<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şiir &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<atom:link href="https://ankaraedebiyat.com.tr/kategori/siir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<description>Edebiyat ve kültür sanat haberleri...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Apr 2026 17:27:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/ankara-edebiyat-site-logo-001-150x150.jpg</url>
	<title>Şiir &#8211; Ankara Edebiyat</title>
	<link>https://ankaraedebiyat.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kül ve gölge</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kul-ve-golge/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kul-ve-golge/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Eryiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:25:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[gölge]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9441</guid>

					<description><![CDATA[İbrahim Eryiğit şiiri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gece çığ renkleriyle donuk</p>
<p>Kelimeler taşlar arasında sessizlikle örtülü</p>
<p>Uzun bekleyişin gölgesi düşer yüzüme</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ufkun gizemine iz bırakır duman</p>
<p>Közler arasında yankılanır hatıralar</p>
<p>Kaybolur evrenin nefesi</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kapılar ardında boşluk gölgeler uzayan hatlar</p>
<p>Derin susuştur taşların ağırlığında unutulmuş isimler</p>
<p>Yapraklar rüzgarla savrulur isimler yüzler soluk</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kırılgan umutların sesi gelir uzaklardan</p>
<p>Bir çocuğun parmak uçlarında şarapnel parçaları</p>
<p>Kırılmış bir ışık titrer boşlukta, tükenir nefeslerin yankısı</p>
<p>Tahta köprüler boşluklara sarkan halatlar</p>
<p>Nehirler kendi içlerinde eriyen renkler</p>
<p>Gölge ve ışık arasında askıda kalır zaman</p>
<p>Her ses bombalanmış bir şehrin feryadı</p>
<p>Kül renkleriyle konuşur gözler, eller ve gece</p>
<p>Çığlıklar toprakta eriyip giden dünyanın hatırası</p>
<p>Her taş bir kayıp her gölge bir hafıza</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yıkılmış şehirler soğuk taşlar</p>
<p>Kaybolmuş adımlar tükenen nefesler</p>
<p>Sessizliğin yankısında kaybolur</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Savaşın gölgesi</p>
<p>Yangın ve kül arasında süzülen sessiz iz</p>
<p>Her nefeste bir çığlık</p>
<p>Her gölgeye saklanmış bir hikâye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>(Fotoğraf: Enes Yasin Bay)</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kul-ve-golge/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ütülü cümleler</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 07:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cümle]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9222</guid>

					<description><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu şiiri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Neresinden başlasam<br />
bir yerim sona değiyor.<br />
Yarım asır ve dört yıl<br />
omzumda asılı bir takvim<br />
yapraklarını sessizlikle çeviriyorum.</p>
<p>Anlatmadıkça çoğalan cümleler var,<br />
sustukça ağırlaşan.<br />
Dilime gelince kekeme,<br />
yüreğime inince çığlık.</p>
<p>“Dünya dışında hayat var mı?” diyorlar.<br />
Ben kapı komşuma varamadım daha.<br />
Selâmın yörüngesi dar,<br />
Mars uzak.<br />
İnsan, göğe medeniyet ararken<br />
avlusunda kayboluyor.</p>
<p>Muhammediye Camiî avlusunda<br />
çay buharına bırakıyorum aklımı.<br />
Zihnimin kırışık yerlerini<br />
parmak uçlarımla düzeltiyorum.<br />
Bazı satırların altını kalın çizdim,<br />
bazıları hâlâ buruşuk —<br />
ütü tutmuyor.</p>
<p>Basın kokan yıllardan<br />
soğan doğranan mutfağa uğradım.<br />
Vitrin değişti,<br />
insan değişmedi.<br />
Tencerede kaynayan yalnızlık<br />
her yerde aynı sesi çıkarıyor.</p>
<p>Elinin tarak kemiğine<br />
“Canım anam” yazmış bir çocuk gördüm.<br />
Mürekkep değil o,<br />
derinin içinden sızan bir sızı.<br />
Her yara bir cümle,<br />
her iz yarım kalmış bir hikâye.</p>
<p>Bir baltaya sap olamamışlar,<br />
sapa balta bile duramamışlar…<br />
Adıyla müsemma olamayan yüzler,<br />
oyun içinde oyun kuran gölgeler.<br />
Kalabalık çok,<br />
insan az.</p>
<p>Ben yalnızlığı kalabalıktan seçmedim;<br />
içimdeki meydandan seçtim.<br />
Konuşan ben,<br />
susan ben,<br />
itiraz eden yine ben.<br />
Fikrim sobe —<br />
saklanacak yerim kalmayınca yazıyorum.</p>
<p>Şiirlerimde kendini arayan kadınlar,<br />
kafiyeye tutunmak isteyen gölgeler…<br />
Oysa şiir,<br />
dokunulmayı sever<br />
ama sahiplenilmeyi değil.<br />
İlhamın cebine rüşvet koyulmaz,<br />
masumiyeti çabuk küser.</p>
<p>Daldan dala konuyor kelimelerim,<br />
anılarım içimde donuyor.<br />
Bir yerden başlayıp<br />
başka bir yerde duruyorum.</p>
<p>Belki de mesele başlangıç değil,<br />
son da değil.<br />
Mesele,<br />
insanın kendine denk düşen<br />
cümleyi bulması.</p>
<p>Ben hâlâ arıyorum.</p>
<p><em>(Fotoğraf: Mehmet Poyraz, 2025)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/utulu-cumleler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Makamında kalan aşk</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/makaminda-kalan-ask/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/makaminda-kalan-ask/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 07:19:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=9108</guid>

					<description><![CDATA[İsmail Nerimanoğlu şiiri...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz sana başladığımda küçük bir çocuktum.<br />
İlk dokunuşlarını hatırlıyorum—bakışlarınla.<br />
Gözlerimden ruhuma süzülüşün,<br />
kulağımda o ılık sesin…<br />
En güzel sen söylüyordun ismimi,<br />
nasıl oluyordu bilmem.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonra…<br />
sonra anlıyor insan.<br />
Bir yerlerden tanıdık gelir bazı duygular;<br />
sanki bir Nihavend makamı gibi,<br />
eski bir aşkın hatırası olur içte.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ruhumda bir Segâh makamı vardı,<br />
ama gözlerin—<br />
en çok Uşşak makamı okuyordu beni,<br />
seni görünce.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zamanla anlıyor insan:<br />
Bir ihtimal daha var—<br />
o da Hüzzam makamı sevmek mi dersin?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir nihavend dokunuşla<br />
“kimseye etmem şikâyet” mi dersin…<br />
ya da dönülmez bir akşamın ufkunda<br />
sana bir tepeden bakar gibi,<br />
vakur bir duruşla<br />
Rast makamı’nda mı kalmalı insan?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İçimde atan her şey<br />
bir segâh tekbir gibi—<br />
nabzımı tutan,<br />
beni bana duyuran.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve yine bir gülnihal gibi düşerken gönlüme dünya,<br />
anlıyorum:<br />
Sevmekten kim usanır?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benim yüreğim—<br />
çoktan<br />
bir uşşak makamına yerleşti bile.</p>
<p><em>(Fotoğraf: Kuğulu Park, Ankara-Mehmet Poyraz)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/makaminda-kalan-ask/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ad</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ad/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ad/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertuğrul Başer]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2026 16:45:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ad]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=8480</guid>

					<description><![CDATA[Ertuğrul Başer şiiri]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onu buldum</p>
<p>Ruhun alacakaranlığında bir ad</p>
<p>Uzun bir ad, sarı bir ad, terli bir ad</p>
<p>Oturdum üzerine ilk ağzının açılışını koydum</p>
<p>Dinledim nefesini sızı gibi çıkıp gelecek puslu ismin ardından</p>
<p>Sonra bir geceden karakalem yağmurla belleğin uzayı arasında kalanı</p>
<p>Benim bir aynam vardı, eksilmezdi</p>
<p>İhtiyat beklerdi hayat memat saklı kıyılarımda</p>
<p>Karşısına onu koydum</p>
<p>Bekledim sancı gibi kendine gözlerini açacak</p>
<p>Tuz gibi kekik gibi serptim</p>
<p>Üstüne</p>
<p>Niye bir daha yoluma çıkmadın diye ağladığımı</p>
<p>Üstüne bir limanda rüzgâr</p>
<p>Üşümesin diye gül bebek sardığımı</p>
<p>Bekledim aynamdan yaylı bir düş gibi dışarı atlayacak</p>
<p>Sonra kıpırdayışına arzu, yönelişine istek</p>
<p>En son çıkardım yol üstüne içimde bekleyen sabîyi koydum</p>
<p>Ah sarı bir ad, yanan bir ad, sonsuz bir ad</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir su gibi uyandı alacakaranlığımda</p>
<p>Akıp geldi bir su gibi alacakaranlık yurduma</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ad/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mary Oliver’ın Uses Of Sorrow şiir çevirisi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/mary-oliverin-uses-of-sorrow-siir-cevirisi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/mary-oliverin-uses-of-sorrow-siir-cevirisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 19:59:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[The Uses of Sorrow]]></category>
		<category><![CDATA[yasin koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=8414</guid>

					<description><![CDATA[Mary Oliver (1935–2019), modern Amerikan şiirinin en etkili ve en çok okunan şairlerinden biridir. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğayı yalnızca bir tema değil, ahlaki ve varoluşsal bir düşünme alanı olarak ele alan Oliver; yalın dili, kısa dizeleri ve dikkat merkezli şiir anlayışıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. En bilinen şiirleri arasında <em>Wild Geese</em>, <em>The Summer Day</em>, <em>When Death Comes</em>, <em>Morning Poem</em> ve <em>The Uses of Sorrow</em> yer alır. Şiirlerinde melankoli, yas ve yalnızlık dramatize edilmez; sessiz bir kabulleniş ve farkındalık hâli olarak işlenir. Mary Oliver, <strong>1984 yılında Pulitzer Şiir Ödülü’nü</strong> (<em>American Primitive</em>), <strong>1992 yılında ise National Book Award’ı</strong> (<em>New and Selected Poems</em>) kazanmıştır. Şiiri açıklamaz ya da ikna etmeye çalışmaz; okuru dünyaya ve kendi iç sesine daha dikkatli bakmaya davet eder. Burada çevirisini sunduğumuz <em>The Uses of Sorrow,</em> şairin sade dilini yansıtması açısından önem taşımaktadır. Oliver bu şiirde ne kederi küçük görür ne de onun karşısında ezilir. İçten bir kabulleniş zarafetle işlenmiştir adeta. Buradaki melankoli bir çöküş ya da karanlığa teslimiyet değildir; zamanla öğrenilen, taşınan ve insanın bakışını dönüştüren bir hâlidir. Şiirin merkezindeki “kutu”, kaybın kendisi kadar, onun <strong>taşınma biçimini</strong> de imler.</p>
<h3><strong>The Uses of Sorrow </strong></h3>
<p>(In my sleep I dreamed this poem)</p>
<p>Someone I loved once gave me</p>
<p>a box full of darkness.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>It took me years to understand</p>
<p>that this, too, was a gift.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kederin Kullanımları</strong></p>
<p><em>(Uykumda bu şiiri gördüm)</em></p>
<p>Bir zamanlar sevdiğim biri<br />
bana karanlıkla dolu<br />
bir kutu verdi.</p>
<p>Bunun da bir armağan olduğunu<br />
anlamam<br />
yıllarımı aldı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/mary-oliverin-uses-of-sorrow-siir-cevirisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Murâkabe</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/murakabe/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/murakabe/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taner Eker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 07:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=8372</guid>

					<description><![CDATA[Hal rengidir câri olan Yüzündeki al’a bakma Hemi günah hemi yalan Boşunadır fala bakma &#160; İrfan bilmez yoksa yürek Arif o ki zarif gerek Başın daim önde görek Ahkam kesen kula bakma &#160; Tek ameli dört rekattır Fiil bozuk tin sakattır Baykuş gibi mahlukattır Tünediği dala bakma &#160; Ne ki zalim padişahtır Merkep ondan müreccahtır [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hal rengidir câri olan</p>
<p>Yüzündeki al’a bakma</p>
<p>Hemi günah hemi yalan</p>
<p>Boşunadır fala bakma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İrfan bilmez yoksa yürek</p>
<p>Arif o ki zarif gerek</p>
<p>Başın daim önde görek</p>
<p>Ahkam kesen kula bakma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tek ameli dört rekattır</p>
<p>Fiil bozuk tin sakattır</p>
<p>Baykuş gibi mahlukattır</p>
<p>Tünediği dala bakma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne ki zalim padişahtır</p>
<p>Merkep ondan müreccahtır</p>
<p>Gönül alan ulu şahtır</p>
<p>Oturduğu çula bakma</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bitmez sanır ömür nakti</p>
<p>Düşünmeden verir akti</p>
<p>Dara düşüp aman vakti</p>
<p>Tespih çeken kula bakma</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/murakabe/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprak</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/toprak/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/toprak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayfer Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2026 06:59:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=8369</guid>

					<description><![CDATA[Akıl üstü tarif olsam Seyyid, şerif, ârif olsam Ersâd eden mârif olsam Nihâyetim toprak benim &#160; Halk dilinde nâip olsam Âleniyken gâip olsam Nâdân elde garip olsam Nihâyetim toprak benim &#160; Cürmü savan lâtif olsam Nura varan naif olsam Gurbet elde âkif olsam Nihâyetim toprak benim &#160; Şâd dağıtan hândân olsam Kerli ferli şâdân olsam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akıl üstü tarif olsam</p>
<p>Seyyid, şerif, ârif olsam</p>
<p>Ersâd eden mârif olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Halk dilinde nâip olsam</p>
<p>Âleniyken gâip olsam</p>
<p>Nâdân elde garip olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cürmü savan lâtif olsam</p>
<p>Nura varan naif olsam</p>
<p>Gurbet elde âkif olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şâd dağıtan hândân olsam</p>
<p>Kerli ferli şâdân olsam</p>
<p>Kâtresi şol sudan olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ser sefile ahkâm olsam</p>
<p>Gökyüzünde mâkâm olsam</p>
<p>Yıldız adet râkâm olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fuzuli’ye Leyla olsam</p>
<p>Şeyh Gâlib’e imlâ olsam</p>
<p>Geylanice evlâ olsam</p>
<p>Nihâyetim toprak benim.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/toprak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilseydin</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bilseydin/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bilseydin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sema Kaloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 10:28:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[sema kaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7821</guid>

					<description><![CDATA[Gök&#8217;çe şafaklar sökülürdü baktığın yerden Ay&#8217;ca düşlere gebe kalırdı yıldız kızları &#160; Gün/eşi umursamazdı dünya kıskanç denizler eteklerini toplardı kıyıdan hırçınca hükmederlerdi rüzgâra &#8220;parçala kayaları parçala !” &#160; Aldırmazdım önüm sıra akıp giden toprak seline düşecekmişim,sürüklenecekmişim inanmazdım. &#160; Ne bir liman ne de sakin bir koy yalnızca gönlüm korurdu beni senden&#8230; &#160; İflâhım mümkün olsaydı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gök&#8217;çe şafaklar sökülürdü baktığın yerden</p>
<p>Ay&#8217;ca düşlere gebe kalırdı yıldız kızları</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gün/eşi umursamazdı dünya</p>
<p>kıskanç denizler</p>
<p>eteklerini toplardı kıyıdan hırçınca</p>
<p>hükmederlerdi rüzgâra</p>
<p>&#8220;parçala kayaları parçala !”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldırmazdım</p>
<p>önüm sıra akıp giden toprak seline</p>
<p>düşecekmişim,sürüklenecekmişim inanmazdım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ne bir liman ne de sakin bir koy</p>
<p>yalnızca gönlüm korurdu beni senden&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İflâhım mümkün olsaydı</p>
<p>kaçardı yangınım</p>
<p>koparak kaçardı iliklerimden.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yeniden kurulsaydı zembereğim</p>
<p>olağan akardı nehirlerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Utancından ağlayan göklerin</p>
<p>seyrine dalmazdım rahmet diye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hükmü geçer olsaydı gönlümün</p>
<p>kanat çırpmazdım esrik bir maviye</p>
<p>tüylerim uçuşmazdı</p>
<p>kaf dağının tepesinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve sen!</p>
<p>bakmayı bilseydin gönlümün kıyısına</p>
<p>lacivertler ürkütemezdi</p>
<p>şavka hazır nârin ufkumu…</p>
<p><em>(Fotoğraf: Enes Yasin Bay)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bilseydin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebleh Gönül</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ebleh-gonul/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ebleh-gonul/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taner Eker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2026 05:22:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ebleh]]></category>
		<category><![CDATA[ebleh gönül]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7722</guid>

					<description><![CDATA[Ebleh gönül olmuş sersem Neylerim bu deli ile Acep yer mi, ite versem Karıştırıp yalı ile &#160; Bulutlardan yere insem Bahçelerde güle sinsem Uslanır mı, çiçeklensem Şeftalinin dalı ile &#160; Seyiplesem dere tepe Döner gelir yoktur şüphe Çürür m&#8217;ola atsam çöpe Ķör talihin eli ile &#160; Budur gamım, budur tasam Aş değil ki yiyip kusam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ebleh gönül olmuş sersem</p>
<p>Neylerim bu deli ile</p>
<p>Acep yer mi, ite versem</p>
<p>Karıştırıp yalı ile</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bulutlardan yere insem</p>
<p>Bahçelerde güle sinsem</p>
<p>Uslanır mı, çiçeklensem</p>
<p>Şeftalinin dalı ile</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seyiplesem dere tepe</p>
<p>Döner gelir yoktur şüphe</p>
<p>Çürür m&#8217;ola atsam çöpe</p>
<p>Ķör talihin eli ile</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Budur gamım, budur tasam</p>
<p>Aş değil ki yiyip kusam</p>
<p>Nemrut desem olur Musa&#8217;m</p>
<p>Umman böler eli ile</p>
<p><em>(Fotoğraf: Yusuf Seki)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ebleh-gonul/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sen</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/sen/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/sen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 10:09:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yasin koç]]></category>
		<category><![CDATA[yasin koç şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7700</guid>

					<description><![CDATA[Tramvayda metroda sen Yaz bitti İşte halkım İşte açmaktan yorulmayan çiçeğim  derken İç cebimden çıkan sen Kalbimin üstünde, Seninle kırılıyor sonbahar kış Seninle temizlenmiş fikrim Sokağın bir ucundan ötekine Sana yürüyorum Ara sıra içim gidiyor Hüznüm benim kör gözlü Kibrit kokulu çocuğum O an trafik kazasında ölen Bir arkadaşı  arıyorum Bir de bakıyorum telefonda sen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tramvayda metroda sen</p>
<p>Yaz bitti</p>
<p>İşte halkım</p>
<p>İşte açmaktan yorulmayan çiçeğim  derken</p>
<p>İç cebimden çıkan sen</p>
<p>Kalbimin üstünde,</p>
<p>Seninle kırılıyor sonbahar kış</p>
<p>Seninle temizlenmiş fikrim</p>
<p>Sokağın bir ucundan ötekine</p>
<p>Sana yürüyorum</p>
<p>Ara sıra içim gidiyor</p>
<p>Hüznüm benim kör gözlü</p>
<p>Kibrit kokulu çocuğum</p>
<p>O an trafik kazasında ölen</p>
<p>Bir arkadaşı  arıyorum</p>
<p>Bir de bakıyorum telefonda sen</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İki paket sigara, bir kaç zeytin</p>
<p>Peyniri de severim bilirsin</p>
<p>Tam oracıkta kasada sen</p>
<p>Oysa akşama bekliyordum</p>
<p>Bilsen ne güzel çiçektir masada kederin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Otobüsü kaçırdığımda</p>
<p>Allahım bu da nedir</p>
<p>Arka camdan gülümseyen sen</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dışarıda tertemiz yağmur</p>
<p>Evin içinde sen</p>
<p><em>(Görsel: Toni Demuro)</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/sen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırık teselli</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kirik-teselli/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kirik-teselli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Naciye Yiğitoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 11:07:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kırık teselli]]></category>
		<category><![CDATA[Naciye Yiğitoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Naciye Yiğitoğlu Kırık Teselli]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7669</guid>

					<description><![CDATA[Kar mı yağmış Yüreğim mi inceden Yaslı bir yol tutmuş Yürüyorum Ardımda ağır aksak Sürgün izler Nereye uzansa üşür Karanlık bir saçak altı Güpegündüz ellerim Pencereler kör Çatısı yok düşlerin Güvercinler avutur beni Konar her sabah avuçlarıma Kanadı kırık Üç beş teselli Fotoğraf: Yusuf Seki]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kar mı yağmış<br />
Yüreğim mi inceden<br />
Yaslı bir yol tutmuş<br />
Yürüyorum<br />
Ardımda ağır aksak<br />
Sürgün izler</p>
<p>Nereye uzansa üşür<br />
Karanlık bir saçak altı<br />
Güpegündüz ellerim<br />
Pencereler kör<br />
Çatısı yok düşlerin</p>
<p>Güvercinler avutur beni<br />
Konar her sabah avuçlarıma<br />
Kanadı kırık<br />
Üç beş teselli</p>
<p><em>Fotoğraf: Yusuf Seki</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kirik-teselli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mescid-i Aksa’nın sessiz çığlığı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/mescid-i-aksanin-sessiz-cigligi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/mescid-i-aksanin-sessiz-cigligi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşenur Dürlü]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 08:43:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[mescid-i aksa]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7567</guid>

					<description><![CDATA[Mescid-i Aksa’da özlediğim o vakitleri, Unutamaz oldum, uyutmaz oldu acılar beni. Kadın, çocuk demeden süren bu kanlı savaşı, Tutamadık elini, duyamadık sessiz çığlığını! &#160; Bir anne için en ağır yük; kollarında cansız beden, Kötü yaptığıyla kalır sanma, bulur elbet eden. Kan gölüne dönmüş sokaklar, sen dönersin camiden, Eşlik edemedik sana, duyamadık sessiz çığlığını! &#160; Cehaletimden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mescid-i Aksa’da özlediğim o vakitleri,</p>
<p>Unutamaz oldum, uyutmaz oldu acılar beni.</p>
<p>Kadın, çocuk demeden süren bu kanlı savaşı,</p>
<p>Tutamadık elini, duyamadık sessiz çığlığını!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir anne için en ağır yük; kollarında cansız beden,</p>
<p>Kötü yaptığıyla kalır sanma, bulur elbet eden.</p>
<p>Kan gölüne dönmüş sokaklar, sen dönersin camiden,</p>
<p>Eşlik edemedik sana, duyamadık sessiz çığlığını!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cehaletimden utandım, seni toprağınla yargılarken,</p>
<p>İnsanlık sustu, bebekler katledilirken.</p>
<p>Yine de “ah” demezsiniz, Tevhid ile direnirken,</p>
<p>Yanında olamadık, duyamadık sessiz çığlığını!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toprağa düştü cemre misali usulca gözyaşlarım,</p>
<p>Kan değil, çiçek açsın artık bu toprakta yarın.</p>
<p>Bitsin bu zulüm, özgürlüğe koşsun dostlarım,</p>
<p>Dualarımız sizinleydi hep, duyduk sessiz çığlığını</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/mescid-i-aksanin-sessiz-cigligi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuran Kız</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kuran-kiz/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kuran-kiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 06:32:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[hacı bayram]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[yasin koç şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7545</guid>

					<description><![CDATA[Bir çocuk kız var kainatta Her salı Hacı Bayram&#8217;da buluşuruz. Bu böyle kesindir Gizli anlaşmamızda &#160; Allah vardır ve kerimdir &#160; Bir yokuştan iniyoruz Kuran Kız tutuyor elif elleriyle beni. Düşüyorum ki İnsanlar bu halimi pek sever Beni diyorum Kuran Kız Geceleyin temizlikçi bir kadın ATM&#8217;den çeker. &#160; Kuran Kız, kardeşime gidelim diyor Kardeşim saat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuk kız var kainatta</p>
<p>Her salı Hacı Bayram&#8217;da buluşuruz.</p>
<p>Bu böyle kesindir</p>
<p>Gizli anlaşmamızda</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah vardır ve kerimdir</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir yokuştan iniyoruz Kuran Kız tutuyor elif elleriyle beni.</p>
<p>Düşüyorum ki</p>
<p>İnsanlar bu halimi pek sever</p>
<p>Beni diyorum Kuran Kız</p>
<p>Geceleyin temizlikçi bir kadın</p>
<p>ATM&#8217;den çeker.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kuran Kız, kardeşime gidelim diyor</p>
<p>Kardeşim saat tamircisi o halleder</p>
<p>Bir Filistin karışmış zembereğime besbelli benim.</p>
<p>Sakallı bir saniye kaç bin</p>
<p>Kaç bin yıldır gövdem de</p>
<p>Kemiksiz bir akrebi kovalar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah vardır ve en merhametlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bak diyor yokuştan sonrası dümdüz</p>
<p>Ve kardeşim de bence seni çok sever.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kuran Kız yolda anlatıyor</p>
<p>Daha küçükken</p>
<p>Bir mim kadar vahşi yavaşlığı</p>
<p>O zamanlar diyor</p>
<p>İnsanlar böyle çok değillermiş</p>
<p>Babanlar çocuklarını bir gül gibi</p>
<p>Ellerinde tutarmış</p>
<p>O zamanlar da dünya yalan mıymış neymiş</p>
<p>Benim elif ellerimi görmemiş kimse</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah vardır ve en güzeldir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biz senle yeryüzüne çıkınca Kuran Kız</p>
<p>Bir yağmurdur eşeliyor gökdelenleri</p>
<p>Parklarda simit alıyorum sana</p>
<p>Kuş üzümü, bayram şekeri</p>
<p>Geceleyin sen Kuran Kız</p>
<p>Nasıl da söküp alıyorsun gövdemdeki kara hançeri.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ankara soğuk.</p>
<p>Kuran Kız çok güzel.</p>
<h5><em>(Görsel: Safia Latif)</em></h5>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kuran-kiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine gel insanoğlu!</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/kendine-gel-insanoglu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/kendine-gel-insanoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bestami Yazgan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 06:12:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[bestami yazgan]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7541</guid>

					<description><![CDATA[(Fotoğraf: Yusuf Seki) Poyraz gibi esiyorsun, Kendine gel insanoğlu! Kılıç gibi kesiyorsun, Kendine gel insanoğlu! &#160; Anlasana behey şaşkın, Sallanıyor sırça köşkün! Nedir yalan dünya aşkın? Kendine gel insanoğlu! &#160; Deli dolu yaşıyorsun, Sınırları aşıyorsun; Elinde kor taşıyorsun, Kendine gel insanoğlu! &#160; Güneşin rengi solmadan, Tövbe zamanı dolmadan, Uyan artık geç olmadan, Kendine gel insanoğlu! [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h6><em>(Fotoğraf: Yusuf Seki)</em></h6>
<p>Poyraz gibi esiyorsun,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>Kılıç gibi kesiyorsun,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlasana behey şaşkın,</p>
<p>Sallanıyor sırça köşkün!</p>
<p>Nedir yalan dünya aşkın?</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Deli dolu yaşıyorsun,</p>
<p>Sınırları aşıyorsun;</p>
<p>Elinde kor taşıyorsun,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Güneşin rengi solmadan,</p>
<p>Tövbe zamanı dolmadan,</p>
<p>Uyan artık geç olmadan,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Can alıcı yaman kuşu,</p>
<p>Hızlı uçar zaman kuşu,</p>
<p>Baş ucunda aman kuşu,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sökülecek kökün bir gün,</p>
<p>Yüklenecek yükün bir gün,</p>
<p>Uzak değil, yakın bir gün,</p>
<p>Kendine gel insanoğlu!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/kendine-gel-insanoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler &#8211; Şeyh Galip</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-seyh-galip/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-seyh-galip/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:41:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip kim]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip naat]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip naatı şerifi]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[şeyh galip yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7522</guid>

					<description><![CDATA[3 Ocak Şeyh Galip'in ölüm yıl dönümü. Türk divan edebiyatının büyük şairi ve mutasavvıf Şeyh Galip’i ölüm yıl dönümünde ankaraedebiyat.com.tr olarak rahmetle anıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Ocak 1799 tarihinde İstanbul’da vefat eden Şeyh Galip, Esed ve Galip mahlaslarını kullandı. Asıl adı Galib Mehmed Esad Dede’dir. 1757’de İstanbul’da doğan Şeyh Galip, yazdığı şiirlerini toplayarak 24 yaşında divanını oluşturdu.</p>
<p>Babasının adı Mustafa Seyyid, annesinin adıysa Emine Hanım&#8217;dır. Galata Mevlevihanesi Şeyhi Hüseyin Dede ile Hoca Neşet Efendi&#8217;den dil ve edebiyat üzerine dersler aldı.</p>
<p><strong>KLASİK TÜRK EDEBİYATININ SON TEMSİLCİSİ</strong></p>
<p>24 yaşındayken divan yazan Şeyh Galip, 34 yaşındayken, 9 Haziran 1791 tarihinde, eğitim aldığı Galata Mevlevihanesi Şeyhliği&#8217;ne atandı.</p>
<p>İfade etmek istediği mesajı sembol ve teşbihlerle anlatmıştır. Sebk-i Hindi adı verilen edebiyat akımının edebiyatımızdaki en büyük temsilcilerindendir. Şeyh Galip, klasik Türk edebiyatının son büyük şairi olarak gösterilir. Şerife Âişe Hanım&#8217;la evlenen Galip&#8217;in bu evlilikten Mehmed Mecdi ve Şerife Zübeyde isimli iki çocuğu oldu.</p>
<p><strong>ESERLERİ </strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Türk edebiyatçısı listesinde bulunan Şeyh Galip’in Divan (Şiirler), Hüsn-ü Aşk, Şerh-i Cezîre-i Mesnevî, Es-Sohbetü&#8217;s-Sâfiyye ve Zübde-i alem adlı eserleri bulunuyor.</p>
<p>Şeyh Galip’in Resulullah’ı yazdığı Naat adlı eseri en bilinenlerdendir. Arif Nihat Asya kendi Naat’ında “Na&#8217;atını Galip yazsın, Mevlid’ini Süleyman’lar!” dizeleriyle bu esere atıfta bulunur.<br />
3 Ocak 1799’da vefat eden Şeyh Galip’in kabri Galata Mevlevihanesi haziresinde bulunuyor. Kendisi gibi edip olan Mesnevi şârihi İsmail Rüsuhî-i Ankaravî’nin mezarının yanında metfundur.</p>
<p><strong>MÜSEDDES NA’T-I ŞERİF-İ NEBEVÎ-ŞEYH GALİP</strong></p>
<p>Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim<br />
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim<br />
Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim<br />
Menşur-ı “le-amrük”le müeyyedsin efendim</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim<br />
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim</p>
<p>Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda<br />
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda<br />
Gülbank-i kudümün çekilir arş-ı Hudâ’da<br />
Esmâ-i şerifin anılır arz ü semâda</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim<br />
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim</p>
<p>Ol dem ki velilerle nebîler kala hayrân<br />
“Nefsi” deyü dehşetle kopa cümleden efgân<br />
Ye’s ile usâtın ola ahvâli perişân<br />
Destur-ı şefaâtla senindir yine meydân</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim<br />
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim</p>
<p>Bir gün ki dalup bahr-ı gama fikrete gittim<br />
İlden yitürüp kendümi bî-hodlıga yitdim<br />
İşyânım anıp âkıbetimden hazer etdim<br />
Bu matlaı yâd eyledi bir seyyîd işittim</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim<br />
Hak’dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim</p>
<p>Ümmideyiz ye’s ile âh eylemeyiz biz<br />
Sermaye-i imanı tebâh eylemeyiz biz<br />
Babın koyup agyâre penâh eylemeyiz biz<br />
Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim<br />
Hak’dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim</p>
<p>Bîçâredir ümmetlerin isyânına bakma<br />
Dest-i red urup hasret ile dûzaha yakma<br />
Rahm eyle aman âteş-i hicrânına yakma<br />
Ez-cümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma</p>
<p>Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed’sin efendim<br />
Hak’dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim</p>
<p><strong>ankaraedebiyat.com.tr</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-seyh-galip/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler &#8211; İsmet Özel</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-ismet-ozel/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-ismet-ozel/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 06:53:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler ismet özel]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel kim]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[şairler]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir haber]]></category>
		<category><![CDATA[şiir haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[şiirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7448</guid>

					<description><![CDATA[Ankaraedebiyat.com.tr olarak Türk şiirinin zirve isimlerinden İsmet Özel'in hayat hikayesini hazırladık.

]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsmet Özel (1944-)</strong><br />
1944’te Kayseri’de doğdu. 1955’te Abdülhak Hâmit Tarhan İlkokulu’nu (Kastamonu) bitirdi. Ortaokulu Çankırı’da okudu. Ankara Gazi Lisesi’nden mezun oldu. 1962’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kayıt yaptırdı. Birinci ve ikinci sınıfları ikişer yıl okudu. Dört yıl sonra Siyasal’dan ayrıldı.</p>
<p>1972’de Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Buradan 1977 yılında mezun oldu. İlk şiiri 1963 yılında Yelken dergisinde çıktı. 1969’da edebiyat dünyasında büyük yankılar uyandıran ikinci kitabı Evet, İsyan, modern şiirimizin İkinci Yeniyle kazandığı ivmeye yeni bir açılım getirdi. Birey toplumsal yaşantıyla buluşturuldu.</p>
<p>Şiirlerinde imge yoğunluğu ve kelime seçimine önem veren Özel, yazdığı her şiirle mükemmel şiirin örneklerini verdi. 1970’te Halkın Dostları’nı çıkaran Özel, Yeni Devir, Millî Gazete ve Yeni Şafak gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Sosyalist bir dünya görüşüne bağlıyken 1970’li yılların başlarında Müslümanlığı seçti.</p>
<p>1974 yılında Sezai Karakoç’un çıkardığı Diriliş dergisinde yayınlanan “Amentü” şiiriyle Müslümanlığını herkese ilân etti. Ocak 1976’da Necla Hanım’la evlendi. İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca bilen Özel, 1970’lerden günümüze edebiyat ve düşünce hayatımızın merkezinde duran yazarlardan biri oldu.</p>
<p>Şiirleri Yelken, Türk Dili, Dönem, Papirüs, Yeni Dergi, Diriliş, Sanat Olayı, Dergâh, Adam Sanat, Gerçek Hayat, Merdiven Şiir, Karagöz ve Aşkar gibi birçok gazete ve dergide şiir ve yazıları yer aldı.</p>
<p><strong>Kitaplarından Bazıları:</strong> Şiir: Geceleyin Bir Koşu (1966), Evet, İsyan (1969), Cinayetler Kitabı (1975), Şiirler 1962-1974 (1980), Şiir Kitabı (1982), Cellâdıma Gülümserken Çektirdiğim Son Resmin Arkasındaki Satırlar (1984), Erbain / Kırk Yılın Şiirleri (1987), Bir Yusuf Masalı (1999).</p>
<p><strong>Düşünce:</strong> Üç Mesele (1978), Zor Zamanda Konuşmak (1984), Taşları Yemek Yasak (1985), Bakanlar ve Görenler (1985), Faydasız Yazılar (1986).</p>
<p><strong>Poetika:</strong> Şiir Okuma Kılavuzu (1980).</p>
<p><strong>Söyleşi:</strong> Sorulunca Söylenen (1988), Toparlanın Gitmiyoruz I-II-III</p>
<p><strong>İsmet ÖZEL-AMENTÜ</strong><br />
İnsan<br />
eşref-i mahlûkattır derdi babam<br />
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı<br />
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman<br />
bu söz asıl anlamını kavradı<br />
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından<br />
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı<br />
kararmış rakamların yarıklarından sızarak<br />
bu söz yüreğime kadar alçaldı<br />
damar kesildi, kandır akacak<br />
ama kan kesilince damardan sıcak<br />
sımsıcak kelimeler boşandı<br />
aşk için karnıma ve göğsüme<br />
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden<br />
aşk ve ölüm bana yeniden<br />
su ve ateş ve toprak<br />
yeniden yorumlandı.<br />
Dilce susup<br />
bedence konuşulan bir çağda<br />
biliyorum kolay anlaşılmayacak<br />
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın<br />
yanık yağda boğulan yapıların arasında<br />
delirmek hakkını elde bulundurmak<br />
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için<br />
bana deha değil<br />
belgeler gerekli<br />
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza<br />
gençken<br />
peşpeşe kaç gece yıllarca<br />
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım<br />
bilmezdim neden bazı saatler<br />
alaturka vakitlere ayarlı<br />
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar<br />
yazgı desem<br />
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma<br />
Tokat aklıma bile gelmezdi<br />
babam onbeşli olmasa.</p>
<p><strong>Hazırlayan: Talip IŞIK/Ankaraedebiyat</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-ismet-ozel/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sarıkamış Destanı</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/sarikamis-destani/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/sarikamis-destani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Eryiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 07:37:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış Destanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış Harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7319</guid>

					<description><![CDATA[Soğuğun en can alıcı halidir Sarıkamış artık ölüm yeridir Ayağında çarık kara gömülür Yaz kıyafetli er donarak ölür Anmak kalır bize ölümsüz şehidi Sessizlik içredir bugünün şahidi Kardan kefenine bürünür asker Orda ölmeyen de sürgüne gider Sarsılır yürekler beyaz ölümle Çoğalır acılar haksız zulümle Yüz beş yıllık hüzün kalpleri dağlar Sarıkamış’ı Gelibolu’ya bağlar Dağlara yansırken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Soğuğun en can alıcı halidir<br />
Sarıkamış artık ölüm yeridir</p>
<p>Ayağında çarık kara gömülür<br />
Yaz kıyafetli er donarak ölür</p>
<p>Anmak kalır bize ölümsüz şehidi<br />
Sessizlik içredir bugünün şahidi</p>
<p>Kardan kefenine bürünür asker<br />
Orda ölmeyen de sürgüne gider</p>
<p>Sarsılır yürekler beyaz ölümle<br />
Çoğalır acılar haksız zulümle</p>
<p>Yüz beş yıllık hüzün kalpleri dağlar<br />
Sarıkamış’ı Gelibolu’ya bağlar</p>
<p>Dağlara yansırken şehit yüzleri<br />
Gencecik ölümler üzer bizleri</p>
<p>Kışın neden böyle donar bedenler<br />
Soru sembolüne ekli nedenler</p>
<p>Kanlı bir hüzündür tarih sayfası<br />
Savaşlar çıkartır silah tayfası</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/sarikamis-destani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler-Asaf Halet Çelebi</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-asaf-halet-celebi/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-asaf-halet-celebi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 08:10:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Asaf Halet Çelebi kim]]></category>
		<category><![CDATA[Asaf Halet Çelebi şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şairler Asaf Halet Çelebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7098</guid>

					<description><![CDATA[Ankaraedebiyat.com olarak merhum şairlerimizden Asaf Halet Çelebi'nin hayat hikayesini hazırladık.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Asaf Hâlet ÇELEBİ (1907-1958)</strong><br />
<img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-7099 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/asaf-halet-celebi-kitap.jpg" alt="" width="247" height="354" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/asaf-halet-celebi-kitap.jpg 400w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/asaf-halet-celebi-kitap-334x480.jpg 334w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" />1907’de İstanbul’da doğdu. 1958’de İstanbul’da öldü. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Sanayi-i Nefise Mektebi’nde okudu. Adliye Meslek Mektebi’ni bitirdi. Çeşitli devlet memurluklarında bulundu. Gençlik yıllarında divan edebiyatından etkilendi. Gazeller ve rubailer yazdı. 1937’den sonra serbest ölçü kullanmaya ve Batı şiirinin tekniklerine yönelmeye başladı.</p>
<p>Yeni şiir akımının önde gelen dergilerinden Ses, Hamle, Sokak, Servet-i Fünun-Uyanış’ta ve Gün gazetesinde 1938-1941 yılları arasında ilk şiirleri yayınlandı. Doğu-Batı kültürlerini bağdaştıran, tasavvuf, dinler tarihi ve mitolojiden yararlanarak şiirler yazdı.</p>
<p>Orhan Veli akımına kendine özgü bir havayla katılmıştır. İstanbul dergisinde yayımladığı Benim Gözümle Şiir Davası (Temmuz-Aralık 1954) adlı altı makalede poetikasını açıkladı.</p>
<p>Ses, imge, anlam ve düşünce olarak kültürler arası ve metinler arası bir nitelik taşıyan şiirleriyle Asaf Hâlet, Türk şiirinde “modern gelenekçi” tavrın temsilcisi oldu.</p>
<p>İlk dönem eserlerinin ardından, şiirlerinde dinlerden, ideolojilerden, toplumsal olaylardan çok Anadolu-İran-Hindistan çizgisi üzerinde uzanan bir yaşamın görünümlerini sesler aracılığıyla dile getirdi. Şair, şiirin tıpkı hayatta olduğu gibi soyut araçlarla soyut bir dünya yarattığına inandı.</p>
<p><strong>Kitapları:</strong> Şiir: He (1942), Lâmelif (1945), Om Mani Padme Hum (1953), Bütün Şiirleri (1983). Deneme: Bütün Yazıları (1998).<br />
87</p>
<p><strong>Asaf Hâlet ÇELEBİ-İBRÂHİM ŞİİRİ</strong></p>
<p>İbrahim<br />
içimdeki putları devir<br />
elindeki baltayla<br />
kırılan putların yerine<br />
yenilerini koyan kim<br />
güneş buzdan evimi yıktı<br />
koca buzlar düştü<br />
putların boyunları kırıldı<br />
İbrahim<br />
güneşi evime sokan kim<br />
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri<br />
buhtunnasır put yaptı<br />
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım<br />
güzeller bende kaldı<br />
İbrahim<br />
gönlümü put sanıp da kıran kim</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-asaf-halet-celebi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler-Sezai Karakoç</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-sezai-karakoc/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-sezai-karakoc/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 14:26:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şairler Sezai Karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[sezai karakoç]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç kim]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7019</guid>

					<description><![CDATA[Ankaraedebiyat.com olarak  Diriliş'in sembolü şair Sezai Karakoç'un hayat hikayesini hazırladık.

]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sezai KARAKOÇ </strong></p>
<p>22 Ocak 1933 tarihinde Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. İlkokulu Ergani’de (1944), Ortaokulu Maraş Ortaokulu’nda okudu (1947). Gaziantep Lisesi’nden 1950 yılında mezun oldu. Parasız yatılı imkânı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavını kazandı (1950). Bu okulun maliye bölümünden 1955 yılında mezun oldu.</p>
<p>1955 yılından itibaren Maliye Bakanlığında maliye müfettiş yardımcılığı, 1959’da İstanbul’da gelirler kontrolörü olarak çalıştı. 1965’te bu görevinden istifa etti.</p>
<p>1971 yılında bakanlıktaki görevine tekrar döndü. Gelirler Genel Müdürlüğü İdari Davalar Müşavirliği görevini yürüttü. 1973 yılında şiir ve edebiyat çalışmalarına daha çok vakit ayırmak için bir kez daha istifa etti ve memuriyete bir daha dönmedi.</p>
<p>Sezai Karakoç, 26 Mart 1990 tarihinde Diriliş Partisi’ni (DİRİP) kurdu. Yedi yıl sonra 19 Mart 1997’de partisi kapatıldı. 17 Nisan 2007’de Yüce Diriliş Partisi adıyla aynı partiyi bir kez daha kurdu (YÜCEDİRİ-P). Sezai Karakoç, adıyla özdeşleşen Diriliş dergisinden önce, Siyasal son sınıf öğrencisiyken iki sayı süren Şiir Sanatı dergisini (1955), Nisan 1960’da ise edebiyatımızın en uzun soluklu dergilerinden birisi olan Diriliş’i çıkardı.</p>
<p>Diriliş çıktıktan sonra, küçük istisnalar dışında, bütün şiir ve yazıları burada yayınlandı. Sezai Karakoç, modern şiirimizin başlangıcı kabul edilen İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerindendir. İslami bir duyarlıkla ördüğü Diriliş düşüncesi şairin şiir ve yazılarının özüne yerleşmiştir.</p>
<p>16 Kasım 2021&#8217;de 88 yaşındayken, İstanbul&#8217;daki evinde öldü. 17 Kasım 2021 tarihinde İstanbul Şehzadebaşı Camisi&#8217;nde kılınan namazın ardından  aynı caminin haziresine defnedildi.</p>
<p><strong>Kitaplarından Bazıları:</strong></p>
<p><strong>Şiir:</strong> Körfez (1959), Şahdamar (1962), Hızırla Kırk Saat (1967), Sesler (1968), Taha’nın Kitabı (1968), Gül Muştusu (1969), Şiirler I (Hızırla Kırk Saat) (1974), Şiirler II (Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu) (1974).</p>
<p><strong>Hikâye:</strong> Hikâyeler I / Meydan Ortaya Çıktığında (1978), Hikâyeler II / Portreler (1982).</p>
<p><strong>Eleştiri:</strong> Edebiyat Yazıları I-II-III,</p>
<p><strong>Düşünce:</strong> İslâm’ın Dirilişi (1967), Dirilişin Çevresinde (1967), Yazılar (1967), İslâm (1967), Kıyamet Aşısı (1968), Düşünceler II-Kurumlar (1997), Samanyolunda Ziyafet (2004).</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-7021" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/sezai-karakoc-dirilis.jpg" alt="" width="378" height="522" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/sezai-karakoc-dirilis.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/sezai-karakoc-dirilis-347x480.jpg 347w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /></p>
<p><strong>SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE</strong><br />
<strong>IV</strong><br />
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin<br />
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği<br />
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında<br />
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim<br />
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da<br />
Uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Güneşi bahardan koparıp<br />
Aşkın bu en onulmazından koparıp<br />
Bir tuz bulutu gibi<br />
Savuran yüreğime<br />
Ah uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil<br />
Ayaklarımdan belli<br />
Lambalar eğri<br />
Aynalar akrep meleği<br />
Zaman çarpılmış atın son hayali<br />
Ev miras değil mirasın hayaleti<br />
Ey gönlümün doğurduğu<br />
Büyüttüğü emzirdiği<br />
Kuş tüyünden<br />
Ve kuş sütünden<br />
Geceler ve gündüzlerde<br />
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği<br />
Sevgili<br />
En sevgili<br />
Ey sevgili<br />
Uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Bütün şiirlerde söylediğim sensin<br />
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin<br />
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın<br />
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin<br />
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için<br />
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini<br />
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini<br />
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini<br />
Sevgili<br />
En sevgili<br />
Ey sevgili<br />
Uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta<br />
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında<br />
Çatı katlarında bodrum katlarında<br />
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba<br />
Hep Kanlıca’da Emirgan’da<br />
Kandilli’nin kurşuni şafaklarında<br />
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında<br />
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında<br />
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim<br />
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da<br />
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)<br />
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)<br />
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi<br />
Sevgili<br />
En sevgili<br />
Ey sevgili<br />
Uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında<br />
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında<br />
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında<br />
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında<br />
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında<br />
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda<br />
Verilmemiş hesapların korkusuyla<br />
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim<br />
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da<br />
Sevgili<br />
En sevgili<br />
Ey sevgili<br />
Uzatma dünya sürgünümü benim<br />
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır<br />
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır<br />
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır<br />
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır<br />
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır<br />
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır<br />
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır<br />
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır<br />
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır<br />
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır<br />
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır<br />
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır<br />
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır<br />
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır<br />
Sevgili<br />
En sevgili<br />
Ey sevgili</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-sezai-karakoc/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler-Cahit Zarifoğlu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-cahit-zarifoglu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-cahit-zarifoglu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 14:02:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu kim]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu yaşamı]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şairler Cahit Zarifoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7014</guid>

					<description><![CDATA[Ankaraedebiyat.com olarak merhum şairlerimizden Cahit Zarifoğlu'nun hayat hikayesini hazırladık. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cahit ZARİFOĞLU (1940-1987)</strong></p>
<p>1940’ta Ankara’da doğdu. 7 Haziran 1987’de İstanbul’da öldü. Siverek’te (Diyarbakır) okula başlayan Zarifoğlu, ilkokulu Kahramanmaraş’ta İsmet Paşa ve Necatibey ilkokullarında tamamladı. Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde başladığı ortaokulu Maraş Lisesi’nin orta kısmında tamamladı.</p>
<p>1955 yılında liseye başlayan Zarifoğlu, edebiyat ve matematik derslerini verememesi sebebiyle<br />
Maraş Lisesi’ni 1961 yılında bitirebildi. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi.</p>
<p>1962’de tek sayı çıkan Açı dergisini yayınladı. İlk şiiri sayılabilecek “Berdücesi-1962” yine bu dergide yayınlandı. Tam on yıl süren üniversite öğrenimini 1971 yılında tamamlayabildi. 1975’te Makine Kimya Endüstrisi’nde memuriyete başladı. 1976’da TRT’de mütercim sekreter oldu. 1983’te TRT İstanbul Radyosuna atandı.</p>
<p>1976’da Berat Hanım’la evlendi. Nikâh şahidi Necip Fazıl’dı. Diriliş, Papirüs, Yeni Dergi, Türk Dili, Soyut ve Edebiyat dergilerinde şiirleri yayınlanan Zarifoğlu, Aralık 1976’da Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Âkif İnan ve Alaaddin Özdenören’le birlikte Mavera dergisi ve Akabe Yayınları’nın kurucuları arasında yer aldı.</p>
<p>İlk kitabı İşaret Çocukları hakkında ilk yazıyı Sezai Karakoç kaleme aldı. İmge ve bilinç akışına verdiği önemle, gramere meydan okuyan söz dizimi ile Türk şiirinin en özgün şairleri arasında yer aldı.</p>
<p>İkinci Yeni şairlerinden Ece Ayhan, Türk şiirinde şiirde yapı sorununu en iyi kavrayan şair olarak Cahit Zarifoğlu&#8217;nu gösterdi.</p>
<p><strong>KİTAPLARI</strong></p>
<p><strong>Şiir:</strong> İşaret Çocukları (1967), Yedi Güzel Adam (1973), Menziller (1977), Korku ve Yakarış (1985), Hikâye: İns (1974)</p>
<p><strong>Roman:</strong> Savaş Ritimleri (1985), Anne (1991, Savaş Ritimleri’yle birlikte).</p>
<p><strong>Günlük:</strong> Yaşamak (1980).</p>
<p><strong>Deneme:</strong> Bir Değirmendir Bu Dünya (1986), Zengin Hayaller Peşinde (1999).</p>
<p><strong>Tiyatro:</strong> Sütçü İmam (1987). Söyleşi: Konuşmalar (tarihsiz), Okuyucularla<br />
(2010). Mektup: Mektuplar (2010).</p>
<p><strong>SULTAN</strong></p>
<p>Seçkin bir kimse değilim<br />
İsmimin baş harfleri acz tutuyor<br />
Bağışlamanı dilerim</p>
<p>Sana zorsa bırak yanayım<br />
Kolaysa esirgeme</p>
<p>Hayat bir boş rüyaymış<br />
Geçen ibadetler özürlü<br />
Eski günahlar dipdiri<br />
Seçkin bir kimse değilim<br />
İsmimin baş harflerinde kimliğim<br />
Bağışlanmamı dilerim</p>
<p>Sana zorsa yanmaya razıyım<br />
Kolaysa affı esirgeme</p>
<p>Hayat boş geçti<br />
Geri kalan korkulu<br />
Her adımım dolu olsa<br />
İşe yaramaz katında<br />
Biliyorum<br />
Bağışlanmamı diliyorum</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-cahit-zarifoglu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler-Necip Fazıl Kısakürek</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-necip-fazil-kisakurek/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-necip-fazil-kisakurek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 13:31:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şairler Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[İlham veren şairler Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[necip fazıl kim]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl Kısakürek]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanü'ş-şuara]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanü'ş-şuara kim]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanü'ş-şuara necip fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=7007</guid>

					<description><![CDATA[Ankaraedebiyat.com olarak Türk şiirinin sultanı necip Fazıl’ın hayat hikayesini hazırladık. İşte Sultanü'ş-şuara'nın özgeçmişi: ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Necip Fazıl KISAKÜREK (1905-1983)</strong></p>
<p>1905’te İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleriyle Bahriye Mektebi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden ayrılarak eğitimini yarıda bıraktı (1924). Bir müddet Fransa’da Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okudu (1924-25).</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-7008 alignleft" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu.jpg" alt="" width="328" height="451" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu-349x480.jpg 349w" sizes="(max-width: 328px) 100vw, 328px" />Çeşitli bankalarda müfettiş olarak çalıştı. Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde hocalık yaptı (1939-43). İlk iki kitabıyla edebiyat çevrelerinde büyük bir ün kazandı. Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928) ve Ben ve Ötesi (1932) ile hece veznini modern şiirde yeniden inşa etti.</p>
<p>1934 yılında büyük bir dönüşüm yaşadı. İçinde bulunduğu bohem hayatını terk ederek İslâmi bir dünya görüşünü ve yaşantısını seçti.</p>
<p>1936 yılında 17 sayı süren Ağaç dergisini ve 17 Eylül 1943’te Büyük Doğu dergisinin ilk sayısını çıkardı. Dergi yayınını 1978’e kadar sürdürdü.</p>
<p>Şiir hayatı boyunca Türk şiirinin zirvelerinden inmedi. 1975 yılında MTTB’de düzenlenen törenle 50. sanat yılı kutlandı. 1980’de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’nü, İman ve İslâm Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı armağanını (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü’nü (1982) aldı.</p>
<p>Türk Edebiyatı Vakfı tarafından 1980’de Sultanü’ş-Şuârâ ilân edildi. Necip Fazıl, şairler sultanı olmasının yanı sıra büyük bir mütefekkir olarak Türk düşünce ve fikir hayatındaki yerini aldı.</p>
<p><strong>Kitapları:</strong> Şiir: Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932),</p>
<p>Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973). Tiyatro: Tohum (1935), Bir</p>
<p>Adam Yaratmak (1937), Reis Bey (1964). Düşünce: Maskenizi Yırtıyorum</p>
<p>(1953), At’a Senfoni (1958), İdeolocya Örgüsü (1959), Çöle İnen Nur (1950).</p>
<p>Anı: Cinnet Mustatili (1955).</p>
<p><strong>TAM OTUZ YIL ŞİİRİ VE SAKARYA TÜRKÜSÜ </strong></p>
<p>Necip Fazıl, Türk edebiyatında hece şiirini yazan en önemli şairler arasındadır. Onun kendi ifadesiyle bir bohem hayatı vardır. Bir de saatinin işlemeye başladığı 1934 sonrası dönemi…</p>
<p><strong><em>Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum?</em></strong><em><br />
<strong>gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.</strong></em></p>
<p><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-7009 alignright" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu-2.jpg" alt="" width="336" height="463" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu-2.jpg 500w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/buyuk-dogu-2-349x480.jpg 349w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" /></em>Büyük Doğu dergisiyle özellikle gençlerin üstünde yoğun etkiler bıraktı. Manevi ve milli değerlere yaptığı atıflar muhafazakar ve milliyetçi çevrelerce tutulmasını sağladı. Sakarya şiiri, Sakarya Irmağı üzerinden hem manevi değerlere atıf yapar hem de bu ülkenin insanının içinde düşürüldüğü duruma bir eleştiri niteliğindedir:</p>
<p><strong><em>Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!</em></strong></p>
<p><strong><em>Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?</em></strong></p>
<p><strong><em>…</em></strong></p>
<p><strong><em>Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,</em></strong></p>
<p><strong><em>Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!</em></strong></p>
<p><strong><em>…</em></strong></p>
<p><strong><em>Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;</em></strong></p>
<p><strong><em>Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..</em></strong></p>
<p><em>Onun birçok şiiri aynı zamanda bestelenmiştir. Kaldırımlar, Beklenen, Bekleyen, Canım İstanbul, Çile, Gurbet, Köroğlu ve daha onlarca şiiri bestelenerek Türk müziğine de kazandırılmıştır. </em><em>Funda Arar, Aykut Kuşkaya, Uğur Işılak, Grup Yeniçağ, Koro, Süleyman Şahintürk, Esma Başbuğ, Neşe Karaböcek, Ayna (Artık Her Şey Bitti), Samet Altıntaş, Osman Nuri Özpekel, Yücel Arzen, Azerin, İbrahim Suat Erbay, Ümit Yazıcı gibi birçok sanatçı, onun şiirlerinden bestelenen şarkıları kitlelerle buluşturdu. </em></p>
<p><strong><em>KALDIRIMLAR</em></strong></p>
<p><strong><em>Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;<br />
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.<br />
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,<br />
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;<br />
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.<br />
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;<br />
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.</em></strong></p>
<p><strong><em>İçimde damla damla bir korku birikiyor;<br />
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…<br />
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;<br />
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;<br />
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.<br />
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;<br />
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.</em></strong></p>
<p><strong><em>Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;<br />
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!<br />
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;<br />
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;<br />
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.<br />
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;<br />
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;<br />
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!<br />
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;<br />
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.</em></strong></p>
<p><strong><em>Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;<br />
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.<br />
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,<br />
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-necip-fazil-kisakurek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlham veren şairler-Mehmet Akif Ersoy</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-mehmet-akif-ersoy/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-mehmet-akif-ersoy/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 12:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler akif]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şairler mehmet akif]]></category>
		<category><![CDATA[ilham veren şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy kim]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy nereli]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6979</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy, bu topraklarda yazdığı İstiklal Marşı ile gönüllerde ayrı yere konulmuştur. Ankaraedebiyat.com olarak milli şarimizin hayat hikayesini hazırladık. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet Akif Ersoy, Türk şiirine ilham veren şairlerin en tepe noktasında bulunan isimlerin başındadır. O, bu topraklarda yazdığı İstiklal Marşı ile gönüllerde ayrı yere konulmuştur. Ama bunun dışında, gönlümüze tercüman olan Çanakkale Şehitlerine, Zulmü Alkışlayamam, Bülbül, Şark gibi toplumsal sorunları dile getiren onlarca şiire de imza atmıştır.</p>
<p>Onun tek bir derdi varı: O da bu milletin tarihten bu yana çeperlerine yapışmış bağımsızlığını yitirmemesi. İstiklal Marşımızın üçüncü kıt ’asında da bunu bizlere emsalsiz dizelerle anlatır:</p>
<p><strong><em>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. </em></strong></p>
<p><strong><em>Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! </em></strong></p>
<p><strong><em>Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; </em></strong></p>
<p><strong><em>Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.</em></strong></p>
<p>Divan edebiyatının 20. asırdaki belki de en önemli ismi olan Akif, aynı zamanda ülkenin ve toplumun sorunlarını hem Sebilü’r-reşad’daki yazılarında hem de şiirlerinde hiciv diliyle aktarıyordu. Döneminde İstiklal Marşı’nı etkili ve başarılı yazacağına inanan arkadaşlarının olması bile onun çevresinde ne kadar etkili şair olarak görüldüğüne delildir.</p>
<p>Milliyet olarak Hakkın Sesleri&#8217;nden şiirinde Arnavut olduğunu belirtir ama her zaman birlikten yanadır:</p>
<p><strong><em>Görmüyor gittiği yanlış yolu zannım çoğunuz,</em></strong></p>
<p><strong><em>Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!</em></strong></p>
<p><strong><em>Bunu benden duyunuz, ben ki Arnavut&#8217;um,</em></strong></p>
<p><strong><em>Başka bir şey diyemem. İşte perişan yurdum!&#8221;</em></strong></p>
<p>Aralık onun ayıdır. 20 Aralık 1873’te doğduğu İstanbul’da 27 Aralık 1936’da vefat etmiştir. 1898’de <em>İsmet Hanım</em>’la evlendi; bu evlilikten <em>Cemile</em>, <em>Feride</em>, <em>Suadi</em>, <em>Emin</em>, <em>Tahir</em> adlı çocukları oldu. Millî mücadelede 1920-1922 arasında Burdur mebusluğu yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-6998" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-akif-ersoy-safahat.png" alt="" width="269" height="300" srcset="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-akif-ersoy-safahat.png 546w, https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-akif-ersoy-safahat-430x480.png 430w" sizes="auto, (max-width: 269px) 100vw, 269px" /></p>
<p>Onun Çanakkale Şehitlerine şiiri de en az İstiklal Marşı kadar sevilir.</p>
<p><strong><em>“Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? </em></strong></p>
<p><strong><em>En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.”</em></strong> mısralarıyla başlaması, adeta o dönem için bize tarihi belge niteliğindedir. Oradaki mücadelemizin cansiperane oluşunun dünyada eşi benzeri olmadığı şeklinde aktarması önemlidir. Keza buradaki müdafaayı İslam’ın ilk dönemindeki Müslümanlara müşriklerin saldırdığı Bedir Savaşı ile denk tutması da kıymetlidir.</p>
<p><strong><em>“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi&#8230; </em></strong></p>
<p><strong><em>Bedr&#8217;in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.”</em></strong></p>
<p>Yine Bülbül şiiri de şaheserlerinden biridir. Bu şiirini “Basri Bey oğlumuza” notuyla ilk Meclis’te Karesi (Balıkesir) mebusu olarak görev yapan Hasan Basri Çantay’a ithaf etmiştir. Bir nevi Müslüman coğrafyanın kaybettiği topraklara, Bursa temsiliyle yazılmış bir ağıttır. Bu şiiri yazdığında Yunan işgali söz konusudur. Bir zamanlar Eyyubi’nin, Fatih’in, Osman Bey’in, Orhan Bey’in Yıldırım’ın mirası olan bu topraklar artık perişan haldedir:</p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong><em>Hayâlimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,</em></strong></p>
<p><strong><em>SALÂHADDÎN-İ EYYÛBÎ&#8217;lerin, FATİH&#8217;lerin yurdu.</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde OSMAN&#8217;ın;</em></strong></p>
<p><strong><em>Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ&#8217;nın!</em></strong></p>
<p><strong><em>Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;</em></strong></p>
<p><strong><em>O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!</em></strong></p>
<p><strong><em>Çökük bir kubbe kalsın ma&#8217;bedinden YILDIRIM Hân&#8217;ın;</em></strong></p>
<p><strong><em>Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri ORHAN&#8217;ın!</em></strong></p>
<p><strong><em>…</em></strong></p>
<p>Şiire adını veren bülbülü ise son dizede görürüz. Bülbül, Doğu edebiyatında aşığı temsil eder, gül ise maşukun sembolüdür. Şimdi bülbül bu toprakların derdiyle ağlamaktadır. Ama Akif, burada devreye girerek eleştirisini yine esirgemez:</p>
<p><strong><em>Dolaşsın, sonra, İslâm&#8217;ın harem-gâhında nâ-mahrem&#8230;</em></strong></p>
<p><strong><em>Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!</em></strong></p>
<p>Bütün şiirlerinin cem edildiği Safahat, 1924’te Türkiye&#8217;de basıldı.  Safahat, sekiz kitaptan oluşuyor: Safahat (1911), Süleymaniye Kürsüsünde (1912), Hakkın Sesleri (1913), Fatih Kürsüsünde (1914), Hatıralar, Asım (1924), Gölgeler (1933),Safahat (Toplu Basım) (ilki 1943)&#8230;</p>
<p>Kendisi o tarihlerde Mısır’da meskûn idi. 1934’te Ersoy soyadını aldı, 1936’da 17 Haziran 1936&#8217;da tedavi amacıyla İstanbul&#8217;a döndü. Ancak 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul&#8217;un Beyoğlu ilçesinde vefat etti. İlk önce Edirnekapı Mezarlığı&#8217;na gömüldü. Daha sonra yol yapım çalışması nedeniyle Kabri Edirnekapı Şehitliği’ne taşındı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-6999" src="https://ankaraedebiyat.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/mehmet-akif-ersoy-mezari.jpg" alt="" width="366" height="448" /></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/ilham-veren-sairler-mehmet-akif-ersoy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şöyle ki</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/soyle-ki/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/soyle-ki/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Adıgüzel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:53:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6805</guid>

					<description><![CDATA[(Fotoğraf: Enes Yasin Bay) Bir babaydım dağ gibi Derin denizler gibi Bulutların üstünde Yağmur gibi ay gibi. &#160; Bahar oldum yaz oldum Ateş oldum köz oldum Yerle gök arasında Duman oldum toz oldum. &#160; Oğul verdim dünyaya Bel bağlanmaz dünyaya Hayat ince bir çizgi Giden gelmez dünyaya. &#160; Sırlı bir ayna ölüm İşte karşımda ölüm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>(Fotoğraf: Enes Yasin Bay)</em></p>
<p>Bir babaydım dağ gibi</p>
<p>Derin denizler gibi</p>
<p>Bulutların üstünde</p>
<p>Yağmur gibi ay gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bahar oldum yaz oldum</p>
<p>Ateş oldum köz oldum</p>
<p>Yerle gök arasında</p>
<p>Duman oldum toz oldum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Oğul verdim dünyaya</p>
<p>Bel bağlanmaz dünyaya</p>
<p>Hayat ince bir çizgi</p>
<p>Giden gelmez dünyaya.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sırlı bir ayna ölüm</p>
<p>İşte karşımda ölüm</p>
<p>Canla ten arasında</p>
<p>Başka nedir ki ölüm.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/soyle-ki/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oku/ntu</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/oku-ntu/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/oku-ntu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taner Eker]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 07:46:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6796</guid>

					<description><![CDATA[kör bir zamanın anlağından savuşup geldim eşlik etme suskunluğuma takvimlerin şakası yok, be gülüm! &#160; bir hurdalık ışıltısı gibi kamaştır, varlığınla gözlerimi ve gönlümü umuda &#160; ılıştırılmış bir tas su dök tutuşan bedenime bir tas su, sesinin yağmurundan &#160; içimde Yusuf&#8217;lar boğuluyor bana gündelik rüzgarlar bağışla, dağıt kervanını şu yalnızlığımın &#160; gülüşünün sabahından akça düşler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>kör bir zamanın anlağından</p>
<p>savuşup geldim</p>
<p>eşlik etme suskunluğuma</p>
<p>takvimlerin şakası yok, be gülüm!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>bir hurdalık ışıltısı gibi kamaştır,</p>
<p>varlığınla gözlerimi</p>
<p>ve gönlümü umuda</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ılıştırılmış bir tas su dök</p>
<p>tutuşan bedenime</p>
<p>bir tas su,</p>
<p>sesinin yağmurundan</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>içimde Yusuf&#8217;lar boğuluyor</p>
<p>bana gündelik rüzgarlar bağışla,</p>
<p>dağıt kervanını şu yalnızlığımın</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>gülüşünün sabahından</p>
<p>akça düşler devşireyim,</p>
<p>akça düşlerde gülüm</p>
<p>kerem et göklerinin mavisine</p>
<p>bir tutam minnet süreyim.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/oku-ntu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gurbet</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/gurbet/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/gurbet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayfer Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 06:44:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[gurbet]]></category>
		<category><![CDATA[gurbet şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6739</guid>

					<description><![CDATA[Anlatsam dil demez hezeyânımı Fotoğraf misali cansızdı gurbet Kimden tahsil etsem ben ziyânımı Duyarsız bedende kansızdı gurbet &#160; Cevap işitmeden soru sordular İkmâle kalana taktir verdiler Sorgusuz sualsiz damga vurdular Kanunsuz kitapsız dinsizdi  gurbet &#160; Seneler devrilir hafta dolmadan Kırık kalp bükülür ikbâl bilmeden Kanca derin girer olta salmadan Zulme kapı açan densizdi gurbet &#160; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anlatsam dil demez hezeyânımı</p>
<p>Fotoğraf misali cansızdı gurbet</p>
<p>Kimden tahsil etsem ben ziyânımı</p>
<p>Duyarsız bedende kansızdı gurbet</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cevap işitmeden soru sordular</p>
<p>İkmâle kalana taktir verdiler</p>
<p>Sorgusuz sualsiz damga vurdular</p>
<p>Kanunsuz kitapsız dinsizdi  gurbet</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Seneler devrilir hafta dolmadan</p>
<p>Kırık kalp bükülür ikbâl bilmeden</p>
<p>Kanca derin girer olta salmadan</p>
<p>Zulme kapı açan densizdi gurbet</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kat kat sürüklendim tek endâzede</p>
<p>Öz sorgum çözüldü mâlum  dizede</p>
<p>Hayat yok olmaktı son şirâzede</p>
<p>Zaman oyununda  ansızdı gurbet</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eksik ya da fazla kalpler atıyor</p>
<p>Gurur denen şehvet gün gün bitiyor</p>
<p>Akıl alıp veren koyup gidiyor</p>
<p>Sonu olan yerde sonsuzdu gurbet</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nöbet sızım geçmez canlı solmak zor</p>
<p>Düşmesi muhtemel yıldız kalmak  zor</p>
<p>Mesele adalet kolay ölmek  zor</p>
<p>Bana bakar iken bensizdi  gurbet</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/gurbet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bekleyen</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/bekleyen/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/bekleyen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertuğrul Başer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 07:25:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[at]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6350</guid>

					<description><![CDATA[Onu buldum Ruhun alacakaranlığında bir at Uzun bir at, sonsuz bir at, terli bir at Tuttum terkisine bir bulut koydum, yelelerine rüzgâr Bekledim, bir sızı gibi geçip gidecek, geçip gidecek alacakaranlık yurduna Sonra ağzına köpük koydum, göğe doğru mor bir kişneme Bekledim bir ağrı gibi geçip gidecek uzak yurduna Sağrısına bir dost eli, ayaklarına dörtnal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onu buldum</p>
<p>Ruhun alacakaranlığında bir at</p>
<p>Uzun bir at, sonsuz bir at, terli bir at</p>
<p>Tuttum terkisine bir bulut koydum, yelelerine rüzgâr</p>
<p>Bekledim, bir sızı gibi geçip gidecek, geçip gidecek alacakaranlık yurduna</p>
<p>Sonra ağzına köpük koydum, göğe doğru mor bir kişneme</p>
<p>Bekledim bir ağrı gibi geçip gidecek uzak yurduna</p>
<p>Sağrısına bir dost eli, ayaklarına dörtnal</p>
<p>Bekledim, bir sancı gibi geçip gidecek, yitecek alacakaranlığımda</p>
<p>Sonra kuyruğuna gün batışından bir düğüm, gözlerine bir tutam keder</p>
<p>Gözlerine arzu, can evine istek</p>
<p>En son bir bekleyen koydum uzak yurdunda</p>
<p>Ah sarı bir at, yanan bir at, sonlu bir at</p>
<p>*</p>
<p>Bir su gibi aktı gitti alacakaranlığımda</p>
<p>Aktı gitti bir su gibi alacakaranlık yurduna</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2008, İstanbul</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/bekleyen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nehir</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/nehir/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/nehir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Mesten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 19:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[nehir]]></category>
		<category><![CDATA[nehir şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6311</guid>

					<description><![CDATA[İndim Bunca yıl çıktığım merdiven Bir nehirmiş İnişim Muhteşem bir kartalın avına yaptığı pike Misk kokulu ceylan bir zehirmiş İndim Çorak toprağın nehre hasretini büyüterek Gülden bir gülüşe teşne Candan bir bakışa can adayarak Bildim Candan önce cânân gelirmiş Bindim Sırtına binip ateşe sürdüğüm küheylân Bir kâfirmiş Gittim Cankulağımda bir fısıltı: “Çabuk” diyen Beni yâr [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İndim<br />
Bunca yıl çıktığım merdiven<br />
Bir nehirmiş<br />
İnişim<br />
Muhteşem bir kartalın avına yaptığı pike<br />
Misk kokulu ceylan bir zehirmiş<br />
İndim<br />
Çorak toprağın nehre hasretini büyüterek<br />
Gülden bir gülüşe teşne<br />
Candan bir bakışa can adayarak<br />
Bildim<br />
Candan önce cânân gelirmiş<br />
Bindim<br />
Sırtına binip ateşe sürdüğüm küheylân<br />
Bir kâfirmiş<br />
Gittim<br />
Cankulağımda bir fısıltı:<br />
“Çabuk” diyen<br />
Beni yâr başına getiren ilham<br />
Şeytan’dan sefirmiş<br />
Geçtim<br />
Can yakan öfkeyle can pazarından<br />
Gördüm<br />
Canan elinde canım esirmiş<br />
İçtim<br />
Baldan tatlı bilerek<br />
İçtiğim<br />
Baldırandan zehirmiş</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/nehir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filistin uzak ülke</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/filistin-uzak-ulke/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/filistin-uzak-ulke/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talip Işık]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 04:42:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=6261</guid>

					<description><![CDATA[Kalk gidelim baba! ‎Kalk gidelim! ‎Gazze&#8217;de ateşten çiçekler açıyor ‎çocuk mezarlarında ‎Dağlanıyor etimiz, kanımız ‎Dağlanıyor baba! ‎Bana savaşmayı öğret! ‎* ‎Karanlık bir çağın ‎Bu ifrit bu iğreti acısı çökmüş ‎Mescidi Aksa&#8217;nın Gazze&#8217;nin sokaklarına ‎Kesmiş gökyüzünden evlerimize sızan günışığını ‎Umutsuz çiçekler ekmiş sofalara ‎Karanfiller kurumuş ‎Yüz yıllık ağıtlar düşmüş ‎Siyah gülleri kıskandıran ‎Matem dolu bahçemize ‎* [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalk gidelim baba!</p>
<p>‎Kalk gidelim!</p>
<p>‎Gazze&#8217;de ateşten çiçekler açıyor</p>
<p>‎çocuk mezarlarında</p>
<p>‎Dağlanıyor etimiz, kanımız</p>
<p>‎Dağlanıyor baba!</p>
<p>‎Bana savaşmayı öğret!</p>
<p>‎*</p>
<p>‎Karanlık bir çağın</p>
<p>‎Bu ifrit bu iğreti acısı çökmüş</p>
<p>‎Mescidi Aksa&#8217;nın Gazze&#8217;nin sokaklarına</p>
<p>‎Kesmiş gökyüzünden evlerimize sızan günışığını</p>
<p>‎Umutsuz çiçekler ekmiş sofalara</p>
<p>‎Karanfiller kurumuş</p>
<p>‎Yüz yıllık ağıtlar düşmüş</p>
<p>‎Siyah gülleri kıskandıran</p>
<p>‎Matem dolu bahçemize</p>
<p>‎*</p>
<p>‎Kalk gidelim baba!</p>
<p>‎Kalk gidelim!</p>
<p>‎Bana savaşmayı öğret!</p>
<p>‎*</p>
<p>‎Uçurumun kenarında falezlerin gölgesinde</p>
<p>‎Endülüs&#8217;ten kalan son hâtıra</p>
<p>‎Sen bana Gırnata&#8217;yı hatırlatıyorsun</p>
<p>‎Ey karanlık çağın direnen son kalesi Gazze!</p>
<p>‎Tecrit edilmiş tarihi</p>
<p>‎Tecrit edilmiş insanlığı</p>
<p>‎Taştan kazınmış mirası Kurtuba&#8217;nın</p>
<p>‎Denizin, göklerin sessiz derinliğinde Ey Kudüs!</p>
<p>‎Sana nehirler denizler vaat eden</p>
<p>güllerin habercisiyim</p>
<p>‎*</p>
<p>‎Kalk gidelim baba!</p>
<p>‎Kalk gidelim!</p>
<p>‎Bana savaşmayı öğret!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/filistin-uzak-ulke/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiir nedir? Şiirin tanımı, özellikleri ve edebiyattaki yeri</title>
		<link>https://ankaraedebiyat.com.tr/siir-nedir-siirin-tanimi-ozellikleri-ve-edebiyattaki-yeri/</link>
					<comments>https://ankaraedebiyat.com.tr/siir-nedir-siirin-tanimi-ozellikleri-ve-edebiyattaki-yeri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Site Editörü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 11:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ankara edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir nedir]]></category>
		<category><![CDATA[şiir türleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankaraedebiyat.com.tr/?p=56</guid>

					<description><![CDATA[Şiir nedir? Şiirin tanımı, özellikleri, türleri ve edebiyattaki önemi hakkında kapsamlı bir anlatım. Şiirin duygu ve düşünceleri nasıl özel bir dille ifade ettiğini keşfedin.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>ŞİİR NEDİR?</h3>
<p>Şiir, duygu, düşünce, hayal ve izlenimlerin ölçülü ya da serbest bir dille, ahenk unsurlarından yararlanılarak anlatıldığı edebî türdür. İnsanlığın en eski ifade biçimlerinden biri olan şiir, kelimeleri anlam yönünden olduğu kadar müzikal yönleriyle de kullanır. Bu nedenle şiir, sadece bir anlatım değil aynı zamanda bir ses, ritim ve imge sanatıdır.</p>
<h3>ŞİİRİN TEMEL ÖZELLİKLERİ</h3>
<p>Şiiri diğer edebî türlerden ayıran birçok nitelik bulunur:</p>
<h3>1.Duygu ve Hayale Dayanır</h3>
<p>Şiir, insanın iç dünyasını, ruh hâlini ve hayal gücünü yansıtan en güçlü anlatım biçimidir.</p>
<p>Duygular çoğu zaman dolaylı, imgesel bir dille aktarılır.</p>
<h3>2.Ahenk Unsurları Önemlidir</h3>
<p>Şiirde ahenk; ölçü, kafiye, redif, aliterasyon, asonans gibi ses tekrarlarıyla sağlanır.</p>
<p>Serbest şiirde bile kelime seçimi ve ritim duygusu ahengi hissedilir kılar.</p>
<h3>3.Etkileyici ve Yoğun Bir Dil Kullanılır</h3>
<p>Şiirde kelimeler özenle seçilir ve az sözle çok anlam yaratılır.</p>
<p>Bir dizede sayfalarca anlatımın gücü saklı olabilir.</p>
<h3>4.İmge ve Mecazlarla Zenginleşir</h3>
<p>Şair, duygu ve düşüncelerini doğrudan değil, benzetmeler, semboller, kişileştirmeler ve imgeler aracılığıyla ifade eder.</p>
<h3>5.Özgün Bir Ses ve Üslup Taşır</h3>
<p>Her şair, dili kullanma biçimiyle kendi özgün sesini oluşturur. Bu da şiire bireysel bir iz bırakır.</p>
<h3>ŞİİR TÜRLERİ</h3>
<p>Şiir, yapı, konu ve biçim bakımından çeşitli türlere ayrılır:</p>
<p>Lirik şiir: Duygusal şiirler</p>
<p>Epik şiir: Kahramanlık konulu şiirler</p>
<p>Pastoral şiir: Doğa ve kır yaşamını anlatan şiirler</p>
<p>Didaktik şiir: Öğretici nitelikte şiirler</p>
<p>Satirik şiir: Eleştirel şiirler</p>
<p>Dramatik şiir: Tiyatro kökenli şiirler</p>
<p>Modern edebiyatta ise serbest şiir, en yaygın biçimlerden biri haline gelmiştir.</p>
<h3>EDEBİYATTA ŞİİRİN ÖNEMİ</h3>
<p>Şiir, insanlığın ortak hafızasını taşıyan en güçlü sanat dallarından biridir.</p>
<p>Toplumların kültürel birikimini, acılarını, mutluluklarını, inançlarını ve hayallerini yüzyıllar boyunca dile getirmiştir. Türk edebiyatında da halk şiirinden divan şiirine, Milli Edebiyat akımından modern şiire kadar geniş bir yelpazede güçlü bir gelenek oluşmuştur.</p>
<h3>Şiir:</h3>
<p>Duyguları doğrudan kalbe taşır,</p>
<p>Dilin en yoğun ve estetik hâlini sunar,</p>
<p>Kültürel kimliğin oluşmasına katkı sağlar,</p>
<p>Bireyin duyarlılığını artırır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ankaraedebiyat.com.tr/siir-nedir-siirin-tanimi-ozellikleri-ve-edebiyattaki-yeri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
