Malum, uzun yazı okunmuyor diye bu yazıyı ikiye bölmüştük. İlgililer için ilk yazının linkini buraya bırakıyorum:
Ben buyum diyen o değildir
Devamı:
İsterken ölçülü istemek var.
Layık olduğumuz şeyi istemek var.
Batman sekisinde oturup İstanbul türküsü çığırmanın en başta kendimize zararı var.
Yeter ki etrafımızdaki insanları kıskandıralım da ne iş olsa yaparım havasında olmamak lazım.
Müstağni gibi davranıp da kapalı kapılar ardında çalmadığımız kapı bırakmadıkça, bir başkası için değil de yapamayacağımız işleri kendimiz için istedikçe ve akabinde de bunları istemiyormuş gibi yaptıkça inandırıcı olmuyoruz.
Gençlerin şımarıklığından söz ediyoruz, vurdumduymaz hallerinden dem vuruyoruz, gençlerin iş beğenmemesi bizleri rahatsız ediyor ama gençlerden bin beter tavırlar sergiliyoruz.
Düğünlerdeki, mezuniyet törenlerindeki şatafatlı işlerden rahatsız oluyor fakat protokol denildiğinde en gösterişli karşılama merasimini biz yapıyor, en ön tarafa oturup önemli kişilerle aynı karede bulunmak için kafamızı uzatıyoruz insanlar arasından.
Bunları yapma imkânımız yoksa yapanlardan nefret ediyoruz ama imkânımız olunca da hemen işe koyuluyoruz.
İsraftan dem vurup elimize devletin imkanları geçince her türlü israfı yapmakta beis görmüyorsunuz.
Bir iş adamının fabrikada ağırladığı devlet büyüğüne ettiği masrafın beş on katını bir bürokrat hemen harcayıveriyor.
“Aynı iş adamı bürokrat olsa daha beterini harcar” deyip ardından “Guzum kafamın dağınıklığı yazıya da yansımamıştır inşallah?” deyince ustam…
Kızar diye sesimi çıkarmadım.
“Yani ustam, İsmet emmimin sözüne mi geldi sıra?” diye sorunca…
“Neymiş o söz, de hele” deyince nasıl sevindim beni de adam yerine koyduğu için.
“Ben buyum diyen o değildir.”
“Peki ustam, bir de ‘Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir’ sözü var; bu söz bu yazıya uyuyor mu?”
“Evlat, o söz esasında bu yazıya uyuyor ama bir farkla. İnsan elbette masumdur günah işlemediyse. Kimseye ‘elinde imkân olsaydı sen bu günahı işlerdin, haydi çek cezanı’ denmez, çok saçma olur. Ama yazıda sözünü ettiğimiz talepleri, dünyalık işleri ayıplayıp da eline fırsat geçince deveyi havuduyla götürenler için yerinde bir söz olur.”
“Peki ustam, samimi insanlarla diğerlerini nasıl ayırt ederiz?” deyince ustam sinirlendi…
“Tecessüs bizde -ilim öğrenme dışında- iyi değildir; kendi işinle ilgilen, sana ne onu bundan ayırt etme işinden!” dedi.
Çay verecektim, kalkıp kendisi almış. Nasıl sinirlendiyse…


YORUMLAR