<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Orhan Veli &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/tag/orhan-veli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 28 May 2026 14:28:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>Orhan Veli &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara’da şair öldüren edebi sokaklar</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-sair-olduren-edebi-sokaklar/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-sair-olduren-edebi-sokaklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serkan Oral]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 May 2026 14:28:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Veli]]></category>
		<category><![CDATA[orhan veli ankara]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9882</guid>

					<description><![CDATA[Serkan Oral yazdı: Ankara isimli romanında edebiyat çınarlarımızdan Yakup Kadri, büyük fedakârlıklar ve çaba ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni ve yeni devletin ilk yirmi yılda kalkınma gayretlerini ve ulaşması beklenen nihai hedefi anlatmıştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan Veli Kanık, 10 Kasım 1950&#8217;de Ankara Sıhhiye’de belediyenin açtığı bir çukura düşüp başını yaralayarak 4 gün sonra ölmeseydi herkes O’nun edebi hayatının Ankara sokaklarında geçtiğini hatırlamayacaktı.</p>
<p>Ah, edebiyatın belediye çukurlarında yittiği güzel başkent.</p>
<p>Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat, Ankara parklarındaki banklarda, sokaklarında anılan şairlerdi.</p>
<p>Ne demiş zaten şair; Ankara Ankara güzel Ankara,</p>
<p>Seni ister her bahtı kara!</p>
<p>Ankara isimli romanında edebiyat çınarlarımızdan Yakup Kadri, büyük fedakârlıklar ve çaba ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni ve yeni devletin ilk yirmi yılda kalkınma gayretlerini ve ulaşması beklenen nihai hedefi anlatmıştı.</p>
<p>Ama ne oldu? Orhan Veli, Yakup Kadri’nin övdüğü değişimin çukuruna düştü.</p>
<p>Vah ki vah! Hızlı değişimler yaşanan yıllarda sokaklar adapte olamayanları yutar.</p>
<p>Sokak şarkıcıları sokaklarda çalar söyler ve sokaklarda ölür, şu “yıldız yatağından kalkar bu aşkı duysa” diyerek sokaktan toprağa uzanan günümüz şarkıcısı gibi.</p>
<p>Amacım çok dertli yönünü öne çıkarmak değil, sadece “ bozkır ortasında denizi olmayan güvenli bir Anadolu kentinin Şanlı İstanbul yerine başkent ilan edilmesinin edebiyat hayatına da başka türlü katkı yapması beklenemezdi” demek istiyorum.</p>
<p>Bürokrasi ve devlet kuruluşunda aşk bulamayanların kendilerini Ankara sokaklarına vurarak bulmayı umduklarına ulaşmanın adıdır Ankara sanatı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9883" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-yenisehir-sihhiye.jpg" alt="" width="901" height="571" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-yenisehir-sihhiye.jpg 901w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/05/ankara-yenisehir-sihhiye-540x342.jpg 540w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></p>
<p>Ne kadar ütopik olsa da milli şuur ulusal bilinç ile idealist vatansever insanlar bir tarafta değişim sancısı ve fakirliğin çemberinde dil ve kalem oynatıp modern Ankara üretmeye çalışan belediye kazısında yaşama veda edenler diğer yanda.</p>
<p>İşte tam da gerçek bu; edebiyat zıtlıkları kullanır.</p>
<p>Espri katarsa komedi; aşk katarsa şiir; kahramanları yazarsa epik destan yani koçaklama veya cenkname ortaya çıkar.</p>
<p>(Sallarsan deneme; tutarsa makale; sponsorun varsa bestseller (çok satan) olur! yazarın notu.)</p>
<p>Edebiyat o nedenle yaşayan cümleler topluluğudur, hayata günlük yaşam damarları ile bağlı sözler bütünüdür bana göre.</p>
<p>Ptt’deki bir memur cumhuriyet tarihinin en başarılı milli eğitim bakanına kızarak bıraktığı tercüme memurluğunun ardından kaderin cilvesi milli eğitimimizin yıllar sonra garip’lerin şairi olarak milli eğitim kitaplarına girecekti.</p>
<p>Ankara da edebiyat da böyledir.</p>
<p>Oktay Rıfat Ankara şiirleri yazan Orhan Veli için “Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı.” sözleriyle açıklar.</p>
<p>Bu nedenle alelacele açılan çukura düşer, siyasetin birkaç nesli harcamadan hızla yaptığı değişimlerdeki gibi.</p>
<p>Neyse ki, görkemli Ankara Kalesi’nden şehre bakınca içim açılıyor, sahi Hacı Bayram’ı Veli hazretlerinin sözleri de ilahi edebiyat sınıfına mı girer?</p>
<p>Bilemedim olmazsa “mevzuat hazretleri”ne soralım o bilir!</p>
<p>Garibim;</p>
<p>Ne bir güzel var avutacak gönlümü,</p>
<p>Bu şehirde,</p>
<p>Ne de bir tanıdık cehre;</p>
<p>Bir tren sesi duymaya göreyim,</p>
<p>İki gözüm</p>
<p>İki çeşme.</p>
<p>(Tren Sesi şiiri Ankara, Orhan Veli)</p>
<p>Oysaki Anadolu’nun icra köylerinden Ankara’ya gelenler için görkemli Mısır piramitleri gibiydi o binalar.</p>
<p>Ancak Ankara’nın yanında İstanbul’u Paris‘i Londra’yı Münih’i görenler; Viyana’ya bakanlar; Ankara’yı çok hafif tuzu biberi eksik olarak tanımlardı.</p>
<p>Bedri Rahmi Eyüboğlu, Abidin Dino, Necati Cumalı, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday gibi arkadaşlar da iyi ki vardı.</p>
<p>Tarih zaferleri, gazeteci edebi eserci ve bilinen yönü ile “Anafartalar Kahramanı” da Nutuk isimli eserinde bizlere şaheser bir Ankara resmi hediye ediyordu yeni bir Cumhuriyet ve millet hediyesi gibi.</p>
<p>Yükselen yeni nesil Ankara’da mutluluğun resmini yapmayı başardı mı bilemem?</p>
<p>Yükselen neslimizin ne ürettiğine bağlı.</p>
<p>Abidin Dino, Cahit Sıtkı Tarancı, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Külebi veya Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat, Melih Cevdet Anday ve Nâzım Hikmet’i Ankara 7.1 şiddetinde etkiledi ve değiştirdi!</p>
<p>O nedenle; Ankara’nın gücü edebiyatın üzerindedir…</p>
<p>Şair bile devlete saygısından “Aşk Resmi Geçidi” isimleri uygun görmüştür.</p>
<p>Aşk ve edebiyat; şiir ve şair mevzuata uygunsa; basalım Ankara.</p>
<p>“Ankara’da yaşadı, Ankara’yı yaşadı. Ankara’da okudu, Ankara’da âşık oldu, Ankara’da çalıştı, Ankara’da yazdı en güzel şiirlerini, Ankara’da Evkaf’taki memuriyetten istifa etti güzel havalarda, Ankara’da düştü çukura. Ve bir sabah Konur Sokak ile Meşrutiyet Caddesi’nin köşesinde son kez el salladı Ankara’ya… Sonra da temelli çekti gitti buralardan…” (Tolga Aydoğan notu)</p>
<p>Her ne mevzuat olursa olsun, edebiyat Ankara’yı bırakıp gitmesin, yeter ki belediye çukurlarına düşmeyelim…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ankarada-sair-olduren-edebi-sokaklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Garip akımının son büyük ustası: Melih Cevdet Anday</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/garip-akiminin-son-buyuk-ustasi-melih-cevdet-anday/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/garip-akiminin-son-buyuk-ustasi-melih-cevdet-anday/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 07:22:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Portre]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gazi Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Akımı]]></category>
		<category><![CDATA[Garip Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[Melih Cevdet Anday]]></category>
		<category><![CDATA[Oktay Rifat]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Ukde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6401</guid>

					<description><![CDATA[Türk şiirinin yenilikçi damarlarını besleyen Garip Akımı’nın son temsilcisi Melih Cevdet Anday; şairliği, tiyatro oyunları, romanları, denemeleri ve çevirileriyle modern Türk edebiyatının en üretken isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte edebiyat tarihinde iz bırakan Melih Cevdet Anday, hem şiirde hem düşüncede sürekli yeniliği arayan duruşuyla bugün hâlâ etkisini koruyor.</p>
<h3>ÇANAKKALE’DE BAŞLAYAN BİR YOLCULUK</h3>
<p>13 Mart 1915’te Çanakkale’de dünyaya gelen Melih Cevdet Anday’ın doğum kaydı İstanbul Fatih’e işlendiği için birçok kaynak onu İstanbullu olarak gösterse de, şair kendi beyanlarında Çanakkale’de doğduğunu vurgulamıştı. Babasının görevi nedeniyle doğumdan hemen sonra ailesi İstanbul’a taşındı.</p>
<p>Çocukluğu Kadıköy’de geniş bir aile çevresinde geçti. Aile içinde, II. Abdülhamid’in hususi hekimi Mukim Paşa ve İstanbul Üniversitesi Fizyoloji Kürsüsünün kurucusu Kadri Raşit Paşa gibi dikkat çeken isimlerin varlığı, Anday’ın Batı edebiyatına ve düşüncesine yönelişinde belirleyici oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-6406 size-full" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/orhan-veli-melih-cevdet-anday-oktay-rifat-sinasi.jpg" alt="" width="753" height="487" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/orhan-veli-melih-cevdet-anday-oktay-rifat-sinasi.jpg 753w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/orhan-veli-melih-cevdet-anday-oktay-rifat-sinasi-540x349.jpg 540w" sizes="(max-width: 753px) 100vw, 753px" /></p>
<p><em><strong>Soldan sağa: Orhan Veli Kanık, Şinasi isimli arkadaşları, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday.</strong></em></p>
<h3>ORHAN VELİ VE OKTAY RİFAT’LA BAŞLAYAN EDEBİYAT SERÜVENİ</h3>
<p>İlköğrenimini Kadıköy’de tamamlayan Anday’ın edebiyata ilgisi ortaokul yıllarında hızla arttı. Babasının yönlendirmesiyle Ziya Paşa, Abdülhak Hamit, Reşat Nuri Güntekin ve Halit Ziya gibi isimlerle tanışması genç şairin ilk edebi birikimini oluşturdu.</p>
<p>Ankara Gazi Lisesi’nde eğitimine devam eden Anday’ın okul arkadaşları arasında Türk edebiyatının iki büyük ismi Orhan Veli ve Oktay Rifat vardı. Üç isim, okulun “Sesimiz” adlı dergisinde yazılar yazarak edebiyat dünyasına ilk adımlarını attı.</p>
<h3>ŞİİRİN PEŞİNDE BİR GENÇ: İLK YAYINLAR VE ÜNİVERSİTE YILLARI</h3>
<p>Anday&#8217;ın ilk şiiri “Ukde” 1936’da Varlık dergisinde yayımlandı. Üniversitede kısa süreli hukuk ve Dil, Tarih-Coğrafya eğitiminin ardından Devlet Demiryolları’nda memur olarak çalıştı. 1938’de sosyoloji eğitimi için gittiği Belçika’dan maddi imkânsızlıklar nedeniyle kısa sürede geri döndü.</p>
<p>Şiirleri Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi ve Soyut gibi dönemin önde gelen dergilerinde yer aldı.</p>
<h3>GARİP AKIMI’NI KURARAK TÜRK ŞİİRİNE YENİ BİR KAPI AÇTI</h3>
<p>Orhan Veli ve Oktay Rifat’la birlikte 1941’de “Garip” kitabını yayımlayan Anday, Türk şiirinde alışılmış kalıpları sarsan yeni bir akımın öncülerinden oldu. Üç arkadaş aynı çizgide şiir yazsa da duygusal ve düşünsel tonlarda birbirlerinden ayrıldılar.</p>
<h3>YAZI, TİYATRO VE DÜŞÜNCE: ÇOK YÖNLÜ BİR EDEBİYATÇI</h3>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında iki kez askere çağrılan Anday, savaş sonrası Hasan Âli Yücel&#8217;in tavsiyesiyle Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü’nde göreve başladı. Ankara ve İstanbul’da gazetecilik, memurluk, çevirmenlik ve öğretmenlik yaptı.</p>
<p>1950’lerden itibaren Akşam, Tercüman, Büyük Gazete ve Cumhuriyet’te yazdığı köşe yazılarıyla düşünce dünyasını geniş kitlelere ulaştırdı. 1954’ten 1977’ye kadar İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda fonetik ve diksiyon dersleri verdi.</p>
<p>1964-1969 arasında TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı; 1979’da UNESCO Türkiye temsilcisi olarak Paris’e gitti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6407" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/melih-cevdet-anday-01.jpg" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/melih-cevdet-anday-01.jpg 1280w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/melih-cevdet-anday-01-400x225.jpg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/melih-cevdet-anday-01-540x304.jpg 540w" sizes="(max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<h3>ŞİİRDE SÜREKLİ YENİLİK ARAYIŞI</h3>
<p>Melih Cevdet Anday, şiiri statik bir tür olarak değil, sürekli yenilenmesi gereken bir düşünce alanı olarak görüyordu.</p>
<p>-“Rahatı Kaçan Ağaç” ile duygu merkezli şiirden düşünce şiirine yöneldi.</p>
<p>-“Yan Yana” ve “Telgrafhane” ile toplumcu şiirde yeni bir dil kurdu.</p>
<p>-“Kolları Bağlı Odysseus” ve “Ölümsüzlük Ardında Gılgamış” ile mitolojiye, evrensel temalara ve uygarlık tarihine açıldı.</p>
<h3>ZENGİN BİR ESER DÜNYASI</h3>
<p>Anday, yalnızca şiirle sınırlı kalmayarak roman, tiyatro ve çeviri alanlarında da önemli eserler verdi.</p>
<p>Kullandığı takma adlar arasında Yaşar Tellidede, A. Mecdi Velet, Gani Girgin ve Zater gibi birçok isim bulunuyordu.</p>
<h3>ÖNE ÇIKAN ŞİİR KİTAPLARI:</h3>
<p>Rahatı Kaçan Ağaç (1946)</p>
<p>Telgrafhane (1952)</p>
<p>Yanyana (1956)</p>
<p>Kolları Bağlı Odysseus (1962)</p>
<p>Göçebe Denizin Üstünde (1970)</p>
<p>Sözcükler (1978)</p>
<p>Güneşte (1989)</p>
<h3>Romanları:</h3>
<p>Aylaklar</p>
<p>Gizli Emir</p>
<p>İsa’nın Güncesi</p>
<p>Meryem Gibi</p>
<p>Birbirimizi Anlayamayız</p>
<h3>Tiyatro Oyunları:</h3>
<p>İçerdekiler</p>
<p>Mikado’nun Çöpleri</p>
<p>Ölüler Konuşmak İster</p>
<p>Ölümsüzler</p>
<h3>ÖDÜLLER VE SON YILLARI</h3>
<p>Türk edebiyatına katkıları nedeniyle pek çok ödülün sahibi olan Melih Cevdet Anday, TRT Roman Armağanı, TDK Çeviri Ödülü, Sedat Simavi Edebiyat Ödülü ve TÜYAP Onur Ödülü gibi önemli ödüller kazandı.</p>
<p>Solunum ve böbrek yetmezliği nedeniyle 28 Kasım 2002’de hayatını kaybeden Melih Cevdet Anday, ömrünün son yıllarını geçirdiği Büyükada’da toprağa verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/garip-akiminin-son-buyuk-ustasi-melih-cevdet-anday/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
