Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Murat Ertaş
Murat Ertaş

Gündür geçer

On yıl “Dil ve Edebiyat” dergisinin yayın kurulunda yer aldım. Bir on yıldır da “Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği” Erzurum Şube Başkanlığını yapıyorum. Erzurum’un ilk “Yazarlık Mektebi”ni Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle 2015’te tertip ettik ve halâ yeni yazar ve şair yetiştirilmesinde büyükşehir belediyemizle iş birliği yapmaktayız. İşte bu vazifelerim münasebetiyle şiirle ve hikâyeyle uğraşan her yaştan edebiyat meraklısı bize metinlerini ve kitaplarını gönderir, eserleri hakkında değerlendirmelerimizi merak eder.

Değerli okurlarım ve dostlarım, şundan emin olabilirsiniz ki piyasadaki şiir kitabı diye çıkan birçok eser, kâğıt israfından başka bir şey değil. Yazdığı ayarsız sözleri bir kâğıda yazanları gördükçe orman yangınının içinde kalmışım gibi yanar içim. Yazık o kütüklere, kâğıtlara… Şiirlerdeki ve metinlerdeki asgari edebîliği bıraktım, Türkçemize hakaret kabul edebileceğimiz bariz imlâ hatalarıyla belki ilkokul düzeyinde karalanmış ilk heves metinlerden bile sayılamayacak derecede niteliksizliğe insanlar nasıl da cüretkâr tavırla bizden iltifat bekliyor, anlatamam…

Bu cüretkârlığın bir nedeni sosyal medyanın insanlara yaşattığı “eşitlik” duygusu, algısı ve olgusudur. Sosyal medyadan dilediği yazara, şaire, dergiye, edebî muhite kolayca ulaşabilen niteliksizler izlemek, analiz etmek, öğrenmek ve kendilerini geliştirmek yerine, ulaşılabilirliğin yaşattığı “ben de oldum” duygusunu yaşıyor. Öyle ya, o şair de profil resmine kedili fotoğraf koyuyor, kendisi de; öyle ya, o usta yazar da Fenerbahçe ile ilgili yorum yapıyor, kendisi de… Daha ne olsun? İşte eşitlik!!..

Neyse, biz konumuza dönelim. Dergi sayfalarına bile sirayet eden niteliksizliği bir tarafa bırakarak…

Baştan ayağa ruhunda bir sanatkâr inceliği taşıyan İhsan Ataman beyefendiyi ilk olarak sosyal medya sayfalarında paylaştığı kaligrafi denemeleri ve tablolarıyla tanıdım. Sayfalarındaki cümle ve tablo paylaşım ritminden İhsan Beyin duygusal, entelektüel, gün geçirmiş biri olduğunu fark etmem zor olmadı.

Daha önce şiir ve edebî paylaşımına pek rastlamadığım için kendisinden hiç beklemediğim bir eser ortaya koydu, İhsan Bey. Bir şiir kitabı… Açıkçası bana gelen diğer şiir kitaplarının yaşattığı sukut-u hayâl ile bana gönderme nezaketine nezaketle karşılık vermek için öylesine karıştırdım şiir kitabının sayfalarını… Gözüme takılan mısraların fevkalâdeliğinin ardından kitaptaki şiirleri sayfa sırasıyla tek tek okudum. Hem de sabah namazından sonra seherin bereketiyle okudum.

İhsan Beyin “Dergâhî” mahlasıyla yazdığı şiirleri çok beğendiğimi ifade etmeliyim. Kitabın başında “Şiire, Şaire, Bana ve Kitaba Dair” başlığıyla yazdığı kısa metin şairin şiir anlayışını okura açıyor esasında… “Üç şair say deseler; Fuzûlî, Fuzûlî, Fuzûlî derim. Yunus Emre bir zirvedir, Şeyh Galip bir başka zirve, Yahya Kemal şiirin ağır işçisidir bana göre…” İhsan Beyin şiirlerinde Fuzûlî tesiri midir, klasik şiirin genel tesiri mi, bilemem ama “aşk”ın tarifi ve halleri konusunda “Leyla” ve “Mecnûn” mazmunları/metaforları/imgeleri çok sık kullanılmıştır. Bazı şiirlerinin konusunun bizzat şiir olması da şairin şiir üzerine ne kadar düşündüğünü göstermesi açısından dikkat çekiyor.

Kitabın başına aldığı metinde İhsan Ataman her ne kadar Mirze Elekber Sabir, Eliağa Vahid, Pir Sultan Abdal, Hatayî, Hâfız-ı Şirâzi, Rundi ve Mahmud Derviş’i kendi şiir dünyasının yıldızları olarak saysa da “Dergâhî” mahlaslı şiirlerinde bilhassa sıkça karşılaştığımız “fanilik” duygusunu ifade ederken Yunus Emre’nin ve Âşık Sümmanî’nin, aşk şiirlerinde Erzurumlu Emrah’ın, Ruhsatî’nin, Hacı Bayram Velî’nin; taşlamalarında ve gurbet şiirlerinde Mahsunî Şerif’in, Âşık Yaşar Reyhânî’nin ve Abdurrahim Karakoç’un, koçaklamalarında Köroğlu’nun sesini duyuyorsunuz.

Şair şiirlerinde aşk, gurbet, fanilik duygusu, ölüm telaşı, toplumsal eleştiri, memleket gibi konuları çoğunlukla sekizli, on birli, on ikili olmak üzere farklı hece vezinleriyle işlemiş. Şiirlere çok büyük mesai ve emek verilmiş, çok belli. Şiirlerdeki kelime seçimi, ses, musiki, ritm, ölçü ve kafiye ahenk içerisinde başarıyla ele alınmış. Şiirlerdeki mana ve ahenk bütünlüğü, cümle yapıları ve söyleyiş kolaylığı klasik Türk şiirine güzel örnekler kazandırmış. Orta Anadolu Türkçesinin güzel örneklerinden biri:

Yevm-i kurbandır bugün eyâ gönül dârâ dur

Baka defderun boşdur, yüzün dahi karadur

Hisse kap arifandan, et hisseni et feda

Et gelür gön gider sen, sen rızayı ara dur

İhsan Ataman’ın şiirlerinde Erzurum’a rastlamamak mümkün mü? Ben şairin Erzurum’a yazdığı şiirlerde değil de en çok “Ne Gerek” başlıklı şiirinin şu mısralarında Erzurum’u buldum: “Köroğlu ocağı, Yunus döşeği

Ataman’ın şiirlerindeki dil klasik halk şiir dilidir. Şiirlerinde Kafkasya ve Kuzeydoğu Anadolu’ya, Erzurum yöresine mahsus bin yıllık kelimelere, ünlemlere rastlıyoruz… Şiirlerinin genelinde Türk-İslam kültüründen, Doğu medeniyetinden rastladığımız telmihler ve coğrafya isimleri İhsan Ataman şiirindeki entelektüel düzeyi göstermesi açısından mühim işaretlerdir.

Şiirlerdeki hikmet ve felsefe göze çarpar:

Her şekil her renkti, her renk başka renk

Kırık bir mızrabda can verdi “ahenk”

“Yok”la “var” arası bu ezeli cenk

Manada çözüldü boşa benzedi

Ataman’ın şiir lügati çok zengin ve bu beni çok etkiledi. Karşımda münevver bir şair buldum:

Dergâhîyem derdim nice

Ağlarım hep gündüz gece

Hem aşikâr hem gizlice

El zanneder uyur beni

 Erzurum/ Azerbaycan ağzıyla yazılmış “Danışma” başlıklı şiirini pek beğendim. Okumaktan ve tanımaktan büyük keyif aldığım kitap oldu. İhsan Ataman Beye şiire verdiği emek ve böyle güzel eserleri edebiyat dünyamıza kazandırdığı için çok teşekkür ediyorum.

“Gündür Geçer” şiir kitabı “Dava Adamı Yayınları”ndan çıktı. İhsan Ataman 1955’te Erzurum doğumlu. 1978’de KTÜ Harita Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 25 yıl kamuda görev yaptı. Ataman, şiir ve edebiyata ilgisinin yanında iyi düzeyde kaligrafi sanatkârıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ
Masaüstü Reklam 2

SON İÇERİKLER

Gerçek Tarih Derneği