<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Fuat Başgil &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/tag/ali-fuat-basgil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jan 2026 19:49:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>Ali Fuat Başgil &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ali Fuat Başgil: Gençlerle başbaşa-2</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-2/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fuat Oskay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 19:49:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Başgil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7958</guid>

					<description><![CDATA[Fuat Oskay yazdı: Ali Fuat Başgil, başarılı olmanın ilk şartını iradeli olmak olarak belirler. Kişi, zekâsı ve bilgisi ile değil; ancak iradesiyle insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat irade daha ziyade insana mahsus bir güç ve ayrıcalıktır. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başgil’e göre başarıya giden yolda rastlanan en tehlikeli üç düşman olan tembellik, kötü arkadaş ve kötü örneğe karşı koymak için kullanılacak kuvvetli iki silah:  İradeli olmak ve çalışmaktır.</p>
<p>Ali Fuat Başgil, başarılı olmanın ilk şartını iradeli olmak olarak belirler. Kişi, zekâsı ve bilgisi ile değil; ancak iradesiyle insandır. Zekâ ve bilgi az çok hayvanda da vardır. Fakat irade daha ziyade insana mahsus bir güç ve ayrıcalıktır. Tarihte şerefiyle yer almış ve ün kazanmış şahsiyetlerin hepsi bunu iradeleriyle başarmışlardır. Başarmak, yükselmek ve hatta saadete ermek sırf gayretin meyvesidir; gayret ise iradenin ifadesidir.</p>
<p>Başgil, iradeyi benliğimizin dış dünya ile temasını temin eden fiil ve hareketlerin tümü olarak tarif eder. Varlığımızı çevreleyen dış dünya içinde bilinçli olarak verdiğimiz her karar ve kararımızın gereği olarak yaptığımız her eylem ve hareket irademizi temsil eder. Kainat bir deniz. Bu denizde hepimiz dalgaların çarpıntısıyla sallanan bir gemideyiz. Dalgaların çarpmasıyla geminin içinde sallanıp ırgalanmamız tabiatın işi; lakin bunun karşısında boş durmamız, eli cebinde güvertede tur atmamız, kazan ağzında ocaklara kömür atmamız, kaptan köprüsünde pusula, dümen tutmamız ise bizim yapıcısı ve sahibi olduğumuz hareketler. İşte bu yapıcısı ve sahibi olduğumuz hareketler bizim irademiz.</p>
<p>Başgil&#8217;e göre iyiliğe götüren ve başarıya yarayan iyi alışkanlıklar elde etmemiz mümkündür. Okulun ve eğitimcilerin başta gelen vazifesi kaderini ve geleceklerinin inşasının sorumluluğunu ellerinde tuttukları gençlerde başarı ve mutluluğa ulaştırıcı iyi alışkanlıklar edindirmek ve onları kötü alışkanlıklardan korumaktır.</p>
<p>Karakter; tamamlanmış kişilik, terbiye görmüş irade, uyanık bir şuur, fikir ve hareketlerine sahiplik ve prensip adamlığı anlamına gelir. Bu manada karakterli insan, prensipli ve şahsiyet sahibi, düşünceli ve iradeli insan demektir.<br />
Terbiye ve ahlâkın gayesi en kısa ifadeyle karakterli insan yetiştirmektir. Huylarımızın hepsi ne aynı cinstendir ne de aynı sebeplerin eseridir. Bir kısım huylarımız esasen doğuştan ve bünyevidir. Bu huyları ya daha dünyaya gelirken beraber getirmekteyiz, yahut da mizacımızın bir eseri ve neticesi olarak yüklenmekteyiz.</p>
<p>Nihayet, bir kısım huylar da tamamıyla kazanılmıştır. Bunları daha ana kucağından itibaren ailemizden, okul ve mahalle gibi sosyal çevreden ve meslek hayatımızın gereklerinden almakta; birer ikişer öteden beriden toplayıp ruhi benliğimize mal etmekteyiz.</p>
<p>Başgil’e göre ırsi(doğuştan getirilen) huyların kökten değiştirilebilmesi mümkün görünmemektedir. Mizaçtan getirilen(biyolojik, bünyevi) huylar güç olmakla beraber değiştirilebilir. Alışkanlıkla elde edilen ve tamamıyla kazanılmış olan huyları ise sıkı bir irade kontrolü ve nefis mücadelesiyle düzeltip değiştirmek daima elimizdedir. Benliğimizin kapısını, penceresini açıp da şuursuzca içeri aldığımız bu uğursuz misafirleri, aklımızın ışığı ve irademizin rehberliği ile kapı dışarı edebiliriz. Karakter terbiyesinin gayesi de budur. Bu terbiye, benliğimize musallat olan kötü huyları koparıp atma mücadelesidir. Şu kadar ki, en değişmez huyların bile terbiye ve nefis mücadelesi sayesinde, gerek kendi şahsımız ve gerek muhitimiz için zararlarını sınırlamak ve onları adeta hapse mahkûm olmuş birer asi kuvvet halinde zapt etmek mümkündür.</p>
<p>Başgil’e göre fiziki alışkanlıklar nasıl ki aynı hareketi tekrar etmekle bünyemize yerleşiyorsa ruhi alışkanlıklar da aynı suretle bünyemize yerleşir ve zamanla huy halini alır. İnsan farkında olmayabilir ancak fiziki ve ruhi bütün kötü alışkanlıkların esaretine ilk adım ile girer. Sigara ve alkol alışkanlıkları ilk sigaradan, ilk kadehten başlar. Ruhi alışkanlıklar için de bu böyledir. Yalancılık ilk yalandan, dalkavukluk ilk etek öpmekten, iradesizlik ilk zaaftan başlar. Tekrarlandıkça bu hareketler otomatikleşir ve zamanla karşı konulması güç ruhi bir eğilim ve özellik halini alır.</p>
<p>Bu hakikatler ışığında genç okuyucularına seslenen Başgil, alışkanlıklara doğru atacakları ilk adıma bilhassa çok dikkat etmesini, iyice düşünüp iradesine sahip çıkmasını, kötülük yolunun çamuruna basmamasını ki sonradan ayaklarını yıkamak zahmetine katlanmaya mecbur olmamasını tembihler. Kumar masasında, meyhane köşelerinde ömür geçiren nice bedbaht insan görülür ki bunlar ilk adımın kurbanıdırlar.</p>
<p>Başgil’e göre bu mevzuda ailenin ve bilhassa okulun vazifesi ve sorumluluğu büyüktür. Aile ile okul el ele vererek alışkanlıklar üzerinde hassasiyetle durmaya ve bir taraftan da henüz çok müsait bir çağda iken iyi ve temiz huy ve alışkanlıklar kazandırmaya, diğer taraftan da onları kötü huy ve alışkanlıklardan korumaya mecburdur.</p>
<p>Eserinin dördüncü kısmında “Başarı ve Verimli Çalışma” üzerinde duran Başgil, başarının ilk şartını iradeli olmak olarak belirtir. İrade terbiyesi ve nefis mücadelesinin en ahlaki ve insani vazifesi çalışmaktır. Tembellik ve parazitlik her türlü ahlaksızlığın anası; çalışkanlık da temiz bir başarının, yüksek ahlakın, ruh ve beden sağlığının temel şartı ve en verimli kaynağıdır. Genç insan bu yolda ilerlerken çirkin örneklere elbette rast gelecektir. Hem bunlar toplumda az da değildir. “Fakat ben sana temiz yüzlü ve namuslu insanlara yaraşan muvaffakiyetten bahsediyorum ve böyle bir muvaffakiyetin, diyorum, bir tek yolu vardır: Çalışmak, varlığını ve mevkiini emeğinin hakkı ve ehliyetinin mükâfatı olarak kazanmaktır. Temiz yürekli insan için saadet, ancak böyle bir saadettir.” diye belirtir. (Gençlerle Başbaşa s.72)</p>
<p>Başgil’e göre çalışmanın değeri, miktarı veya ölçüsünde değil; niteliğindedir. Başarıya götüren çalışma, faydalı bir sonuç ortaya çıkaran ve verimli olandır. En az emekle maddi, manevi veya ilmi bakımdan en büyük fayda ve sonucu elde etmek temel düstur olmalıdır.</p>
<p>Peki verimli çalışmanın şartları nelerdir? Başgil, verimli çalışabilmenin bedenî, hissî ve aklî olmak üzere üç esaslı şarta bağlı olduğunu bildirir. Başarmak isteyen insan sağlıklı bir bedene sahip olmalı, çalışmaya karşı arzulu ve istekli olmalı, çalışmayı sevmelidir. İnsan işini ve mesleğini kendi ruhi ve bedeni kabiliyet ve eğilimlerine göre seçmelidir. Severek çalışan yorulmaz. Bu noktada okul çağın şartlarına uygun rehberlik hizmetleriyle gençlerin imdadına yetişmelidir. Başarının sırrı, işinde severek çalışmaktır.</p>
<p>Aklî açıda ise verimli çalışmanın şartı çalışmanın usul, yöntem ve metotlarını bilmektir. Her iş için zaman ve kuvvet sarfı hesaplamalı, işler bir sıraya, tertibe ve düzene sokularak yürütülmeli, fizik ve fikri çalışma layık olduğu kadar verimlilendirilmeli, zaman ve kuvvet israf etmemelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ali Fuat Başgil: Gençlerle başbaşa-1</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-1/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-1/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fuat Oskay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 05:34:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Başgil]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Başgil Gençlerle Başbaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Başgil kitap]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kitap analiz]]></category>
		<category><![CDATA[kitap tahlil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7851</guid>

					<description><![CDATA[Fuat Oskay yazdı: Gençler için başarmak ile mutlu olmayı ayrı şeyler olarak değerlendirir A. Fuat Başgil. Ona göre muvaffak olmak mutlu olmak değildir. Servet, iktidar ve şöhretin zirvesinde olan nice insan var ki içi daima mutluluk hasretiyle yanıp tutuşur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Çalış genç arkadaşım çalış. Namerde muhtaç olmak, ölmekten beterdir. Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.”</em></p>
<p>A. Fuat Başgil, 1943-1947 tarihleri arasında gençlere yönelik düzenlemiş olduğu konferanslarından hareketle kaleme aldığı &#8220;Gençlerle Başbaşa&#8221; adlı kitabını bir ihtisas eserinden daha ziyade fikrî çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için faydalı olabilecek bir rehber olarak neşrettiğini beyan eder.</p>
<p>Ali Fuat Başgil&#8217;e göre;</p>
<p>İlmin kaynağı zekâ; amelin kaynağı iradedir. İrade terbiyesinin hakkıyla mahsul verebilmesi için ona erken başlamak gerekir. Aksi halde alışkanlıklar kökleştikten ve huylar iyice yerleştikten sonra bu terbiye oldukça güçleşmekte ve mahsul vermek için Eyüp sabrı istemektedir.</p>
<p>Fikri çalışmanın çırakları olan öğrenciler, bedeni ile çalışan çıraklardan daha güç ve geri durumdadır. Zanaate giren bir çocuk, bir usta yanında ve onun daima gözü altında çalışır. Öğrenmiş ve yetişmiş bir adamın nasıl çalışıp iş gördüğünü, el maharetiyle kol kuvvetinin zekâ ve irade emrinde nasıl birleşip iş başardığını gözleri ile görür. İş çıkarmanın ve verimli çalışıp başarmanın zevkini tadar. Ustasından çalışmanın usulünü, güçlüklerini yenmenin kolaylığını öğrenir. Hatta genç yaşının icabı olarak geçirdiği ruhi bulanım anlarında ustasını daima yanı başında, manevi bir kuvvet ve destek olarak bulur.</p>
<p>Fikri çalışma çırakları olarak tanımladığı öğrenciler ise bu faydalardan ve manevi desteklerden mahrumdur. Bunlar zanaatte usta yerini tutması lazım gelen hocaları ile omuz omuza beraber çalışmazlar. Hocanın nasıl çalıştığını görmezler bile. Hoca ile yalnız yoklamalarda ve nihayet imtihan masasında baş başa kalırlar. Başarısızlıkları &#8220;çalışmamışsın!&#8221; yahut &#8221; öğrenememişsin!&#8221; ile geçiştirilen bu tecrübesiz genç çıraklar, nasıl çalışılacağını ve öğrenmenin usulünün ne olduğunu kendileri düşünüp keşfetmeye ve muhtaç oldukları manevi desteği kendilerinde arayıp bulmaya mecburdurlar. Bulamazlar ise yanıp giderler. Bu yüzden heder olup giden gençlerin sayısı az buz değildir. Gençlerimizin birçoğunun usanıp bezmesinin, cesaretlerinin kırılıp perişanlığa düşmelerinin sebeplerinden biri ve belki de başlıcası budur. Yani ki bir taraftan çalışıp öğrenmenin yolunu bilmezlik, diğer taraftan da manevi manevi destekten mahrumluk gençlerimizin temel çıkmazları arasındadır.</p>
<p>İlkokuldan üniversite hayatının sonuna kadar okullarımız gençlere öğrenme ve başarmanın sırrını gösterebilecek şekilde kurgulanmalıdır. Okul yalnızca bilgi imal eden fabrikalar olarak çalışmamalı ve yalnızca öğrencinin zekâsı üzerinde durmamalı; onların iradeleri üzerinde de durup ruhi terbiyelerini de gerçekleştirmelidir. Çünkü insanın kıymet ve kuvveti, bilgisinin genişliğinden daha ziyade benliğine sahip ve iradesine hâkim olabilmesinde; iyi huylarında ve ruhi terbiyesindedir.</p>
<p>Gençler için başarmak ile mutlu olmayı ayrı şeyler olarak değerlendirir A. Fuat Başgil. Ona göre muvaffak olmak mutlu olmak değildir. Servet, iktidar ve şöhretin zirvesinde olan nice insan var ki içi daima mutluluk hasretiyle yanıp tutuşur. Çünkü mutluluk tamamıyla gönül işidir ve içimizdedir. Başka yerde aramamak gerekir. Bununla beraber mutluluğun yolu başarının yolundan ayrı değildir. Genç insan başarılı olmak için mutlaka gayret etmelidir, mutluluk bu yolun az ilerisindedir.</p>
<p>A.Fuat Başgil aşağıdaki başlıklar altında düşüncelerini beş ana bölüm hâlinde aktarıyor;</p>
<p><em><strong>-Başarıya Giden Yolun Tehlikeleri ve Düşmanları</strong></em></p>
<p><em><strong>-Başarmanın Şartları</strong></em></p>
<p><em><strong>-Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerindeki Etkileri</strong></em></p>
<p><em><strong>-Başarı ve Verimli Çalışma</strong></em></p>
<p><em><strong>-Çalışma Hayatı ve Genel Olarak Başarılı Olmanın Kanunları</strong></em></p>
<p>Başgil&#8217;e göre başarıya giden yolun ilk büyük düşmanı tembelliktir. Öyle ki bu düşman insan karşısına çıkıp mertçe savaşan bir düşman değildir. Şekilden şekle giren ve bin bir hile kullanarak insanı alt etmeye çalışan bir namerttir. Yerine, çağına ve adamına göre kalıp geliştirir, Herkesin mizacına göre tavır alır ve konuşur. Dili tatlı ama kandırıcıdır.</p>
<p>Tembellik; gevşeklik, uyuşukluk, havailik, hoppalık, züppelik, üşengeçlik, keyfine düşkünlüktür. Kişi, iradesini kullanarak bunları rahatlıkla yenebilir.</p>
<p>Başarıya giden yolda bir diğer tehlikeli düşman ise kötü arkadaştır. Kötü arkadaş bütün enerjini emer ve insanı kendi düştüğü çukura doğru çeker. Dolayısıyla arkadaş olunacak kişide aranacak meziyetler çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverlik olmalıdır.</p>
<p>Başarmanın bir diğer düşmanı ise kötü örneklerdir. Başarıya götüren her yolu mubah gören kötü ruhlar namuslulukla alay eder ve aldatmak suretiyle ulaşmayı başarı olarak sayar. Bu tipler asla rehber olarak alınmamalı. İnsan olan insana yaraşan yol doğruluk ve namusluluk yoludur. Hayatta başarılı olmak ve huzur içinde insanca yaşamak bu yolda yürümek suretiyle hedefe varmayı gerektirir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-7853" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ali-fuat-basgil-001.jpg" alt="" width="850" height="543" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ali-fuat-basgil-001.jpg 850w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/ali-fuat-basgil-001-540x345.jpg 540w" sizes="(max-width: 850px) 100vw, 850px" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ali-fuat-basgil-genclerle-basbasa-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
