Her şehrin kendine mahsus bir hafızası vardır. Bu hafıza kimi zaman asırlık bir çınarın gölgesinde, kimi zaman taş bir hanın sessiz koridorlarında, kimi zaman da sararmış sayfaların arasında saklanır. Ankara denildiğinde akla çoğu zaman resmî binalar, geniş bulvarlar ve devlet ciddiyeti gelir. Oysa bu kadim başkentin, gürültüden uzak, ruhunu besleyen başka bir yüzü daha vardır. İşte o yüzün en kıymetli duraklarından biri, yıllardır kitapseverlerin gönlünde müstesna bir yere sahip olan Aşiyan Sahaf’tır.

Adını bilenler için burası bir dükkân değil, adeta bir irfan meclisidir. Kitapların yalnızca satıldığı değil, konuştuğu; insanların yalnızca alışveriş için değil, gönül zenginliği için uğradığı bir kültür ocağıdır. Raflarda dizili binlerce eser kadar, o rafların arasında kurulan dostluklar da kıymetlidir.
Bu güzel mekânın kurucusu merhum Ethem Coşkun, Ankara’nın yetiştirdiği zarif kültür insanlarından biriydi. Kitabı sadece bir meta olarak görmeyen, onu medeniyetimizin en kıymetli emaneti kabul eden bir gönül ehliydi. Sohbetlerinde edebiyatın incelikleri kadar tarihin derinlikleri, Türk musikisinin letafeti kadar eski İstanbul’un ve Ankara’nın hatıraları da yer bulurdu. Onun yanında geçirilen birkaç saat, bazen aylarca okunacak kitaplardan daha öğretici olurdu.
Aşiyan Sahaf’ın en büyük zenginliği belki de raflarındaki nadide eserler değil; o eserlerin etrafında oluşan muhabbettir. Çünkü gerçek sahaflar yalnızca kitap satmaz; kitapla insan arasında köprü kurarlar. Nice genç araştırmacı ilk kaynak eserini burada bulmuş, nice akademisyen yıllardır aradığı bir kitaba burada kavuşmuş, nice edebiyat meraklısı burada tanıştığı dostlarla ömür boyu sürecek arkadaşlıklar kurmuştur.
Bugün Ethem Ağabey aramızda değil. Fakat bazı insanlar, bu dünyadan göçseler de geride bıraktıkları eserlerle yaşamaya devam ederler. Onun emanet ettiği bu kıymetli kültür yuvasını oğlu Cantürk Coşkun ile Ceyhan Coşkun aynı hassasiyet ve aynı vefa duygusuyla yaşatmaya çalışıyor. Bu gayret, sadece bir aile işletmesini sürdürmek değildir; Ankara’nın kültürel belleğini korumak, kitap medeniyetimize sahip çıkmak ve gelecek nesillere bir emanet ulaştırmaktır.
Teknolojinin baş döndürücü hızına kapıldığımız, ekranların kitapların yerini almaya başladığı bir çağda, sahaflar her zamankinden daha büyük bir anlam taşıyor. Çünkü sahaflar, yalnızca eski kitapların değil; eski zarafetin, eski sohbetlerin ve unutulmaya yüz tutmuş insan sıcaklığının da son sığınaklarıdır. Bir fincan çayın eşlik ettiği uzun sohbetler, raflardan uzanan kitap tavsiyeleri, hiç tanımadığınız insanların aynı yazar etrafında dost olması… Bunların hiçbiri dijital dünyanın sunabileceği şeyler değildir.
Aşiyan Sahaf, Ankara’nın kültürel vicdanıdır. Bir şehrin hafızasının yalnızca müzelerde değil, yaşayan mekânlarda da korunabileceğinin en güzel örneklerinden biridir. Buraya yolu düşen herkes, yalnızca bir kitapla değil; yeni bir fikirle, güzel bir dostlukla ve zenginleşmiş bir ruhla ayrılır.
Eğer bir gün yolunuz Ankara’ya düşerse, vakit ayırıp Adil Han’ın o mütevazı koridorlarından geçin ve Aşiyan Sahaf’ın kapısını aralayın. Belki uzun zamandır aradığınız bir kitabı bulursunuz. Belki de hiç aramadığınız hâlde, içinizde eksik kalan bir duyguyu…
Çünkü bazı mekânlar adres değildir; hatıradır.
Bazı insanlar sadece kitap bırakmaz; bir kültür, bir ahlak ve bir medeniyet mirası emanet eder.
Merhum Ethem Coşkun’un Aşiyan Sahaf’ı da işte böyle bir emanettir. Bu emanete sahip çıkan herkes, aslında Ankara’nın ruhuna sahip çıkmaktadır.



YORUMLAR