park, Zafer Pasajı, Milli Kütüphane’nin arkasındaki tepe, Ankara Garı, Akman Pastanesi, Akın Caddesi, Zümrüt Pastanesi, Seyran Sineması, Alemdar Sineması, Papazın Bağı, Zafer Çarşısı, Soysal Çarşısı, Tuzluçayır Gecekonduları, Mamak</p>
<p><strong>Ankara dışındaki diğer mekânlar:</strong></p>
<p>İstanbul ve Paris</p>
<p><strong>Yazılmaya başlanışı ile farklılık arz eden bu yazımın bitişini de farklı bir yöntemle yapmaya karar verdim ve sizleri kitaptan alıntılar ile baş başa bırakıyorum;</strong></p>
<p><em>Toplumsal konularda kafam karışıktı. İnekleri, koyunları, kuzularıyla yaşayan Ali Baba’nın Atatürk Orman Çiftliği ile ilişkisi, Makaryos’un öyle kapkara elbiseler giyerek açık açık ne kadar kötü bir insan olduğunu belli etmesine rağmen bu konuda bir önlem alınmaması, Moşe Dayan’ın tek gözlü olduğu için mi devamlı dayanması gerektiği gibi konular ısrarlı sorularıma rağmen halen cevapsızdı. (Sayfa 12)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Daha o zamanlar Adorno gibi, Allah’ın göklerde değil “heryerlerde” olduğunu, “okşizen kibin” bizi çevrelediğini anlatan Din ve Ahlak hocam Hasan Ali de hayatıma girmediği için bakışlarım göklere doğru yola çıkmıştı… (Sayfa 23)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Onlar kahvelerini içtikten sonra, hep birlikte Gençlik Parkı’na gitmiştik, Ulus’tan geçerken Atatürk heykelinin önünde bir adam bağıra bağıra Akşam gazetesi satıyordu: Rus tankları Çekoslavakya’ya girmişlerdi. (Sayfa 34)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Ne kadar zaman geçmişti acaba? Saatlerle de işlemiyordu ki kafam. En uzak zaman dilimi yarındı, en güzel şeyler beş dakika sonra olacaklardı, öğleden sonra belki beklenebilir bir şeydi, akşama doğru ise hâlâ belirsizliğini koruyordu. (Sayfa 48)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Annemle babam akşam gezmeye gittiklerinde babamın terliklerinin, annemin terlikleriyle yan yana durmasının onların geri dönmeleri için şart olduğunu, evde olmadığım zamanlarda benim terliklerimin, bütün gün yalnız duran babamın terliklerinin yanına konmasının yerinde bir davranış olduğunu, eğer kışın ablamın paltosuyla benim paltomu üst üste asarsak paltolarımızın geceleri daha az üşüyeceklerini ve ertesi sabah bizi daha iyi ısıtacaklarını, mutfak rafında su bardakları ile çay bardakları arasındaki savaşı önlemenin tek yolunun onları belirgin bir mesafe bırakarak dizilmesi olduğu konularında yaptığım açıklamalar Emel’i tam olarak tatmin etmemişti nedense: … (Sayfa 70)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>Önce alttaki gazeteyi çıkardık. Beyaz, gelinlik gibi bir şey giyinmiş bir adamın arkadan çekilmiş bir fotoğrafı vardı ilk sayfada, iki askerin arasında gidiyordu adam: </em></p>
<p><em>“Kim bu adam?”</em></p>
<p><em>“Menderes.”</em></p>
<p><em>“Nereye gidiyor?”</em></p>
<p><em>“İdama.”</em></p>
<p><em>“Sen nerden biliyorsun?”</em></p>
<p><em>“Yazıyor burda.”</em></p>
<p><em>“İdam ne demek?”</em></p>
<p><em>Arkamızdan bir ses “cinayet demek” diye cevapladı soruyu…</em></p>
<p><em>(…)</em></p>
<p><em>Tekrar beyazlı adamın olduğu gazeteye döndük. Ablam “yazık” dedi. Dayım başını resimden ayırmadan: Yazık tabii, insan canı bu” dedi kısaca. (Sayfa 82-83)</em></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em>…bazı analar babalar bu kez “anarşiye karışanın” kendi çocukları olduğunu eşten dosttan saklamaya çalışarak Mamak’ın yolunu tutmuşlar, “dağ başını duman almış” romantizmiyle büyüyen çocuklarının “dağlarına bahar gelmiş memleketimin” diyerek içlenmeleri karşısında ne yapacaklarını şaşırmışlardı. (…) “esrara başlasa bundan daha iyiydi, hiç olmazsa tedavi ettirirdik” diyerek karabasanlı uykulara dalıyorlardı. (Sayfa 107-108)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/uc-basi-mamur-bir-ankara-romani-ankara-mon-amour/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da edebiyatın izleri</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyatin-izleri/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyatin-izleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fuat Oskay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 14:40:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9886</guid>

					<description><![CDATA[Fuat Oskay yazdı: Ankara edebiyat çevresini İstanbul’dan ayıran en temel özellik bana göre, daha az gösterişli ama daha derinlikli, ,daha az popüler ama daha kalıcı bir üretim anlayışıdır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir büyük beklentiyle değil, merakla bakılır ona. Çünkü kendini hemen ele vermez Ankara. İstanbul gibi gösterişli değildir, İzmir gibi denizle konuşmaz. Ankara, daha çok susarak anlatır.</p>
<p>Bu şehirde edebiyat, sokakların arasına gizlenmiştir. Bir köşede eski bir kahvehanenin önünden geçerken, belki bir zamanlar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zihninden geçen cümlelerin izine rastlanır. Çünkü Ankara, yazarları yalnız bırakmaz; onları düşünmeye zorlar.</p>
<p>Ankara’nın edebiyatla ilişkisi biraz da bu “iç ses” üzerinde kuruludur. Şehir, bağırmaz; fısıldar. Ve bu fısıltıyı duymak için sadece okumak yetmez, yürümek gerekir.</p>
<p>Ankara Kalesi çevresinde dolaşırken, taş sokaklar insanı modern hayatın gürültüsünden uzaklaştırır. Dar yollar, ahşap evler ve eski duvarlar, geçmişin sessiz tanıkları gibidir. Burada her adım sanki bir hatıranın üzerinden geçer.</p>
<p>Hamamönü, şehrin eski dokusunu en iyi hissettiren mekânlardan biridir. Restore edilmiş evler, avlular ve sokak aralarındaki küçük detayla, geçmişin günlük yaşamını bugüne taşır. Kavaklıdere, Ayrancılar, Gaziosmanpaşa… Buralarda gezerken insan, bir anda kendini bir başka zaman diliminde bulabilir.</p>
<p>Ulus Meydanı bu şehrin en eski hafızalarından biridir. Buraya yürürken yalnızca insanların değil, zamanın da kalabalığı hissedilir. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki heyecan, bu meydanın taşlarına sinmiş gibidir.</p>
<p>Kızılay Meydanı’na doğru ilerledikçe şehir değişir. Kalabalık artar, tempo hızlanır. Ama bu hızın içinde bile bir duraklama hissi vardır. İnsan, fark etmeden kendi iç dünyasına yönelir. Belki de bu yüzden Ankara, birçok yazar için “düşünme şehri” olmuştur.</p>
<p>Ankara’ya bakmak, bu yönüyle biraz da kendine bakmaktır. Gri tonların arasında saklı olan anlamı fark etmek bu şehrin en önemli öğretisidir. İlk bakışta sade görünen şehir, zamanla derinleşir. Belki de Ankara’nın edebiyatla kurduğu en güçlü bağ tam olarak burada başlar: Şehir, kendisini anlamaya çalışanlara hikâyelerini yavaş yavaş açar.</p>
<p>Ankara, Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda Türk edebiyatına yön veren önemli edebî muhitlerden biri olmuştur. Ankara’nın bu dönemde edebî muhit olmasında başkent seçilmesinin ve devletin bu şehirden yönetilmesinin önemli bir etkisi vardır. Bununla birlikte Cumhuriyet öncesinde de Ankara’da belirli bir edebî birikiminin varlığı dikkat çekmektedir. Şehirde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kuvvetli bir tasavvuf ve divan edebiyatı geleneği var olmuştur. Ankara’nın, tarih boyunca pek çok divan ve halk edebiyatı şairi yetiştirdiği görülür. Bu dönemlerde medrese, tekke, cami gibi edebiyat mahfillerine ilave olarak bazı meyhaneler, hanlar, kahvehaneler, konaklar, bağ ve bahçeler de edebiyat mahfili özelliği gösterir.<br />
Özellikle 1919-1922 yılları arasında şehrin, Millî Mücadele merkezi yapılmasına bağlı olarak Ankara’daki edebiyat hayatı canlılık kazanmıştır. Millî Mücadele Dönemi’nden Cumhuriyet’in ilanına kadar olan sürede Tâceddin Dergâhı, Kuyulu Kahve, Merkez Kıraathanesi, Hakimiyet-i Milliye ve Yenigün gazetelerinin idarehaneleri, Anadolu Lokantası, Teceddüt Lokantası, Abdullah Efendi Lokantası, Muallimler Birliği, Şehir Bahçesi, Dayko’nun Tütüncü Dükkânı ve Efe Haydar’ın Meyhanesi Ankara’daki edebiyat hayatını zenginleştiren önemli edebiyat mahfilleri olmuştur.</p>
<p>Ankara’nın başkente dönüşümü sadece siyasi değil, kültürel ve edebi bir kırılmayı da beraberinde getirmiştir. Yeni kurulan devletin modernleşme, batılılaşma ve yeni bir ulus inşa etme idealleri, yazar ve şairler için yeni bir anlatı alanı oluşturmuştur. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara, yalnızca bürokratların değil; aynı zamanda yazarların, şairlerin ve düşünürlerin de buluşma noktası haline gelmiştir. Devletin merkezinde yer almak, edebiyatçıların hem gözlem alanını genişletmiş hem de onları ideolojik tartışmaların merkezine taşımıştır.</p>
<p>Ankara’da edebiyatın nabzı, çoğu zaman kahvehanelerde ve küçük buluşma mekânlarında atmıştır. Özellikle Kızılay çevresi, uzun yıllar boyunca yazar ve şairlerin bir araya geldiği önemli merkez olmuştur. Bu mekânlarda yapılan sohbetler, yalnızca gündelik konuşmalar değil; aynı zamanda edebi tartışmaların, fikir alışverişlerinin ve yeni eserlerin ilk kez dillendirildiği ortamlardır. Bir şiirin ilk mısraı ya da bir romanın ilk fikri çoğu zaman bu masalarda doğmuştur.</p>
<p>Ulus, özellikle Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde edebi ve entelektüel hayatın kalbinin attığı yerdir. Buradaki tarihi dokunun yazarların metnine ilham verdiği söylenebilir.</p>
<p>Ankara’da edebiyat çevrelerinin oluşumunda üniversitelerin rolü yadsınamaz. Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Gazi Üniversitesi. Yıldırım Bayezid Üniversitesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi gibi kurumlar yalnızca akademik bilgi üretiminin değil; aynı zamanda edebi düşüncenin de merkezleri olmuştur. Kampüsler edebi tartışmaların yapıldığı, şiirlerin paylaşıldığı ve fikirlerin şekillendiği sosyal alanlar olarak öne çıkmıştır.</p>
<p>Ankara’daki edebiyat çevrelerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, yazarlar arasındaki etkileşim ve dayanışmadır. Aynı mekânlarda buluşan, aynı dergilerde yazan ve benzer konular üzerinde düşünen yazarlar, birbirlerinin üretim süreçlerini doğrudan etkilemiştir. Bu etkileşim zaman zaman ortak edebi akımların doğmasına, zaman zaman da farklı görüşlerin çatışmasına yol açmıştır. Ancak her iki durumda da ortaya çıkan tartışma ortamı edebiyatın gelişimine katkı sağlamıştır.</p>
<p>Örneğin Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Orhan Veli Kanık gibi isimlerin içinde bulunduğu çevreler, modern Türk şiirinin yönünü belirleyen önemli oluşumlar arasında yer alır.</p>
<p>Türk şiirinde önemli bir kırılma noktası olan Garip akımı, gündelik dili şiire taşıyarak büyük bir dönüşüm yaratmıştır. Bu akımın öncülerinden Orhan Veli Kanık, her ne kadar İstanbul ile özdeşleşmiş olsa da, Cumhuriyet dönemi atmosferi ve Ankara’nın sadeleşen dili bu şiir anlayışıyla örtüşür. Garip şiirinde görülen: Sadelik, gündelik hayat, sıradan insan Ankara’nın “memur şehri” kimliğiyle paralellik gösterir. Ankara’nın bürokratik yapısı, süsten uzak, doğrudan ve yalın bir anlatımı beslemiştir. Bu da Garip şiirinin ruhuyla örtüşen bir zemin oluşturur.</p>
<p>Ankara’nın şiirdeki asıl güçlü etkisi, İkinci Yeni şairlerinde belirginleşir. Bu bağlamda Cemal Süreya ve Turgut Uyar, Ankara ile anılan önemli isimlerdir.</p>
<p>Ankara’da doğan ve uzun yıllar burada çalışan Turgut Uyar’ın şiirlerinde Ankara’nın etkisi daha belirgin hissedilir. Özellikle modern şehir hayatına yönelik eleştirileri, başkent yaşamının bir yansıması olarak okunabilir. Ankara, şiirde çoğu zaman açıkça adı geçen bir şehir değildir. Ancak: bir devlet dairesi, soğuk bir cadde, kalabalık ama yalnız bir meydan gibi imgeler, doğrudan Ankara’yı çağrıştırır.</p>
<p>Ankara, Türk romanında yalnızca bir şehir olarak değil; aynı zamanda bir dönüşümün, bir ideolojinin ve bir modernleşme projesinin mekânı olarak karşımıza çıkar. Özellikle Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Ankara, Romancılar için adeta bir “laboratuvar” işlevi görmüştür.</p>
<p>Adalet Ağaoğlu, Yusuf Atılgan ve Erendiz Atasü bu laboratuvarda yetişen önemli isimlerdir.</p>
<p>Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ankara’yı en kapsamlı şekilde ele alan yazarlardan biridir. Onun eserlerinde Ankara, sadece bir mekân olmaktan çıkıp bizzat Cumhuriyet fikrinin ve modernleşme serüveninin bir sembolü haline gelir.</p>
<p>Ankara romanında Karaosmanoğlu, Türkiye&#8217;nin geçirdiği toplumsal ve siyasi dönüşümü, başkentin üç farklı dönemini (Milli Mücadele, Cumhuriyet&#8217;in ilk yılları ve inkılap dönemi) kadın kahraman Selma Hanım&#8217;ın hayatı üzerinden üç ayrı bölümde kurgulayarak sosyokültürel açıdan inceler.</p>
<p>Eserde ele alınan üç temel dönem ve kentin dönüşümü şu şekildedir:</p>
<p>Birinci Bölüm (Milli Mücadele Dönemi): Sakarya Savaşı öncesindeki zorlu yılları anlatır. Şehir; heyecanlı, idealist, yokluk içinde ama vatansever bir ruhla kenetlenmiş durumdadır. İnsanlar arasında büyük bir dayanışma vardır.</p>
<p>İkinci Bölüm (Cumhuriyet&#8217;in İlanı ve İlk Yıllar): İnkılapların yapıldığı, yeni bir devletin inşa edildiği dönemdir. Başkent yavaş yavaş modernleşmekte, ancak aydınlar ile halk arasında kopukluklar baş göstermeye başlamaktadır.</p>
<p>Üçüncü Bölüm (İnkılap Sonrası / İdeal Cumhuriyet Dönemi): Yazarın geleceğe dair ütopik veya idealize ettiği bir Ankara tasviridir. Şehirleşmenin arttığı, bürokrasinin oturduğu, tiyatro ve stadyum gibi modern yaşam alanlarının çoğaldığı bir vizyon sunulur.</p>
<p>Ahmet Hamdi Tanpınar Ankara’yı doğrudan anlatan bir romancı olmaktan çok, şehri zaman-mekân sorgusu içinde ele alır.</p>
<p>Tanpınar’ın Beş Şehir’de ele aldığı ilk şehir Ankara’dır. Onun gözünde Ankara, yalnızca coğrafi bir mekân değil, aynı zamanda modernleşme sürecinin ve toplumsal dönüşümün bir simgesidir. Cumhuriyet’in başkenti olması nedeniyle Ankara, gelenek ile modernleşmenin kesişim noktasıdır ve bu yüzden metinde önemli bir yer tutar. “O, bütün Orta Anadolu’ya bir iç kale vazifesini görmüş, eteklerinde daima tarihin büyük düğümleri çözülüp bağlanmıştır. Etilerin, Frigyalıların, Lidyalıların, Roma ve Bizans’ın, Selçuk ve Osmanlı Türklerinin zamanlarında bu, hep böyle olmuştu.” Beş Şehir’de geçen bu satırlarda Tanpınar, Ankara’nın tarih boyunca pek çok medeniyetin merkezi olmasını vurgulayarak, onun zamansal katmanlarını gözler önüne serer. Ancak, Ankara’yı yalnızca geçmişin bir yansıması olarak değil, aynı zamanda modern Türkiye’nin yeni yüzü olarak ele alır.</p>
<p>Yirminci yüzyılda mekân kavramı, sadece mimari açıdan değil, özellikle toplumsal bağlamda da önem kazanmaya başlamıştır. Her toplum, kendi yaşam tarzına göre yeni mekânlar üretir. Dolayısıyla mekân, bireyin ve toplumun yaşantısı, deneyimleri yoluyla genişleyen bir yapı arz eder. Tanpınar’ın Ankara’ya bakışı da bu çerçevede şekillenir. Osmanlı’nın tarihî dokusuyla örülmüş İstanbul ve Bursa gibi şehirlerin aksine, Ankara’da modernleşmenin izleri daha belirgindir. Ancak Tanpınar, bu modernleşme sürecini bir kopuş olarak değil, geçmişin yeniden inşa edilmesi ve yeni bir kimlik yaratılması olarak değerlendirir. Bu noktada, onun Ankara tasviri, sadece bir şehir anlatısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin dönüşümünü anlamlandırmaya yönelik bir bakış açısıdır.</p>
<p>Ankara edebiyat çevresini İstanbul’dan ayıran en temel özellik bana göre, daha az gösterişli ama daha derinlikli, ,daha az popüler ama daha kalıcı bir üretim anlayışıdır.</p>
<p>Edebiyat çevrelerinin en önemli yapı taşlarından biri de dergilerdir. Ankara’da yayımlanan dergiler yalnızca eserlerin yayımlandığı mecralar değil; aynı zamanda edebi hareketlerin şekillendiği platformlar olmuştur. Bu dergiler etrafında oluşan çevreler, edebiyatın yönünü belirleyen, tartışmaların yapıldığı, yeni akımların doğduğu ve eleştiri kültürünün geliştiği ortamlar haline gelmiştir.</p>
<p>1950-1980 yılları arasında Ankara&#8217;da <em>Hisar</em> dergisi etrafında toplanan şair ve yazarlar, gelenekten kopmayan fakat yeniliğe açık, Batı taklitçiliğine karşı milli bir sanat anlayışı savunmuşlardır.</p>
<p>Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Munis Faik Ozansoy, Gültekin Sâmanoğlu, Mustafa Necati Karaer ve Turgut Özakman bu gurubun önemli simalarıdır.</p>
<p>Nuri Pakdil öncülüğünde Ankara&#8217;da çıkan <em>Edebiyat </em>dergisi, özellikle İslami duyarlılığı merkeze alan estetik bir dil ve anti-emperyalist düşünce yapısıyla Türk fikir ve sanat hayatında derin bir iz bırakmıştır.</p>
<p>Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt ve Akif İnan, Edebiyat dergisi etrafında birleşen önemli isimlerdir.</p>
<p>Hece Dergisi, Edebiyat Ortamı, Türk Dili, Dil ve Edebiyat Dergisi, Olağan Şiir Dergisi, Olağan Hikâye Dergisi, Buzdokuz, Kayıp Kayıt, Geçerken, Kardelen Çocuk Dergisi Ankara’da yayımı süren dergilerdendir.</p>
<p>Şair Abdulkadir Budak’ın yönetiminde çıkan Sincan İstasyonu Dergisi, Kasım –Aralık 2025’te 140. sayısına ulaşarak veda etti. Sincan İstasyonu ilk çıktığı 2007 yılından son sayısına kadar Ankara edebiyatında önemli bir boşluğu doldurdu.</p>
<p>Milli Kütüphane, Türk Dil Kurumu, Türkiye Tiyatroları Genel Müdürlüğü, TRT, Türkiye Yazarlar Birliği, Avrasya Yazarlar Birliği, Edebiyat Müze Kütüphaneleri, Cemal Süreya Kültür Merkezi, Dil ve Edebiyat Araştırmaları Merkezi,  Server Vakfı, Dil ve Edebiyat Derneği, Hamamönü, Cinnah Caddesi, Kocatepe ve Tunalı Hilmi çevresi gibi yerler Ankara&#8217;nın edebi belleğini besleyen ve yaşatan alanlardır.</p>
<p>Kahvehanelerden üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarından okullara, yayınevlerinden öğrenci evlerine, edebiyatın konuşulduğu kafelerden fuarlara, dergilerden bireysel dostluklara edebiyat dünyasını ilmek ilmek dokuyan Ankara edebiyat çevresi sayesinde bugün Ankara, sessiz ama güçlü bir edebiyat merkezi haline gelmiş, birçok önemli şair ve yazarın yetişmesine zemin hazırlamıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyatin-izleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’nın edebiyattaki karşılığı yalnızca coğrafi değildir</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankaranin-edebiyattaki-karsiligi-yalnizca-cografi-degildir/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankaranin-edebiyattaki-karsiligi-yalnizca-cografi-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erbay Kücet]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 11:59:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9866</guid>

					<description><![CDATA[Erbay Kücet yazdı: Uzun yıllar boyunca Ankara’da yayımlanan dergiler, yalnızca metinlerin dolaşıma girdiği mecralar olmamış; aynı zamanda fikirlerin tartışıldığı, estetik yönelimlerin şekillendiği ve edebî hafızanın kurulduğu alanlar hâline gelmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Ankara’yı Türk edebiyatının “sessiz ama kurucu sesi” olarak tanımlamak, yalnızca bir şehrin kültürel kimliğine dair yapılmış yerinde bir tespit değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in düşünsel coğrafyasına yöneltilmiş incelikli bir bakıştır.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Ankara, edebiyatımızda çoğu zaman İstanbul’un tarihsel ihtişamının ve estetik ağırlığının gölgesinde anılsa da, aslında Türk modernleşmesinin zihinsel haritasını çizen başlıca merkezlerden biridir. Bu şehir, görünürlüğünü yüksek sesle değil; düşüncenin, yalnızlığın ve kuruculuğun diliyle inşa etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">İstanbul’un yüzyılların biriktirdiği hafızası, katmanlı tarihi ve kendiliğinden çoğalan estetiği karşısında Ankara, daha bilinçli bir kuruluşun, iradi bir başlangıcın mekânıdır. Bu nedenle Ankara’nın edebiyattaki karşılığı yalnızca coğrafi değildir; o aynı zamanda bir ruh hâlidir. Cumhuriyet’in idealleriyle şekillenmiş geniş bulvarlar, devlet dairelerinin tekdüzeliği, memuriyetin ağır ritmi, bozkırın suskunluğu ve modernleşmenin yarım kalmış cümleleri… Bütün bunlar Ankara’yı edebiyatımızda yalnızca fon olmaktan çıkarır; onu başlı başına bir karaktere dönüştürür.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Nitekim Ankara edebiyatı denildiğinde karşımıza çoğu zaman gösterişli anlatılar değil; içe dönük sesler çıkar. Bu şehir, insanı kalabalığın içine değil, kendi içine doğru yürütür. Burada masa, oda, dosya ve pencere; kimi zaman melankolisi, taşralılıkla modernlik arasındaki gerilim, büyük ideallerin zaman içinde gündelik hayata karışarak solması; Ankara’nın edebî iklimini belirleyen temel izleklerdir. Belki de bu yüzden Ankara, düşünceye bakan bir şehirdir. Öte yandan Ankara yalnızca edebiyatın konu edindiği bir mekân değildir; aynı zamanda onu üreten, besleyen ve çoğaltan bir havzadır.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Başkentin dergicilik geleneği bunun en somut göstergelerinden biridir. Uzun yıllar boyunca Ankara’da yayımlanan dergiler, yalnızca metinlerin dolaşıma girdiği mecralar olmamış; aynı zamanda fikirlerin tartışıldığı, estetik yönelimlerin şekillendiği ve edebî hafızanın kurulduğu alanlar hâline gelmiştir. Bu yönüyle Ankara, bir vitrin değil; bir çalışma masasıdır. Gürültüden uzak ama üretken; gösterişsiz ama kurucu… Belki de Ankara’nın Türk edebiyatındaki asıl kıymeti burada saklıdır. Ankara insanı kendi içine çağırır.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Bu sebeple Ankara’yı “sessiz ama kurucu ses” olarak görmek, yalnızca estetik bir benzetme değil; edebiyat tarihimize dair derinlikli bir okuma biçimidir.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Ankara’nın edebî kimliği günümüzde önemli ölçüde değişti. Artık Ankara’nın sesi eskisi kadar kurumsal yapılardan değil; bağımsız yayınlardan, küçük çevrelerden ve bireysel üretim alanlarından yükseliyor. Yalnızlık, kentleşme, bürokratik hayatın insan üzerindeki etkisi, modern bireyin iç sıkışmaları, aidiyet meselesi ve taşra-merkez gerilimi bugün de genç yazarların metinlerinde yaşamaya devam ediyor. Sadece ifade biçimleri değişti. Bir dönem “memuriyet melankolisi” olarak karşımıza çıkan duygu, bugün güvencesizlik, kent yabancılaşması ve bireysel yalnızlık biçiminde yeniden ortaya çıkıyor. Ankara’nın eski devlet koridorlarıyla simgelenen sessizliği, artık modern hayatın görünmez yorgunluğuna dönüşmüş durumda.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Öte yandan, Ankara’nın “sahicilik” meselesi bugün belki de daha kıymetli hâle geldi. Çünkü çağımızın edebiyatı giderek hızın, görünürlüğün ve dolaşımın baskısı altında şekilleniyor.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Bugünün Ankara’sı, Cumhuriyet kuşağının ya da 1960–80 arası düşünce merkezli Ankara’sı değildir. O dönemin güçlü dergi çevreleri, yoğun entelektüel kamusallığı ve ortak tartışma alanları bugün aynı ölçekte görünmüyor. Dolayısıyla gelenek aynı güçle sürüyor demek güç; fakat aynı damarın yeni biçimler altında yaşamaya devam ettiğini söylemek mümkün.</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 115%;">Belki de Ankara’nın edebî kaderi gürültülü dönemler yaşamaktan çok, alttan alta akmak. Görünür olmaktan ziyade kalıcı olmak. Yüksek sesle değil, derinlikle iz bırakmak… Bu yüzden Ankara’nın “sessiz ve sahici” geleneği sona ermiş değildir; yalnızca çağın ruhuna uyum sağlayarak başka bir tona bürünmüştür diyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankaranin-edebiyattaki-karsiligi-yalnizca-cografi-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’da edebiyat: Edebiyatta Ankara</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyat-edebiyatta-ankara/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyat-edebiyatta-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burhanettin Saygılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 13:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9854</guid>

					<description><![CDATA[Burhanettin Saygılı yazdı: Ankara’daki edebiyat ortamı günümüzde de canlılığını sürdürmektedir. Kitap fuarları, şiir dinletileri, yazar söyleşileri ve üniversitelerde düzenlenen etkinlikler sayesinde şehir, edebiyatla iç içe yaşamaya devam etmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221;Ankara&#8217;da âşık olmak zor iki gözüm.&#8221; Şarkı sözü bize aşkı anlatmak isterken, edebiyata dair ipuçları veriyor. Aşk insanı dünyanın Gayya Kuyusuna atar. Âşık yandıkça şiir neşet eder. Dert inletir aşk söyletir. Aşığın nefesi edebiyatın sesi olur.</p>
<p>Ankara, Türkiye’nin başkenti olması hasebiyle her alanda önemli fırsatlar yakalamış ve ilerlemiştir. Devlet idaresinde olduğu gibi düşüncenin, sanatın ve edebiyatın önemli merkezlerinden biridir. Çağlar boyunca birçok şair, yazar ve düşünür bu şehirde yaşamış, eserlerini burada üretmiştir.  Eserlerine Ankara’yı ya konu etmiştir ya da konuk etmişlerdir. Bu sebeple Ankara ile edebiyat arasında güçlü bir bağ oluşmuştur.</p>
<p>Ankara’nın başkent olması, şehrin kültürel hayatını da hareketlendirmiştir. 13 Ekim 1923&#8217;te başkent olduktan sonra basım, yayın ve kültür hayatı hızlı bir ivme yakalamıştır. 1940 ve 1950&#8217;li yıllarda Ankara’da yayınevleri, dergiler, tiyatrolar ve sanat çevreleri gelişmiş; birçok edebiyatçı burada bir araya gelmiştir. Üniversiteler, kütüphaneler ve kültür merkezleri sayesinde şehir, edebiyatın canlı olduğu bir ortam hâline gelmiştir.</p>
<p>Türk edebiyatında Ankara’yı anlatan pek çok eser bulunmaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar, Ankara’nın tarihî dokusunu ve insanlarını eserlerinde işlemiştir. Beş Şehir adlı kitabındaki şehrin biri Ankara&#8217;dır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ise Ankara adlı romanında Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal değişimi anlatmıştır. Bu eser, Ankara’nın gelişimini ve modernleşme sürecini göstermesi bakımından oldukça önemlidir.</p>
<p>Orhan Veli Kanık, Ankara’nın gündelik yaşamı, rüzgârı ve sokaktaki adamı; Cahit Külebi Kamyonlar &#8221;Hikâye&#8221; şiiriyle bozkırın ve Anadolu’nun Ankara’ya uzanan sesi ve Attilâ İlhan Ankara’nın puslu havası, siyasi gerilimleri ve casus romanlarını andıran sokakları satırlarında resmetmişlerdir. Birçok şair de Ankara’yı şiirlerinde işlemiştir. Özellikle memur hayatı, yalnızlık, bozkır ve şehir yaşamı gibi temalar Ankara üzerinden anlatılmıştır. Ankara’nın sade görünümü, disiplinli yaşamı ve bozkır havası edebiyatçılara farklı duygular hissettirmiştir.</p>
<p>Ankara’daki edebiyat ortamı günümüzde de canlılığını sürdürmektedir. Kitap fuarları, şiir dinletileri, yazar söyleşileri ve üniversitelerde düzenlenen etkinlikler sayesinde şehir, edebiyatla iç içe yaşamaya devam etmektedir. Ayrıca Ankara’da bulunan kütüphaneler ve kültür merkezleri gençlerin edebiyata yönelmesine katkı sağlamaktadır.</p>
<p>Ankara, başkent olması hasebiyle devlet mekanizmasının işlediği siyasi merkezdir. Üniversitelerin ve Kültür Bakanlığının da bulunduğu şehir, Türk edebiyatının önemli şehirlerinden biridir. Şehir, hem yetiştirdiği sanatçılar hem de edebî eserlere konu olması bakımından kültürel değer taşımaktadır. &#8221;Ankara&#8217;nın tren yolu gahi eğri, gahi doğru&#8221; türkü sözünden mülhem; edebiyat bir yol olup Ankara’da sanatı, şiiri ve sözü gelecek nesillere aktaracaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-edebiyat-edebiyatta-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Edebiyat’ın yeni sayısı “Ankara’da Edebiyat” dosyasıyla yayımlandı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyatin-yeni-sayisi-ankarada-edebiyat-dosyasiyla-yayimlandi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyatin-yeni-sayisi-ankarada-edebiyat-dosyasiyla-yayimlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 22:44:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat e-dergi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara'da edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[e-dergi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatta ankara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9845</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Edebiyat Kültür Dergisi’nin Mayıs-Haziran 2026 tarihli üçüncü sayısı, “Ankara’da Edebiyat” özel dosyasıyla yayımlandı. Dergide, başkentin edebî hafızası, kültür sanat iklimi ve şehirle edebiyat arasındaki güçlü bağ; şair, yazar ve düşünce insanlarının kaleminden kapsamlı dosya yazılarıyla ele alındı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Edebiyat Kültür Dergisi’nin Mayıs-Haziran 2026 tarihli üçüncü sayısı, “Ankara’da Edebiyat” özel dosyasıyla okurla buluştu. Dergi, başkentin yalnızca siyasetin ve bürokrasinin merkezi olmadığını; aynı zamanda güçlü bir kültür ve edebiyat hafızasına sahip olduğunu vurgulayan kapsamlı bir içerikle yayımlandı.</p>
<p>Derginin sunuş yazısında, Ankara’nın bozkırın ortasında yükselen bir şehir olmanın ötesinde, şiirin, düşüncenin, hikâyenin ve insan sesinin de merkezi olduğu ifade edildi. Ankara Edebiyat’ın, şehrin kültürel birikimini ve edebî hafızasını canlı tutma amacıyla yayın hayatını sürdürdüğü belirtildi.</p>
<p>Sunuş metninde, Ankara’nın yalnızca coğrafi bir mekân olarak değil; bir düşünce iklimi, bir ruh hâli ve edebî bir duruş olarak ele alındığı kaydedildi. Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar birçok şairin, yazarın ve fikir insanının yollarının Ankara’da kesiştiğine dikkat çekilirken, şehrin tarih boyunca önemli bir kültür havzası oluşturduğu vurgulandı. 12’nci yüzyıldan itibaren Ankara’da kurulan her cümlede tarihin, mücadelenin, yalnızlığın ve umudun izlerinin bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>Yeni sayıda yer alan yazıların, Ankara’nın kültürel dokusunu farklı yönlerden ele aldığı belirtilirken; şehir hafızası, edebiyatın kentle kurduğu ilişki, kültür sanat hayatındaki dönüşüm ve insanın iç dünyasına yönelen metinlerin dosyanın temel çerçevesini oluşturduğu aktarıldı. Her yazının, okuru yalnızca bir metinle değil aynı zamanda düşünsel bir yolculukla buluşturmayı amaçladığına dikkat çekildi.</p>
<p>Dergi yönetimi, Ankara Edebiyat’ın yalnızca bir yayın organı değil, edebiyat çevresinde oluşan ortak bir vicdanın ve kültürel dayanışmanın sesi olmayı hedeflediğini belirtti. Hızla tüketilen çağda kelimenin derinliğine yeniden dönmenin önemine işaret edilen sunuşta, şiirden öyküye, eleştiriden düşünce yazılarına kadar her metnin insanın kendisini ve yaşadığı zamanı yeniden anlamlandırmasına katkı sunduğu dile getirildi.</p>
<p>“Ankara’da Edebiyat” dosyası, başkentin edebî hafızasını, kültürel dönüşümünü ve edebiyatla kurduğu güçlü bağı farklı bakış açılarıyla ele alan yazılarıyla dikkat çekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9844" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-edebiyat-dergisi-mayis-haziran-2026-sayi-3-kapak-scaled.jpg" alt="" width="1740" height="2560" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-edebiyat-dergisi-mayis-haziran-2026-sayi-3-kapak-scaled.jpg 1740w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-edebiyat-dergisi-mayis-haziran-2026-sayi-3-kapak-326x480.jpg 326w" sizes="auto, (max-width: 1740px) 100vw, 1740px" /></p>
<h3>BU SAYIDA YER ALAN YAZARLAR İLE METİNLERİ ŞÖYLE:</h3>
<p>Cumhuriyet öncesi Ankara edebiyatı: Başkentin edebî mirası ve gizli mahfilleri</p>
<p><strong>MEHMET POYRAZ</strong></p>
<p>Edebiyatta Ankara: Hiçbir zaman tamamlanmayan büyük bir metindir</p>
<p><strong>İBRAHİM ERYİĞİT</strong></p>
<p>Edebiyatta Ankara:  Bir şehrin edebî yolcuğu</p>
<p><strong>EYÜP BEYHAN</strong></p>
<p>Ankara’da edebiyat: Edebiyatta Ankara</p>
<p><strong>BURHANETTİN SAYGILI</strong></p>
<p>Ankara’da edebiyatın izleri</p>
<h3>FUAT OSKAY</h3>
<p>Ankara’da şair öldüren sokaklar</p>
<h3>SERKAN ORAL</h3>
<p>Ankara Edebiyatı’nda cumhuriyet dönemi dergicilik faaliyetleri</p>
<h3>MÜSLÜM IŞIKLAR</h3>
<p>Ankara’nın edebiyattaki karşılığı yalnızca coğrafi değildir</p>
<h3>ERBAY KÜCET</h3>
<p>Üç başı mamur bir Ankara romanı: Ankara, mon amour!</p>
<h3>ABDURRAHİM ZARARSIZ</h3>
<p>Taceddin Dergâhı: Ankara’nın kalbinde sessizliğin hafızası</p>
<h3>İSMAİL NERİMANOĞLU</h3>
<p>Bir Ankara hikayesi: Gülünesi aşklar</p>
<h3>MUHAMMED ALİ KOÇAK</h3>
<p>Abdurrahim Karakoç ile Ankara hatırası: Bırakıyor mu ki geçim derdi</p>
<h3>DURDU GÜNEŞ</h3>
<p>Ankara’da siyasetin edebiyata etkisi</p>
<h3>MEHMET TAŞTAN</h3>
<p>Ankara’yı edebiyatın neresinde konumlandırabiliriz: Edebiyatta Ankara nerede?</p>
<h3>MEHMET POYRAZ</h3>
<p>Ankara’nın edebî hafızası: Yalnızca bir şehir edebiyatı değil</p>
<h3>MEHMET SAİT ULUÇAY</h3>
<p>Ankara ve edebiyat</p>
<h3>SADIK YALSIZUÇANLAR</h3>
<p>Ankara edebiyata öncülük eder duruma gelmiştir</p>
<h3>MEHMET ALİ BULUT</h3>
<p>İstanbul sultansa Ankara vezirdir</p>
<h3>MEHMET NURİ PARMAKSIZ</h3>
<p>Poetika ile politika arasında bir bağ kurabilmek!</p>
<h3>ABDURRAHMAN DİLİPAK</h3>
<p>**</p>
<p><strong><a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/yayin/ankara-edebiyat-kultur-dergisi-sayi-3/" target="_blank" rel="noopener">ANKARA EDEBİYAT E-DERGİYİ OKUMAK İÇİN</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyatin-yeni-sayisi-ankarada-edebiyat-dosyasiyla-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-1</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-1/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Ertaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 05:23:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhakîm Arvâsî]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Arvasi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Okay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9833</guid>

					<description><![CDATA[Murat Ertaş yazdı: Necip Fazıl; büyükbabasının konağındaki afacan çocukluğunda, Paris’te bohem hayatı yaşayan öğrenciliğinde, Ankara’da ve İstanbul’da yüksek zümre ve edebiyatçılar arasında geçen gençliğinde ve nihayet 1935’ten sonra Efendisinin dizinin dibinde hep aynı mizaçla karşımıza çıkmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Necip Fazıl’ın mizacı üzerine bugüne kadar çok şey yazıldı, çizildi, söylendi. Birbirinden farklılık gösteren ve birçoğu hatıralarla süslenmiş bu yazıların bazısı Necip Fazıl’a olan hayranlıkla kaleme alındığı için taraflı ve kuru bir methiyeden ileri gitmemekle eleştirilirken bazısı Necip Fazıl’ı sevmenin onun kusurlarını örtmek anlamına gelmediği iddiasıyla kendisinin bile hatırlamak istemediği alışkanlıklarına, hatıralarına yönelttikleri ağır ithamlar nedeniyle eleştirilmiştir. Onun hakkındaki yazıların bir kısmı da Necip Fazıl’a ideolojik önyargıyla yaklaşmakla eleştirilmiştir.</p>
<p>Necip Fazıl portresini ortaya koyan yazıların tümü kuşkusuz onun fıtratından/mizacından beslenmektedir. Hal böyleyken evvela onun mizacını ortaya koymamız gerekir. Talebesi olmaktan onur duyduğum, kıymetli hocam Prof.Dr. Orhan Okay (<em>Allah’ın rahmeti üzerine olsun</em>) Necip Fazıl’ın mizacını “<strong>Bir Fikir ki Sıcak Yarada Kezzap”</strong> başlıklı yazısında etraflıca tahlil etmiştir. Okay’a göre onun mizacındaki öfke hali, yazılarının da alâmet-i fârikasıdır:</p>
<p><em>“…Türk kültürüne yön vermiş fikir yazılarından bir seçme yaparken ihtiyatlı olmayı gerektiren başka bir mekanizması var: <strong>Asabiyet.</strong> Bu kelimeyi Necip Fazıl için kullanırken bugün unutulmuş olan <strong>taassup</strong> manâsını da, bilinen <strong>hiddet</strong> manâsını da kastediyorum. Her ikisi de ona yakışıyor ve şahsiyetinin önemli bir parçası oluyor.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1"><strong>[1]</strong></a></em></p>
<p>Orhan Okay hocamızın öne çıkardığı öfke, çocukluğundan ölümüne kadar Necip Fazıl’ın konferanslarının, yazılarının, sosyal ilişkilerinin adeta lokomotifidir. O, öfkesini yalnız yaşamaktan rahatsızlık duymazken öfkesini arkasına takılan kalabalıklara da aşılamak istemiştir. Ona göre öfke fikrin dinamizmidir. “<em>İnsan başını, sıçan kafasından ayıran tek hassa… Ha tüfeği olmayan asker, ha öfkesi olmayan fikir!&#8230; Fikir öfkesi, düşünüş tarzlarının asabî cihazı, manivelâsı, icra müessiridir… Onsuz fikir, duvarda veya sandıkta, evde veya dükkânda kalabalıkta veya tenhada, ikide bir ötmekten başka hikmeti olmayan aptal bir guguklu saattir. Fakat o öfkesiz fikir ne kadar acıklı manzaraysa, fikirsiz öfke de o nispette merhamete lâyık levha…</em>”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>1927’de yazmış olduğu “<strong>Azgın Deniz</strong>” adlı şiirde görüldüğü üzere Necip Fazıl daha yirmi iki yaşında öfke saçmaktadır:</p>
<p><em>Hangi öfkeyle yüzün, böyle karıştı yer yer?<br />
Sana yan mı baktılar, bir şey mi söylediler?<br />
Bir şey dinleme artık, artık bir şey dinleme!<br />
Çağır, bütün günahkâr ruhları cehenneme!<br />
Karşına sahil, kaya, insan kim çıkarsa vur!<br />
Vur başına, alemde, kör, sağır, ne varsa vur!<br />
Sal her taraftan, dağdan, gökten, pencereden sal!<br />
Nihayet kala kala dünyada tek kişi kal!</em></p>
<p>Necip Fazıl’ın mizacının en önemli unsurlarından olan öfkesinin davası için mi, nefsi için mi olduğunu sorgulamak bu durumda anlamını kaybediyor. Öfke onun fıtratında var; aceleciliği gibi, çetin zevki gibi, haksızlığa ve samimiyetsizliğe tahammülsüzlüğü gibi… Ondaki “ben” kalabalıklar içinde tek başına kalmayı göze alabilen güçlü bir “ben”dir.</p>
<p>Necip Fazıl genç yaşında birbirinden farklı inançların, yaşantıların, mesleklerin, şehirlerin, ideallerin zevkini tatmış; bu varlıkları tüm fikrî inceliklerine kadar hissetme, idrak etme ve tanıma ayrıcalığını yaşamıştır. Onu, birbirinden farklı, birbirine zıt muhitlerde şahsına münhasır, paradoks bir sanatkâr, bir gerilim ve öfke adamı olarak kabul etmek, en doğrusu…</p>
<p>İlk gençlik yıllarında kadın, içki, kumar gibi en sert nefis esaretleri altında yaşamış, buna rağmen “fikirde daima ruhçu, tecritçi, sezişçi, keyfiyetçi; sır idrakine bağlı ve ilahi vahdeti tasdikçi” olduğunu iddia eden Necip Fazıl bu hallerini “<strong>ateşe kartpostal üzerinden bakmak onu resimden tanımak gibi bir şeydi</strong>” şeklinde izah etmiştir. O tam olamamanın, içinde bulunamamanın huzursuzluğuyla dağılırken bu dağılma durumu, yaşadığı bohem sadece kendisine münhasır değildi. Kendisinin de mensup olduğu nesil bir kriz nesliydi. Tanzimatla beraber Türk münevverlerinde (Batı’nın tesiriyle ve yaklaşık bir asırlık mağlubiyet psikolojisiyle) maddeci anlayışla insan nefsini “ben” olarak kabul etmenin, böylelikle Doğu ve Batı arasında ruhen yersiz yurtsuz kalmanın tezahürüydü.</p>
<p>Çocukluk insanın cennetidir ve insan ömrü boyunca çocukluğunda yaşadıklarına özlem duyar. İnsanın şahsiyet terbiyesi, mizacı çocukluğunda tamamlanır ve meşhurdur ki kişi yedisinde ne ise yetmişinde odur. Necip Fazıl çocukluğunda kalbinde taht kurmuş ümmî bir anneanne ile tablolaşan İslâmî hayat yaşamıştır. Oldukça hareketli, kabına sığmaz çocukluk dönemi geçiren Necip Fazıl’ın şahsiyetinde en büyük tesir annesinin ve anneannesinindir. Din hakkındaki dağınık malumâtı onun o dönemine aittir. Necip Fazıl babasını küçük yaştayken kaybetmiştir. Ayrıca Necip Fazıl’ın büyük babası Necip Bey de Maraş müftüsüdür. Çemberlitaş’ta doğduğu konak ise içinde aşçıların, yamakların, hizmetlilerin, halayıkların, arabacıların ve evlenmemiş Fransız mürebbiyelerin olduğu Osmanlı devletinin yıkılış döneminin klasik konağıdır.</p>
<p>Necip Fazıl; büyükbabasının konağındaki afacan çocukluğunda, Paris’te bohem hayatı yaşayan öğrenciliğinde, Ankara’da ve İstanbul’da yüksek zümre ve edebiyatçılar arasında geçen gençliğinde ve nihayet 1935’ten sonra Efendisinin dizinin dibinde hep aynı mizaçla karşımıza çıkmıştır. Tüm insanlar gibi… Mizaç değişmez, değişen fikir ve alışkanlıklardır…</p>
<p>Necip Fazıl içinde yaşadığı gelgitleri, nefsiyle yaptığı çetin muharebeyi yazılarında ve şiirlerinde sıkça itiraf etmekten çekinmemiştir. Onun hikayesi insanın kadim hikayesinden başka bir şey değildir esasında. O yazılarında ve bilhassa şiirlerinde hiçbir insanın cesaret edemediği biçimde orta yerde bu acizliğini, tutarsızlıklarını ve içindeki fırtınaları yüksek sesle itiraf etmiştir. Onun bir türlü kaçamadığı zıtlıklar, nefsiyle yaşadığı çatışma “<strong>Çile</strong>” şiirinde şöyle dile gelmiştir:</p>
<p><em>Ne yalanlarda var ne hakikatta,</em></p>
<p><em>Gözümü yumdukça gördüğüm nakış</em></p>
<p><em>Boşuna gezmişim, yok tabiatta,</em></p>
<p><em>İçimdeki kadar iniş ve çıkış.</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9834" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/arvasi-002.jpeg" alt="" width="546" height="727" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/arvasi-002.jpeg 546w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/arvasi-002-360x480.jpeg 360w" sizes="auto, (max-width: 546px) 100vw, 546px" /></p>
<p>Necip Fazıl mürşidi Abdülhakim Arvasî’yle tanıştıktan sonra dünyevî duyguları, ihtirasları, kederleri, içlenmeyi ve diğer ruh polemiklerini işleyen şairliği reddediyor artık. Allah’ı aramak, sonsuzluğa sevdalanmak gibi bir derde düştükten sonra ancak şair yüce bir sanatkâr olabilir:</p>
<p><em>Ver cüceye, onun olsun şairlik</em></p>
<p><em>Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta…</em></p>
<p><em>…</em></p>
<p><em>Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! </em></p>
<p><em>Heybem hayat dolu, deste ve yumak</em></p>
<p><em>Sen, bütün dalların birleştiği kök;</em></p>
<p><em>Biricik meselem, Sonsuza varmak… </em>(Çile)</p>
<p>Necip Fazıl “<strong>Sen</strong>” başlıklı şiirinde nasıl bir kirliliğe düştüğünü itiraf eder:</p>
<p><em>Seni buldum bulduysam</em></p>
<p><em>Gökten bir davet duysam</em></p>
<p><em>Ben ki, suçumu yuysam,</em></p>
<p><em>Su biter kurnalarda…</em></p>
<p>“<strong>Allah Derim</strong>” şiirinde şair “<em>Sırtımda, taşınmaz yükü göklerin / Herkes koşar, zıplar, ben yürüyemem!” </em>derken “<strong>Olmaz mı?”</strong> şiirinde <em>“Bir parçacığım ben, bütüne hasret!”</em> mısralarıyla Allah’ın karşısındaki acziyetinin farkında olduğunu göstermektedir. Abdülhakim Arvasî ile tanıştığı 1934 yılına ait <em>“Tam otuz yıl saatim işlemiş, ben durmuşum; / Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum…”</em> mısraları aslında Necip Fazıl’ın kimin, neyin karşısında tevazu gösterdiğinin, göstereceğinin ilanıdır.  Şöyle ki; 1928’de Cumhuriyet gazetesinde Yaşar Nabi Necip Fazıl’ı “<em>Bir mısraı, bir millete şeref verecek şair!”</em> Abdülhâk Hamit Tarhan‘ın eşi Lüsyen Hanım da, 1934 kışında Necip Fazıl İstanbul’da bir bankada muhasebe şefliği yaptığı sırada onu ecnebilere “<em>Otuzdan aşağı şairlerimizin en üstünü!”</em> cümleleriyle takdim ettiği görülür. 1934 öncesi şairliği dönemin otoriteleri tarafından takdir gören Necip Fazıl yüreğinde uhrevî kımıldanmaların başlamasından evvelki bu dönemine “çocukça” bir ad veriyor: Uçurtma uçurmak! Hatta aynı tarihlerde yazdığı başka mısralarda ruhî dönüşümünden evvelki şairliğini “çelik çomak oynamak”la tanımlar.</p>
<p><em>Anladım işi, sanat, Allah’ı aramakmış</em></p>
<p><em>Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış… </em></p>
<p>Kaç şair vardır, kendisinin dünyevî en parlak dönemiyle ilgili herkesin içinde bu cümleleri kullanan:</p>
<p><em>Ensemin örsünde bir demir balyoz;</em></p>
<p><em>Kapandım yatağa son çare diye</em></p>
<p><em>Bir kanlı şafakta bana çil horoz;</em></p>
<p><em>Yepyeni bir dünya etti hediye…</em></p>
<p>Necip Fazıl , Abdülhakim Arvasî’yi şiirlerinde “Allah dostu ve mürşid” kelimeleriyle anar:</p>
<p><em>Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel</em></p>
<p><em>Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel. </em><strong>(Allah Dostu)</strong></p>
<p><strong>“Mürşid</strong>” şiirinde:</p>
<p><em>Bakan yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;</em></p>
<p><em>Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!</em></p>
<p>“<strong>Çile</strong>”nin başına aldığı “<strong>Şiirlerim ve Şairliğim</strong>” takdim yazısını şöyle tamamlar: “<em>Şiir bu mukaddes eşiğin süpürgesi; şair de boynundaki süpürücülük borcuyla insanoğlunun en yüksek rütbelerinden birisi… Ben, bu rütbelerin en yükseği içinde, O’nun ümmetlik liyakatinin en alçak ferdi olarak, o mukaddes eşiğin süpürücüsüyüm! Kendimi böyle takdim edeyim</em>!” derken o yücelik içerisinde, O’nun huzurunda kendisini “alçak fert” olarak ifade etmesi Necip Fazıl’ın ömrünce değişmeyen takdimidir.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Orhan Okay, Kendi Sesinin Yankısı-Necip Fazıl Kısakürek, İst.2001, s.11,12</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Necip Fazıl Kısakürek, Hücûm ve Polemik, Büyük Doğu yay. İst.1992, s.43.</p>
<p>&nbsp;</p>

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-2/" target="_blank" class="eii-theme1" title="9928">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/necip-fazil-kisakurek-002-400x225.jpeg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-2</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-3/" target="_blank" class="eii-theme1" title="9950">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/necip-fazil-kisakurek-004-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Bir artist karakter: Dava adamı ve şair Necip Fazıl’da ben-3</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bir-artist-karakter-dava-adami-ve-sair-necip-fazilda-ben-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan Pamuk Kelimeler ve Resimler adlı kitabıyla geliyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/orhan-pamuk-kelimeler-ve-resimler-adli-kitabiyla-geliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/orhan-pamuk-kelimeler-ve-resimler-adli-kitabiyla-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 18:25:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler ve resimler konusu]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler ve resimler ne anlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk kelimeler ve resimler]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk kelimeler ve resimler konusu]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[orhan pamuk son kitap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9819</guid>

					<description><![CDATA[Türk romancılığının önemli isimlerinden Orhan Pamuk, bu sefer farklı bir türle okurun karşısına çıkıyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan Pamuk’un merakla beklenen yeni kitabının türü açıklandı.</p>
<p>Kitâbiyat isimli X hesabından alınan bilgiye göre, ünlü yazar Orhan Pamuk’un yeni kitabı Kelimeler ve Resimler, roman değil, seçme hatıralar ve yazılardan oluşacak.</p>
<p>Ayrıca ismi şu anda belli olmayan bir hikâye de kitapta bulunacak.</p>
<p>Kelimeler ve Resimler&#8217;in 15 Haziran’da çıkması bekleniyor. Pamuk&#8217;un, üstünde  çalıştığı son romanının  ise sonbahara tamamlanması bekleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9823" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler.jpg" alt="" width="500" height="776" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-309x480.jpg 309w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h3>KELİMELER VE  RESİMLER KONUSU (TANITIM BÜLTENİNDEN)</h3>
<p>Orhan Pamuk bu yeni kitabında kişisel hatıralarını ve edebiyat ve sanatının sırlarını açıklamaya ve tartışmaya devam ediyor. Pamuk, askerlik günlerini, ilk kitabını yayımlama zorluklarını bu kitap için kaleme aldığı yazılarla ilk defa anlatıyor.</p>
<p><strong>Masumiyet Müzesi’ne ayrılmış özel bir bölümde Pamuk müze ve romanın ilk fikrini nasıl bulduğunu, nasıl geliştirdiğini, müzeyi nasıl yaptığını hikâye ediyor ve bütün dünyada ilgiyle izlenen <em>Masumiyet Müzesi</em> dizisini kahramanlar ve oyuncular üzerinden tartışıyor.</strong></p>
<p>Pamuk hayatının iki büyük tutkusu yazmak ve resmetmek arasında geçen günlerini, düşüncelerini kendi özel üslubuyla anlatırken daha önceden Türkiye ve dünya dergilerine yazdığı yazılarına elinizdeki kitabın bütünlüğü için eklemeler yaptı, bazılarını yeniden kaleme aldı ve arşivinden ilk defa yayımlanan pek çok eski fotoğraf ve resimle metni zenginleştirdi.</p>
<p>Columbia Üniversitesi’ndeki hocalığından Cannes Film Festivali’ndeki jüri üyeliğine, Türkiye’nin ilk kadın hukuk profesörü, teyzesi Türkân Rado’dan babası Gündüz Pamuk’un Genel Müdürü olduğu Aygaz hatıralarına uzanan <em>Kelimeler ve Resimler</em>’de Pamuk’un arkadaşlık ettiği Ara Güler, Umberto Eco, Paul Auster ve Anselm Kiefer gibi yazar ve sanatçılar hakkında içtenlikle kaleme alınmış yazıları da var.</p>
<p>“Pamuk’un düzyazılarını da çok beğeniyorum. Romanlarını iyi anlamak için onun poetikasının da kesinlikle bilinmesi gerekiyor.”<br />
UMBERTO ECO</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9822" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimleri.jpg" alt="" width="233" height="364" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9820" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk-2.jpg" alt="" width="550" height="843" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk-2.jpg 550w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk-2-313x480.jpg 313w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9821" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk.jpg" alt="" width="600" height="919" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Kelimeler-ve-resimler-orhan-pamuk-313x480.jpg 313w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/orhan-pamuk-kelimeler-ve-resimler-adli-kitabiyla-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hece Dergisi’nden Türk tiyatrosuna dev arşiv: İki ciltlik özel sayı yayımlandı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinden-turk-tiyatrosuna-dev-arsiv-iki-ciltlik-ozel-sayi-yayimlandi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinden-turk-tiyatrosuna-dev-arsiv-iki-ciltlik-ozel-sayi-yayimlandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 10:17:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dünya tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi türk tiyatrosu özel sayı]]></category>
		<category><![CDATA[hece tiyatro sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Karagöz]]></category>
		<category><![CDATA[kültür sanat]]></category>
		<category><![CDATA[modern Türk tiyatrosu]]></category>
		<category><![CDATA[orta oyunu]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı dönemi tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlıda tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türk tiyatyorusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9813</guid>

					<description><![CDATA[Hece Dergisi, Türk tiyatrosunun geçmişten günümüze uzanan serüvenini iki ciltlik özel sayıyla mercek altına aldı. Geleneksel tiyatrodan modern sahne anlayışına kadar geniş bir içeriğe sahip dosyada; akademik incelemeler, söyleşiler ve tanıklıklar bir araya getirildi.
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk edebiyatının köklü yayınlarından Hece Dergisi, Türk tiyatrosunun geçmişini, gelişimini ve kuramsal birikimini kapsamlı biçimde ele alan özel sayısını okurlarla buluşturdu. Haziran-Temmuz-Ağustos 2026 tarihli 354/355/356. sayılar, iki cilt hâlinde yayımlanan “Türk Tiyatrosu Özel Sayısı” dosyasına ayrıldı.</p>
<p>Geleneksel Türk tiyatrosundan modern sahne anlayışına, Tanzimat döneminden günümüz tiyatrosuna kadar geniş bir perspektif sunan özel sayı; akademisyenleri, tiyatro araştırmacılarını, yazarları ve sanat insanlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Dosyada Karagöz, orta oyunu, köy seyirlik oyunları, Cumhuriyet dönemi tiyatrosu, modern tiyatro, feminist tiyatro, absürt tiyatro ve postmodern sahne anlayışları gibi pek çok başlık derinlikli incelemelerle ele alınıyor.</p>
<p>Özel sayının ilk cildinde geleneksel Türk tiyatrosunun kökleri, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tiyatro mirası ve önemli tiyatro yazarları üzerine kapsamlı yazılar yer alıyor. Şinasi, Namık Kemal, Abdülhak Hâmid Tarhan, Ahmet Mithat Efendi, Musahipzade Celâl ve Nâzım Hikmet gibi isimlerin tiyatro anlayışları farklı yönleriyle inceleniyor.</p>
<p>İkinci ciltte ise 1960 sonrası Türk tiyatrosu merkeze alınırken: Melih Cevdet Anday, Ferhan Şensoy, Murathan Mungan, Memet Baydur ve Behiç Ak gibi çağdaş isimlerin eserleri üzerine değerlendirmeler dikkat çekiyor. Ayrıca tiyatro kuramı, sahne estetiği, tiyatro çevirisi, radyo tiyatrosu ve iklim değişikliği tiyatrosu gibi güncel konular da dosyada yer buluyor.</p>
<p>Özel sayı yalnızca akademik makalelerle sınırlı kalmıyor. Söyleşiler, tanıklıklar, soruşturmalar ve bibliyografya bölümleriyle Türk tiyatrosunun hafızasına ışık tutan çalışma; araştırmacılar, öğrenciler ve tiyatro meraklıları için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.</p>
<p>Türk tiyatrosunun tarihsel serüvenini çok yönlü biçimde ele alan bu kapsamlı dosya, hem tiyatro edebiyatına hem de kültürel belleğe katkı sunan önemli bir yayın olarak dikkat çekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9814" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/hece-dergisi-haziran-temmuz-agustos-2026-turk-tiyatrosu-ozel-sayisi.jpeg" alt="" width="1080" height="1080" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/hece-dergisi-haziran-temmuz-agustos-2026-turk-tiyatrosu-ozel-sayisi.jpeg 1080w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/hece-dergisi-haziran-temmuz-agustos-2026-turk-tiyatrosu-ozel-sayisi-150x150.jpeg 150w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/hece-dergisi-haziran-temmuz-agustos-2026-turk-tiyatrosu-ozel-sayisi-480x480.jpeg 480w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<h3><strong>HECE DERGİSİ TÜRK TİYATROSU ÖZEL SAYISI (2 CİLT) 354/355/356. SAYI HAZİRAN-TEMMUZ-AĞUSTOS 2026’IN İNDEKSİ İSE ŞÖYLE:</strong></h3>
<ol>
<li>
<h3><strong> CİLT</strong></h3>
</li>
</ol>
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>
<p>Ahmet Keskin, Yâr Bana Bir Eğlence Medet!:</p>
<p>Bireysel ve Toplumsal Tekâmülün Dir(i)lik-Düzenlik Sahnesi Olarak Geleneksel Türk Tiyatrosu</p>
<p>Bünyamin Aydemir, Modern Türk Tiyatrosunun İnşasında Osmanlı Kurucu Dinamikleri</p>
<p>Alemdar Yalçın- Orçun Aydoğdu, Tiyatro Edebiyatı Açısından Naum Efendi Tiyatrosu</p>
<p>Prof. Dr. Ayşegül Yüksel ile Türk Tiyatrosu Üzerine, Konuşanlar: Nurtaç Ergün Atbaşı, Koray Üstün</p>
<p>Prof. Dr. Dikmen Gürün ile Türk Tiyatrosu Üzerine, Konuşan: Nurtaç Ergün Atbaşı</p>
<p>Nurhan Tekerek, Cumhuriyet Dönemi Tiyatromuzu Besleyen Kaynaklar:</p>
<p>Tanzimat’tan Günümüze, Kentten Kıra Klasik Batı Tarzı Tiyatro ve Geleneksel Tiyatromuz</p>
<p>Bilal Demir, Telif, Çeviri ve Adaptasyon Tartışmaları: Türk Tiyatrosunda Dilin ve Metnin Dönüşüm Süreci</p>
<p>Hilmi Zafer Şahin ile Türk Tiyatrosu Üzerine Söyleşi, Konuşan: Nurtaç Ergün Atbaşı</p>
<ol start="2">
<li>
<h3><strong> BÖLÜM: GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Ezgi Metin-Basat, Bir Arayüz Olarak Kutsal ve Dünyevi Arasında Karagöz Oyunları</p>
<p>Hüseyin Aytuğ Çelik, Geçmişten Günümüze Karagöz Oyunlarının Teknik Dönüşümü</p>
<p>Çağla Yılmaz, Perdenin Arkasında Bir Ömür: Karagöz’ü Bugüne Taşıyanlar veyahut Karagöz Ustalığının Yarını</p>
<p>Nazlı M. Ümit, Türk Kukla Tiyatrosunda Batılılaşma Etkisi: Karagöz Üzerine Tiyatro-İkonografik Bir İnceleme</p>
<p>Gülnaz Çetinkaya, Halk Hikâyesinden Gölge Tiyatrosuna: Karagöz Oyununda Ferhat İle Şirin Anlatısının Dönüşümü</p>
<p>Pınar Karataş, Geçmişten Günümüze Orta Oyunu ve Etkileri.</p>
<p>Gürkan Korkmaz, Dramatik Köy Seyirlik Oyunlarında Hakikatin Performatif Üretimi ve Psişik Gerçeklik</p>
<p>Yücel Özdemir, Anadolu Köy Seyirlik Oyunlarında Pitoresk Estetik</p>
<p>İlayda Yıldırım, Hayalîn Perdesinde Üç Katmanlı Mekân: Ankara Karagöz Müzesi</p>
<ol start="3">
<li>
<h3><strong> BÖLÜM: DÖNEMLER, İSİMLER, ESERLER</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Eren Ekinci, Tanzimat Tiyatrosu’nda Kültürel Dirijizm, Güdümlü Modernleşme</p>
<p>Burak Armağan, Şairlik, Şuur ve Körlük: Aydın Figürünün İnşası Bağlamında Şinasi’nin Şair Evlenmesi</p>
<p>Abide Doğan, Ünlü Bir Tarihçinin Oyunu: Hikâye-i İbrahim Paşa ve İbrahim-i Gülşenî</p>
<p>Murat Koç, Siyasi Hürriyet ve Fert Hürriyeti Bağlamında Namık Kemal’in Tiyatrolarına Bir Bakış</p>
<p>Veysel Şahin, Namık Kemal’in Tiyatro Anlayışı Bağlamında Vatan Yahut Silistre</p>
<p>Sibel Bulut, Ahmet vefik Paşa Uyarlamaları Örneğinde “Kültür Planlaması” ve “Yeniden Yazım” Yöntemi Olarak Uyarlama,</p>
<p>İnci Enginün, Türkçede Shakespeare</p>
<p>Ayşe Demir, Ahmet Mithat Efendi Tiyatrosu Üzerine Bir Değerlendirme</p>
<p>Can Şahin, Türk Edebiyatı Tarihi İçin Bir Düzeltme:</p>
<p>Ahmet Mithat Efendi’ye İsnat Edilen Derebeyleri Ahmet Münif’in mi?</p>
<p>Oğuz Arıcı, Sergüzeşt-i Perviz: Osmanlı’nın Trajik Çağında Tragedyanın Sergüzeşti</p>
<p>Emir Ali Şahin, Direktör Âli Bey</p>
<p>Yasin Yavuz &#8211; Salim Çonoğlu, Türk Seyircisi Önünde Oynanan İlk Mensur Dram: Ecel-i Kazâ ve Politik Söylemi</p>
<p>Oğuzhan Karaburgu, Abdülhak Hâmid Tarhan’ın Millî Tiyatro Anlayışı ve Tarihî Tiyatroları</p>
<p>Can Şen, Abdülhak Hâmid Tarhan’ın Finten Piyesine “Ucube” Odaklı Bir Bakış</p>
<p>Selçuk Atay, Tezhib-i Ahlâk ve Telâhuk-i Efkâr: Recaizâde Ekrem’in Tiyatro Evreninde Uyum ve Adaptasyon</p>
<p>Macit Balık, Ara Nesil’de Tiyatro</p>
<p>Bilge Ercilasun, Tiyatro, Sahne Sanatları ve Halit Ziya</p>
<p>Esra Sazyek, İbsen’in Nora’sından Cenab Şahabeddin’in Bedia’sına: Körebe’de “Yeni Kadın” Figürü</p>
<p>Rahim Tarım, Mehmet Rauf’un Tiyatro Anlayışı</p>
<ol>
<li>
<h3><strong> Meşrutiyet Dönemi Türk Tiyatrosu</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Mustafa Dere, Stendhal’in Düşünceleri Etrafında Hüseyin Suad’ın Kirli Çamaşırlar Piyesinde Kıskançlık</p>
<p>Müjde Şamiloğlu, İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci’nin Tiyatrolarında Bulvar Komedisi Etkisi</p>
<p>Bilgin Güngör, Toplumcu Türk Tiyatro Edebiyatının Doğuşu: İki Oyun Örneği</p>
<p>Merve Akbaş, Sahnede “Levs”, Mahfillerde Polemik: Şehabettin Süleyman ve Çıkmaz Sokak Piyesi</p>
<p>Gonca Bingöl, Tahsin Nâhid Tiyatrosunda Kadın Temsilleri</p>
<p>Berkay Şen, İkinci Meşrutiyet Döneminde Türkçü Tiyatro</p>
<p>Dinçer Atay, II. Meşrutiyet Devri Türk Tiyatrosu’nda Namık Kemal’in ve</p>
<p>Vatan Yahut Silistre Piyesinin İzini Sürmek</p>
<p>Egemen Ozan Sönmez, Şairin Sahneye Teşrifi:</p>
<p>Mithat Cemal Kuntay’dan Bir Tarihî Tiyatro Örneği Olarak “Kemâl”</p>
<h3><strong>1923-1940 Dönemi Türk Tiyatrosu</strong></h3>
<p>Emrah Seferoğlu, Türk Tiyatrosunda Türsel Eşik:</p>
<p>Okuma Tiyatrosu (Closet Drama) Bağlamında Metin Üretim Biçimleri</p>
<p>Bünyamin Aydemir, Erken Cumhuriyet’te Dirijist Kültür Rejimi ve Tiyatronun Araçsallaştırılması</p>
<p>M.Fatih Kanter, Reşat Nuri Güntekin’in İlk ve Son Sığınağı: Tiyatro</p>
<p>Erdem Dönmez, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Tiyatroları</p>
<p>Nedim Saban, Halide Edib Adıvar’ın Tiyatrocu Kimliği</p>
<p>Halil İbrahim Yücel, Atatürk Dönemi (1923-1938)</p>
<p>Türk Tiyatrosunda İnkılâp Temsilleri ve Aka Gündüz’ün Mavi Yıldırım’ı</p>
<p>Dinçer Apaydın, Erken Cumhuriyet Dönemi’nde Patronaja Dair Tuhaf Bir Gösterge:</p>
<p>Mediha Mithat Ömer’in En Son Fırçalar Piyesi</p>
<p>Eyyüp Akyüz, Kavuk Devrilirken: Musahipzade Celâl Oyunlarında Toplumsal Çöküşün Sosyolojisi</p>
<p>Arda Korkmaz, Vedat Nedim Tör’ün Kör Piyesinde Çok Sesli Söylem</p>
<p>Alperen Kınık, Musahipzade Celal’in Tiyatro Eserlerinde Folklor</p>
<p>Alev Sınar Uğurlu, Aka Gündüz’ün Cumhuriyet Dönemi’nde Yazdığı Tiyatro Eserleri</p>
<p>İsmail Kekeç, Romancının Sahneyle İmtihanı: Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Tiyatro Serüveni ve Sanat Mücadelesi</p>
<p>Cihan Atakul, Nâzım Hikmet Ran Tiyatrosu ve Politik Tiyatro</p>
<h3><strong>1940 Sonrası Türk Tiyatrosu</strong></h3>
<p>Ali Göçer, Necip Fazıl Tiyatrosu’nda Mistik Gerilim</p>
<p>Cemile Görhan, Oyun İçinde Oyun: William Shakespeare’in Hamlet ve</p>
<p>Necip Fazıl Kısakürek’in Bir Adam Yaratmak Adlı Tiyatrolarında Çerçeve Anlatım Tekniği</p>
<p>Turhan Koç, Bir Toplumcu Tiyatro Oyunu Olarak Nam-ı Diğer Parmaksız Salih</p>
<p>Haluk Öner, Güzel Kötülüğün Sahnesi: Nahid Sırrı Örik Tiyatrosunda Arzu ve Çözülme</p>
<p>Asena Yağmur Çelik Zongur, Gölgeler’de Sermaye Türlerinin Çatışması</p>
<p>Halide Şeyma Kuzgun, Ahmet Kutsi Tecer’in Satılık Ev Adlı Oyununda Toplumsal Ahlak ve İtibarın Çöküşü</p>
<h3><strong>1960 Sonrası Türk Tiyatrosu</strong></h3>
<p>Zeynep Nur Tiryaki Korkmaz, Türler Arasılık Bağlamında Faruk Nafiz Çamlıbel’in Şiir ve Tiyatroları</p>
<p>Murat Gür, Cevat Fehmi Başkut’ta Geleneksel ve Modern Değerlerin Çatışması: Büyük Şehir ve Küçük Şehir</p>
<p>M.Doruk Kandemir, Cevat Fehmi Başkut Oyunlarında Bürokrasi, Toplum ve Değişen Hayat</p>
<p>Fatih Sakallı, Sabahattin Kudret Aksal’ın Kral Üşümesi Oyunu</p>
<p>Gonca Gökalp Alpaslan, Modern Türk Tiyatrosunda Gölge Oyunları</p>
<p>Barkın Burak Bingöl, Kore Savaşı’nın Türk Tiyatrosuna Yansımaları</p>
<p>Ali Kurt, Necati Cumalı’nın Oyun Yazarlığı ve Komedi Oyunları:</p>
<p>Kristof Kolomb’un Yumurtası Bağlamında Bir Çözümleme</p>
<p>Gökçen Sevim, Töre ve Namus Söylemi: Necati Cumalı Tiyatrosunda Baskı ve Direniş</p>
<p>Ertan Yıldırım, Türk Tiyatrosunun Bilge Kalemi: Haldun Taner</p>
<p>Ertan Örgen, Oyun Yazarı Adalet Ağaoğlu ve Kozadaki Toplumu</p>
<p>Önder Çakırtaş, Ulusal Bir Shakespeare mi?: Orhan Asena’nın Tiyatro Poetikasında Mit, Tarih ve Dönüşüm</p>
<p>Zuhal Eroğlu Koşan, Yaşamdan Kurmacaya: Orhan Asena’nın Oyunlarında Tarihî Kişiler</p>
<p>Ahmet Can, Yaşama ve Topluma Çetin Altan Tiyatrosuyla Bakmak</p>
<p>Sümeyye Samat Beyaztaş, Aziz Nesin Tiyatrosunda Toplumsal Eleştiri</p>
<p>Mehmet Güneş, Türk Edebiyatında Nehir Tiyatro</p>
<p>Tuba Kıraç, Absürt Tiyatro Örneği Olarak Canlı Maymun Lokantası</p>
<p>Ferda Atlı, Akümülatörlü Radyo&#8217;da Karakterlerin İç Dünyası</p>
<p>Arif Yılmaz, Recep Bilginer’in Tiyatrolari ve Tiyatro Anlayışı</p>
<p>Mustafa Karadeniz, Orhan Kemal’in Oyunlarında Melodramatik Unsurlar</p>
<ol start="2">
<li>
<h3><strong> CİLT</strong></h3>
</li>
</ol>
<h3><strong>1960 Sonrası Türk Tiyatrosu</strong></h3>
<p>Yağmur Yıldırımay &#8211; Çimen Günay-Erkol, Modern Türk Tiyatrosunda Erkeklik:</p>
<p>Korku, Toros Canavarı ve Keşanlı Ali Destanı Oyunlarında Erkeklik Normlarının Sosyal İnşası</p>
<p>Jülide Erken, Tiyatro Kahramanı Olarak Nef’î</p>
<p>Filiz Keskin, Türk Tiyatrosunda Türk Mitolojisi ve Şamanlığın İzleri</p>
<p>Mehmet Zeki Giritli, Türk Tiyatrosunun Modernist Kırılımı:</p>
<p>Melih Cevdet Anday Tiyatrosunda Türlerarasılık</p>
<p>Mehmet Akif Öbek, Melih Cevdet Anday</p>
<p>Arzu Özyön, Melih Cevdet Anday’ın Dikkat Köpek Var ve Müfettişler Adlı Oyunlarında Korku, Baskı ve Tutsaklık</p>
<p>İbrahim Özakman, Ayak-Bacak Fabrikası’nı Politik Ekoloji Bağlamında Okuyabilmek</p>
<p>Gizem Ural, Epik Tiyatro Bağlamında Vasıf Öngören’in Oyun Yazarlığı</p>
<p>Didem Ardalı Büyükarman, Suç, Muamma ve Soruşturma: Türk Tiyatrosunda Polisiye Yapının İki Örneği</p>
<p>E.Candan İri, Turgut Özakman’ın Bir Şehnaz Oyun’unda Anlatıcının Metatiyatral İşlevi</p>
<p>Sezen Safi, Modern Dramın Kırılma Noktasında Güner Sümer Tiyatrosu</p>
<p>Semanur Gönül, Aydın Arıt’ın Aya Bir Yolcu Var Oyununda Absürt Unsurlar</p>
<p>Gıyasettin Aytaş, Emine Işınsu’nun Tiyatrolarında Madde ve Ruh Çatışması</p>
<p>Devrim Özbek, Postmodern Bir Shakespeare Yorumu: Başar Sabuncu’nun Bir Ata Krallığım Adlı Oyunu</p>
<p>Nurgül Karakoca, Kıbrıs Türk Tiyatrosunda Bekir Kara</p>
<p>Duygu May , Temsilin Eşiğinde Bir Yazar: Kırmızı Karaağaç’ta Virginia Woolf</p>
<p>Ezgi Özkan- Gökhan Tunç, Ferhan Şensoy Tiyatrosunda Metinler Arası İlişkilerin Kurucu İşlevi:</p>
<p>Üç Kurşunluk Opera Örneği</p>
<p>Tümerkan Turna, Çocuk Tiẏ atrOunda Yazınsal Bir Durak: Nezihe Araz’ın Akıllı Tavşan ve Güçlü Aslan’ı</p>
<p>Âtıf Bedir, Nuri Pakdil’in Tiyatro Eserleri: “Tanrı Tiyatroya Girecek”</p>
<p>Şura Tayran, Ülkü Ayvaz’ın Nihavent Longa Oyununda Tarihsel Tekerrür</p>
<p>Betül İlayda Baran, Yüksel Pazarkaya’nın Mediha’sında Göç Olgusu</p>
<p>Muhammed Hüküm, Bir &#8220;Oyun&#8221; Olarak Oyunlarla Yaşayanlar</p>
<p>M.Murat Uçar, Murathan Mungan’ın Mezopotamya’sı</p>
<p>Mehmet Emir Kaleli, Memet Baydur Tiyatrosunda Ara Mekân Estetiği</p>
<p>Sema Göktaş, Yazarından İntikam Alan Bir Oyun: Düdüklüde Kıymalı Bamya</p>
<p>İlker Ateş, Behiç Ak’ın Tek Kişilik Şehir Piyesinde Homo Somnians</p>
<p>Gaye Belkız &#8211; Yeter Şahin, Divâne Ağaç (Yunus Emre) Oyununda Postmodern Unsurlar</p>
<p>Dursun Şahin, Üstün Dökmen’in Nokta Nokta Hanım’ın Hayatı Adlı Eserinde</p>
<p>Feminist Tiyatro Açısından Kadın Meseleleri</p>
<p>Beste Sarıca, Feminist Tiyatro ve Sevilay Saral</p>
<p>Aycan Gürlüyer, Türk Tiyatrosunda Geçmişin İzleri ve Terk Edilmiş Kadınların Hikâyesi: Unutulan</p>
<p>Züleyha Nurgül Ertuğrul, Mesnevi’den Sahneye Leyla ve Mecnun</p>
<p>Hatice Şaşmaz, Türk Tiyatrosunda İktidar Olgusu</p>
<p>Şebnem Telci Dereli, Gelenekselin Dönüşümü: 2000 Sonrası Türk Tiyatrosunda Oyun Yazarlığı</p>
<p>Hasibe Kalkan, 2000 Sonrası Türk Tiyatrosunda Baba Figürü</p>
<ol start="4">
<li>
<h3><strong> BÖLÜM: TİYATROYA KAVRAMSAL VE KURAMSAL BAKIŞLAR</strong></h3>
</li>
</ol>
<p>Aslıhan Ünlü, Biyografik Dramın Sınırları ve Türk Tiyatrosundan Bir Örnek Üzerine Tartışma</p>
<p>Münip Melih Korukçu, Konvansiyonel Rejide Metinden Sahneye Tiyatro Yönetmenliği</p>
<p>Ufuk Özdağ, İklim Değişikliği Tiyatrosu</p>
<p>Z.Gizem Yılmaz Eriş, ‘Bütün Dünya Bir Sahnedir’: Mekâna-Özgü Oynamak</p>
<p>Başak Ağın, Posthüman Tiyatro ve Performans: Dört Model ve Konumlanma Sorunları</p>
<p>Derya Korkmaz Ataş, Homo Ludens’in En Yalın Hali: Sahnede Bir Başına</p>
<p>Duygu Beste Başer Özcan, Tiyatrove Engellilik: Kuramsal Bir Değerlendirme</p>
<p>Hande Dirim, Yaş ve Tiyatro</p>
<p>Sinem Bozkurt Sancaktaroğlu, Metinden Sahneye: Tiyatro Çevirisine Dair</p>
<p>Veli Kılıçarslan, On Dokuzuncu Yüzyılda İşitsel İçerik Sunan Teknolojik Bir Platform: Théâtrophone</p>
<p>Sevda Arslan, Sesle Kurulan Sahne Türkiye’de Radyo Oyununun Gelişimi ve Anlatı Evreni</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9816" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/cocuk-tiyatrosu-001.jpg" alt="" width="640" height="426" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/cocuk-tiyatrosu-001.jpg 640w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/cocuk-tiyatrosu-001-540x359.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/cocuk-tiyatrosu-001-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="5">
<li><strong> BÖLÜM: TÜRK TİYATROSUNA EMEK VERENLER</strong></li>
</ol>
<p>Ozan Kolbaş, Mütareke Döneminde Kurulmuş Bilinmeyen Bir Tiyatro Yazarları Topluluğu:</p>
<p>Temaşa Muharrirleri Cemiyeti ve Nizamnamesi</p>
<p>Oğuzhan Murat Öztürk, Geleneksel Türk Tiyatrosunun Unutulmaz Pişekârı: Küçük İsmail Efendi</p>
<p>Beyhan Kanter, Osmanlı Kadın Dergilerinde Tiyatro Tartışmaları: Modernleşme, Ahlâk ve Kamusal Alan</p>
<p>Aslıhan Keleş Kurtoğlu, Çelişkiler ve İkilemler İçinde: Afife Jale</p>
<p>Engin Keflioğlu, Bedia Muvahhit: Yeni Türkiye’nin Sahnedeki İdeal Kadını (1923–1932)</p>
<p>İbrahim Özen, Silvain’in Şakird-İ Marifeti: Burhanettin Tepsi</p>
<p>Aybüke Uyar, Hatıralardan Müfit Râtip’e Bakmak</p>
<p>Ayşegül Çelik, 1911; Paris, Prens Hamlet ve Kuru Ekmekler</p>
<p>Yakup Öztürk, Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na Vasfi Rıza Zobu’nun Hatıraları</p>
<p>Füsun Ataman, Tanzimat Dönemiyle Birlikte Türk Tiyatrosunda Eğlence ve Kanto Geleneği</p>
<p>Fatih Uğur, Peruz Hanım’ın İzinde: Türk Edebiyatında Kanto ve Kantocular</p>
<p>Tuğba Dikici, Mehmet Furkan Dikici, Müzikal Yolculuğumuzun Önemli Durakları</p>
<p>İ. Arda Odabaşi, Tiyatro ile Sinema Arasında: Leblebici Horhor Othello’ya Karşı</p>
<p>İsmail Alperen Biçer, Bozkırda Işıyan Sahne: Halkevleri ve Tiyatro</p>
<p>Duygu Çelik Burkay, Tiyatro Alanında Eşik Bekçiliği ve Meşruiyet Mührü: Baltacıoğlu Örneği</p>
<p>Ayça Odabaşı, Carl Ebert’in Tiyatro Devrimi ve Türkiye</p>
<p>Duygu Dede Gürağaçlıgil , Sahnenin Hafızası: Metin And ve Tiyatro</p>
<p>Anıl Ersoy, Türk Tiyatrosunun Bilge Hocası: Sevda Şener</p>
<p>Özlem Belkıs, Türkiye’de Tiyatro Akademisi ve Özdemir Nutku</p>
<p>Sevi Algan, Tiyatroda Vizyoner Bir Girişim: Tal-Tiyatro Araştırma Laboratuvarı</p>
<p>Ece Yassıtepe Ayyıldız, “Tiyatromuzun Kaşıkçı Elması” Genco Erkal</p>
<p>Kübra Gündoğdu, Osmanlı’dan Günümüze Türk Tiyatro Süreli Yayınlarına Bir Bakış</p>
<p>Ayşegül Şentürk, Türkiye’de Tiyatro Tarihi Yazmak ve Tiyatro Arşivimiz</p>
<p>Canan Olpak Koç, Refik Ahmet Sevengil ve Tiyatro</p>
<p>Ahmet Evis , Burhan Arpad’ın Tiyatro Eleştirmenliği</p>
<p>Mürsade Meryem Kılıç, Üstün Akmen’in Eleştiri Evreni</p>
<p>Erdem Beliğ Zaman, Hususi Teşebbüslerin Türk Tiyatrosu’na Tesiri</p>
<p>Gülçin Üstüntaş, Karadeniz’de Tiyatro ve Turneler</p>
<p>Nedim Saban, Bir Özel Tiyatro Örneği: Tiyatrokare</p>
<p>Özen Yula, Günümüz Türk Tiyatrosu’nda “Yenilenme” Sorunu</p>
<p>Atila Alpöge, Genç İnsan ve Tiyatro: Evet Ama Niçin ve Nasıl?</p>
<p>İbrahim Demirci, Taşradan Merkeze Tiyatro İzlenimleri</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9817" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/turk-tiyatrosu-020.jpg" alt="" width="564" height="376" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/turk-tiyatrosu-020.jpg 564w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/turk-tiyatrosu-020-540x360.jpg 540w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/turk-tiyatrosu-020-272x182.jpg 272w" sizes="auto, (max-width: 564px) 100vw, 564px" /></p>
<h3><strong>Dünya Tiyatrosu</strong></h3>
<p>Yeşim Egemen, Ana Hatlarıyla Batı Tiyatrosunun Kökleri ve Gelişimi</p>
<p>Ahmet Sait Akçay, Modern Afrika Draması Üzerine Kısa Bir Giriş</p>
<p>Gökhan Çetinkaya, İran Tiyatrosu</p>
<p>Rahmi Er, Arap Tiyatrosu</p>
<p>Gamze Öksüz &#8211; Ümmühan Avşar, Rus Tiyatrosunun Tarihsel Gelişimi ve Modern Tiyatroya Katkıları</p>
<p>Deniz Ece, Modern Azerbaycan Tiyatrosuna Kısa Bir Bakış</p>
<p>Maral Mammedova, Türkmen Tiyatro Geleneğinin Tarihsel Gelişimi ve Kurumsallaşma Süreci</p>
<p>Fatih Yılmaz, Özbek Tiyatrosunun Dünü ve Bugünü</p>
<p>Ecem Gül İlek, Kazak Tiyatrosunun Tarihî Gelişimi</p>
<p>Elfet Zakircanov, Tatar Tiyatrosu</p>
<p>Hatice Sandıkkaya Örücü, Kıbrıs Türk Tiyatrosu</p>
<h3><strong>Soruşturma</strong></h3>
<p>Abdullah Öztürk</p>
<p>Ali Cüneyd Kılcıoğlu</p>
<p>Cenk Türkkanı</p>
<p>Mahmut Cankıymaz</p>
<p>Naci Taner Büyükarman</p>
<p>Sertaç Sayın</p>
<p>Turgay Korkmaz</p>
<p>Yeşim Özsoy</p>
<p>Sanem Gençalp</p>
<p>Günsu Özkarar</p>
<p>Murat Mahmutyazıcıoğlu</p>
<h3><strong>Söyleşiler</strong></h3>
<p>Hidayet Sayın ile Tiyatro Üzerine, Konuşan: Özlem Kurt</p>
<p>Ahmet Önel’in Kaleminden Tiyatro ve Tiyatro Yazarlığına Dair Birkaç Not, Konuşan: Nurtaç Ergün Atbaşı</p>
<p>Turhan Yılmaz Öğüt ile Tiyatro Yayımcılığı Üzerine, Konuşan: Koray Üstün</p>
<h3><strong>Tanıklıklar</strong></h3>
<p>Hazırlayan: Koray Üstün</p>
<p>Nevra Serezli ile Türk Tiyatrosu Üzerine</p>
<p>Suna Keskin ile Tiyatro Yaşamı Üzerine…</p>
<p>Füsun Erbulak, Hazırlayan: Koray Üstün</p>
<p>Salih Kalyon ile Çocuk Ti̇yatrosu Üzerine…</p>
<p>Rahmi Dilligil, Rahmi Dilligil ile Dilligil Ailesinin Türk Tiyatrosuna Katkıları Üzerine&#8230;</p>
<p>Melek Baykal ile Ankara Devlet Konservatuarı Üzerine…</p>
<p>Cem Davran ile Darülbedayi Üzerine&#8230;</p>
<p>Pınar Çekirge ile Tiyatro İzleyicisi Olmak ÜzerIne&#8230;</p>
<h3><strong>Bibliyoğrafya</strong></h3>
<p>Hazırlayanlar: Gonca Bingöl, Şura Tayran, Semanur Gönül, Aytuğ Kargı, Ayşe Ertürk</p>
<p><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>

	<div class="esen-eii">
	<a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyatin-yeni-sayisi-ankarada-edebiyat-dosyasiyla-yayimlandi/" target="_blank" class="eii-theme1" title="9845">

<div class="eii-theme1-postImageUrl" style="overflow:hidden; z-index: 8; max-width: 100%;">
<div class="eii-theme1-imgUrl" style='background-image:url(https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-kale-400x225.jpg);'></div>
</div>

<div class="eii-theme1-centered-text-area">
<div class="eii-theme1-centered-text">
<div class="eii-theme1-content">
<div class="ctaText" style="float:left;"></div>
<div class="clear:both;"></div>

<div class="eii-theme1-postTitle" style="float:left;">Ankara Edebiyat’ın yeni sayısı “Ankara’da Edebiyat” dosyasıyla yayımlandı</div>

</div>
	</div>
		</div>	
	
	</a>
	</div>
	
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-dergisinden-turk-tiyatrosuna-dev-arsiv-iki-ciltlik-ozel-sayi-yayimlandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Server&#8217;in konuğu Kazım Albayrak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-konugu-kazim-albayrak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-konugu-kazim-albayrak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 07:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik ve Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[kazım albayrak]]></category>
		<category><![CDATA[kazım albayrak hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kazım albayrak kim]]></category>
		<category><![CDATA[kazım albayrak server]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali bulut server]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl'ın Eserlerinde Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl'ın Eserlerinde Hadis Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[server]]></category>
		<category><![CDATA[server bir kitap bir yazar]]></category>
		<category><![CDATA[server etkinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9809</guid>

					<description><![CDATA[“Bir Kitap Bir Yazar” programı kapsamında konuşacak olan Albayrak, edebiyat dünyamızın önemli simalarından Necip Fazıl Kısakürek'i ele aldığı "Necip Fazıl'ın Eserlerinde Hadis-Hikmet, Estetik ve Toplum" kitabını anlatacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Server Vakfı, kültürel programlarını sürdürüyor. 23 Mayıs 2026 Cumartesi günü, araştırmacı-yazar Dr. Kazım Albayrak&#8217;ı ağırlayacak.</p>
<p>“Bir Kitap Bir Yazar” programı kapsamında konuşacak olan Albayrak, edebiyat dünyamızın önemli simalarından Necip Fazıl Kısakürek&#8217;i ele aldığı &#8220;Necip Fazıl&#8217;ın Eserlerinde Hadis-Hikmet, Estetik ve Toplum&#8221; kitabını anlatacak.</p>
<p>23 Mayıs 2026 Cumartesi günkü etkinliğin başlama saati 15.00.</p>
<p>Server’in Kızılay Demirtepe’deki adresinde yapılacak konuşma aynı zamanda vakfın youtube sayfasından da yayınlanacak.</p>
<p>Etkinliği, Server Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Mehmet Ali Bulut yönetecek. Konuşma Sever’in youtube kanalından canlı olarak da verilecek.</p>
<h3>KAZIM ALBAYRAK KİMDİR?</h3>
<p>1956 Trabzon/Of doğumludur. İstanbul İmam-Hatip öğreniminin ardından İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden 1980 yılında mezun oldu. 1977 senesinde Yüksek İslâm boykotu dahil muhtelif siyasi olaylara katıldı. Gölge Dergisi 2. Dönem (1978) ve Akıncı Güç Dergisi’nin (1979) çıkarılmasında Salih Mirzabeyoğlu’nun idaresinde çalıştı. Aynı yıl Akıncılar Derneği İstanbul İl Teşkilatı’nda da görev aldı; Salih Mirzabeyoğlu ve Akıncı Güç vesilesiyle Üstad Necip Fazıl’ın yanında ve Büyük Doğu Yayınları’nın hizmetinde bulundu.</p>
<p>1980 Askerî Darbesi’nden sonra gözaltına alındı. 1987 yılında “İlm-i Kelâmın Özü” isimli Osmanlıca’dan sadeleştirdiği eserin muhakkak ilk baskısını yayımladı. Muhtelif yayın organlarında 1988’den itibaren sanattan siyasete uzanan bir yelpazede makaleler kaleme aldı. 1991-1995 yılları arasında önce aylık, sonra haftalık olarak yayımlanan Taraf Dergisi’ni çıkardı ve bu dergideki yazılarından dolayı birçok ceza aldı. 1995 yılında hem dergiden dolayı aldığı kesinleşmiş cezalarından hem de örgüt üyeliği iddiasından tutuklandı. 28 Şubat döneminde yargılamalar cezaya döndü ve 10 yıl cezaevinde kaldı.</p>
<p>Cezaevinden çıktıktan sonra döndüğü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 2012 yılında tamamladı. Ardından aynı üniversitenin AUZEF iktisat programını bitirdi. 2016-2018 yılları arasında İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Kamu Hukuku dalında “Necip Fazıl’ın Başyücelik Modelinde Hürriyet Anlayışı” başlıklı yüksek lisans tezini hazırladı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Temel İslâm Bilimleri bölümünde hadis alanında master çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>2007 yılından beri çıkan haftalık Baran Dergisi’nin yayın kurulu üyesidir. Aynı zamanda, 2004 yılından beri yayın hayatında olan Aylık Dergisi’nde yazıları yayımlanmaktadır. Arapça ve İngilizce bilmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.</p>
<p>(Yazarın özgeçmişi Baran Dergisi&#8217;nin web sitesinden temin edilmiştir.)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9810" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/kazim-albayrak-e1779434550716.jpg" alt="" width="750" height="938" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/serverin-konugu-kazim-albayrak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bülent Akyürek Cihada Gidemeyen Adam&#8217;la okurun karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bulent-akyurek-cihada-gidemeyen-adamla-okurun-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bulent-akyurek-cihada-gidemeyen-adamla-okurun-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 11:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[bülent akyürek kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[bülent akyürek kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Cihada Gidemeyen Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Cihada Gidemeyen Adam Bülent Akyürek]]></category>
		<category><![CDATA[Cihada Gidemeyen Adam kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Cihada Gidemeyen Adam konusu]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9741</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz yazar Bülent Akyürek'in yeni kitabı Ketebe Yayınları'ndan çıktı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şubat ayında yaşamını yitiren yazar Bülent Akyürek&#8217;in Cihada Gidemeyen Adam isimli yeni kitabı raflardaki yerini aldı.</p>
<p>Bülent Akyürek, kitapta modern insanın düşünsel yorgunluğunu ve arayışını etkileyici bir üslupla ele alıyor. Akyürek, böylece insanı adeta sorgulamaya çağırıyor.</p>
<p>Edebiyatın anlatı türündeki kitap, 288 sayfadan oluşuyor.</p>
<h3>CİHADA GİDEMEYEN ADAM&#8217;IN TANITIM BÜLTENİNDEN</h3>
<p>İnsan, kendini aramakla başlayan yolculuğun sonunda kendine rastlayacağını zanneder.</p>
<p>Bülent Akyürek, <em>Cihada Gidemeyen Adam</em>’da kendi iç âleminde sıkışmış, sürekli düşünen ve bu yüzden parçalanıp duran bir adamın hikâyesini anlatır: doğduğu andan itibaren kendini uyumsuz hisseden, düşünmekten kaçamayan, sıradan hayatın akışına karışamayan bir adamın zihinsel ve ruhsal çözülüşünü&#8230; Çocukluğundan bu yana kendini ve varlığı anlamaya çalışırken giderek düşüncelerinin içinde sıkışır, inançla şüphe arasında gidip gelir, dünyayı düzeltme arzusu ile kendi içindeki karanlık arasında dalgalanıp durur. Okudukça ve düşündükçe insanlardan uzaklaşır, yalnızlaşır, kendi içine kapanır, hayatın basit akışını sürdüremeyen birine dönüşür. Zamanla varlık, yokluk, ölüm, anlam, kader gibi meseleler zihninde büyürken gerçeklikle kurduğu bağ zayıflar; zihni çıkışı belirsiz bir labirente dönüşür. Okuyucu bu labirentin içinde dolaşırken bir insanın hem kendini kurmaya çalışmasına hem de aynı anda kendini yıkmasına tanıklık eder. Sonuçta ortaya çıkan şey; bir düşüncenin insanı nasıl tükettiğini, inanç ile akıl arasında sıkışan bir zihnin nasıl parçalandığını ve insanın en sonunda kendi mezarını nasıl kendi içinde aramaya başladığını gösteren yoğun, karanlık ve sarsıcı bir iç yolculuktur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9743" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bulent-Akyurek-Cihada-Gidemeyen-Adam-kitap.jpg" alt="" width="600" height="550" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bulent-Akyurek-Cihada-Gidemeyen-Adam-kitap.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bulent-Akyurek-Cihada-Gidemeyen-Adam-kitap-524x480.jpg 524w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h3>BÜLENT AKYÜREK KİMDİR?</h3>
<p>1969 senesinde Elazığ’da dünyaya gelen Akyürek, 1985’te Ankara’ya yerleşti. Liseyi yarıda bırakan yazar; garsonluk, yazın ve fabrika işçiliği gibi çeşitli işlerde çalıştı.</p>
<p>Genç yaştan itibaren romanları yayımlanan Akyürek’in yazıları ve bazı eserleri Ustura, A’raf, Fesat, Sanal Ördek, Aksak Kurbağa, Son Duvar gibi dergilerde çıktı.</p>
<p>Bülent Akyürek, en bilinen eseri İçinizdeki Öküze Oha Deyin! ‘de kişisel gelişimi İslami kaynaklardan hareketle değerlendirmiştir.</p>
<p>8 Şubat 2026 tarihinde vefat eden Akyürek, Ankara&#8217;nın Gölbaşı ilçesine defnedildi.</p>
<h3>ESERLERİ</h3>
<p>Çöldeki Penguen<br />
İtin Biri<br />
…Ve Tanrı Ağladı<br />
Kadınlar Üzerine Ahmet Abi’nin Gözünden Kaçanlar<br />
Boş Laflar Antolojisi<br />
Yılgın Türkler<br />
Seviyordum Söyleyemedim<br />
Zamanın Efendisi<br />
İçinizdeki Öküze Oha Deyin!<br />
Yağmur Getiren Fırtına<br />
Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır?<br />
Mavi Marmara Risalesi<br />
Güzel ve Etkili Susma Sanatı<br />
Cinnetim Cennetimdir<br />
Felsefeden Acil Çıkış</p>
<p>Cihada Gidemeyen Adam</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bulent-akyurek-cihada-gidemeyen-adamla-okurun-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Edebiyat’tan TRT Yayın Denetmeni Serdar Aydın’a nezaket ziyareti</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-trt-yayin-denetmeni-serdar-aydina-nezaket-ziyareti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-trt-yayin-denetmeni-serdar-aydina-nezaket-ziyareti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 18:23:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara son dakika]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[son dakika ankara]]></category>
		<category><![CDATA[talip ışık]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[TRT Yayın Denetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[Yayın Denetmeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9735</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Edebiyat Genel Yayın Yönetmeni Talip Işık ile Tüzel Kişi Temsilcisi Mehmet Poyraz, TRT’de uzun yıllardır önemli görevlerde bulunan Yayın Denetmeni Serdar Aydın’ı ziyaret ederek edebiyat, kültür ve yayıncılık üzerine görüş alışverişinde bulundu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TRT bünyesinde uzun yıllardır farklı kademelerde görev yapan Serdar Aydın, Ankara Edebiyat heyetini kurumda ağırladı. Daha önce TRT’de daire başkanlığı ve İran Temsilciliği görevlerinde bulunan Aydın’ın, halen Yayın Denetmeni olarak çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.</p>
<p>Gerçek Tarih Kültür Sanat ve Medeniyet Araştırmaları Merkezi Derneği (Gerçek Tarih) bünyesinde yayın hayatına devam eden Ankara Edebiyat e-Dergi ile Ankaraedebiyat.com.tr hakkında bilgi veren Ankara Edebiyat Genel Yayın Yönetmeni Talip Işık ve gazeteci-yazar Mehmet Poyraz, kültür ve edebiyat alanındaki çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette edebiyat, yayıncılık ve kültürel faaliyetler üzerine karşılıklı fikir alışverişi yapıldı. Ankara Edebiyat heyeti, misafirperverliğinden dolayı Serdar Aydın’a teşekkür etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9736" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/serdar-aydin-trt-mehmet-poyraz-talip-isik.jpg" alt="" width="850" height="945" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/serdar-aydin-trt-mehmet-poyraz-talip-isik.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/serdar-aydin-trt-mehmet-poyraz-talip-isik-432x480.jpg 432w" sizes="auto, (max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
<p><em><strong>Mehmet Poyraz, Serdar Aydın ve Talip Işık.</strong></em></p>
<h3>MEHMET POYRAZ’DAN PAYLAŞIM</h3>
<p>Mehmet Poyraz, ziyaretin ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Ankara Edebiyat adına Talip Işık Bey ile kıymetli dostlarımızdan Serdar Aydın Bey’i TRT’de ziyaret ettik. İlgi ve alakasına müteşekkiriz. Var olsunlar…”</p>
<p><strong>Ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankara-edebiyattan-trt-yayin-denetmeni-serdar-aydina-nezaket-ziyareti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zahit Borak Ankara Tokat Evi&#8217;ne konuk oluyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/zahit-borak-ankara-tokat-evine-konuk-oluyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/zahit-borak-ankara-tokat-evine-konuk-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 17:36:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara etkinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara tokat evi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kierkegaard kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kierkegaard korku ve titreme]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tokat evi]]></category>
		<category><![CDATA[tokat evi ankara]]></category>
		<category><![CDATA[zahit borak kim]]></category>
		<category><![CDATA[Zahit Borak kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9722</guid>

					<description><![CDATA[Yazar Zahid Borak, bu cumartesi Ankara Tokat Evi'ne konuk oluyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültürel etkinliklerine ara vermeden devam eden Ankara&#8217;daki Tokat Evi, bu hafta Danimarkalı filozof ve teolog Soren Kierkegaard&#8217;ın anlatılacağı söyleşiye ev sahipliği yapıyor.</p>
<h3>KORKU VE TİTREME</h3>
<p>“İnanç, aklın sustuğu yerde başlayan bir uçurum mudur?”</p>
<p>Søren Kierkegaard’ın, Hz. İbrahim üzerinden iman, teslimiyet, korku ve vicdan meselelerini ele aldığı  “Korku ve Titreme” eseri, bu hafta Yazar Zahit Borak tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>İnsanın Tanrı, kendi benliği ve vicdanıyla yüzleşmesini merkeze alan bu  sohbet programına ilgi duyan herkes katılım sağlayabilir.</p>
<h3>NEREDE NE ZAMAN?</h3>
<p>16 Mayıs 2026 Cumartesi<br />
Saat: 13:00<br />
Tokat Evi<br />
Menekşe 2 Sokak No:18/5</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9723" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/IMG-20260512-WA0034-e1778779987917.jpg" alt="" width="800" height="778" /></p>
<h3>ZAHİT BORAK KİMDİR?</h3>
<p>Aslen Elazığlı olan Borak, Enerji Bir-Sen bünyesinde geçmişte Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.</p>
<p>Kamuda mühendislik görevinde bulunan Zahit Borak, Türkiye Şeker Fabrikaları&#8217;nda çalıştı.</p>
<p>Borak&#8217;ın, Mitosera Yayınları&#8217;ndan çıkan &#8220;Kalabalıklar İçindeki Yalnızlıklar&#8221; isimli yayımlanmış bir kitabı bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/zahit-borak-ankara-tokat-evine-konuk-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>13 Mayıs Türk Dil Bayramımız kutlu olsun</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/13-mayis-turk-dil-bayramimiz-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/13-mayis-turk-dil-bayramimiz-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:40:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[13 Mayıs Dil Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[13 Mayıs Türk Dil Bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dil Bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9702</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın köklü dilleri arasında yer alan Türkçe, Karamanoğlu Mehmet Bey'in fermanıyla resmilik kazandı. Bugün, bu resmiyetin 749. senesi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277&#8217;deki “Şimden gerü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeyeler.” içerikli fermanı, Türkçemizin bir nevi devlet dili olmasının sembolüdür.</p>
<p>Türkçemiz, muhteviyatında Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Tatar Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Özbek Türkçesi, Uygur Türkçesi gibi birçok lehçeye sahiptir. Dilimiz Adriyatik&#8217;ten Çin Seddi&#8217;ne, Kıbrıs&#8217;tan Rusya&#8217;nın steplerine dek uzanan geniş bir coğrafyaya hükmetmektedir.</p>
<p>Karamanoğlu Mehmet Bey’in tarihî fermanı ile hayat bulan herkesin 13 Mayıs Türk Dil Bayramı kutlu olsun.</p>
<h3>TÜRKÇE ÜZERİNE YAPILAN KURULTAYLAR</h3>
<p><span class="T286Pc" data-sfc-cp="" data-sfc-root="c" data-sfc-cb="" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">Türk dilinin zenginliğini ortaya koymak, dilimizi<!--TgQPHd|[]--></span><!--TgQPHd|[]--><span class="T286Pc" data-sfc-cp="" data-sfc-root="c" data-sfc-cb="" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);"> yabancı sözcüklerin etkisinden kurtarmak, </span>Türk lehçeleri arasındaki ilişkileri incelemek gibi amaçlarla dünya genelinde bazı Türk kurultayları yapılıyor. Bunlardan bazıları şunlardır:</p>
<p>&#8211; Türk Dil Kurumu tarafından gerçekleştirilen Türk Dili Kurultayları</p>
<p>-Uluslararası Türk Dili Kurultayları</p>
<div class="" data-bfc="" data-ved="2ahUKEwiN7_OQiLaUAxVlQvEDHfjjDmoQi4wTegoIAggACAAIHxAA" data-processed="true" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">
<p><span class="T286Pc" data-sfc-cp="" data-sfc-root="c" data-sfc-cb="" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">-Elginkan Vakfı Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Kurultayı<!--TgQPHd|[]--></span><!--TgQPHd|[]--></p>
<p><span class="T286Pc" data-sfc-cp="" data-sfc-root="c" data-sfc-cb="" data-copy-service-computed-style="font-family: &quot;Google Sans&quot;, Arial, sans-serif; font-size: 16px; font-weight: 400; margin: 0px; text-decoration: none; border-bottom: 0px rgb(10, 10, 10);">-Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayı</span></p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/13-mayis-turk-dil-bayramimiz-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması başvuruları sürüyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-dede-korkut-siir-yarismasi-basvurulari-suruyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-dede-korkut-siir-yarismasi-basvurulari-suruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 12:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[Dede Korkut Şiir Yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiir yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[şiir yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9698</guid>

					<description><![CDATA[Bayburt Belediyesi Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması başvuruları devam ediyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt Belediyesi Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması, ödüllü olup başvurular www.kultur.bayburt.bel.tr/tr/basvuru adresinden online olarak yapılacaktır.</p>
<p><strong>Yarışma Ödülleri</strong></p>
<p>Birincilik Ödülü : 50.000 TL<br />
İkincilik Ödülü : 40.000 TL<br />
Üçüncülük Ödülü : 30.000 TL</p>
<p><strong>Yarışma Şartnamesi</strong></p>
<p>· Yarışmaya 18 yaş ve üzeri herkes katılabilir.<br />
· Yarışmada “konu” serbesttir.<br />
· Şiirlerde tarz ve ekol sınırlaması yoktur.<br />
· Yarışmaya yurt içinden ve yurt dışından Türkçe yazan herkes katılabilir. Ancak şiirlerin Türkiye Türkçesi&#8217;yle yazılmaları yahut Türkiye Türkçesi&#8217;ne aktarılarak gönderilmeleri gerekmektedir.<br />
· Yarışmaya, seçici kurul üyeleri ve birinci derecede yakınları katılamazlar.<br />
· Yarışmaya her yarışmacı en fazla bir (1) şiirle katılabilir.<br />
· Gönderilen şiirlerin uzunluğu 50 dizeyi aşmamalıdır. Daha uzun şiirler değerlendirme dışı bırakılacaktır.<br />
· Yarışmaya katılacak şiirlerin daha önce hiçbir yarışmada ödül almamış; dergi, kitap, antoloji, gazete ve benzeri herhangi bir yerde (basılı olarak) yayımlanmamış olması gerekmektedir.<br />
· Sadece internet üzerinden başvuru kabul edilecektir. Belirtilen adres üzerinden başvurular yapılmalıdır.<br />
· Eser sahibi mutlaka kendisine bir rumuz belirlemelidir. Rumuzlar, en az 3 (üç) harf ve en az 2 (iki) rakamdan oluşmalıdır. (Örnek: şiir69)<br />
· Yarışmaya gönderilecek şiirlerin mutlaka başlığı olmalıdır.<br />
· Yarışmacılar, www.kultur.bayburt.bel.tr/tr/basvuru adresinden sisteme eserlerini yükleyebilecektir. Kayıt olurken eser sahibi kişisel bilgilerini doğru girmelidir. Yanlış beyandan yarışmacı kendisi sorumlu olacaktır.<br />
· Başvuru süresinin bitiminden sonra gelen eserler değerlendirmeye alınmayacaktır.<br />
· Yarışmacılar, yazdıkları şiirlerdeki düşünce ve fikirlerinden sorumlu olacak, başvuru yaparken bunu kabul etmiş olacaktır.<br />
· Şartnamede belirtilmeyen konularda Seçici Kurul tarafından belirlenecek kararlar geçerlidir.<br />
· Şartnameye uymayan şiirler değerlendirmeye alınmayacaktır.<br />
· Yarışmacılar, ödül alan ve yayınlanmaya uygun bulunan şiirlerinin herhangi bir telif ücreti olmadan Bayburt Belediyesi tarafından hazırlanacak olan her türlü yazılı, görsel ve dijital ortamda yayınlanmasını, yarışmaya katılmakla kabul etmiş sayılacaklardır.<br />
· Yarışma sonuçları sonra 1 Temmuz 2026 tarihinde içerisinde açıklanacaktır.<br />
· Ödül töreni, Dede Korkut Kültür ve Sanat Şöleni kapsamında gerçekleştirilecek olan şiir dinletisinde yapılacaktır.<br />
· Geçerli bir mazereti olmaksızın ödül törenine katılmayanlar ödülden vazgeçmiş sayılırlar.</p>
<p><strong>Koordinasyon &amp; Sekretarya:</strong></p>
<p>Talat Ülker (0507 756 2929)<br />
Fatih Dündar (0533 254 8179)</p>
<p><strong>Yarışma Jürisi:</strong></p>
<p>· Mehmet Nuri Parmaksız &#8211; (İLESAM)<br />
· İmdat AVŞAR &#8211; (Türk Edebiyatı Dergisi)<br />
· Murat OKUTMUŞ &#8211; (Bayburt Postası Gazetesi)<br />
· Selami ŞİMŞEK &#8211; (Ay Vakti Dergisi)<br />
· Sündüs ASLAN AKÇA &#8211; (Kümbet Dergisi)<br />
· Osman ORUÇ &#8211; (Bayburt Üniversitesi)<br />
· Sinan TERZİ &#8211; (Söğüt Dergisi)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9700" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bayburt-Belediyesi-Turk-Dunyasi-Dede-Korkut-Siir-Yarismasi-2026.jpg" alt="" width="669" height="372" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bayburt-Belediyesi-Turk-Dunyasi-Dede-Korkut-Siir-Yarismasi-2026.jpg 669w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Bayburt-Belediyesi-Turk-Dunyasi-Dede-Korkut-Siir-Yarismasi-2026-540x300.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 669px) 100vw, 669px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dunyasi-dede-korkut-siir-yarismasi-basvurulari-suruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üstün Dökmen, İnadına Edebiyat&#8217;ın konuğu oluyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ustun-dokmen-inadina-edebiyatin-konugu-oluyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ustun-dokmen-inadina-edebiyatin-konugu-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 08:23:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnadına Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İnadına Edebiyat etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[İnadına Edebiyat Kitap Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[İnadına Edebiyat program]]></category>
		<category><![CDATA[İnadına Edebiyat Söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[üstün dökmen]]></category>
		<category><![CDATA[üstün dökmen kim]]></category>
		<category><![CDATA[üstün dökmen kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9693</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Üstün Dökmen, İnadına Edebiyat Söyleşileri”nin konuğu oluyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazarlığını ve sunuculuğunu üstlendiği “Küçük Şeyler” adlı TV programıyla psikoloji biliminin geniş kitlelerce ilgi görmesini ve sevilmesini sağlayan Prof. Dr. Üstün Dökmen, 16 Mayıs Cumartesi,  İnadına Edebiyat Söyleşileri”nin konuğu olacak. Ankara Route-Sahne/Kızılay’da (Selanik-2 Caddesi, No:70) gerçekleştirilecek etkinlik Saat 15.00’te başlayacak.</p>
<p>Herkesin katılımına açık ve ücretsiz gerçekleşecek söyleşide Üstün Dökmen&#8217;in “Mandal” adlı romanını değerlendirilecek. “Vasata İnat, Yaşasın Edebiyat”</p>
<h3>Üstün Dökmen Kimdir?</h3>
<p>1954 yılında İstanbul&#8217;da dünyaya geldi. Üstün Dökmen&#8217;in annesi İstanbullu, babası Erzurumlu, kendisi Ankaralıdır. 1971 yılında Ankara Cumhuriyet Lisesi&#8217;ni bitirdi. Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak Üniversiteye giriş sınavlarında aldığı puan ziyan olmasın diye Hacettepe Üniversitesi Fizik Bölümü&#8217;ne kaydoldu. Üçüncü sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti.</p>
<p>Giriş puanı ziyan olmamıştı fakat, ömür boyu fizikle uğraşırsa kendisinin ziyan olacağını anladı. Yeniden üniversite sınavlarına girerek Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü&#8217;ne geçti. Bu bölümden mezun oldu ve aynı bölümde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında doçentlik, 1995’te ise profesörlük derecesi aldı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptı.</p>
<p>Televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşmış, özellikle “Küçük Şeyler” adlı programla tanınmıştır. Hâlen YouTube’da “Bir Şeyler TV” adlı kanalda hikâye anlatıcılığı yapmakta ve hem kitaplarıyla hem konferanslarıyla, psikoloji, sanat, iletişim alanlarında insanların ruhuna temas etmeyi sürdürmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9695" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/inadina-edebiyat-soylesileri.jpg" alt="" width="472" height="590" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/inadina-edebiyat-soylesileri.jpg 472w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/inadina-edebiyat-soylesileri-384x480.jpg 384w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ustun-dokmen-inadina-edebiyatin-konugu-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Çağda Türkçe Bilgi Şöleni</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-cagda-turkce-bilgi-soleni/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-cagda-turkce-bilgi-soleni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 06:47:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Çağda Türkçe Bilgi Şöleni]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Çağda Türkçe Bilgi Şöleni Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[tdk 2026]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu haber]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9688</guid>

					<description><![CDATA[Türk Dil Kurumu ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi iş birliğinde Karaman’da düzenlenecek olan bu bilimsel etkinlikle; dijital çağda Türkçenin kullanım biçimlerinden yapısal değişimlerine, yeni medya ortamlarından yapay zekâ teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede dil-kültür ilişkisi ele alınacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün diller gibi Türkçe de dijitalleşme süreciyle birlikte yalnızca iletişim biçimi açısından değil; kültürel temsil, bilgi üretimi ve toplumsal etkileşim bağlamında da köklü bir dönüşüm yaşamaktadır.</p>
<p>Türk Dil Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Bu dönüşümün akademik düzeyde ele alınması ve disiplinler arası bir bakış açısıyla değerlendirilmesi amacıyla “Dijital Çağda Türkçe Bilgi Şöleni” düzenleniyor.</p>
<p>Türk Dil Kurumu ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi iş birliğinde Karaman’da düzenlenecek olan bu bilimsel etkinlikle; dijital çağda Türkçenin kullanım biçimlerinden yapısal değişimlerine, yeni medya ortamlarından yapay zekâ teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede dil-kültür ilişkisi ele alınacak.</p>
<p>Dijital iletişim araçlarının yaygınlaşması, Türkçenin kullanım alanlarında ve anlatım biçimlerinde dikkate değer bir hareketliliği beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda bilgi şöleni; Türkçenin dijital ortamlardaki görünürlüğü, dilin dönüşen yapısı ve kültürel kimlik ile olan ilişkisini bilimsel bir perspektifle değerlendirmeyi hedefliyor.</p>
<h3>ETKİNLİK PROGRAMI</h3>
<p>“Dijital Çağda Türkçe Bilgi Şöleni”, 13 Mayıs Türk Dil Bayramı’nda başlayacak ve iki gün sürecek. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Yunus Emre Yerleşkesi’nde düzenlenecek etkinlikte akademisyenler, araştırmacılar ve alan uzmanlarının katılımıyla Türkçenin dijital çağdaki konumu çok yönlü biçimde değerlendirilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9689" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Dijital-Cagda-Turkce-Bilgi-Soleni-ic.jpg" alt="" width="538" height="390" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/dijital-cagda-turkce-bilgi-soleni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2026 NDS Edebiyat Ödülü sahibi belli oldu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-nds-edebiyat-odulu-sahibi-belli-oldu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-nds-edebiyat-odulu-sahibi-belli-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 05:09:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 NDS Edebiyat Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[2026 NDS Edebiyat Ödülü kimin]]></category>
		<category><![CDATA[2026 NDS Edebiyat Ödülü ne]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara kitap]]></category>
		<category><![CDATA[clara dupont monod kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[clara dupont monod kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9677</guid>

					<description><![CDATA[2026 NDS Edebiyat Ödülü sahibi açıklandı. Ödülü Fransız yazar Clara Dupont Monod kazandı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2026 NDS Edebiyat Ödülü kazananı belli oldu.</p>
<p>Ödülü bu yıl Clara Dupont Monod’un Taşların Anlattığı adlı romanı kazandı.</p>
<p>Roman 2024 yılında İletişim Yayınları Bahadırhan Bozkurt çevirisiyle yayımlamıştı.</p>
<h3>TAŞLARIN ANLATTIĞI KİTABININ KONUSU</h3>
<p>Taşların Anlattığı, bir ailenin Fransa’nın ücra bir köyündeki sessiz sakin hayatının ansızın nasıl dönüştüğünü anlatan dokunaklı bir kitap.</p>
<p>Tombul yanaklı, kara gözlü, tatlı mı tatlı bir bebeğin doğumu nasıl olur da aile trajedisine dönüşür? Çocuklarının gözlerinin önünden koskocaman bir portakalı geçirip de hiçbir tepki alamayan anne ve babanın, gittikleri doktordan onun hiç gelişmeyeceğini, göremeyeceğini, yürüyemeyeceğini ve muhtemelen birkaç sene içinde öleceğini öğrenmesiyle başlıyor her şey. Ailenin ilk iki çocuğunun hayatı da bu engelli bebeğin gelişiyle sarsılıyor. Ağabey bebeği sahiplenip bağrına basıyor, asla onsuz yapamıyor; kız kardeşin bebeğe karşı hissettiği öfke ve nefretse giderek büyüyor. Bu uyumsuz çocuğun ölümünden sonra dünyaya gelen yeni bir çocuk, yıllar içinde yıpranan aileyi tekrar bir araya getirmeye çalışıyor. Ve evin duvarlarındaki, avlusundaki taşlar tanık oluyor tüm yaşananlara.</p>
<p>Clara Dupont-Monod’nun yazarlığındaki ustalık, çok trajik durumları hiç romantize etmeden, sakin sakin, duyguları sömürmeden anlatabilmesinde saklı.</p>
<p>“Şiirsel, şefkatli, narin; Taşların Anlattığı hem trajik hem de ışıl ışıl bir kitap. Hayata muhteşem bir övgü.”<br />
Le Figaro</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9678" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Taslarin-anlattigi-kitabinin-konusu.jpg" alt="" width="500" height="730" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Taslarin-anlattigi-kitabinin-konusu.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Taslarin-anlattigi-kitabinin-konusu-329x480.jpg 329w" sizes="auto, (max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<h3>CLARA DUPONT MONOD KİMDİR?</h3>
<p>7 Ekim 1973’te Paris’te doğdu. Edebiyat öğrenimi gördü ve Sorbonne’dan eski Fransızca alanında yüksek lisans aldı. Mezuniyetten sonra Cosmopolitan dergisinde çalışmaya başladı. Ardından Marianne dergisine geçti. Burada kültür sayfasının yayın yönetmenliğine yükseldi. Radyoda, RTL’de söyleşi programları yaptı. Daha sonra televizyonculuğa geçti ve çeşitli kanallarda kültür programları hazırladı, bir yandan da gazetelerde ve dergilerde edebiyat yazıları yazmayı sürdürdü. Medyada kültür alanında yaptığı işlerle olduğu kadar, romancı olarak da tanındı. İlk romanı Eova Luciole 1998’de yayımlandı. Bunu La folie du roi Marc (2000), Histoire d’une prostituée (2003), Nestor rend les armes (2011), Le roi disaitque j’étais diable (2014), La Révolte (2018) adlı kitapları izledi. Bu kitaplarıyla Fransa’daki önemli edebiyat ödüllerinin, Prix Goncourt’un ve Prix Femina’nın kısa listelerine seçildi. İletişim Yayınları tarafından Türkçe yayımlanan kitapları: Taşların Anlattığı (2024), Juette’in Tutkusu (2025) ve Yüzleşme’dir (2026). Taşların Anlattığı’yla Prix Femina’yı, Prix Landerneau’yu ve Prix Goncourt des lycéens’i kazandı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-nds-edebiyat-odulu-sahibi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2026 Tomris Uyar Öykü Armağanı başvuruları devam ediyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-tomris-uyar-oyku-armagani-basvurulari-devam-ediyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-tomris-uyar-oyku-armagani-basvurulari-devam-ediyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 May 2026 07:44:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 Tomris Uyar Öykü Armağanı]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[öykü haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yarışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[öykü yarışması]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris Uyar Öykü Armağanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris Uyar Öykü Armağanı başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris Uyar Öykü Armağanı ödül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9647</guid>

					<description><![CDATA[Tomris Uyar Öykü Armağanı, öykü türünün genç okur kuşaklarına sevdirilmesini, genç öykü yazarlarının cesaretlendirilmesini ve öykü yayıncılığımızın nitelikli yapıtlarla beslenmesini amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç gün sürecek 2. Tomris Uyar Öykü Günleri kapsamında; öykücülerin bir araya geldiği okuma buluşmaları, öykü sanatının dünü, bugünü ve geleceğine odaklanan paneller ile söyleşiler gerçekleştirilecek. Etkinlik, öykünün ortak belleğine odaklanan kapsamlı bir buluşma alanı sunmayı hedefliyor.</p>
<p>Tomris Uyar Öykü Armağanı, öykü türünün genç okur kuşaklarına sevdirilmesini, genç öykü yazarlarının cesaretlendirilmesini ve öykü yayıncılığımızın nitelikli yapıtlarla beslenmesini amaçlıyor. Öyküleri, gün dökümleri ve denemeleriyle edebiyatımızda özgün bir yer edinen Tomris Uyar’ın adını taşıyan bu armağan, yazarın edebiyatımıza kazandırdığı etik, dil ve anlatı mirasını yaşatmayı hedefliyor.</p>
<h3>SON BAŞVURU GÜNÜ 15 AĞUSTOS</h3>
<p>2026 Tomris Uyar Öykü Armağanı Şartnamesi kapsamında armağan, basıma hazır öykü dosyalarına veriliyor. Başvuracak yazarların 40–50 A4 Word sayfası uzunluğunda, Times New Roman 12 punto, 1,5 satır aralığıyla hazırlanmış öykü dosyalarını özgeçmişleriyle birlikte 15 Ağustos 2026 akşamına kadar belirtilen e-posta adresine göndermeleri gerekiyor. Bu tarihten sonra gönderilen dosyalar değerlendirmeye alınmayacak.</p>
<p>Armağan sonuçları Kasım 2026 başında açıklanacak, ödül töreni ise Kasım 2026 ortasında gerçekleştirilecek. Yazı-Yorum Dergisi tarafından düzenlenen Tomris Uyar Öykü Armağanı’na değer görülen öykü dosyası, Alakarga Yayınları tarafından kitap olarak yayımlanacak. Yazar ile yayınevi arasında yazım sürecine ilişkin uyuşmazlık yaşanması durumunda yayınevi, söz konusu kitabı basmama hakkını saklı tutuyor.</p>
<p>Seçici kurulda Faruk Duman, Zeynep Eşin, Derya Sönmez ve Kenan Şahbaz yer alıyor. Başvuru adresi ise <strong>tomrisuyaroykuyarismasi@gmail.com</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9649" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/2026-Tomris-Uyar-Oyku-Armagani-e1778139832825.png" alt="" width="750" height="970" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/2026-tomris-uyar-oyku-armagani-basvurulari-devam-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dil Kurumu, çocuk yayınları çıkartıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dil-kurumu-cocuk-yayinlari-cikartiyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dil-kurumu-cocuk-yayinlari-cikartiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 May 2026 13:53:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[KARBEYAZ OKULLU OLDU]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tdk]]></category>
		<category><![CDATA[tdk 2026]]></category>
		<category><![CDATA[tdk ankara]]></category>
		<category><![CDATA[tdk çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[tdk çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[tdk çocuk yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu çocuk yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[türk dil kurumu haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9642</guid>

					<description><![CDATA[Çocukların dil gelişimini korumak ve güçlendirmek amacıyla önemli bir çalışmaya adım atan Türk Dil Kurumu, çocuk edebiyatı alanındaki ilk yayınlarını kamuoyuyla buluşturuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların dil gelişimini korumak ve güçlendirmek amacıyla önemli bir çalışmaya adım atan Türk Dil Kurumu, çocuk edebiyatı alanındaki ilk yayınlarını kamuoyuyla buluşturuyor.</p>
<p>Türk Dil Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre; Günümüzde dijitalleşmenin etkisiyle dilde yaşanan erozyona karşı bilinçli ve nitelikli içerik üretimini önceleyen bu girişim; çocukların dil becerilerini geliştirmeyi, çocuğa görelik ilkesiyle onlara estetik bir duyarlık kazandırmayı ve sağlıklı bir kültürel kimlik inşasını desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Türk Dil Kurumu, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kültür aktarımının en güçlü taşıyıcısı olduğu kabulüyle bu alanı kurumsal öncelikleri arasına dâhil etti. Söz konusu yaklaşım doğrultusunda çocukların Türkçenin zengin söz varlığıyla erken yaşta buluşması ve millî değerleri edebiyatın estetik diliyle özümsemesi esas alınmaktadır. Böylece kuşaklar arası kültürel bağın korunması ve dilin bir kimlik unsuru olarak güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<h3>TANITIM TOPLANTISI 8 MAYIS&#8217;TA</h3>
<p>Bu kapsamda düzenlenecek olan “Türk Dil Kurumu Çocuk Yayınları Tanıtım Toplantısı”, 8 Mayıs 2026 tarihinde saat 10.00’da Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yerleşkesi’nde bulunan Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının katılımlarının öngörüldüğü program, çocuk edebiyatı alanında nitelikli, güvenilir ve pedagojik açıdan tutarlı yayıncılığın önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Türk Dil Kurumu tarafından yayımlanan Tacettin Şimşek’in <em>Rengine Kavuşan Şehir</em>, Ülkü Demiray’ın <em>Hayal Et Vadisi</em> ve Ayşegül Sözen Dağ’ın <em>Çocuk Olma Sırası</em> adlı eserleri; yerli ve millî unsurları önceleyen, çocuğa görelik ilkesiyle dil gelişimini destekleyen içerikleriyle öne çıkıyor.</p>
<h3>KARBEYAZ OKULLU OLDU GÖSTERİLECEK</h3>
<p>Program kapsamında, ilkokul öğrencilerinin katılımıyla <em>Rengine Kavuşan Şehir</em> kitabında yer alan “Karbeyaz Okullu Oldu” adlı hikâyenin çizgi film gösterimi gerçekleştirilecek; böylece Türk Dil Kurumunun çocuk yayıncılığına getirdiği yenilikçi yaklaşım, minik okurlar ve eğitim camiası nezdinde takdire sunulacak.</p>
<p>Etkinlik, çocuk edebiyatının dil bilinci oluşturmadaki ve toplumsal kültürü yarınlara taşımadaki kritik rolünü vurgulayan bir buluşma niteliği taşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9644" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dil-Kurumu-Cocuk-Yayinlari-ic.jpeg" alt="" width="1256" height="416" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dil-Kurumu-Cocuk-Yayinlari-ic.jpeg 1256w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dil-Kurumu-Cocuk-Yayinlari-ic-540x179.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 1256px) 100vw, 1256px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dil-kurumu-cocuk-yayinlari-cikartiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7 Güzel Çocuk kitabı çıktı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/7-guzel-cocuk-kitabi-cikti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/7-guzel-cocuk-kitabi-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 11:58:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[7 Güzel Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[7 güzel çocuk kim]]></category>
		<category><![CDATA[7 güzel çocuk kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[7 güzel çocuk kitapları ne]]></category>
		<category><![CDATA[7 güzel çocuk ne]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[sultanbeyli]]></category>
		<category><![CDATA[sultanbeyli edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[yedi güzel çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[yedi güzel çocuk kim]]></category>
		<category><![CDATA[yedi güzel çocuk kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[yedi güzel çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[yedi güzel çocuk ne]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9628</guid>

					<description><![CDATA[Sultanbeyli Belediyesi tarafından ‘7 Güzel Adam’dan esinlenerek 7 Güzel Çocuk kitabı hazırlandı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultanbeyli Belediyesi tarafından ‘7 Güzel Adam’dan esinlenerek hazırlanan ‘7 Güzel Çocuk’ kitabı tanıtıldı. Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş  “Edebiyatımızda derin izler bırakan isimlerin mirasını gelecek nesillere taşımayı amaçlıyoruz. Böylece 7 ayrı kitaptan oluşan kitap setini, okullarımızda 15 bin çocuğumuza ücretsiz hediye edeceğiz.” dedi.</p>
<h3><strong>“Güzel İnsan İdealini Çocuklarımızla Buluşturduk”</strong></h3>
<p>7 Güzel Çocuk kitap setinin koordinatörü Doç. Dr. Mesut Koçak şunları söyledi; “Bu kitaplar klasik bir biyografik anlatı olmanın ötesinde hazırlandı. Çocuklarımızın hayal dünyasına dokunmak; Yedi Güzel Adam’ın düşünce dünyasını, kavramlarını ve taşıdığı değerleri daha anlaşılır bir dille aktarmak amacıyla kaleme alındı. Bu çalışma, sadece Yedi Güzel Adam’ı tanıtmak değil; onların temsil ettiği güzel insan idealini çocuklarımızla buluşturmak açısından da kıymetli. İnşallah hayra vesile olur.” dedi. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Fatih Andı ise, “7 Güzel Çocuk” inşallah Sultanbeyli Belediyesi için de İstanbulensis gibi güzel başlangıcın vesilesi olur. Çocuk edebiyatı onca yazılıp çizilmesine rağmen çok da dolduramadığımız alanlardan birisi. Bu alanda ne kadar çok eser üretirsek o kadar faydalı bir iş yapmış oluruz.</p>
<h3><strong>“Hayranlık</strong><strong>la Baktığım Bir Proje</strong></h3>
<p><strong>”</strong>Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, “‘7 Güzel Çocuk’ projesi de hayranlıkla baktığım bir proje. 7 Güzel Adam’ın ortaokullarımızda tanınması adına çok kıymetli bir proje. Sultanbeyli Belediyesi öncü ve örnek çalışmalar sergiliyor” İfadelerini kullandı. Oyuncu-Yönetmen Recep Çavdar, “7 Güzel Çocuk projesi beni heyecanlandırdı. Bu projeden hareketle, ‘Neden 7 Güzel Genç temalı bir tiyatro oyunu yazmayayım diye düşündüm. Bu anlamda birbirimizi besliyor, birbirimizden etkileniyor ve yeni çalışmalar için ilham alıyoruz. Bu kıymetli çalışmalara öncülük eden Sultanbeyli Belediye Başkanımız Ali Tombaş’a teşekkür ediyorum” dedi. Şair Yazar Bestami Yazgan ise, “7 Güzel Adam’ı biliyorduk ama bu 7 güzel adam nasıl 7 güzel çocuktu diye merak ediyorduk. Bu projeyle bu soruya cevap verilmiş oldu.” diye konuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9629" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/yedi-guzel-cocuk-ic.jpeg" alt="" width="746" height="533" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/yedi-guzel-cocuk-ic.jpeg 746w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/yedi-guzel-cocuk-ic-540x386.jpeg 540w" sizes="auto, (max-width: 746px) 100vw, 746px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/7-guzel-cocuk-kitabi-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyatın Fatih’i: Fatih Sultan Mehmed</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-fatihi-fatih-sultan-mehmed/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-fatihi-fatih-sultan-mehmed/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyüp Beyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 09:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9624</guid>

					<description><![CDATA[Eyüp Beyhan yazdı: Fatih’in şiir dünyasına bakıldığında aşkın merkezî bir yer tuttuğu görülür. Fakat bu aşk yalnızca beşerî bir heyecan olarak anlaşılmamalıdır. Klasik şiirde aşk, insanı incelten, kalbi derinleştiren, varlığın sırrına yaklaştıran bir tecrübedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Hiç kimse yok kimsesiz<br />
Herkesin var bir kimsesi<br />
Ben bugün kimsesiz kaldım<br />
Ey kimsesizler kimsesi”</strong></p>
<p>Fatih Sultan Mehmed denildiğinde tarih sahnesinin önünde duran büyük hükümdar belirir: İstanbul’un kapılarını açan, çağların akışını değiştiren, devlet aklını imparatorluk ufkuna taşıyan kudretli bir padişah… Fakat bu büyük hükümdarın yalnızca kılıçla, surlarla, toplarla ve fetihlerle anlatılması eksik kalır. Çünkü Fatih, aynı zamanda kelimenin ikliminde yürüyen, şiirin ince yollarında dolaşan, “Avnî” mahlasıyla gönül dünyasını mısralara emanet eden bir edebiyatçı şair sultandır.</p>
<p>Onun şahsiyetinde iki büyük damar birleşir: biri cihan hâkimiyeti ülküsünü taşıyan devlet adamlığı, diğeri ise aşkı, güzelliği, faniliği ve hakikati sezebilen sanatkâr ruhudur. Bu yüzden Fatih’i yalnızca fetheden bir hükümdar olarak değil, fethettiği şehri ilim, kültür, sanat ve edebiyatla yeniden inşa eden bir medeniyet mimarı olarak da görmek gerekir.</p>
<p><strong>&#8220;Hüner bir şehir bünyad etmektir </strong></p>
<p><strong> Reaya kalbin âbâd etmektir.&#8221; </strong></p>
<p>Fatih’in şiirlerinde hükümdarane bir ses kadar, insanî bir ürperti de vardır. Devlet meydanlarında irade, kararlılık ve kudretle görünen bu şahsiyet, şiirde bazen bir âşık, bazen bir derviş, bazen de dünyanın geçiciliğini bilen hikmetli bir gönül olarak karşımıza çıkar. Onun “Avnî” mahlası da bu açıdan anlamlıdır. Avnî, yardım eden, yardımcı olan demektir. Bir padişahın kendisine böyle bir mahlas seçmesi, yalnızca edebî bir tercih değildir, aynı zamanda ruh dünyasının da işaretidir. O, hükmeden olduğu kadar hizmet eden, fetheden olduğu kadar imar eden, buyuran olduğu kadar anlam arayan bir sultandır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed, Osmanlı padişahları içinde divan sahibi ilk sultanlardan biri olarak edebiyat tarihimizde özel bir yere sahiptir. Onun şiirleri, saltanatın gölgesinde kalmış rastgele denemeler değildir. Aksine klasik Türk şiirinin mazmunlarını, aşk anlayışını, tasavvufî çağrışımlarını ve estetik dilini bilen bir şairin kaleminden çıkmıştır. Bu şiirlerde kimi zaman sevgilinin yüzü, kimi zaman gül ve bülbül, kimi zaman aşkın gam çölü, kimi zaman da faniliğin sarsıcı hakikati görünür.</p>
<p><strong>“Subh gibi sâdık olduğum gam-ı aşkında ben</strong></p>
<p><strong>Gün gibi rûşen durur ey mâh-ı tâbânım sana”</strong></p>
<p>Fatih’in şiir dünyasına bakıldığında aşkın merkezî bir yer tuttuğu görülür. Fakat bu aşk yalnızca beşerî bir heyecan olarak anlaşılmamalıdır. Klasik şiirde aşk, insanı incelten, kalbi derinleştiren, varlığın sırrına yaklaştıran bir tecrübedir. Avnî’nin mısralarında da aşk, kimi zaman bir hükümdarın tahtından daha geniş, kimi zaman bir âşığın gönlünden daha yakıcıdır:</p>
<p><strong>“Şah-ı ışkam gam beyabanı bana kişver yeter</strong></p>
<p><strong>Ateş-i ahum liva-yı ejderha-peyker eder.”</strong></p>
<p>Bu beyitte Fatih, “aşkın şahı” olduğunu söyler. Fakat onun ülkesi artık fethedilmiş topraklar değil, “gam beyabanı”dır. Yani aşkın çölü ona memleket olarak yeter. Bu ifade, bir cihan padişahının şiirde nasıl başka bir iklime geçtiğini gösterir. Devletin sultanı olan Fatih, şiirde aşkın sultanıdır. Saltanat burada dış dünyadan iç dünyaya taşınır.</p>
<p>Avnî’nin şiirlerinde aşk kadar fanilik duygusu da güçlüdür. Dünya güzellikleri kalıcı değildir; bahar geçer, lale solar, güzellik elden gider. Onun meşhur “elden gider” redifli şiiri bu bakımdan yalnızca bir gazel değil, aynı zamanda hayatın geçiciliğine dair derin bir hatırlatmadır:</p>
<p><strong>“Sâkiyâ mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider</strong></p>
<p><strong>İrüşür fasl-ı hazan bâg ü bahâr elden gider”</strong></p>
<p>Bu mısralarda bahar ile hazan karşı karşıyadır. Lale bahçesi güzelliğin, bahar canlılığın ve neşenin sembolüdür; fakat hazan gelince bütün bu süsler kaybolur. Fatih burada sadece tabiatı anlatmaz; insan ömrünün de aynı kanuna bağlı olduğunu hissettirir. Gençlik, güzellik, iktidar, şöhret ve dünya nimetleri kalıcı değildir. Hepsi bir gün “elden gider.”</p>
<p>Bu düşünce aynı şiirde daha açık bir hikmet tonuna dönüşür:</p>
<p><strong>“Gırra olma dilberâ hüsn ü cemâle kıl vefa</strong></p>
<p><strong>Baki kalmaz kimseye nakş ü nigâr elden gider”</strong></p>
<p>Burada güzelliğe güvenmeme öğüdü vardır. Çünkü süs, nakış, yüz güzelliği ve dış görünüş insana ebedî olarak verilmiş değildir. Bu mısralar, Fatih’in şiirinde yalnızca aşkın değil, ahlaki ve hikemî bir bakışın da bulunduğunu gösterir. Dünyanın geçici oluşunu bilen bir hükümdarın, şiirde böylesine ince bir ikazda bulunması dikkat çekicidir.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in edebî kişiliğinin arkasında güçlü bir kültür zemini vardır. O, yalnızca savaş meydanlarında yetişmiş bir komutan değildir. O, İlme, kitaba, dile, felsefeye, tarihe ve sanata ilgi duyan geniş ufuklu bir hükümdardır. İstanbul’u fethettikten sonra onu yalnızca siyasi merkez yapmakla yetinmemiş, şehri âlimlerin, şairlerin, sanatkârların, müderrislerin ve düşünürlerin buluştuğu büyük bir kültür merkezine dönüştürmüştür. Onun çevresinde çok sayıda şairin bulunması, bazılarına maaş bağlanması, sarayda şiir ve edebiyat meclislerinin oluşması bu yönünü açıkça gösterir.</p>
<p>Bir hükümdarın şairleri himaye etmesi, yalnızca kişisel zevk meselesi değildir. Bu, medeniyet kurma iradesinin bir parçasıdır. Çünkü devletler kılıçla kurulur; fakat kalemle kalıcı olur. Şehirler fethedilebilir, fakat ruhları ancak ilim, sanat ve edebiyatla inşa edilir. Fatih’in büyüklüğü de buradadır. O, İstanbul’un surlarını yıktıktan sonra, kelimenin ve düşüncenin kapılarını açmıştır.</p>
<p>Avnî’nin şiirlerinde Hz. Peygamber sevgisi de önemli bir yer tutar. Divanındaki naat mahiyetindeki beyitler, onun inanç dünyasının şiirle nasıl birleştiğini gösterir:</p>
<p><strong>“Yüzün meh-i îd ser-i zülfün şeb-i İsrâ</strong></p>
<p><strong>Gamzen yed-i Mûsa leb-i lâ’lün dem-i Îsâ”</strong></p>
<p>Bu beyitte klasik şiirin sembol dünyası, peygamberler tarihinin çağrışımlarıyla iç içe geçer. Yüz bayram ayına, saç Miraç gecesine, gamze Hz. Musa’nın eline, dudak ise Hz. İsa’nın nefesine benzetilir. Bu imgeler, Avnî’nin yalnızca duygulu değil, aynı zamanda kültürel derinliği olan bir şair olduğunu gösterir.</p>
<p>Yine aynı şiirden şu beyit, onun sanat anlayışındaki inceliği ortaya koyar:</p>
<p><strong>“Bu hüsn-ü Hudâyî ki Hudâ sana virüpdür</strong></p>
<p><strong>Mânî-i cihân yazmadı tasvîrüne hem-tâ”</strong></p>
<p>Burada güzellik, ilahî bir armağan olarak görülür. Şair, yeryüzünün en büyük nakkaşının bile bu güzelliğe denk bir suret çizemeyeceğini söyler. Avnî’nin şiirinde güzellik, yalnızca görünen bir şekil değil, ilahî kaynağa uzanan bir işarettir.</p>
<p>Fatih’in şiirlerinde hükümdarlıkla kulluk arasında da dikkat çekici bir gerilim vardır. O, dünya üzerinde sultan olsa da şiirde aşkın ve hakikatin karşısında kul olmayı bilir:</p>
<p><strong>“Bir şâha kulam ki, kulu sultan-ı Cihan’dır</strong></p>
<p><strong>Mihri ruhı şemsi feleğe nur feşandur”</strong></p>
<p>Bu beyitte sultanlık ters yüz edilir. Cihan sultanı olan kişi, gönül dünyasında daha yüce bir şaha kuldur. Bu ifade, klasik şiirin aşk anlayışı içinde okunabileceği gibi, tasavvufî bir teslimiyetin de işareti olarak değerlendirilebilir. Fatih’in şiirlerindeki derinlik, tam da bu çok katmanlı anlam yapısından doğar.</p>
<p>Avnî’nin şiir dili, döneminin imkânları içinde sade, açık ve anlamı önceleyen bir çizgiye sahiptir. Elbette klasik edebiyatın mazmunları, mecazları ve sembolleri şiirlerinde yer alır; fakat o, sözü yalnızca sanat göstermek için kullanmaz. Onun mısralarında fikir, duygu ve estetik birlikte yürür. Bu yüzden Avnî, yalnızca “şiir yazan bir padişah” değil, şiirin ne olduğunu bilen bir sanatkârdır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in edebî yönünü anlamak, onun tarihî kişiliğini de daha doğru kavramamızı sağlar. Çünkü şiir, insanın iç dünyasını ele verir. Surların önünde kararlı duran hükümdar ile gazellerinde aşkın gam çölünü ülke bilen şair aynı kişidir. Bu birliktelik, Fatih’i daha derin ve daha zengin bir şahsiyet hâline getirir. Onda akıl ile hayal, kudret ile zarafet, devlet ile sanat, fetih ile hikmet aynı merkezde buluşur.</p>
<p>Sonuç olarak diyebiliriz ki  Fatih Sultan Mehmed, yalnızca İstanbul’u fetheden büyük hükümdar değil, aynı zamanda kelimenin imkânlarını bilen, şiirin inceliğini duyan, güzelliğin ve faniliğin farkında olan bir şair sultandır. “Avnî” mahlasıyla yazdığı mısralar, onun gönül dünyasından bize kalan zarif izlerdir. Kılıcıyla çağ değiştiren Fatih, kalemiyle de ruhunun derinliklerini tarihe bırakmıştır.</p>
<p>Onu büyük yapan yalnızca fethettiği şehirler değil; kurduğu medeniyet ufkudur. Ve bu ufkun içinde şiirin, sanatın, ilmin ve hikmetin özel bir yeri vardır. Fatih’i anlamak isteyenler, surların önündeki toplara baktıkları kadar, Avnî’nin mısralarındaki iç sese de kulak vermelidir. Çünkü bazen bir hükümdarın en derin tarafı, fetih meydanlarında değil, bir gazelin sessiz beyitlerinde saklıdır.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed Han’ın 545. vefat yıl dönümü vesilesiyle, çağ açıp çağ kapatan bu büyük cihan sultanını rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyorum.</p>
<p>İlmi, irfanı, sanatı ve fetih ruhunu aynı potada eriten bu müstesna şahsiyet, yalnızca bir devrin değil, asırlar boyu sürecek bir medeniyet tasavvurunun da mimarı olmuştur. Mayısın son haftası İstanbul fetih(29 Mayıs) vesilesiyle İstanbul, Fetih ve Fatih Sultan Mehmed’in çok yönlü şahsiyetini daha geniş bir perspektiften ele alacağız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/edebiyatin-fatihi-fatih-sultan-mehmed/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-istanbulensis-siir-festivali-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-istanbulensis-siir-festivali-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 May 2026 08:04:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis ne]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis nerede]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis şiir festivali]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis şiir festivali ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis şiir festivali nerede]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis şiir festivali tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbulensis tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir festivali]]></category>
		<category><![CDATA[şiir festivali ne zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9616</guid>

					<description><![CDATA[12. Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali, 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Sultanbeyli’de yapılacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>12. Uluslararası İstanbulensis Şiir Festivali, 6-8 Mayıs 2026 tarihlerinde İstranbul Sultanbeyli’de gerçekleştirilecek.</p>
<p>Organizasyon Komitesinden alınan bilgiye göre;</p>
<p>Bugüne kadar <strong>İstanbulensis</strong> Şiir Festivali kapsamında 60 farklı ülkeden 130 yabancı şair ve Türkiye’den 170 şair Sultanbeyli’de ağırlandı. Bu yönüyle festival, yalnızca ilçenin değil; İstanbul’un ve ülkemizin kültür hayatında da güçlü bir iz bıraktı.</p>
<p>Festivale geçtiğimiz yıl 10 yerli, 4 yabancı şair katıldı. Bu yıl ise ana programda 13 yerli, 4 yabancı şairin, farklı programlar ve buluşmalar kapsamında ise 30’un üzerinde şairin iştirak edeceği bildirildi. Bu festivalle şiirin Sultanbeyli’de daha güçlü yankılanması; gençlerimizin şiirle, edebiyatla ve düşünceyle daha sağlam bir bağ kurması hedefleniyor.</p>
<h3>TÜRKİYE&#8217;DEN VE DÜNYADAN BİRÇOK ÖNEMLİ İSİM İŞTİRAK EDECEK</h3>
<p>Açılışı 6 Mayıs Çarşamba günü saat:19:00 da Aydos Kalesi’nde yapılacak olan festivale katılacak şairlerin ismleri ise şöyle;</p>
<p><strong>Türkiye:</strong> Ali Bal, <strong>Ali Günvar,</strong> Atilla Yaramış, <strong>Bilal Can,</strong> Celâl Fedai, <strong>Eray Sarıçam,</strong> Hüseyin Atlansoy, <strong>Leyla Arsal,</strong> Ömer Hatunoğlu<strong>, Ömer Yalçınova,</strong> Sevgi Yerlioğlu Demirci, <strong>Yunus Emre Altuntaş,</strong> Zeynep Arkan</p>
<p><strong>Tataristan:</strong> Gülnaz Cihan</p>
<p><strong>İran:</strong> Hamid Ahmedzade</p>
<p><strong>Filistin:</strong> Semir Mahmud Atiye</p>
<p><strong>Irak:</strong> Suphi Saatçi</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9620" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Istanbulensis-Siir-Festivali-2026.jpeg" alt="" width="750" height="919" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Istanbulensis-Siir-Festivali-2026.jpeg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Istanbulensis-Siir-Festivali-2026-392x480.jpeg 392w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/uluslararasi-istanbulensis-siir-festivali-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Dili, 892. sayısıyla okurun karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-892-sayisiyla-okurun-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-892-sayisiyla-okurun-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 14:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[süreli dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[tdk türk dili dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili dergisi bu ay]]></category>
		<category><![CDATA[türk dili dergisi yeni sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9610</guid>

					<description><![CDATA[Türk Dil Kurumu tarafından neşredilen Türk Dili Dergisi nin Nisan 2026 sayısı çıktı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dili Dergisi&#8217;nin 892.sayısı raflardaki yerini aldı.</p>
<p>Bu sayıda İsmail Karakurt, Nazım Payam, Salim Nizam, Recai Özcan, Ersin Özarslan gibi birçok ismin yazıları yer aldı.</p>
<p><strong>Bu sayıda bulunan isimler ve yazı başlıkları şu şekilde: </strong></p>
<p>İsmail Karakurt &#8211; Tabiat Günlüğü: Büyü İçinde Yuvarlanıyor İlkyaz</p>
<p>Merve Sevde Selvi &#8211; Bana Kimse</p>
<p>Nazım Payam &#8211; Ben Kokusu</p>
<p>İdris Nebi Uysal &#8211; İki Günlük Dünya</p>
<p>Salim Nizam &#8211; Hacı Yusuf’un Seksen Bir Gecesi</p>
<p>Suavi Kemal Yazgıç &#8211; Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası</p>
<p>Recai Özcan &#8211; Sonrası…</p>
<p>Durmuş Beyazıt &#8211; Yokluklar</p>
<p>Ersin Özarslan &#8211; İl Tutma Vasfında</p>
<p>Zeynep Karaca &#8211; Prof. Dr. Abdullah Uçman’la Saatleri Ayarlama Enstitüsü Üzerine 20 Ders Hakkında Bir Söyleşi</p>
<p>Abdullah Uçman &#8211; Mahur Beste Üzerine Notlar</p>
<p>Yunus Alıcı &#8211; Prof. Dr. İnci Enginün ile Çağdaş Türk Edebiyatı Üzerine</p>
<p>Adnan Gül &#8211; İyi ki Böyle Buyurdunuz</p>
<p>Yunus Emre Altuntaş &#8211; Modern Şiirde Poetik Bir Kırılma Olarak Paul Valéry</p>
<p>Orhan Tepebaş &#8211; Anafor</p>
<p>Sadettin Özçelik &#8211; Dede Korkut Kitabı’ndaki Üç Kahramanın Adını Yeniden Okumak: Begel, Busat, İmran</p>
<p>Sibel Oğuz &#8211; Han’ın Arka Kapıları</p>
<p>Gürol Pehlivan &#8211; O</p>
<p>Gülüzar Yücel &#8211; Günlük Üç Yüz Kelimeyle mi Konuşuyoruz?</p>
<p>Tarık Özcan &#8211; Hürrem Sultan</p>
<p>Ayşe Ünüvar &#8211; Kimse Bir Şey Bilmiyor, Herkes Her Şeyi Biliyordu</p>
<p>Abdurrahman Günay &#8211; Çok Eskiden…</p>
<p>Cantürk Coşkun &#8211; Minnettar</p>
<h3>Kitaplık</h3>
<p>İsa Gürler &#8211; Akademide Bir Tevarüs Hikâyesi: Meslekte 40. Yılı İçin Öğrencilerinden Prof. Dr. İbrahim Şahin’e Armağan</p>
<p>Ferahfeza Erdoğan &#8211; İstanbul Öyküleri</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9612" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dili-Dergisi-Nisan-Kapak-on-470x705-1.jpg" alt="" width="470" height="705" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dili-Dergisi-Nisan-Kapak-on-470x705-1.jpg 470w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Turk-Dili-Dergisi-Nisan-Kapak-on-470x705-1-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 470px) 100vw, 470px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/turk-dili-892-sayisiyla-okurun-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkent Ankara Öykü Günleri başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/baskent-ankara-oyku-gunleri-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/baskent-ankara-oyku-gunleri-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 16:10:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[A. Galip]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Ataşçı]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Gerger]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Antmen]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış İnce]]></category>
		<category><![CDATA[başkent ankara öykü günleri]]></category>
		<category><![CDATA[başkent ankara öykü günleri tarih]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ethem Baran]]></category>
		<category><![CDATA[ezel akay]]></category>
		<category><![CDATA[Fadime Uslu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Atila]]></category>
		<category><![CDATA[Gürsel Korat]]></category>
		<category><![CDATA[İnci Gürbüzatik]]></category>
		<category><![CDATA[Kerime Şenyücel]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Turan]]></category>
		<category><![CDATA[Nizamettin Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Köse]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9600</guid>

					<description><![CDATA[Ankara, 8–9–10 Mayıs 2026 tarihlerinde üç gün sürecek kapsamlı bir edebiyat etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara, 8–9–10 Mayıs 2026 tarihlerinde üç gün sürecek kapsamlı bir edebiyat etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Uluslararası Öykü Günleri Derneği ile Çankaya Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Başkent Ankara Öykü Günleri, öykü, edebiyat, felsefe ve sanatın farklı disiplinlerini bir araya getirecek.</p>
<p>Etkinlikler Nazım Hikmet Kültür Merkezi ile Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi bünyesindeki Sabahattin Ali Salonu’nda gerçekleştirilecek.</p>
<h3>ÜÇ GÜNE YAYILAN ZENGİN PROGRAM</h3>
<p>Programın ilk günü olan 8 Mayıs’ta, dijitalleşme çağında okur tanımları, edebiyatın hakikatle ilişkisi ve disiplinlerarası tartışmalar öne çıkıyor. Gün içinde ayrıca Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) sergi açılışı da yer alıyor. Akşam bölümünde ise açılış konuşmalarının ardından “Sözün Toprağında Bir Çınar: Yaşar Kemal” başlıklı sunum, öykü okumaları ve müzik dinletisi gerçekleştirilecek.</p>
<p>9 Mayıs Cumartesi günü, öykü okumalarıyla başlayacak etkinlikler; “okumanın birlikte kurulan hafızası”, “Ankara’nın öykü renkleri” ve göç temalı anlatılar üzerine panellerle devam edecek. Günün son oturumunda ise resim, fotoğraf ve heykel gibi sanat dallarının öyküyle ilişkisi ele alınacak</p>
<p>10 Mayıs Pazar günü programı, öykü okumalarıyla açılacak; “kitle kültürü ve sanatın direnci”, “metinden görüntüye anlatımın dönüşümü” ve sinema-öykü ilişkisi gibi başlıklarla devam edecek. Kapanış oturumunda Anadolu’dan sinemaya uzanan hikâye anlatıcılığı tartışılacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9601" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-ic.jpg" alt="" width="695" height="441" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-ic.jpg 695w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-ic-540x343.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 695px) 100vw, 695px" /></p>
<h3>GENİŞ KATILIMLI KÜLTÜR-SANAT İŞBİRLİĞİ</h3>
<p>Etkinliğe çok sayıda kurum ve kültür-sanat yapısı destek veriyor. Bunlar arasında Ankara Kent Konseyi, AKK Kültür Sanat Meclisi, Ankara Kültür Sanat Platformu, Anadolu Sanat Tarihçileri Derneği ve Kıbrıs, Balkanlar, Avrasya Türk Edebiyatları Kurumu Derneği yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca bağımsız yayın ve medya yapıları olan Öteki Eleştiri, Karnavaldergi, Kıyı Kültür Sanat Dergisi, Detay Sanat, Çay Arası TV ile Rene Yazı Evi, Teşup Kitabevi ve Hotel Cinnah da destekçiler arasında bulunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-9606" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku.jpg" alt="" width="221" height="300" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku.jpg 550w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-354x480.jpg 354w" sizes="auto, (max-width: 221px) 100vw, 221px" /></p>
<h3>EDEBİYATIN ÇOK KATMANLI BULUŞMASI</h3>
<p>Başkent Ankara Öykü Günleri, yalnızca öykü okumalarıyla sınırlı kalmayan; düşünsel tartışmaları, disiplinlerarası etkileşimi ve kolektif üretimi merkeze alan yapısıyla dikkat çekiyor. Üç gün boyunca yazarlar, akademisyenler, sanatçılar ve okurlar aynı zeminde buluşarak edebiyatın bugünü ve geleceği üzerine söz kuracak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9605" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Ankara-oyku-gunleri.jpg" alt="" width="550" height="693" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Ankara-oyku-gunleri.jpg 550w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Ankara-oyku-gunleri-381x480.jpg 381w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<h3>PROGRAMDA ÖNE ÇIKAN İSİMLER</h3>
<p>Başkent Ankara Öykü Günleri, edebiyat ve sanat dünyasından çok sayıda ismi bir araya getiriyor. Programda yazarlar Gürsel Korat, Barış İnce, Fadime Uslu, Abdullah Ataşçı ve Ethem Baran yer alıyor. Etkinlikte ayrıca ünlü yönetmen Ezel Akay ve ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy da katılımcılar arasında bulunuyor. Akademi ve edebiyat eğitimi alanından Beliz Güçbilmez ile Çiğdem Ülker de programda yer alan isimler arasında.</p>
<p>Programda ayrıca İnci Gürbüzatik, Adnan Gerger, Nizamettin Uğur, Fatih Atila, A. Galip, Ahmet Antmen, Metin Turan, Kerime Şenyücel ve Zafer Köse, Mehmet Özer gibi çok sayıda önemli isim de bulunuyor</p>
<h3>ÇOCUKLAR BU YIL DA UNUTULMADI</h3>
<p>Başkent Ankara Öykü Günleri’nde, çocuklara yönelik etkinlikler bu yıl da programın önemli bir parçasını oluşturuyor. Uluslararası Öykü Günleri Derneği ile Çankaya Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen etkinlik kapsamında, üç gün boyunca farklı yaş gruplarına hitap eden atölyeler gerçekleştirilecek.</p>
<p>8 Mayıs Cuma günü okul öncesi çocuklara yönelik atölyeler, Martı Kreşi, Uğur Böceği Kreşi ve Atlas Kreşi’nde yapılacak. Programda yaratıcı drama, resimli kitap incelemeleri, müzik ve sanat etkinlikleri yer alıyor. Eğitmenler arasında Ayşe Bağırıcıoğlu, Prof. Dr. Aysel Köksal Akyol, Aysel Çiçek, Sultan Irmak, Hatice Temiz, Ayşe Alboyacı, Özlem Onur ve Yıldız Kaya bulunuyor.</p>
<p>9 Mayıs Cumartesi günü ise etkinlikler daha geniş yaş gruplarına açılıyor. Dilekler Çankaya Evi, Karapınar Çankaya Evi ve Kırkkonaklar Çankaya Evi’nde gerçekleştirilecek atölyelerde çocuklar; yazma, drama, mitoloji, keşif ve birlikte üretme temaları etrafında bir araya gelecek. Programda Hicret Aydoğar Gülsaçan, Serap Kurt, Pelin Gezeryel, Mukaddes Pekgöz, Özgür Deniz Adıgüzel ve Nil Doğan Tangal gibi isimler yer alıyor.</p>
<p>10 Mayıs Pazar günü ise Anneler Günü kapsamında özel bir içerik hazırlandı. Karapınar Çankaya Evi’nde düzenlenecek etkinliklerde anneler ve çocuklar birlikte üretim yapacak. Annelere yönelik atölyeler Gülüş Türkmen ve Hicret Aydoğar Gülsaçan tarafından yürütülürken, çocuklar için drama ve çeşitli etkinlikler Yıldız Kaya, Mehmet Karakoca, Emine İbiş ve Sevil Kaya’nın katılımıyla gerçekleştirilecek.</p>
<p>Başkent Ankara Öykü Günleri kapsamındaki çocuk atölyeleri, farklı yaş gruplarına hitap eden içerikleriyle çocukların yaratıcılıklarını geliştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9604" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-2.jpg" alt="" width="550" height="573" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-2.jpg 550w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Baskent-ankara-oyku-gunleri-2-461x480.jpg 461w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/baskent-ankara-oyku-gunleri-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhit&#8217;in Mayıs 2026 sayısı Hüsrev Hatemi dosyasıyla çıktı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhitin-mayis-2026-sayisi-husrev-hatemi-dosyasiyla-cikti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhitin-mayis-2026-sayisi-husrev-hatemi-dosyasiyla-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 May 2026 07:08:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi kim]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev hatemi muhayyer sünbüle]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim Muhit dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim tenekeci kim]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim tenekeci kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim tenekeci Muhit]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[muhayyer sünbüle]]></category>
		<category><![CDATA[muhayyer sünbüle şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Muhit dergisi mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Muhit dergisi mayıs sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[muhit son sayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9593</guid>

					<description><![CDATA[Aylık Edebiyat Dergisi Muhit'in Mayıs 2026 sayısı, geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Hüsrev Hatemi dosyasıyla raflardaki yerini aldı.  ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şair ve yazar İbrahim Tenekeci yönetiminde aylık yayımlanan Muhit , edebiyat dünyasındaki yürüyüşünü sürdürüyor.</p>
<p>2026 Mayıs sayısında Geçtiğimiz ay 2 Nisan tarihinde kaybettiğimiz Prof. Dr. Hüsrev Hatemi&#8217;nin şairlik, yazarlık ve düşünce dünyası ayrıntılı bir biçimde inceleniyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9597" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Muhit-dergisi-2026-mayis.jpg" alt="" width="600" height="800" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Muhit-dergisi-2026-mayis.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Muhit-dergisi-2026-mayis-360x480.jpg 360w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h3>HÜSREV HATEMİ DOSYASI</h3>
<p>İbrahim Tenekeci &#8220;İyi Bilirdik&#8221; başlıklı yazısında daktilo edilmemiş şiirlerden eski reçetelere, derin hatıralardan yarım kalmış dosyalara uzanan hüzünlü bir vefa yazısıyla uzun yıllara yayılan şahitliğini yazıyor.</p>
<p>Sibel Eraslan, &#8220;Bir Derviş, Bir Şair ve Tabib-El Kulub&#8221; başlıklı yazısında Hatemi&#8217;nin aziz hatırasını selamlıyor. Kemal Sayar, hüzün ile neşeyi aynı mısrada buluşturan hocasına duyduğu özlemi, &#8220;Çelebi bizi unutma&#8221; nidasıyla kâğıda döküyor.</p>
<p>Mahmut Bıyıklı, kalemini şefkatle kullanan, kimseyi incitmeden hicveden ve &#8220;devr-i kadîm&#8221; nezaketini günümüze taşıyan Hatemi&#8217;nin şahsiyetini anlatıyor. Orhan Özekinci, hocanın, &#8220;Benden sonra anlatırsın&#8221; diyerek emanet ettiği rüyaları ve derin hatıraları ilk kez gün yüzüne çıkarıyor.</p>
<p>Ahmet Özdinç, Hatemi&#8217;nin tıp dünyasındaki ağırlığını &#8220;Hâzık Hekim Hüsrev Bey&#8221; başlığıyla kaleme alıyor. Beşir Ayvazoğlu, toplumun sancılı değişimlerini şiirine işleyen Hatemi&#8217;nin, klasik edebiyatı modern bir fanteziye dönüştüren dehasını inceliyor.</p>
<p>Mehmet Nuri Yardım, Hatemi&#8217;yi &#8220;hasbiliğin alamet-i farikası&#8221; olarak nitelerken Muhsin Macit, Türk şiir geleneğini bir bütün olarak kucaklayan şair kimliğine odaklanıyor. Mustafa Akar, hocanın şahsiyetindeki dengeyi &#8220;şiirle dizginlenmiş bir zekâ ve neşeli bir hüzün&#8221; sözleriyle tarif ediyor. Müslim Coşkun, hastalığın bitkinliğine rağmen nezaketinden ödün vermeyen Hatemi&#8217;nin, son yazısından cenaze merasimine uzanan vakur veda yolculuğuna şahitlik ediyor.</p>
<p>Hüseyin Akın, Hatemi&#8217;nin, ölüm şairi olmayı reddeden ama ölümü hayatın tam ortasına yerleştiren şiir dünyasını aralıyor. Selahattin Yusuf, Ömür Süvarisi eserinden süzülen hürmet dolu bir portre sunuyor.</p>
<p>Ahmet Edip Başaran etimolojiyi hayatla, şiiri musikiyle ve dili imanî bir nezaketle harmanlayan Hatemi dünyasını işliyor.</p>
<p>Osman Toprak, Hatemi&#8217;nin &#8220;il, dil ve din&#8221; sacayağı üzerine inşa ettiği düşünce dünyasını aktarıyor.</p>
<p>Yağız Gönüler, hocanın &#8220;New İstanbul&#8221; korkusundan mezar taşı okumalarına uzanan estetik derinliğini yazıyor. Bekir Salih Yaman, Hüsrev Hatemi&#8217;nin doğumundan vefatına uzanan yaşam çizgisinin izini sürüyor. Hasan Aycın, Hatemi&#8217;nin beyaz önlüklü çelebi duruşunu ve Zarifoğlu&#8217;nu sahiplenişindeki o unutulmaz insani hassasiyeti yâd ediyor.</p>
<p>Muhit, Ağustos 2020 sayısında Hüsrev Hatemi dosyasında yer alan ancak bugün aramızda olmayan iki kıymetli yazarın yazılarını, bu veda ve vefa dosyasında yeniden okurla buluşturuyor: Mevlâna İdris, kadim bilgelikle modern hayatı birleştiren Hatemi&#8217;yi hem mikroskobun hem de dürbünün merceğinden süzülen o eşsiz üslubuyla yâd ediyor. Sadık Battal, Hüsrev Hatemi&#8217;nin rüyalara uzanan kıymetli emanetlerini ve dünyada yarım kalan her şeyin ebedî tamamlanışını o dervişane kalemiyle aktarıyor.</p>
<h3>DAİMA ŞİİR</h3>
<p>Mehmet Fatih Öz&#8217;ün &#8220;Anlamak İçin Henüz Erken&#8221; isimli şiirini Seyyid Ensar &#8220;Herhangi Bir Adam&#8221;, Murat Güzel&#8217;in &#8220;Hükümsüz Bir Hayatı Anlatırken Gördüğüm Kâbus&#8221; isimli şiiri takip ediyor. Nurullah Genç, Mehmet Tepe, Fatih Şahin, Yunus Karadağ, Yunus Emre Güneş, Dilara Ayşe Akdeniz, Liya Zerya, Mehmet Aycı ve Rıdvan Kadir Yeşil bu sayının diğer şairleri.</p>
<p>Hüsrev Hatemi&#8217;nin kendi el yazısıyla kâğıda döktüğü &#8220;Muhayyer Sünbüle&#8221; isimli şiiri, bu özel sayının arka kapağını süslüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9596" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Husrev-hatemi-muhayyer-sunbule-siiri.jpg" alt="" width="1080" height="1385" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Husrev-hatemi-muhayyer-sunbule-siiri.jpg 1080w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Husrev-hatemi-muhayyer-sunbule-siiri-374x480.jpg 374w" sizes="auto, (max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></p>
<h3>ÖYKÜ, DENEME</h3>
<p>Mayıs sayısının öykü sayfalarını &#8220;Askı&#8221; isimli öyküsüyle Eyyüp Akyüz ve &#8220;Şahane Dünya&#8221; isimli öyküsüyle Turan Karataş zenginleştiriyor.</p>
<p>Ömer Lekesiz; akıl, kalp ve hayal ekseninde insanın hakikatle kurduğu bağı İslâm düşüncesi ve tasavvufun imkânlarıyla yeniden yorumluyor. Soner Karakuş, kendine has üslubuyla sürdürdüğü yazı dizisine bir yenisini eklerken; Ali Emre &#8220;Küresel Şehrâyin, Yöresel Yas&#8221; başlıklı yazısında küresel eğlence endüstrisinin uyuşturucu parıltısı ile mazlum coğrafyaların görünmez kılınan yası arasındaki kopukluğu mercek altına alıyor.</p>
<p>Kâmil Yeşil; Türk milletinin bin yıllık vatan toprağında (Türkeli) İslâm ile yeniden inşa edilişini ve bu coğrafyadan başka bir istikbalimizin olmadığı gerçeğini bir analojiyle ortaya koyuyor. Âdem İnce, dijital çağın aile üzerindeki istilasına dikkat çekerken aileyi; merhamet, ahlâk ve ekranlardan arınmış muhabbetle korunması gereken manevi bir kale olarak nitelendiriyor. Murat Erol, insan sayısınca çoğalan anlam göreceliliğinin yarattığı kaosu aşmanın yolunu, müşterekliklerde ve samimiyete dayalı bir manevi iklim mutabakatında arıyor. Muhammet Enes Kala, dijital çağda insanın karar süreçlerini makinelere devrederek sorumluluktan kaçışını sorguluyor ve özgürlüğün, ancak vicdanın sesini dinleyen, irade sahibi bir özne kalmakla mümkün olduğunu savunuyor. Zeki Bulduk, Dursun Çiçek, Mustafa Özçelik, Abdullah Harmancı ve Yusuf Emre Şen inceleme ve değerlendirme yazılarıyla bu sayıya omuz veren diğer isimler oluyor.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/muhitin-mayis-2026-sayisi-husrev-hatemi-dosyasiyla-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hece, Mayıs 2026 sayısıyla okurun karşısında</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-mayis-2026-sayisiyla-okurun-karsisinda/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-mayis-2026-sayisiyla-okurun-karsisinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 16:50:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[hece]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergi]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi 2026]]></category>
		<category><![CDATA[Hece dergisi 353]]></category>
		<category><![CDATA[hece dergisi son sayı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9587</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatının önde gelen dergilerinden Hece, 353. sayısıyla okurun karşısına çıktı. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hece dergisi, 2026 Mayıs sayısıyla raflardaki yerini aldı. Bu sayıda da Nisan 2026 sayındaki şiir ve rap konusunun devamı işlendi.</p>
<p>Rap özel bölümünde Meryem Nakiboğlu, &#8220;Sözden Şiire, Şiirden Rap’e Ezeli Yolculuk&#8221;  başlıklı yazısıyla yer aldı.</p>
<p>Hece&#8217;nin yayın kurulunda da bulunan Eyyüp Akyüz ise &#8220;Şiire Selam Duran Rap Şarkıları&#8221; ile okurun karşısına çıktı.</p>
<p>Şiir ve Rap Özel 2 sayısına Musa Gürel, Mehmet Aycı, Nursel Uyanıker, Rıdvan Tulum, Atakan Yavuz, Oktay Türkoğlu ve Yunus Emre Altuntaş da katkı sundu.</p>
<p>Hatice Bildirici&#8217;nin Avluda Karşılama&#8217;sı ile okuru selamlayan Hece&#8217;nin bu sayısında şu başlıklar ve yazarlar bulundu:</p>
<p>İLLÜSTRASYON</p>
<p>Zeynep Hilal Özder</p>
<p>EŞİK</p>
<p>İbrahim Demirci, Şair Cevdet Paşa</p>
<p>ŞİİR</p>
<p>Turan Koç, Eslâfın Sesine Koşulmak</p>
<p>İhsan Deniz, Amfizem</p>
<p>Faruk Uysal, Köpek Kimseye Ad Sormaz</p>
<p>Ali K. Metin, Entropi Hafakanı</p>
<p>Mustafa Muharrem, Çaylaklara Müjde</p>
<p>Emre Öztürk, Aramızdan Dolaşan</p>
<p>Sinan Davulcu, Yağmura Sayılan Günler</p>
<p>Mustafa Ruhi Şirin, Gülerek Harita Çizmek</p>
<p>Eyüp Erhun Köse, Taşın Şekli</p>
<p>Ahmet Yılmaz, Trik Trak Trik Trak</p>
<p>Doğanay Dağlar, Mukaddesatıma İş Başvurusu</p>
<p>Hale Yenihançer, Tan Yerine İtiraf</p>
<p>Cihan Yıldız, Kıtmir Barınakta</p>
<p>Esra Kuş, Adem”in Yırtık Yakası Yoktur</p>
<p>ÇEVİRİ ŞİİR</p>
<p>Adonis, Parçalar, Türkçesi: İbrahim Demirci</p>
<p>Robert Frost, İnançlarında Serbesttiler, Türkçesi: Faruk Uysal</p>
<p>HECE&#8217;DE İLKLER</p>
<p>Baha Polat, Kuşku ve Kuş</p>
<p>SÖYLEŞİ</p>
<p>Enis Batur, Çarpılmamak İçin Cinin Dilini Öğrenmek…</p>
<p>BİR YARGICIN ANLATISI</p>
<p>Alpaslan Azapağası, Yargıcın Nezaketi Üzerine</p>
<p>DOSYA: ŞİİR VE RAP &#8211; II</p>
<p>Selçuk Küpçük ile Söyleşi, Mehmet Akif Bıyıklı</p>
<p>Meryem Nakiboğlu, Sözden Şiire, Şiirden Rap’e Ezeli Yolculuk</p>
<p>Eyyüp Akyüz, Şiire Selam Duran Rap Şarkıları</p>
<p>Musa Gürel, İmgeden Sokağa: Şiir Ve Rap’te Suçun ve Şiddetin Dili</p>
<p>Mehmet Aycı, “Bu Hayatın Heyecanı Meyecanı Yok”</p>
<p>Nursel Uyanıker, Ritim, Kafiye ve Aykırı Kültür: Yerelleşme Sürecinde Türkçe Rap’in Sosyo-Kültürel Dönüşümü ve Toplumsal İşlevleri</p>
<p>Rıdvan Tulum, Bir İhtimaldi ve Güzeldi: Türk Rap’i ve Türk Şiiri</p>
<p>Atakan Yavuz, Geçirgenlik Alanını Diri Tutmak</p>
<p>Oktay Türkoğlu, Bir Pesimistin Gözyaşları ve Hayalet Islığı Albümleri Üzerinden Türkçe Rap’te Sözel Estetik ve Müzikal Yapı</p>
<p>Yunus Emre Altuntaş, Şiirin Ritmle Dansı: Rap Müzik</p>
<p>YAZI</p>
<p>Mehmet Narlı, Zor Tartışma: Edebiyatta Derinlik</p>
<p>HECE POSTASI</p>
<p>Faruk Uysal</p>
<p>MÜZİĞİN İZİNDE</p>
<p>Mahir Nakip, Azerbaycan Müziği ve Biz</p>
<p>GÖRME DENEMELERİ</p>
<p>Gülsen Kıraç, Unutuşun ve Hatırlamanın Etik Metaforu: Çiçekler</p>
<p>YAZI</p>
<p>Ejder Turan, Antik Yunan Mitolojisinde Kaos ve Kozmos Gerilimi</p>
<p>HARİKULADE EPİKTEN FANTASTİK ANLATIYA</p>
<p>Gönül Yonar, Türk Epik Metinleri III: Kahramanın Serüvenleri</p>
<p>DENEME</p>
<p>Şükriye Şen, Yüreğin Nerede?</p>
<p>BAŞKA BAKIŞ</p>
<p>Mehmet Solak, Türler Arası…</p>
<p>ŞEHİR, EDEBİYAT VE HATIRLAMA</p>
<p>Hacer Yeğin Güneş, Kapalı Kapılarla Kendine Varmak</p>
<p>SİNEMA</p>
<p>Mehmet Kırtorun, Bir Sürgün Hanedanının Anatomisi:</p>
<p>Panah Panahi’nin “İnsanlık Komedyası” ve Öze Dönüş Hicreti</p>
<p>PORTRE</p>
<p>Mehmet Aycı, Tanpınar Romanlarından Çıkıp Gelen Bir Kadın</p>
<p>ŞAİRİN ALFABESİ</p>
<p>Yunus Emre Altuntaş, Modern Şiirde Dil ve Sözdizimi – II</p>
<p>KİTAPLIK</p>
<p>Semih Diri, Bireyden Kolektif Bilince Postmodern Bir Yolculuk: Bu Cenazeyi Bana Lütfeder misiniz?</p>
<p>Tarık Ateş , Yeni Bir Dergi</p>
<p>Büşra Tektaş, İnsan’ın Anlam Arayışının Bir Tezahürü: Nesnelerin Dünyası</p>
<p>Âdem Yazıcı, Uzatılmış Bir Yas ve Şafak Çelik Şiirinde Ana İzlek</p>
<p>Mustafa Uçurum, Hekimlik ile Şiir Arasında Bir Ömür; Hüsrev Hatemi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9588" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Hece-dergisi-turk-rep-ozel-sayisi.jpg" alt="" width="750" height="1125" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Hece-dergisi-turk-rep-ozel-sayisi.jpg 750w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/Hece-dergisi-turk-rep-ozel-sayisi-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/hece-mayis-2026-sayisiyla-okurun-karsisinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bugün, edebiyatımızın çınarlarından Ömer Faruk Akün&#8217;ün 10. ölüm yıl dönümü</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bugun-edebiyatimizin-cinarlarindan-omer-faruk-akunun-10-olum-yil-donumu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bugun-edebiyatimizin-cinarlarindan-omer-faruk-akunun-10-olum-yil-donumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 06:16:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[faruk akün tdv islam ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ömer faruk akün]]></category>
		<category><![CDATA[ömer faruk akün kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[ömer faruk akün kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[ömer faruk akün vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9573</guid>

					<description><![CDATA[Bugün, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Edebiyat Tarihçisi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Ömer Faruk Akün'ün ölümünün 10'ncu sene-i devriyesi. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 2 Mayıs, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, Edebiyat Tarihçisi, Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Ömer Faruk Akün&#8217;ün ölümünün 10&#8217;ncu sene-i devriyesi.</p>
<h3>ÖMER FARUK AKÜN KİMDİR?</h3>
<p>5 Nisan 1926 tarihinde İstanbul&#8217;da eve geldi. İstanbul Kabataş Erkek Lisesi&#8217;nin ardından İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&#8217;nü bitirdi.</p>
<p>1951 senesinde asistan olarak İstanbul Üniversitesi&#8217;nde kariyerine başladı. 1971 yılında ise profesör oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat bölümü Yeni Türk Edebiyatı anabilim dalı başkanlığı görevlerini yürüttü.</p>
<p>Uzun seneler, Yeni Türk Edebiyatı dersleri verdi. Akün, özellikle Tanzimat dönemi Türk edebiyatı ve Abdülhak Hâmid Tarhan üzerine ihtisas yapmıştır. Aynı zamanda Türk Dil Kurumu Bilim Kurulu üyeliğinde bulunmuştur.</p>
<p>Yine edebî metin şerhleri ve biyografi çalışmaları yapmış olan Akün, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi&#8217;ndeki birçok konuya katkı sunmuştur.</p>
<p>2 Mayıs 2016&#8217;da vefat eden Akün, İstanbul Karacaahmet Mezarlığı&#8217;na defnedilmiştir.</p>
<p>Öğrencileri tarafından &#8220;Akün Hoca&#8221; olarak anılan Akün, Türklük bilincine önem vermiştir. Ayrıca edebi metinlerin bilimsel metotlarla araştırılmasına da ağırlık verirdi.</p>
<h3>KİTAPLARI</h3>
<p><em>-Namık Kemal&#8217;in Mektubları</em> (1972)</p>
<p><em>-Türk Dili Karşısında Türk Münevveri</em> (1982)</p>
<p><em>-Divan Edebiyatı</em> (2013)</p>
<h3>FARUK AKÜN&#8217;ÜN TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİNE KATKI SUNDUĞU MADDELER VE BAŞLIKLAR</h3>
<p>Ahdî, Ahmed Vefik Paşa, Alâeddin Ali Çelebi, Âlî Mustafa Efendi, Atsız Hüseyin Nihal, Bâbür / 2. Bölüm, Bâbürnâme, Bıanchı, Boğaziçi Mehtapları, Bursalı Mehmed Tâhir, Çaylak Tevfik, Deny, Jean, Divan Edebiyatı, Edebiyat Fakültesi, Ertaylan İsmail, Fahim Bey Ve Biz, Fâik Reşad, Fatîn Efendi, Fıtnat Hanım, Gölpınarlı, Gülnar Hanım, Hâfız-I Acem, Hayrullah Efendi, Hayrullah Efendi Târihi, Hazîne-İ Evrâk, Hoca Tahsin, İbnülemin Mahmud Kemal, Kâşgarlı Mahmud, Kilisli Rifat Bilge, Koçi Bey, Lehce-İ Osmânî, Mehmed Fuad Köprülü, Nâmık Kemal</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bugun-edebiyatimizin-cinarlarindan-omer-faruk-akunun-10-olum-yil-donumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nobelli Coetzee, İsrail&#8217;deki edebiyat festivaline katılmayı reddetti</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/nobelli-coetzee-israildeki-edebiyat-festivaline-katilmayi-reddetti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/nobelli-coetzee-israildeki-edebiyat-festivaline-katilmayi-reddetti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 05:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[John Maxwell Coetzee]]></category>
		<category><![CDATA[John Maxwell Coetzee edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[John Maxwell Coetzee edebiyat festivali]]></category>
		<category><![CDATA[John Maxwell Coetzee israil]]></category>
		<category><![CDATA[John Maxwell Coetzee kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Mishkenot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9567</guid>

					<description><![CDATA[Nobel sahibi Güney Afrikalı-Avustralyalı yazar John Maxwell Coetzee, İsrail’de yapılacak edebiyat festivaline katılmayı kabul etmedi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nobel Edebiyat Ödülü sahibi John Maxwell Coetzee’den İsrail’e ret. İsrail’in Gazze&#8217;de soykırım yaptığını söyleyen yazar, İsrail&#8217;de düzenlenecek olan 14. Uluslararası Yazarlar Festivali’ne katılmayacağını belirtti.</p>
<p>Coetzee ayırt etmeden İsrail toplumunun, Gazze’deki vahşetin suçuna ortak olmadığını iddia edemeyeceğini ileri sürdü.</p>
<p>14. Uluslararası Yazarlar Festival, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Mishkenot Sha’ananim kültür merkezinde 25-28 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/nobelli-coetzee-israildeki-edebiyat-festivaline-katilmayi-reddetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstiklalin sesi mısralarda yankılanıyor: Ankara Edebiyat’tan derinlikli bir dosya</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklalin-sesi-misralarda-yankilaniyor-ankara-edebiyattan-derinlikli-bir-dosya/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklalin-sesi-misralarda-yankilaniyor-ankara-edebiyattan-derinlikli-bir-dosya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bahtiyar Vahabzade]]></category>
		<category><![CDATA[e-dergi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal]]></category>
		<category><![CDATA[istiklal edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed İkbal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9563</guid>

					<description><![CDATA[Ankara Edebiyat Dergisi, yeni sayısında istiklal kavramını şiirden düşünceye uzanan çok katmanlı bir yolculukla ele alarak okuru hem estetik hem de fikrî bir muhasebeye davet ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve edebiyat dünyasında dikkat çeken yayınlardan biri olan Ankara Edebiyat Dergisi, Mart-Nisan 2026 tarihli ikinci sayısıyla okur karşısına çıktı. “Edebiyatta İstiklal” temasıyla hazırlanan bu özel sayı, yalnızca bir dosya konusu sunmakla kalmıyor, aynı zamanda edebiyatın düşünsel, kültürel ve tarihsel boyutlarını merkeze alan kapsamlı bir perspektif ortaya koyuyor.</p>
<p>Sadece e-dergi olarak yayımlanan Ankara Edebiyat Dergisi, bu sayısında “istiklal” kavramını dar bir siyasi çerçeveden çıkararak kültürel, ahlaki ve zihinsel özgürlük bağlamında ele alıyor. Edebiyatın yalnızca estetik bir alan olmadığına işaret eden yazılar, aynı zamanda bir direniş ve inşa gücü taşıdığı fikrini güçlü örneklerle destekliyor. Okur, bu yönüyle hem tarihsel bir bilinçle hem de güncel tartışmalarla yüzleşmeye davet ediliyor.</p>
<h3>MEHMET ÂKİF MERKEZLİ ÖZEL DOSYA</h3>
<p>Sayının odak noktasını, Milli Şair Mehmet Âkif Ersoy’un mirası oluşturuyor. Âkif’in yalnızca bir edebiyatçı kimliğiyle değil, aynı zamanda fikir ve aksiyon insanı olarak ele alınması dikkat çekiyor. Bu çerçevede hazırlanan yazılar, edebiyatın toplum üzerindeki dönüştürücü gücünü yeniden gündeme taşıyor.</p>
<p>Dosyada ayrıca Azerbaycan’ın önemli şairlerinden Bahtiyar Vahabzade ve Pakistan’ın milli şairi Muhammed İkbal de Mehmet Âkif ile birlikte değerlendirilerek istiklal fikrinin farklı coğrafyalardaki edebi yansımaları ele alınıyor. Böylece sayı, çok katmanlı ve karşılaştırmalı bir okuma imkânı sunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9546" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-edebiyat-dergisi-sayi-2-mart-nisan-2026-kapak-scaled.jpg" alt="" width="1737" height="2560" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-edebiyat-dergisi-sayi-2-mart-nisan-2026-kapak-scaled.jpg 1737w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ankara-edebiyat-dergisi-sayi-2-mart-nisan-2026-kapak-326x480.jpg 326w" sizes="auto, (max-width: 1737px) 100vw, 1737px" /></p>
<h3>İSTİKLAL MARŞI’NA FARKLI BİR BAKIŞ</h3>
<p>Dergide yer alan dikkat çekici çalışmalardan biri de İstiklal Marşı üzerine yapılan analizler. Marşın yalnızca duygusal bir metin olmadığı; aynı zamanda güçlü bir düşünsel ve matematiksel kurguya sahip olduğu yönündeki değerlendirmeler, okura yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Bunun yanında Türk edebiyatında Millî Mücadele’nin izlerini süren yazılar, edebiyatın toplumsal hafızayı nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.</p>
<h3>MODERN DÜNYAYA ELEŞTİREL YAKLAŞIM</h3>
<p>Bu sayının öne çıkan bir diğer yönü ise modern dünyada kültürel yönlendirme ve zihinsel bağımsızlık konularına getirdiği eleştirel yaklaşım. “Evrensellik” kavramı üzerinden edebiyatın nasıl yönlendirilebildiği sorgulanırken, bu durumun kültürel bağımsızlık açısından doğurabileceği riskler kapsamlı biçimde tartışılıyor.</p>
<h3>SAYIDA YER ALAN YAZILAR</h3>
<p>Ankara Edebiyat Dergisi’nin Mart-Nisan 2026 sayısındaki yazı başlıkları ve yazarlar şu şekilde:</p>
<p>Edebiyatta istiklal şuuru ve Mehmet Âkif Ersoy’un mirası – <strong>Mehmet Poyraz</strong></p>
<p>İstiklal Marşımızdaki matematik – <strong>İbrahim Eryiğit</strong></p>
<p>Bir milletin direniş dili: İstiklâl mücadelesi ve Türk edebiyatı – <strong>Eyüp Beyhan</strong></p>
<p>Bursa’nın işgalinin Mehmet Akif’e hissettirdikleri: Bülbül şiiri – <strong>Müslüm Işıklar</strong></p>
<p>Edebiyatta istiklal diyen “söz büyükleri”nin yaşam iklimi – <strong>Serkan Oral</strong></p>
<p>Edebiyatta istiklal: Akif, İkbal, Vahabzade – <strong>Burhanettin Saygılı</strong></p>
<p>Bir direniş sembolü: Bahtiyar Vahabzade – <strong>İbrahim Eryiğit</strong></p>
<p>Kurt yalnızlığı: Mehmed Çavuş’un hikâyesi – <strong>Abdurrahim Zararsız</strong></p>
<p>Belletmen – <strong>Muhammed Ali Koçak</strong></p>
<p>Alfabe, kimlik ve tarihin sessiz tanıkları: “1926” belgeseli ne anlatıyor? – <strong>Şehla Aslan</strong></p>
<p>Matematik ve şiir üzerine İbrahim Eryiğit ile söyleşi – <strong>Mehmet Poyraz/Talip Işık</strong></p>
<p>İki saray iki çocuk – <strong>Yağmur Erdem</strong></p>
<p>Şairlerin güldüren yüzü – <strong>Mehmet Taştan</strong></p>
<p><a href="https://ankaraedebiyat.com.tr/yayin/ankara-edebiyat-kultur-dergisi-sayi-2/" target="_blank" rel="noopener"><strong>ANKARA EDEBİYAT DERGİSİ&#8217;Nİ ÜCRETSİZ OKUMAK İÇİN</strong></a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/istiklalin-sesi-misralarda-yankilaniyor-ankara-edebiyattan-derinlikli-bir-dosya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çare Dergisinin 27. sayısı çıktı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/care-dergisinin-27-sayisi-cikti/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/care-dergisinin-27-sayisi-cikti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:57:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dergi haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9554</guid>

					<description><![CDATA[2025 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafında yılın dergisi seçilen Fikir, Kültür ve Sanat Dergisi Çare’nin Bahar 2026 Sayısı okurları ile buluştu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2025 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafında yılın dergisi seçilen Fikir, Kültür ve Sanat Dergisi Çare’nin Bahar 2026 Sayısı okurları ile buluştu.</p>
<p>“Sırların sırrına ermek için… Çare” parolası ile çıktığı yolculukta sekizinci yılında emin adımlarla yoluna devam ediyor. Derginin İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ahmet Yeşiloğlu. Bozkırın ortasında bir edebiyat meşalesi gibi parlayan bu taşra dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini ise Mustafa Mete yürütüyor. Yozgat/ Sorgun’dan yayımlanmasına rağmen ulusal çapta ilgi görmeyi başaran dergi, abonelik sistemiyle veya online satış platformlarından temin edilebiliyor.</p>
<p>Hüseyin Aktaş, <strong>Kamil Büyüker,</strong> Mehmet Ali Çakır ve <strong>Mustafa Çiftçi</strong>’nin yayın danışmanlığında baharı karşılayan dergiye katkı sunan kıymetli kalemler kapakta şu şekilde sıralanmış:</p>
<p>Abdurrahman Güzel, Ahmed Güner Sayar, Ahmet Şevki Şakalar, Arif Erdem Akbaş, Aslınur Altan, Ayşe Şahin, Canan Örs, Celal Kapusuzoğlu, E. Ercan Şenel, Ercan Köksal, Fatma Zehra Aydemir, Firuze İşbilir, Furkan Alagöz, Gülizar Betil Özdemir, Gülnaz Eliaçık Yıldız, Harun Karakütük, Hülya Günay, Hüseyin Akbaş, İlhan Kayhan, Kâmil Büyüker, M. Zeki Saka, Mehmet Ali Çakır, Mehmet Önder Karakaş, Mustafa Mete, Selahattin Öztürk, Semanur Bozok Sabuncu, Şener Özdemir, Vural Kaya, Zeliha Tamer Uçar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9558" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.13.47.jpeg" alt="" width="453" height="453" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.13.47.jpeg 1080w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.13.47-150x150.jpeg 150w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.13.47-480x480.jpeg 480w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9557" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.01.jpeg" alt="" width="472" height="632" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.01.jpeg 581w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.01-358x480.jpeg 358w" sizes="auto, (max-width: 472px) 100vw, 472px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-9556" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.19.jpeg" alt="" width="418" height="571" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.19.jpeg 1000w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/WhatsApp-Image-2026-04-30-at-12.14.19-352x480.jpeg 352w" sizes="auto, (max-width: 418px) 100vw, 418px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/care-dergisinin-27-sayisi-cikti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri başlıyor</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/6-ordu-edebiyat-ve-kitap-gunleri-basliyor/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/6-ordu-edebiyat-ve-kitap-gunleri-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[2026 ordu kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[altınordu kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[altınordu kitap günleri]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ordu]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haber]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ordu edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı 2026]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı alanı]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı nerede]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap fuarı tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap günleri]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap günleri ne zaman]]></category>
		<category><![CDATA[ordu kitap günleri tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[ordu mayıs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9540</guid>

					<description><![CDATA[1-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Akyazı Sahili Etkinlik Alanı’ndan gerçekleşecek etkinlikler, yazarların imza günü ve söyleşilerinin yanı sıra kitap fuarı alanıyla da edebiyatseverlere kapılarını açacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun bir aranın ardından Altınordu Belediyesi tarafından geçtiğimiz yıl yepyeni bir konseptle yeniden hayat bulan Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri’nin 6’ncısı için geri sayım başladı. 1-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Akyazı Sahili Etkinlik Alanı’ndan gerçekleşecek etkinlikler, yazarların imza günü ve söyleşilerinin yanı sıra kitap fuarı alanıyla da edebiyatseverlere kapılarını açacak.</p>
<p>Ordu Altınordu Belediyesi&#8217;nden yapılan açıklamaya göre;</p>
<p>Altınordu Belediyesi’nin kültür ve sanat alanında son yıllarda hayata geçirdiği en önemli organizasyonlardan biri olan Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri, bu yıl da geniş katılımlı yapısıyla hem yayın dünyasını hem de okurları aynı çatı altında buluşturacak. Geçtiğimiz yıl yepyeni bir konseptle yeniden hayat bulan Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri’nin bu yıl 6’ncısı için geri sayım başladı. 1–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Akyazı Sahili Etkinlik Alanı’nda gerçekleşecek olan etkinlikte Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda yazar ve şairin yer alarak, okur-yazar buluşmaları ile edebiyatın güncel tartışmaları ele alınacak. Farklı disiplinlerden önde gelen isimlerin ağırlanacağı 10 gün boyunca konserler, tiyatro gösterisi, okur buluşmaları, edebiyat ve tarih atölyeleri de gerçekleşecek.</p>
<h3><strong>ETKİNLİK TAKVİMİ BELLİ OLDU</strong></h3>
<p>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne denk gelen açılış etkinliği, Ordu Kültür Sanat Merkezi’nde saat 15’te DİSK Genel Başkanlığı ve milletvekilliği görevlerinde bulunan Süleyman Çelebi’nin “1 Mayısların Anlamı” adlı söyleşisiyle başlayacak. Ardından saat 16.00’da edebiyatın usta kalemi Ahmet Ümit, “Antik Cinayetler” adlı söyleşisiyle sevenleriyle buluşacak. 10 gün sürecek etkinliklerde Buket Uzuner, Pelin Batu, Cem Seymen, Işıl Işık, İnci Aral, Sinan Yağmur, Kahraman Tazeoğlu, Nurullah Genç, Adora Yağmur, Beyza Alkoç ve Hatice Kübra Tongar başta olmak üzere onlarca yazar, 6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri’ne renk katacak. Etkinliğe dair tüm detaylar ve güncellemeler https://edebiyatvekitapgunleri.altinordu.bel.tr adresi üzerinden takip edilebilecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-9541 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ordu-kitap-fuari-ic-haber.jpg" alt="" width="600" height="413" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ordu-kitap-fuari-ic-haber.jpg 600w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/ordu-kitap-fuari-ic-haber-540x372.jpg 540w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></p>
<h3><strong>BAŞKAN TEPE: KARADENİZ’DE EDEBİYAT RÜZGÂRI ESECEK</strong></h3>
<p>6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri için değerlendirmelerde bulunan Altınordu Belediye Başkanı Ulaş Tepe, “10 gün boyunca Karadeniz’de edebiyat rüzgârı esecek. Geçtiğimiz yılki etkinliklerde her kesimden ve yaştan binlerce kişiyi yazarlarımızla ve kitaplarla buluşturduk. Bu yıl hem etkinliğin gerçekleşeceği alandaki düzenlemelerimizle hem de etkinliğin içeriğindeki zenginleştirmelerle çok daha fazla kitap tutkununun katılımını bekliyoruz. Kitap fuarı bölümünde onlarca yayınevinden binlerce kitabı okurların ilgisine sunacağız. Edebiyatın usta ismi yazarlarımız ise söyleşi ve imza etkinlikleriyle edebiyatseverlerle bir araya gelecek. Toplumsal olarak zor bir süreçten geçtiğimiz bugünlerde iyileşmek ve umudumuzu kaybetmemek adına edebiyata, kültür ve sanata daha çok eğilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzen herkesi kitapların büyülü dünyasına adım atmaya, yepyeni hikâyeler keşfetmeye ve her anı ilham dolu bir yolculuğa çıkmaya davet ediyorum. Her günü ayrı bir buluşmaya sahne olacak 6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri’nde bir arada olmak dileğiyle” dedi.</p>
<h3>YAĞMURA KARŞI ÇADIR ÖNLEMİ</h3>
<p>6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri için hazırlıklar aralıksız bir şekilde devam ediyor. Daha fazla kitap, daha fazla yayınevi, daha fazla yazar, söyleşi ve etkinlik için Akyazı Sahili Etkinlik Alanı&#8217;nda iki adet dev çadır kuruluyor.</p>
<p>1250 metrekarelik Kitap Fuarı çadırının içerisine girildiğinde yayınevi stantlarında binlerce kitap olacak. 450 metrekarelik söyleşi ve etkinlik çadırında ise her biri alanında tanınmış onlarca yazarın söyleşileri, imza günleri ve etkinlik kapsamındaki konserler, tiyatro ve sahne gösterilerine katılabileceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/6-ordu-edebiyat-ve-kitap-gunleri-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İblis’in Son Savunması&#8221;</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/iblisin-son-savunmasi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/iblisin-son-savunmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Müslüm Işıklar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 07:51:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergileri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat müslüm ışıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Efkan Bahri Eskin]]></category>
		<category><![CDATA[Efkan Bahri Eskin kim]]></category>
		<category><![CDATA[iblisin son savunması]]></category>
		<category><![CDATA[kitap haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner iblisin son savunması]]></category>
		<category><![CDATA[murat kapkıner kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar kim]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar makale]]></category>
		<category><![CDATA[müslüm ışıklar yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9521</guid>

					<description><![CDATA[Müslüm Işıklar, geçtiğimiz günlerde vefat eden şair ve yazar Murat Kapkıner' ile tanışma hikayesini yazdı: "Ankara Ulus’ta Hacıbayram’a doğru giderken sağdaki bir kitapçının tahta merdivenle çıkılan üst kadının rafları arasında rastladım ilkin ona."]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Geçtiğimiz hafta edebiyat dünyası olarak şair ve yazar Murat Kapkıner’i kaybettik. Dünyaya kaybettik, cennete kazandık desek de bu deyişimiz dua olarak kabul edilse…</p>
<p style="text-align: left;">Şiirlerine aşinalığım çok yok, onun üç romanıyla tanışığım sadece. Ankara Ulus’ta Hacıbayram’a doğru giderken sağdaki bir kitapçının (Yanlış hatırlamıyorsam Akçağ Kitabevi) tahta merdivenle çıkılan üst kadının rafları arasında rastladım ilkin ona. Hakkında ne bir yazı, makale okumuş ne de cümle duymuştum. Birçok kitap müdaviminin sevdiği bir ortamda tanıştık. Rafların arasında gezerken hiç kimsenin olmadığı, dükkân sahibinin bile alt katta bulunduğu ortamda, böyle bir yazarın varlığından haberdar oldum.</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-9366 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/Murat-kapkiner-nereye-defnedilecek-e1777362679467.jpg" alt="" width="450" height="311" />Beyan Yayınları&#8217;nca 2001’de neşredilen “İblis’in Son Savunması” adlı kitabını rast gele çektim rafların arasından. Alır almaz kitaplarıma aldığım tarihi yazarak imzalarım. 29 Kasım 2007’de almışım. Kitabın adı ilgi çekiciydi. İlgimi çeken bir başka nokta da arka kapağa düşülen nottu: &#8220;Geleneksel edebiyatın dünyayı birebir resmetmeye dayalı realist eğilimi günümüzde tarihe karışmak üzere. Edebiyatın konusu ne gerçekçilerin dış dünyası ne romantiklerin iç dünyaları artık. “İblis’in Son Savunması” bu yeni yaklaşımın çok özel bir örneği kabul edilebilir… Etten ve kemikten kahramanların yerine salt dilden oluşan kendi kurgul varoluşlarının bilincinde, postmodern literatürün deyimiyle &#8216;sözcükten adamlar&#8217; (homologos) geçiriliyor.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p style="text-align: left;">Popüler bir yazar olmadığından muhtemelen kitapçının getirip rafların arasında unutulan kitaplarından biri olarak orada yalnızlaştırılmıştı. Talep olmayınca orada yalnızlaşan kitapları, en iyi kitapçılar bilir.</p>
<p style="text-align: left;">Kitabı okuduğumda kurgudan etkilendim. Ki şu ana kadar ki tek basılmış kitabım olan Yazara Darbe’de de romana giren yazar kurgusunu kullandım. Onun eseri düşünsel bir eserken ben mizah üzerine bir hikâyeye yöneldim. Eskilerin tabiriyle gülerken düşündüren bir öyküye eğilmeye çalıştım.</p>
<p style="text-align: left;">Kitabın bölüm sonları “Şimdi. Bugün. Hemen bir roman yazmalıyım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.&#8221; cümleleriyle bitiyor. Sürekli zikredildiğinde birkaç bölümden sonra okur, bu cümleye alışıyor. Hatta birkaç bölümü geçince okuyucu, bölüm sonu gelmeden zihninde cümleyi kendisi getirmeye başlıyor: “Şimdi. Bugün. Hemen bir roman yazmalıyım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.&#8221;</p>
<p style="text-align: left;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-9523 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/04/iblisin-son-savunmasi-murat-kapkiner-ic-e1777362532964.jpg" alt="" width="450" height="713" />Yazar bu özdeyişle adeta, yalnızlığını roman yazmayla aşmaya çalışan bir karakterin bunu yapmayı başaramazsa yaşamın amacı olmayan rutinlerine kayabileceğini ifade eder. Onun için hemen bir eyleme girişilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;">İblis’in Son Savunması ile tanıştığım Kapkıner’in o dönem ulaşabildiğim Seni Öldüğüm Gün, Wesirfinger Pastanesi gibi romanlarını da temin edip okumuştum. Roman dili olarak okuyucuya bazen zor gelse de onun eserleri bizi, yani özdeki yalnız insanı, bize öğretici niteliktedir. Cümleleri ve kapsadığı anlam, bir sürenin ardından okuru cezbeder.</p>
<p style="text-align: left;">Hakkında yazılanlara bakıldığında hayatı boyunca şöhretin peşinde gitmediği görülüyor. Şöhret, ulaşılmaya çalışılan olursa afete dönüşür. Kapkıner, bu şöhret denen afetin peşinden gitseydi onun net, tabiri caizse ‘Eyvallah etmeyen” yönü de eserlerinde ortaya çıkmazdı.</p>
<p style="text-align: left;">Bir mütefekkiri tam anlamak için her eseri okunup değerlendirilmelidir. Nasip olursa ilk fırsatta onun şiir kitaplarını da temin edip okuyacağım. Yoksa elim her an telefonun tuşlarına gidebilir.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="mailto:muslumisiklar@gmail.com">muslumisiklar@gmail.com</a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Değerlendirme, Efkan Bahri Eskin’e ait.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/iblisin-son-savunmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
